Yakın zamanda Avrupalı yayın kuruluşu Axel Spinger’e ait Business İnsider’da Ukrayna-Rusya savaşına dair bir makale yayımlandı. Bu makale, Batılı güçlere ait olup bahsi geçen savaş hakkında Rusya lehine yayımlanmış ender makalelerden biri oldu.

“Putin Ukrayna’ya Karşı Savaşı Kazanıyor” başlıklı makalede Avrupa ve Amerika yaptırımları sonrası Rusya’nın ekonomisinin sadece %8 küçüldüğü, enflasyonun %13 seviyesine geldiği gerçeğine dikkat çekilirken Avrupa’nın son 40 yılın en büyük enflasyon patlamalarını yaşadığı anlatılıyor. Amerika’da yayın yapan Business İnsider, kaybedenin ve balonu patlayanın ABD olduğuna değindi.

Avrupa ve Amerika hedef aldığı ülkeleri neyle vurmak istiyorsa mutlaka onunla vurulacaktır. “Rusya balonu patladı” derken kendi yayın organlarının “balonumuz patladı” demesi de Suriye meselesi gibi Ukrayna-Rusya savaşının gündemden düşürülmesi de bunun işaretlerindendir.

Konumuz başka…

Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşında iki taraftan da vazgeçmeyeceğini beyan etti. Savaşa girmesi için kurulan tuzaklara düşmedi. Bu, doğru bir politikaydı. Aksi bir durumda kendi egemenliğimiz Ukrayna’nın egemenliğinden daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacaktı. Kimi ruhsuzlar Montrö’yü bile tartışmaya kalkmışlardı da bekledikleri ortamı bulamayıp tepki alınca suspus olmuşlardı.

Ancak…

Türk devleti Ukrayna-Rusya savaşına girmeyerek nasıl egemenliğini tehlikeye atmadıysa memlekete hükümet edenler Batı ile hareket ettikleri için onların sorumluluğunda olan enflasyon da Avrupa ile birlikte patladı.

Tarih derslerinin klişesidir: “İyi savaştık ama Almanya kaybedince biz de kaybettik.”

Bana bu gerçeği düşündüren şey Sayın Numan Kurtulmuş’un ekonomiye dair tuhaf açıklamaları oldu. Kurtulmuş, “Maalesef eskiden Türk parası çok değerliydi” dedi. Ona göre Türk parasının değerli olması olağanüstü bir ihracat ortaya çıkarıyormuş.

Kurtulmuş’un ifadelerinden birkaç bölüm:

“Enerji fiyatlarındaki olağanüstü fiyat artışları, buna bağlı olarak lojistikte ciddi fiyat artışlarının ortaya çıkmış olması, endüstriyel ve değerli metallerin son bir yıllık süre içerisinde olağanüstü yüksek seyretmesi bütün dünya ekonomilerini derinden sarstı.

Ayrıca Rusya-Ukrayna arasındaki savaş dolayısıyla özellikle gıda alanında bazı gıda rotalarının kısıtlanması, gıda alanında bazı gıda fiyatlarında da ciddi bir küresel fiyat artışına neden oldu. Bu emtia fiyatlarındaki artışlar da ülke ekonomilerinin hepsine etki etmiş oldu.”

Dünya yüküyle yaptırım yiyen Rusya bizden daha iyi durumda… Patlayan enflasyon bizde ve Avrupa’da…

İşin gerçeği şudur: Mevcut hükümet daima ve inatla yanlış tarafta kalmayı tercih etmiştir. Bunların Türk ekonomisine yükü oldukça ağırdır ve bugünkü durumda Kurtulmuş’un, “EYT’leri gündeme alırız”, “Temmuz ayında asgariyi yükseltmek için çalışıyoruz” gibi açıklamaları ne gerçekçidir ne de samimidir. Israrla yanlış yoldan giderek doğru olan hiçbir istikamete varılamaz.

İktidar içinden çıkılmaz bir döngünün içindedir. Maaşa zam yapsa fiyatlar patlıyor. Ayrıca maaş ödedikleri arasındaki denge bozuk ve mantıksız oluyor. Ev alımları için faizle oynasa ev fiyatları arşa çıkıyor. Ekonomi berbat durumda ama ısrarla ve ne hikmetse sınırları kapatmıyor. Liyakat ve demokrasi konusunda “tek adam” mantığıyla hareket etmeye de mecbur hissediyor.

Bir siyasi iktidar, iktidarda kalmak için neden yanlış yapmakta ısrar eder ki?

Ve ısrarla yanlış yaparak hangi amaca varılır ki?