Mısır, Hamas’ın saldırı hazırlığında olduğu bilgisini Netanyahu’ya ilettiğini açıkladı. Netanyahu bunu reddettiyse de ABD’de Temsilciler Meclisi’nden yükselen ses, Mısır’ı doğruladı.

İsrail, maruz kaldığı saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu fakat ABD, olaylarda İran’ın bir sorumluluğu olmadığını açıkladı.

ABD’de Neocon Yahudilerin bile tepkisini çekip endişesini artıran İsrail hükümeti, yargı konusunda yapmak istediği değişiklikler sonrası İsrail’de meydana gelen çatlağı kapatmak için ihtiyaç duyduğu şeye kavuştu: Netanyahu gibilerin birçok kez “Filistin’i yönetmesi işimize gelir” dediği Hamas, İsrail’e karşı bir saldırı gerçekleştirdi.

Hayali düşmanlar yaratmak, gözü dönmüş emperyalistlerin en değerli yeteneğidir.

1960’ların ABD’si Fidel Castro’yu yok etmek için neler yapmamıştı ki?

Castro’nun en sevdiği purolara ölümcül zehir enjekte ettiler. Olmadı.

Aynı purolara, içene hayal gördürüp komik konuşmalarla halkın gözünden düşeceği zehir enjekte ettiler. Olmadı.

Yine aynı purolara, Castro’nun saç ve sakalının dökülmesini sağlayarak komik bir görüntü yaratmak için zehir enjekte ettiler. Olmadı.

Domuzlar Körfezi’nde müttefikleri olan sürgün Kübalılar ile birlikte rezil oldular. Üç günde Havana’ya gideceğine kesin gözüyle bakan CIA, üç günde tarumar oldu.

Oysa daha önce Eisenhower, başkan seçilen Kennedy’den Domuzlar Körfezi’nde gerçekleştirilecek operasyonu devam ettirmesini istediğinde müstakbel başkanın önüne şu talimat konulmuştu:

“17 Mart 1960-Castro yönetiminin devrilerek yerine, Küba halkının çıkarlarına daha bağlı ve ABD tarafından daha kabul edilebilir bir yönetimin getirilmesi amacına yönelik olarak, Başkan tarafından Teşkilat’a, görünürde ABD müdahalesi yokmuş izlenimi yaratacak şekilde gizli bir eylem programı yürütmesi konusunda yetki verilmiştir.”

Aslında bu talimat, tarihte görülmemiş bir şey değildir. Bu operasyonun daha beteri “Northwoods Operasyonu”ydu. Neyse ki Kennedy, fanatik Genelkurmay Başkanı Lyman Louis Lemnitzer’in deli gibi savunduğu bu plana müsaade etmedi.

Plana göre Küba, ABD’lilerin gözünde şeytanlaştırılacaktı.

Bunun için tasarlanan eylemler şunlardı: ABD’ye ait bir gemi batırılacak; Miami’de Komünist Kübalılar tarafından terör eylemleri gerçekleştirilecek; Küba’da Amerikan uçağı düşürülecek; ABD uçakları Kübalılar tarafından kaçırılacak; Kübalı mültecilerin bindiği botlar batırılacak; çok sayıda ABD’linin öldüğü terör eylemleri gerçekleştirilerek Amerikan halkı Küba’ya karşı kışkırtılacaktı.

Gözden düşüp Kennedy tarafından Amerika’dan uzaklaştırılan Lemnitzer, Gerald Ford zamanında ulusal güvenlik danışmanı olmuştu.

Aradan yıllar geçtiyse de ABD’nin huyu değişmedi.

11 Eylül Olayı, Northwoods’un gerçekleşmiş şeklidir.

Irak’ın işgali de böyledir. Irak’ta kitle imha silahları olduğunu iddia ederek kanlı bir işgale girişen Amerikalılar, çil çil altınları hazinelerine aktarıp karşılığında bol bol demokrasi ve darmaduman olmuş, devletlikten çıkmış, geleceği kararmış bir ülke yarattılar.

Tüm bunlar olurken STK’ler, gazeteler, medya kuruluşları ise özgürlükçü ABD’nin, dünyayı kana bulamak isteyen düşmanlarını nasıl yok etmek istediği yalanını yaymakla meşguldüler. Kaybedilen savaşlardan Rambolar yaratmak kolay iş değildi.

Ve bugün sahtekârların eline sahte bayraklar verip kendine saldırtan Siyonistler, savaşı bölgeye yaymanın ve ABD’yi İsrail düşmanları için savaşa sokmanın hesabını yapıyorlar. Özellikle Yom Kippur Savaşı’nda bunu başardılar. Önce ABD’nin USS Liberty’sini batırdılar. Sonra gerçekler ortaya çıktıysa da iş işten geçmişti.

İsrail çok tehlikeli bir kumar oynuyor. Dünyayı savaşa, Tanrı’yı kıyamete zorluyor. Ne var ki eninde sonunda kendi kıyametini yaratanlar arasındaki yerini alacaktır.

Düzmece savaşların sahtekâr bayraktarlarıyla zafere ulaşılamaz.

Yine de dünyanın her yerindeki her dinden, her tarikattan dinci, dünyayı kana bulayacak kutsal savaşların hayallerini kurarken biraz bile değer vermedikleri toplumların da kendi duygularına esir düşmesi ne kadar ilginç ve hazindir.