Papa Eftim Efsanesinin Otopsisi

Sahte Tarihin Rum Mezarlığındaki Sonu ve Devlet Adına Pazarlanan bir Hafıza Tahrifatı

Bu yazı bir mezar yazısı değildir.
Bu yazı bir aileye saldırı da değildir.

Bu yazı; anayasal laikliğe aykırı biçimde kamusal alanda üretilmiş ve yıllarca korunmuş
bir tarih suistimalinin kayda geçirilmesidir.

Ve evet, bu kayıt bazılarını rahatsız edecektir.
Çünkü bu metin bir iddiayı değil, artık savunulamaz hale gelmiş bir anlatının sonunu ilan eder.

Devletin Gölgesinde Oynanan Tiyatro: Kullanışlı Düşmanlık

Papa Eftim ve ailesi yıllardır kendini şu pozisyona yerleştirdi:
“Türk’ten daha Türk”,
“Fener’e karşı milli set”,
“Devletin yanında duran kilise”.

Bu söylem uzun süre iş gördü.
Çünkü Fener Rum Patrikhanesinin tarihsel ve siyasal bagajı ağır kirlidir.
Ve bu ağırlık, sahte bir karşıt figür üzerinden perdelemeye çok uygundur.

Ama bugün artık şu netleşmiştir:

Papa Eftim anlatısı, Fener’le gerçek bir hesaplaşma üretmedi. Sadece meseleyi kişiselleştirerek bulanıklaştırdı.

Gerçek sorunlar konuşulmadı.
Yapısal imtiyazlar tartışılmadı.
Mülkiyet, temsil ve laiklik başlıkları bilinçli biçimde ertelendi.

Bunun yerine ne yapıldı?

Bir kişi, bir aile ve bir mezar üzerinden “milli refleks” üretildi.

Türk oğlu Türk’üz Diyen Diller, Bedeni Rum’a Teslim Eden Eller

Papa Eftim’in mezarının Rum Ortodoks Mezarlığı’nda bulunması, tek başına ele alındığında “kişisel tercih” denilerek geçiştirilebilir.

Ama mesele burada bitmiyor.
Çünkü bu bir istisna değildir.

Papa Eftim’le birlikte, ailesinden vefat eden çocuklar da aynı Rum Ortodoks Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Üstelik bu definler;

• kendiliğinden olmamış,
• idari süreçler işletilmiş,
• devlet makamlarından açıkça izin ve destek talep edilmiştir.

Bu noktadan sonra artık şunu söylemek zorundayız:

Bu, bireysel bir tercih değil süreklilik arz eden ailesel bir kimlik inşasıdır.

Ve bu tercih, kamuoyuna anlatılan “kopuş”, “ayrılık” ve “alternatif cemaat” söylemiyle asla örtüşmüyor.

Toprak yalan söylemez.
İnsan söyler.

Cemaatsiz Patrik, Topraksız Kilise

Ezber cevap bellidir: “Mezarlık dini gelenektir.”

Evet.
Ama hangi geleneğin?

Eğer Papa Eftim ve ailesi gerçekten;

• Fener’le bağını koparmış,
• Rum Ortodoksluğunu reddetmiş,
• “Türk Ortodoksluğu” adıyla ayrı ve yaşayan bir cemaat kurmuş olsaydı, en azından şu olurdu:

• o anlatının bir mezarlığı,
• bir defin alanı,
• sembolik de olsa bir toprağı.

Bütün bunlar varmı? Yok.

Çünkü ortada yaşayan bir inanç sistemi yok, siyasi ihtiyaçlara göre dolaşıma sokulmuş bir söylem var.

Ve toprak, duruma göre politik anlatılara biat etmez.

Ata’nın İmzasıyla Sahte Çek Yazmak: Nutuk’ta Olmayan Cümle!

Papa Eftim’in mezar taşında yer alan ve Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen “Bu memlekete bir ordu kadar hizmet etmiştir” cümlesi;

• Nutuk’ta yok,
• TBMM zabıtlarında yok,
• Resmi arşivlerde yok.

Bu söz, yalnızca aile anlatılarında var.

Ve bu sözün bir mezar taşına kazınması, masum bir övgü değildir.

Bu, Atatürk’ün adını ve Türk devletini belgesiz bir hikâyeye açık çek gibi kefil yapmaktır.

Kamusal alanda sergilenen bir mezar taşı, özel bir hatıra değildir.
Okunur. Tekrar edilir.
Sessizce “doğru” kabul edilir.
İşte milli hafıza tam da böyle tahrif edilir ve sahte bir tarih yaratılır.

Miras Yedi Torunların Denetimsiz Saltanatı

Bu anlatı geçmişte kalmış değil.
Bugün torunlar üzerinden güncellenmektedir.

Papa Eftim’in torunları;

• kilise temsilcisi sıfatıyla,
• dini kimlik adına,
• siyasal içerikli açıklamalar yapıyorlar.

Bir yandan “Türk Ortodoks” mirasıyla milli dile yaslanılırken diğer yandan Rum Ortodoks geleneğinin uluslararası söylemi kullanılıyor (Papa Eftim’in Athenagoras’a, “cihan (ekümenik) patriği” övgüleri dizdiğini unutmayın.).

Bu bir kültürel çoğulluk değildir.

Bu; denetlenmeyen, muğlak ve çift yönlü bir temsil iddiasıdır.

Ve tam da bu yüzden anayasal bir meseledir.

Cübbeli Siyasetin Dokunulmazlığı: Laiklik Anıtkabirde mi Kaldı?

Mustafa Kemal’in laiklik anlayışı bir yorum değildir.
1924’ten 1937’ye uzanan açık ve yazılı bir kurucu devrimlerin tercihtir.

Bu tercih şunu söyler:

• Dini cemaatler siyasal temsil makamı değildir.
• Hiçbir inanç grubu “milli irade” adına konuşamaz.
• Devlet, dini figürler üzerinden meşruiyet üretmez.

Bugün kilise temsilcisi sıfatıyla siyasal konuşmalar yapılabiliyorsa burada sorun “kim konuştu” değil,
konuşanların neden durdurulmadığıdır.

Sadakat Değil, Araçsallaştırma: En Büyük İhanet

Atatürk’ün hiç söylemediği bir söz mezar taşına kazınırken, aynı anda onun en temel devrimlerinden biri fiilen askıya alınmaktadır.

Atatürk’ün adı kullanılıyor ama laiklik yok sayılıyor.

Fotoğrafı binalarını boydan boya kaplıyor ama ilkeleri görmezden geliniyor.

Bu, bir bağlılık değildir.
Bu, Mustafa Kemal’i araçsallaştırmaktır.

SON SÖZ: Milli Onur İçin O Yazı Silinmelidir

Bu yazı mezarlara saldırmak için yazılmadı.
Bu yazı ölülerle kavga etmez.

Ama şunu açıkça söylüyoruz:

• Atatürk’ün söylemediği bir söz kamusal alanda tutulamaz.
• Çifte kimlikli temsil laikliğe aykırıdır.
• Sahte karşıtlıklar, gerçek hesaplaşmaların yerini tutamaz.

Toprak doğruyu söyler.
Taş bazen yalanı taşır.

Cumhuriyet, taşı değil belgeyi, efsaneleri değil ilkeleri esas almak zorundadır.

Ve evet,

Atatürk’e ait olmayan o cümle, Rum Ortodoks mezarlığında bulunan o mezar taşında yani kamusal alanda tutulamaz.

Tutulmamalıdır ve silinmelidir.

Bu bir intikam çağrısı değil.
Bu milli hafızaya ve milli onura bir kayıt düşmedir.

Ve bu kayıt artık isteseniz de silinemez.

Dip Not ve Önemli Hatırlatma:

1924-1937 kurucu laiklik anlayışı şunu söyler:

  • Devlet, dini kimlikleri siyasi temsil makamı olarak tanımaz.
  • Dini unvanlar, siyasal veya kamusal temsil yetkisi üretemez.
  • Hiçbir kişi ya da yapı, “inancım adına” gerekçesiyle konuşarak devlet alanında meşruiyet devşiremez.

Çifte kimlikli temsil tam olarak bunu delmeye çalışır:

  • Bir yandan “ben sıradan bir vakıf yöneticisiyim” der,
  • Öte yandan “ben bir kiliseyi, bir geleneği, hatta tarihsel bir misyonu temsil ediyorum” algısı yaratır ve laiklik ilkesini delik deşik eder.

Kaynaklar

  • TBMM Zabıt Ceridesi, 1920–1938
  • Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, TTK Yayınları
  • Teoman Ergene (Papa Eftim), ilgili eser
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü azınlık vakıfları kayıtları
  • Rum Ortodoks cemaat mezarlıkları resmi defin kayıtları
  • Erik Zürcher, Turkey: A Modern History
  • Baskın Oran, Türkiye’de Azınlıklar
  • Bernard Lewis, The Emergence of Modern Turkey