Gerileme Belirtisi: Kahramanlar Yaratmak

Memleket meselelerini ele alırken en sık yaptığımız hatamız, birilerini kahraman birilerini de hain ilan etmeye odaklanmaktır. Bu, bir çeşit dinselleşmedir. Dinselleşme yalnız daha fanatik Müslüman ya da daha fanatik Hristiyan olmakla sınırlı değildir.

Ülkeye akılla bakıp sorunları tespit etmek, duyguyla bakıp kapkaranlık bir dünya yaratmakla aynı şey değildir. Sorunları ele alırken yıkılmış ya da yıkılmak üzere olan bir ülkeyi anlatmak, topluluklara vaaz verirken cehennemi olabildiğince abartan bir vaizin psikolojisine benzer. Bu iki durum, insanlarda ya kurtarıcı beklentisi ya da dünyadan umudunu keserek bir köşeye çekilme isteği yaratır.

Kurtarıcı bekleyen de umudunu kesip ölüp ebediyete gideceği günü bekleyen de tüm tüm zulümlere, tüm acılara açıktır. Birine göre, zulüm arttıkça kurtarıcının gelişi yakındır. Diğerine göre, çekilen acılar ebedî hayatta huzur getirecektir.

Ülke meselelerine bakışımız çoğu zaman duygusaldır. Ya kahraman ararız ya da hain, “insan” aramayız. Oysaki kahramanlığın ve hainliğin ölçütünü belirlemek sanıldığı kadar kolay değildir.

Şöyle düşünelim: Güç sahipleri için basın ve medyayı kullanarak kahraman ve hain yaratmak çok kolaydır. Tamamen kurgulanmış olay ya da gerçek bir olay içinde abartılmış bir rol, kahraman yaratmak için gayet yeterlidir. Tamamen kurgulanmış olay ya da çarpıtılmış bir rol de hain yaratmak için yeterlidir.

Vatan için hiç düşünmeden bir veya birkaç uzvunu kaybetmiş ve bugün hakkını arayan gazilerimizi görmezden gelen basın ve medya kuruluşlarının donanımsız kimseleri milyonların önüne “uzman ve kahraman” sıfatıyla sunması da meselenin başka bir tarafıdır.

Kahraman imajıyla sunulan kimselerin toplumu yönlendirme potansiyeli vardır. Yine bu kimselerin toplumda karşılık bulmayan tavırları ya da ahlak dışı davranışlarının büyük hayal kırıklığı, dolayısıyla ümitsizlik yaratma ihtimali vardır. Böylece zaten duygusallık içinde kahraman ve hain arayarak bütün sorunları birinin yokluğuna ötekinin çokluğuna bağlayan toplum için büyük bir ruhsal çöküntü kapıya gelir.

Kahraman olarak anılmasa bile belli bir camianın içinde olan, binbir türlü kutlu sıfatla şişirilerek kanaat önderi yapılan kimselerin foyası ortaya çıkınca o camianın mensuplarından sıklıkla şunları duyarsınız:

– Olur mu canım öyle şey?

– Sen fitneci misin?

– Büyük fikir adamı, fedakâr eylemci; büyük bedeller ödemiş, cezaevinde yatmış bu yüceler yücesi insan hakkında nasıl böyle konuşursun?

Bu sözlerin ideolojisi yoktur, farkında olmadan köle hâline gelmiş kimselerin duaları gibidir bu sözler âdeta. Bu sözler, hakikati görmemesi için insana yapılmış kara büyü gibidir hatta.

Oysaki fitne, kahraman ve hain arayışındadır. İnsan, insan olarak kalmamak için direttikçe hayalî bir kahramanlık ve hainlik arasında gidip gelecektir. Belki günün birinde, şişen egosu yüzünden gerçekten hain olacaktır.

Zayıf, yetersiz, hatalı olabileceğini kabul etmeyen bir kişinin insan olma yolculuğu başlamamış demektir.

Bu yüzden liderler de iki türlüdür.

Birincisi, milletin karşısına çıktığında insan olma yolculuğu çoktan başlamış olanlardır. Bu insanlar kutlu sıfatları tarihe bırakırlar. Bilirler ki kişi, gözünü açtığı ilk an ve son nefesini verdiği son an arasındadır. Toplulukların taktığı sıfatlara itimat etmezler. Böylece yön almazlar, yön verirler. Yaratırlar. Yıkarlarsa da tekrar yaratmak için yıkarlar.

İkincisi, milletin karşısına çıkmadan önce alkış ekibiyle gezenlerdir. Ne kadar çok ululanırlarsa o kadar çok yön alacak duruma gelirler. Doğal olarak böyle bir liderlik gerçek liderlik değildir. Yıkarlar, yıkarlar, düzeltmek için tekrar yıkarlar.

Yapma amacı olmadan yıkma amacını taşıyan bir kimse için yok etmenin sınırı yoktur. Sinirlenir, öfkelenip yıkar. Sevinir, öz güveni yerine gelip yıkar. Yıkılacağı güne kadar yıkar.

Bitirelim…

Kahraman olmak için yola çıkılmaz. O amaçla yola çıkılırsa haine dönüşme ihtimali daha yüksektir.  

Nasıl ki bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibiyse insanlığını koruyan da bütün insanlığı korumuş gibidir.

İnsanlığını ve insanlığı koruyanlara selam olsun.

Ve şunu da unutmayalım: Karanlıkta kahraman ve hain aranmaz, ışık aranır.