Aklın ve Ahlakın Ritmi

Şöyle diyordu Savaş Fotoğrafçısı: “Önce ahlakınız değişir, sonra sınırlarınız.”

Aklın ve ahlakın ritmi bozulduğu zaman kişi artık bir zombiden farksızdır. Bu durum bütün topluma yansıdığı zaman toplum artık bir zombiye döner. Hareket var ama yararsızdır, ses var ama anlamsızdır. Düşünce ise maalesef yoktur.

Amerika’nın Afrika ve Irak’ı işgalinden sonra Avrupa ülkelerinde bile görülen geniş çaplı protestolar vardı. Onca bombalı saldırının, suikastin, korku yaratan eylemlerin gerçekleştirildiği 90’lı yıllarda sokaklara çıkmaktan korkmayan bir millet vardı Türkiye’de de.

Zamanla Türkiye’de ve dünyada protestolar ahlaksızlık ve terörizmle özdeşleştirildi. Basını ve medyayı kontrol altına alan iktidarlar, sokaklara çıkanları vatan hainliğiyle suçladılar. Protestolar bilinçli şekilde kışkırtıldı, eylemler büyük bir ustalıkla amacı dışına çekildi.

90’lı yıllarda öldürülen aydınları, 2000’lerde Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla içeri alınan aydınlar takip etti. Hem öldürdüler hem içeri aldılar hem de “katil” dediler.

İtibar suikastleri aldı başını gitti.

Diğer yandan yolsuzlukları açıklayan muhalefet partilerine “dünyanın en büyük lahmacunu” haberiyle karşılık veren sözde gazeteciler türedi.

Ünlü olmak için insanlıktan çıkanların sayısı sosyal medyayla birlikte artarken gözleri ve aklı ekranda kayıp duran videolara takılmış kitleler yaratıldı.

Sosyal medyada mangalda kül bırakmayıp ilk zorlukta dağılan sözde kanaat önderleri türedi. Dışarıda birbiriyle selamlaşmayanlar, sosyal medyada birbirleriyle sıkı fıkı veya düşmanca bir sanal ilişki içine girdiler.

Kuzu postuna giren muhalifler oldu. Muhalefet yükselince geleceğin ihaleleri için geldiler, operasyonlar başlayınca yeni ihaleler için sattılar.

Düşüncenin ve tavrın sahteliğinde, yalanlar iktidar olur.

Ne yazık ki esip gürlemekle, kulağa hoş gelen hamasi sözler söylemekle sınırlar korunmuyor.

Ahlakının değiştiğini gören, sınırlarına el koyuyor.

Ve hep aynı döngü akıp gidiyor: Sanal tepki, sahte tavır, boş düşünce, yoz duygu, bitik hafıza ve tekrar, tekrar başa…

Özgür insanlar kukla değildirler, onları ayakta tutan ve yürüten ipler yoktur. Onlar bilirler ki insanı ayakta tutan, aklın ve ahlakın ritmidir.

Bunlar ruhun omurgasıdır, bozuldu mu geçmiş olsun.

Mustafa Kemal’in zamanında çukura düşmemek için son bir gayrete ihtiyacımız vardı. Şimdi çukurdan çıkmak için bir ilk gayrete ihtiyacımız var.