FETÖ’NÜN KOÇBAŞLARI VE NOEL BABA AŞKI

“İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN”

“Biz bunu duymamıştık.”, “Biz böyle olduğunu bilmiyorduk.” sözlerini çok yakında toplumun büyük bir kısmından duyacağız.

Çünkü Brutus mevsimi başlıyor.

Bu yazıda yazacaklarımı, vatanseverlerin arasına sızdırılmak istenen koçbaşlarının cebine bayram harçlığı olarak koyuyorum.

Parayı severler, bayram harçlığı onlara yetmeyeceği için sağlam bir harçlığı daha ceplerine koyacağımın müjdesini de vereyim.

Harçlık vermeye kripto bal porsuğuyla başlıyorum.

Kamuoyunda kendi kendini kahraman olarak lanse eden ama kahramanlığı yine kendinden menkul kripto bal porsuğu, Ergenekon kumpasında koçbaşıydı; şimdi de vatansever vatandaşların arasına sızdırıldı.

Halbuki kahraman filan olduğu için değil, “askeri malzemeleri çaldığı ve beraber olduğu bir kadına cinsel ilişki görüntüleriyle şantaj yaptığı” için Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atıldı ve hakkında hapis cezası istendi. Kriptomuz Ergenekon’dan tahliye edildi ve Askeri Yargıtay bu utanç verici “hırsızlık ve şantaj” davasını “soruşturmada usulsüzlük” gerekçesiyle bozdu. “ESASTAN” bozulmayan ve “USULDEN” bozulan davalar yeniden görülür. O süreçten sonra askeri mahkemeler de ortadan kaldırıldığı için bu davanın akıbeti ise şimdilik bilinmiyor!

Kripto FETÖ’cü olarak girdiği hapisten iktidar milletvekilinin himmetini kabul ederek çıktı.

Ahlaksızlıklarına devam etti.

Önce komşusunun arazisini “Ben askerim! Ergenekon’da yargılandım!” diye gasp etmeye kalktı. Ardından arazisini gasp ettiği komşusunu ve kanunsuzluğa karşı görevini yapan kaymakamı FETÖ’cü diye ihbar etti.

İhbarı asılsız çıkınca işler tersine döndü.

Bu defa kendisi FETÖ’cü olarak ihbar edildi.

Kripto bal porsuğu “Ne halt edeceğim ben?” diye sızlanırken daha önce kendisine himmet eden vekili arayarak minnet rica onu devreye soktu. Bu adam sevimsiz bal porsuğunu karanlık elleriyle okşadı ve “Merak etme, hallederiz.” dedi.

Adamına göre inanç değiştiren (Mesela bir Alevi ile konuşurken Alevi, bir sosyal demokratla konuşurken hem sosyalist hem ateist, bir ülkücü veya milliyetçi ile konuşurken Şaman oluveren) kripto dönek yine rahatlamıştı.

Baba yadigarı olarak tanımladığı, yalnız yaşayan ve bir parça malvarlığı bulunan yaşlı bir kadıncağızı sürekli ziyaret ediyordu. Merhametsiz kalbi, yaşlı kadının 10 öğrenciye verdiği bursa çökmeyi arzuluyordu. Kripto bal porsuğunun ahlaksızlığını sezen yaşlı kadın, onun sahte tekliflerini yemedi.

Bal porsuğu, kadıncağızın servetine çökemeyince pençesini sağa sola savurdu.

Yarısı nakit yarısı sahte bal karşılığında köylülerin arazilerini elinden alan, sahtekarlığı ortaya çıkınca “Almasaydınız kardeşim!” diyecek kadar yüzsüzleşen kripto porsuğun pençesi, kendi eşinin boğazına da yapıştı.

Kripto porsuk, mal mülk uğruna saldırdığı eşine elektro şok tabancasıyla işkence etti. O kadar cani ve kurnazdı ki elektro şoku kadının kalp hizasından veriyordu.

Kadın canını zor kurtardı.

“Bu balları biz satamıyoruz, al balını ver bizim paramızı” diye arayan köylülere türlü hakaretler ederek onların telefonunu engelleyen kripto porsuğun ‘BALLI ARAZİ’ satışından zarar gören insanlar orada duruyor ve yaşıyorlar.

Bu vatandaşlarımızın başlarına gelenleri de daha sonraki yazımda tek tek yazacağım.

Şimdi bir diğerine geçelim.

Kendini kahraman diye satan olur da Ergenekon mağduru olarak satan olmaz mı?

Türlü dolandırıcıların kol gezdiği ülkemizde elbette böylesi de var.

Bu dolandırıcımız kendi ordusu aleyhine ve en yakın dostum dediği kişi hakkında da gizli tanıklık yapmış bir avukattır. Gerçekte gizli tanık olduğu Ergenekon kumpaslarında o da koçbaşı olarak kullanılacağı için sözde sanık yapıldı.

Bedel ödemeden yatan kriptolar, vatana sözde hizmetlerinin bedelini almak üzere cezaevinden çıktılar.

Her dolandırıcı gibi bütün siyasi görüşlere mensupmuş gibi davranan gizli tanık, GÖRME ENGELLİ vatandaşlarımız üzerinden bağış toplamaya başladı. En kolay ve en kârlı tüccarlık biçimi dincilik olduğu için dilenciliğinin temasını da din yaptı.

Kendi ifadesiyle “ALLAH İÇİN” yapıyordu ve “alana da satana da sevap kazandıran”, “cennetin kapılarını açan” yardım kampanyasıydı bu. Meydanı boş bulunca öyle ileri gitmişti ki “Hz. Peygambere de helaldir, diyerek bunları yedirebilseydik.” diye etrafına anlatıp içleniyordu.

Arkadaşının eşinin kitaplarını gizlice araklarken SUÇÜSTÜ olan mağdurumuzun tek yeteneği bu değildi elbette. Bir taraftan DİNDAR KEMALİST gibi görünmeye çalışıyor bir taraftan da FETÖ dahil her türlü dinci kitleden nemalanmaya çalışıyordu.

Samimi inanca sahip insanları tuzağına düşürebilmek için sırtındaki bir lekeyi gösterip “Bu Kur’an’dan işarettir ve BEN ALLAH TARAFINDAN SEÇİLMİŞ KİŞİYİM.” diye anlatan bu zavallı, hızını alamayıp kendini “HAKAN FİDAN’ın YAKIN DOSTU” olarak tanıtıyor, Müslümanlığına da kefil oluyordu.

Derken gözünü 15 Temmuz’dan sonra yargı karşısına çıkan askeri öğrencilere dikti.

Whatsapp uygulaması üzerinden askeri öğrencilerin ailelerine ses kaydı gönderen Ergenekonun bu gizli tanığı, “ADALET PAZARLIĞI”nı 10 bin dolardan açtı. Ailelere yıl sonuna kadar tahliye sözü verdi.

Kıran kırana adalet pazarlığında fiyatı 8 bin dolara indirdi. Kara alnına yapıştırdığı satılık etiketindeki 10 bin dolar, adamlığının çok üstünde bir fiyat olan 1000 dolara kadar indi.

Oysa hukuk, “Avukat teminat veremez.” diyordu.

Ahlaksızlıkta sınır tanımayanın vermeyeceği teminat yoktur.

Bir ulusu körleştirip yoldan çıkarmak için sahte kahramanlar, sahte simgeler ve her türlü iftira ve yalan üretebilecek sapkın şizofrenlere ihtiyaç vardır.

İster asker olsun ister sivil, bir kimse çıkıp da “Ben kahramanım.” diyemez. Böyle bir söz etmek için kişinin ya hayadan uzak olması ya da büyük bir sahtekar olması gerekir.

Hele ki söz konusu vatan olunca yapılan hizmete bir bedel biçilmez. İnsanın kendi kendine vuracağı KAHRAMANLIK DAMGASI olsa olsa kendini gizlemek için bir maske ve kendine yapıştırdığı bir fiyat etiketi olur.

Kiminin etiketinde “BELEDİYE BAŞKANLIĞI” hayali vardır.

Kiminin etiketinde “BİTCOİN ÜZERİNE YATIRIM YAPAR VE YATIRIM TAVSİYELERİ VERİR” yazar.

Kimi kendini sosyal medyada MUSTAFA KEMAL’in ASKERİ olarak pazarlayıp askere er olarak gittiği için hınçla dolar. İntikam hırsıyla Türk ordusuna saldırır, tıpkı dinciler gibi Türk milletinin namusu olan şerefli Türk ordusunun subaylarına “SARHOŞ” yaftası vurmaya kalkar.

Kimisi de çıkıp FETÖ’nün DOLANDIRICI NOEL BABA’larına kefil olur. Dinlerarası diyalog sosunu şarabına damlatırken bir yandan da dokunulmaz olduğunu zannetmenin dayanılmaz hafifliğiyle koltuğuna yayılır.

Bütün pislikler ilk olarak kendini saklayan halıyı çürütür. Böylece pisliklerden önce çöpe giden, kokuşmuş halı olur.

Halının hali de pisliğin hali de ibretliktir.

Acele etmeyin, hakkaniyetle hepinizi tek tek yazacağım. Herkes sırasını beklesin!

Asıl harçlığınızı bayramdan sonraya saklıyorum.

Akil adam (!) Orhan Babanız ne diyordu: “Berhudar olun.”

Tabii artık mümkünse!