Yalan ve iftira üretmeye gelince dillerden düşürülmeyip gerçekler ortaya çıkınca göz önünden çektirilenler vardır. “Cesur gazeteci” Yasemin Çongar bunlardan biridir. “Taraf” adlı paçavranın en önemli ismi Çongar’dı. Birçok insanın hayatını kararttılar, insanların hayatlarından yıllarını çaldılar.

“Merd-i Kıptî şecaat arz ederken sirkatin söyler” misali bu hırsızlıkları “cesur gazeteci” palavrasıyla taltif ettiler.

İnsanların hayatından çalmak bu kadar kolay mı? Komplo üretmek, devlet sırlarını çalmak, devlete suç örgütü muamelesi yapmak, şehitlere ve gazilere hakaret etmek bu kadar kolay mı?

Elbette değil ama vatan sevgisinden nasiplenmemiş olanlar için bunlar “profesyonel” işlerdir.

Kendisinin talihi Milliyet ve CNN Türk’te Washington muhabiri olunca değişmiştir. Tabi birçok muhabir oralarda görev yapmıştır ama onun talihi aşk hayatında gülmüştür. “Yabancı hizmet subayı”, CIA görevlisi Chris Mason ile evlenince tam bir profesyonel olmuştur. Chris Mason aynı zamanda RAND Co.’da dersler vermiştir. 2006’da yaptığı bu evlilikten sonra 2007’de Türkiye’ye dönerek Taraf’a katıldı. 2013 yılında Hasan Cemal ve Ahmet Altan’la birlikte Punto24 Bağımsız Gazetecilik Platformu’nu kurdu.

Taraf’ın bazı manşetlerini hatırlatmadan önce kendisinin Standart-MORI adlı stratejik araştırma ve planlama şirketinde çalıştığını belirtmek istiyorum. Bu şirketin varlığı ve faaliyetleri benim için şüphelidir.

Şirket 1987’de Selim Oktar tarafından kurulmuştur. O zamanki adı Stratejik Araştırma ve Planlama Şirketi’dir. Şirket, 1994’te İngiliz araştırma şirketi MORI ile ortak olmuştur. Şirketin kurucusu Selim Oktar, 1997 yılında Gülçin Telci’nin Hürriyet’teki “Sudan Ucuz” yazısına konu olan bir olayın içinde yer almıştır. Yazı Hürriyet arşivlerinde aynen durmaktadır. Oktar, şaibeli bir şirket alımına karışmış bir kimsedir.

Çongar’ın stratejik araştırma şirketinde görev alması, eşinin aynı alanda hizmet veren CIA şirketi RAND Co.’daki geçmişi ve Taraf gazetesinin operasyonel görevi tesadüf müdür? İşte bu nedenle Strateji-MORI şirketinden şüphe ettiğimi yazdım. Ayrıca bir şirket kurup çeşitli kuruluşlara danışmanlık hizmeti üstünden yön vermek ve bundan para kazanmak her açıdan çok iyi bir kazanç olsa gerektir. Diğer yandan ülkemiz açısından kazanç göremediğimi ifade etmeliyim.

Taraf’ın manşetlerine, Çongar’ın, eşinin CIA görevlisi olduğuna dair yazı yazan Oray Eğin’e verdiği sözde cevapla girmek isterim. Çongar, Eğin’in yazdıklarına karşı bir söyleşisinde aynen şu cevabı veriyor:

“CV’sinde CIA ajanı yazan bir ajan olabilir mi gerçekten? Ajan olduğu bilinen bir ajan olabilir mi? Merhaba ben Chris, CIA ajanıyım…”

Çongar ve avanesi darbe günlüklerinin olabileceğine inanıyorlar. Türkiye’nin en zeki askerlerinden rahmetli Özden Örnek’in darbe günlüğü tutuyor, diye yaygara koparabilirler… Bu normal…

“Merhaba sevgili günlük, bugün darbe planlarımıza devam ettik. Aklıma çok güzel bir fikir geldi. Darbe başarılı olursa Yasemin’i eşinden boşayıp Somali’nin İshak kabilesinden biriyle evlendireceğiz. Böylece demokrasiye büyük bir darbe vurmuş olacağız.

“Eşim CIA ajanı olsa bunu ben de bilemezdim” diyen Çongar’ın, “Eşime sordum, CIA ajanı değilmiş, RAND’ın kapısından içeri girmemiş” dediğini de hatırlatıp geçmişe sünger çekmeye başlayalım.

Taraf gazetesinden bazı manşetler:

Görüntüler Çok Net: Bombalananlar Köylü” (Uludere haberi, 16 Şubat 2012)

Jandarma, Ogün’ü El Üstünde Tutardı” (Hrant Dink cinayetiyle ilgili haberi, 2 Mart 2012)

Orduları Sanık Paşaları Tanık” (Sözde Balyoz planıyla ilgili haberi, 3 Mart 2012)

Fatih Cami Bombalanacaktı” (Sözde 2003 yılında planlanan bir darbe planıyla ilgili haberi, 20 Ocak 2010)

Askerî Vesayete En Ağır Balyoz” (Balyoz kumpasıyla ilgili haberi, 23 Şubat 2010)

Üstü Cumhuriyet Altı Ergenekon” (Ergenekon kumpasıyla ilgili haberi, 10 Ocak 2009)

AKP ve Gülen’i Bitirme Planı” (AKP ve Gülen’in şeriat planlarına karşı Genelkurmay’ın tavrıyla ilgili haberi, 12 Haziran 2009)

Kod Adı Kafes” (Sözde Kafes Eylem Planı ile ilgili haberi. Dolaylı yoldan TSK’nin gayrımüslimleri vurup Müslümanları suçlayacağı iddia ediliyor. 29 Kasım 2009)

1923’te Kuruldu 2008’de Arınıyor” (Yorum yok. 26 Temmuz 2008)

Tehdidi Bırak Hesap Ver” (Aktütün baskınıyla ilgili haberi, 16 Ekim 2008)

Punto24’ün internet sitesinde bir ifade var: “Gazetecilik suç değildir!”

Gazetecilik ajanlık mıdır? Gazeteler psikolojik harp merkezleri midir? Mehmet Baransu gibilerin devlet sırlarını çantalara koyup örgütlü suç belgesi diye mahkeme salonlarına getirmesi kahramanlık mıdır?

Ergenekon ve Balyoz’da saçma ve ahmakça şeyler yapılsa da uygulayıcıları kendilerine profesyonel dedikleri için bunları yazıyorum. Bu yazı dizisi boyunca unutmadıklarımızın küçük bir kısmını yazdım. Size son bir profesyonellik örneğinden daha bahsedeceğim. Bu sefer ki profesyonel, Merve Kavakçı’dır.

Merve Safa Kavakçı, 90’lı yıllarda Abdullah Gül’ün danışmanıydı. Refah Partisi’nin kurucu genel başkanı olan Ahmet Tekdal’ın kızı Ayşenur Tekdal, 20 Nisan 1999’da yapılacak seçimlerde İstanbul 2. bölgeden milletvekili adayıydı. Yani seçilmesi neredeyse garantiydi. Ne var ki kendisinin adaylığı Ankara’ya kaydırıldı.

İki türbanlı hanımdan Ayşenur Tekdal’ın yerinin Merve Safa Kavakçı’ya bırakılması gerekiyordu çünkü iki türbanlı hanımdan Kavakçı ABD vatandaşı olmuştu.

Yıllarca kara propaganda yapıldı: “Türkiye onu kabul edemedi ve o da özgür olduğu ABD’ye gidip vatandaş oldu” şeklinde… Bu bile ABD’nin din hürriyeti politikasının uygulanmasından ibaret bir propagandadır.

Oysa Kavakçı 5 Mart 1999’da şövalye yemini ederek ABD vatandaşı olmuştu bile…

Ailecek ABD’yi pek severler ki aile reisi Yusuf Ziya Kavakçı da ABD’deki birtakım FETÖ’cüler tarafından pek hürmet görmekteydi.

Yıllarca “Türban düşmanı Türk devleti” ve “Türban düşmanı Türk ordusu” kara propagandası işte Kavakçı aracılığıyla TBMM’de gerçekleştirilen profesyonel bir operasyonla zihinlere kesin olarak yerleştirildi.

Özkök’ü getiren organizasyon, kumpasları kurup organize eden organizasyon, Kavakçıları da ailecek ödüllendirmekte epey cömert davrandı.

Liste her yazıda uzadıkça uzadı… Adnan Tanrıverdi, Nevzat Tarhan ve SADAT; Yasemin Çongar, Hasan Cemal, Ahmet Altan ve Taraf; Mahir Kaynak, Mehmet Eymür ve MİT’teki Çerkezler; Kavakçı ailesi ve daha niceleri…

Söz konusu TSK olunca milyonların kalbi şanlı Türk ordusuyladır ve milyonlar Ebedî Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün izindedir. Çoğunluğa hükmetmeye kalkan Türk ve Atatürk düşmanları ise her zaman onun karşısındadırlar.

Yüzyılların değiştirmediği ve değiştirmeyeceği nokta ise Türk ordusunun karşısına çıkanların yaşamaktan kaçamayacakları mutlak sondur.