<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>mübadele &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/mubadele/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Sep 2024 18:02:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>mübadele &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün İdeallerine İhanet: Çiçero ve Papa Eftim&#8217;in Gerçek Yüzleri</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/09/29/ataturkun-ideallerine-ihanet-cicero-ve-papa-eftimin-gercek-yuzleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2024 16:42:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[chris selçuk erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[çiçero]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[elyasa bazna]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[ilyas bazna]]></category>
		<category><![CDATA[karamanlı]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mübadele]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[pavlos karahisaridis]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ortodoks Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[zeki erenerol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1110</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün İdeallerine İhanet: Çiçero ve Papa Eftim&#8217;in Gerçek Yüzleri Devlet adamı, yazar ve filozof Çiçero’yu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Atatürk&#8217;ün İdeallerine İhanet: Çiçero ve Papa Eftim&#8217;in Gerçek Yüzleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet adamı, yazar ve filozof Çiçero’yu mutlaka bilirsiniz. Roma&#8217;nın büyük hatibi Marcus Tullius Cicero dünya tarihinde adını unutulmazlar listesine yazdırmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim yazımıza konu olan kişi ise kendisi için “Çiçero” takma adını kullanarak kahramanmış gibi göstermeye çalışan çakma Çiçero, Elyasa (İlyas) Bazna’dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1962 yılında yazdığı “I was Cicero” (Ben Çiçero’ydum) kitabında kendisini İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın en büyük casusu olarak tanıtırken sıklıkla da Türk milliyetçisi olduğuna yönelik söylemlerde bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysaki 16 yaşında Fransız ordusuna yazılan ancak hırsızlık yaparken yakalandığı için mahkum edilip çalışma kampında üç yıl hapis cezası çeken Priştinalı Bazna ülkesi işgal edilince Türkiye’ye kaçıp gelmiş ve sonraki dönemde Fransa daha sonra Türkiye&#8217;deki büyükelçiliklerde kapıcı, şoför ve koruma görevlisi olarak çalışmıştı ancak bundan pek bahsetmiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2. Dünya Savaşı sırasında İngiliz Büyükelçiliği’nde çalışırken Alman istihbaratı kendisiyle temas kurdu ve onu kullanmaya başladı. Bazna işte o günlerde kendisine “Çiçero” kod adını verdi ve Almanlar adına casusluk yapmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazna, etrafındakilere Çankaya Köşkü’nde Mustafa Kemal’in yanında askerlik yaptığını anlatıyordu ama gerçekte böyle bir ne kayıt ne de tanık vardı. Kendisine itibar katmak ve daha inandırıcı olmak için olayları çarpıtarak tıpkı Papa Eftim gibi Mustafa Kemal’in adını kullanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Almanlara casusluk yapan bu adam (Sonrasında daha fazla para kazanma hırsıyla İngilizlere de çalıştı) her zaman olayların bağlamını değiştirerek tarihi olayları, kendi zamanının sosyo-politik bağlamından kopartarak farklı bir anlam içinde sundu. Olayları ve kendisini olduğundan öylesine farklı gösterdi ki günümüzde bile ülkemizde bunu gerçek zannedip “Çiçero: Yüzyılın En Büyük Casusluk Hikayesi” adıyla filmini bile yaptılar. Başrolde ise şimdi Etimesgut Belediye Başkanın olan ve başarılı oyuncu Erdal Beşikçioğlu oynamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiliz Büyükelçiliği’nde uşaklık yapan “kavas” Elyasa Bazna ile temas kurma görevi verilen Alman Büyükelçiliği’nin istihbarat görevlisi Moyzisch’e Çiçero’nun karakteri, kişiliği ile ilgili kanaati sorduğunda onun maceraperest, kibirli, hırslı, alt tabakada olmayı hazmedemediği için son derece tehlikeli olabilecek yapıda olduğunu rapor etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya’da gece bekçiliğinden emekli olan, 1970 yılında Münih’te vefat etmeden önce yazdığı kitabında ve verdiği röportajlarda savaş sonrasında İlyas Bazna, kendisini Türkiye’nin ve hatta Cumhuriyet’in bir savunucusu gibi lanse etti. Oysa casusluk faaliyetleri, Türkiye’nin çıkarlarına değil, kendi maddi kazancına yönelikti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazna, casusluk faaliyetleri sırasında ve sonrasında, yaptıklarını ve kendisini MİLLİYETÇİ BİR KİMLİĞE büründürmek için Türkiye’nin “güçlü bir devlet” olması gerekliliğiyle ilişkilendirdi. Onun söylemlerinde, Nazi Almanyası’na bilgi satarak Türkiye’nin bağımsızlık politikasına katkıda bulunduğunu iddia ediyordu. Ancak bu iddialar asla gerçeği yansıtmıyordu çünkü Bazna sadece kişisel maddi kazanç sağlama amacı güdüyordu ve Türkiye&#8217;nin çıkarlarına hizmet eden bir davranış sergilemiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çiçero yani Bazna casusluk faaliyetlerini yürütürken kendini Atatürk’ün Cumhuriyet idealleriyle uyumlu bir kişi gibi göstermeye çalıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’ni milli egemenlik ve bağımsızlık üzerine inşa ettiği ilkelerinin tam tersi davranış sergileyen Bazna, Atatürk’ün bu değerlerini, aslında yaptıklarıyla örtüşmeyen şekilde kullanarak, casusluk faaliyetlerinin bir tür “cumhuriyet kahramanlığı” olduğunu iddia etmeye çalışıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa Bazna’nın eylemleri tam tersine, bireysel kazanç ve ahlak dışı davranışlarla doluydu. Atatürk’ün devrimci ilkeleri, bağımsızlık ve şeffaflık üzerine kurulu iken İlyas Bazna bu ilkeleri kişisel çıkarları için sürekli çarpıttı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki cahil bir kesim sırf milliyetçilik duyguları okşandığı için bu adamı kahraman gibi görmeye, yazmaya ve anlatmaya bayıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hırsızlıktan sabıkalı bu adamın Kemalist ilkeleri kökünden sarsarak değersizleştirdiğini görmek istemediler ya da göremediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi gelelim Mustafa Kemal ile ilgili uydurulan tarihi çarpıtma ve cumhuriyet devrimlerini, ilkelerini değersizleştirip yalanlarla bezenmiş bir diğer kişiye.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O da kendisini milliyetçi azizler sınıfına çıkartan asılsız çarpıtmalarla dolu ve Teoman Ergene müstear isimiyle bir kitap yazdı (Bu kitabı onun yazdığı, torunları tarafından da uzun süre sır gibi saklanmıştır.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlattıklarına sadece Türk milliyetçileri değil, Yunan milliyetçileri de bu yalanlarla örülü sözlere inandı. Bir taraf kutsadı diğer taraf ise her fırsatta Mustafa Kemal’e onun üzerinden hakaretler etmeye devam ediyor. Ne de olsa Eftim’in Rum mezarlığındaki mezar taşında Mustafa Kemal’e aitmiş gibi yazılan “Ne Mutlu Türküm diyene!” sözü değil, “Papa Eftim bu ülkeye bir ordu kadar hizmet etmiştir.” diye yazılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece bir oldubittiyle hem Kemalistler hem de koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, mezarlığın ve Eftim&#8217;in koruyucusu sorumluluğuna sokulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet’in ve milli mücadelenin en önemli kahramanı mertebesine oturmak için tarihi çarpıtan Papa Eftim kişisine gelelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki örnek arasındaki benzerliklerin değerlendirilmesini de sizlere bırakıyoruz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önceki yazılarda olduğu gibi&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haydi, başlıyoruz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gölgelere saklanan yalan simsarlarının bir ayak üstünde söyledikleri bin yalandan biri, Türk Ortodoks Kilisesi’nin Mustafa Kemal’in emriyle kurulduğu, Ankara’nın bu işin merkezinde olduğudur. Oysa gerçek böyle değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda, Ankara’nın bu konudaki tavrını da daha iyi anlayacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce de kendi yazdığı kitabından örnekler verdiğimiz Kayserili bir papa ve aynı zamanda mübadil olan Neofitos şu dörtlüğe yer verir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Üç despotlar sürülmüşler geldiler</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayli vakit Kayseri’de kaldılar</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’e de cevap verdiler</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Ortodoks’u olmayız, deyu”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimdir bunlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Namıdiğer Papa Teoman Ergene’nin “İstiklal Harbinde Türk Ortodoksları” kitabında anlattığı üzere Türk Ortodoks Kilisesi’nin kurulduğu Zincidere Manastırı’na katılan Prokobiyos, Meletiyos, Yervasiyos gibi isimler, Papa Eftim’in elinde el bombalarını görünce birdenbire Türk olmaya karar verdiler (!).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihi çarpıtma üstatlarından Namık Kemal Zeybek’in son yalanı, bu kilisenin ilk patriğinin Papa Eftim olduğuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakalım Papa Eftim’in çıkardığı “Anadolu’da Ortodoksluk Sadası” isimli gazete, kilisenin ilk patriği hakkında ne diyor:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="889" height="324" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/3-2.jpeg" alt="" class="wp-image-1111" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/3-2.jpeg 889w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/3-2-300x109.jpeg 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/3-2-768x280.jpeg 768w" sizes="(max-width: 889px) 100vw, 889px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Görüleceği üzere Umum Türk Ortodokslarının ilk patriği Konya Metropoliti Prokobiyos’tur. Prokobiyos’a dair çok şaşıracağınız, aynı zamanda çok kızacağınız bir bilgi verelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güya Türk Ortodoks’u olan Konya Metropoliti Prokopios Lazaridis, İzmir Metropoliti Hrisostomas’a çok yakından destek verdi. Milli mücadeleye karşı yapılan ve tarihe “Konya Ayaklanması” (1920) olarak geçen ihanet hareketiyle ilgili olduğu için hapse atıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim, amcazadesinin Pontusçu olduğu için asılmasından bahsederken Prokopios’un da hapse atıldığını anlatır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve 1921 yılında Türkiye’deki Rumları Yunan lehine teskin etmeye çalıştığını gördüğümüz Prokopios, 1923’te hapse atıldı. Nisan ayında Kayseri’deki hapishanede öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunu da belirtelim: Prokopios’un zoraki patrik olduğunu bilen Fener Rum Kilisesi, Prokopios’a en ufak bir disiplin cezası uygulamadığı gibi Fener’e bağlı kalmaları şartıyla özerk bir kilisenin kurulmasını kabul etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kafaları karıştıracak bir ayrıntıdan da söz etmeliyiz: Prokopios öldüğü zaman cenazesine katılan İstamat Zihni, Prokopios’un ardından “Sen Fener’in faaliyetlerine hiçbir zaman katılmadın.” diyerek onu övüyor. Kendisine anlayış gösteren ve Türkçe ayin yapmasına izin veren Meletios ise onu isyan etmekle suçluyor. Prokopios ise hayattayken Fener’e “Bize haksızlık ettiler.” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz ise buna tiyatro diyoruz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fener ve İstamat Zihni tiyatro oynarken belki doğruyu söyleyen tek kişi, Konya Ayaklanması’na katılan ve İzmir metropolitiyle çevirdiği işler Türk devleti tarafından unutulmayarak iki kere hapsedilen Prokopios’tu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa ne Fener’in ne de İstamat Zihni’nin, Prokopios’un icraatlarını bilmemesi mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Noel Baba’nın cini Muammer Karabulut’un komedi platformu “5G Vırus News” sitesinde yazdığı “ABD Derin Tarihi” başlıklı yazıdaki zırvalarını anlattık. Kendisi bu zırvaları, “Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni Patrikhane’ye (Mi) Yıktıracaklar?” adını taşıyan kitabında da anlatıyor ve yüzü kızarmadan büyük bir soğukkanlılıkla şöyle yazıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“&#8230;ne yazık ki yanılgı sonucu Ortodoks Hristiyan olan herkesin mübadele kapsamına alınması, Türk olan Ortodoks ahalinin de zorunlu olarak Yunanistan’a gitmesine sebep olmuştur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Ortodokslarının mübadele kapsamına alınması yanılgıysa Prokopios gibilerin patrik seçilmesi, Türkiye’de bir kilisenin başına geçirilmesi, üstelik buna zorlanması nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada Karabulut’un kitabının adına cevaben Mustafa Kemal’in Nutuk’ta millete korku ve ümitsizlik aşılayanlara söylediği sözleri tekrar hatırlayalım: “Böyleleri biz adam değiliz ve adam olamayız derler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’ye yıkılacağı sonunu biçtiniz, yıkacak el mi seçtiriyorsunuz Türk milletine!</p>



<p class="wp-block-paragraph">TOP’unuz gelin!</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Anadolu’da Ortodoks Sadası”nın verdiği bilgiler arasında, Papa Eftim’in kongreye davet edildiği de yazıyor. Burası kafanızı karıştırabilir ve şunu sorabilirsiniz: Kongreye davet edildi mi yoksa bu kongreyi o mu düzenledi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü her yerde, Papa Eftim’in bu kongrenin düzenlenmesi için çok çaba harcadığını okursunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki iki sorunun da cevabı “evet”tir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İstiklal Harbinde Türk Ortodoksları” kitabına göre bombalı tehditle psikoposları bir araya getiren Eftim, kongre zamanı gelince hasta olduğunu bahane ederek kongreye katılmıyor. Bunun üzerine tedirgin olan cemaat, güya onu çok sevdiği için gelip kendisine yalvarıyor. O da kongreye katılarak ateşli bir konuşma yapıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buradaki durumun tek bir cevabı vardır: Kendisini şüpheyle izleyen Ankara’ya Anadolu Ortodokslarının Türk kilisesi kurmakta ne kadar samimi olduğunu göstermek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Le Petit Parisien gazetesinden Jean Schlicklin’e verdiği mülakatta Adliye Vekili’nin neler söylediğini hatırlayalım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Papa Eftim, bazı toplulukların vekili sıfatıyla hükümetten Fener Patrikhanesi ile bağların koparılmasını talep etti. Anadolu’daki bazı kiliselerden Adliye Vekaleti’ne gönderilen telgraflar da bu tanımayı talep ediyor. Ancak bu talepleri resmi olarak göremeyiz. Papa Eftim’in böyle bir girişimde bulunma yetkisi yoktur ve bunu ona açıkça belirttik. Tüm topluluk resmi olarak bir araya gelip de böyle bir kilise kurma kararı aldığında ve tüzüklerini hükümete sunduğunda, o zaman hükümet bir karar alabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim, Türk Ortodoksları adına yetkisini aşan işlere karıştı. Hükümet onu tutumunu düzeltmeye zorladı. Örneğin, papazlar atamak istedi, onu kesinlikle engelledik. Hükümetin yeni patrikhaneyi kuran bir yasa önerdiği yönünde bir haber yayıldı. Bu haberin hiçbir temeli yoktur. Hükümet, bu konuda izlediği politikaya sadık kalarak ancak toplulukların kendileri tarafından düzenli ve fiili olarak kurulan bir Türk Ortodoks Kilisesi’ni tanıyabilir. Biz, işler böyle olursa memnun oluruz. Ancak tekrar söylüyorum: Kesinlikle bu işin organizasyonuna karışamayız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adliye Vekaleti’nin 1923 yılında Papa Eftim’e bakış açısını birazdan bir kez daha hatırlatacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi Ankara’nın bu açıklamasını madde madde kısaca değerlendirelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Papa Eftim’in Türk Ortodoks Kilisesi kurma yetkisinin olmadığı vurgulanıyor. Teoman Ergene müstearıyla yazdığı kitapta da Fener’i basan Papa Eftim’in Ankara nezdinde temsilcilik görevi aldığını okuruz. Bu durumda Eftim’in Fener’i işgal etmesindeki esas sebebi de anlıyoruz. Kendi kongresine kendisini davet ettiren Eftim nasıl bir algı yaratmaya çalıştıysa Fener’i işgal ettiğinde de buna her zaman olduğu gibi milli dava süsü verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Ankara’nın kilise kurdurduğu iddiasına karşı daha kilise girişimi olmadan Adliye Vekili’nin cevabı nettir. Ankara, düzenli -ki bunu samimi olarak algılamalısınız- bir çalışmayla kurulursa kiliseyi onaylayacağını söylüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ensar Çetin’in yazdığı ve ön sözünü Sevgi Erenerol’un kaleme aldığı “Toplumsal Bütünleşmemizde Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi” kitabının ekler kısmında kilisenin kuruluşuna dair Adliye Vekili imzalı evraklar vardır. Bu evraklara hiçbir yorum getirilmeyerek ve birçok çalışmada olduğu gibi Ankara’nın gerçek tavrı anlatılmayarak kilisenin Ankara tarafından kurulduğu algısı yaratılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- Papa Eftim ve Ankara’nın aynı görüşte olmadığını görüyoruz. Üstelik Papa Eftim, yürütmek istediği faaliyetler açısından Ankara tarafından engellenir ama en önemlisi “Kilisenin Ankara tarafından kurdurulduğu” iddiasının daha o dönemden yalanlanmasıdır. Adliye Vekili böyle bir haberin yayıldığına vurgu yapıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu haberi kimin yaydığını yazmaya gerek var mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Stefo Benlisoy ve Foti Benlisoy’un “Hristiyan Türkler” kitabında Zincidereli Çalıkoğlu’nun Türklük fikrine nasıl baktığını dolaylı anlatımla okuruz. Kullandığı kaba ifadelerden olacak fikirlerinin tam metniyle verilmediğini görürüz. Ancak mübadele draması yazan sahtekarların gerçek yüzünün daha iyi anlaşılması için biz doğrudan anlatımla yazalım. Aynen şöyle diyor Emmanuel Çalıkoğlu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kapadokyalılar mübadeleye tabi tutulduğunda Eftim Efendi’nin teşvikleri ve tavsiyeleri kalplerimizde hiçbir yankı bulamadı. Bizler kendimizi Yunanlılar olarak görüyor ve binlerce yıl öncesinden gelen vicdanımızın sesine itaat ediyorduk. Zenginliklerimizi çiğnedik çünkü Eftim’in vaatlerini kabul etseydik burada kalacaktık. Ancak yerimizde kalıp barbar işgalciyle yaşamaktansa Yunanistan’da yoksul olarak özgür olmayı tercih ettik.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu açıklamayı da kısaca analiz edelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Papa Eftim, daha önce belirttiğimiz gibi Ankara’nın mübadele kararına muhalefet ediyor. Diyor ki “Türk’üz” deyin. Türk’üz derlerse mübadeleden kurtulacaklarını iddia ediyor. Oysa Çalıkoğlu’nun bir başka mübadil Kayserili Papa Neofitos gibi tavrı ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Mübadele üzerine drama yazanların kendileriyle çeliştikleri ortaya çıkıyor. Papa Eftim’in “Türk’üz derseniz kalırsınız.” vaadini sorgusuz doğru kabul edelim. “Büyük bir hatayla Türk Ortodokslar gönderildi.” şeklindeki dramaya ancak timsah gözyaşı dökülebileceği de anlaşılmış oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi burada gericilerin “Müslüman olmayan Türk, Türk değildir.” zırvalarını kendisine kalkan yaparak mağduriyet yaratmaya çalışanlara kısaca cevap vermek gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir insanın samimiyetle Türk olduğunu hissetmesi; Türk diline, Türk kültürüne, Türk gelenek ve göreneklerine tam bir sadakatle bağlı olması, kısaca Türklük şuurunu taşıyor olması yeterlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tanıma göre Çalıkoğlu’nu, Papa Neofitos’u, Serafim Rizos’u Türk kabul edebilir miyiz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şöyle mi yapmalıydık: “Sizi mübadeleyle göndermiyoruz çünkü siz Türk’sünüz. Kabul etmezseniz aha size el bombası&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Noel Baba’nın cini, inanç turizmcisi Muammer Karabulut’un hadsizce “Atatürk’ün hatasıyla ulus olamadık, laik olamadık.” zırvalarına şimdi ne gözle bakacaksınız?</p>



<p class="wp-block-paragraph">19. yy., Osmanlı İmparatorluğu’nda birçok tebaanın milliyetçiliğinin yükseldiği bir yüzyıldır. Bu yüzyılda -diğer milletlerden daha geç olarak- Türk milliyetçiliği de yükselirken Kapadokya’dan Mavrofridis, Levidis, Pavlos Karolidis, Aristovoulos gibi isimler Yunanların milli değerlerini Karamanlılara aktardılar. Onlara göre bu, yeniden bir uyanıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek farkları şuydu ki Türkçe konuşmaya, Türkçe yazmaya devam ediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuyu araştıranların birçoğunu şaşırtan nokta da budur. Oysa şaşırılacak bir şey yoktur: “Gerçi Rum isek de Türkçe söyleriz.” diyen Karamanlı nasıl Türkçe konuşan Rum olduğunu söylüyorsa Ermenice, Rumca, Süryanice, Kürtçe konuşan Rumlar için de aynı durum geçerlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İmparatorluklar her ne kadar ulus devlet olmasalar da kurucu unsurun kültürü mutlaka diğer toplulukları da etkiler. Mübadeleyle gönderilenlerin hangi imparatorluğun kültürünü benimsediğini mübadillerden örnekler vererek anlattık, anlatmaya devam edeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuyu şöyle özetleyelim: Bir topluluğun Türk olup olmadığını ispatlamak milli bir vazife değildir, bilimsel bir meseledir. Bunun dışına çıkarsanız gerçekle karşılığı olmayan zırvalar üreterek Mustafa Kemal’i Karabulut cininin yaptığı gibi en olmayacak şeylerle itham etmiş olursunuz ki bu da cevapsız kalacak bir şey değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce birkaç kez aktardığımız şu alıntıyı tekrar aktaralım:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="817" height="437" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/1-2-1.jpeg" alt="" class="wp-image-1112" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/1-2-1.jpeg 817w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/1-2-1-300x160.jpeg 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/09/1-2-1-768x411.jpeg 768w" sizes="(max-width: 817px) 100vw, 817px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Aristovoulos gibilerin Karamanlıları birer Yunan olarak yeniden canlandırmaya çalıştığı dönemde “Anadolu Ortodoksluğu”nu yeniden Kayseri’ye taşıma maksadını sorgulamak gerekir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Papa Eftim’in Serafim Rizos’a verdiği cevabı da unutmayalım: “Maksat, Serafim Efendi, köprüyü geçelim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Köprüyü geçen muzaffer Türk orduları değil de Yunanlılar olsaydı, ne olurdu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aklı ve vicdanı işler durumda olan herkes için bunun cevabı bellidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Yunanlılar galip gelseydi, 1923’te Adliye Vekili Seyyid Bey’in ifadesiyle hâlâ Fener’den maaş alan ve hükümetin değil, Fener’in adamı olan Eftim’in kilisesi ancak Fener’e bağlı bir yer olmaya devam ederdi. Eğer mübadele yapılarak Çalıkoğlu gibiler memleketten sürülmedikleri gibi Fener’in ihanetlerinden sonra merkez belki Kayseri olur, bu sefer de aynı faaliyetler Anadolu veya Türk Ortodoksluğu adı altında devam ettirilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi gelelim belki de en can alıcı noktaya.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim hakkında uydurulan “Bir ordu kadar hizmet etti.” sözünü yazanlardan biri olan Hikmet Yavuz Ercan, “Fener ve Türk Ortodoks Patrikhanesi” başlıklı makalesinde bakın ne yazıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Önceleri Papa Eftim’in yakın arkadaşı olan İstimat Zihni (Özdamar), İstanbul’a gelince hele yine Papa Eftim’in tavsiyeleriyle milletvekili olunca Fener’le anlaştı. Arkasından hastanede (Balıklı Rum Hastanesi) Papa Eftim taraftarı olanları birer birer çıkardı. Hatta Baştabip Yusuf Petraki Bey’i de işten uzaklaştırarak hastanenin idaresini tamamen kendi eline aldı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki köprüyü geçmek derdinde olan bir tek Papa Eftim değildi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Makalenin yayımlanma tarihi 1967’dir. Ercan’ın makalesinden anlaşılan, İstimat Zihni’yle ilgili bilgileri verenin yine 1 yıl sonra ölecek olan Papa Eftim olduğudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunu da eklememek olmaz: “Baba Eftim bu memlekete bir ordu kadar hizmet etmiştir.” sözüne dair Ercan da Ali Karakurt’un kitabına atıf yapar. “Fener Patrikhanesi’nin İç Yüzü” kitabında Karakurt da kaynak vermez. “Atatürk’ün övgüsüne mazhar oldu.”, “Atatürk böyle dedi.” diyen kimse şu ana kadar bir resmi belge ortaya koymuş değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne TBMM tutanaklarında ne söylev ve demeçlerinde ne de Nutuk’ta böyle bir şey yoktur. Pontus meselesini anlatırken Eftim’in de İstimat Zihni’nin de adı geçmez. Hele Antalyalı Filip şimdilik bir hayalet gibidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazarların referans vermeyerek sakladıkları kişiyi ben size söyleyeyim: Teoman Ergene!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Papa Eftim “Teoman Ergene” adıyla bir kitap yazarak tarihi istediği gibi kurgulamasaydı araştırmamacı yazarların hiçbiri ilgi çekecek bir konu bulamazdı. Eftim hakkında Türk literatürü tarandığında ana kaynağın Teoman Ergene yani Papa Eftim olduğu görülecektir.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunan kaynaklarında bu söz, Türkleri aşağılamak için kullanılıyor. Örneğin bir Yunan, “Bir Türk Tümenine Bedel Olan Devşirme Papaz” başlıklı yazı yazdı.<sup data-fn="ea3b3e93-ea8b-415a-a936-10aaf138e379" class="fn"><a id="ea3b3e93-ea8b-415a-a936-10aaf138e379-link" href="#ea3b3e93-ea8b-415a-a936-10aaf138e379">1</a></sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’in bir orduya bedel olmasından ziyade olmayan bir ordunun komutanı olduğunu belirtelim. Rizos köprüyü geçemedi, İstimat köprüyü geçince yön değiştirdi. Çalıkoğlu hiçbir zaman ona inanmadı ve nihayet mübadele üzerinden Atatürk’e saldıran gölgedeki sinsilerin mübadele yalanları ellerine yüzlerine bulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlerideki yazılarımızda, Eftim’in bu yalnızlığı nasıl bir imaj değişikliği çalışması ve ne gibi hamlelerle aştığını, Menderes döneminde dışlandığı yalanını ve 6-7 Eylül Olayları’nı da anlatacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazımızı bitirirken Türk vatanında Türk’ü işgalci gösteren Rum mübadilleri hatırlayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Neofitos, “Milli Felaket” kitabında bizi işgalci olarak tanımlarken bir gün geri döneceklerini vurguladı. Çalıkoğlu’na göre de barbar işgalcilerdik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Papa Eftim’den “Köprüyü geçelim.” cevabını alan Serafim Rizos, bir arşivciydi. Giderken birçok yerin fotoğrafını çekti, birçok belge ve kültür örneğini yanında götürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutulmasın ki Türk’ün hafızasının yanında “Mübadele yapanlara kahrettik.” diye yüz yıldır kin besleyenlerin arşivi, deryada bir damla bile değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak İlyas Bazna ve Papa Eftim’in hikayesi, tarihin farklı çıkarlar uğruna nasıl çarpıtılabileceğini ve kişilerin kendilerini önemli göstermek için olayları nasıl yeniden yazabileceklerini gözler önüne sermektedir. Bu çarpıtma, maalesef toplumsal hafıza üzerinde kalıcı bir etki yarattı ve tarihe dair algıyı uzun süre boyunca daha doğrusu bugüne kadar şekillendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Platon&#8217;un “Devlet” kitabındaki ünlü mağara alegorisi şudur: Gölgeler yanılsamaları, hakikat ise aydınlanmayı temsil eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gölgelerin peşinden koşanlar bir gün gerçeğe yani özgürlüğe kavuşur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gün bugündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sıradaki hakikate kadar, esen kalın!</p>


<ol class="wp-block-footnotes"><li id="ea3b3e93-ea8b-415a-a936-10aaf138e379">https://slpress.gr/istorimata/papa-eythym-o-genitsaros-iereas-poy-axize-oso-mia-toyrkiki-merarchia/ <a href="#ea3b3e93-ea8b-415a-a936-10aaf138e379-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 1"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li></ol>]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1110</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Lozan&#8217;ın Gölgesinde: Ortodoks Kiliselerinin Gizlenen Yüzü</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/09/01/lozanin-golgesinde-ortodoks-kiliselerinin-gizlenen-yuzu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2024 13:45:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[chris selçuk erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[dinci]]></category>
		<category><![CDATA[fener rum kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[hz. isa]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[kızılhaç]]></category>
		<category><![CDATA[kripto]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[mübadele]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[patrik]]></category>
		<category><![CDATA[Rum cemiyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ortodoks Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yahya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1066</guid>

					<description><![CDATA[Lozan&#8217;ın Gölgesinde: Ortodoks Kiliselerinin Gizlenen Yüzü İncillerin hiçbirinde Hz. İsa’nın çocukluk dönemi asla yer almaz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Lozan&#8217;ın Gölgesinde: Ortodoks Kiliselerinin Gizlenen Yüzü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İncillerin hiçbirinde Hz. İsa’nın çocukluk dönemi asla yer almaz</strong> ve sanki Hz. İsa, Yahya ile karşılaşmış, görevi ondan devraldıktan sonra birdenbire Galile’de ortaya çıkmış gibi anlatılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bundan sonrası için <strong>papazlar kendilerine her türlü yolu açacak hikayeler uydurmuş</strong> ve o yoldan devam etmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kulaktan kulağa yayılan bu hikayeleri afaroz edilme korkusuyla hiçkimse tartışmaya veya sorgulamaya cesaret edememiştir. <strong>Tartışmaya kalkışanlara din tutkalıyla yapıştırılacak etiketler öyle çoktur ki bunu kimse göze alamamıştır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlık varolduğundan beri dincilerden çektiğini hiç kimseden çekmemiştir insanoğlu. <strong>Onlarda kurnazlık, hikâye ve iftira tükenmez bir sermayedir</strong>. Öyle ki bu gözü dönmüş dinciler, “<strong>Bugünden sonra ibadethanelerde ticareti yasaklıyorum. Çünkü bu Tanrı inancını zayıflatıyor.</strong>” diyen Hz. İsa’yı çarmıha gerdiler ve buna da güzel, duygusal bir hikâye uydurup yollarına devam ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konumuz İsa’nın hayatı değil ama oradan yola çıkarak, <strong>aynı yöntemleri kullanıp günümüzde ibadethaneleri elinde bulunduran dincilerin kişisel çıkarlar veya ihanet planlarında kendilerini gizlemek için hangi maskeleri nasıl kullandıklarını konuşacağız.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı, bir sonraki yazımızda “<strong>Papa Eftim bu ülkeye bir ordu kadar hizmet etmiştir.</strong>” hikâyesini yazanların ve Mustafa Kemal’in emriyle kurulduğu iddia edilen ve tek bir cemaati olmayan (<strong>Ortodoks Türkler değil!</strong>) Türk Ortodoks Kilisesi ile ihanet yuvası Fener Kilisesinin akıl dışı icraatlarına yönelik ilk kez yayınlanacak şok edici “<strong>belgelerle ifşalarının</strong>” ön yazısı olarak düşünün ve öyle okuyun lütfen.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözü daha fazla uzatmadan başlayalım!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsa’dan 325 yıl sonra toplanan İznik Konsili; <strong>İskenderiye, Antakya, Roma kiliselerinin ekümenik olmasına karar verdiğinde İstanbul Kilisesi, Ereğli metropolitine bağlı sıradan bir psikoposluktu.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İstanbul (Fener) Kilisesi apostolik değildi</strong>, yani bir havari tarafından kurulmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Doğu Roma ve Batı Roma arasındaki ayrılık derinleşirken dini kullanmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayan</strong> İstanbul’daki imparatorlar daha da dindarlaşmaya başladılar. 1.Theodosius, İstanbul’daki kilisenin gücünü artırırken Markianus zamanında kilisenin manevi konumuna dair dayatmalar arttı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Kilisesi’nin manevi konumuyla ilgili dayatmaları kabul etmeyen kiliseler vardı. Bunları ikna etmek için hemen bir rüya uyduruldu ve <strong>kilisenin Havari Andrew tarafından kurulduğu yalanını yaydılar</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fener Kilisesinin kabarık bir sabıkası vardır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce de yazdığım “<strong>plebs sancta</strong>” (kutsanmış köleler) isimli oluşumun reisi Cerilarius, aynı zamanda Fener papazıydı. Kutsanmış köleleri ise k<strong>abadayılardan, uğursuzlardan oluşuyordu</strong>. İstanbul’u yakıp sonra da alevleri söndürme taktiği Fehim Paşa’dan çok öncelere dayanıyordu yani.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fener papazlarının gözlerine kestirdiklerinin peşlerine çapulcu takıp orayı burayı basma, kiliselere el koyma huyları hiç değişmiyordu</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasetin dibine vuran Kilise, kısa zamanda <strong>toprak ağası</strong> oluverdi. Bir yandan Doğu Roma’nın günden güne küçülmesine neden olurken diğer yandan sahte ekümeniklik iddiasını kabul ettirebilmek için eski Roma topraklarında bolca kan döktü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1453 yılında İstanbul fethedildiği zaman Fener’in zorbalığı altında ezilen Rumlar, aynı kilisenin yürüttüğü sinsi faaliyetlerle Türk devletine karşı kışkırtıldılar</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fener Rum Kilisesi tarafından birbiri ardınca terör örgütleri kuruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı topraklarında kurulan <strong>Etniki Eterya</strong>’yı <strong>Mavri Mira</strong> takip etti. Etniki Eterya “<strong>ulusal cemiyet</strong>” anlamına gelirken “Mavri Mira” da “<strong>kara kader</strong>” anlamını taşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavri Mira görünüşte göçmenlere yardım kurumuydu. Ancak kurumdaki Rumların göçmenlere yardım anlayışı farklıydı. Özellikle 20 yaş üstü göçmenlerin silahlı eğitim talebi olmalıydı ki eğitimler de bu yönde veriliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurtuluş Savaşı başladığında da,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum Müdafaa-i Milliye Cemiyeti,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum Trakya Cemiyeti,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum İzcilik Teşkilatı,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum Muhacirin Cemiyeti,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum Tüccar Cemiyeti,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum Edebi Cemiyeti,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum Matbuat Cemiyeti,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rum Küçük Asya Cemiyeti hep Fener Kilisesine bağlı çalışıyordu.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar Türkiye’de suikastler, bombalı eylemler, katliamlar gerçekleştirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fener’e bağlı olarak çalışan bir diğer cemiyet <strong>Pontus</strong>’tu. Pontus Cemiyeti, <strong>Yunanistan’ın Anadolu işgalinin başarısız olması ihtimaline karşı kuruldu</strong>. Pontusçuların görevlerinden biri, Türk ordusuna cephe gerisinden saldırmaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavri Mira’nın Anadolu içlerinde yaptığı katliamlar <strong>Kızılhaç raporlarına yansımıştı</strong>. Kadın, çocuk veya genç, yaşlı demeden birçok Türk işkenceye ve tecavüze maruz kaldı; birçok Türk vahşice katledildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavri Mira’nın elebaşılarından birinin bakkal olduğu bilinen ancak Yunan kurmay subaylarından olduğu iddia edilen <strong>Todori</strong> isimli bir terörist olduğu da açığa çıkmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fener Kilisesinin Yunanistan işgaline verdiği destek, Anadolu’da yürüttüğü haince faaliyetler <strong>Anadolu içlerinde yaşayan Ortodoks Rumların da misilleme korkusu yaşayarak kendilerini tehlikede hissetmelerine neden oluyordu</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii en önemlisi ise Lozan görüşmelerinde “<strong>mübadele</strong>” ile Türkiye’de bulunan azınlık Rumların Yunanistan’a gönderilecekleri düşüncesi <strong>tüm işbirlikçi Rumları</strong> büyük endişeye sokmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’da yaşayanlar hariç tutuldu ve Rum Ortodokslar bir parça rahatladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşte o sırada Anadolu’da bulunan Papa Eftim de Kayseri’den İstanbul’a taşınıp mübadeleden kurtuldu</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1923 yılına kadar Fener Kilisesinin maaşlı papazı olan Papa Eftim’in torunları bugün bile Mustafa Kemal’in Lozan’da alınan mübadele kararına karşı FETÖ’cülerle aynı dili kullanmaya ve onların yayın organlarında anti söylemlerle kara propaganda yapmaya devam ediyorlar.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mübadeleden ötürü Mustafa Kemal Atatürk’e türlü iftiralarda bulunanların inşa ettikleri <strong>yalan tarih</strong> de bu dönemde yazılmaya başlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tıpkı Hz. İsa’nın çocukluğunu yazmayan inciller gibi</strong>!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelecek yazılarımızda uydurulmuş bu tarihi şok edici “<strong>BELGELERLE</strong>” yıkacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bildiklerinizin bir yalan olduğunu ve gerçekleri resmi belgelerden öğrenmeye hazır mısınız</strong>?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1066</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Papa Eftim&#8217;in Gizemli Kişiliği</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/08/08/papa-eftimin-gizemli-kisiligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2024 12:17:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[cemal kutay]]></category>
		<category><![CDATA[chris selçuk erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[foti benlisoy]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ilyas bazna]]></category>
		<category><![CDATA[karamanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[koçbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[kripto]]></category>
		<category><![CDATA[kuşçubaşı eşref]]></category>
		<category><![CDATA[muammer karabulut]]></category>
		<category><![CDATA[mübadele]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa dönmez]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[namık kemal zeybek]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[pavlos karahisaridis]]></category>
		<category><![CDATA[said nursi]]></category>
		<category><![CDATA[şerif mardin]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[teoman ergene]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ortodoks Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[zeki erenerol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1029</guid>

					<description><![CDATA[HAİNLER VE ÖNEMSİZLER: TARİHE MÂL OLMANIN SİNSİ YOLLARI Kendilerini efsaneleştirerek tarihe mâl olmak isteyenler, “hainler” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>HAİNLER VE ÖNEMSİZLER: TARİHE MÂL OLMANIN SİNSİ YOLLARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendilerini efsaneleştirerek tarihe mâl olmak isteyenler, “<strong>hainler</strong>” ve “<strong>önemsizler</strong>” olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hainlerin her zaman bahaneye ihtiyaç duydukları bir gerçektir. Önemsizlerin de kurguya veya abartılı olaylara ihtiyaç duyduklarını biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hainler” kategorisinde buna en somut örneklerden Yunan saflarına geçen <strong>Çerkez Ethem</strong> ve <strong>Kuşçubaşı Eşref</strong> birinci gruba örnektir. “Börü budun” gibi uydurma teşkilatları yazan, Kuşçubaşı Eşref’in fotoğrafını da yazısına ekleyen <strong>FETÖ’nün koçbaşlarından Dönmez denilen paçoz</strong>, okuma yeteneği varsa ve zekası yeterse <strong>Polat Safi’nin “Eşref” ve Ahmet Efe’nin “Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref”</strong> kitaplarını okuyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Kavas Çiçero</strong>” <strong>İlyas Bazna</strong> “önemsizler” grubuna tek olmasa da eşsiz örnektir. Türkiye’de bilhassa yabancı elçiliklerde hizmet edenlerin “kavas” olarak adlandırıldıklarını, kavasların önemsiz kimseler olduklarını, sıradan kimse olmaktan nefret ettiğinden korkularını ve vicdanını uyutmak için kendini aldattığını anlatan “Çiçero” takma adlı İlyas Bazna, kalpazanlıktan hüküm giydi. 1960’ta İstanbul’dan Münih’e taşındı. Gece bekçisiydi. 1970’te öldüğünde en çok korktuğu “önemsiz ve değersiz” kimsenin en âlâsıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurtuluş savaşımızda kahramanlık destanı yazan onca efsane isimlerimiz varken birilerinin her nedense (!) sahte kahraman yaratmak için “Kavas Çiçero” İlyas Bazna’nın hayatını “Ankara Casusu Çiçero” adıyla beyaz perdeye aktardığı <strong>1951 yılında bir de ilginçliklerle ve tuhaflıklarla dolu bir kitap yayımlandı.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>PAPA EFTİM’İN GİZEMLİ KİŞİLİĞİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitabın adı “<strong>İstiklal Harbinde Türk Ortodoksları</strong>”ydı. Yazarı ise <strong>Teoman Ergene</strong>’ydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kim olduğu asla bilinmeyen ve tanıyanın, görenin olmadığı Teoman Ergene bu kitapla doğmuş ve bu kitapla ortadan kaybolmuştu.</strong> Gökten kitapla inip sonra göğe dönen biri olmadığına göre mutlaka kim olduğunu merak ediyorsunuz. Meraklanmayın, biraz sabırlı olun! Emin olun, yazının sonuna geldiğinizde çok şaşıracak ve tüm bildiklerinizi unutacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Araştırmacı Yazar Foti Benlisoy’un verdiği bir bilgi ve değerlendirmeyi aktaralım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong><em>Türk tarih yazımında, özellikle de Papa Eftim’in bitmek bilmez bir alakanın konusu olduğu çoğu popüler nitelikli milliyetçi çalışmalardaysa Papa Eftim ve onun Milli Mücadele yıllarındaki faaliyetleri adeta menkıbeleştirilir. Papa Eftim’i milli bir kahramana dönüştüren bu anlatı, büyük ölçüde Teoman Ergene’nin 1951 yılında yayımlanan İstiklal Harbinde Türk Ortodoksları adlı çalışmasına dayanmaktadır. Profesör Harry Psomiades, bu kitabın büyük ihtimalle Papa Eftim’in bizzat kendisi tarafından kaleme alınmış bir yarı otobiyografi, yarı roman olduğunu iddia eder.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Gerçekten, söz konusu kitap Papa Eftim’in önceki yazılarıyla ciddi paralellikler arz ettiğinden, hatta bazen bunları bütünüyle yinelediğinden bu argüman makul görünmektedir.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>İşte bu gayriresmi otobiyografi, Papa Eftim üzerine Türkçe literatürde adeta temel kaynak konumundadır. Hatta ‘İstiklâl Harbinde Türk Ortodoksları’nı neredeyse satır satır tekrar eden ve böylece Papa Eftim mitini yeniden üreten kitaplar dahi piyasaya sürülmüştür.</em></strong>”<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Teoman Ergene’nin kim olduğunu Papa Eftim’in kız torununun çocuğu olan, <strong>Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Chris Selçuk Erenerol’un aynı zamanda danışmanlığını da yaptığı Namık Kemal Zeybek’ten alıntıyla yayımladığı mesajından öğreniyoruz</strong>:</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" width="593" height="1024" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/x-platform-1-593x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-1033" style="width:448px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/x-platform-1-593x1024.jpeg 593w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/x-platform-1-174x300.jpeg 174w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/x-platform-1.jpeg 720w" sizes="(max-width: 593px) 100vw, 593px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/atesten-adamlar-1-768x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-1034" style="width:444px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/atesten-adamlar-1-768x1024.jpeg 768w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/atesten-adamlar-1-225x300.jpeg 225w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/atesten-adamlar-1-1152x1536.jpeg 1152w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/08/atesten-adamlar-1.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Görüldüğü üzere paylaşım 7114 görüntüleme alırken 315 beğeni ve 54 defa yeniden paylaşım almış.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Böylelikle Papa Eftim ve Milli Mücadele konulu kaynakların ana kaynağı olan “İstiklal Harbinde Türk Ortodoksları” isimli kitabın yazarının Papa Eftim olduğunu bizzat torunu onaylamış oluyor ve konu aydınlığa kavuşuyor.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette aydınlığa kavuşacaktır çünkü gerçeğin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuşçubaşı Eşref’in efsaneleştirilmesinde Eşref ve <strong>Mason locası üyesi olan Cemal Kutay</strong> kafa kafaya vermişlerdi. Yukarıda yazdığım çalışmalarla hakikatler ortaya çıkmıştı. Said Nursi’nin efsaneleştirilmesinde de Şerif Mardin ve Cemal Kutay hayli çalışmış, Mustafa Yıldırım’ın “Meczup Yaratmak” isimli eseriyle yine hakikat ortaya çıkmıştı. Önemsiz “Kavas Çiçero” İlyas Bazna ise kendi hakikatini kendi itiraf etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugüne kadar yayımladığımız ve bundan sonra yayımlayacağımız (<strong>İlk kez yayımlanacak ve şok edici</strong>) belgelerle de hakikat ortaya çıkmaya devam edecektir. Papa Eftim’in “Teoman Ergene” adıyla yazdığı kitapta değinmekten kaçındığı ne varsa hepsini okuyacaksınız.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Teoman Ergene</strong>” ismini Papa Eftim’in yüksek şuuruna mı yoksa başka bir şeye mi bağlamamız gerektiğini hep beraber göreceğiz. Bu noktada çoğunlukla, bizzat yazdığı kitaptan alıntılar yapacağız ve karşılığında belgeleri koyarak, soruları ekleyerek ilerleyeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yunanistan’daki Yunan milliyetçisi Kayserili papaların yazıp çizdiklerinden örnekler vereceğiz. Böylece Mustafa Kemal’in mübadele konusunda hata yaptığını, Rumlardan çok Türkleri gönderdiğini iddia eden iftiracıların yalanlarına daha derinlemesine cevaplar vererek gerçek yüzlerini deşifre edeceğiz.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen “<strong>Papa Eftim bize bir ordu kadar hizmet etmiştir.</strong>” sözü neden hiçbir kaynakta yer almıyor? Dahası, hayatındaki tek serveti, doğasındaki üstünlüğü Türklüğünde bulan Ebedi Başkomutan’ın Papa Eftim için söylediği iddia edilen “<strong>Benden daha Türk’tür</strong>.” ifadesine yüklenen sinsiliğin ardındaki gerçeği şimdi daha iyi anlayacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merak etmeyin, <strong>çok bekletmeyeceğiz.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz, doğru zamanı beklemesini bilenleriz: <strong>Akıl ve sabırız</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mustafa Kemal&#8217;in kılıcı, karanlığı örten perdeyi yırtarak hakikati bir kez daha aydınlatacaktır.</strong></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn1" href="#_ftnref1">[1]</a> Foti Benlisoy, Stefo Benlisoy, “Türk Milliyetçiliğinde Katedilmemiş Bir Yol ‘Hristiyan Türkler’ ve Papa Eftim”, İstos, İstanbul 2016, ss. 25-26.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1029</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
