La Grande Aquila’nın İradesi
Batılıların “Grande Aquila” ve “Grand Turco” olarak andığı II. Mehmet, 3 Mayıs 1481’de Hünkar Çayırı denen yerde ansızın öldü.
Tarihteki en enteresan hastalık “ansızın öldü” olsa gerektir. Osmanoğullarında bolca bulunur.
Büyük Fatih’in son seferinin nereye olacağı belli değildir. Kimine göre Roma’ya yürüyecekti ancak Anadolu’ya geçişi soru işaretidir. Kimine göre Anadolu’ya geçişi Memlükler içindir ancak bunun da kanıtı yoktur.
Sonuç itibariyle -birkaç hastalığına rağmen- tarihi kaynaklar ele alındığında birçok araştırmacı için II. Mehmet’in zehirlendiği kesindir.
Venedik elçisi, Venedik’e o meşhur cümleyi yazdı: “La Grande Aquila ê morta!”
“Büyük Kartal öldü!”
II. Mehmet, bilindiği üzere iki defa tahta geçti. Romantik kaynakların aksine her ikisinde de tahtta olmayı istiyordu çünkü Osmanlı saltanatında bir gerçek vardır: Padişah, tahtını korumak zorundadır; şehzade, tahta geçmek zorundadır.
Başarısızlığın bedeli ise çoğu zaman “ansızın öldü”dür.
II. Mehmet, Varna Savaşı’ndan iki yıl sonra bir yeniçeri isyanıyla tahttan indirildi. II. Murat, Varna’dan iki yıl sonra tahta geçebildi.
Büyük dahilerin hayatta kalabilmeleri için büyük irade sahibi olmaları gerekir. Mehmet’in bir şansı da vardı ki iki ağabeyi kendinden önce ölmüştü.
Mehmet’e bir başarı lazımdı, İstanbul’u hedefe koydu.
Lucas Notaras’ın fetihten sonra II. Mehmet’e anlattıklarına göre Doğu Roma’dan rüşvet yiyen Çandarlı Halil Paşa, başından itibaren fethe karşıydı.
Konstantinopol onun ve babasının başından beri ekmek kapısıydı.
Fetret Devri’nde Musa Çelebi’nin yanında yer alan Çandarlı İbrahim, şehzadenin emriyle haraç istemeye gittiği Konstantinopol’de Doğu Roma’nın müttefiki Mehmet Çelebi’nin tarafına geçmişti.
Fetihçi bir anlayışa sahip olan Musa Çelebi, birbiri ardınca kendisini satan adamlarının ihanetiyle taht mücadelesini kaybetti.
Şimdi ise oğlu Çandarlı Halil’in bunu devam ettirmiş olduğu açıktır.
İstanbul’un fethi, ordunun kahramanlığından ziyade II. Mehmet’in kırılmaz iradesinin eseridir.
Çandarlı Halil güçlü bir fraksiyonun başında olmasına, kuşatma boyunca II. Mehmet’e direnmesine rağmen başarılı olamadı.
Türklere karşı birçok başarı elde eden Yanoş Hünyadi’nin İstanbul’u kurtarmaya geldiği söylentisini yayanlara karşı orduyu harekete geçirmeyi başaran yine II. Mehmet’in aklı iradesidir.
İlk nutkunda atalarını anan, milliyetçi denilebilecek bir söylemle orduyu teşvik eden Mehmet; orduyu harekete geçirebilmek için ikinci nutkunda ganimet ve bakire kızlar vadediyordu. Üstüne bir de Eyüp Sultan’ı rüyasında görerek kabrini buluveriyor, fetih yanlısı Akşemseddin’le ordunun manevi gücünü artırıyordu.
Büyük adamların irade ve aklı, gerektiğinde ölüyü diriltir.
II. Mehmet, çok sevdiği İstanbul’un üç gün boyunca yağmalanmasına müsaade etmek zorunda kaldı.
Yağma olmayınca cihat olmuyordu.
Tanınmaz hâle gelen İstanbul’u, Latin vahşetinden önceki görkemli günlerine kavuşturmasını sağlayan da yine Mehmet’in iradesidir.
Sultan Mehmet ne yaptığını biliyordu.
İmparatorluğu gayet bilinçli şekilde kurdu. Roma söylemi de Truva söylemi de çok zekiceydi. Batı’yı önemsiyor, oradaki yeniliklere ve kültüre ilgisiz kalmıyor ama Truva üstünden Asyalı bilinci oluşturuyordu.
Hristiyan dünyasında dinsiz sayılan yazarları dahi sarayına almaktan ve okumaktan çekinmiyordu.
Miskin tekkelerin elinde bulunan toprakları alıp kamulaştırdı. Her birini tımar olarak vererek işlemesini sağladı.
Tekkeleri, tarikatları üzdü.
Fetihten fetihe koşuyor, savaşmaktan asla hoşlanmayan yeniçerileri her fırsatta hizaya getiriyordu. Boğdan’da yenilirken bile atını sürüp ön saflara ilerlemekten çekinmiyordu.
Doğulu bir sultanın saraya heykel ve resim sokması, birçok kafaların kesilmesi demektir. Merhametli olmasına karşın birçok kelleyi de uçurmuştur.
Ölümünden sonra ise bir karşı devrim gerçekleşmiştir.
Daha şehzadeliğinden itibaren içkiye düşkünlüğüyle bilinen ve bir taraftan da aşırı dindar olan II. Beyazid, babasının ani ölümünden sonra karşı devrim yaptı.
Heykelleri, resimleri saraydan attırdı.
Matematikçi ve Şair Molla Lütfi’yi dinden çıktığı iftiralarını bahane ederek astırdı.
Tekkelerden, tarikatlardan alınan toprakları aynen iade ettirdi.
Sarayındaki Batılı isimlere babası hakkında “müstebit” ve “dinsiz” dediği söyleniyor ki yaptıklarına bakılırsa bunları söylemesine gerek yok.
Türklerin düşmana karşı cesareti bilinir. Büyük Türk olmanın yolu, içeriye karşı irade göstermektir.
İstanbul’un fethine inanmayanlara karşı II. Mehmet, Milli Mücadele’ye inanmayanlara karşı Mustafa Kemal; irade ve akıllarıyla hem kurmuş hem de kurtarmışlardır.
Bu vatana hizmet etmek isteyenler, her durumda irade sahibi olmalıdır.
İradesi olmayan lider, oyuncak liderdir.
İradesi olmayan lider, kukla liderdir.
İradesi olmayan lider, ancak ve ancak zavallı liderdir.
İradesizlikten meşruiyet doğmuyor.


