Leviathan

Mevcut dünya düzeni çöküyor. “Kural temelli dünya”, bizzat bu ifadeyi insanların zihnine sokanlar tarafından bitiriliyor. Bunun askeri anlamdaki örneklerini Rusya-Ukrayna, İsrail-Filistin meselelerinde gördük, görüyoruz.

Hem Rusya hem de Ukrayna ordularında Nazi zihniyetindeki grupların olduğuna önceki yazılarımda değinmiştim.

Hem İsrail hem Filistin güçleri arasında da en önde gelen gruplar dinci fanatiklerdir. Özellikle son savaş sırasında yaşananlar, Gazze’de yapılan katliam, sözde hümanist Batı’nın Ukrayna meselesindeki tavrıyla tamamen çelişkili tutumu ve daha birçok şey de kural temelli dünyanın kendi yaratıcısı tarafından yıkıldığının kanıtı oldu.

Aslında Batı’nın bu tavrı, Asya’da yükselen güçlere karşı “Benim olmazsa Roma’yı da yakarım!” tavrıdır.

Köşeye sıkışan it misali hareket ediyorlar.

Hesaplarında şu vardır: Asya güçleriyle -özellikle Çin’le- kaçınılmaz bir savaş ve savaşın ardından yeni dünya düzeninin kurulması.

Matrix filmindeki “Zion” sahnesini izlerseniz yeni dünya düzeninde insanlığı neyin beklediğini sembolik bir şekilde görebilirsiniz. Gerçi Matrix filminin tepeden tırnağa iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Filmde okültizm ve bilimsel teoriler iç içedir. Yeni dünya düzeni de filmin içindedir.

Pandemi sürecinde insanlık tam anlamıyla bir sanallığın içine gömüldü. Sosyal medya hayatımıza daha fazla hâkim olurken Netflix üstünden tam anlamıyla tüketim çılgınlarına döndük.

Tüketim çılgınlığı yaratmak için haz duygusuna olabildiğince temas ettiler. Yani Edward Lee Bernays’ın izinden ayrılmadılar.

LGBT gibi oluşumlar üzerinden pedofiliyi bile meşrulaştırmaya çalıştılar. Avrupa’da LGBT-P (Pedosexual) hareketi kurdular. Netflix’te pedofili ögelerine yer veren yapımlara imza attılar.

Keza çok önceden İngiltere’de “Pedofili Bilgi Paylaşımı Derneği” kurulmuştu. En liberal gazetecilerin bile tepki verdiği bu derneğe Margaret Teatcher’ın da destek verenler arasında olduğu ortaya çıkmıştı.

Batı’nın bu konuda ne işler karıştırdığını bir de Jeffrey Epstein’in ölümüyle gördük.

Aslında bir matematik öğretmeni olan, daha lisede görev yaparken kız öğrencileriyle yakınlık kurduğu bilinen Epstein’in matematiksel dehası, ABD’nin vahşi kapitalistleri ve tabii Siyonist derinciler tarafından fark edilmişti.

Epstein’in kurduğu CIA destekli örgüt, özellikle Sovyetlerin dağılması sonrası Doğu Avrupalı genç kızları kullanarak büyük bir şantaj şebekesi kurdu. Epstein öldükten sonra ele geçirilen meşhur defterinde kimlerin adı yazmıyordu ki?

Epstein’in uçağına binenler arasında kimler yoktu ki?

O zamanlar prens olan Kral Charles, Prens Andrew, Barack Obama, Al Gore, Bill Gates, Steven Pinker, Noam Chomsky, Richard Dawnkins ve daha niceleri…

Öyle basit bir örgüt değildir bu.

Mesela Epstein’in ortağı Ghislain Maxwell’in kız kardeşi Isabel S. Maxwell, Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab’ın yakın çalışma arkadaşıdır.

Isabel S. Maxwell’in biyografisinde yer alan bilgilerden biri ise kendisinin “İsrail Girişim Ağı Direktörü” olduğudur.

Bütün bu bilgilere DEF’in resmi sitesinden de ulaşılabilir.

Pekiyi, Schwab çok mu masumdur?

Değildir.

Düne kadar Korona ile dünyaya şekil vermeye çalışan zihniyetin önde gelenlerindendir. Yakın zamanda da uluslararası siber saldırılar ve Güneş fırtınalarından kaynaklı elektrik kesintilerinin yaratacağı güvenlik tehditlerine karşı çalışmalara başlayan ekipleri kuran kişidir.

Tabii Schwab gibiler her zaman temiz toplum için çalışırlar (!).

Tavşana “kaç” derler, tazıyı tutarlar, sonra ikisini birden yutarlar.

Şüphe yok ki isim isim, örgüt örgüt, skandal skandal gidilse ciltler dolusu kitaplar meseleyi anlatmaya yetmez.

Ben sadece durumun özetini özetlemeye çalışıyorum.

Çocuklarınızı Dede Korkut’tan habersiz yetiştirmeye devam ederseniz bütün dünyada bir Disney nesli olacaktır ki kısmen bugün de olmuştur.

Geleceği hedefleyenler için çocuklar en önemli noktadır. Kimileri Mustafa Kemal gibi değer verip çocukların yetişeceği bir eğitim sistemi kurarken kimileri de onları ahlâksız oyunlarının bir parçası olarak görür.

Bakın size sıradan bir Disney oyuncusunu anlatayım.

Küçük bir kız çocuğu, bir sitcom dizisinde başrol olarak boy gösterir. Çocuk bu dizide büyümeye başlar. Onu izleyen yaşıt hayranları da onunla beraber büyümeye devam eder.

Çocuk belli bir yaşa gelince dizi biter ve oyuncumuz Disney’den emekli olup bu kez şarkıcı olarak sahnelere atılır.

Sınır tanımaz, sansasyonel haberlerle anılmaya başlar. Herkes ona hayrandır. Dünyanın birçok milletinden çocukların odalarını posterleri süslemeye başlar.

Tamamen seks objesine dönüşen çiçeği burnunda sanatçının sosyal medya hesabı veya telefonu birdenbire ele geçirilir. Çıplak fotoğrafları yayılır. Herkes bu fotoğrafların peşine düşer.

Derken bir de bakmışsınız, bu olayların ardından sıradan bir çocuğun güya sosyal medya hesabı ele geçirilmiştir ve uygunsuz fotoğrafları ortaya saçılmıştır. Kısa zaman sonra hesap tekrar sahibi tarafından alınır, tıpkı ünlü sanatçımızın yaptığı gibi.

Miley Cyrus, Demi Lovato, Ashley Tisdale ve daha nicelerini göz önüne alın, yazdıklarımı tekrar bir düşünün.

Bu, tam bir hipnoz hâlidir.

Şüphe yok ki çocuklar geçmişte de bugün de birilerini örnek alarak büyür. Asıl mesele, bir zamanlar çocuklarını Oğuznamelerle büyüten bir toplumun bugün kendi geleneklerinden, kendi milli kimliğinden bu denli uzak olmasıdır.

Hiçbir değeri olmayan, içinde bulunduğumuz çağın teknolojik imkânlarının getirdiği onca kolaylığa rağmen bilgiye ulaşmayan, cahilliği nispetinde çok şey bildiğini sanan, uyku düzeni olmayan birçok çocuk var.

Belki onlardan daha fazla sosyal medyaya kapılmış ebeveynler var. Birbiriyle iletişimi olmayan aileler var.

Hepsinden önemlisi müthiş bir boşvermişlik var.

Size kısaca Leviathan’dan bahsedip yazımı noktalayacağım.

Leviathan, eski Musevi ve Hristiyan metinlerinde geçen bir deniz canavarıdır. Kelime anlamı, “kıvrılan” demektir. Son derece vahşi bir yaratıktır.

Filozof Thomas Hobbes’ın düşüncesinde bu varlık, devleti sembolize ediyordu. Hobbes’a göre devlet, ölümsüz tanrıydı. Tabii onun devrinde monarşiler vardı.

Ama bugün Leviathan’ı gizli monarşilerin dünyası için kullanabiliriz.

Derin denizlerde kıvrılarak yüzen ve insanlığı midesine indirip kölesi yapan Leviathan, sizi ve çocuklarınızı yuttuğu zaman köle olarak uyanmanın ızdırabına kapılabilirsiniz.

Leviathan’ın karşısına çıkan yegâne güç de çare de yol da Kemalizm’dir.

O, kılıktan kılığa girip kapı kapı gezen dangalak neoliberallerin “Türkiye’de öldü.” yalanlarının aksine Türkiye ve Türk dünyası bir yana, bütün dünyada yaşıyor.

Tüm sözde efendilerin ve gönüllü kölelerin Mustafa Kemal düşmanlığı bundandır.

NOT: Konu nereden nereye geldi, diye soranlar olacaktır. Unutmayalım ki bir derinlerde yüzen Leviathan’ın hızına yetişmek ya da Kraken’in kollarını takip etmek kolay değildir.

NOT: “Yeni dünya düzeni” gibi meseleler bilinçli olarak gözden düşürüldü. Küresel sistem, kimi ön plana çıkarıp kimi gözden düşüreceğini iyi bilir. Gözden düşürmek istediklerini daima alaya alırlar. Eski ABD’li asker Kenneth O’Keefe’nin katılıp Siyonizm’i anlattığı canlı yayını izleyin. Kendisini dinleyen stüdyo ekibinin sahte mimiklerine bakın. Küçük bir örneğini görmüş olacaksınız.