<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>türkiye &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/turkiye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 19:24:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>türkiye &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>&#8220;Uçurum, Uçurumu Çağırır&#8221;</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2026/04/15/ucurum-ucurumu-cagirir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 19:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[okul saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1465</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;“Uçurum, Uçurum Çağırır”&#8220; Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş&#8230; Ünvanını Kuvayımilliye ruhundan alan iki şehrimizde ardı ardına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">&#8220;<strong>“Uçurum, Uçurum Çağırır”</strong>&#8220;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş&#8230; Ünvanını Kuvayımilliye ruhundan alan iki şehrimizde ardı ardına okul baskını oldu. Bu iki terör eyleminde öğrenciler, öğretmenler, güvenlik görevlileri ve polisler yaralandılar ya da hayatlarını kaybettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkedeki gençlerin hatta çocukların bu tip terör eylemlerine varacak kadar şiddete yönelmiş olması, çoğu kimse için mafya dizilerinin bir sonucu oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mafya dizilerinin bir etkisi olduğu inkâr edilemez ama bu iki terör eylemi de mafya dizilerine özenmenin sonucu olamayacak kadar farklı eylemlerdir. İki olayda da saldırganlar intihar ettiler. Mafya olmak isteyen, kameralar gelince silahını bırakıp teslim olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öldürmeyi, yaralamayı, işkenceyi merak eden ve sanal ortamdaki hemen her kanal üstünden her yaştan vatandaşa ulaşarak psikolojik zorbalık yapan hasta ruhluların varlığı görmezden gelinmemelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatırlayın, yakın zamanda katledilen bir hanım öğretmenimizi öldüren katil de öldürmeyi merak ediyordu. Bu, mafya dizilerine bağlanacak bir şey değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dizilerin olumsuz etkileri vardır. Bizde suçu anlatan diziler “Bunlar hayatın gerçekleridir.” gerekçesiyle savunulsa da suç dünyasının gerçeği; elmayı daldan düşürür gibi patır patır adam öldüren ama yufka yürekli, yeri geldiğinde sevdiği ya da evli olduğu kadını aldatan ama mert karakterli, haraç vs. kesmeyen ama belirsiz kaynaklarla lüks içinde yaşayan karakterler değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suç dünyasında kurnazlık, dosta ihanet, namertlik, ihaleye fesat karıştırma, tehdit, rüşvet, hakka girme, zorbalık, şantaj, para için kadın satma, menfaat için vatan satma vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kısım gençlerin bunlara özendiği çok açıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak söz konusu terör eylemlerinin gerçeği bambaşkadır. Acı vermekten ve acı çekmekten hoşlanan katil ruhlu kimseler her zaman olmuştur. Önemli olan bu hasta ruhları besleyen ve serbestçe dolaştıran kaynaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar da ne öyle fırsattan istifadecilerin sansür naralarıyla ne de özgürlük gibi kutsal bir kavramı başıboşlukla karıştıran sinsilerin nutuklarıyla tespit edilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, çok geniş kapsamlı bir konudur ve uzun bir süreçtir. Çözüm sunmadan önce sorunu, sorunu tespit edince de kaynağı tespit etmek gerekir. Çözüm ondan sonra gelmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aziz Nesin’in “Ölmüş Eşek” kitabında, tahtalıköyden Eşekarısı dostuna mektup yazan Ölmüş Eşek’in anlattığı bir olay vardır. Ölmüş Eşek’in cansız bedeni yerde yatarken başına toplanan kalabalıktan bir kısım insanlar ahlarla, vahlarla sızlanırken bir kısmı Avrupa’da, Amerika’da neler olduğunu anlatır. Diğer bir kısmı da sürekli “Yahu ne duruyoruz? Adam ölüyor yahu!” deyip durur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuçta kimse bir şey yapmaz. Bu konuşmalardan sonrası Türkiye’nin değişmeyen trajikomik halleridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte biz bugün X denen platformda bu durumdayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kur’an’da “Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu?” ayeti vardır. Bilenle bilmeyenin bir olmaya yaklaştığı bir zamandayız. Demek ki hâlâ uçurumun kenarındayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in uçurumun kenarından alıp bayındır hale getirdiği o yıkık ülkeyi yeniden harabe yapmak istiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve biz, Ölmüş Eşek’in başında toplananlar gibiyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doktor mu suçlu, hasta mı? Öğretmen mi suçlu, öğrenci mi? Ülkeden göçenler hain mi, ülkede kalanlar enayi mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">X’te “Menemen soğanlı mı olur, soğansız mı?” diye bir paylaşım yapılsa altında kıyamet kopar. İşte toplum bu kadar kışkırtılmış vaziyettedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dindar ve kindar bir nesil isterken başarılı bir şekilde aşılayabildikleri tek şey kindarlık oldu. Dindar gibi görünen ama neoliberallerin piyasa İslam’ını temsil eden kitle de cabasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğruları söyleyen dindara da tahammülü olmayan hatta Müslüman dahi saymayanlara dindar ve kindar diyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin içinde bulunduğu paradokslardan bir tanesine küçük bir örnek verelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimi vatandaş IŞİD vb. terör örgütlerinin bulunduğu ve gençlerin çetelere özendiği bir zamanda bireysel silahlanmayı gündeme taşırken kimi vatandaş da bu tehlikeli örgütlerin olduğu bir zamanda bireysel silahlanmanın zararlı olabileceğini düşünüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güvenlik güçleri ve yargı kurumları yok mudur? Elbette vardır. Ancak toplum kendini tehlikede hissetmeye başladığı zaman herkes kendine şunu sorar: Güvenlik güçlerinin yetkisi kısıtlanırken, yargı kurumlarının verdiği cezalar caydırıcılıktan uzaklaştırılırken saldırganla benim arama kim girecek? Bir namlu bana doğrulduğu zaman, yargısı ve güvenlik gücüyle soğukkanlı olmamı sağlayacak bir asayiş mevcut mudur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir polis, canlı bombayı durdurması gerektiğinde “Soruşturma yer miyim? Görevimden olur muyum?” diye düşünmemelidir. Güvenlik güçlerini hem birtakım sözde sivil toplum kuruluşlarının uyduruk hümanist argümanlarından hem de siyasi partilerin sıkıştırmalarından kurtarmak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sivil ve asker-polis arasındaki bağ eskisi gibi kuvvetlendirilmeli ve güvenlik güçlerinin siyasetçiler karşısında daha öz güvenli olması sağlanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görülüyor ki Türk gençleri sokağa çıktığında polislerin bir kısmı hayli etkilidir. Herhangi bir saldırgan karşısında ise tereddüt ve alttan alma hali daha fazladır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasi iktidarın tüm bu meselelerde tavrı bellidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Okul baskını olur, Gladio der. Yolsuzluk ortaya çıkar, komplo der. Ekonomi geriler, muhalefet der. Sorun çıkar, sansür ister. Eğitim hepten bozulur, laiklik der. Eleştiri olur, darbe der. Aydın konuşur, tutukla der. Belediyeyi kaybeder, operasyon der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem bunları başkalarının üstüne atarak olumsuzlukları kabul eder hem de güllük gülistanlık bir tablo çizerek dünyanın bizi kıskandığını iddia eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne diyelim?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mağduru daha da mağdur etmeyi dünya standartlarında çağdaş hukuk olarak görmeye devam edelim. Batılılara uyacağız diye bize uymayan standartları hayatımızın her alanında başımızın tacı yapalım. Varsın, başımızda eğreti dursun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bir şeyi de unutmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çürüğü ayıklamazsan çürük, taze olanı da bozar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suça sürüklenen çocuk, taze bahar kokan çocukları hayat dalından koparmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslı Latince olan bir söz vardır: &#8220;Uçurum, uçurumu çağırır.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatalar hataları ve yıkımlar yıkımları çağırır. </p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1465</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tek Kutuplu Dünya, Hürmüz&#8217;de Batıyor!</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2026/03/22/tek-kutuplu-dunya-hurmuzde-batiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 09:57:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[hürmüz]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[mezhepçilik]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1454</guid>

					<description><![CDATA[Tek Kutuplu Dünya, Hürmüz’de Batıyor! Fransız Yazar Claude Farrere, 1922 yılında Mustafa Kemal ile görüşmek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Tek Kutuplu Dünya, Hürmüz’de Batıyor!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Fransız Yazar Claude Farrere, 1922 yılında Mustafa Kemal ile görüşmek için İzmit’e geldi. Ayağının tozuyla nasihat etmeye kalktı: Daha fazla kan dökülmemeli, artık savaşa son verilmeli, barış masasına oturulmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in cevabı sert olur: “Bize bunları söylemek için gelen bir kişiyle konuşacak bir şeyimiz olamaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son günlerde İran’a sürekli nasihat eden sözde siyasetçileri ve gazetecileri görünce Mustafa Kemal’in Farrere’ye verdiği cevabı hatırlamamak mümkün olmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail, Filistin’de katliam yapıyor. Uzun süredir sürdürdüğü baskı politikasını en vahşi renklere bürüyor, katliam yaptığı yerlerde şölenler düzenletiyor, sonra Epsteingilleri de yanına alarak İran’a saldırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sefer İran’da masum insanları öldürüyor. Bir ülkenin doğrudan sivil ve asker liderlerini hedef alıyor. Sivillerin ölümünü küçümsüyor, BM’de ülkelerin aklıyla alay ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Hürmüz’ün suları kabarıp savaş beklenmedik bir hâl alınca içeride, dışarıda “sahibinin sesi” yine harekete geçiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’a nasihat edenlerin derdini anlayabiliyoruz. O derdin ne olduğunu, bir kez daha özetleyelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Japonlar kendi siyasetçilerine ABD karşısında eğilip büküldükleri için çok kızsalar da “tarihin sonu” tezini ortaya atan Francis Fukuyama da Japon asıllıydı. Atom bombasının getirdiği anomaliden olacak, kasabın bıçağını yalayan koyun sendromuna kapılan sözde siyasetçi ve fikir adamları, Japon halkının yüzünü kızartıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fukuyama, “Tarihin sonu geldi!” diyordu, “Tarihin Sonu ve Son İnsan” isimli kitabında. “Tarihin sonu geldi, Batı usulü liberalizm ve demokrasi kazandı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sovyetler 1991’de yıkılmış, güya tarihin sonu da 1992’de gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crumpton’un “İstihbarat Sanatı” kitabında anlattığı gibi ABD’de bir rehavet başladı. Kongre üyeleri arasında CIA’nın ve ordunun bütçesinin azaltılmasını isteyenler vardı. ABD artık rakipsizdi, komünistler yoktu, Çin dikkate alınamazdı, Orta Doğu eldeydi. Bu kadar para harcamaya gerek yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak güneş doğduğu sürece her zaman hayat vardır. Bir hayat biterken diğeri başlar. Asyalı bir millet olan Türklerin mezarlıklarına gidin. Yeni mezar alanlarının başlangıçta kuru bir arazi olduğunu görürsünüz. Bir süre sonra ise artık orada yeni bir hayat başlayacağını, toprağın hayat bulacağını, yol kenarlarını ve mezarları çiçeklerin, ağaçların dolduracağını göreceksiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkçede “bit-” fiili hem sona ermek hem de başlamak anlamındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sovyetler dağıldığı zaman eski Sovyet toplumları zor ve onur kırıcı günler yaşadılar. Türkiye’de bazı gazeteler yalan yazıyordu. Yoksul bir halkın Türkiye’ye turizm için geldiğini iddia ediyordu. Daha sonraki resmi açıklamalara göre Türkiye’de bir milyon kaçağın olduğu anlaşılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Natalia, Nataşa’ya dönüyor ve Sovyetlerin gizli evrakları, II. Dünya Savaşı’nda savaşmış askerlerin miğferleri, ekipmanları, madalyaları ticari müzelerde satılıyordu. Bunları bulabileceğiniz ticari müzeler hâlâ mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epsteingillerin insan kaynakları (!) Doğu Avrupa’da hazine bulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kural temelli dünya” dediler ve askeri operasyonları, terörle mücadeleyi, kendini savunma hakkını sadece kendilerine hak gördüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski tarihin sonu, yeni tarihin başı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya, Primakov’la kıpırdanmaya başladı ve Putin’le kendine geldi. Çin, 1991’de kendine bile zar zor yettiği sanayi alanlarında ihtiyaç fazlası veren bir ülkeye döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek kutuplu dünyaya karşı alternatifler doğmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk dünyasının en azından rahat bir nefes almaya başlayacağı, zaman zaman sıkıntılar yaşayacak olsa da istikrarı yakalayacağı dönem de bu dönem olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın kuzeyden güneye, Çin’in doğudan batıya ulaşma arzusunda Türk cumhuriyetleri kilit rol oynadığı için Türkistan’a nispeten istikrar yerleşmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya kendince Türk dünyası açılımları yaptı, bazı medya grupları “Türkistan” ifadesini yeniden kullanmaya başladı. Rusya-Çin-ABD-Avrupa-İsrail arasındaki mücadele, Türk dünyasında korunaklı bir çatı oluşturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan arasında bazı toprak değişimleri oldu; tansiyon azaldı. Alfabe birliği de Türkiye’nin Batı emperyalizmiyle karşı karşıya geldiği ölçüde hızlanmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Liberal hatta neoliberal olacak kadar özgürlükçü olan Batı, bir yandan “sanal tiranlık” inşa ederken diğer yandan kural temelli dünyayı yıkmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamlar, aslında kural temelli dünyanın yıkımıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalist, her zaman zalimdir. Baskıcıdır, zorbadır. Liberal filan değildir. Batı emperyalizmi dünyayı sanal bir kafese çevirirken, basını ve medyayı sahtekârlıkla özdeşleştirirken, bilimi ve teknolojiyi sadece yıkım için kullanırken Batı’nın özgürlükçülüğüne methiyeler düzenlerin tedirgin olduklarını gözlemliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedirginler, terliyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzsüz oldukları için saf değiştirmekte bir sakınca görmeyecekler ama “Ya kabul görmezsek?” sorusu hepsinin içini kemiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Memleketin nasıl soyulduğunu anlatan haberleri “en uzun lahmacun rekoru” haberiyle gölgemeye çalışan maskaralar, Batı’nın hiçbir değer taşımayan köle insan projesinin örneğini teşkil ettiler. Değerleri olmayan köle insan, yarın Batı’yı da satmak isteyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli Mücadele zaferle sonuçlanınca Ankara lehine taraf değiştiren kalemler ve silahlar, Milli Mücadele’den önce tam bağımsızlığı ve yaşama hakkını horlayan hırıltılı seslerden ibarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne mezhepçilerin derdi Sünnilik-Şiilik ne de özgürlükçü geçinenlerin derdi İran halkının özgürlüğüdür. Sünni liderlerin İsrail&#8217;le yakın dostluğu, sözde özgürlükçülerin ikiyüzlülüğü artık daha fazla konuşuluyor. Tıpkı Batı ülkelerinde Siyonist çıkarlarının getirdiği zararların sorgulanmaya başlaması gibi&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm maskeliler, ekmeğinin peşindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak ekmek var, ekmek var&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sürgünden sürgüne koşan Dante diyordu ki: “<strong><em>Başkasının ekmeğinin ne kadar tuzlu, başkasının merdiveninden çıkmanın ne denli zor olduğunu göreceksin.</em></strong>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sürünerek çıkanlar ve önüne ne gelirse yiyenler için böyle bir zorluk hiç olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail ve ABD öyle bir şey yaptı ki hem kendi iplikleri pazara çıkıyor hem de dincilerin ve sözde özgürlükçülerin maskesi düşüyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Kural temelli dünya yıkılıyor ama tek kutuplu dünya, efsanevi kıtalar gibi sular altına gömülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni dünyanın doğum sancıları can yakıcı olsa da insan onurunun ayaklar altına alındığı bir dünyadan daha acı değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1454</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Siyonist Terör: IRGUN&#8217;dan Likud&#8217;a</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/06/20/siyonist-teror-irgundan-likuda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 13:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[haganah]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[IRGUN]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[Jabotinsky]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[nazizm]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1270</guid>

					<description><![CDATA[Siyonist Terör: IRGUN’dan Likud’a Daha önce yazdığımız bir etimolojiyi tekrar aktararak konumuza giriş yapalım. “Terör” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Siyonist Terör: IRGUN’dan Likud’a</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce yazdığımız bir etimolojiyi tekrar aktararak konumuza giriş yapalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Terör” kelimesinin kökeni Latince “terrere”ye dayanır. “Terrere” sözcüğü “korkutmak, dehşete düşürmek, tedirgin etmek, dehşetle caydırmak” gibi anlamlara gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teröristin amacı sadece korku yoluyla sindirmek, moral bozmak değildir. Korku, insanın hayatta kalma mekanizması olduğu kadar duygudur da. Dolayısıyla korku duygusu, insanı yöneten duygulardan biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dehşete düşmüş bir toplumda aklıselim aranmayacağı için bölünmüşlük, telaş, dolayısıyla da kaos vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir toplum her türlü komploya müsaittir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki bir terör örgütünün herhangi bir ülkeye gerçekleştirdiği saldırılardan bir müddet sonra insanların karşısına dikilmek, onlara “Yakın zamanda şehit verdik.”, “Terör var, eğlenmeyin.” gibi ifadelerle telkinde bulunmak doğru değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terör, huzursuzluk yaratmak ister. Asker, insanları mutlu yaşayabilsin diye hayatını feda eder. Askere vefa gösterildiği sürece yaşamı devam ettirmek de esasında terörle mücadelenin bir parçasını oluşturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in kuruluşundaki terörü çok az biliriz. O terörün İsrail’in iktidar partisi Likud’un temellerini oluşturduğunu, Netanyahu ve benzerlerinin uyguladığı siyasetin hamasi olarak değil gerçekten terör siyaseti olduğunu ise çok daha az biliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa bu siyasetin ve İsrail’in temelinde IRGUN (Tsava-Leumi / Ulusal Askeri Örgüt) olarak bilinen terör örgütü vardır. Her ne kadar Haganah gibi örgütler de olsa IRGUN’un daha önemli olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada biraz eskiye gidelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzdeki en yararsız tartışmalardan birinin, sanki bugünün meselesiymiş gibi “Abdülhamid-İttihat ve Terakki” tartışmaları olduğunu yazmıştık. Elbette tarihin bir meselesi olarak ele alınması başkadır ancak tam bir hastalığa dönen bu tartışmalar kişilerin ve görüşlerin sembolleştirilmesini de geçti. Tam bir fesata dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimisi Abdülhamid’i kimisi İttihatçıları Siyonistlerle hareket etmekle suçluyor. İnternet ortamında Mustafa Kemal de dahil olmak üzere pek çok tarihi şahsiyetle ilgili uydurulmuş bilgiler, sözde kitap görselleri, çarpıtılmış bilgiler yer alıyor. Bu paylaşımlar üzerinden toplum bölünüyor. Bu yalanlara inananlar fanatik derecede kendi devletlerine düşman oluyorlar ama devleti, milleti korumak davasında olduklarını zannediyorlar. Kandırılmışlık psikolojisi içerisine giriyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyonizm’in tarihi gelişimini göz önüne almadan konuşmak yanlıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yahudiler Osmanlı topraklarında Avrupa ve Rusya’ya göre daha iyi şartlarda yaşadılar. Bu nedenle ilk Siyonistlerin önemli bir bölümü Türk düşmanı olmadığı gibi İsrail devletinin kurulması konusunda tam anlamıyla hemfikir değillerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslen Odessalı bir Yahudi olan Zeev Jabotinsky ise Türk düşmanıydı. İsrail devletinin kurulması gerektiğine inanıyordu. İngilizlerle yakınlaştı, onlara yaklaşabilmek için de Yahudi katliamı yapan Rusya’ya kinini erteledi. Osmanlı’yı düşman belledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de Dr. Nazım Bey gibi isimlerle görüştü. Beklediği desteği alamadı. Osmanlı ve Almanya ise Siyonist gücü elinde tutmaya çalışıyordu. Siyonistler Osmanlı yönetimiyle görüşmeler, pazarlıklar yapsa da İsrail devletinin kurulması konusunda İngilizler istekliydi. Evanjelist siyasetçileri olan İngilizler, Jabotinsky ve yoldaşlarıyla beraber Yahudi lobisini büyük ölçüde kendilerine çektiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bir istihbarat servisi işi olarak öne sürülüp durulan Moiz Kohen, Yahudi İttihatçı, pazarlıkçı Abdülhamit söylemlerinin altında Siyonist komplosu yatar. Cahilce yapılan propagandalara karşı gerçekte Munis Tekinalp’in Yahudi olduğu bilinirdi, Osmanlı delegesi olarak Dünya Siyonist Kongresine katılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İttihatçıların arasında Yahudiler olması normaldir çünkü bunlar Osmanlı tebaasıydı, Osmanlı bir imparatorluktu, üstelik Türk çocukları savaştan savaşa giderken zenginleşip aydın kimseler haline gelenler de bunlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abdülhamit zamanında Kudüs’e ciddi bir Yahudi göçü olduğu, Rothschildlerin bu işlerdeki rolü gerçektir. Ancak eğer Jabotinsky’nin ve İngilizlerin Türk karşıtı propagandası olmasaydı belki I. Dünya Savaşı’nın seyri daha başka olacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyanın en büyük propagandalarından biri, Türkler ve Yahudilerin savaşmadığı yalanıdır. Bu yalan hem tarihi okuyup analiz etmeyen hem de hiç okumayanların ortak iddialarından birisidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yahudiler neredeyse 2000 yıl boyunca kendileri için savaşmadılar, bu bir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2000 yıl sonra Yahudi’nin Yahudi’yle omuz omuza savaştığı savaş Çanakkale’dir, bu iki. Siyon Katır Bölüğü nakliyecilik hizmeti gördüğü bu cephede savaşmış, tecrübe elde etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kudüs’ün bizden alınmasında Rus ve İngiliz Yahudilerinden oluşan Tüfekçi Alayı büyük rol oynamıştır, bu da üç.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletler birbirleriyle bütün savaşlarını açıktan yapmazlar. Yahudi toplumu tüm dünyada fesatçı bir kavim olarak bilinir. Yaşadıkları çok dramatik olaylar olduğu doğrudur, anti-Semitizm’in Siyonizm’i fazlasıyla beslediği daha doğrudur. Siyonizm’in Yahudilerin başına çok iş açtığı, yaşanan felaketlerin Yahudileri kamuflaj ustası yaptığı bir başka doğrudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngilizler Siyonistlere bir devlet vermiştir ama Siyonistler İngilizleri o devletin topraklarında istmemiştir. Tamamen bağımsız olabilmek için Haganah, IRGUN gibi terör örgütleri kurdular. İngilizlere karşı terör faaliyetleri uyguladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu terör faaliyetlerinden ötürü asılanlardan biri Kürt Yahudisi Moshe Barazani (Barzani) idi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="205" height="310" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani.jpg" alt="" class="wp-image-1272" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani.jpg 205w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani-198x300.jpg 198w" sizes="(max-width: 205px) 100vw, 205px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gündeme gelen konulardan birisi Nazilerdi. Pek çokları için Zelensky’nin Yahudi olması nedeniyle Ukrayna tarafında ırkçı faaliyetlerin bulunması mümkün değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa iki tarafta da Nazizm ideolojisine mensup gruplar ve bu grupların kullandığı semboller vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak esas mesele şudur: Zelensky’nin ya da bir başkasının Yahudi olması o kişinin Nazi ideolojisine sahip olmasının önünde engel değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nazi Almanya’sı kurulmadan hemen önce ve Nazi iktidarının kurulduğu yıllarda Aryanist teoriyi savunan, Yahudilikten nefret eden, Yahudilerin en büyük sorunu olarak Yahudiliği görenler vardı. Bunda Avrupa aydınlanmasının temelinde Helenlerin olduğu inancının payı büyüktür. Çeşitli Yahudi yazarlara göre Yahudi dini ve kültürü Helenlerden aşırmaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuya değinmemizin sebebine gelince&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">IRGUN başta olmak üzere pek çok Siyonist oluşum, İsrailli veya dünyanın başka yerlerinden Yahudiler tarafından ciddi tepki görüyorsa bunun tek sebebi Yahudilerin tehlikeye atıldığı terör siyaseti değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tip Siyonistler aynı zamanda Nazilikle de suçlanmıştır ki bu da sadece ırkçı olmaları yönünden bir benzetme değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buyrun, Jabotinsky ve Mussoli’nin birlikte çekilmiş bir fotoğrafı:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="678" height="455" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky.jpg" alt="" class="wp-image-1271" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky.jpg 678w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Mussoli’nin sonradan hangi yöne gittiği önemli değildir. Onları hangi şartların bir araya getirdiği önemlidir. IRGUN gibi bir örgütün kurulmasını bu fotoğraf çok güzel anlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi daha önce yazdığımız bir konuyu hatırlatalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jimmy Carter döneminde ABD’nin baskısıyla İsrail, Filistin’le barış masasına oturdu. 1977 yılında IRGUN’un siyasi kanadı ve Netanyahu’nun da partisi olan Likud iktidara geldi. Likud’un başında Yahudilerin bir kısmının da terörist dediği IRGUN mensubu Menachem Begin vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyonistler mızıkçılık yapsa da Carter kararlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki ABD’nin bu girişimine karşılık Amerika ve Orta Doğu’daki Siyonist lobi harekete geçti. Petrol fiyatları kontrolden çıktı, Amerika’da Carter’ın üstündeki baskılar arttı. İran’da bir İslam Devrimi gerçekleşti, Amerikan elçiliği Filistin’in de dile getirildiği sloganların atıldığı bir baskınla basıldı, Amerikalı diplomatlar rehin alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ta ki Ronald Reagan başkan seçilene kadar. Onun yemin ettiği gün, rehine krizi de sona erdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yıllara kadar Sosyalizm’in daha güçlü olduğu Filistin direnişinde kontrol köktenci İslamcılara geçmeye başladı. Enver Sedat bir terör saldırısıyla öldürüldü. Cinayetin faili, köktenci bir Filistinli idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">77’de aşırı sağcı Likud iktidarı, aynı tarihlerde Filistin’in radikalleşmesi, 79’da İran İslam Devrimi, Türkiye’de gerçekleşen ve bir geçiş süreci olan Türk-İslam sentezinin İslamcılığa dönüştürüldüğü 80’darbesi&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını anlamamız gereken bir zamandayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’de bugün Likud iktidardır. Likud öteden beri terör siyasetinden yanadır. Netanyahu siyasi kariyeri boyunca &#8220;İran, nükleer üretmeye çok yakın.” diyen bir teröristtir. Maksadı ise kendi hastalıklı hayallerini gölgelemek, dikkati başka noktalara çevirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her zaman olduğu gibi saldırıyor, sonra dönüp ABD’ye bakıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1973’teki Yom Kippur Savaşı’nda ne oldu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail yenilmek üzereydi. Tıpkı bugün olduğu gibi o gün de ABD tarafından hava desteği sağlanmasaydı Siyonist lobi ağır darbe alacaktı. Ancak Nickel Grass Operasyonu ile İsrail kurtarıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi birtakım İsrailli gazeteciler, “Yarı finalde İran vardı, yendik. Finalde Türkiye var.” diyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O meşhur sözü değiştirelim&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgürlüğümüze, insanlığımıza, namusumuz olan vatanımıza göz diken hiçbir Siyonist, filmin sonunu göremez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir mucize olmazsa ya da büyük dünya liderlerimizden biri (!) sahte çıkışlarından birini yapıp Netanyahu’ya yine artı puan kazandırmazsa İsrail’deki iktidarın çöküşü yakındır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi hoş&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkisinin de elinde puanı kalmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milletine mensup olmakla gurur duyan tüm samimi vatanseverlerin birlik olma, birbirini gerçekten sevme, birbirine destek olma zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İyi şeylerin zamanı geçmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlığı daha da karartmak kolaydır. Mesele içindeki umut, sevgi ve cesaretle karanlığı aydınlatmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu da bizim Mustafa Kemal’e, onun emanetine canımızdan aziz borcumuzdur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1270</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Siyonist Kan Emicilerin Ebedi Savaşı</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/06/16/siyonist-kan-emicilerin-ebedi-savasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 20:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[armageddon]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[david ben gurion]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ebedi savaş]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[israel shahak]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[nazi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[vadedilmiş toprak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1265</guid>

					<description><![CDATA[Siyonist Kan Emicilerin Ebedi Savaşı Prof. Israel Shahak, 10 yaşındayken annesiyle beraber Nazilerin Poniatowa Toplama [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Siyonist Kan Emicilerin Ebedi Savaşı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Israel Shahak, 10 yaşındayken annesiyle beraber Nazilerin Poniatowa Toplama Kampından kaçtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat şansı yaver gitmedi, doğduğu şehir olan Varşova’da tekrar annesiyle beraber Nazilere esir düştü. Bu kez Belsen’e gönderildi. 2 yıl sonra İngiliz ordusu kampı ele geçirdiğinde kurtuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filistin’e geldikten sonra annesi hastalanan Shahak hem okudu hem çalıştı. Kimya profesörü oldu. İsrail kurulduktan sonra Siyonistlerin birçok ayrımcılığına şahit oldu. Kısa zamanda sert bir muhalife dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Shahak, kendisini ateist olarak tanıtmış David Ben Gurion’un Süveyş Savaşı’nın üçüncü gününde Knesset’te “vadedilmiş topraklar”dan bahsettiğini görünce çok şaşırdı. David Ben Gurion, savaşın gerçek nedeninin Davut ve Süleyman’ın krallığını yeniden kurmak olduğunu söylemekten çekinmiyor; batıda Kıbrıs’ı, kuzeydoğuda Van Gölü’ne kadar olan toprakları İsrail’in sözde vadedilmiş topraklarına ekliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde insanlığın koruyucusu olan Batılı emperyalistler, dünyanın geri kalanını insan saymadıkları için nükleer güç olmayı sadece kendilerine ve İsrail’e ait bir hakmış gibi görüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, Prof. Shahak “İsrail’in Nükleer Sırları” adını verdiği bir kitap da yazdı. İsrail’in nükleer güç olma çabaları Amerikan devletinin bir kısmından destek görürken bir kısmı da buna karşı çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mario Puzo, “Omerta” romanında konuya kısaca değinir. Romanda FBI ajanlarının senaryolarından birinde, İsrail nükleer güç olsa bile bu kozu kullanmak istediği zaman büyük bir felaket meydana geleceği için Amerikalıların İsrail’in silahları kullanmasını engelleyebileceğine dair ihtimaller vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Shahak’ın “Yahudi Tarihi, Yahudi Dini” kitabında şu bilgileri verir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hem anti-semitizme hem de Yahudi şövenizmine karşı olmak Yahudiler tarafından benim anlamsız bulduğum ‘kendi kendine düşmanlık’ olarak kabul edilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neden?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cevabı basittir: Siyonistlerin İsrail kurulduktan sonraki en büyük çabaları, İsrailli Yahudiler başta olmak üzere bütün Yahudileri daima tehlike altında olduklarına inandırmaktır. Onlara göre İsrail tehlikelerle çevrilidir. Herkes Yahudi düşmanıdır, bu nedenle tüm düşmanlar acımasızca yok edilmeli, bilhassa yakın memleketlerde her türlü fesat faaliyeti yürütülmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyonistlerin İsrail’de benimsediği bu anlayışa “ebedi savaş konsepti” denir. Moshe Sharett bu politikayı tehlikeli bulanlardandı, tasfiye edildi. Armageddon senaryoları da bu konseptle benzerdir. Sözde kıyamet savaşıyla ilgili ister Siyonistlerin ister Evanjelistlerin senaryolarını okuyun, en sonunda “Eee, ne oldu şimdi?” diye sorarsınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü büyük savaştan sonra da Yahudilerin az sayıda kalıp tüm dünyayla savaşmaya devam edeceklerini göreceksiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada İran’ın yaptığı saldırılarda çok dikkatli olması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyonizm mitolojik bir canavar gibidir. Kendi kanı da dahil olmak üzere her türlü kandan beslenir. İsrail’in tüm vatandaşlarının Siyonizm’e teslim olduklarını düşünmek yanlış olacaktır. Siyonistlerin ebedi savaşa ikna etmek istediği kitleleri kucağa itmemek gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in İran’ı kaşıması, halkına gerçek bir tehlikeyi, bu tehlikenin boyutlarını göstermek maksadını da taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail, yıllardır Filistin’de katliam gerçekleştiriyor. Nükleer çalışmalar yapıyor. Bölgede sürekli karışıklık çıkarıyor. Sonra çıkıp İran’a karşı tüm dünyayı örgütlemeye çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in de İran’ın da din devleti olması ve Orta Doğu’nun yaşadığı acıların adeta kader haline gelmesini de vicdanlı her vatandaş takdir edecektir, diye eklemek isteriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak Suriye, Irak, İran ve Türkiye’den ayrılmak isteyen ayrılıkçı Kürtlere gelelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in vadedilmiş toprak hayali gün gibi açıkken İsrail’in bu ülkeler tarafından yıkılmasını istemek, kendini idam sehpasına çıkarmaktır. Kürtlere özgürlük vadeden Siyonistler, dört ülkede de günden güne daha büyük hedef haline geliyor. MOSSAD’la iş birliği yapan Kürtçüler, İsrail yanlısı bölücü propagandalar yapıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zannediyorlar ki İsrail kendilerine devlet verecek&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa Siyonistlerin Kürtlere verdiği rol, kendi evinin çatısını yıkıp enkaz altında kalmaktır. Süleyman’ın tapınağını inşa eder gibi tekrar sözde vadedilmiş topraklarını inşa ettiklerinde evin baştaki köşesine Kürt Yahudileri yerleşecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kürt Yahudisi; Osmanlı Yahudisi, Türk Yahudisi, İngiliz Yahudisi, Amerikan Yahudisi kabilinden bir kavramdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölücü garibanlar da zannediyorlar ki Yahudilerle akrabadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milletinin asli parçası olup kendi vatanında özgürce yaşamak varken Yahudiler arasında bile çılgınlık derecesinde ayrımcılık yapan İsrail’in güdümüne girme hayalini kurmak&#8230; Prof. Israel Shahak, şu olayı anlatır: 1965-1966 yıllarında, Kudüs’te Yahudi olmayan bir adam yere yığılır. Yahudi esnaf, ambulans çağırmak için gelenlere “cumartesi yasağı”nı bahane ederek telefonunu kullandırmaz. Shahak mahkemelere kadar gider, olayı anlatır ve Yahudi olmayan biri için “cumartesi yasağı”nın delinemeyeceği cevabını alır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vadedilmiş toprak hayaliyle yaşayanlar böyle&#8230; &nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki vadedilmiş toprakları ancak Siyonizm’in mezarı olmak üzere vadedenler vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in askerlerine selam olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1265</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;nun Ezilen Çocukları</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/03/10/anadolunun-ezilen-cocuklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2025 10:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim 1923]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[hamdullah suphi tanrıöver]]></category>
		<category><![CDATA[hınçak]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl saygı ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[nuri pakdil]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[taha akyol]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1228</guid>

					<description><![CDATA[ANADOLU’NUN EZİLEN ÇOCUKLARI Erdoğan yakın zamanda hepimize şöyle bir açıklama lütfetti: “Kendi evlatlarını Paris’e, Londra’ya, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>ANADOLU’NUN EZİLEN ÇOCUKLARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan yakın zamanda hepimize şöyle bir açıklama lütfetti: “Kendi evlatlarını Paris’e, Londra’ya, Brüksel’e, Washington’a gönderip en iyi eğitim kurumlarında okutup lüks ve şatafat içinde yaşattılar. Anadolu ve Trakya’nın pırlanta gibi çocuklarını ise fakirliğe, cahilliğe hatta ölüme ittiler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son zamanlarda bunları biz söylersek tutuklanabiliyoruz. Sağ olsun, bazı gerçekleri kendisi ifade etti. Artık devletin en yüksek makamında bir tanığımız olduğu için daha rahatız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrudur&#8230; Mehmetçik’in kanı üstünde yalılar yükselip durmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela Osmanlı’nın son devrine bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün kardeşleri savaşta şehit olmuş, babası yoksulluktan ölmüş, annesi bir deri bir kemik kalmış, karısı da hamile olan Mehmet, yeniden savaşa gitmek üzere yola çıkıyor. Balkanlara gidiyor ya da Yemen’e.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık olacaklar bellidir: Mehmet şehit olabilir, gazi olup uzuvlarından en az birini kaybedebilir, bir gülle şokuyla aklını yitirebilir, köyüne geldiğinde ailesi hınç dolu Hınçaklar tarafından katledilmiş olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her halükârda Mehmet’in köyündeki yoksulluk çok üst düzeye çıkacaktır. Mehmet ve ailesi birçok şeyden mahrum olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer tarafta ise paşa yalıları, padişah sarayları var. İstanbul’un en gözde mekanlarını mütareke hainleri dolduruyor. Onlar da kanı üstüne servet inşa ettikleri Mehmet’e karşı hınç doludur. “Türk olmayan Türk’üm” diye övünen ve Avrupalı doğmadığına üzülen ama Avrupalı olmak için her şeyini feda edenler baloları akın ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mehmet’in kanı ve saadeti üstünde vals var. Mösyö ve matmazel şehvetle birbirine dolanmış, burunları yukarıda dans ediyorlar, Anadolu’yu aşağıda görüyorlar, Mehmet’in anasının dokuduğu halıdan nefret ediyorlar. Yalılarında şark köşesi kurmayı ihmal etmiyorlar, Sodom ve Gomore’yi kıskandıran gecelerde şarklı ruhlarını erotizme doyuruyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet ise bundan çok daha fazla adaletsizliğe karşı hınç dolanların eseridir. Her türlü ihaneti görenler, Türk vatanının bir köşesinde doğup özgürlüğe aşık büyüyenler, İstanbul’dan çıkmayan yazarları Anadolu köylerini gezmeye ikna edenler, vatan toprağındaki tezeğe “Anadolu’nun kaderi” diye bakmayanlar, “Türk olmayan Türkler”den tiksinenler bu eseri meydana getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyetimizin kurucusu ve Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerine dikkat edelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Efendiler, hayatın felsefesi, tarihin garip tecellisi şudur ki her iyi, her güzel, her faydalı şey karşısında onu imha edecek bir kuvvet belirir; bizim lisanımızda buna irtica derler. İyi bir şey yaptınız mı biliniz ki bunu imha etmek için karşınıza muhalif, mürteci bir grup çıkacaktır.” (1923)</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“Kalplerinde, ruhlarında, hissiyatlarında inkılap yapamayanlar dünyada hiçbir inkılap yapamazlar.” (1926)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve en önemlisi ise 1927 yılındaki şu ifadeleridir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İnkılabımız henüz yenidir. Dedikleri gibi kökleşiğ benimsendiği hakkındaki kanaatlerimiz ancak ileride karşılaşacağımız hadiselerle tahakkuk edecek ve teyit olunacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat şimdi şuna emin olmalısınız ki bugün başına şapka giyen, sakalını bıyığını tıraş eden, smokin ve frakla cemiyet hayatında yer alanlarımızın çoğunun kafalarının içindeki zihniyet hâlâ sarıklı ve sakallıdır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ün bu sözleri 28 Nisan 1927’de Türk Ocakları Kurultayı’nda söylemiş olması da çok önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımızdan 1938 yılından sonraki fikir ve icraatlarından hatırlayacağınız Hamdullah Suphi, Türk Ocaklarının başkanlarındandı. Atatürk, Türk Ocaklarının faaliyetlerinden memnun değildi ve hem milli gücün hem de inkılap ruhunun bir yerde toplanmasına taraftardı. Hamdullah Suphi ise kendisini abartarak Mehmet Baydar’a “O, hiçbir zaman ikinci adam olmayı kabul etmezdi.” diyecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa dinlerarası diyalog taraftarlığı, Amerikan hayranlığı, tarikat mensupluğu, TBMM oturumunda Türk dünyasında çok Türk olduğu için Kıbrıs’ı önemsizleştirme çabası gibi pek çok şey gösteriyordu ki ruhunda sarıkla gezenlerden biri olduğunu Mustafa Kemal’in keskin gözleri yine kaçırmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnkılaplara ne kadar bağlı olduğunu kestirmek için sakalını kırptırırken berbere gazeteci çağıran Papa Eftim de Tanrıöver’in dostlarından biriydi. Bunu da birçok defa yazdık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in “kardaşım” ifadesiyle fotoğraf imzaladığı Tanrıöver’in Athenagoras’tan imzalı fotoğraf aldığı döneme gelmesi aşama aşama olmuş bir şey değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet’in kaderini sembolize eden bir durumdur, diyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı’nın son dönemindeki balo müdavimleri Cumhuriyet’e taraftar gibi görünürlerken 1938’den sonra sakallarını ruhlarına gizleyenlerle beraber hınçlarını yeniden ortaya çıkardılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dincilik maskesini yeniden ele alanlar, Anadolu’nun çocuklarını da ayaklar altında görmeye başladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kayseri’nin bir köyünden üç numara tıraşla ve ütülü temiz elbiseyle yola çıkıp okul okumak için şehre gelen çocuklar, eskiden imtiyazlı gruplara mahsus olan haklara kavuşabiliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zaman sonra o çocukları irtica şırıngasıyla zehirlemeye başladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neden, biliyor musunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü burnu havada mösyölerle matmazaller yeniden valse başlamışlardı ve memleket yanarken kıllarını kıpırdatmadıkları hâlde şimdi yeniden her köşebaşını tutmuşlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalılar, köşkler onlarındı. Yönetme hakkı onlarındı. Aileden kim öne çıkıyorsa sakal bırakıyordu ve yaşadıkları köşkün içinde Avrupalı eşleri, Avrupalı kızları valse devam ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taha Akyol’un “Necip Fazıl ve Türkeş” başlıklı köşe yazısından bir anıyı aktarıyorum:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“1977 baharı, merhum Türkeş beni çağırdı. Necip Fazıl’la dostlar vasıtasıyla haberleşmişler, Türkeş’i İstanbul’daki evinde yemeğe davet etmiş. Necip Fazıl’ın eserlerini çok iyi okuduğumu bilen Türkeş, yemeğe benim de katılmamı istedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkeş, Ahmet Er ve ben, İstanbul’da Üstad’ın ünlü ‘heykelli yalı’sındayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bahçede, havuz başında Yunan tarzı bir kadın heykeli&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam alafranga bir ziyafet masası: Sağda bıçak, solda çatal, rulo hâlinde peçeteler, ortada çiçek&#8230; Beyaz ceketli, beyaz kelebek kravat ve beyaz eldivenli garsonlar&#8230; Ve lüks bir kağıda basılı mönü&#8230; (Kendi yazımı. YG)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümüş olduğunu zannettiğim kaselerde su ve birkaç gül yaprağı&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatımda ilk defa böyle şeyleri görüyordum hatta kasedeki suyu ve gül parçalarını komposto sanmıştım, meğer parmakları yıkamak içinmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemekte her şeyi herkesten sonra yapıyordum, böyle alafranga usulde yanlış yapmamak için.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sofrada Üstad’ın eşi Neslihan Hanım da vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Necip Fazıl yüksek sınıfların görgüsünü çok takdir eder, kendi deyişiyle ‘ham softa kaba yobaz’ tarzını şiddetle eleştirirdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akyol’un anlattıklarından bir bilgi daha vereyim: Necip Fazıl, Türkeş’e sürekli ordudaki gücünü soruyor. Türkeş belirsiz cevaplar verince “Ne ifşa ediyor ne saklıyor.” diyor ve dahası Türkeş’le konuşurken Erbakan’ı yüzüne karşı eleştirdiğini söylüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NFK’nin siciline bakarsak Erbakan’a da Türkeş’i çekiştirmiş olması pek muhtemeldir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve kendisiyle hapis yatan, kendisini ziyaret eden herkes onun para düşkünlüğünde de Avrupai tarzında da mütabıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer türlü üstad hikâyeleri ise Anadolu’nun ezilen çocuklarına aşılanan bir çeşit hurma ve hırka edebiyatıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte şimdi Erdoğan’ın Nuri Pakdil’e “Necip Fazıl’a Saygı Ödülü” verdiği noktadayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biri, Avrupai hayat tarzını yaşadığı yalısında Anadolu gençlerine “Cumhuriyet sizi ezdi.” yalanıyla fakirlik aşılayarak konumunu sağlamlaştırıyor. Diğeri, kendi çocuklarını okuttuğu memleketleri de sayarak Anadolu’nun çocuklarını ezenlere atıfta bulunuyor. Enteresan, inanması zor ama gerçek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki gerçekten tesadüf diye bir şey olmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok kolay konuşuyorlar, çok yüksekten atıyorlar çünkü biliyorlar ki Anadolu çocuklarının zihinlerini ezdiler. Dolayısıyla ne derlerse inanan çok olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve konuşurken bıyık altından alaycı gülüşlerini görebiliyoruz. Anadolu’nun gençlerine değil, bizim gözlerimizin içine bakıp gülüyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim gözlerimizde ne görüyorlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örgün eğitimi yaygınlaştıran ihtilalleri, halkın özgürleşmesi umudunu, cehalete karşı açılmış savaşı, İttihat ve Terakki’nin atılganlığını, Müdafaa-i Hukuk’un inancını, Kuvayımilliye’nin ateşini, Mustafa Kemal’in keskin zeka ve ahlakını görüyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizimle hesaplaştıklarını sanıyorlar ama yanılıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz ise onların gözlerinde sadece sistemi, sistemin efendilerini, sistemin amaçlarını görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gördüklerimizle hesaplaşan biziz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anadolu’nun temiz Türk çocuklarına, yalıları unutturacak kadar güzel bir gelecek bırakacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir gün mutlaka.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT: </strong>Vals, Mustafa Kemal katıldığında güzeldir. Zarif görünüşlerinin altında taşıdıkları hantal ruhla tepinenlerin yaptıkları şey, adı üstünde, tepinmedir. Karanlığın kaba müziğiyle tepiniyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1228</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Atatürksüz Cumhuriyet Kalkışması</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/12/30/ataturksuz-cumhuriyet-kalkismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2023 17:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[süper kupa]]></category>
		<category><![CDATA[suudlar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=647</guid>

					<description><![CDATA[Atatürksüz cumhuriyet kalkışması maç başlamadan bitti. Tescilli Bylockçu olduğu cümle aleme aşikâr olan atanmış bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Atatürksüz cumhuriyet kalkışması maç başlamadan bitti. Tescilli Bylockçu olduğu cümle aleme aşikâr olan atanmış bir TFF başkanının sinsi organizasyonu da başarıya ulaşmamış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ise Süper Kupa gündemine dair yaptığı açıklamada hiçbir şey demedi. Hiçbir şey demedi, diyorum çünkü herkesin başından beri bildiği olayların özetini geçtiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kimimizin anladığı kimimizin hissedip adını koyamadığı asıl noktaya temas etmedi. Demek ki dezenformasyonu bizzat Dezenformasyonla Mücadele Merkezi yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de eskiden beri “İkinci Cumhuriyetçilik” sevdası vardır. Güç sahibi olmuş herkes yeni bir cumhuriyet inşa etmek ister. Bu da cumhuriyetin mantığına ters olduğuna göre aslında her dönemde bir saltanat inşa edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki ilk “İkinci Cumhuriyetçi” esasen Cemal Gürsel’dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Mayıs 1960’taki ihtilali gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi’nin sekreterliğini de yapmış olan Kurmay Binbaşı Avni Elevli, “Hürriyet İçin: 27 Mayıs 1960” devrimi kitabında Orgeneral Cemal Gürsel’in fotoğrafının altına “Cumhuriyetimizin ikinci banisi Cemal Gürsel” notunu düşüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cemal Gürsel de bu kavramı kullanmış ve 24 Haziran 1960 tarihli bir konuşmasında “Hür basın, kurulacak ikinci cumhuriyetin başlıca mesnetlerinde biridir.” demiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii Gürsel ve çevresindekilerin ideolojik dünyası, 1990’lardaki İkinci Cumhuriyetçilerden, Uğur Mumcu’nun “liboş” dediği kimselerden çok daha başkadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü İkinci Cumhuriyetçiler, şahsi görüşüme göre, kendilerini ikinci veya üçüncü bani olarak görenlerden yüz almışlardır. Çünkü bir hareket ihtilalse bile kısa zamanda evrilip Atatürk düşmanı bir darbeye çevrilmesine uğraşılmıştır. Yani önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi darbelerin ana hedefi Atatürk’ün cumhuriyetidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte Süper Kupa için oynanacak finale yönelik düzenlenmiş organizasyonun hedefi de Atatürksüz cumhuriyettir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">90’larda Mehmet Altanların başını çektiği ve “Yetmez ama evet!” sloganları atarak hedef aldıkları Atatürk, devlet, millet, bağımsızlık, bayrak gibi değerleri yok etmek üzere harekete geçen piyonlar, 2000’lerin başında sahibinin sesini duyunca takke giyivermişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kulüpler dünkü organizasyona çoktan itiraz etmişlerdi. Organizasyon sahibi FETÖ olunca olaydan sıyrılma yöntemleri de FETÖ yöntemi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fenerbahçe, Galatasaray ve bu takımları destekleyen desteklemeyen milyonlarca insan karşı çıktığı hâlde final maçının Riyad’ta oynanması yönünde “anlaşma” imzaladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte her şey bu “anlaşma” noktasında açığa çıkıyor. TFF’nin, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin, daha birçoklarının hızlıca geçtiği nokta burasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklamaların özeti şu oldu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstiklal Marşı okunacak, 100. yıl kutlamaları yapılacak, yazılıp çizildiğine göre Norm Ender de “Parla” isimli marşla bu organizasyonda yer alacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pekiyi, ya Atatürk?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte burayı hiçbir şekilde aydınlatmadılar. Haşmet Babaoğlu gibiler bildik FETÖ taktikleriyle yeni 28 Şubat masalları anlatmaya kalktılar. Trol denilen düşük zekâlı, fikirsiz sanal işçiler kulüplerin ülkeyi karıştırmak istediklerini iddia ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatta kimileri “Onlar bizim ülkemizde oynayıp Hüseyin Şerif’i ansalar ne düşünürdük?” diyebildiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa Hüseyin Şerif, Suudi destekli İhvan tarafından yakalanıp Kıbrıs’a sürülmüştü. Rahmetli Rauf Denktaş da babasıyla birlikte hasta yatağındaki Hüseyin Şerif’i ziyaret etmiş, ondan pişmanlık cümleleri duymuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyi, nasıl savunacağını bile bilmeyen aciz bir kitleyle karşı karşıyayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu aciz kitle, milli değerlerin bizden başka herkeste olduğunu sanıyor olmalı ki “Babalar gibi satarız”cıların peşinden giderlerken böyle herzelerle can sıkabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet, Siyonist kuklası Suud rejimine aykırıymış da saygı duyulmalıymış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saltanat da cumhuriyete terstir ve hangi şuursuzlukla milli değerlerimiz göz ardı edilerek Suud kralı için ulusal yas ilan edilmiştir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Süper Kupa’yı Riyad’ta oynatmak Atatürksüz cumhuriyeti dünyaya duyurmak için hazırlanmış sinsi bir oyundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu oyunda siyasal İslam her zaman olduğu gibi kendi kalesine gol atmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve yine her zaman olduğu gibi karşı tarafı darbeyle, komployla, kaos istemekle suçlayarak işin içinden sıyrılmaya çalışmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yeliz” kod adıyla sanal alemlerde gezen biri, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü 15 Temmuz’a bağlamaya çalışırken de Babaoğlu gibiler 28 Şubat üzerine sahtekârlık gazelleri okumaya devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk düşmanlarıyla Atatürksüz mütabakat imzalayanların en az 15 Temmuz’da olduğu kadar ciddi bir şok yaşadıklarına eminim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan da Suudilerin bir şirketi “vatan meselesi” diyerek ünlü bir Türk oyuncunun reklam sözleşmesini feshediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hani şu Filistin meselesinde on binlerce Müslüman sivilin ölmesine sessiz kalan, Filistin diye gözyaşı dökenlerin hakaret ettikleri Suudlar&#8230; Vatan meselesine bak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gözyaşlarını dökenlerle onları finanse eden İslam Cumhuriyetlerinin ne ideolojisi, ne dini, ne mezhebi önemlidir. Türklük ve Mustafa Kemal söz konusu olunca daima birleşirler. Herkesle de iş birliği yaparlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardan beri cumhuriyet düşmanlarını finanse eden Suudilerin hevesi kursağında kaldı da şu liboş İkinci Cumhuriyetçilerin bir gün utanma duygusuna sahip olduklarını görebilecek miyiz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yazık ki görmeyeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında yazacağım çok şey birikti ama bunları sonraki yazılara bırakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece bir şeye dikkat çekmek isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Maçtan önce yan yana gelmeyen iki büyük kulüp, maçtan sonra en ince ayrıntısına kadar beraber hareket etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından milyonlar birlik olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Acaba neden?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">647</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Darülharpte Her Şey Mübah mı?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/12/20/darulharpte-her-sey-mubah-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Dec 2023 08:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[agos]]></category>
		<category><![CDATA[ali fuat yılmazer]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[bombalama]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[darülharp]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[fetö]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mc donald's]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ogün samast]]></category>
		<category><![CDATA[örgüt]]></category>
		<category><![CDATA[paralel yapı]]></category>
		<category><![CDATA[rahip santoro]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[terörist]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yasin hayal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=639</guid>

					<description><![CDATA[Hrant Dink cinayetinde adı geçen Yasin Hayal, 90’lı yıllara müthiş bir hızla girmişti. 1998’de Edebiyat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Hrant Dink cinayetinde adı geçen Yasin Hayal, 90’lı yıllara müthiş bir hızla girmişti. 1998’de Edebiyat Öğretmeni Zekeriya Bıyık’ı darp etmiş. Aynı yıl içerisinde iki kişiyi daha darp etmiş. 2000 yılına kadar sağa sola zarar vermeye devam etmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Orhan Pamuk akıllı olsun akıllı!” diye bağıran bu yüce (!) kahraman, 2001’de askerlik görevini yaparken kendisine zarar vermek için kafasını camlara vurmuş. Askerde kendini elverişsiz hâle getirmek ne demektir, bilen bilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2006 yılında sözüm ona Danimarka’daki karikatür krizinden etkilenen biri tarafından katledilen Rahip Andrea Santoro da 2002 yılında Yasin Hayal tarafından keser sapıyla darp edilmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada Santoro’yu öldüren gencin kullandığı 9 mm’lik silahın, ABD tarafından Irak ordusuna verildikten sonra kaybolan silahlardan biri olduğu anlaşılmış. Bu da ayrı bir mesele.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem Hrant Dink hem de Andrea Santoro arkadan vurularak öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayal, Ogün Samast’ın sorguda anlattığına göre, 2006 yılında Trabzon’a gelen Erdoğan’ın uçağına bomba ihbarında bulunmuş. Havaalanında bomba olduğu ihbarını alan uçak pilotu da havaalanının üstünde dönmüş durmuş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayal, bilinen ilk darp suçunu 1998 yılında işlemiş. 1996 yılında ise 2 ay kadar bir süre Menzilcilerin toplantılarına katılmış. 3 yılın sonra yani 1999’da BBP’ye bağlı o zamanki adıyla Nizam-ı Alem Ocaklarına katılmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Ekim 2004’te gerçekleştirilen Trabzon’daki Mc Donald’s restoranının bombalanması olayı, Hayal ve Erhan Tuncel’in icraatlarından. Yani bir bakıma Dink cinayeti göre göre geliyorum, demiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bir diğer “abi” Erhan Tuncel’e bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuncel, Dink cinayetiyle ilgili davada 5 yıl hapis cezası aldıktan sonra 2016 yılında “Hrant Dink Cinayetinin Perde Arkası” isimli bir kitap yazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuncel, hem kendisinin hem de Hayal’in bir dönem FETÖ’nün Işık Evleri denilen oluşumuna gittiklerini anlattı. Aynı zamanda Hayal’in ifadesinde bunu kabul ettiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer önemli iddiası ise Mc Donald’s bombalamasından sonra Hayal’in sorgusuna Aksu’nun da girdiği, “Adama helal olsun. Tek başına bombalamış. Bunu polis yapmak lazım.” dediği iddiası oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında tüm bu ezber bozan noktaları saymakla bitiremeyiz. Konumuzun aslı pek de cinayetler ve bombalama olmadığından ayrıntıya girmeye gerek yok. Buraya kadar sorulacak en can alıcı soru da böyle sabıkalı, bombalama eğitimi almış, şiddete meyilli ve askerliğini yapmaktan bile gocunan tipleri devlete sızmış birilerinin nasıl arkaladığıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erhan Tuncel’in “Yeni bir sistem kurdu.” dediği ve milletin Ergenekon’a zihinsel olarak hazırlanmasını sağladığını söylediği Ali Fuat Yılmazer gibi FETÖ vb. yapılanma mensupları oldukça bu soruları cevaplamak zor değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama özellikle Dink cinayetiyle yapılmak istenen şeyi bugün “false flag” denilen operasyon tarzıyla özdeşleştirmek de gayet mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Dink cinayeti işlendiği zaman kimse şu FETÖ evlerine gitmiş, bunun geçmişinde Menzil varmış demiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Silahlı Kuvvetleri bir numaralı faildi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün katiller ve olası azmettiriciler her fırsatta Türk subaylarıyla ilişkilendiriliyordu. Bunlar arasından kimileri gidip bir generalle, bir yüzbaşıyla aynı kareye girmeye gayret göstererek daha sonra suç işliyor ve kendisi yargılamalar sonunda serbest kalabilirken aynı karede yer alan askerlerin başı yakılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra türlü efsaneler doğuyor, devlet güya bağırsaklarını temizliyordu. Gel gelelim, Arınç gibilerin başını çektiği operasyonlarla Kozmik Oda’ya giriliyor ve aslında devletin üst düzey sırları ele geçirilmek isteniyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Agarta efsanesi bile sıklıkla konuşuldu. Adına “Ergenekon” denilen örgüt aynı anda Mason, Agarta, faşist vs. her şey olabiliyordu. Memlekette her türlü olay Mustafa Kemal’in askerlerini dolayısıyla Mustafa Kemal’in kendisini hedef hâline getiriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlar ölüyor, akıl sağlıklarını kaybediyor, intihar ediyor, aileleri dağılıyor ama Zekeriya Öz gibi alçaklar “Daha karpuz kesecektik.” diye alay ediyordu. Bugün güya içinde yetiştiği adalet dünyasına güveni olmayan bu şahıs kaçaktır. Yalan olsa bile gelip de masum olduğunu iddia edebilecek bir durumu yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İftira, kumpas, ihaleye fesat karıştırma, mobbing, torpil vs&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Darülharpte her şey mübah yani.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama aslında “darülharp” denilen şey, harp ilan edilmiş bir ülkede Allah adına her şeyi yapmaktan ibaret değildir. Darülharp sadece günahkâr yaratır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kavramla kastedilenin savaş sırasında ve sonrasında düşmanların canının, kanının, karısının, kızının, malının, mülkünün helal olduğu anlatılır. Her türlü bozgunculuk serbest çünkü nasılsa Allah adına yapılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki aslında hiçbir savaş meydanda kazanılmaz. Meydanda gerçekleşen savaş aslında bir sonuçtur, son aşamadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaş daha büyük ölçüde değerlendirildiğinde darülpharpçilerin iftira, kumpas, hak yeme gibi her türlü yola başvurdukları görülüyor. Kanunsuzluğun dayanılmaz hafifliği, kısa zamanda bir suç imparatorluğu yaratıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl imparatorluğun gölgeler arasında kurulabildiği görüldüğünde ise darülharp adına yapıldığı söylenen her şey artık şahsi menfaate dönüşüyor. Tetikçi kafasındaki kafasızlar harcanırken onları yönlendiren kurnazlar güçlendikçe güçleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Lut kavmini aratacak bir dünya doğuyor ve sadece tiksindiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">FETÖ’nün bugüne kadarki icraatları ise şunu göstermiştir: Uzaylıları anlatan filmlerde birtakım zararlı yaratıkların insanların içine girip onları zombileştirdiğini, kendi türüne zarar verir hâle getirdiğini görürüz. Bu da hemen olmaz. Zararlı yaratıklar, zamanı geldiğinde harekete geçerler ve ele geçirdikleri insanları her türlü suça teşvik ederler. Ta ki yok olana kadar&#8230; Bir beden bulmayan ya da bulamayan yaratıklar ise daima hedeftedir ve kolay av olurlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte 1950’lerde CIA’nın aldığı kararda olduğu gibi FETÖ de bu şekilde her yere sızma eğilimindedir. Bir suç işlenecekse bu suç düşman ya da rakip görülen kitlelerin üzerine bırakılır. Böylece bir “günahla” binlerce “günahkâr” vurulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sizin bir yakınınızı öldürürler, sizi tutuklarlar. Bu da CIA’nın taktiklerine benziyor, değil mi? Benzemesi normaldir ve tesadüf değildir. FETÖ elebaşı kimin kucağında yatıyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazıda anlattığım zihniyeti daha iyi anlayabilmek için Fethi Yılmaz’ın “Katli Vacip” kitabını okuyabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk devletinin gücünü kıramayan ve darülharp adına insanlıktan çıkan herkes, insanlıktan çıktığıyla, günah bataklığıyla yaşamaya mecburdur. Bu, onları tutuklamaktan da beter bir cezadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunlara ve daha fazlasına rağmen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin insanlara kafa tutuyor, “Çocuklarınızı dağa çıkarmayan tarikat ve cemaatlerle protokol yapıyoruz, çatlayın” diyebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi de çıkıp demiyor ki “Sayın Bakan, MEB’in görevi nedir? MEB neden öğretmen atar?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">90’lı yıllarda gönüllü imamlık uygulaması en çok Hizbullah’ın işine yaramıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hizbullah demişken&#8230; Yine MEB’in izniyle Hizbullah’a yakın bir dernek yarışma adı altında 10 milyon öğrenciye erişebilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aman ha&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkat edin, çocuklarınız darülharpçi olmazsa dağa çıkar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">639</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mista&#8217;arvim</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/23/mistaavrim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 07:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aliyah beth]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[casus]]></category>
		<category><![CDATA[conflict]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israeli special forces]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mista'aribeen]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa sagir]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ramallah]]></category>
		<category><![CDATA[sabetay]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[spy]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[war]]></category>
		<category><![CDATA[zion]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=584</guid>

					<description><![CDATA[Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet okuyorlar. Henüz ortam gerilmiş değil. İsrailli güvenlik güçleri tetikte bekliyor. Bütün personel kendinden emin çünkü birazdan ne olacağını hepsi biliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gösteriler devam ederken fanatik bir grup çıkıyor, ellerinde taşlarla İsraillilere saldırmaya başlıyor. Ardından bütün eylemciler ateşleniyor ve ortalık karışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Göstericilere ilk müdahale, fanatik gruptan geliyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in askeri istihbarat kanadı olan AMAN’ın (Agaf Ha-Modi’in) istihbarat birimlerinden “Mista’arvim”, yakalayıp etkisiz hâle getirdiği Filistinlileri İsrail askerlerine teslim ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok kez gerçekleşen bu tarz operasyonların faili olan Mista’arvim bir defa da 2018’de gündeme geldi. Hamas tarafından “kaçakçı” zannedilerek takip edilen Mista’arvim’in ne olduğu, İsrail ordusunun duruma müdahale etmeye çalışmasıyla anlaşıldı. Çıkan zorlu çatışmada İsrail timinin komutanı ve birçok Hamas militanı öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nedir Mista’arvim?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların “Musta’ribeen”, Yahudilerin “Mista’avrim” olarak kullandığı sözcük, “Araplaşmış; Araplar içinde yaşayan Yahudi”leri ifade etmek için kullanılıyor. Ender Güner, “İstihbarat” isimli kitabında Mista’arvim’i “Mista’averim” olarak vermiş ve parantez içine “çapulcu” ifadesini yerleştirmiştir. Bu kimseleri Araplardan ayırt etmek zordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar köken olarak NILI adındaki istihbarat örgütüne dayandırılsa da Ömer’in halifeliği zamanında meydana gelen olaylar; Ebu Hureyre, Kab el-Ahbar gibi isimlerin Yahudi kökenleri ve İslam dünyası içindeki faaliyetleri, aslında köklerinin çok daha eskiye gittiğini gösteriyor, diye düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NILI hakkında Prof. Dr. Necmettin Alkan’ın “NİLİ: Orta Doğu’da Casuslar Savaşı” isimli önemli bir kitabı vardır. Osmanlı aleyhine gönüllü casusluk yapan bu Yahudiler, İngilizlere çok değerli bilgileri aktarmada, İsrail devletinin temellerini atmada önemli işler görmüşlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani Türk devleti bir yandan Lawrence ve benzerleriyle uğraşırken diğer yandan Yahudilerin ihanetleriyle uğraşıyordu. Arapların Türklere ihanetleri “gerçekleşmiş olay”dır. Her şeyin derininde farklı sebepler yatar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sun Tzu, “Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.” der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların zaferleri ve devlet kurmaları ne işe yaradı? Tüm bu isyanların sonunda kurulan “gerçek” bir devlet sıfatını hak eden devlet hangisidir? İsrail olabilir mi? Sun Tzu hayatta olsa Yahudi casusları alnından öperdi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mista’arvim’le devam edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu topluluk aslında sadece terörle mücadele birimi olarak görülmemelidir. Çeşitli Mista’arvim grupları vardır. Bunların bir kısmı “uyuyan hücre” durumundadır. Araplardan ayırt edilemeyen bu kimseler İsrail adına her türlü istihbaratı toplarlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Aliyah Beth” isimli istihbarat servisi özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudileri İsrail’e göç ettirmek için çalışır. İsrail’e göç eden Yahudi ailelerin bir kısmı özel yetiştirilerek Arapların arasına yerleştirilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir grup ise İsrail Özel Kuvvetleri mensubudur. Kılık değiştirme, makyaj, saç boyama, uygun lens ve giyim üzerine özel yetiştirilirler. Arapçanın çeşitli lehçeleri üzerine eğitim aldıkları gibi icabında Etiyopyalıların bile arasına sızacak kadar iyi yetiştirilmiş elemanları vardır. Yazımın başında yazdığım eylemlerde bulunur, Filistin topraklarında derinliklere inerek suikastler gerçekleştirirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, biri asker olmak üzere iki İsrailli kişiyi vuran Ömer Ebu Leyla, evinin kuşatılmasına sebep olan istihbaratın sebze satıcısı kılığındaki bir Mista’arvim’den gittiğini bilemezdi. Çıkan çatışmada öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birzeit Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Ömer el-Kisvani, Mista’avrimlerin gazeteci kılığına girip kampüse geldiğini bilemezdi. Öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu faaliyetleri gerçekleştiren gruplar, Araplara daha az benzeyen ve sürpriz operasyonlar gerçekleştiren gruplardır. Medyada yer bulan grup da bunlardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="998" height="562" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp" alt="" class="wp-image-586" style="aspect-ratio:1.7758007117437722;width:640px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp 998w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-300x169.webp 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-768x432.webp 768w" sizes="(max-width: 998px) 100vw, 998px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reuters&#8217;e silah çeken Mista&#8217;arvim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mista’arvimlerin bir kısmı da tahmin edeceğiniz üzere Filistinli liderlerin arasına sızarlar. Kimi lider olarak yükselir kimi de Arapları angaje eder. Gerektiğinde koynuna kadın sokulan Araplar olduğu gibi bir Mista’arvim de gerektiğinde Arap kadınlarıyla evlenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz Türkler bu gibi örgütlerden, bu gibi faaliyetlerden ders çıkarmak zorundayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de hedef genellikle Yahudi kimliği bilinen kimseler olur. Herhangi bir mesele veya olayda bunlar hedef hâline getirilirler. Türkiye’nin ulus ve laik kimliğini hedef alan Siyonist zihniyet böyle kamufle edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda Çad’ta görev yapan Yahudi imamın hikâyesini anlatmıştım. Şimdi Türkiye’deki camilerde veya gösterilerde yabancı istihbarat servisi elemanlarını aramamak mümkün müdür?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik Osmanlı devrinde Türkiye’ye getirilen, çeşitli Türk yurtlarında Türklerle iç içe yaşamış bu kadar yabancı -en başta da Yahudiler- varken&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkatinizi çekmek istediğim ve birbirinden bağımsız gibi görünen ama benim bağlantılı olduğunu düşündüğüm üç nokta:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emniyet mensuplarımızın yaralandığı protesto gösterileri sonrası İsrail, “Yahu bu kadar düşmana gerek yok, savaştayız ve kendimizi Türklere anlatalım” gibi bir düşünce içine girmeyip diplomatlarını geri çekti. Bu normal değil, anormal bir durumdur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer olaysa İsrail’e istihbarat verdiğini açıklayan, Filistin meselesinde kilit rol oynayan, ABD tarafından yakın markaja alınan Mısır’ın askeri unsurlarının İsrail tarafından “yanlışlıkla” vurulmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Netanyahu ve onun gibi aşırılar, İsrail ve ABD’nin gücünü yönlendirerek bölgeyi ateşe atmaya çalışırken diğer ülkelere de adeta “Çok gerildik, kopacağız” der gibi meydan okuyor. İlişkilerini kesiyor ve net tavır alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi memleketimize sokulan bunca kaçak arasında Mista’arvimleri, onların kışkırtıp terörize edeceği kaçakları aramak zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son nokta ise Türkiye’de de Türk hatta Türk milliyetçisi zannedeceğiniz Mista’arvimler kadar tehlikeli casusların bulunacağına dair bir işarettir. Mista’arvimlerin görevlerinden biri, zor durumdaki Filistinlilerden toprak satın almaktı. Önceki yazılarımda ise yıllar önce Türk istihbaratı tarafından tespit edilen birtakım Yahudilerin, zor durumdaki Güneydoğululardan toprak satın aldıklarını anlamıştım. Bunlar ya Türkiye’deki Yahudileri kullanıyor ya da komisyon karşılığında yoksul köylüleri araya sokarak toprak satın alıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve 1940’larda Arapların “Yahu bu adamların koyunu yok ama niye bu kadar köpeği var” diyerek deşifre ettiği Mista’arvim ailesi gibi Türkiye’de de birileri “Bu adamın bu kadar arazi alacak parası yok” diye sormayı akıl etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akıl akıldan üstündür, derler. Başka birileri de Yahudiler zorlanmasın diye toprak satışını kolaylaştırmışlardı. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmayalım&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beyazıt’ta ezan okunurken durup huşu içinde ezanı dinleyen ve herkesi kendine hayran bıraktıran adam, İngilizlerin yetiştirdiği en tehlikeli casuslardan biri olan Mustafa Sagir’di.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sun Tzu’nin sözlerini tekrar alıntılayarak bitireyim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her balık oltaya geldiğinde zafer kazandım sanır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">584</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Brutus Mevsimi &#8211; 2</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/15/brutus-mevsimi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Oct 2023 18:26:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kaşgay]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=573</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalizm hiçbir zaman Türk dünyasının yanında olmaz. “Emperyalizme Karşı Ötüken Yazıları” isimli kitabımda anlatmaya çalıştığım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizm hiçbir zaman Türk dünyasının yanında olmaz. “Emperyalizme Karşı Ötüken Yazıları” isimli kitabımda anlatmaya çalıştığım konuların ana fikri buydu. Tarih bunu birçok kez kaydetmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalistler tarih boyunca birçok kez Türklerle iş birliği yapıyor göründüğü meselelerde Türkleri satmıştır çünkü oyunu en başından itibaren Türklerin aleyhine kurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Afganistan’da emperyalistlere karşı savaşanlar Türklerdi. Devleti başkalarına verdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’da meşrutiyeti getiren de emperyalistlerle asırlar boyu savaşan da Türklerdi. Ne yapıp edip Türk hanedanını devirdiler ve önce Farsları başa geçirdiler. Sonra onları da devirip İslam rejimini kurdular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’ı sömürtmemek için milli adımları atan Türk kökenli Musaddık’tı. İdam edilmek istenen yine Musaddık’tı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve yine İran’daki Kaşgaylar araya girdi de idam edilmedi. Türkler bunu hâl hatırla yapmadılar. Biraz kaba bir tabir olacak ama “racon kestiler”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rus tarihinin belki en önemli siması olan Büyük Petro, 1725 yılında ölmeden önce yazdırıp gizli kalmasını istediği vasiyetnamesinde şunları diyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“&#8230;Şüphesiz ki İstanbul’a sahip olan şah, dünyada ilahi şah olacaktır. Bu maksadın hedefine ulaşabilmesi için daima Türkiye ile İran arasına fitne fesat tohumları ekilmeli, kavga ve savaş çıkarılmalıdır. Bu iş için Sünni ve Şii mezhepleri arasındaki ihtilaflar, en keskin ve yenilmez ordudur. Rusya’nın nüfuzunu Asya’da yaymak için Sünni-Şii ihtilafları en iyi vasıtadır. Türkiye ile İran devletleri arasındaki muvazeneyi öyle bozmak lazımdır ki onlar birbirleri ile hiçbir zaman anlaşamasınlar. Hem İran hem de Türkiye’nin Avrupa halklarıyla temas etmesine imkân verilmemeli. Eğer bu ülkelerin Müslümanları gözlerini açıp hukuklarını anlayacak olurlarsa o bize büyük bela olacaktır. Hem Türkiye’nin hem de İran’ın din adamlarını elde etmek ve onlar vasıtasıyla Sünni-Şii ihtilaflarını kızıştırmak lazımdır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(&#8230;) İran daima gerilemeye sevk edilmeli, bağlı durumda tutmalı ki Rusya devleti onu istediği zaman zahmetsiz bir şekilde öldürmeye kadir olsun. Ama Türkiye devleti mahvolmadan İran’ın canını almanız tavsiye edilmez.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak şunu unutmamalıyız ki Petro’nun döneminde İran’ın yönetimini elinde bulunduranlar da Türklerdir. Yani iki Türk devletinin, iki Türk coğrafyasının mezhep ihtilaflarıyla bölünmesi şiddetle tavsiye edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Petro ve Nadir Şah aynı dönemlerde yaşamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük Türk fatihi Nadir Şah, Petro’nun vasiyetnamesinde gerçekleştirilmesini istediği her şeyin tam tersi bir hükümdardı. Onun iktidara gelişi sırasında Caferiliğin kabul edilmesini şart olarak sunması boşuna değildir. Nadir Şah’ın hükümdar olur olmaz ne yaptığını biliyor musunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ebubekir, Ömer ve Osman’a sövülmemesini, rahmetle anılmasını emretmiştir. Ezandaki “Ali veliyullah” ifadesini kaldırtmıştır ki bu da önemli bir ihtilaftı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Petro’nun vasiyetnamesi önemlidir çünkü böylece Petro’nun Rusya siyasetindeki, Nadir Şah’ın da Türk dünyası siyasetindeki önemini daha iyi anlıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yazık ki Nadir Şah, mevsim gelip de şartlar oluşunca etrafındaki Brutusler tarafından vahşice katledilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetnamedeki bir diğer nokta ise Türklerin Avrupa ile iletişimlerinin kesilmesidir. Çok dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur ki Çarlık rejiminin son dönemlerinden itibaren Türk dünyasındaki aydınların tüm çabası Osmanlı Türkleri ile ilişkilerini geliştirerek Avrupa’ya uzanabilmek olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tekrar yazayım: İran’a hem de Türkiye’den 1 yıl önce meşrutiyeti getirenler Türklerdir. Oradaki Türklerin her türlü mücadelesinde Osmanlı subayları da az veya çok bir şekilde destek olmaya çalışmışlar hatta milisler göndermişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yazık ki Türk aydınları da mevsimi gelip de şartlar oluşunca Brutusler tarafından ihanete uğramış, katledilmiş, hapsedilmiş, sürgüne gitmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne İngilizler ne Ruslar ne de Amerikalılar İran’daki Türkleri rahat bırakmamışlardır. Birçok Türk eserleri Avrupa, Amerika ve Rusya’ya kaçırılırken Kaşgaylar başta olmak üzere İranlı Türklere karşı saldırgan bir tutum izlenmiş, zaman zaman İranlı Fars milliyetçilerinin desteğiyle katliamlar gerçekleştirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Amerika ve İsrail üzerinden bu durum devam etmekte ancak yine bir Brutus mevsimi oluşturulmaya çalışılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarih göstermektedir ki aklı olan bir emperyalist, kendi eliyle Türk devleti kurmaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yüzden İsrail-Filistin olayları nedeniyle sahaya inmeye çalışacakları göreceksiniz. İran’da Azerbaycan Türklerine geçici bir devlet kurdurmak isteyeceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bir tuzaktır. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse bilin ki İsrail’in Filistin’deki harekâtının çok daha büyüğü Siyonistler tarafından İran’da gerçekleştirilmektedir! Yapay bir devlet kurmak milletlerin mahvoluş fermanıdır. Devlet kuracak nitelikteki tüm kadrolarınızı feda edersiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk, kimsenin kapısına gidip “Bana devlet kur.” demez! Bu noktada da sahaya ineceklere dikkat kesilmek zorundasınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD başta olmak üzere Batılı emperyalistler çatışmalar çıkararak fatura kesmek üzere tabiri caizse yeni bir Haçlı seferi başlatmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeterince insan ölmeden masaya oturmayanlar, yeni projeleri masaya koyduklarında Brutusleri göreceğiz. “Filistin ve Azerbaycan’a karşılık Kuzey Irak’ta Kürt devleti (aslında Yahudi devleti) istiyorum” dediklerinde yürekli (!) Brutusleri göreceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaşgay Türklerinden bir türküyle bitirelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yüce dar ağacına sındın,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağaç ata bindin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arman koymadın sen,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Darda oynadın sen!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Neden Kaşgaylardan bahsettiğimi, onların emperyalist devletlerin uçaklarına, toplarına karşı direnen kuvvetli ruhlarını biliyorsanız anlayabilirsiniz. Türk’ün sağlam iradesi onların karakterinde saklıdır.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">573</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Parasız Devletler, Ucuz Kan ve Onurlu Direniş</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/09/11/parasiz-devletler-ucuz-kan-ve-onurlu-direnis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 10:22:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitika]]></category>
		<category><![CDATA[kaçaklar]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[SADAT]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=526</guid>

					<description><![CDATA[James Rothschild, Nathan Rothschild’e “Parasız devletten daha çok kazanılacağı hususunda haklısın ama riske girmen de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">James Rothschild, Nathan Rothschild’e “Parasız devletten daha çok kazanılacağı hususunda haklısın ama riske girmen de gerekir.” demiş. Diplomat ve Yazar Friedrich Gentz, daha 1830’da “Savaş isteyenlerin diğer bankacılara müraacat etmek zorunda kalacağı kesindir.” demiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küçük bir yatırımcı veya esnaf için risk, belki yeni bir hisse almak veya yeni bir dükkân açmak olabilir. Rothschild gibi ailelerin alacağı risk elbette bunlarla kıyaslanamaz. Jeopolitik anlamda bakarsak bir devletin sözde kendi liderlik hedefleri için ama gerçekte zengin bir aile için savaşa girmesi, sonra o hegemon devletin de parasız bir devleti kendi çıkarları için beyhude bir savaşa sokması bu risklerden biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Britanya’nın hakimiyeti sırasında başka milletlerin “ucuz kan” siyaseti gereği savaşa sokulması, bu devletin doğrudan sömürdüğü ülkeleri doğrudan savaşa sokmasından ibaretti. Örneğin Filistin Cephesi’nde İngiliz askeri demek, Afrika’dan Hindistan’a kadar pek çok İngiliz ünformalı askerin Britanya için savaşması demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin küresel liderlik kavgasında durum biraz daha başkadır. ABD, büyük ölçüde dolaylı yoldan sömürdüğü ülkeleri kendi çıkarları için savaşa sokmuştur. Özellikle Vietnam savaşında aldığı mağlubiyet sonrasında “ucuz kan” siyaseti Amerikalılar için daha zorunlu hâle gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok eskir devirlerden beri örnekleri olsa da daha yakın zamanda Millî Mücadele ve yıllar sonra Vietnam’da yaşananlar göstermiştir ki sayılar ve ekonomik, siyasal, askeri üstünlük bazen kâğıt üzerinde kalabilir. Bir devletin jeopolitiğinde akıl mutlak hâkim değilse o devletin sayısal üstünlüğünün tek getirisi kaos ve bitmeyen savaşlar olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak ve İran’ın savaşı 8 yıl sürdü. ABD’nin sayısal verileri kendi lehine artarken savaş sona erdiğinde iki ülkenin sınırları değişmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa yıllar önce Komünist Vietnam’la Dolar tanrısının jeopolitik çıkarları uğruna savaşan ABD, sivil ve asker 2 milyondan fazla insanını öldürdüğü düşmanına karşı 60-70 bin civarında kayıp vermiş ama sonuç olarak tabanları yağlayıp kaçmak zorunda kalmıştı. ABD’yi kendi vatandaşlarını meydana süreceğine başkalarından ucuz kan almaya dolayısıyla da Amerikan yanlısı yönetimler kurmaya iten de buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Sen savaşıp öl. Ben kazanayım. Sonra da senin savaşçılığını över onurlandırırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca bizim ülkemizde de bunun propagandası yapılmadı mı? Kore Savaşı’na girilmesini oturup tartışabiliriz ama “Kore’de çok iyi savaştık. ABD’lileri kurtardık. Amerikalılar hayran kalıp bize ödül verdi.” diye övünüp duranların ne kadar yanlış yaptıklarını tartışmak abes olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kahraman Türk askeri filanca ülkeye giriyor. Batı’dan sıcak mesajlar geldi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Menderes’in devlet kurumlarının başına getirdiği kişilerden ne duyulabilir ya da Özal’ın Babıali’deki iki buçuk gazetesinden başka ne gibi haberler çıkabilirdi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk ordusunu Amerikan çıkarları uğruna Türkiye’nin kaosa sürüklenmesi hatta yok olması veya yerine başka bir rejim kurulması pahasına savaşa sokmak isteyenler dünden bugüne hiç eksik oldu mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Körfez Savaşı için kurulan koalisyona katılmayan Türkiye, 90’lı yıllar boyunca hep kaosun içine itilmiştir. ABD ve Avrupa’nın hedefinde de daima Türk ordusu olmuştur ki Wikileaks’te ifşa olan belgelerinden birinde ABD elçisinin ülkesine çektiği telgraf da bunu doğrular. ABD’liler özetle diyorlar ki: “Türk derin devleti; Türk ordusu, Türk yargısı, Türk bürokrasisinden oluşur. Bu derin devletin kalbinde de Türk ordusu vardır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu gerçeği iyi bilenlerin aklı ve iyi anlayamayanların cehaletiyle bu ülkede TSK’ye kumpaslar kuruldu. “Sivil vesayet” söylemleri aldı başını gitti ama ABD’nin 80’lerde, 90’larda tamamlayamadığı işleri havale ettiği siyasetçiler hiç sorgulanmadı. Sözüm ona TSK’deki çürüklerin peşine düşen aklıevveller, ABD telgraflarını ve AB raporlarını ezbere okuyan ılımlı Müslümanları hiç sorgulamadılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer ılımlı Müslümanlar da Orkun’daki gibi bir yazıt dikmek zorunda kalsalardı şöyle yazmak zorunda kalacaklardı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Biz parasızız. Parası olan devletle yürüyelim. Böyle diyerek ABD’yle birlikte Türk ordusuna kumpaslar kurduk. General ve amiral olacak subayımız mahpus, general olan subayımız darbeci oldu. Arap Baharı’nda ‘Muktedir olanı dinleyeceksin.’ diyenlerle mücadele edemeyip CIA’nın yumuşak sözüne, ‘God is in your side’ diyenlerin dostluğuna güvendik. Türk devletinin menfaatine ve Siyonistlerin aleyhine olduğu hâlde, Özal gibi ABD’den gelen Mursi’yi güya demokrasi adına destekleyerek Doğu Akdeniz’de İsrail’in önünü açtık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki bu hayali abidede yazılan icraatlar (!) Türkiye’ye zarar verse de Mustafa Kemal aklı sayesinde hiçbir zaman başarıya ulaşmadı, ulaşmayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi kapımızda yine bir İran meselesi var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biden döneminin arifesinde Körfez ülkelerinin ABD-İran ilişkilerinin olası iyileşmesinden ötürü İran’la yakınlaşabileceği ihtimali konuşuluyordu. 2023 Haziran’ında İran, Suudi Arabistan, BAE ve Umman’la ortak deniz gücü oluşturabileceği konuşuluyordu. Buna karşın ağustos ayında İran’ın BAE’nin aleyhine askeri tatbikat başlattığı haberlerini okuduk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki de Amerikan derin devletinin Biden gibi bir bunağı başa getirmesindeki amaç, İran’la yakınlaşmanın ABD’nin aleyhine olacağını göstermek, böylece kamuoyunu ikna ederek kurulacak yeni bir kabine veya seçilecek yeni bir başkanla İran’a karşı harekât başlatmaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne olursa olsun ABD, Türkiye’yi İran’la çatışmaya sokmak isteyecektir. Bunun için Ermenistan-Azerbaycan savaşı, ABD için biçilmiş bir kaftandır. İran ve Azerbaycan arasındaki çatışma veya savaş mutlaka Türkiye-İran ilişkilerine de yansıyacaktır. Öyle ki basın ve medyanın illüzyonları aracılığıyla hiç olmayan bir Azerbaycan çatışması ya da provakasyonuyla Türk kamuoyu savaşa ikna edilmek istenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye meselesinde basın ve medya sürekli olarak Türkiye’yi aldatmıştır. 3 kişinin yaptığı sanal bir gösteriyi 3 bin kişi, 3 bin kişinin çıktığı gerçek bir gösteriyi 3 kişi göstererek kamuoyunu aldatma yeteneğine sahip iki buçuk gazeteleri, kafa karıştırma ustası Saçmalıkname TV’leri küçümsemeyelim. Papağan gibi “hasta adam” benzetmesini tekrarlayarak Türkleri umutsuzluğa sürüklemekle görevli kimseler, ABD’nin kan kaybından da bunamışlığından da hastalıklarından da söz etmiyorlar. Görevleri budur çünkü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’den güneydoğuyu koparmaya yeminli Batılı emperyalistlerden Ukrayna’daki savaş sayesinde Kırım’ı alma hayalini kuran sosyal medya başbuğlarımızın İran konusunda da yönlendirileceği, bununla birlikte İrancıların (ister Avrasyacı olsun ister ümmetçi) bu meseleden nemalanmaya çalışacağı açıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran meselesinde kaçakların önemli bir yer tutuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kırgızistan’da iken orada yaşayan Sünni Farslarla yaptığım konuşmalarda açıkça öğrendiğim bir şey var. Afganistanlı Sünni Farslar, Türkiye’yi sevdiklerini ifade ederlerken İran’a açıkça düşmanca ifadeler kullanıyorlardı çünkü mezhepçi taassup onlar için merkezdedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran bunu biliyor mu? Biliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyleyse Türkiye’ye gelecek olanlara kapılarını neden açıyor? Bu, Türkiye ters düşmek değil mi? Öyle.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran, kapılarını açmıyor. İran, kapılarını açmak zorunda bırakılıyor. Olası bir savaşın arifesinde, Afganistan’daki Sünni silahlı güçler hemen dibinde ve hazır durumdadır. İran’ın sınırlarını kapatmak istediği ilk anda Taliban hemen İran’a karşı savaş çanlarını çaldı. Çatışmalar oldu. Bu tür bir çatışma İran’ın göze alabileceği bir şey değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran, kalabalık Sünni kitleleri ülkesinde tutabilir mi? Tutamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’la savaşırsak Güney Azerbaycan’ın bağımsız olacağını düşünenler için de şunu söyleyelim: Kendi soydaşıyla mezhep savaşına giren, çoğunluğu Şii olan Güney Azerbaycan Türklerine kollarını açar mı? Açmaz, açmak istese bile efendisinden yiyeceği şaplakla kuyruğunu kısıp oturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’ın Taliban’la çatışmaya pek de yanaşmayacağı bir dönemde Taliban neden saldırıya geçmez?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belli ki onlar da bir zamanlar Afganistan’a gelip “God is in your side” diye haykıran dostlarından işaret bekliyorlar. Dostları şehadet parmağını havaya kaldırdığı zaman cihada başlayacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yakın zamanda, İran’ın Kirman bölgesinde zemin etüdü yapan İngiliz diplomatın nasıl bir kriz yarattığını da unutmayalım. İngiliz diplomat zemin etüdünü şunlar için yapıyor olabilirdi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Eğer zemin, bombalamaya karşı dirençli ise yakınlarda bir yer altı üssü olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Zeminden alınacak toprağın incelenmesiyle yakınlarda bir nükleer tesis olup olmadığı anlaşılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz bunları konuşurken bir Afgan daha sınırı geçti bile&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’la savaşma hayalleri kuran Afganlar (şüphesiz bu her gelen Afgan için geçerli değildir) kadar mezhep taassubuna sahip ve silahlı kimseler Türkiye’de yok mudur? Mesela başında Mehdi’yi bekleyen bir adam olan SADAT bu gruplara silahlı eğitim veremez mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yerde Mehdi veya Mesih bekleniyorsa orada çok dikkatli olunmalıdır. Bir zamanlar Yunan’a halifenin ordusu muamelesi yapanların bugün kime Mehdi veya Mesih muamelesi yapacağını bilemezsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran Mehdi beklemiyor mu? Şu sıralar gelmemesi için dua ediyordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok uzatmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Arap Baharı sırasında başka ülkelerden sözde ihtilalci ama özde yağmacı-cihatçı transfer etmek moda hâline gelmiştir. Bugün Şii diye İslam rejimi olmasına rağmen İran’a düşman olanın İran’dan sonra laik Türk devletine hem de tecrübe kazanmış bir şekilde saldırmayacağının garantisi var mı? Zira İran’dan sonra geriye bir tek hedef kalıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence yukarıda sorduğum sorunun aksi garanti edilmelidir veya garanti altına alınması sağlanmalıdır. Bunun yolu da hudutların namusunun korunmasından geçer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şeytan insanlara sağdan yaklaşır, derler. Şeytan birini kandırırken ona sürekli sağdan yaklaşıyor. Muhtemelen birkaç yıl önce de şöyle fısıldamıştı: “Sen bu mültecileri al. Ben sana para vereyim. Böylece TSK başta olmak üzere onurlu bir şekilde direnen insanlar yüzünden bozduğum ekonomini ve iktidarını kurtar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Galiba jeton yine yeni yeni düşüyor ve öyle olmasını ümit ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bitirelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben felaket tellalı değilim. Yazdıklarım tartışılabilir çünkü ayet değil. Gel gelelim, Allah koruyor diye kendimi teselli ederek ülkemin geleceği için düşünmeyecek, gamsız bir şekilde oturup bekleyecek değilim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözümüzü kapatırken başka açarken başka bir dünyada uyanma ihtimalimizin en yüksek olduğu coğrafyadayız. O yüzden gözümüz kapalıyken bile rüyamızda dahi memleketi görmek ve düşünmek zorundayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer biri komşularının evini yakıyorsa bil ki yangının asıl hedefi sensin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">526</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
