<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>yalan &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/yalan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Dec 2025 09:17:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>yalan &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Papa Eftim Efsanesinin Otopsisi</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/12/26/papa-eftim-efsanesinin-otopsisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 09:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[fener kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1353</guid>

					<description><![CDATA[Papa Eftim Efsanesinin Otopsisi Sahte Tarihin Rum Mezarlığındaki Sonu ve Devlet Adına Pazarlanan bir Hafıza [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Papa Eftim Efsanesinin Otopsisi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sahte Tarihin Rum Mezarlığındaki Sonu ve Devlet Adına Pazarlanan bir Hafıza Tahrifatı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı bir mezar yazısı değildir.<br>Bu yazı bir aileye saldırı da değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı; <strong>anayasal laikliğe aykırı biçimde</strong> kamusal alanda üretilmiş ve yıllarca korunmuş<br><strong>bir tarih suistimalinin</strong> kayda geçirilmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve evet, bu kayıt bazılarını rahatsız edecektir.<br>Çünkü bu metin bir iddiayı değil, <strong>artık savunulamaz hale gelmiş bir anlatının sonunu ilan eder</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Devletin Gölgesinde Oynanan Tiyatro: Kullanışlı Düşmanlık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim ve ailesi yıllardır kendini şu pozisyona yerleştirdi:<br>“Türk’ten daha Türk”,<br>“Fener’e karşı milli set”,<br>“Devletin yanında duran kilise”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söylem uzun süre iş gördü.<br>Çünkü Fener Rum Patrikhanesinin tarihsel ve siyasal bagajı ağır kirlidir.<br>Ve bu ağırlık, <strong>sahte bir karşıt figür</strong> üzerinden perdelemeye çok uygundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bugün artık şu netleşmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim anlatısı, Fener’le gerçek bir hesaplaşma üretmedi. Sadece meseleyi kişiselleştirerek <strong>bulanıklaştırdı</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek sorunlar konuşulmadı.<br>Yapısal imtiyazlar tartışılmadı.<br>Mülkiyet, temsil ve laiklik başlıkları <strong>bilinçli biçimde ertelendi</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yerine ne yapıldı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi, bir aile ve bir mezar üzerinden “milli refleks” üretildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türk oğlu Türk’üz Diyen Diller, Bedeni Rum’a Teslim Eden Eller</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’in mezarının Rum Ortodoks Mezarlığı’nda bulunması, tek başına ele alındığında “kişisel tercih” denilerek geçiştirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama mesele burada bitmiyor.<br>Çünkü bu bir istisna değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’le birlikte, ailesinden vefat eden çocuklar da <strong>aynı Rum Ortodoks Mezarlığı’na defnedilmiştir</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik bu definler;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• kendiliğinden olmamış,<br>• idari süreçler işletilmiş,<br>• devlet makamlarından açıkça izin ve destek talep edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktadan sonra artık şunu söylemek zorundayız:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, bireysel bir tercih değil <strong>süreklilik arz eden ailesel bir kimlik inşasıdır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu tercih, kamuoyuna anlatılan “kopuş”, “ayrılık” ve “alternatif cemaat” söylemiyle asla <strong>örtüşmüyor</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak yalan söylemez.<br>İnsan söyler.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="200" height="356" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-145204.png" alt="" class="wp-image-1355" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-145204.png 200w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-145204-169x300.png 169w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="268" height="566" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-04-24-115119.png" alt="" class="wp-image-1354" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-04-24-115119.png 268w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-04-24-115119-142x300.png 142w" sizes="(max-width: 268px) 100vw, 268px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="374" height="454" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092519-2.png" alt="" class="wp-image-1362" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092519-2.png 374w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092519-2-247x300.png 247w" sizes="(max-width: 374px) 100vw, 374px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="179" height="569" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092657-4.png" alt="" class="wp-image-1363" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092657-4.png 179w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092657-4-94x300.png 94w" sizes="auto, (max-width: 179px) 100vw, 179px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cemaatsiz Patrik, Topraksız Kilise</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ezber cevap bellidir: “Mezarlık dini gelenektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet.<br><strong>Ama hangi geleneğin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Papa Eftim ve ailesi gerçekten;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Fener’le bağını koparmış,<br>• Rum Ortodoksluğunu reddetmiş,<br>• “Türk Ortodoksluğu” adıyla ayrı ve yaşayan bir cemaat kurmuş olsaydı, en azından şu olurdu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">• o anlatının bir mezarlığı,<br>• bir defin alanı,<br>• sembolik de olsa bir toprağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bunlar varmı? Yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü ortada yaşayan bir inanç sistemi yok, <strong>siyasi ihtiyaçlara göre dolaşıma sokulmuş bir söylem var</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve toprak, duruma göre politik anlatılara biat etmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ata’nın İmzasıyla Sahte Çek Yazmak: Nutuk’ta Olmayan Cümle</strong>!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’in mezar taşında yer alan ve Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen “<em>Bu memlekete bir ordu kadar hizmet etmiştir</em>” cümlesi;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Nutuk’ta yok,<br>• TBMM zabıtlarında yok,<br>• Resmi arşivlerde yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söz, yalnızca <strong>aile anlatılarında</strong> var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu sözün bir mezar taşına kazınması, masum bir övgü değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, Atatürk’ün adını ve Türk devletini belgesiz bir hikâyeye açık çek gibi <strong>kefil yapmaktır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamusal alanda sergilenen bir mezar taşı, özel bir hatıra değildir.<br>Okunur. Tekrar edilir.<br>Sessizce “doğru” kabul edilir.<br>İşte milli hafıza tam da böyle tahrif edilir ve sahte bir tarih yaratılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras Yedi Torunların Denetimsiz Saltanatı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlatı geçmişte kalmış değil.<br>Bugün torunlar üzerinden <strong>güncellenmektedir</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’in torunları;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• kilise temsilcisi sıfatıyla,<br>• dini kimlik adına,<br>• siyasal içerikli açıklamalar yapıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yandan “Türk Ortodoks” mirasıyla milli dile yaslanılırken diğer yandan Rum Ortodoks geleneğinin uluslararası söylemi kullanılıyor (Papa Eftim’in Athenagoras’a, “cihan (ekümenik) patriği” övgüleri dizdiğini unutmayın.).</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="425" height="638" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-153137.png" alt="" class="wp-image-1364" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-153137.png 425w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-153137-200x300.png 200w" sizes="auto, (max-width: 425px) 100vw, 425px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="184" height="702" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-085926.png" alt="" class="wp-image-1365" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-085926.png 184w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-085926-79x300.png 79w" sizes="auto, (max-width: 184px) 100vw, 184px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bir kültürel çoğulluk değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu; <strong>denetlenmeyen, muğlak ve çift yönlü bir temsil iddiasıdır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve tam da bu yüzden anayasal bir meseledir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cübbeli Siyasetin Dokunulmazlığı: Laiklik Anıtkabirde mi Kaldı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in laiklik anlayışı bir yorum değildir.<br>1924’ten 1937’ye uzanan açık ve yazılı bir kurucu devrimlerin tercihtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tercih şunu söyler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Dini cemaatler siyasal temsil makamı değildir.<br>• Hiçbir inanç grubu “milli irade” adına konuşamaz.<br>• Devlet, dini figürler üzerinden meşruiyet üretmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün kilise temsilcisi sıfatıyla siyasal konuşmalar yapılabiliyorsa burada sorun “kim konuştu” değil,<br>konuşanların <strong>neden durdurulmadığıdır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sadakat Değil, Araçsallaştırma: En Büyük İhanet</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ün hiç söylemediği bir söz mezar taşına kazınırken, aynı anda onun en temel devrimlerinden biri fiilen askıya alınmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ün adı kullanılıyor ama laiklik yok sayılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fotoğrafı binalarını boydan boya kaplıyor ama ilkeleri görmezden geliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, bir bağlılık değildir.<br>Bu, Mustafa Kemal’i <strong>araçsallaştırmaktır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SON SÖZ: Milli Onur İçin O Yazı Silinmelidir</strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı mezarlara saldırmak için yazılmadı.<br>Bu yazı ölülerle kavga etmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama şunu açıkça söylüyoruz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Atatürk’ün söylemediği bir söz kamusal alanda tutulamaz.<br>• Çifte kimlikli temsil laikliğe aykırıdır.<br>• Sahte karşıtlıklar, gerçek hesaplaşmaların yerini tutamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak doğruyu söyler.<br>Taş bazen yalanı taşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet, taşı değil belgeyi, efsaneleri değil ilkeleri esas almak zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve evet,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’e ait olmayan o cümle, Rum Ortodoks mezarlığında bulunan o mezar taşında yani kamusal alanda tutulamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tutulmamalıdır ve silinmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bir intikam çağrısı değil.<br>Bu milli hafızaya ve milli onura bir kayıt düşmedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu kayıt artık isteseniz de silinemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dip Not ve Önemli Hatırlatma:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1924-1937 kurucu laiklik anlayışı şunu söyler</strong>:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Devlet, <strong>dini kimlikleri siyasi temsil makamı olarak tanımaz</strong>.</li>



<li>Dini unvanlar, <strong>siyasal veya kamusal temsil yetkisi üretemez.</strong></li>



<li>Hiçbir kişi ya da yapı, “inancım adına” gerekçesiyle konuşarak <strong>devlet alanında meşruiyet devşiremez</strong>.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çifte kimlikli temsil tam olarak bunu delmeye çalışır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bir yandan “ben sıradan bir vakıf yöneticisiyim” der,</li>



<li>Öte yandan “ben bir kiliseyi, bir geleneği, hatta tarihsel bir misyonu temsil ediyorum” algısı yaratır ve laiklik ilkesini delik deşik eder.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaynaklar</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>TBMM Zabıt Ceridesi, 1920–1938</li>



<li>Mustafa Kemal Atatürk, <em>Nutuk</em>, TTK Yayınları</li>



<li>Teoman Ergene (Papa Eftim), ilgili eser</li>



<li>Vakıflar Genel Müdürlüğü azınlık vakıfları kayıtları</li>



<li>Rum Ortodoks cemaat mezarlıkları resmi defin kayıtları</li>



<li>Erik Zürcher, <em>Turkey: A Modern History</em></li>



<li><em>Baskın Oran, Türkiye’de Azınlıklar</em></li>



<li>Bernard Lewis, <em>The Emergence of Modern Turkey</em></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1353</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Orkun Yazıtları Tesadüfen mi Bulundu?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/25/orkun-yazitlari-tesadufen-mi-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 07:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[aryan]]></category>
		<category><![CDATA[barthold]]></category>
		<category><![CDATA[bengü taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[doğu bilimci]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hint-avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[iskandinavya]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[johan gabriel sparwenfeld]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[odin]]></category>
		<category><![CDATA[orkun yazıtları]]></category>
		<category><![CDATA[petis de la croix]]></category>
		<category><![CDATA[poltava savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[thomsen]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[turkland]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[vikingler]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=589</guid>

					<description><![CDATA[Tesadüf, sorgulanmamış olay ve durumların yarattığı algıdır. Tesadüf diye bir şey olmadığı için de Orkun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Tesadüf, sorgulanmamış olay ve durumların yarattığı algıdır. Tesadüf diye bir şey olmadığı için de Orkun Yazıtları’nın keşfini “İki yabancının elinde haritayla gezerken tarihi eser bulması” olarak değerlendirmek yanlıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1709 Poltava Savaşında Ruslara esir düşen Johann von Strahlenberg ve 1721’de Abakan’a gelen Alman bilgin Daniel G. Messerschimidt de elde haritayla rastgele gezen, tek amacı macera olan kimseler değildi. Ne aradıklarını biliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neden?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü 18. yy.da keşfedilen şey, Orkun Yazıtları’nın fiziksel varlığı değildir. Onun varlığından 1200’lü yıllarda yaşamış olan Alaeddin Ata Melik Cüveyni ve ondan 200 yıl sonra yaşayan İbni Arabşah da eserlerinde bu yazıtlardan bahsetmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arap bilginlerin bu yazıtlar hakkında bilgi vermesinden daha önemli olan nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskandinav coğrafyasından gelenlerin bu yazıtları “bilimsel” anlamda keşfedip araştıran kimseler olması, fiziki varlığının tespit edilmesinden çok daha önemli ve anlamlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şüphesiz ki İsveçliler, Almanlar ve Avrupa’nın geneli İskandinavya’daki yazılardan ve Sekellerin yaşattığı aynı yazıdan haberdardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesele sadece yazı da değildir. İsveçliler arasında da diğer Avrupalılar gibi köklerini Asya’nın derinliklerinde arayanlar vardı. 1655-1727 yılları arasında yaşamış olan İsveçli gezgin Johan Gabriel Sparwenfeld ve ondan da önce 1653-1713 yılları arasında yaşayan Fransız doğu bilimci Petis de la Croix, İsveçlilerin kökenlerini Doğu Türkistan’da dayandırıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlara göre İsveçlilerin en büyük atası olan Odin’in geldiği Asgard, Doğu Türkistan’ın Kaşgar kentiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de hâkim olan “Yabancılar dediyse doğrudur.” bakış açısıyla hareket edecek değiliz. Mesele bunun böyle olup olmaması değil, tesadüf diye bir şey olmamasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şüphe yok ki Batı emperyalizminin doğuşunda ve dünyada yaşayan tüm milletlerin fertlerinin zihninde kökleşmesinde tarih tezlerinin büyük rolü vardır. Emperyalistleri psikolojik harp sahasına avantajlı bir şekilde çıkaran önemli noktalardan biri işte bu dil ve tarih tezleridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada Orkun Yazıtlarından devam edeyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Strahlenberg’in Yenisey’de bulduğu yazıları tanıtan çalışmaları Batı’da büyük ilgi gördü. Hemen birbiri ardına iddialar ortaya atıldı. Kimilerine göre bu yazılar Romalılar aitti. Kimileri Gotlara ait olduğunu iddia ederken kimileri de Yunanlılara ait olduğunu söylüyordu. Prusyalılar ise erkeğe disiplin kattığına inandıkları meşhur bıyıklarını sıvazlayarak “Yok, bunlar bizim.” diye iddiada bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tartışmalar sürüp giderken yazıların Türklere ait olmadığını iddia edenlerle “Bu yazıtlar Türkçedir ama yazı Greklere aittir.” diyenler yarışıyorlardı. Yazıları çözmek için uğraşanlar da vardı ama bir türlü netice elde edemiyorladı. Üstelik ortaya sürekli olarak yeni yazıtlar çıkıveriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1889’da Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen bengü taşların bulunmasıyla sona yaklaşmaya başladık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rus Nikolay Yadrintsev’in keşfettiği bu yazıtları çözmek için Danirmakalı bilgin Wilhelm Thomsen ve Alman asıllı Rus Doğu bilimci Wilhelm Radloff harıl harıl çalışıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonunda Thomsen, Radloff’tan biraz daha önce yazıları çözmeyi başardığında yıl 1893’tü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Thomsen’e bu zorlu çalışmada yol gösteren neydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazıtlarda yer alan iki sözcük: “Türk” ve “Köl Tigin”!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Asya’da ortaya çıkan her şeye “Benim!” diyen gaspçı emperyalistlerin hayal kırıklığı yaşadığını görüyoruz ama pes etmiyorlar: Bu sefer de “Benden öğrendiniz.” demeye başlıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazının kökeni Aramilere, Greklere, İskandinavlara, yedi yabancıya dayandırılıyor ama Türklere ait olduğunu ısrarla reddediyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu da her zaman yaptıkları gibi hümanizm maskesine saklayarak ve bilimsel jargonla anlatarak ispatlamaya çalışıyorlar. Yani demogoji yapıyorlar. Karşı çıkanlara da “besleme” dediğimiz sözde bilim insanları aracılığıyla “faşist” diye damga vuruyorlar. “Sen” diyorlar, “Buna karşı çıkıyorsun çünkü Türk’sün.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapma yahu, nereden bildiniz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl faşizmi -çok sayıda değerli çalışması olmasına rağmen- Barthold’un Türkistan tarihi üzerine makalelerinde görebilirsiniz. Türkistan’ın Türkler öncesi tarihini (?) irdelerken adeta bir medeniyet hiyerarşisi ortaya koyar. Her şey Greklerden gelmiştir, onlardan değilse İranlılar yapmıştır çünkü nasıl olsa hepsi akrabadır. Tek tük biz Türkler de bir şeyler yapmışızdır ama onlar da bir şekilde Aryanların elinden geçmiş olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu türlü “Aryan” efsanelerini zaman zaman yazdım ama ilerleyen yazılarda “psikolojik harp” kapsamında tekrar değineceğim. Bu yazıyla anlatmak istediklerim açıktır. Yazıyı noktalarken bir noktaya değinmek isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar önce Odin’in Türk kökenleri konusunda bugünkü İsveç bilim dünyasının ne düşündüğünü merak ettiğim için internet üzerinden İsveç kaynaklarını taradım. Akademisyen İda Östenberg’in “Ey Odin’in Askerleri, hepiniz Turkland’tan geldiniz!” başlıklı bir çağrısını gördüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Turkland, Odin’e dair anlatılarda onun geldiği yerin adıdır. Türk yurdu, demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Odin’in Askerleri’nin paramiliter Neo-Nazi bir grup olduğunu biliyordum. Yazıda aslında “Siz buraya sonradan geldiniz” denmek istediğini anlıyordum çünkü mesele, Odin’in Askerleri’nin mülteci karşıtı sözde devriye hareketleriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Roma tarihçisi olan Östenberg’in sosyal medya hesabını buldum ve kendisiyle bu konu hakkındaki görüşlerini almak için iletişime geçtim. Sonuç: Mesajımı gördükten sonra profiline erişimimi kısıtlayarak cevap verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa 18. yy.da yaşamış ve İsveç tarihine büyük katkılarda bulunmuş olan “modern anlamda ilk İsveçli tarihçi” Prof. Sven Lagerbring yıllar öncesinden Östenberg gibi İsveçli, Avrupalı, Amerikalı, Rus bilim insanlarına şunu söylemişti:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Onur verici olup olmadığı endişesi olmadan söyleyelim: Odin ve yanındakiler Türk’tüler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lütfen bu cümledeki “Türk’tüler” ifadesinden önce “Onu verici olup olmadığı endişesi&#8230;” ifadesini değerlendirin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Batılıları Asya’ya getiren Aryan efsanelerini hatırlayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Mehmet Turgay Kürüm’ün İskandinavya’daki çözülemeyen yazılar üzerine yaptığı çalışmaların anlamını irdeleyin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakın bakalım, mitolojiyle simgesel hâle getirilen ve “Odin” adıyla tarihin hafızasına kodlanan gerçek nedir? &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Moğolistan’a kadar “Bu yazılar bizim!” diye gelen gaspçılardan İskandinavya’daki bir kısım yazıları yalnız Türkçe okuyan araştırmacılara neden gelindiğinin cevabını arayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahtelikler dünyasında tüm tezleri tersine okumak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Önerilen Kaynaklar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahmet Bican Ercilasun, “Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları”, Dergah Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgür Barış Etli, “Viking Türk Sırları”, Gece Kitaplığı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kazi Laypanov, İsmail Miziyev, “Türk Halklarının Kökeni”, Selenge. (Özellikle Ahsen Batur’un ön sözü mutlaka okunmalıdır.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">589</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
