Korkma, Savaş, Diren!

Tüm despotların en büyük silahı korkudur; çünkü insan özgürlüğünün en büyük düşmanı korkudur.

İnsanı esir eden üç şey; korku, ahlâksızlık, akılsızlıktır.

Aklın ve ahlâkın dengesi şaştığı zaman özgürlük anlamını yitiriyor ve başıboşluğa dönüyor.

Başıboş insanın özgürlüğe dair attığı nutuksa toplumların aklını yitirmesi için çırpınmasından ibaret oluyor.

“Bir tuşla bir ülkeyi yerle bir edecek süper güçler” demagojisi bitti. Laf ebeleri, bu tip sözler içine gizledikleri korkuyu da yanlarına alarak firara hazırlanıyorlar.

ABD’lilerin kendi kara doktrinleri ne diyordu: “Bir ülkeyi istediğiniz kadar havadan bombalayın, atomlarına kadar ayırın ama karadan işgal etmedikçe fethetmiş olamazsınız.”

Amerikan ordusu bu doktrini her zaman itinayla doğruladı.

Sadece yaktı, yıktı ama her seferinde de rezil oldu.

Türklerin tarihini yakıp yıkmanın tarihi olarak anlatanlar, ABD’nin cehennem yaratıcılığını kutsayıp durdular.

Fiyasko devlet adamları, fiyasko savaşlar yaratarak kendi ülkelerinin itibarını beş paralık ettiler.

“Sahibinin sesi”, sosyal medyada “Eğer bir ülkenin bombalanması gerekiyorsa bombalanacaktır, çözüm böyle olacaksa böyle olacaktır.” diye atıp tutsa da kara harekâtı için başka milletleri tetikçi yapmaya çalışanların zavallılığını gizlemek imkânsız hâle geldi.

“Sahibinin sesi”, şanlı Türk ordusunun yaptığı her operasyonda hoplayıp zıplayıp demokrasi masalları anlatırken de ABD ordusunun cinayetlerini alkışlarken de mobil bankacılığın para şıngırdatmalı bildirimleriyle köçeklik yaptılar.

Emperyalizmin ve siyonizmin hayalleri, Kızıldeniz’de USS Gerald R. Ford uçak gemisinin alevlerine karışmaya başladı.

Bir tuşla ülkeler yıkan tasmalı imparatorlar, bir fotoğraf makinesiyle ifşalanan sapıklıkları karşısında akıllarını yitirdiler.

Olmayan şahsi itibarlarını, devletlerinin uluslararası itibarlarını yok ederek kurtarmaya kalktılar.

Ve yine rezil oluyorlar.

Ve her gerçek bize, adım adım gelen isyanı fısıldıyor: “Korkma, savaş, diren!”