KKTC’deki Sahtekarlık Şebekeleri ve Barış Köyü Skandalı!

FETÖ’nün tezgahladığı ERGENEKON KUMPASININ içine yerleştirdiği ve her kesimden KOÇBAŞLARInı yazmıştım. Mesela görme engelli öğrenciler üzerinden milleti dolandıran ve FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra  tutulanan askeri öğrencilerin aileleri ile görüşüp 10 bin dolar verilirse çocuklarını cezaevinden çıkarma vaadinde bulunan ÇAKMA MEHDİ avukatı, BAL PORSUĞU bir yarbayı, türlü şaibelere bulaşmış ve şizofrenik kişiliğiyle belediye başkanlığına aday olmaya kalkan bir emniyetçiyi,   MİLLİYETÇİLİK ve ATATÜRKÇÜLÜK maskesiyle dokunulmaz olmaya çalışan BASIN SÖZCÜSÜnü, kısa dönem er olarak askerliğe alındığı için telefon konuşmalarında dahi Türk devletine ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin subaylarına türlü hakaretler eden ve sonrasında sosyal medya üzerinden “MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ” diye hamaset yapıp takipçilerini aptal yerine koyarak parlamaya çalışılanları, beş para etmez kişiliğiyle devlete akıl vermeye kalkanları ve KKTC’de BARIŞ KÖYÜ yapacağız diye milleti dolandıran Noel Baba’nın PAÇOZ CİNLERİni yazmıştım.

Elbette bunların hepsini ve eklenecek yeni isimlerle birlikte tek tek, isim isim yazacağım ve eminim ki sizler de okuduğunuzda hayrete düşeceksiniz.

FETÖCÜ ajanlar TARAF paçavrasının manşetinden Türk devletine ve milletimize karşı salyalarını akıtarak ne diyorlardı?  “DEVLET BAĞIRSAKLARINI TEMİZLİYOR”

Madem öyle, şimdi Türk ordusuna ve devletine aleni olarak savaş açan FETÖ’nün ERGENEKON KUMPASINA yerleştirdiği veya devşirdiği KOÇBAŞLARInın kimler olduğunu, bugün neler yaptıklarını, Türkçü, milliyetçi veya Kemalist maskeler ardına saklanarak gizlenenlerin icraatlarını ifşa etmek şart oldu!

Sevgi ERENEROL’un da yönetim kurulunda yer aldığı  Noel Baba Konseyi’nin başkanı ve Vakit gazetesinin internet sitesi olan  habervaktim.com’da yazarlık yapan ama aynı zamanda kurucu yöneticiler arasında -ki İsrailli iş ortağıyla Bursa Belediyesinden iş almak için Bursalı bir gazeteciye ricacı olan ve gazetecinin bu işi engellediğini öğrendiğimiz- Abdurrahman DİLİPAK’ın da yer aldığı 5gvirusnews.com’un yöneticisi Muammer KARABULUT ile başlayalım.

Daha önceki yazılarımızdan Noel Baba Barış Konseyi ve bu sözde konsey üzerinden hem dernek üyelerini dolandıran hem de Türkiye ve Kıbrıs’ta devlete kazık atmaya kalkan Muammer Karabulut’u hatırlayacaksınız.

Şimdi söz verdiğimiz üzere RESMİ BELGELERLE birlikte işi daha ayrıntılı bir şekilde ele alacağız. Böylece millete yeri geldiğinde “BARIŞ” yeri geldiğinde “KOMPLO’” şimdilerde ise “DÜNYA SAĞLIĞI” komplo teorisi satan bu tip zavallıların gerçek yüzünü daha yakından görmüş olacağız.

İlk olarak “Kıbrıs Postası” isimli KKTC gazetesinin farklı tarihlerde yayımlanmış iki haberine bakalım.

26 Mart 2016 tarihli haberin başlığı ve içeriği şu şekilde:

“Noel Baba Barış Köyü konusunda tıkanan sürecin hızlandırılması için çağrı

Noel Baba Barış Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Karabulut, uluslararası alanda, Noel Baba Barış Köyü’nün 2016 yılında açılacağı duyurusu yapıldığına dikkat çekerek, Cumburbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan Ömer Kalyoncu, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’den tıkanan süreci hızlandırmasını istedi.”

Muammer Karabulut’un iddiasına göre, çok önemli, çok saygın, 41 ülkede tapınılan (!) Noel Babacılar; 928.923,81 metrekare çapında olan bir alanda Noel Baba Barış Köyü kurulacak; KKTC gayri safi milli hasılasına büyük katkı sunacak bu köyde 41 ülkenin temsilciliği olacak, 3000 kişiye iş imkanı sağlanacak, 2016 yılında 41 ülkeyle beraber barış köyü açılacak.

Sonra bu 41 ülkenin şizofrenik köyünü gören dünyanın geri kalanı da el ele tutuşup barış halayına girerek Mesih, Mehdi, Moşiyah, Krishna ne varsa hepsini yeryüzüne indirecek (!).

Tek kişilik konseyimizin MASONİK kulüplere, sabıkalı Yahudilere, NATO’ya ve rahibelere kadar verdiği ödüller bu eşsiz hayallerin somut belirtileri olarak gözümüze çarpıyor.

Şimdi Kıbrıs Postası’nın 2 Ocak 2020 tarihli haberine bakalım:

“Noel Baba kimlik değişti ama nafile!

Her hükümet değişiminde cinlerini salıp durumu fırsata çevirmek isteyen Noel Baba Barış Vakfı yine sahnede…”

Sakın gazetede bir tutarsızlık olduğunu düşünmeyin. Durduk yere mi böyle yazdılar? Asla. Haberin devamına bakalım:

“KKTC’den deport edilen ve projesine ilişkin dava süreci devam eden KARABULUT, yeni yılın ilk gününde ‘cinlerini’ bir kez daha sokağa saldı. Projenin kimlik değişimine ilişkin haberi, Türkiye’de ajanslara verdiği demeçte, ‘OLMAYAN’ Projeden Yunanistan’ı çıkartma kararıyla duyurdu.”

İlgili haberin bağlantısını dipnota yerleştirdiğim için haber metninden daha fazla alıntı yapmayıp özet geçeceğim. Ayrıca büyük harflerle vurguladığım “DEPORT” ifadesini aklınızda tutun.

5G Virüs News üzerinden paçoz bir üslupla Türk devletine “Devlet, Simon’dan Korkuyor mu?” diye saldıran bu RANTÇI, ÇEVRE KIYIMCILARININ yaptıkları öyle bir hal alıyor ki Kıbrıslı gazetecilerin haberinde aynen şu ifade yer alıyor:

“…fakat bu inşaat, orman arazisinde bir çevre kıyımına yol açtığı için çevreciler tarafından protesto edilmiş ve MEHMETÇİK BELEDİYESİNİN VERDİĞİ HUKUK SAVAŞI sonucu, Orman Dairesi ile Noel Baba Barış Vakfı arasında imzalanan sözleşmede hukuka aykırılık tespit edilmişti. Böylece inşaat durdurulmuştu.”

Bu vesileyle, geçtiğimiz yazılardaki bir hatayı düzeltelim: İzmirli olan ancak KKTC vatandaşlığına geçen ve Kıbrıs’ta iş yapan Simon Aykut üzerinden kamuoyunun dikkatini başka taraflara çekmeye çalışan bu şark kurnazları, kendi yarattıkları çevre kıyımına karşı Kıbrıs’ta devlete HUKUK SAVAŞI verdiriyor.

Şimdi hayali barış köyü projeleriyle milleti dolandırmaya kalkan bu kanun tanımaz Noel Babacıların yakayı nerede ele verdiklerine bakalım.

Daha önceki yazılarda yazdığım Vedat ÇALIK’ı kısaca hatırlayalım: Kocaeli’nde Zafer Partisi’nin kurucu il başkanlığı görevini yürütmüş, iddiasına göre parti görevlileri tarafından takip edildiğini anlayınca ipleri koparmış ve sonrasında da genel merkez tarafından görevden alınmıştı.

Bir taraftan Zafer Partisi gibi görüşü ve politikaları belli bir partinin il başkanlığını yapıyor bir taraftan da “Uluslararası Yalnızca Barışa Tarafız Konseyi” isimli oluşumu yönetiyor. Sosyal medya hesabında kendisini “Dil, din, cinsiyet, renk ayrımı yapmayan dünya vatandaşıyım.” diye tanımlıyor.

Konsey’in resmi internet sitesine girip inceleyin. Bakalım yabancı devletler tarafından fonlanan diğer STK’lerden farkı var mıdır?

Bu adına barış dediğimiz şeyin varlığından ziyade yokluğu ne kadar bereketli. Değil mi?

Şimdi Vedat Çalık’ın yaptırdığını düşündüğümüz bir haberi inceleyelim. 17 Kasım 2021 tarihli haber, “Kocaeli Halk Gazetesi” isimli sitede yayımlanıyor (Yazdırılmış bir haber olduğu için bozuk kalemlerden çıkan bozuk cümleler kendilerine aittir):

“O başkanı dolandırmışlar

KKTC’de yaşanan şirkete çökme işinin mağdurları arasında Zafer Partisi İl Başkanı Vedat Çalık’a kadar uzandı.”

Şimdi haberin abartılı alt başlığına dikkat edin:

“İKİNCİ FALYALI SKANDALI

Skandalın başlangıcı Türkiye’de faaliyet gösteren, merkezi Antalya’da bulunan Noel Baba Barış Konseyi’nin projesini gerçekleştirmek üzere KKTC’de 2016 yılında kurulan Santa Claus Peace Village LTD’nin yedieminlik veya KKTC’de yaygın adı ile %51 emanetçi hissesinin A.K’a verilmesi olarak gösterildi.”

Şimdi esas şu ifadeye dikkat edin:

“ÇALIK, 11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan edilmesi üzerine kapılarını kapatan ve KKTC’ye gidemeyen şirketin kurucusu Muammer KARABULUT’un şirkette emanetçi olan A.K’nın şüpheli girişimleri sonucu açılan dava sonrası geliştiğini ve bu durumu da yeni öğrendiğini söyledi.”

Demek bizim barış güvercinimiz, Noel Baba’nın cin oğlu cini, DİLİPAK’ın kalemşör arkadaşı Muammer KARABULUT pandemi nedeniyle Kıbrıs’a gidemiyormuş!

Öyle mi?

Devam edelim. Güya KARABULUT’a da başvuruyorlar ve o da şunları söylüyor:

“Konu aslında KKTC’ye kazandırılmak istenen 450 milyon dolarlık bir proje ile ilgili. Şirket onun için kuruldu. Davaya konu olan hadiseyi büyütmemek, KKTC’nin bir itibar kaybına uğramaması için elimizden geleni yaptık. Yaşananları KKTC Cumhurbaşkanı’ndan başbakana, ilgili bakanlıklara, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliğe, yargıya, askeri ve polis gücüne durumu ayrı ayrı bildirdik.”

Vay be… Sözde bir vakıfsın, 41 ülkenin katılımıyla 450 milyon dolarlık bir proje geliştiriyorsun, KKTC’nin gayri safi milli hasılasını artıracağını iddia ediyorsun; bir adam çıkıyor, hem herkesi tehdit ediyor hem de şirkete çöküyor. Sen de olayı büyütmemek için elinden geleni yapıyorsun.

Vay beeee!

“OLAYI BÜYÜTMEMEK İÇİN” ifadesinin anlamı bile bu SAHTEKARLIĞI ortaya koymaya yeter. Bakın bu 400 MİLYON DOLAR bile sabit değil. Kıbrıs Postası isimli gazetesinin buraya aktardığım ikinci haberinde, Karabulut’un 2015 yılında KKTC’ye MİLYARLARCA DOLARLIK YATIRIM vaadinde bulunduğunu okuyabilirsiniz. Ayrıca %150’LİK TURİST ARTIŞI ve 4 bin kişiye istihdam vaadi de var.

Vedat Çalık’a sorsanız “Tanrı ve parayı kullanan bir güce karşı savaşıyoruz.” diyor. 400 milyon dolar ya da milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyorlar (!) ama paraları da olmadan mücadele ediyorlar.

Ne yaman çelişkidir bu?

Oysa ki bu sözün alt metni şudur: Küresel güçlere karşı savaşıyoruz, bize bağış yapın!

Sizi RESMİ BELGELERE götürmeden önce son bir haberi daha alıntılayıp sonra RANTÇI KARABULUT’un KKTC hasretinin (!) gerçek sebebini yazacağım.

Oda Tv’nin 20 Ocak 2014 tarihli ve “Maden Koyu’nda Noel Baba Barış Köyü Projesi” başlıklı haberinde Karabulut aynen şunu söylüyor: “Biz deniz, güneş ve kum satmıyoruz. Barışa hizmet edecek çevreye duyarlı bir proje yapacağız. Bizim tek rantımız barış olacak.”

Yani KKTC’den önce seçilen hedef Antalya’ydı. Güya ticari bir amaçları yoktu. Deniz, güneş ve kum satmayacaklardı. Herhalde KARABULUT’un “CHP DARBECİDİR.” diye TBMM’ye dilekçe vermesi işe yaramamış ki AKP’den yüz bulamayıp KKTC’ye yönelmişler. Orada da işin ticaret boyutu önem kazanmış. Milyarlarca dolarlık yatırım, binlerce kişiye istihdam, gayri safi milli hasılayı uçurma, %150’lik turist artışı…

Şimdi gelelim belgelere.

Noel Baba’nın kurnaz rantçı cini Muammer KARABULUT, KKTC’ye pandemi yüzünden kapılar kapatıldığı için gidemiyor, öyle mi?

Alın size Kıbrıs’taki “Havadis” gazetesinden bir haber:

19 Nisan 2018 tarihli haberin başlığı aynen budur. Kıbrıs Postası gazetesi de yukarıda yazdığım gibi bu kanun tanımaz rantçının DEPORT EDİLDİĞİNİ yazdı.

Ancak yaptırdıkları mağduriyet haberlerinde bu gerçeği saklayarak açıkça yalan söylüyorlar.

Neden?

Çünkü hayali proje üstünden milletin paralarına çöküyorlar.

Pandora’nın kutusundan başka neler çıkıyor, Noel Baba’nın cini KARABULUT için?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı İnşaat Encümeni, 19 Ağustos 2019 tarihli ihbarnameyle doğrudan Muammer Karabulut’a “Haklarımıza Halel Gelmeksizin” başlığıyla şunları hatırlatıyor:

İnsanların dikkatini İsrail ve Simon’a yönlendirirken kendileri güya kalkındıracakları KKTC’nin yasalarına uymuyorlar. Müteahhitlik kaydı yaptırmadan İSKELE-KUMYALI bölgesinde koca bir yeşil alana çökerek inşaat yaptırmaya kalkıyorlar.

Uyarı alınca da yasal iş yapan insanları hedef gösterip paçoz bir üslupla “Devlet, Simon’dan korkuyor mu?” diye orada burada paylaşım yaptırıyorlar.

Tüm bunlar yetmiyor, Muammer KARABULUT bir de KKTC mahkemelerini aldatmaya kalkıyor:

Mahkemede kuzu, Türkiye’de paçoz!

Chabad vs. Siyonist örgütler dünyayı aldatmıyor mu? Aldatıyor. Ancak biz onlara DÜŞMAN diyoruz.

104 BİN STERLİNE satış yapıp KENDİ DEVLETİNE 5 BİN STERLİN satış yapmış gibi göstererek kazık atmaya kalkanlara ne denir?

Hortumcu HAİN…

Sabıkalı Muammer KARABULUT’un bir İCRAATINDAN DAHA BAHSETMEDEN GEÇMEYELİM.

KKTC’de “…Şiddet tehdidinde bulunmak, kamuya rahtsızlık vermek, UYGUNSUZ TAVIR VE HAREKETLERDE BULUNMAK suçlarıyla ilgili KKTC Başsavcılığı tarafından aleyhinde açılmış olan 4935/ 2022 sayılı davada yargılanmış ve ağır para cezasına  MAHKUM OLMUŞ.

Ve bu suçu bir daha işlemeyeceğine dair teminat senedi imzalamış.

Çok daha fazlası gelecek ama ADİ RUHLARA azap vermek için tapındıkları bedenlerinden parça parça koparmak gerekir.

Şimdi bunlarla yol yürüyenlere gelelim. Daha önceki yazılarımda Noel Baba Barış Konseyi üyeleri arasında Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi ERENEROL’un da adını yazdım.

Tekrar yazayım: Yönetim kurulunu ben seçmedim!

Benim GERÇEK bir TÜRK MİLLİYETÇİSİ olarak kuracağım ya da üye olacağım vakfın adı öyle Noel Baba filan olamaz; olsa olsa Dede Korkut olur. Sonradan Noel Baba’yı Türkleştirmeye kalkarak MİSYONERLİK FAALİYETLERİNE katkıda da bulunmazdım.

ERENEROL’un kumpas günlerinde alınan ifadesinde de bizzat belirttiği gibi kendisi bu vakfın üyesidir ve KARABULUT’la da yakın dosttur.

Noel Baba Barış Konseyi ile ilgisi olmadığını iddia ederse bu doğru olmaz!

Sevgi ERENEROL Türk Ortodoks Patirkhanesi’nin basın sözcüsü olarak bunlarla bir ilişkisi olmadığını iddia ediyorsa, bir basın açıklamasıyla bunu açıkça belirtmelidir ve kendi kurumunu da bu işlere alet olmaktan korumalıdır.

Gelelim bir başka noktaya.

“Mustafa Kemal’in askeriyim.” diye ortalarda gezip MÜBADELE üstünden Mustafa Kemal’i eleştirmeye kalkanların kuyruk acısı, Fener Rum Kilisesi’nin acısını geçmişe benziyor.

Ancak PANDORA’NIN KUTUSU açılmıştır…

Kanunsuzca iç ettiği milletin parasıyla ailesinin ve kendi hayatını idame ettiren KARABULUT’un maceralarını, YOLDAŞLARININ yediği naneleri, dolandırıcı ÇAKMA MEHDİ’nin mide bulandıran hikayesini, JİGOLO BAL PORSUĞUNUN ahlaksızlıklarını ve çok daha fazlasını BELGELERİYLE şaşkınlıkla okumaya devam edeceksiniz.

Ve kutudan çıkanlar bitecek gibi görünmüyor. Maskeleriniz düştü, artık içiniz dışınıza çıkana kadar da kapanmayacaktır.

Yazıyı bitirirken…

Dünyadaki tüm bitkilerin birbirleriyle iletişim halinde olduğu söylenir. Çiçeklere zarar veren KÖTÜ RUHLU insanların KİM OLDUĞUNU dünyanın öbür ucundaki bitkilerin de haber aldığını anlatırlar.

Ve bir fıkrayla bitirelim.

Temel ve Dursun bir gün Amerika’ya yerleşirler. Bir süre yer, içer, eğlenirler. Ne var ki kısa zaman sonra paraları biter. Ne yapacaklarını düşünürlerken akıllarına banka soyma fikri gelir. Hemen hedef seçtikleri bir bankaya giderler. Silah zoruyla kasaların olduğu bölüme girerler. Yerde iki tane kasa vardır.

Temel büyük bir heyecanla kasanın yanına gider. Kasayı açar ve içinden muhallebi çıkar. Çok sorgulamaz ve muhallebiyi afiyetle yer. Ardından para bulmak umuduyla ikinci kasayı açarlar. Bu kasanın içinden de muhallebi çıkar. Bu sefer Dursun muhallebiyi afiyetle yer.

“Allah Allah” derler, “Koskoca bankada para yok. Kasaya da muhallebi koymuşlar.”

Ertesi gün ABD’de manşetler aynen şu şekildedir: “Dünyanın en büyük sperm bankası soyuldu!”

İşte her HAİNLİĞİN ve AHLAKSIZLIĞIN sonu böyledir.   

Yazıyla ilgili BELGE ve FOTOĞRAFLAR: