<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>türkoloji &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/turkoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Apr 2025 09:29:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>türkoloji &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Aksakal mı? Koçbaşı mı?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/04/15/aksakal-mi-kocbasi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 09:29:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[aksakal]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[GKRY]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Jabotinsky]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitika]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[koçbaşları]]></category>
		<category><![CDATA[mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[Turan ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk cumhuriyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1241</guid>

					<description><![CDATA[AKSAKAL MI? KOÇBAŞI MI? “Bir büyük aşk bir büyük nefreti yener.” Ukrayna Yahudilerinden Jabotinsky, Rusya’nın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>AKSAKAL MI? KOÇBAŞI MI?</strong></p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">“Bir büyük aşk bir büyük nefreti yener.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna Yahudilerinden Jabotinsky, Rusya’nın Yahudilere yaptığı katliamları ve uyguladığı baskı politikasını unutturmak için Siyonistlerin yüz yıl önceki meselelerine böyle yaklaştı. Rahat yaşadıkları Osmanlı topraklarında Osmanlı kimliğini benimseyen Siyonist olsun olmasın her türlü Yahudi’yi lanetlerken “Türklerin yönettiği yerde çiçek açmaz, güneş doğmaz” diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mussoli’nin arkadaşı olup beraber çalıştığı Siyonistlerce sonraları Nazi ve terörist olarak görülecek Jabotinsky’nin bu yaklaşımı kuru bir Türk düşmanlığından kaynaklı değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Revizyonist Siyonistler, Londra’yla flörtlerini aşka dönüştürmüşlerdi ve o zamanlar Londra’yla aşk yaşamak Rusya’yla dostluğu gerektiriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Esas büyük aşk İsrail’di, sevmedikleri Avrupalıların Evanjelist olanlarıyla teselli olup metres olmayı kabul ediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletler arasındaki ilişkiler böyledir. Biriyle dostluk, bir başkasıyla düşmanlığı getirebildiği gibi bunun tam tersi de mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk cumhuriyetlerinin Kıbrıs politikasıyla ilgili hayal kırıklığı yaşayanlar var. Eğer bir düşünce tamamen hayal üstüne inşa ediliyorsa hayal kırıklığı yaşamak kaçınılmazdır. Gerçeklerden koparsanız ayaklarınızın yere basması mümkün olmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardan beri internet dünyasında birtakım propagandalar yürütülür. Bunların bir kısmı Türk dünyasının tamamen asimile olduğu yönündeyken bir kısmı Turan ordusunun kurulduğu, Türk birliğinin zamanımızın siyasi kahramanlarınca kurulmak üzere olduğu üzerinedir. Birincisi yanlıştır, ikincisi gülünçtür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk tarihinde “Türkistan Rönesansı” denilen bir dönem vardır. Osmanlı’da Fatih’in tahta oturduğu günlere denk gelen bu dönemde Semerkand’ın ünü, İstanbul’un ününü sollamıştı. Mimariden gök bilimine kadar pek çok alanda Timurlularla beraber ciddi bir yükseliş başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kurumsallaşmamak, tamamen geleneklere bağlı hareket etmek irticayı meydana getirir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kontrolden çıkan toplum refah seviyesinde yukarılara çıkınca yozlaşabilir. Türkistan coğrafyası da bunu yaşadı ve ahlaki gerileme, dinciliğin ilerlemesini doğurdu. Böylece Çarlık Rusya, Türk bozkırlarına geldiği zaman karşısında üç tüfekli asker gördüyse on mızraklı asker gördü. Batı’nın yeniliklerini bizden önce benimseyen Ruslar, işgal ettikleri her yerde varlıklarını “Bunlar vahşi, bunları medenileştireceğiz.” diye açıklıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağı yukarı böyle bir ortamda doğan Ceditçilik ise mümkünse Türkiye Türkleri eğer mümkün değilse Çarlık Rusya üstünden Batılılaşmayı hedefliyordu. Ne var ki kendi refah döneminden sonraki yozlaşmayı yaşayan Türkiye Türkleri de Batılılaşmayı hedefliyor ama karşısına her defasında irtica çıkıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meseleyi çok uzatmadan devam edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarlık Rusya, Batılılaşmış olmasına karşın işgaller sırasındaki iddiasının aksine Türk topluluklarının medenileştirilmesi bir yana Rusya içlerinden Türk bozkırlarına sürekli göç politikası uyguladı. Bunların birçoğu cezaevi tutuklularıydı. Türk’ten alınanlar bu suçlulara verildi. Tecavüzcü, katil vb. suçlular da ellerindekini korumak adına katliamlara giriştiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarlık Rusya yıkıldı ve Türk topluluklarıyla Türkiye arasındaki ilişkiler başka bir boyuta geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sovyet Rusya’da Bolşevikler hakim olunca Çarlık Rusya’nın politikalarını kısmen devam ettirmekle beraber kısmen de Türk dünyasını çağdaş medeniyet yönünden tamir etti. Ancak bu dönemde de katliamlar, baskı, göç politikası devam etmişti. Örneğin 1940’larda Manas Destanından “Türk”, “Türk halkları”, “Altay” ifadeleri çıkarıldı; Türk destanının Bolşevik ideolojiye nasıl uydurulacağı üzerine kongreler düzenlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci Dünya Savaşı sonrası ise Türkiye ve Türk dünyasıyla ilgili yepyeni bir dönemdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Stalin’den sonra Sovyetlerin bütünlüğünü sağlamak için Moskova’nın politikası büyük ölçüde değişti. İçeride uzlaşmayı sağlamak isteyen Moskova, dışarıda ABD’ye karşı bir kutup olarak ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, aynı zamanda medeni dünyaya uydurmak için tek yolun Batı’dan geçmediğinin de ilanıydı. Sovyetler, bilim ve teknolojide Amerika’yla rekabet ediyordu. İki kutuplu dünya, iki farklı ekol demekti. Türkiye, bu ekolün Batı tarafında yer alırken diğer Türk toplulukları Doğu tarafında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu için kültür ve bilimde Batılılaşma ihtiyacı yavaş yavaş sönmeye başladı, farklı anlayışlar ortaya çıkmaya başladı. Örneğin bugün dahi giyim modası Kırgızistan ve Türkiye’de aynı değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bunlar geçmişte veya günümüzde Türk cumhuriyetleri içinde yüzünü Avrupa’ya, Amerika’ya dönmek isteyenler olmadığı anlamına gelmiyor. Ancak bunlar da kendi içlerinde gruplara ayrılıyorlar. Soros Vakfı’nın özellikle tarih ve dil üzerine Orta Asya’da incelenirse Türkiye’de olduğu gibi Türk cumhuriyetlerinde de Hint-Avrupa propagandası yapıldığı, Kırgızların sonradan Türkleşip aslen Aryan olduğu tezlerinin öne sürüldüğü görülecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konumuz çok derin ama sadede gelelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk cumhuriyetlerinin Kıbrıs konusundaki tavrını eleştirenler var. Bunların arasında daha önce “koçbaşı” olarak ifşa ettiğimiz milli (!) muhbirlerimiz başı çekiyorlar ve ortalığı karıştırmaya çalışıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koçbaşları daima umutsuzluk aşılarlar. Türkiye’nin ve Türk dünyasının meselelerinde “Öldük, bittik” havası yaratırlar. Çok bilgedirler; öldüğümüzü, bittiğimizi bilmekle beraber toplumun önüne düşerek ceplerini doldurmaya devam ederler. Neticede tarihte bu tip soytarılıkların para ettiğini, makam ve mevki getirdiğini bilmek de bir çeşit bilgelik olsa gerektir (!).</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yes be annem” diye çığıranlar Kırgız değildi, Kazakların birçoğu tıpkı Türkiye’deki insanların birçoğu gibi haritada muhtemelen Kıbrıs’ın yerini gösteremez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kıbrıs’a müdahale eden biziz. Şehitler veren biziz. Sahip çıkmayan, Rauf Denktaş gibi vatanseverleri baskı altına alıp siyasetten uzaklaştıran da biziz. Kıbrıs’ta kumar oynatan, her türlü kaşkarikoyu eyleyen, yeraltı dünyasını zenginleştiren de biziz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz kabile değiliz, çadır devleti değiliz. Böyle yönetiliyoruz ama böyle düşünemeyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce birçok kere yazdık, “kan davası güden aşiret liderleri değiliz” dedik ama sadece burun kıvırmalar gördük.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü hamaset fazlasıyla para ediyor ve hamasetin yeteneksizler için bir sığınak olduğunu biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batılı devletlerin ve onların arkasında yer alan Evanjelist ve Siyonist güçlerin Türkiye’ye bakış açıları ortadadır. Bunların özellikle 1970’lerden sonra Türkiye’ye bir ihtiyaçlarının kalmadığı, Sovyetlerden sonra Türkiye’nin de dağılması için çabaladıkları, Batı’yla olmanın bedelinin ağır olduğunu bize dayattıklarını görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kürt meselesine, Kıbrıs’a, Ege’ye, Doğu Akdeniz’e bakın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut siyasi iktidar, varlığını sürdürmek için fabrika ayarlarına geri dönmeye çalışıyor. Bir çelişki içine düşmüş de oluyor aynı zamanda çünkü hiçbir zaman ayarlarından şaşmadıklarını, “mış gibi” yaptıklarını da biliyoruz. 2013 öncesi siyasete geri dönmeye çalışıyorlar ve Batı’yla uzlaşmak için yukarıda saydığımız bütün meselelerdeki siyasetlerini de buna göre güncelliyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer tarafta ise bambaşka bir devlet olan Rusya var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı’yla yakınlaşma, günümüz siyasetinde Türk cumhuriyetleriyle kopuştur. Rusya’yla ilişkilerin normal seyrinde devam etmesi, Türk dünyasıyla yakınlaşmadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya dostluğuna hele hele Rusçuluğa gerek bile yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dün Siyonistler için Londra’yla aşk, Rusya nefretini bastırmaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün güçlü olduğunu hissetmek, Rusya nefretini uyandırmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye’yi bölmemek ve Rusya’yla savaşmamak, ABD ve Avrupa kanunlarınca suçtur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Her istediğinizi yapıyoruz, yaptırımlardan kurtulacak mıyız?” diye gidip Türkiye düşmanlarının kapısına dayanmak ne demektir? Osmanlı’nın son devrinde, Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluşunda bunun adı yazılıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cesur olmakla hamaset yapmak arasında fark vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dün “Yes be annem” diye mastika oynayanların bugün Türk cumhuriyetlerini Kıbrıs’ta Türkiye’nin aleyhine döndürmediklerini düşünmek hiç de yanlış olmaz. Zor günler geçirip eski siyasetine dönen bir zümrenin Kıbrıs için Türk cumhuriyetlerine 12 milyar avroluk paket açtırması, Turan ordusu komedisinden daha mı kötüdür?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaretini devam ettirmek için siyasetini makam ve mevki uydurmaya yöneltenleri Türk dünyası için çalışıyor sanmak&#8230; Fakir avuntusu böyle bir şeydir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde cesur olanların sözde muhalif olduklarını görüyoruz çünkü sahte aksakalları eleştiriyor gibi yaparlarken belli ki onlara güvenmişler de. Yandaşlığını içinde tutan bu kitleye bu yüzden koçbaşı diyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kapıyı kırmak istiyorlar, kıramıyorlar ama çatlatabildikleri aralıklardan içeriye karanlık sokmak istiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Aksakallık”, “Turan ordusu”, “Türk İslam birliği” filan kulağa hoş geliyor olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak soralım: Kimin aksakalı? Kimin Turan’ı? Kimin Türk dünyası?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aksakalı yanlış olanın ideali hayal çukurundan çıkmazmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SORU: </strong>Bütün Akdeniz Türklerin kontrolündeyken ilk Siyonistlerden Yasef Nasi&#8217;nin ortaya çıkıp konağına &#8220;Kıbrıs Kralı Nasi&#8221; diye yazdırdığını biliyoruz. Kıbrıs&#8217;ı alıp bütün Akdeniz&#8217;i verdik mi? Matruşka bebek misali: Türk&#8217;ün Doğu Akdeniz meselesiyle Türkümsülerin Doğu Akdeniz meselesi aynı mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koçbaşlarının davası işte budur. Dillerindekiyle ellerindeki asla aynı değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1241</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Geyik Muhabbeti</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/03/06/bir-geyik-muhabbeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 07:03:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[geek]]></category>
		<category><![CDATA[gericilik]]></category>
		<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[geyik muhabbeti]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet alameti]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mürtecilik]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1224</guid>

					<description><![CDATA[BİR GEYİK MUHABBETİ Sosyal medyayı geyikler sardı çünkü geyik yapmayı severiz. Hint-Avrupa dillerinde “geek” sözcüğünün [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİR GEYİK MUHABBETİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyayı geyikler sardı çünkü geyik yapmayı severiz. Hint-Avrupa dillerinde “geek” sözcüğünün kökeni, Türkçede kullandığımız geyik muhabbetiyle aynı anlama çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Boş konuşmak”, “tuhaf”, “aptal”, “soytarı” vs&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplum geriye gittikçe dünyaya daha mitolojik veya dinsel bakıyor. Yıllardan beri duyduğumuz gibi telefonla konuşmaktan tutun da uçakların yapımına kadar pek çok teknolojik gelişmeyi “ahir zaman hadisleri”ne dayandıranlar çoktur. İnsan kendi sesini duyar hâle geldiyse kıyamet kopacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada bu anlayışın da muadili çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasetten günlük yaşama kadar pek çok alandaki gerileme için bize ata ruhlarının uyarı olarak yaralı geyik gönderdiğini düşünüyoruz. Yaralı geyik videosu bir ara infial yarattı diyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En son bir geyik kendini çatıdan attı. Boynunun üstüne düştü ve maalesef öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada akıl satmayı sevenler, yorum yapmayı sevenleri yönlendirmeye başladı. Türk mitolojisinde geyik gerçekten önemlidir. Bunu bilen ilk tellalımız “kıyamet alameti”, “felaket belirtisi”, “uğursuzluk” gibi işaretleri ortaya attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylelikle üniversite mezunlarıyla ilkokul üçüncü sınıftan terk olanların arasında bir fark kalmadığını bir kez daha gördük.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir de bunun “ata ruhları” kısmı var ki milliyetçilik içine gizlenmiş başka tür dincilik diyebiliriz. Milletin eline kalem veya son teknoloji bir silah yerine çivi veya mızrak veren her düşünce mürteciliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kutsal sayılan bir şeye zarar verilmesi, saygısız bir davranışta bulunmak, öldürmek veya yaralamak için “uğursuzluk” demek, düşünmeyen her kafanın ilk anda aklına gelen şeydir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birbirimize sürekli “felaket” telkininde bulunuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumun önüne düşenler veya önüne düşmeye talip olanlar bize sürekli umutsuzluk, karamsarlık, aşağılık kompleksi aşılıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayat bir mücadeledir ve mücadele içinde geriye gitmek, hata yapmak, kötü manzaralara tanık olmak vardır. Topluma yol gösterme amacını taşıyan, karanlığı aydınlatan ışık olma iddiası olan birinde umutsuzluk olamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü umutsuzluk, ruhu körelenler içindir. Ruh körelince karanlık bir yana ışıkta da görmek mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok uzatmadan sonuca gidelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Narin’in ölümü bir kıyamettir. Donarak ölen evsizin ölümü bir kıyamettir. Bıçaklanarak ve tekmelenerek öldürülen Ahmet’in ölümü bir kıyamettir. Bu kadar mı? İhaleye fesat karıştırmak küçük kıyamettir; hırsızlığı görmemek, duymamak, bilmemek büyük kıyamettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer kıyamet arıyorsak çok kez koptuğunu ve daha ne kadar kopması gerektiğini kendimize soralım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve kendimizi kandırmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kıyamet kopacak”, “Uğursuzluk gelecek”, “Kötü bir şeyler olacak” vb. söylemler tepeden tırnağa korkaklıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlara yenilgiyi kabul ettirme çabasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aydın dediğimiz zaman ipe çıkan cambazı kastetmiyoruz. Vatan dediğimiz zaman cambazların türlü gösteriler yaptığı bir vatanı kastetmiyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhaneti, hırsızlığı, yalancılığı görmezden gelmek için türlü yollar icat edildi. Belki telefonun icadı değil ama bu yolların icadı kıyamet alameti olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazımızı noktalarken geyiklere bir çağrıda bulunalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uyuma numarası yapanları uyandırmak için kendinizi feda etmeye devam ederseniz yarınız ölür, kalan yarınız sakat kalır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benden uyarması.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1224</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Madımak Otelinin Gölgesinde&#8230; Bozkurt İşareti: Karanlığın mı, Zaferin mi Simgesi?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/07/03/madimak-otelinin-golgesinde-bozkurt-isaret-karanligin-mi-zaferin-mi-simgesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:18:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet taner kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[bahriye üçok]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[eşref bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[islamcı]]></category>
		<category><![CDATA[kıvanç kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[madımak]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[necip hablemitoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[neoliberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uğur mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1006</guid>

					<description><![CDATA[Madımak Otelinin Gölgesinde&#8230; Bozkurt İşareti: Karanlığın mı, Zaferin mi Simgesi? Neoliberalizmin bütün dünyayı karanlığa gömmek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Madımak Otelinin Gölgesinde&#8230; Bozkurt İşareti: Karanlığın mı, Zaferin mi Simgesi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberalizmin bütün dünyayı karanlığa gömmek için birçok ülkede aydınların ışığını söndürmek için harekete geçtiği 80’li yıllardı. Sam Amca’nın menfaatlerine karşı gelenlerin helikopterleri, uçakları bir bir düşmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Güney Amerika’da ister solcu olsun ister milliyetçi olsun, emperyalizme karşı gelen siyasetçilerin, iş adamlarının, yazarların biletleri kesiliyordu.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki aydınlar da benzer sonlarla karşılaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD emperyalizmine direnmenin, “<strong>ucuz kan</strong>” siyasetine taviz vermemenin, onurlu direniş sergilemenin bedeli vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birbiri ardınca bombalar patladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Uğur Mumcu’nun arabası havaya uçuruldu.</strong> Polisler olay yerine gelmeden olay yerine gelen polisler vardı. Delilleri süpürüp gittiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bahriye Üçok, bir kitap arasına yerleştirilen bombayla katledildi.</strong> Bir teröristten beklenmeyecek temiz (!) işti, demek ki mesaj açıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her saldırı ihanet kokuyordu. Her kapının kilidi hasarlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eşref Bitlis, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve daha niceleri&#8230;</strong> Öteden beri katledilen <strong>Kemalist</strong> aydınlarımız vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkesi azınlık gören azgın bir kalabalık her yerde şeriat sloganı atıyor; <strong>Musafa Kemal’e, laikliğe, cumhuriyete saldırıyordu.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’ni yaktılar.</strong> Otelin konuğu olan 33 kişi, 2 de otel görevlisi katledildi. Saldırganlardan ikisi öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>14-15 yaşlarında çocuk da öldü, 50’li yaşlarında bir insan da&#8230;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her zaman olduğu gibi <strong>koçbaşları</strong> harekete geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumda olumlu karşılığı olmayan bir vahşet el birliğiyle toplumun tamamına mâl edildi. Suni tartışmalarla kutuplaştırma oyunu devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nasıl olduysa oldu, işin sonunda mağdur yine dinciler oldu!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ergenekon kumpaslarında yapılan hainliklerden biri şuydu: FETÖ’cü hakim ve savcılarla onların basın ve medyadaki iş birlikçileri, Mustafa Kemal’le hesaplaşmaya kalktılar.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kahpece senaryolar hazırlayarak memleketin başına gelen her kötülüğü Mustafa Kemal’e ve onun askerlerine mâl etmeyi hedefliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Madımak’ın da faillerini Ergenekon üstünden Kemalistler olarak gösterdiler.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün pek çok solcunun yaptığı bir hata vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fethi Yılmaz’ın “<strong>Katli Vacip</strong>” kitabını okuyanlar, pek çok aydının katilinin dinciler olduğunu çok iyi bilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türk-İslam sentezcilerinin cehaletiyle, içinde Mustafa Kemal’e ve Türklüğe dair zerre taşımayan sözde solcuların propagandasıyla katil dinciler aklandı.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizi Ergenekon kumpaslarına götüren sürecin ve sonrasının özetidir bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dinciler yapar, Ülkücüler üstlenir, kumpas mahkemeleri kurularak Kemalistler yargılanır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Söylem çok şeydir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gaflet hali şuna neden oldu: <strong>Katiller, cahiller, yobazlar, fikirlerin gerçek temsilcileriymiş gibi görüldüler. Bunlar toplumun bir kesimini temsil ederse kutuplaşma derinleşir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu satırları bana yazdıran, oyuncu Kıvanç Kılıç’ın “<strong>Gündüz Madımak anıyor, akşam bozkurt işareti yapan futbolcu paylaşıyorsunuz. Hiç utanmıyorsunuz.</strong>” sözleri oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MHP çıkıp “<strong>Bu simge bize ait değildir.</strong>” deseydi toplum buna ikna olmazdı. Nitekim yıllarca bunun tam tersini yaptı. Birçok kereler “<strong>MHP’ye oy vermiyorsan bozkurt yapma.</strong>” diyen MHP’lilerle tartışmışımdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bozkurt yaptığım için solcular tarafından çok defa Ülkücü zannedilerek eleştirilmişimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak toplumun olaylara tepkisini okuyamamak, bir zamanlar doğru kabul edilen yanlış algıların değişebileceğini göremeyecek kadar uykuda olmak, bizi günümüz gerçeklerinden uzaklaştırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Huyumdur, asla propaganda yapmam. Doğruyu, inandığımı söylerim ama kimseyi benim gibi olmaya ikna etmem. <strong>İnandığım gibi yaşıyorsam zaten buna ya saygı duyulur ya da örnek alınır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir öğretmen olarak sınıflarımda da hiç propaganda yapmadım ama birçok öğrencim ya beni gördüğünde ya bozkurt yapar ya da sosyal medya paylaşımlarında bozkurtlu fotoğraflar paylaşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hiçbiri de MHP’li ya da Ülkücü değildir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hepsi bu topraklarda emperyalizmi kırıp uyuyan Türklüğü uyandıran Mustafa Kemal’in askeridir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2013 öncesi Türkiye’yi unutmamış olan herkes, toplumdan siyasetçilere kadar yaşanan değişimi görebilir. Dün “Türk’üm” demek bile adeta günahken bugün hükümet yetkilileri <strong>bozkurtun bir siyasi simge olmadığı, Türklüğün kültürel bir simgesi olduğu açıklamasını yapıyor.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, yıllar yılı her türlü gaflete ve her türlü sinsi bölücü faaliyete, kutuplaştırma faaliyetlerine karşın <strong>Türk toplumunun bir tepkisidir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Türklük değil, çatı olan ümmettir.</strong>” diyenler çektirdikleri dizilerin bile aslında tam tersi sonuca yol açtığını gördükçe kendileri de şaşırıyorlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Ben bir Kürt’le ümmet çatısı altında buluşurum.</strong>” diye atıp tutarken Kayı boyu damgalı imamesi olan tespihler taşıyan Kürtleri gördükleri zaman ne düşünüyorlardır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bizim başarımız.” demesinler çünkü hedefleri her zaman çok başkaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ne yaparsanız yapın, döner dolaşır her şey Mustafa Kemal’in dediği yere gelir. Bu durumda onun çizdiği istikametin aksine ısrar edenlerin yaptıkları tek şey milletin zamanından yani geleceğinden çalmaktır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli Mücadelede “<strong>Önümüzden kurt geçti, anladık ki zafer bizimdir.</strong>” diyen Türk’ün bilincini aydınlatan Mustafa Kemal’e bin defa selam olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve son olarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bozkurtu zafer işareti sayan Türklerden asırlar öncesine gidelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Macar tarihçi ve arkeolog Andreas Alföldi, Roma’nın temeli olan Etrüsklerin dişi kurt efsanesinin <strong>Asya menşeili olduğunu</strong> ispat etmişti. Etrüskler, bu efsaneyi Batı’ya taşıyan kavimdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetle&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karanlık sahipleri hep karanlığın ağzından konuşmamızı isterler. Bunun için de hafızamızı silmeye yeltenirler.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kültürel kodlar giderse hafıza da gider.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Oysa Başbuğumuz ve Bozkurt’umuz olan Mustafa Kemal’in aklı da hafızası da daima diridir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bozkurt işareti MHP’nin ya da başkaca bir grubun tekelindeymiş gibi davranmak tarihi hafızamızı ve milli onurumuzu inkar ettirmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmekten başkaca bir şey değildir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Böyle bilinsin!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1006</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hubb-i Fillah Cuntası</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/12/17/hubb-i-fillah-cuntasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Dec 2023 17:43:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[çetin doğan]]></category>
		<category><![CDATA[cunta]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[hubb-i fillah]]></category>
		<category><![CDATA[kafes planı]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[teğmen]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=636</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’deki darbelerin yapısı ezbersiz, tarafsız ve ön yargısız incelendiğinde görülecektir ki darbelerin nihai hedefi Mustafa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki darbelerin yapısı ezbersiz, tarafsız ve ön yargısız incelendiğinde görülecektir ki darbelerin nihai hedefi Mustafa Kemal’in askerleridir çünkü onlar Mustafa Kemal’in ideallerini gerçekleştirmek ve vatanı korumak üzere emri yine devletin kurucusundan, Ebedi Başkomutan’dan almışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Balkan Savaşlarının hemen öncesinde ordunun subaylarını uyaran Mustafa Kemal, orduya siyasetin bulaştığını, büyük bir harbin kapıda olduğunu, ordunun durumu iyileştirilmezse büyük bozgun yaşanacağını söylemişti. Ne yazık ki uyardığı felaketler de başımıza gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günleri yaşamış büyük bir lider olarak Türk ordusuna son mesajında şöyle diyordu: “Türk vatanının ve Türklük toplumunun şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan oluşan görevini her an yerine getirmeye hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inanç ve güvenimiz vardır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ebedi Başkomutan’ın mesajı nettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cunta, devlet olanların değil; devleti ele geçirmek isteyenlerin, inkılaplardan gocunanların işidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuzla Piyade Okul Komutanlığı’nda yapılan 10 Kasım Atatürk’ü anma töreninde Atatürk fotoğrafı takmak istemeyen bir teğmenle diğer teğmenler arasında bir arbede meydana gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olaydan kısa süre sonra teğmenler, Atatürk fotoğrafı takmak istemeyenlerin kaldığı 405 numaralı koğuşun kapısına Atatürk posteri asmışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada tanıdık filmler devreye girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Teğmenler Cuntası” diye bir şey uyduruldu. Fırsat bu fırsat, orduya siyaseti karıştırdıkları bahanesiyle Atatürkçü teğmenlerin tasfiyesi istendi. Bunu isteyenlerin kafasındaki cunta, olaya karışan teğmenlerden değil, tüm Atatürkçü subaylardan oluşuyor. Contayı sıyırmış bu yalancılar, TSK’nin lağvedilmesi gibi adice önerilerde dahi bulunmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu adi öneriler ne zaman geliyordu? Kumpas zamanlarında&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi “Teğmen Cuntası” diye tanıdık bir filmi vizyona koymaya uğraşanlardan Yeni Şafak’ın son derece kötü hatta “iğrenç” diyeceğimiz siciline yani arşivine bakalım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">21 Ocak 2010 tarihli “<strong>İşte ‘Balyoz’ darbe planının ayrıntıları</strong>” başlıklı bir haberde güya darbe planları anlatılıyor. Kaynak ise “Taraf” paçavrası.<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine 21 Ocak 2010 tarihli bir başka haber ise “<strong>Katliam kaos Balyoz</strong>” şeklinde tuhaf bir başlık taşıyor ve güya Türk ordusunun karanlık senaryolar tasarladığını iddia ediyor.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">26 Ocak 2010’da siyasal İslamcıların o zamanki gözbebeği BDP’lilerin sözde Balyoz darbe planı hakkındaki yorumu manşete taşınıyor: “<strong>BDP’li Yaman: Balyoz darbe planı bize şaşırtıcı gelmemiştir.</strong>”<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">28 Ocak 2010’daki haber ise Çetin Doğan’ın Aziziye’deki akrabalarından olarak tanıtılan Kenan Kurt’un ifadesini başlığına taşıyor: “<strong>Balyoz darbe planı bizim için utanç vesilesi</strong>.”<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">23 Şubat 2010’da ise “<strong>Balyoz dalgası</strong>” başlığı altında, Oramiral Özden Örnek gibi kıymetli Türk subaylarının sorguda olduğu haberi veriliyor.<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Temmuz 2010 tarihli “<strong>Balyoz!</strong>” yazısında Tamer Korkmaz, tahliye kararları üzerine panik olanları teskin ederek 102 asker hakkında tutuklama kararı çıkarılmasını tarihi bir hadise olarak gösteriyor.<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">25 Kasım 2010’da “<strong>Darbeci paşalara Balyoz indi</strong>” haberinin ise başlığı her şeyi açıkça anlatıyor. Ayrıntısına girmiyoruz.<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">21 Ocak 2011 tarihli bir haberde ise şok (!) edici ifadeler yer alıyor ve şöyle deniyor: “Org.&nbsp; Doğan’ın başını çektiği cunta, başbakan, Fethullah Gülen gibi önemli isimlerin faaliyetlerini dosyaladı.”<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Nisan 2011’de “<strong>Balyoz’un benzeri 105 yıl önce hazırlanmış</strong>” başlıklı haberde ise Ermeni terör örgütlerinin o dönemde Türkiye’nin işgal edilmesine zemin hazırlamak için planlar yaptığı anlatılıyor.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şüphe yok ki tüm basını ve medyayı tarasak neler ortaya çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cuntanın danikasını o zaman görürsünüz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün arşivler, Türkiye’yi yıkmak isteyenlerin saldırılarıyla doludur. Hedefte ise daima Mustafa Kemal’in askerleri vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Harp okulundaki arbedeye gelirsek&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Teğmen Cuntası” değil ama “Hubb-i Fillah Cuntası” var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk rozeti takmak istemeyenlerin “Hubb-i fillah” adında bir Whatsapp grubu ortaya çıktı. Diğer teğmenlere “gençler” diye hitap eden bir hesap, “Vatana millete davamıza hayırlı olsun” şeklinde bir mesaj atıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Normal bir ülkede olsak “dava” mesajını atan bir adamın kırk defa sorgulanması gerekirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">405 numaralı koğuşta kalan teğmenler için istenen ceza nedir? Bilgi yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koğuşun kapısına Atatürk posteri asan teğmenler için idari soruşturma açılmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilmiyorum, bu kaçıncı film? Ama hepsi fillahlar, tillahlar için mutsuz bitiyor, işte bunu biliyorum.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/iste-balyoz-darbe-planinin-ayrintilari-236847" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/iste-balyoz-darbe-planinin-ayrintilari-236847</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/katliam-kaos-balyoz-236812" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/katliam-kaos-balyoz-236812</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/bdpli-yaman-balyoz-darbe-plani-bize-sasirtici-gelmemistir-237963" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/bdpli-yaman-balyoz-darbe-plani-bize-sasirtici-gelmemistir-237963</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/balyoz-darbe-plani-bizim-icin-utanc-vesilesi-238273" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/balyoz-darbe-plani-bizim-icin-utanc-vesilesi-238273</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/balyoz-dalgasi-243123" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/balyoz-dalgasi-243123</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/tamer-korkmaz/balyoz-23323" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/yazarlar/tamer-korkmaz/balyoz-23323</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/darbeci-pasalara-balyoz-indi-289451" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/darbeci-pasalara-balyoz-indi-289451</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/her-daim-canli-balyoz-299016" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/her-daim-canli-balyoz-299016</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> <a href="https://www.yenisafak.com/gundem/balyozun-benzeri-105-yil-once-hazirlanmis-315761" target="_blank" rel="noopener">https://www.yenisafak.com/gundem/balyozun-benzeri-105-yil-once-hazirlanmis-315761</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">636</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bitmeyen Kumpaslar</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/12/10/bitmeyen-kumpaslar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Dec 2023 21:02:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[11 aralık]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin nihal atsız]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sabahattin ali]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkçüler]]></category>
		<category><![CDATA[türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf akçura]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=629</guid>

					<description><![CDATA[“Türkiye Cumhuriyeti, Türkçülük fikrinin gerçekleşmesidir.” Yusuf AKÇURA II. Mehmed devrinde kurulan imparatorluk, belki de yeryüzünün [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">“<em>Türkiye Cumhuriyeti, Türkçülük fikrinin gerçekleşmesidir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yusuf AKÇURA</p>



<p class="wp-block-paragraph">II. Mehmed devrinde kurulan imparatorluk, belki de yeryüzünün son ütopik imparatorluğuydu. Temelinde Türklük bulunan bir devlet daha imparatorluk safhasına geçiyor, bununla birlikte imparatorluğun bir gereği olarak kendi özünden de kopmaya başlıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek bir imparatorluğun özünden kopmadan yaşayamıyor oluşu, Tanrı’nın devletlere bahşettiği güç karşılığında aldığı bedel olsa gerektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir devlet yapısı için en büyük tehlike, menfaat gruplarının güç elde ederek devleti yönetmesidir. Bu grupların bir kısmı doğrudan bir kısmı da dolaylı olarak devleti yönetmek ister. Geçmiş zamanlarda devlet idare eden hanedanlar için de en büyük tehlike bu konudur. Türk ailelerinin güçlü birer hanedan durumuna gelmeden başkentten uzaklaştırılmaları biraz da bundandır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Türk’teki kudret ve kabiliyet bazen kendi başına iş açabiliyor, dirliği ve birliği kurduğu gibi yıkabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuyu çok uzatmayayım, normal şartlarda derinlemesine incelenecek bir konudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İmparatorluk devrinde Türk kimliği gerçekten de zaman içerisinde uykuya dalmıştır. Bu, Türklerin topyekün yok oluşu gibi görülmemelidir. İmparatorluk yapısına sahip bir devletin asli unsuru olarak Türklerin sistemli bir milliyetçiliğe geç kalışı normaldir. İlk hedef devleti ayakta tutmak olduğundan diğer unsurlar ilk başta Osmanlı, Müslümanlık, dini hoşgörü çatısı altında elde tutulmaya çalışılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaçınılmaz olarak da başarısız olunmuştur çünkü öyle ya da böyle her ulus mutlaka günün birinde uyanır. Mesele geç kalıp köle olarak uyanmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı devrindeki ilk Türkçü aydınlar, bol bol eserler yazdılar. Çok sayıda çalışmaya imza attılar. Elden geldiğince teşkilatlı faaliyetler yürüttüler. Dört bir yanı alevler içinde kalmış Türk vatanını kurtarmak için Türklüğü uyandırmaya gayret ettiler. Bunda da başarılı oldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Türk’ün ruhu uyanınca o ruhtan doğacak en eşsiz eser olan Mustafa Kemal ortaya çıktı. O, Türk vatanını kurtarmakla kalmamış; Milli Mücadele sırasında da Cumhuriyet Devrinde de Türklüğü merkeze almıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkçü fikir adamları en büyük değeri yine onun devrinde görmüşlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte ne yazık ki rahmetli Murat Adji’nin ifade ettiği gibi, Türk’ün bozkırında kahramanlık da hainlik de bir arada yaşamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha Mustafa Kemal Atatürk devrinde kumpaslar, suikast girişimleri baş göstermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meşhur Yavuz-Havuz Davasını bilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in denizlerin ötesini aşan ufkuna, maalesef Fevzi Çakmak bile yetişememiştir ki Türk donanmasının faaliyeti ve durumu noktasında neredeyse II. Abdülhamid ile aynı çizgidedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki Yavuz-Havuz davasının getirdiği zaman kaybına rağmen Mustafa Kemal’in eşsiz dehası sayesinde Türk donanması gücüne güç katmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer kumpas ise Türkçülere karşı gerçekleşmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün hayatı boyunca sürgünlerle, mahkemelerle, tabutluklarla uğraşan Hüseyin Nihal Atsız’ın da en rahat devri bu devirdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ha, bu arada “Atsız, Atatürk düşmanıydı.” diyenler olacaktır. Şimdiden onlara şunu yazayım: Eski Dışişleri Bakanlarımızdan olan Mümtaz Soysal, gençliğinde inkılapları çok ağır eleştirmiş olmasına karşın (Bknz. Baki Tuğ &#8211; Türkiye Gerçekleri ve Soysal Davası) Atatürkçü düşüncenin temsilcisi olarak ölmüştü. Erdoğan için, “Başbakan tam bir Atatürkçü gibi konuştu.” diyen de Soysal’dı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birini alıp bağrımıza basalım, diğerini alıp Atatürk düşmanı ilan edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak şunu bilmek gerekir: Bir yolun asıl adamı, o yolda hem eylem hem de fikir bakımından cesur olandır. Her gelene “aman ağam”, her söylenene “Emredersin Paşam” diye yaklaşan biri hiçbir yolun yolcusu değildir. O, yalnız kendi yolunun yolcusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hakikati söylemekten çekinen biri, neye hizmet eder?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kimsenin yönetimini, icraatını eleştirmek, o kimseye düşman olmak demek değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atsız’ın Atatürk’e bakışı hakkında madde madde görüşlerimizi aktaralım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Atatürk konusunda en çok “Dalkavuklar Gecesi” kitabı gündeme getirilir. Bu kitapta doğrudan Atatürk’ün hicvedildiği söylenir. Yakan Cumalıoğlu, Atsız’la bizzat görüşmüş ve eseri kim için yazdığını sormuştur. Atsız, kitabı Atatürk’ün çevresindekiler için yazdığını ifade etmiş ve bugün olsa belki onu da yazmayacağını eklemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Yağmur Atsız, babasının ağzından şu sözleri aktarıyor: “Gençliğimizde ona karşı bazı hususlarda hata etmişiz.” Yine Yağmur Atsız, şunları aktarıyor: “Atatürk’e vaktiyle ne kadar insafsızca yüklendiğimi ve onun pek çok konuda ne kadar haklı olduğunu yeni idrak ediyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- Dr. Rıza Nur’un hatıratıyla ilgili de Atsız’a yüklenilir. Oysa en yakın öğrencilerinden Altan Deliorman’ın aktardıkları çok nettir. Deliorman, Atsız’ın bu hatıratı görünce Dr. Rıza Nur ile ilgili görüşlerinin büyük ölçüde değiştiğini aktarır. Yine Yakan Cumalıoğlu, hatıratı bizzat Atsız’a sormuş ve Atsız da hatıratın Atatürk ve cumhuriyet düşmanları tarafından kullanılmak istendiğini, çarpıtıldığını, doğru olmadığını, hukuki girişimlerde bulunulacağını ifade etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4- Vefatına yakın bir tarihte Atsız, bir mektubunda aynen şunları yazmıştır: “Bu gidişle korkarım, Türkiye’de Atatürk’ü savunan bir ben kalacağım. Çok aşırı ve haksız bir Atatürk düşmanlığı yapılıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kürk Mantolu Madonna” ile yeniden popüler yapılan Sabahattin Ali’yi de bu ülke bağrına sarar. Onun,</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Memleketten Haber</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hey anavatanından ayrılmayanlar,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bulanık dereler durulmuş mudur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dinmiş mi olukla akan o kanlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük hedeflere varılmış mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asarlar mı hâlâ hakka tapanı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mebus yaparlar mı her şaklabanı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Köylünün elinde var mı sabanı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sıska öküzleri dirilmiş midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cümlesi beli der enelhak dese,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâlâ taparlar mı koca terese?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsmet girmedi mi hâlâ kodese?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koca teres kafayı bir çekince</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskender’e bile dudak bükünce</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hicabından yerler yarılmış mıdır?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiirinden habersiz midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki hayır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu milletin şuuruna vurulan bütün darbeler sinsicedir. Bu millete Sabahattin Ali gibi daha nicelerini dayattılar. Köylüye sabanını, öküzüne semizliğini geri veren adama etmediği hakaret ve iftira kalmayan bir adamı Atatürkçü sanıp bağrına basanlar, kendilerini de Atatürkçü zannediyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra da çıkıp sanki çok önemli kimselermiş gibi, “Atatürk’ü sevmediğini yazan adamı anmayız.” diyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunu da ekleyerek Sabahattin Ali meselesini kapatayım: Kendisi yurt dışına kaçarken başına aldığı darbeyle değil, insan kaçakçılığı yaparken ölmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiirlerin en güzellerini yine Atsız, Mustafa Kemal’e yazmış. Okuyalım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Asırlar bize yaştır,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemal ülküye baştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bize yol göster Kemal,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anayurda ulaştır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu milletten çıkar mıydı bir büyük gazi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuğu kaldırmış olan orduların başbuğuna.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine, “Yeni binanın adı cumhuriyettir. Temelinde kan ve iman vardır. Biz bu binanın yıkılmayacağına inanmışız.” diye yazan da Atsız’dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının bilinen ve bilinmeyenleri arasında türlü kahpeler, türlü kahpelikler vardır. Cumhuriyet tarihinin en büyük kumpaslarında hem devlet hem de millet ipten dönmüş ama bunu bugün bile tam olarak idrak edebilmiş değiliz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte o kumpasların ilk tecrübeleri, Atatürk’ün etrafındaki fikir insanlarına, Türkçülere vurulan darbelerle elde edilmişti. Atsız’ı tabutluklara kapatan İnönü çok mu Atatürkçüydü? Ebedi Başkomutan daha hayattayken “kendi bildiklerimizi uygulayacağız” psikolojisiyle iktidar hırsına kapılanlar çok mu Atatürkçüydü? Türk donanmasını Marmara’ya hapsetmeye kalkanlar Atatürkçü düşüncenin neferleri miydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözünü edebini bozmamak kaydıyla sakınmadan söyleyenler mi Atatürk düşmanı oldu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şehit Necip Hablemitoğlu, “Ötüken dergisini sattırdığım için Atsızcı suçlamasıyla bu partiden (MHP) ihraç edildim.” demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence bu söz üstüne tekrar tekrar düşünmekte yarar vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son birkaç yıldır gördüklerim, duyduklarım, okuduklarım üstüne daha fazla kayıtsız kalamadım. Maskaralık piyesine seyirci olmak bana göre değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bir şeyi daha açıkça ifade etmek isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atsız, sonradan fikrini değiştirse de değiştirmese de Mustafa Kemal konusundaki görüşlerinde hatalıdır. Ancak o, bu görüşleri açıkça dile getirecek ve bunu yaparken edebini bozmayacak kadar merttir. Ben de onun yanıldığını yazacak kadar mertim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi, insanların korkusuyla insan olmaktan çıkar. Robotlaşır. O zaman da kişiliğe yani mertliğe, ahlâka, namusa ihtiyacı kalmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben robot değilim. Sancak taşıyanlardanım. Hatalarımla, yanlışlarımla da bu sancağı ileri götürmeye devam edeceğim. Bir araya geldiğinde ahlâk abidesi kesilen şuursuz kalabalıklar için doğru bildiğimi yazmaktan çekinmem.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu vesileyle, vefat yıl dönümünde Hüseyin Nihal Atsız’ı saygı ve rahmetle anıyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">629</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Baldıran Zehri</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/12/07/baldiran-zehri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Dec 2023 18:35:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[baldıran zehri]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=626</guid>

					<description><![CDATA[“Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez.” Sokrates’in Savunmasından (Platon) Sokrates neredeyse tüm hayatı boyunca kendisi de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sokrates’in Savunmasından (Platon)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sokrates neredeyse tüm hayatı boyunca kendisi de dahil olmak üzere aslında hiçbirimizin bir şey bilmediğini anlatmaya çalıştı. Sonunda birtakım Atinalıların hışmını üstüne çekti. Sonunda baldıran zehri içerek ölmeye mahkûm edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki de mesele, bilmeye başlamak için bilmediğimizi kabul etmekti. Sorun ise zaten biliyor olduğumuzu düşünmemizdi. Öyle ya gözler niye vardı? Görüyorduk işte: Güneş doğuyor, batıyor; savaşlar oluyor, insanlar ölüyor; kendine çok güvenen bir adam sevdiği kadına kavuşup ona dokunuyor; bir kadın, gündelik alışverişini yapıyor; bir asker sopayla ve bir öğrenci de kalemle talim yapıyor; iki kere iki de dört ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyin en iyisini biz biliyorduk. Yanılamazdık. Yanıldığımızı kabul etmemiz için birilerinin kurban edilmesi gerekliydi. Bir dönemde Sokrates baldıran zehri içip kurban edildi. Başka bir dönemde Giordano Bruno yakılıp kurban edildi. Kurban etmek yetmiyordu, kimilerine de yaşarken hayat zehir edildi. Galileo korkutulmuştu. Leonardo da Vinci hakkında Hakikatin Ağzı’na bol bol şikâyet konulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün hamasi sözlerle övündüğümüz Biruni mezhepçilikten yakınırdı ve zındıklıkla suçlanmıştı. Aynı şeyler İbni Sina ve Farabi için de geçerliydi. Günümüzde bile Cübbeli Ahmet denen herif tarafından “İşi akla dayandırdıkları için” kafayı yemekle ve kâfir olmakla itham edilmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dincilerin akıllı adam görmeye dayanamamaları tabii ki şaşılacak bir şey değildir. Akıllı insanlara olan düşmanlıkları konusunda bin yıllık mankafalılığı hiç değişmeden sürdürdükleri için de ayrıca tebrik etmek gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde ve dünyada sayısız olay meydana geliyor. Biz bütün bunlardan ders çıkarmıyoruz çünkü her şeyi biliyoruz (!). Birbirimizi yiyoruz çünkü en iyi biz biliyoruz (!).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilmediğimiz tek şey, hiçbir şey bilmediğimiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun haricinde her şeyi çok iyi biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şöhret tuzağına, makam rüyasına, para hırsına düşmeyi çok iyi biliyoruz. Adam satmayı, hak yemeyi, ihanet etmeyi, korkup köşeye çekilmeyi, güçlüyü görünce orta yolu bulmayı çok iyi başarıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilgece tevazuyu değil, budalaca kibri tercih ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Armut dibine düşüyor, dibini aydınlatmaya kalkan mumu da yakıyoruz. Böylece gelecek nesillerin de hayatını karartıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyi bildiğimizi zannederken aslında Platon’un mağarasında yaşıyor olmamız nasıl bir duygu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorgulamadığımız sürece bilemeyeceğiz. Her şeyi bildiğimiz sürece sorgulamayacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece küçük maketlerin dev gölgeleri bizleri oylamaya, korkutmaya, yönetmeye devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">626</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kan Dökücülerin Kardeşliği</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/29/kan-dokuculerin-kardesligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 08:05:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[arafat]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[barış görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[brejnev]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[jimmy carter]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[reagan]]></category>
		<category><![CDATA[rehine krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sscb]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yitzhak rabin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=622</guid>

					<description><![CDATA[Kan dökücülerin bir huyu vardır. Hiçbir kan dökücü kendi döktüğü kanla beslenmez. Kan dökücünün beslenme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kan dökücülerin bir huyu vardır. Hiçbir kan dökücü kendi döktüğü kanla beslenmez. Kan dökücünün beslenme şekli, uzaklardan gelen kan kokusuyla güçlenme şeklindedir. Kutsal sandıkları amaçlar uğruna kan dökenler, yarattıkları bozgunla birbirlerini beslerler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu açıdan insanlığın da tıpkı Ay gibi karanlık bir tarafı vardır. Ay’ın karanlık tarafında düşman yaratıkların olduğuna inanan insan, insanlığın karanlık tarafını görmemeye veya görmezden gelmeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar Çin devleti için en hayati güvenlik refleksi, Türk topluluklarını birbirine kırdırmaktı. Türk boylarını veya onların birliğini yönetenlerin ise gücün getirdiği kibir, kadın, eğlence, kıskançlık, hasetlik gibi noktalarda zaafa düşmesi durumunda Çin’in milli güvenlik siyaseti başarıya ulaşmış olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk boyları birbirine düştüğünde öyle kırımlar olurdu ki Çin’e sadece bağlılık bildiren Türkleri kabul etmek kalırdı. Ne yazık ki Türk dünyası olarak biz bunu da buna benzer durumları da yaşadık, yaşıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki kan dökücülükten başka bir de kan döktürme vardır. Yani insanın karanlık tarafı, “Çılgın Marslılar”dan daha tehlikelidir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün “vekalet savaşları” revaçtadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herhangi bir örgüt ya da zayıf bir devlet vekil hâline getiriliyor, bir başka devletin kendisine veya vekiline karşı “ucuz kan” siyasetiyle sömürülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sömürenlerin sömürdüğü düzendir bu. Fakirlikten, ezilmişlikten, kincilikten beslenen vekiller de bu düzenin muhafızlarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düzenin taşıyıcı kolonları ise dinciliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün dincilerin dilinden barış ve esenlik sözcükleri düşmez. Hepsi iyiyi, güzeli, doğruyu, huzur içinde yaşamayı emreden dinlerden söz eder. Bu sözlerin karanlık tarafında ise müthiş bir sinsilik vardır. Bu sinsiliklerden bazıları bir devleti ele geçirmeye, bir halkı ölüme götürmeye, bir kitleyi isyana teşvik etmeye, en kötüsü de tuzağa düşürülen kişilerin düşman belledikleri devletlerin vekili yapılmalarına yöneliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kan dökücülerin nasıl beslendiğine dair bir hatırlatma yapmak isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Barıştan söz edenlerin bir şekilde ortadan kaldırılması bu kanlı düzenin sahiplerince taviz verilmeyen bir zorunluluktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jimmy Carter döneminde ABD, Orta Doğu’da bir kanser hâline getirilen İsrail-Filistin meselesini çözmek istiyordu. Bu dönemde hedefteki düşünce, İsrail’in kurulmasının önünü açan “Vatansız ulusa ulussuz vatan verin.” şeklindeki Siyonist anlayıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginçtir, 1924 doğumlu Jimmy Carter’ın 2015’te de Filistin’deki direniş örgütleri arasındaki uzlaşıyı sağlamak istediği iddia ediliyordu. Filistin meselesi hakkında yazdığı kitapta Siyonistleri suçlaması ise ağır hakaretlere maruz kalmasına sebep olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Carter, 1977’de de aynı hakaretlere maruz kalıyordu çünkü barışa yönelik bazı adımlar atılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine ilginçtir, bu barış politikasına katılanların akıbeti hiçbir zaman iyi olmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Carter döneminde öyle olaylar meydana geldi ki Demokrat Parti yıllarca toparlanamadı. O dönemde petrol krizi patlak verdi. 1979’da İran’da bir İslam devrimi meydana geldi. İranlı öğrenciler Tahran’da ABD elçiliğini basıp 52 ABD’liyi esir aldılar. Bu rehine olayı ne zaman çözüldü, biliyor musunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Carter gidip yerine Ronald Reagan başkan seçildiği zaman. Reagan’ın dönemi 20 Ocak 1981’de başladı. Rehine krizi 20 Ocak 1981’de çözülüverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda Filistin’deki ilk kurtuluş örgütlerinin sosyalist olduklarını yazmıştım. Zaten Carter’ın Filistin politikası, SSCB-ABD arasında bir yakınlaşma doğurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SSCB ve Rus istihbarat etkisi Filistin’de epey derindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">FHKC’nin ilk başkan yardımcılarından Vadi Haddad bir KGB ajanıydı. KGB’nin FKÖ içinde de Hani el-Hasan adında bir ajanı vardı ki Arafat’ın öldüğü tarihe kadar kendisinin ulusal güvenlik danışmanlığını yürütmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine önceki yazılarımda yazdığım gibi, İran ve İsrail’in birbirine muhtaç olduğunu Carter döneminin olaylarından da anlıyoruz. Filistin yanlısı ağırlıklı bir barış politikası izleyen Carter iktidarına en büyük darbe İran üstünden vurulmuştur. İran’da gerçekleşen İslam devrimi daha 1979 yılında Filistin’i baş gündem konularından biri yapmış, Humeyni’yi ilk ziyaret eden de Arafat olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok uzatmadan noktalayayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reagan’ın başkanlık döneminin başladığı 20 Ocak 1981’den sonra meydana gelen olaylardan biri, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın 17 Ekim 1981’de öldürülmesidir. Sedat, Carter döneminde İsrail’i ziyaret ederek önemli bir adım atmıştı. Nasırcılar Filistin’de nasıl darbe aldılarsa Mısır’da da o şekilde darbe almışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sedat, radikal İslamcı Halid Ahmed Şevki el-İslambuli tarafından öldürülmüştü. Sedat’a bu suikast sırasında tam 72 kurşun isabet etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Barış görüşmelerine katkıda bulunanlardan Yitzhak Rabin de 1995 yılında radikal Yahudiler tarafından katledilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Katledilenlerden biri de SSCB’dir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu da Afganistan’da tuzağa düşürüp son darbeyi vurdular. Afganistan’da ABD’nin en büyük müttefiği ise cihatçılardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer katledilen İran devleti olmuştur. İran’daki İslam rejimi İslam dünyasını hem terörize ediyor hem de Körfez ülkeleri üstünde bir korku yaratarak onları Batı’nın özellikle de İsrail’in kucağına itiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’da İslam devrimi oluyor, Filistin’de radikal İslam güç kazanıyor. Irak işgal ediliyor, Filistin’de radikal İslam güç kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran ne zaman güya Batı’ya doğru şaha kalksa bütün Müslümanların kanı kabarmaya başlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Doğu’nun her yerinde İslami direnişin öncüsü İran devleti oluyor ve zannediliyor ki Orta Doğu’daki tüm radikal İslami hareketler İran İslam Rejimi’nin vekilidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pekiyi, öyle olsun&#8230; Öyleyse Mollalar kimin vekilidir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak&#8217;ın işgali nasıl İran&#8217;a yol verdiyse bugünkü meseleler de İran&#8217;ın beslenmesini sağlıyor. İran, ateşkes görüşmelerinin sonuca ulaşmasını kendisine bağlarken Filistin yönetimi İran&#8217;ın değil Türkiye&#8217;nin rol oynadığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu da gözümden kaçmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tarihe Bir Not Daha</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon, Balyoz, Açılım zamanlarında Türk ordusuna atılan en büyük iftiralardan biri, “Artık gerçeklerle yüzleşelim. Güneydoğu’da çok çocuk öldürüldü.” diye başlayan kara propagandalardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi ikiyüzlülüğün en net örneği karşımızdadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem Filistin’de hem de İsrail’de siviller öldü. Birçok çocuk hayatını kaybetti ve bir zamanların ileri demokratları bunu kısas olarak görüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü dincilik böyle bir şeydir ve dinciler için her şeyin merkezinde Araplık vardır. Türk’ün canı ise can değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düştüğümüz bu notu da unutmuyoruz, unutmayacağız. &nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">622</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İdeolojik Çekirdek</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/28/ideolojik-cekirdek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Oct 2023 17:26:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[100. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[ideolojik çekirdek]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=596</guid>

					<description><![CDATA[İdeolojik çekirdek, “Bir ulusun geçmişini, bugününü ve geleceğini birbirine bağlayan bir köprüdür.”[1] Bunun içindir ki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İdeolojik çekirdek, “Bir ulusun geçmişini, bugününü ve geleceğini birbirine bağlayan bir köprüdür.”<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> Bunun içindir ki Türk cumhuriyetinin karşılaştığı açık veya örtülü fark etmeksizin her türlü savaş, Türk’ün ideolojik çekirdeğini yok etmeye yönelik olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Dr. İsmet Barutcugil, ideolojik çekirdeği şu şekilde tanımlar: “Çekirdek ideoloji, organizasyonun varlık nedenini açıklar, var olmanın haklılığını anlatır, onun karakterini tanımlar, kim olduğunu ortaya koyar. Hedeflerin, dönemlerin, dönüşümlerin ve kişisel liderliklerin ötesine geçen ve sürekliliği olan bir kimliktir.”<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ulusun savaşta yenilmesi, onun yok edilmesi anlamına gelmez. Bir orduyu savaşta havadan, denizden, karadan bombalayabilirsiniz. Onun tüm fertlerini tutuklayabilir ya da sürebilirsiniz. Bu, o ulusu yok ettiğiniz anlamına gelmez. Ulusun her bir ferdi dünyanın her yanına dağılsa da milli şuurunu yitirmedikçe yok olması mümkün değildir. Tarihte bunun pek çok örneği vardır. Malta sürgünleri veya “fait accompli” (oldubitti) ile yapılan katliam ve sürgün hareketleri Türklüğün yok edilemeyeceğini gösteren örneklerden biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun içindir ki uzun yıllardır Türk’ü yaşatan “ideolojik öz” hedef alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İdeolojik çekirdeği yeniden alevlendiren, güçlendiren, sarsılmaz bir konuma getiren ve onu “ilelebet payidar” yapan Mustafa Kemal’in adına dahi tahammül edemeyenlerin de kuyruk acısı ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İdeolojik çekirdeğin etrafında sonsuz bir aşkla dönmeyen, “ilelebet payidar” sözünün anlamını idrak edemeyen kimselere, düşman istihbarat servisleri “yararlı aptal” der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yararlı aptal, dünyanın her yerinde vardır. Yararlı aptalların kimi vatanını koruduğunu zannederken ona zarar verir. Kimisi çıkıp her konuda kendi vatanının aleyhine cephe alır ve insaniyeti kendine maske yapar. Kimisi hayat çalar kimisi de tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalar. Sonuçta hepsi vatanına zarar verdiği için düşmanlarımız tarafından “yararlı aptal” olarak tanımlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve kullanılırlar. Her aptal gibi, boyunlarına tasma geçirilir ve hak ettikleri yerde yani en aşağılarda olurlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çekirdeğin içine sızmak isteyenler, zerrecik olduğunu fark etmeyenleri kullanmak isterler. Yararlı aptal durumuna gelen bir zerrecik artık çekirdekle ilişkisini yitirmiştir ama varlığıyla çekirdeğe zarar verir. Çekirdeğe sadık kalan zerrecikler de onları yok eder çünkü vazifesi “ilelebet payidar” kalacak olan cumhuriyeti korumak ve kollamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zerrecikleri görmek akıl ister, yürek ister.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO orduları, hedef ülkenin çekirdeğine zarar vermek için özel okullar kurmuş, bilişsel savaş uzmanı personeller yetiştirmiştir. O personellerin “besleme”si diyebileceğimiz her türlü hain -devşirilmişler dahil- hedef ülkenin diline, tarihine, kültürüne saldırır. Onun dini inancını kontrol altında tutmaya gayret gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasetçisi, profesörü, yazarı, sivil toplumcusu bir araya gelip de ideolojik çekirdeğe müdahale etmeye çalışıyorsa bunda kesinlikle düşman eli var, demektir. Bu, ulusun varlığını tehlikeye atan bir tehdittir ve bertaraf etmeyi Türk gençliği ve dahi Türk’üm diyen herkes kendine görev bilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüce Atatürk,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk’ün cumhuriyetini sizler kurdunuz. Türk’ün uykuya dalan ruhunu sizler uyandırdınız. Türk’e Türklüğünü sizler hatırlattınız. Aziz ömrünüzü Türk ulusu için feda ettiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zerrecik olduğunu bilen ve dolayısıyla ahlâkını, erdemini, namusunu, şerefini yitirmeyen, Türklüğüne sımsıkı bağlı, sonsuz bir aşkla çekirdeğin etrafında dönen biz Türk gençleri de icabında canımızı da vermeye hazır olduğumuza ant içeriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ne mutlu Türk’üm, diyene!”</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Federico Prizzi, “<strong>Kültürel İstihbarat ve Savaşın Etnografisi</strong>”, Pankuş Yayınları, ss. 41</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> https://ismetbarutcugil.com/2022/11/30/vizyonun-ozu-cekirdek-ideoloji-ve-gelecek-ongorusu/</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">596</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Orkun Yazıtları Tesadüfen mi Bulundu?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/25/orkun-yazitlari-tesadufen-mi-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 07:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[aryan]]></category>
		<category><![CDATA[barthold]]></category>
		<category><![CDATA[bengü taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[doğu bilimci]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hint-avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[iskandinavya]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[johan gabriel sparwenfeld]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[odin]]></category>
		<category><![CDATA[orkun yazıtları]]></category>
		<category><![CDATA[petis de la croix]]></category>
		<category><![CDATA[poltava savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[thomsen]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[turkland]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[vikingler]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=589</guid>

					<description><![CDATA[Tesadüf, sorgulanmamış olay ve durumların yarattığı algıdır. Tesadüf diye bir şey olmadığı için de Orkun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Tesadüf, sorgulanmamış olay ve durumların yarattığı algıdır. Tesadüf diye bir şey olmadığı için de Orkun Yazıtları’nın keşfini “İki yabancının elinde haritayla gezerken tarihi eser bulması” olarak değerlendirmek yanlıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1709 Poltava Savaşında Ruslara esir düşen Johann von Strahlenberg ve 1721’de Abakan’a gelen Alman bilgin Daniel G. Messerschimidt de elde haritayla rastgele gezen, tek amacı macera olan kimseler değildi. Ne aradıklarını biliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neden?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü 18. yy.da keşfedilen şey, Orkun Yazıtları’nın fiziksel varlığı değildir. Onun varlığından 1200’lü yıllarda yaşamış olan Alaeddin Ata Melik Cüveyni ve ondan 200 yıl sonra yaşayan İbni Arabşah da eserlerinde bu yazıtlardan bahsetmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arap bilginlerin bu yazıtlar hakkında bilgi vermesinden daha önemli olan nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskandinav coğrafyasından gelenlerin bu yazıtları “bilimsel” anlamda keşfedip araştıran kimseler olması, fiziki varlığının tespit edilmesinden çok daha önemli ve anlamlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şüphesiz ki İsveçliler, Almanlar ve Avrupa’nın geneli İskandinavya’daki yazılardan ve Sekellerin yaşattığı aynı yazıdan haberdardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesele sadece yazı da değildir. İsveçliler arasında da diğer Avrupalılar gibi köklerini Asya’nın derinliklerinde arayanlar vardı. 1655-1727 yılları arasında yaşamış olan İsveçli gezgin Johan Gabriel Sparwenfeld ve ondan da önce 1653-1713 yılları arasında yaşayan Fransız doğu bilimci Petis de la Croix, İsveçlilerin kökenlerini Doğu Türkistan’da dayandırıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlara göre İsveçlilerin en büyük atası olan Odin’in geldiği Asgard, Doğu Türkistan’ın Kaşgar kentiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de hâkim olan “Yabancılar dediyse doğrudur.” bakış açısıyla hareket edecek değiliz. Mesele bunun böyle olup olmaması değil, tesadüf diye bir şey olmamasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şüphe yok ki Batı emperyalizminin doğuşunda ve dünyada yaşayan tüm milletlerin fertlerinin zihninde kökleşmesinde tarih tezlerinin büyük rolü vardır. Emperyalistleri psikolojik harp sahasına avantajlı bir şekilde çıkaran önemli noktalardan biri işte bu dil ve tarih tezleridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada Orkun Yazıtlarından devam edeyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Strahlenberg’in Yenisey’de bulduğu yazıları tanıtan çalışmaları Batı’da büyük ilgi gördü. Hemen birbiri ardına iddialar ortaya atıldı. Kimilerine göre bu yazılar Romalılar aitti. Kimileri Gotlara ait olduğunu iddia ederken kimileri de Yunanlılara ait olduğunu söylüyordu. Prusyalılar ise erkeğe disiplin kattığına inandıkları meşhur bıyıklarını sıvazlayarak “Yok, bunlar bizim.” diye iddiada bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tartışmalar sürüp giderken yazıların Türklere ait olmadığını iddia edenlerle “Bu yazıtlar Türkçedir ama yazı Greklere aittir.” diyenler yarışıyorlardı. Yazıları çözmek için uğraşanlar da vardı ama bir türlü netice elde edemiyorladı. Üstelik ortaya sürekli olarak yeni yazıtlar çıkıveriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1889’da Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen bengü taşların bulunmasıyla sona yaklaşmaya başladık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rus Nikolay Yadrintsev’in keşfettiği bu yazıtları çözmek için Danirmakalı bilgin Wilhelm Thomsen ve Alman asıllı Rus Doğu bilimci Wilhelm Radloff harıl harıl çalışıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonunda Thomsen, Radloff’tan biraz daha önce yazıları çözmeyi başardığında yıl 1893’tü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Thomsen’e bu zorlu çalışmada yol gösteren neydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazıtlarda yer alan iki sözcük: “Türk” ve “Köl Tigin”!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Asya’da ortaya çıkan her şeye “Benim!” diyen gaspçı emperyalistlerin hayal kırıklığı yaşadığını görüyoruz ama pes etmiyorlar: Bu sefer de “Benden öğrendiniz.” demeye başlıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazının kökeni Aramilere, Greklere, İskandinavlara, yedi yabancıya dayandırılıyor ama Türklere ait olduğunu ısrarla reddediyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu da her zaman yaptıkları gibi hümanizm maskesine saklayarak ve bilimsel jargonla anlatarak ispatlamaya çalışıyorlar. Yani demogoji yapıyorlar. Karşı çıkanlara da “besleme” dediğimiz sözde bilim insanları aracılığıyla “faşist” diye damga vuruyorlar. “Sen” diyorlar, “Buna karşı çıkıyorsun çünkü Türk’sün.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapma yahu, nereden bildiniz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl faşizmi -çok sayıda değerli çalışması olmasına rağmen- Barthold’un Türkistan tarihi üzerine makalelerinde görebilirsiniz. Türkistan’ın Türkler öncesi tarihini (?) irdelerken adeta bir medeniyet hiyerarşisi ortaya koyar. Her şey Greklerden gelmiştir, onlardan değilse İranlılar yapmıştır çünkü nasıl olsa hepsi akrabadır. Tek tük biz Türkler de bir şeyler yapmışızdır ama onlar da bir şekilde Aryanların elinden geçmiş olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu türlü “Aryan” efsanelerini zaman zaman yazdım ama ilerleyen yazılarda “psikolojik harp” kapsamında tekrar değineceğim. Bu yazıyla anlatmak istediklerim açıktır. Yazıyı noktalarken bir noktaya değinmek isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar önce Odin’in Türk kökenleri konusunda bugünkü İsveç bilim dünyasının ne düşündüğünü merak ettiğim için internet üzerinden İsveç kaynaklarını taradım. Akademisyen İda Östenberg’in “Ey Odin’in Askerleri, hepiniz Turkland’tan geldiniz!” başlıklı bir çağrısını gördüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Turkland, Odin’e dair anlatılarda onun geldiği yerin adıdır. Türk yurdu, demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Odin’in Askerleri’nin paramiliter Neo-Nazi bir grup olduğunu biliyordum. Yazıda aslında “Siz buraya sonradan geldiniz” denmek istediğini anlıyordum çünkü mesele, Odin’in Askerleri’nin mülteci karşıtı sözde devriye hareketleriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Roma tarihçisi olan Östenberg’in sosyal medya hesabını buldum ve kendisiyle bu konu hakkındaki görüşlerini almak için iletişime geçtim. Sonuç: Mesajımı gördükten sonra profiline erişimimi kısıtlayarak cevap verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa 18. yy.da yaşamış ve İsveç tarihine büyük katkılarda bulunmuş olan “modern anlamda ilk İsveçli tarihçi” Prof. Sven Lagerbring yıllar öncesinden Östenberg gibi İsveçli, Avrupalı, Amerikalı, Rus bilim insanlarına şunu söylemişti:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Onur verici olup olmadığı endişesi olmadan söyleyelim: Odin ve yanındakiler Türk’tüler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lütfen bu cümledeki “Türk’tüler” ifadesinden önce “Onu verici olup olmadığı endişesi&#8230;” ifadesini değerlendirin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Batılıları Asya’ya getiren Aryan efsanelerini hatırlayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Mehmet Turgay Kürüm’ün İskandinavya’daki çözülemeyen yazılar üzerine yaptığı çalışmaların anlamını irdeleyin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakın bakalım, mitolojiyle simgesel hâle getirilen ve “Odin” adıyla tarihin hafızasına kodlanan gerçek nedir? &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Moğolistan’a kadar “Bu yazılar bizim!” diye gelen gaspçılardan İskandinavya’daki bir kısım yazıları yalnız Türkçe okuyan araştırmacılara neden gelindiğinin cevabını arayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahtelikler dünyasında tüm tezleri tersine okumak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Önerilen Kaynaklar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahmet Bican Ercilasun, “Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları”, Dergah Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgür Barış Etli, “Viking Türk Sırları”, Gece Kitaplığı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kazi Laypanov, İsmail Miziyev, “Türk Halklarının Kökeni”, Selenge. (Özellikle Ahsen Batur’un ön sözü mutlaka okunmalıdır.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">589</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mista&#8217;arvim</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/23/mistaavrim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 07:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aliyah beth]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[casus]]></category>
		<category><![CDATA[conflict]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israeli special forces]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mista'aribeen]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa sagir]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ramallah]]></category>
		<category><![CDATA[sabetay]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[spy]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[war]]></category>
		<category><![CDATA[zion]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=584</guid>

					<description><![CDATA[Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet okuyorlar. Henüz ortam gerilmiş değil. İsrailli güvenlik güçleri tetikte bekliyor. Bütün personel kendinden emin çünkü birazdan ne olacağını hepsi biliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gösteriler devam ederken fanatik bir grup çıkıyor, ellerinde taşlarla İsraillilere saldırmaya başlıyor. Ardından bütün eylemciler ateşleniyor ve ortalık karışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Göstericilere ilk müdahale, fanatik gruptan geliyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in askeri istihbarat kanadı olan AMAN’ın (Agaf Ha-Modi’in) istihbarat birimlerinden “Mista’arvim”, yakalayıp etkisiz hâle getirdiği Filistinlileri İsrail askerlerine teslim ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok kez gerçekleşen bu tarz operasyonların faili olan Mista’arvim bir defa da 2018’de gündeme geldi. Hamas tarafından “kaçakçı” zannedilerek takip edilen Mista’arvim’in ne olduğu, İsrail ordusunun duruma müdahale etmeye çalışmasıyla anlaşıldı. Çıkan zorlu çatışmada İsrail timinin komutanı ve birçok Hamas militanı öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nedir Mista’arvim?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların “Musta’ribeen”, Yahudilerin “Mista’avrim” olarak kullandığı sözcük, “Araplaşmış; Araplar içinde yaşayan Yahudi”leri ifade etmek için kullanılıyor. Ender Güner, “İstihbarat” isimli kitabında Mista’arvim’i “Mista’averim” olarak vermiş ve parantez içine “çapulcu” ifadesini yerleştirmiştir. Bu kimseleri Araplardan ayırt etmek zordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar köken olarak NILI adındaki istihbarat örgütüne dayandırılsa da Ömer’in halifeliği zamanında meydana gelen olaylar; Ebu Hureyre, Kab el-Ahbar gibi isimlerin Yahudi kökenleri ve İslam dünyası içindeki faaliyetleri, aslında köklerinin çok daha eskiye gittiğini gösteriyor, diye düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NILI hakkında Prof. Dr. Necmettin Alkan’ın “NİLİ: Orta Doğu’da Casuslar Savaşı” isimli önemli bir kitabı vardır. Osmanlı aleyhine gönüllü casusluk yapan bu Yahudiler, İngilizlere çok değerli bilgileri aktarmada, İsrail devletinin temellerini atmada önemli işler görmüşlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani Türk devleti bir yandan Lawrence ve benzerleriyle uğraşırken diğer yandan Yahudilerin ihanetleriyle uğraşıyordu. Arapların Türklere ihanetleri “gerçekleşmiş olay”dır. Her şeyin derininde farklı sebepler yatar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sun Tzu, “Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.” der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların zaferleri ve devlet kurmaları ne işe yaradı? Tüm bu isyanların sonunda kurulan “gerçek” bir devlet sıfatını hak eden devlet hangisidir? İsrail olabilir mi? Sun Tzu hayatta olsa Yahudi casusları alnından öperdi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mista’arvim’le devam edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu topluluk aslında sadece terörle mücadele birimi olarak görülmemelidir. Çeşitli Mista’arvim grupları vardır. Bunların bir kısmı “uyuyan hücre” durumundadır. Araplardan ayırt edilemeyen bu kimseler İsrail adına her türlü istihbaratı toplarlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Aliyah Beth” isimli istihbarat servisi özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudileri İsrail’e göç ettirmek için çalışır. İsrail’e göç eden Yahudi ailelerin bir kısmı özel yetiştirilerek Arapların arasına yerleştirilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir grup ise İsrail Özel Kuvvetleri mensubudur. Kılık değiştirme, makyaj, saç boyama, uygun lens ve giyim üzerine özel yetiştirilirler. Arapçanın çeşitli lehçeleri üzerine eğitim aldıkları gibi icabında Etiyopyalıların bile arasına sızacak kadar iyi yetiştirilmiş elemanları vardır. Yazımın başında yazdığım eylemlerde bulunur, Filistin topraklarında derinliklere inerek suikastler gerçekleştirirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, biri asker olmak üzere iki İsrailli kişiyi vuran Ömer Ebu Leyla, evinin kuşatılmasına sebep olan istihbaratın sebze satıcısı kılığındaki bir Mista’arvim’den gittiğini bilemezdi. Çıkan çatışmada öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birzeit Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Ömer el-Kisvani, Mista’avrimlerin gazeteci kılığına girip kampüse geldiğini bilemezdi. Öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu faaliyetleri gerçekleştiren gruplar, Araplara daha az benzeyen ve sürpriz operasyonlar gerçekleştiren gruplardır. Medyada yer bulan grup da bunlardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="998" height="562" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp" alt="" class="wp-image-586" style="aspect-ratio:1.7758007117437722;width:640px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp 998w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-300x169.webp 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-768x432.webp 768w" sizes="(max-width: 998px) 100vw, 998px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reuters&#8217;e silah çeken Mista&#8217;arvim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mista’arvimlerin bir kısmı da tahmin edeceğiniz üzere Filistinli liderlerin arasına sızarlar. Kimi lider olarak yükselir kimi de Arapları angaje eder. Gerektiğinde koynuna kadın sokulan Araplar olduğu gibi bir Mista’arvim de gerektiğinde Arap kadınlarıyla evlenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz Türkler bu gibi örgütlerden, bu gibi faaliyetlerden ders çıkarmak zorundayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de hedef genellikle Yahudi kimliği bilinen kimseler olur. Herhangi bir mesele veya olayda bunlar hedef hâline getirilirler. Türkiye’nin ulus ve laik kimliğini hedef alan Siyonist zihniyet böyle kamufle edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda Çad’ta görev yapan Yahudi imamın hikâyesini anlatmıştım. Şimdi Türkiye’deki camilerde veya gösterilerde yabancı istihbarat servisi elemanlarını aramamak mümkün müdür?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik Osmanlı devrinde Türkiye’ye getirilen, çeşitli Türk yurtlarında Türklerle iç içe yaşamış bu kadar yabancı -en başta da Yahudiler- varken&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkatinizi çekmek istediğim ve birbirinden bağımsız gibi görünen ama benim bağlantılı olduğunu düşündüğüm üç nokta:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emniyet mensuplarımızın yaralandığı protesto gösterileri sonrası İsrail, “Yahu bu kadar düşmana gerek yok, savaştayız ve kendimizi Türklere anlatalım” gibi bir düşünce içine girmeyip diplomatlarını geri çekti. Bu normal değil, anormal bir durumdur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer olaysa İsrail’e istihbarat verdiğini açıklayan, Filistin meselesinde kilit rol oynayan, ABD tarafından yakın markaja alınan Mısır’ın askeri unsurlarının İsrail tarafından “yanlışlıkla” vurulmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Netanyahu ve onun gibi aşırılar, İsrail ve ABD’nin gücünü yönlendirerek bölgeyi ateşe atmaya çalışırken diğer ülkelere de adeta “Çok gerildik, kopacağız” der gibi meydan okuyor. İlişkilerini kesiyor ve net tavır alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi memleketimize sokulan bunca kaçak arasında Mista’arvimleri, onların kışkırtıp terörize edeceği kaçakları aramak zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son nokta ise Türkiye’de de Türk hatta Türk milliyetçisi zannedeceğiniz Mista’arvimler kadar tehlikeli casusların bulunacağına dair bir işarettir. Mista’arvimlerin görevlerinden biri, zor durumdaki Filistinlilerden toprak satın almaktı. Önceki yazılarımda ise yıllar önce Türk istihbaratı tarafından tespit edilen birtakım Yahudilerin, zor durumdaki Güneydoğululardan toprak satın aldıklarını anlamıştım. Bunlar ya Türkiye’deki Yahudileri kullanıyor ya da komisyon karşılığında yoksul köylüleri araya sokarak toprak satın alıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve 1940’larda Arapların “Yahu bu adamların koyunu yok ama niye bu kadar köpeği var” diyerek deşifre ettiği Mista’arvim ailesi gibi Türkiye’de de birileri “Bu adamın bu kadar arazi alacak parası yok” diye sormayı akıl etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akıl akıldan üstündür, derler. Başka birileri de Yahudiler zorlanmasın diye toprak satışını kolaylaştırmışlardı. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmayalım&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beyazıt’ta ezan okunurken durup huşu içinde ezanı dinleyen ve herkesi kendine hayran bıraktıran adam, İngilizlerin yetiştirdiği en tehlikeli casuslardan biri olan Mustafa Sagir’di.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sun Tzu’nin sözlerini tekrar alıntılayarak bitireyim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her balık oltaya geldiğinde zafer kazandım sanır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">584</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
