<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>mhp &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/mhp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jul 2025 09:49:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>mhp &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Sevr yahut &#8220;Lübnanlaştırma&#8221;</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/07/20/sevr-yahut-lubnanlastirma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 09:49:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[bölücülük]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1293</guid>

					<description><![CDATA[SEVR YAHUT “LÜBNANLAŞTIRMA” Askerlik görevimizi yaparken bölüğümüzün küçük kütüphanesinde, Ernst Renan’ın 11 Mart 1882 tarihinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>SEVR YAHUT “LÜBNANLAŞTIRMA”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Askerlik görevimizi yaparken bölüğümüzün küçük kütüphanesinde, Ernst Renan’ın 11 Mart 1882 tarihinde Sorbonne’da anlattıklarını okuyup not almıştık:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Millet, maddi olgularla tasvir edilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millet bir ruhtur, manevi prensiptir. Bu ruhu, bu manevi prensibi aslında bir olan iki şey teşkil eder: Bunlardan biri maziye, diğeri ise hâle aittir. Biri, zengin bir hatıralar mirasının müşterek sahipliğidir. Diğeri, birlikte yaşama arzusunda mutabakat ve bir bütün hâlinde devralınan mirası yüceltme iradesidir. Bizi biz yapan ecdattır. Kahramanlıkla dolu bir mazi, büyük insanlar, şan ve şeref, işte üzerine milli bir ideal inşa edilebilecek beşeri sermaye budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mazide müşterek bir şan ve şeref, hâlde müşterek bir irade, birlikte büyük işler başarmış olmak ve yine başarmek istemek, işte millet olmak için gerekli şartlar bunlardır. Tıpkı bir ferdin mevcudiyetinin kesintisiz bir yaşama iddiası olmadığı gibi bir milletin mevcudiyeti de her gün tekrarlanan bir plebisittir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sağlıklı bir ruha ve ateşli bir yüreğe sahip insanlardan müteşekkil büyük bir topluluk, millet denen bir manevi şuuru yaratır. Bu manevi şuur, her bir ferdin, topluluk yararına kendisininkinden vazgeçmek suretiyle yaptığı fedakarlıklarla kuvvetini teyit ettiği ölçüde millet meşrudur ve var olma hakkına sahiptir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bir de daha önce yazdığımız gibi İsrail’in “Oded Yinon Planı”ndaki noktayı hatırlayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filistin’deki ilk kurtuluş örgütleri sosyalistti. Bu örgütlerin liderleri arasında George Habaş gibi aslen Ortodoks Rum olan kimseler vardı. Ancak bunların çoğu Arap ulusunun bir parçasıydı, ulusalcıydı, laikti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Habaş’ın yanında yer alan Nayif Havatme de Rum Katolik’ti, laik bir görüşteydi. Ancak “demokrasi” sözcüğü birliğin değil de ayrılığın parolasıymış gibi kendine demokrasinin de olduğu bir örgüt kurarak Habaş’ın örgütünden ayrıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyonistlerin istediği de “ayrılık”tı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsraillilerin kendi kaynaklarından Oded Yinon Planı’nı araştırırsanız göreceksiniz ki İsrail hedefe koyduğu tüm ülkelerde ulus yapısına karşıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşısındaki toplumları daima parçalanmış görmek ister.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Türkiye’deki siyasetçilerin yaptıklarına “Lübnanlaştırma” diyoruz. İsrail, 1982’de Lübnan’ı işgal etti ve 1983’te gelindiği zaman mağrur siyonist Şimon Peres “Lübnanlaştırma” ifadesini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun üstünde durun, düşünün ve siyonistlerin küçümseyici bir ifade olarak ortaya attığı “Lübnanlaştırma” için kimlerin nasıl çalıştığını anlayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Etnik açıdan, din açısından, mezhep açısından bölünme veya çatışmaların olduğu toplumlar Lübnanlaşırlar; sonra İsrail tarafından işgal edilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lübnanlaşma, Suriyeleşme, Iraklaşma&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepsinin altında emperyalistlerin, siyonistlerin imzası vardır. Bunu iyi bilin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak işgal edildi ve o günden beri Irak’taki meclislerin tamamında Şii, Sünni; Hristiyan, Müslüman; Türkmen, Kürt, Arap kontenjanı diye bir şey var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki birlik yok, kaos var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millet çatısı altında buluşamayan insanlar kaos içerisinde yaşarlar. Sisifos misali tepeye taş çıkarıp dururlar.&nbsp; &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye kim tarafından işgal edildi de cumhurbaşkanının Kürt (Öcalan) ve Alevi (Kılıçdaroğlu) yardımcıları olacak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milleti, her bir ferdin topluluk yararına kendisi yararından vazgeçtiği büyük mücadeleler sonunda, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderlik ve rehberliğinde Kurtuluş Savaşı’nı yapmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milleti, millet olma hakkını söke söke almış bir millettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asırlar boyunca savaş meydanlarında canı alınıp masalar kurulunca uzaklaştırılan Türk, en büyük Türk’ün yumruğuyla o masayı yıkarak bu hakkı almıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asırlar boyu acı çekerek aldıklarımızı alamazsınız, ancak üç beş tiyatro sahnesi kurarak izleyicileri güldürürsünüz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni anayasa diye önümüze koyup durduğunuz şeyin adı Sevr’dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Sevr’i gösterip Lozan’a razı ettiler.” diye konuşup duranlar, Lozan’dan soğutup Sevr’e götürmeye çalışıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa Sevr nerededir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihin çöplünde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adresi bellidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1293</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Timsah Gözyaşları</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/07/12/timsah-gozyaslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jul 2025 07:53:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[silah bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1289</guid>

					<description><![CDATA[Timsah Gözyaşları Barış, ahlaklı insanların dilinde anlam kazanır. Döneklerin, kullanışlı taşeronların barıştan söz etmesi barışı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Timsah Gözyaşları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Barış, ahlaklı insanların dilinde anlam kazanır. Döneklerin, kullanışlı taşeronların barıştan söz etmesi barışı lekeler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde olan budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağılık vatan haininin tişörtündeki “timsah”, güya barış için gözyaşı döken kullanışlı taşeronların simgesi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz buna “timsah gözyaşları” diyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü gerçekte hiçbir şey barış adına yapılmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek bir barışta ne verildiği, ne alındığı konuşulur. Bugünkü sözde barışta kimin ne verdiği, kimin ne aldığı gizleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasetin dinozorları “Silah bırakanlarla omuz omuza savaşacağız.” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Basın ve medyanın borazanları “Onları topluma kazandıracağız.” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anayasa değiştirme fetişistleri “Onlarla Türk milleti çatısında buluşacağız.” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepsi iktidar partisinden beslendiği için el birliğiyle düpedüz yalan söylüyor. Adına “barış” diyor, yalana barış demeyene de “faşist” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörist gidecek dağda yaşayacak, her türlü silahlı eğitimi alacak, Fırat Çakıroğlu örneğinde olduğu gibi bir adamı nereden ne şekilde bıçaklayacağına kadar öğrenecek, dağda isyan hâlinde yaşamanın getirdiği psikolojiyle güya topluma kazandırılacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne istiyorsunuz kardeşim bu milletten siz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanların hukuktan yana şikayet ettiği, hukukun hukuk olmaktan çıkıp prosedüre dönerek suçluların promosyon olarak tatile gönderildiği sisteme dönüştüğü bir ortamda teröristimiz mi eksikti?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nasıl barış?</p>



<p class="wp-block-paragraph">13 tane kadını ve çocuğu öldürüyor, serbest kalıyor, “barış” oluyor. Öyle mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu barışta Türk milletine mağlubiyet, bölücülere zafer psikolojisi aşılanıyor. Milletin psikolojisi çökertilip ihanet de her yere sıçratılırken bir de savaşın kapımızda olduğu iddia ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaş kapıdayken milletin psikolojisini bozanların ihaneti, düşmanların bombalarla vereceği tahribattan daha tahrip edicidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz ne zaman AKP’nin iktidardan gitme sinyalini aldığını görsek milletçe “Savaş ve Barış” romanını okumaya başlıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yanımız “barış” oluyor, diğer yanımız “savaş”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek bir suç kaydı olmayan tertemiz Türk çocuklarına “faşist katil” diye saldıran timsahlar, otuz bin insanın katilleri için gözyaşı döküyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan âlâ tiyatro mu olur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açılım tiyatrosu bir defa gerçekleşti, o zaman trajediydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci defa gerçekleşiyor, adı komedidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Siyasi iktidarın ayakta kalabilmek için küresel güçlerle Türkiye’yi dizayn etmeye çalışması” adlı oyuna hoş geldiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısa bir oyun&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İyi eğlenceler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1289</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Açgözlü Rant Tüccarlarının Maskesi: Dincilik ve Dinci İktidar</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/07/06/acgozlu-rant-tuccarlarinin-maskesi-dincilik-ve-dinci-iktidar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2025 08:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyeler]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[naskı]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[vahşi kapitalizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1282</guid>

					<description><![CDATA[Açgözlü Rant Tüccarlarının Maskesi: Dincilik ve Dinci İktidar Türkiye’de memleket meselelerini değerlendirirken en çok ihmal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Açgözlü Rant Tüccarlarının Maskesi: Dincilik ve Dinci İktidar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de memleket meselelerini değerlendirirken en çok ihmal edilen unsurlardan birisi sermayedir. Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada sermaye önemlidir. Güçlü iktidar kurmak için ya da iktidara gelmek için basın, medya, yayıncılık işleri ne kadar önemliyse bunun için gereken kaynak da o kadar önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle 19. yy. ortalarından itibaren kralların, padişahların, sultanların giyimine kuşamına dikkat edin. İstisnaları olsa da birçoğunun giyiminde sadeleşme görürsünüz. Buna karşın oturdukları yerler sadelikten uzak olabilir ki ihtişamlı sarayların inşası yeni dünyanın imparatorlarını daha zengin eden, ülkeleri batıran durumlardan biri olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar gücü biraz artınca, servetinin getirdiği ihtişam biraz belirgin olunca zengin tüccarların ya da yöneticilerin kellesi keskin bıçaklarla tanışabilirdi. Teknoloji gelişip küreselleşme hızlanınca sermayeye duyulan ihtiyaç, para babalarını daha değerli hale getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımızda anlattığımız üzere Yahudilerin Batılılar nezdinde önem ve sözde değer kazanmaya başlaması da aşağı yukarı bu tarihlerdedir. Ticarette yetenekli, yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle gizlenmeyi iyi bilen, dünyanın birçok yerine sürüldüğü için iyice yayılmış, akrabaları üstünden teşkilatlanmış olan bu topluluk için Avrupa devletleri adeta yarışa girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra bütün bu devletler hep beraber Siyonizm’in kucağına düştü. Emperyalist zalimlik, Siyonist ideallerin kılıcı haline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerika’yı iri yarı ama aklı gitmiş zavallı bir dev haline getiren, en son İran’da savaşa sürüklemek için onu istemediği şeyi yapmaya zorlanan aptal bir dev durumuna düşüren de Siyonizm oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüz Türkiye’sinin siyasi iktidarı da uzun zamandan beri sermaye sahipleridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalçın Küçük, 80 darbesinden hemen önce “Ordu gelecek, Erbakan’dan çok Erbakancılık yapacak” dediği bir yazı yazdı. Yazı; Türkiye’nin neoliberal dünyaya din maskesiyle nasıl geçirileceğini, her yanda yayılan ve o dönem için “soğan, salça, ince hamur ve et kokusu” şeklinde tarif edilen ve “fakir yiyeceği lahmacun”un neden yayıldığını, sermayenin ihracatı ve ithalatı neye göre ayarladığını, Müslüman sermayesi diye memlekete sokulan Arap sermayesini anlatıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında bugünleri anlatıyordu. Sadece lahmacunun yerini çok daha sağlıksız bir şekilde çocuklara sunulan çiğ köfteler aldı, o kadar. Yalnız bu sefer çiğ köftelerin içine boykot edilen markaların cipsleri de konuluyor. Denetleme sıfır, rüşvet zirve. Afiyet olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından Yalçın Küçük, dediklerinde haklı olduğu için tutuklandı. Mahkemeye çıkarıldı, “Şeytana pabucunu ters giydirecek kadar zeki.” deyip tasfiye ettiler. Aradan yıllar geçti. FETÖ’nün, darbe döneminde postal yalayan sapık lideri demokrasi havarisi oldu. Onun kanalındaki dizilerde Yalçın Küçük darbecilerin tabiriyle “şeytan” olarak lanse edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekler böyledir. Basın ve medya elinizde oldu mu, toplumun gözüne melekleri ve şeytanları siz sunarsınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye için söyleyebileceğimiz tek şey, “Gökyüzünün altında yeni bir şey yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Türkiye’deki siyasi baskı da bunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabını okuyunca akla hemen Türkiye gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yakın zamanda Lavrov’un Rusya’daki liberallerin durumunu, beşinci kol faaliyetlerini, fırsat bulunca neoliberallerin devleti Batı’ya teslim etme girişimlerini anlattığı söyleşisini okursanız yine aklınıza Türkiye gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye bir anlamda distopya yaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu distopyanın sebebi, din maskeli siyasi iktidardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye sahiplerinin yaptığı şey şudur: Açgözlülükle girişecekleri orman katliamları için, tutuklayacakları aydın muhalifler için, daha fazla ve çok daha rahat ihale alabilmek için, çevreyi katletmeden önce uygunluk raporu alabilmek için, çok daha fazlası için temelini baskıdan alan dinci bir iktidar kurmak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna ihtiyaçları vardı ve AKP’yi kurdular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elden geldiğince güçlendirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Darbelerin siyasi neticesi olan Siyasal İslam, darbeler öne sürülerek güçlendirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bir gün önce FETÖ’yle birlikte, sonra FETÖ’nün artıklarıyla birlikte “Yetmez ama evet” coşkusu yaşadılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, güçlü bir iktidar için sonun başlangıcı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açılım yapıyorlardı. CHP, iktidar ortağı HDP’yle yakınlaşınca tek başına iktidar imkanı elden gitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açılım bitti, terör başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlikte inşa ettikleri iktidarı bölüşmek imkanı kalmadığında FETÖ ve AKP ters düştü. FETÖ, Kemalist aydınların tanımladığı gibi terör örgütü oldu. 15 Temmuz’dan sonra ciddi bir tasfiye başladı. O güne kadar “Paralel yapı demeyin.” diye direnen bir kısım AKP’liler için 15 Temmuz’dan sonra direnme ihtimali kalmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet içindeki kadrolar zayıflayınca AKP’ye devlet içinde kadrolaşması olan bir ortak gerekti. O ortak bulundu: MHP.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yenikapı Mitingileri sırasında buna eski Türkiye’nin önde gelen isimleri ve bugünkü taşeronlar Çiller ve Ağar da eklendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yetmez ama evet”in ikinci aşamasında Erdoğan’ın yetkileri artırıldı. Bu da siyasi iktidarın sonunu hızlandırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neden?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü hem iktidarı çok az oyu olan bir partiyle, MHP’yle, paylaştı hem de bu ortaklık nedeniyle bir süre Kürtlerin oyu için HDP ve türevleriyle yakınlaşamadı. Her defasında bir problem yaşandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koltuk sallandıkça iktidar paniğe kapıldı. Paniğe kapıldıkça baskısını artırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baskı arttıkça önce “Yetmez ama evet”çi neoliberaller pişman oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşin içinden çıkamadıkça AKP pişman oldu ama iş işten geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk açılım, AKP tek başına iktidarı kaybedince bitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci açılım, AKP ikinci parti olunca başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vahşi kapitalizmin açgözlü sermayesinin rant kapısı haline gelen belediyelere saldırı başladı. Birinci parti durumunda olan CHP’nin elindeki belediyelere yapılan saldırılardan, siyasi iktidar daha büyük bir sandık hezimetinden başka hiçbir şey elde edemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak açgözlü sermayenin böyle düşünmediği, AKP’li belediyelere makam araçları alıp CHP’li belediyeleri sözde ihbar eden sözde iş adamlarının tavırlarından açık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür küçük insanları bir kenara bırakın, daha büyük açgözlülerin menfaatlerini varın siz düşünün.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazdıklarımızdan zengin düşmanlığı çıkarılmasın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Namuslu yollarla kazanılmış zenginlik, namuslu yollarla harcanacaktır. Bu, ülkenin kalkınmasında önemli rol oynar. İlkokul düzeyinde bir konu olduğu için ayrıntıya girmiyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve cesaretle savaşan, cesaretle direnen onurlu insanlara dimdik duran bir selamla yazımızı noktalıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT: </strong>Her türlü dinciliğin temel özelliği şudur: Yüzdeki hoşgörü maskesi, zihniyetteki baskıcılığı ve takiyeyi örter.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1282</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cemaatten Cihada: CIA, Tarikatlar ve Suriye’nin Çökertilmesi Arefesinde Zeybek’ten İtiraflar!</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/12/10/cemaatten-cihada-cia-tarikatlar-ve-suriyenin-cokertilmesi-arefesinde-zeybekten-itiraflar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 10:59:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[AP]]></category>
		<category><![CDATA[ATA Parti]]></category>
		<category><![CDATA[BBP]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Devlet İşleri Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[chris selçuk erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[menzil]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa balbay]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[namık kemal zeybek]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[saygı öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi erenerol]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ortodoks Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1179</guid>

					<description><![CDATA[Cemaatten Cihada: CIA, Tarikatlar ve Suriye’nin Çökertilmesi Arefesinde Zeybek’ten İtiraflar! Dünya gündeminin merkezinde Suriye meselesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cemaatten Cihada: CIA, Tarikatlar ve Suriye’nin Çökertilmesi Arefesinde Zeybek’ten İtiraflar!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya gündeminin merkezinde Suriye meselesi var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye devletinin çökertilmesi, Esad’ın gidişi, İsrail&#8217;in Şam’da nüfus idaresi ve tarih arşiv binalarını bombalayarak yakıp yıkmasını, kendi milletine ihanet edenlerin desteğiyle İsrail askerlerinin Şam’da ilerlemesini mümkün olduğunca görmezden gelip, ekranda bolca boy gösteren “Ben demiştim”, “Ben uyarmıştım” türünden popüler sözlerin gölgesinde bir gerçeklik var: Cihatçı çeteler, Suriye&#8217;de şimdilik iktidarı elinde tutuyor gibi görünüyor. Tabii ki bu gelişmeleri yani burnumuzun dibinde başlayan bir işgal ve iç savaşı sadece magazinsel bir bakış açısıyla değerlendirenler, coğrafyadaki güç oyunlarını bir vileda sopasıyla çözüme kavuşturduklarını sananlar oldukça fazla. Fakat asıl meseleye dönecek olursak bu durum ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal anlamda Türkiye için hangi sonuçları doğuracak, yakın zamanda göreceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu koşullarda, içerideki birliğin ve dayanışmanın sağlamlaştırılması her zamankinden daha hayati bir öneme sahip. İç cepheyi koruyabilmek için koçbaşlarını, parazitleri ve “mış gibi” yapanları ayıklamak, onları yerli yerlerine göndermek, artık bir lüks değil, zorunluluktur ve bunları anlatmak, tanımak her zamankinden daha çok önemli hale gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiltere, Amerika ve İsrail gizli servisleri “Özgürleştiriyoruz!” sloganıyla Afganistan’ı, İran’ı, Irak’ı, Libya’ı ve şimdi Suriye’yi tarikat ve cemaatler marifetiyle çökertip parçaladıklarını bilin ve asla unutmayın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyleyse başlıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Tarikatlarda ava giderken avlandık.</strong>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu haber başlığı, Mustafa Balbay’ın Namık Kemal Zeybek’le yaptığı ve Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan<sup data-fn="76e4f748-f05b-465f-ae24-11b016e418ec" class="fn"><a id="76e4f748-f05b-465f-ae24-11b016e418ec-link" href="#76e4f748-f05b-465f-ae24-11b016e418ec">1</a></sup> söyleşinin başlığıdır. Söyleşide Zeybek güya Alparslan Türkeş’ten aldığı emirle Menzil’e gidiyor, oy için onları MHP’ye bağlamaya çalışıyor ama başarılı olamıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zeybek sözde öz eleştiri yapıp devletin tarikatlara teslim sürecinde yaptıkları hatayı anlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekten de bu bir hata mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kulüp kulüp gezen ve her kulübe canla başla bağlı olduğunu iddia eden futbolcu misali MHP, ANAP, DYP, BBP, DP’de gezen, nihayet kendi partisi ATA Parti’yi kuran Zeybek’in siyasi geçmişine, tarikatlarla olan ilişkisine tekrar bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkeş’in tarikatlarla ilişki kurmak için kendisini görevlendirmesinin boşuna olmadığını göreceksiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce kendisinin siyasi zikzaklarını yazdığımız yazımızdan alıntılar yapayım<sup data-fn="f98abbeb-02ce-4734-adb4-e5f3239176fd" class="fn"><a id="f98abbeb-02ce-4734-adb4-e5f3239176fd-link" href="#f98abbeb-02ce-4734-adb4-e5f3239176fd">2</a></sup>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bir gün bakarsınız katıldığı bir toplantıda “Tanrı Türk’ü korusun.” yazılı kitapçıkları (Marmara Belediyeler Birliği toplantısı) görünce bunların dağıtılmasına karşı çıkmak için Alparslan Türkeş’e diklenecek kadar Türk-İslamcıymış (Türk-İslam sentezi projesinin uygulayıcısı ki bugün şaman kıyafetleriyle ekranlarda boy gösterse de gerçek yüzü budur.).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arşivleri karıştırırsınız, bir bakarsınız ki 1988’de Emin Çölaşan’a verdiği söyleşide “MHP misyonunu tamamladı”, “Tarihteki yerini aldı.”, “Ülkücü Hareket diye bir şeyi ben bugün mevcut saymıyorum.”, “Türkeş bir köşede oturmalıdır.” gibi sözlerini görürsünüz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada tarihe tekrar dikkat çekmek istiyorum: 1988. Yani Turgut Özal’la birlikte özelleştirmeli, liberal değil neoliberal yıllara giriyoruz. Neoliberalizmle birlikte dinciler kendilerini ılımlı İslam’a götüren sözde yumuşama sürecine giriyorlar. Yine aynı yıllarda Türkiye’de yaratılan karanlıktan ve günümüzde aslında hiç de böyle olmadığını görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zeybek’in “MHP misyonunu tamamladı.” cümlesi, İslamcı Arvasi’nin Türk-İslam sentezinin milliyetçileri İslamcı yapacak köprü olduğu düşüncesinin siyasi ifadesidir. Dinciler tıpkı Ergenekon kumpaslarında olduğu gibi o günlerde de zafer kazandıklarını zannediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve devam ediyor Zeybek: “Hizmet tamamlanmıştır. Türkiye artık değişmiştir. Türkiye, yeni bir Türkiye olmuştur. Her şeyi değişmiştir ve bu değişikliklere cevap vermek üzere ANAP kurulmuştur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buyrun&#8230; Zeybek’in misyonu, her şeyin değiştiği ve değişikliğe liderlik etmek üzere kurulan ANAP’ın yeni Türkiye iddiasıyla bitiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberal dünyaya fişek gibi giren Zeybek’in FETÖ ile ilişkilerini de ihmal etmemiştik:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Namık Kemal Zeybek 2000’li yılların başlarında, MHP’deyken dinlerarası diyalogu, FETÖ’yü, Fener Rum Kilisesi patriğini eleştiriyor. Uzun uzadıya bu yapının zararlarını anlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonra sırasıyla BBP ve DP’ye katılıyor. 2010 yılında FETÖ’nün ABD’de düzenlediği “The Gulen Movement” isimli konferansa katılıyor. ABD gezisi sırasında yanında kim var? Daha sonra AKP’den İzmir milletvekili olacak Hüseyin Kocabıyık&#8230; FETÖ elebaşısını son 1000 yılın en büyük Türk büyüklerinden biri olarak gösteren şahıs.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Zeybek, o zaman bacanağı Aydın Doğan’a ait olan Radikal’de FETÖ’yü övdüğü dizi yazıları yazmaya başladı. Kendisi Yiğit Bulut’un da kayınpederi olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2011 yılına geldik. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, FETÖ’nün faaliyetlerine son vermesini ve dershanelerin kapatılmasını istiyor. “Ben gül bahçesinde güller gördüm.” diye atılıyor ortaya Zeybek ve 3 Nisan 2011 tarihli Zaman’da şunları yazıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu camia, tüm dünyada çok önemli işler yaptı, yapıyor. Dünyada Türkiye’yi, Türklüğü, İslam’ı en güzel şekilde temsil ediyorlar. Bunu bizzat gördüm, görüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Afrika’da, Orta Asya’da, şimdilerde ABD’de yapılan hizmetleri gördüm. Bunları takdir etmemek mümkün mü?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben gül bahçesinde güller gördüm. Bu gülleri övdüm, övmeye de devam edeceğim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Faaliyetlerin durması, okulların kapanması gibi bir şey söz konusu olamaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hadi şimdi de övmeye devam etsene!”</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/12/fetocu-zeybek-1024x576.jpeg" alt="" class="wp-image-1181" style="width:766px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/12/fetocu-zeybek-1024x576.jpeg 1024w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/12/fetocu-zeybek-300x169.jpeg 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/12/fetocu-zeybek-768x432.jpeg 768w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/12/fetocu-zeybek.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><sup data-fn="15805ae5-a1cf-49d7-8136-36c2c80f24d3" class="fn"><a id="15805ae5-a1cf-49d7-8136-36c2c80f24d3-link" href="#15805ae5-a1cf-49d7-8136-36c2c80f24d3">3</a></sup></figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Chris Selçuk Erenerol ve Zeybek’in Ardındaki Gizem!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Ortodoks Kilisesi Basın Sözcüsü olduğunu ve siyasilere danışmanlık hizmeti verdiğini iddia eden Chris Selçuk Erenerol, Zeybek’e önce danışman oldu; sonra ATA Parti’de “Çağdaş Devlet İşleri Başkanı” gibi ilginç bir sıfatla Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ATA Parti demişken yanlış anlaşılmasın. Partinin yönetim kadrosu ihtiyarlar heyeti gibi olduğu için adı ATA Parti. Yoksa ne Zeybek’in ne de Chris Selçuk Erenerol’un Atatürkçülükle ilgisi yoktur. Bu yazıda bunu daha iyi anlayacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Körler, sağırlar birbirini ağırlar.” misali aklı ve kalemi müsaade ettikçe cevap vermeye çalışan -onda da er meydanına çıkamadan Zeybek’i tartışmaya açmamak için gerçek dışı iddialar yazan- bu şahsa da cevap vermiştik:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Namık Kemal Zeybek’in Pennsylvania’da FETÖ elebaşısıyla hem de baş köşede otururken çekilen fotoğrafında manipülasyon olduğu üzerine Shakespeare misali romantik yazı yazan, üstelik bunu Dilipak ve Karabulut’un yöneticisi olduğu 5G’de yayımlayan Selçuk Erenerol’un, ATA Partisi Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek’in genel başkan danışmanı olmasını kim ya da hangi nedenler sağladı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bu hatırlatmadan sonra esas konumuza geçiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne demişti Zeybek: “Tarikatlarda ava giderken avlandık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazının bu bölümüne bir not düşmek gerekiyor: Zeybek’in eleştirileri ya da hatalardaki aslan payını Türkeş’e mâl etmesi, Türk-İslam sentezi ve dincilik konusunda Türkeş’i daha masum yapmıyor. Ancak meseleyi iyice irdelemek ve yapılan manipülasyonu ortaya koymak için Zeybek’in çarpıtma ve yalanlarını olduğu gibi ortaya koymak gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zeybek’in söyleşisi öz eleştiri değildir. Özellikle yıllar önce ölüp gitmiş insanları suçlayarak yaptığı açıklamalar gerçekte itiraflardan ibarettir. Bakın, kendisini ele veren şu sözlere dikkat kesilin:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türkçüler Demokrat Parti’ye yaklaştılar. Kimisi DP’den milletvekili oldu, bakan oldu. Karşıdevrimcilerle Türkçülerin yakınlaşması oldu. Bir Türkçü nasıl olur da ezanın Arapçaya çevrilmesine karşı olur? Bir taraftan da Milliyetçiler Derneği kapatıldı, 1952’de. CKMP ile milliyetçiliğin siyasileşmesi başladı. Nasıl Erbakan dini siyasallaştırdı, milliyetçiliği siyasallaştıran da Türkeş’tir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Bakanlığını yaptığı ve ANAP yıllarında öve öve bitiremediği Özal iktidarı karşıdevrimcinin dik âlâsıydı. Burada da genelde suçu Türkeş’in üstüne atan bir anlayış vardır ancak toplum bilinçli olarak manipüle ediliyor. “MHP, misyonunu tamamladı.” cümlesiyle Türkeş’in siyasi iktidara ortak olmak istediği iddiası çok başka şeylerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- DP iktidarı yıllarındaki Türkçüleri eleştirirken sanki babadan Türkçü bir evlatmış izlenimini yaratma çabasına devam ediyor. Oysa “Bir Türkçü nasıl olur da ezanın Arapçaya çevrilmesine karşı olur?” sorusunu kendisine yöneltmesi gerektiğini yazının sonunda göreceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devam ediyorum:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türkeş’in tarikat oylarını almak için çabasını ben yaşadım. Türkeş bir mektup verdi, Adıyaman’a Menzil şeyhine götür dedi. (&#8230;) Bizim Ülkücülerin kimileri 80’ler oraya gidip saklandı. Ama ava giden avlanır. Biz onları ayarlarız derken&#8230; Olmadı. Ara seçim oldu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Zeybek, Ülkücülerin bir kısmını Menzil’e ve Fetullah’a kaptırdıklarını söylüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Ülkücülerin bir kısmı bunlara kaptırıldıysa bunları elden götüren şey gerçekten Türkeş’in hatası mıydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksa Zeybek bilinçli olarak toplumu manipüle mi ediyordu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruların cevabını almak için, Saygı Öztürk’ün “Menzil, Bir Tarikatın İki Yüzü” başlıklı kitabındaki bilgileri aktaracağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öztürk’ün Zeybek’le konuştuğu anlaşılan satırlar şu şekilde başlıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Namık Kemal Zeybek’in Menzil’le bağlantı kurmasını istemişti. (&#8230;) 1980 öncesi Ülkücülere Menzil’i tanıştıran Zeybek oldu. Aradan yıllar geçtikten sonra bu kitap için ‘Yaptığımız yanlışmış. Bu hem siyaseti hem dini bozdu hem de dincileri şımarttı. Yanlış yaptığımı düşünüyorum’ diyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Referans olarak verdiğim kitabın devamındaki ana tema şudur: Zeybek, tarikatlara mesafelidir. Adıyaman’da görev yaptığı yıllarda başlarda bunlara karşı ön yargı vardır, daha sonra şeyhin ilmi bir tartışmayla ilgili cevabını duyar (güya), hoşuna gider ve onlarla tanışmak ister. Daha sonrası ise Türkeş’in bütün sorumluluğu aldığı kısımlardır. Zeybek’in Menzil’e bağlılık seviyesiyle ilgili bir şey göremezsiniz. “Yanlış yaptığımı düşünüyorum.” derken bile dürüst olamayan Zeybek’in eksik bıraktığı yerleri ben tamamlayayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bayburt Postası isimli haber sitesinin yazarı Selim Gürbüzer, “Namık Kemal Zeybek ve Ülkü Yolu” isimli yazısında hemşehrisi Zeybek’le tanışıklığına, onunla nerede karşılaştığına ve Menzil’le ilgili sözlerine yer veriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zeybek’in ANAP’tan milletvekili olduğunu duyunca umudunun arttığını belirten Gürbüzer, aynen şu ifadeleri kullanıyor: “Türkiye bir zamanlar onu kaçakçıların hevesini kursağında bırakan Gümrük ve Tekel Bakanı Şehit Gün Sazak’ın genç müsteşarı olarak tanımıştı, milletvekili seçildiğinde ise rahmetli Özal’ın tam da Horasani mayasına uygun Kültür Bakanı olarak tanıyacaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunan aşığı bir adamın kabinesinde Horasani mayaya uygun bir bakan olmak ilginç olsa da aslında bu, Zeybek’in siyasi hayatına, döne dolaşa yürüdüğü yollara uygun bir cümledir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gürbüzer’in anlattıklarına devam ediyorum. Özal’dan sonra ANAP Genel Başkanlığı için adı geçtiğini söylediği Zeybek’i tanıma hikayesi şöyle: “&#8230;Ama o kabına çekilmeyip Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in başdanışmanı olacaktır. İlginçtir kendisinin başdanışmanı olduğu yıllarda Ankara Pursaklar semtinde camii inşaatı başlatan Seyda Hz.lerinin arkasında Cuma namazı kılmak için gittiğimde kalabalıktan camiinin dışarısında serili sergilerin üzerine oturduğumda bir baktım yanımda Namık Kemal Zeybek oturuyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlgili yazının referansına mutlaka bakın. Yazı, Zeybek’in Menzil’i öve öve bitiremediği sözlerinin kaydını alan Gürbüzer’in bu kaydı metne dökmesiyle devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sözleri okuduğunuz zaman kendisinin Türkeş tarafından seçilmesinin tesadüf olmadığını da daha iyi anlayacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her zaman ne diyorduk: Tesadüf diye bir şey yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz yine de yazımızın sonunu Zeybek’in “höykürme” anısıyla bitirelim ki büyük bölümünü Türkeş’e yıkmaya çalıştığı dini siyasete karıştırma hatasındaki rolünü daha iyi anlayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Liderler Hapishanesi” isimli kitapta Zeybek’in Türkeş’le olan ilginç bir anısı anlatılıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Regaip Kandilinde TV’de mevlüt yayımlanırken yine kendinden geçmiş ve cezbe kapılarak dini deyimle höykürmüştü. Bu höykürüşüne şahit olan Türkeş, ‘Ne oluyorsun!’ diyerek kızmış ve Zeybek’i susturmuştu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi anladınız mı neden TV’lere çıkıp şaman kıyafetleriyle sözde ayinlere katıldığını?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Güç İçin Kurulan Gizli Ağın Çarpıcı Yüzü!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Pekiyi&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde “Çağdaş Devlet İşleri Başkanı” gibi ne olduğu belirsiz komik bir sıfatla Zeybek’in kendisinin yardımcılığına getirdiği Chris Selçuk Erenerol isimli şahsın yazı ve programlarında sürekli kullandığı “töre” sözcüğüne ne diyeceksiniz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkçülüğe ve Türk tarihine dair bilgisi lise seviyesi Kutadgu Bilig’le sınırlı olan, ömrü boyunca Türkçülüğün kıyısından geçmemiş bir adamın “töre” sözcüğünü çağdaş devletlere uyarlaması, herhalde şaman kıyafetlerinin ve sözde “deruni devlet” imajının arkasına saklanan bir şahsın genel yardımcılığını üstlenmesiyle mümkün olabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Esasen Chris Selçuk isimli şahsın bizzat kendisinden duyduğum “Devletlerin dini olur.” iddiasının da ailesinin Zeybek’le olan ilişkisini benim gibi insanlardan gizlemesinin nedenini de şimdilerde daha iyi anlıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca insanlara Teoman Ergene’den ya da yazdığı manipülasyon kitabından bahsetmemelerinin nedenini de çok iyi anlıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zeybek’in Teoman Ergene’yi ifşa etmesiyle beraber Papa Eftim’e dair söylenmiş tüm yalanların çorap söküğü gibi gelmeye devam etmesini de çok iyi anlıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm yalanlar delikli birer çoraptır. Shakespearevari yazılar, gösterişli kavramlar, yalan olduğu açığa çıkarıldıkça tekrar edilen sahte bilgiler&#8230; Bunların her biri o çoraptaki delikti. Bunların birinin ipini çektikçe diğerleri de gelmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bir şey olabilmek için yalan söylemeye, her yana dönmeye mahkûm olanlar er ya da geç tarihin sayfalarında gerçeklerle boğulup giderler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geriye de ibretlik bir hikâye kalır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmayın! Kemalizm maskesi takanlar, Türk milletine her zaman karanlık bir uçurumu kader olarak dayatmıştır. Bu karanlık oyunu bozmanın yolu onları tanımak, maskelerini düşürmek ve asla unutmamaktan geçer!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal&#8217;in askerlerine sonsuz selam olsun!</p>


<ol class="wp-block-footnotes"><li id="76e4f748-f05b-465f-ae24-11b016e418ec">https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/milliyetcilik-nereye-4-tarikatlarda-ava-giderken-avlandik-1767122 <a href="#76e4f748-f05b-465f-ae24-11b016e418ec-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 1"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li><li id="f98abbeb-02ce-4734-adb4-e5f3239176fd">https://demiryolculuk.com/2024/08/02/kibir-ve-manipulasyon-turkiyenin-siyasi-arenasindaki-maskeli-yuzler/ <a href="#f98abbeb-02ce-4734-adb4-e5f3239176fd-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 2"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li><li id="15805ae5-a1cf-49d7-8136-36c2c80f24d3">Fotoğrafın kaynağı olan yazı: https://ilkkursun.site/namik-kemal-zeybek-feto-iliskisi <a href="#15805ae5-a1cf-49d7-8136-36c2c80f24d3-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 3"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li></ol>]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1179</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Madımak Otelinin Gölgesinde&#8230; Bozkurt İşareti: Karanlığın mı, Zaferin mi Simgesi?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/07/03/madimak-otelinin-golgesinde-bozkurt-isaret-karanligin-mi-zaferin-mi-simgesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jul 2024 21:18:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet taner kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[bahriye üçok]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[eşref bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[islamcı]]></category>
		<category><![CDATA[kıvanç kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[madımak]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[necip hablemitoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[neoliberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uğur mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1006</guid>

					<description><![CDATA[Madımak Otelinin Gölgesinde&#8230; Bozkurt İşareti: Karanlığın mı, Zaferin mi Simgesi? Neoliberalizmin bütün dünyayı karanlığa gömmek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Madımak Otelinin Gölgesinde&#8230; Bozkurt İşareti: Karanlığın mı, Zaferin mi Simgesi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberalizmin bütün dünyayı karanlığa gömmek için birçok ülkede aydınların ışığını söndürmek için harekete geçtiği 80’li yıllardı. Sam Amca’nın menfaatlerine karşı gelenlerin helikopterleri, uçakları bir bir düşmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Güney Amerika’da ister solcu olsun ister milliyetçi olsun, emperyalizme karşı gelen siyasetçilerin, iş adamlarının, yazarların biletleri kesiliyordu.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki aydınlar da benzer sonlarla karşılaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD emperyalizmine direnmenin, “<strong>ucuz kan</strong>” siyasetine taviz vermemenin, onurlu direniş sergilemenin bedeli vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birbiri ardınca bombalar patladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Uğur Mumcu’nun arabası havaya uçuruldu.</strong> Polisler olay yerine gelmeden olay yerine gelen polisler vardı. Delilleri süpürüp gittiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bahriye Üçok, bir kitap arasına yerleştirilen bombayla katledildi.</strong> Bir teröristten beklenmeyecek temiz (!) işti, demek ki mesaj açıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her saldırı ihanet kokuyordu. Her kapının kilidi hasarlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eşref Bitlis, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve daha niceleri&#8230;</strong> Öteden beri katledilen <strong>Kemalist</strong> aydınlarımız vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkesi azınlık gören azgın bir kalabalık her yerde şeriat sloganı atıyor; <strong>Musafa Kemal’e, laikliğe, cumhuriyete saldırıyordu.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’ni yaktılar.</strong> Otelin konuğu olan 33 kişi, 2 de otel görevlisi katledildi. Saldırganlardan ikisi öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>14-15 yaşlarında çocuk da öldü, 50’li yaşlarında bir insan da&#8230;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her zaman olduğu gibi <strong>koçbaşları</strong> harekete geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumda olumlu karşılığı olmayan bir vahşet el birliğiyle toplumun tamamına mâl edildi. Suni tartışmalarla kutuplaştırma oyunu devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nasıl olduysa oldu, işin sonunda mağdur yine dinciler oldu!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ergenekon kumpaslarında yapılan hainliklerden biri şuydu: FETÖ’cü hakim ve savcılarla onların basın ve medyadaki iş birlikçileri, Mustafa Kemal’le hesaplaşmaya kalktılar.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kahpece senaryolar hazırlayarak memleketin başına gelen her kötülüğü Mustafa Kemal’e ve onun askerlerine mâl etmeyi hedefliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Madımak’ın da faillerini Ergenekon üstünden Kemalistler olarak gösterdiler.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün pek çok solcunun yaptığı bir hata vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fethi Yılmaz’ın “<strong>Katli Vacip</strong>” kitabını okuyanlar, pek çok aydının katilinin dinciler olduğunu çok iyi bilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türk-İslam sentezcilerinin cehaletiyle, içinde Mustafa Kemal’e ve Türklüğe dair zerre taşımayan sözde solcuların propagandasıyla katil dinciler aklandı.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizi Ergenekon kumpaslarına götüren sürecin ve sonrasının özetidir bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dinciler yapar, Ülkücüler üstlenir, kumpas mahkemeleri kurularak Kemalistler yargılanır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Söylem çok şeydir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gaflet hali şuna neden oldu: <strong>Katiller, cahiller, yobazlar, fikirlerin gerçek temsilcileriymiş gibi görüldüler. Bunlar toplumun bir kesimini temsil ederse kutuplaşma derinleşir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu satırları bana yazdıran, oyuncu Kıvanç Kılıç’ın “<strong>Gündüz Madımak anıyor, akşam bozkurt işareti yapan futbolcu paylaşıyorsunuz. Hiç utanmıyorsunuz.</strong>” sözleri oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MHP çıkıp “<strong>Bu simge bize ait değildir.</strong>” deseydi toplum buna ikna olmazdı. Nitekim yıllarca bunun tam tersini yaptı. Birçok kereler “<strong>MHP’ye oy vermiyorsan bozkurt yapma.</strong>” diyen MHP’lilerle tartışmışımdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bozkurt yaptığım için solcular tarafından çok defa Ülkücü zannedilerek eleştirilmişimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak toplumun olaylara tepkisini okuyamamak, bir zamanlar doğru kabul edilen yanlış algıların değişebileceğini göremeyecek kadar uykuda olmak, bizi günümüz gerçeklerinden uzaklaştırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Huyumdur, asla propaganda yapmam. Doğruyu, inandığımı söylerim ama kimseyi benim gibi olmaya ikna etmem. <strong>İnandığım gibi yaşıyorsam zaten buna ya saygı duyulur ya da örnek alınır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir öğretmen olarak sınıflarımda da hiç propaganda yapmadım ama birçok öğrencim ya beni gördüğünde ya bozkurt yapar ya da sosyal medya paylaşımlarında bozkurtlu fotoğraflar paylaşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hiçbiri de MHP’li ya da Ülkücü değildir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hepsi bu topraklarda emperyalizmi kırıp uyuyan Türklüğü uyandıran Mustafa Kemal’in askeridir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2013 öncesi Türkiye’yi unutmamış olan herkes, toplumdan siyasetçilere kadar yaşanan değişimi görebilir. Dün “Türk’üm” demek bile adeta günahken bugün hükümet yetkilileri <strong>bozkurtun bir siyasi simge olmadığı, Türklüğün kültürel bir simgesi olduğu açıklamasını yapıyor.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, yıllar yılı her türlü gaflete ve her türlü sinsi bölücü faaliyete, kutuplaştırma faaliyetlerine karşın <strong>Türk toplumunun bir tepkisidir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Türklük değil, çatı olan ümmettir.</strong>” diyenler çektirdikleri dizilerin bile aslında tam tersi sonuca yol açtığını gördükçe kendileri de şaşırıyorlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Ben bir Kürt’le ümmet çatısı altında buluşurum.</strong>” diye atıp tutarken Kayı boyu damgalı imamesi olan tespihler taşıyan Kürtleri gördükleri zaman ne düşünüyorlardır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bizim başarımız.” demesinler çünkü hedefleri her zaman çok başkaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ne yaparsanız yapın, döner dolaşır her şey Mustafa Kemal’in dediği yere gelir. Bu durumda onun çizdiği istikametin aksine ısrar edenlerin yaptıkları tek şey milletin zamanından yani geleceğinden çalmaktır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli Mücadelede “<strong>Önümüzden kurt geçti, anladık ki zafer bizimdir.</strong>” diyen Türk’ün bilincini aydınlatan Mustafa Kemal’e bin defa selam olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve son olarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bozkurtu zafer işareti sayan Türklerden asırlar öncesine gidelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Macar tarihçi ve arkeolog Andreas Alföldi, Roma’nın temeli olan Etrüsklerin dişi kurt efsanesinin <strong>Asya menşeili olduğunu</strong> ispat etmişti. Etrüskler, bu efsaneyi Batı’ya taşıyan kavimdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetle&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karanlık sahipleri hep karanlığın ağzından konuşmamızı isterler. Bunun için de hafızamızı silmeye yeltenirler.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kültürel kodlar giderse hafıza da gider.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Oysa Başbuğumuz ve Bozkurt’umuz olan Mustafa Kemal’in aklı da hafızası da daima diridir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bozkurt işareti MHP’nin ya da başkaca bir grubun tekelindeymiş gibi davranmak tarihi hafızamızı ve milli onurumuzu inkar ettirmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmekten başkaca bir şey değildir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Böyle bilinsin!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1006</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Öz</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/13/oz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 09:01:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[avrasyacılık]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[duverger]]></category>
		<category><![CDATA[hedep]]></category>
		<category><![CDATA[kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[marksizm]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[reform]]></category>
		<category><![CDATA[trubetskoy]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=607</guid>

					<description><![CDATA[Kökü derinlere inen tarihiyle, tüm mazlum milletleri ilgilendiren bağımsızlık mücadelesiyle, tüm dünyayı ilgilendiren kuruluşuyla Türk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kökü derinlere inen tarihiyle, tüm mazlum milletleri ilgilendiren bağımsızlık mücadelesiyle, tüm dünyayı ilgilendiren kuruluşuyla Türk cumhuriyeti, ilelebet payidar olacak bir felsefeye sahiptir. Bu felsefeyi ortaya koyan, Türk’e gelecek asırlar için varacağı hedefleri gösteren, Duverger’in “Kemalizm, Türkiye tarihinin bir parçası olmaktan çıkıp politik bir sisteme önderlik etmeye başladı çünkü yeryüzünde henüz Moskova ya da Pekin tımarına girmemiş olan üçüncü çeşit devletlere yol göstermektedir. Bu sistem, Marksizmin karşısına dikilen ikinci bir alternatiftir.” şeklinde ifade ettiği “esas yolu” yaratan kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberallerin yıllardır dolarları sayesinde propagandasını yaptırdığı yalanların aksine Kemalizm’in çağı yeni başlıyor. Günümüzdeki gelişmeler çok net bir biçimde bunu göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok kutuplu dünyanın son günlerindeyiz. Başını ABD’nin çektiği Batılı güçler artık dünya dengesinin ağır basan tarafında değiller. Hâlâ çok güçlü olmakla birlikte tekel olma şansını kaybettiler. Diğer yandan Moskova ve Pekin, “Doğu’ya dönüş” felsefesinin öncülüğünü yapmayı hedefliyorlar. Müslüman ülkelerde bile bunu ciddi ölçüde başarıyorlar çünkü Türk devletinin temelinde yer alan Kemalizm’i uygulamak bir yana onu yok etmeye çalışan bir iktidar, hem günümüzün ve geleceğin dünyasıyla çelişiyor hem de içeride ve dışarıda tüm noktalarda zümre menfaati uğruna ülkenin menfaatlerini feda etmekten çekinmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1938’den sonra herkes -en başta da yanında olanlar- Mustafa Kemal’den daha iyi bildiğini düşündüğü ya da “Bence de istikbal göklerdedir.” tavrında yaklaştığı için Türk devletinin öz yolundan sapması erkenden başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her gelen bir kesimi kucakladı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ezilen milletlere öncülük yapan devletin siyasetçileri, kendi halkını ezmeye ve sonra da onları kucaklamaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek şu ki kucaklamak var, kucaklamak var. Bizi epey güzel kucakladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biri başörtülü bacım, diye ağlarken öbürü Marksizm’e Kemalizm maskesi giydirmeye kalktı. Her fırsatta her ikisi de çıkıp Mustafa Kemal’in prensiplerini suçladı. Adına da demokratik açılım dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve biz birçok kez anayasa değişikliği gördüğümüz hâlde, her defasında ilk defa değiştirecek ve her şeyi düzeltecekmiş gibi davranan siyasetçilere kapıldık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her defasında açılım yapıldığı hâlde ilk defa yapılıyormuş gibi elimizi taşın altına koyduğumuzu zannettik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her on yılda birkaç defa düzeni kökünden değiştirdik (!).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Darbeler oldu, kudretli adamlar gelip geçti. Mangalda kül bırakmayanlar oldu, adamları isterse hilafeti getireceklerini iddia eden demokrasi yıldızcıklarımız bile oldu. Birçok kere darbe girişimi oldu, birçok kere darbe girişiminde bulunanlar arasında yargılananlar hatta asılanlar oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama “%51 bize daha yakındır.” diye darbeci affedenler, darbecileri de ilk defa yargılıyormuş gibi yaptılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ordunun komuta kademesi birçok kez tasfiye edildi. Necdetler geldi, Necdetler geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim hafızamız öyle kötü hatta öylesine yoktu ki her defasında bunlar ilk defa oluyormuş gibi zannettik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak her şey bilim-kurgu filmlerindeki gibi oldu. Aynı olayları tekrar tekrar yaşadık veya izledik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı kan defalarca aktı. Aynı gelecek defalarca yok oldu. Aynı reformlar, aynı reçeteler, aynı kafada liderler&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç defa yazdığım gibi özellikle 90’lı yılları iyi anlamak gerekir. O dönemde ABD’li yazarlar başta olmak üzere yabancı Türkiye uzmanlarının Türk devletinin temellerine yönelik sözde önerilerine, “sahibinin sesi” olarak çalışan çakma aydınların serzenişlerine, uyguladığı politikanın ne anlama geldiğini bile bilmeyen cahil siyasetçilerin hatalarına iyi bakmak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O zaman AKP’nin ne için kurulduğu daha iyi anlaşılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçokları AKP’nin değiştiğini ya da değişmek zorunda kaldığını iddia ediyorsa da gerçek böyle değildir. Mevcut iktidar, ayakta kalabileceği her yerdedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son yirmi yıldaki istikrar, 1938’den sonra birçok kez izlediğimiz tiyatroları ve hataları aynı iktidar döneminde görmekten ibaret değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani bir gün Ahmet bir gün Mehmet yapmıyor da her gün AKP yapıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasındaki meseleyle birlikte çok kilit bir noktaya geldik. AKP bu sefer muhafazakâr devrimci kostümüyle beklediği fırsatı yaratmış görünüyor. CHP’yi her defasında terör örgütleriyle yan yana getirip propaganda yaparken sahne arkasında HDP türevleriyle görüşüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhtemelen onlara HDP’nin yerini almalarını vadediyor veya etmeye hazırlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2015’te “Türkiye milleti” yaratma sevdası ve ulus kavramına olan muhalif beyanlarıyla bilinen bir Başdanışman’ın öncülüğünde yeni bir sürece sokuluyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçte şunu da göreceğiz: MHP ya Türkiye milliyetçisi olacaktır ya da Türk milliyetçisi. Türk milliyetçisi olarak kalacaksa AKP’nin HEDEP’le olası anlaşması karşısında muhalif olmak zorundadır. Türkiye milliyetçiliğinde uzlaşmaya kalkarsa tamamen tabansız parti olur, devlet içindeki kadroları ince ince tasfiye edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sizi bir anda 20. yy. başlarındaki Rusya’ya götürüp yazıyı da bir anda bitireyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’da Slavistler ve Bolşevikler kapışırken olan halka oluyordu. Türk toplulukların içinde bulunduğu durum ise zaten ortadaydı. Bolşevikler menfaatleri için Batı’ya yanaşmaktan hiçbir zaman çekinmemişlerdir ama her zaman Batı’nın karşısında konumlanmışlardır. Pan-Slavistler de anlaşılacağı üzere tüm Slav memleketlerini birleştirmeyi hedefliyorlardı ama yaptıkları her eylem Rusya’ya yıkım getirecek ütopik hedeflere dayanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Derken Nikolay Trubetskoy gibi adamlar çıkıp Avrasyacılık düşüncesini ortaya attılar. Ruslara “Slavlık eyvallah da Türklüğü, Türklerle olan geçmişi de hatırlayın.” dediler. Batı’ya karşı ancak bu şekilde dik durabileceklerini anlattılar. Bolşevikler ise özellikle Stalin döneminde bunu asla dinlemezlerdi. Stalinistlerin yaptığı tek şey Türklere karşı zulüm olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü Rusya işte bu Çarlık ve Sovyet rejimlerinin yarattığı yıkımın ardından gelen Yeni Avrasyacılık düşüncesine meyillidir hatta devletin temeline düşünce yerleştirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalacılığın savaş yöntemi, yalancıların savaşçı olduğu dünyada hakikatin yoluna üçüncü yol denmesi normaldir. Bunda şaşırılacak bir şey yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya değişirken Türkiye de hiziplere bölünmüş durumdadır. Sözde düşünürlerin sahte fikirlerinin yarattığı tahribat artık yetmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi yönetecek gelecek nesiller bunun bilincindedir. Dünyanın hakikat yolu, Türkiye’nin bu gelecek nesillerle birlikte devletin temeli olan ve asırlara dayanan faziletli Türklük hamuruyla yoğrulmuş Kemalizm yolu olacaktır. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türk” ve “Türk ulusu” ifadesine alerjisi olan günümüz Oded Yinonlarına müjdeyi vermiş olalım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">607</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hafıza&#8221;nın Söyledikleri</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/05/27/hafizanin-soyledikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 May 2023 10:22:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[ata ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hizbullah]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[seçim 2023]]></category>
		<category><![CDATA[sinan oğan]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ümit özdağ]]></category>
		<category><![CDATA[zafer partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=445</guid>

					<description><![CDATA[ABD’li Diplomat Morton Isaac Abramowitz, daha 1994 yılında şöyle demişti: “Kravatlı, daha şehirli görünen Tayyip [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD’li Diplomat Morton Isaac Abramowitz, daha 1994 yılında şöyle demişti: “Kravatlı, daha şehirli görünen Tayyip Erdoğan’ı, Erbakan’a tercih ederiz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar sonra İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Roger Short, 8 Ağustos 2001’de Erdoğan’ın Üsküdar’daki bürosunu ziyaret etti. 45 dakikalık görüşmeden sonra Short, gazetecilerin sorularını aldı. Kendisine Erdoğan’ın planı nedir, diye sorduğunda şu cevabı verdi: “Onun neye ilgi duyduğunu herkes biliyor. Haftaya güzel haberleri almış olacaksınız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve ekledi: “Biz çoğulcu demokrasiden yanayız. Böyle bir parti bizi mutlu eder.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen, 16 Ekim 2005 tarihli Yeni Aktüel dergisinde şu ifadeyi kullanıyordu: “Ulusalcı dalgayı aşacağız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarih, Gülen’i ulusalcı dalgada boğacaktı ama o boğulana kadar geçen süre tam anlamıyla gaflet ve ihanet oyunlarına sahne olacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2013 yılına kadar orduya doğrudan saldırıldı. TSK mensupları terörist, TSK terör örgütü muamelesi gördü. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında birçok insanın hayatı karartıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terör bir pislikse Hendek Operasyonları AKP’nin pisliğini temizleme mücadelesiydi. O pisliğin doğduğu yer de açılım adı altındaki saçılım politikalarıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">HDP’yi güçlendirip kilit noktaya getiren, işler kendi aleyhine dönünceye kadar bu partiye toz kondurmayan da AKP’ydi. Ne zamanki kendi besledikleri akrep başlarına bela oldu, o zaman HDP üstünden terörle mücadele siyaseti yürütülmeye başlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">15 Temmuz yine AKP’nin politikalarının bir sonucuydu. Bedeli millet ödedi ama ülkeyi gaflet içinde yönetenler adalet karşısına çıkmadılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adil Öksüz’ün yargılanması ne kadar gerekliyse FETÖ’yü “Ne istediniz de vermedik” diye devletin damarlarına sızdıranları yargılamak da o kadar gereklidir. Eğer memlekette adalet yerine gelmiyorsa hiçbir sorun düzelmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adaletin olmadığı yerde terör olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi HÜDA-PAR üstünden Hizbullah güzellemesi yapıyorlar çünkü kendi geçmişlerinden ders almış değiller. Şu bir gerçek ki AKP kendisi mürtecileri desteklemese bile yabancı istihbarat servisleri mülteciler üstünden memlekette kaos çıkartmak isteyebilirler. Adalet yerini bulmazsa olacaklar bunlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ama iktidar dönüştü” diye bir şey olamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir politika güdeceksin, o politika memleketin başına büyük belalar açacak. Sonra “Ben yerli ve millî olmaya karar verdim”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle olmuyor ama Türk-İslam sentezcileri olaya farklı açıdan bakıyorlar. Ne koparsak kâr mantığıyla hareket edip birer birer AKP saflarına geçiyorlar. Bunda gerçi şaşılacak bir şey yoktur. Nihayetinde Türk-İslam sentezi, Türk milliyetçilerini İslamcı yapmak ve kullanmak üzerine kurulmuş bir köprüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya yeni bir mücadeleye, yeni bir savaşa sokuluyor. Türkiye zaman kaybetmeden kaos ortamından sıyrılmalı ve Türk devleti fabrika ayarlarına geri dönmelidir. AKP’nin Batılı akıl hocalarıyla kurduğu ılımlı İslam politikalarını millî bir renge sokup söylemde milliyetçi ama icraatta rejim karşıtı hareketleri durdurmak gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in açık desteğiyle iktidar kurup ülkenin aleyhine olan her konudan güçlenerek çıkan AKP, Türkiye’nin geleceği için iyi bir seçenek değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şöyle kısaca bakalım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon ve Balyoz kumpasları oldu. “Sivil vesayet” söylemleriyle AKP daha da güçlendi. Sonra yine AKP tarafından bunların kumpas olduğu kabul edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kürt açılımı yapıldı. Ayrıca her etnik unsuru kaşıdılar, azınlıklara türlü tavizler verdiler. Memleketin ulusal yapısını bozmak ve bizi ümmete dönüştürmek için her şeyi yaptılar. Sonuçta açılımın bir gaflet olduğu burnumuzun dibine yerleştirilen bombaların patlaması, şehirlerin yerle bir olması, verilen onca şehit ve gaziyle acı bir şekilde suratlara çarpıldı. Gel gelelim Türkiye’nin aleyhine olan bu durumdan da Erdoğan ve AKP, “terörle mücadele” söylemleriyle çıkmayı başardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">FETÖ’nün ihanet şebekesi olduğunu söyleyenler AKP’lilerin de desteğiyle “bağırsak temizliği” gibi iğrenç söylemlerle içeri atıldılar. Kimi öldürüldü kimi de bütün hayatından, evinden, ailesinden oldu. 15 Temmuz’daki kalkışma yine yüzlerce cana mâl oldu. Sonuç: Hemen ardından referandum yapıldı ve Erdoğan ülkemizin müstakbel başkanı oluverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısacası Türkiye’nin aleyhine olan her şeyden güçlenerek çıkan, politikalarının yol açtığı sonuçları daima lehine çeviren, adaletin karşısına çıkacak cesareti olmayan bir AKP var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu parti zihniyeti, kendi ittifakına dahil olmayan herkesi hain ilan ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dün havuz medyasında devleti suç örgütü gibi yazıp çizenler, bugün devletçi kesiliyorlar. Hafızası güçlü insanların yüzüne baka baka milleti kandırmaktan çekinmiyorlar. Haya yok ki çekinsinler!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki Türk devletinin hafızası vardır. Bugünlerde herkesin diline dolanan “plan” sözcüğünün hakkını da yine Türk devleti verir. Ama öyle ama böyle&#8230; Nihayetinde adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Devletin görevi ise zulmün abad olmasını engellemektir. Bunu unutmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“HDP’yle mi Yan Yana Gelecektik?”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinan Oğan, Cumhur İttifakı’na katılmasını böyle açıkladı. HDP’yle yan yana gelmeyiz, dedi. Kendi söylemine göre Kandil’i tercih etmedi, normal ama domuz bağına sarılıverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu da geçtim&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle “plana sadık kal” diye kendini avutan vatandaşlarımız için yazıyorum. Mehmet Metiner hangi partiliydi? Hangi partinin planına sadık kalarak Oğan’dan çok önce Erdoğan’ın saflarına geçti?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkesin bir planı, herkesin bir hamlesi vardır. Eğer derin planlarınızı cümle alem biliyorsa geçmiş olsun. Bazen iyi niyet insana cehennemin kapılarını açtırır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şeyi de unutmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaostan çıkacak ve istikrar getirecek ülkede siyasî iktidar tek bir bileşenden oluşmaz. AKP’nin iktidar olduğu dönemlere bakın. O zamanki sistem gereği ittifak yoktu ama eski ülkücü, eski (ve daimi) liboş, eski CHP’li, eski DEHAP’lı&#8230; Ne ararsan vardı. O yüzden “Kadere bak, kimler kimlerle yan yana” edebiyatı yapmaya gerek yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslan ve ceylan birlikte kaçıyor. Orman yanıyor. Ormanı yakan adaletin karşısına çıkmıyor. Vatanseverlerin bir bölümü ise maalesef ideolojik mastürbasyon yapıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir zafer duygularla kazanılmaz. Hiçbir strateji duygularla kurulmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu iyi tanınmalıdır. Üzerine düşünülmesini beklediğim ve ilerleyen günlerde değineceğim önemli bir konu da budur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">445</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Demogojik Türkiye Demokrasisi</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/05/15/demogojik-turkiye-demokrasisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 May 2023 12:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[akşener]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[seçim 2023]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=421</guid>

					<description><![CDATA[“Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez.” George Orwell, 1984. “O yüzyılın ilk yıllarında Papa V. Clemens, Roma’yı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez.” </em>George Orwell, 1984.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“O yüzyılın ilk yıllarında Papa V. Clemens, Roma’yı senyörlerin tutkularına av olarak bırakıp Papalık makamını Avignon’a taşımıştı. Hristiyanlığın kutsal kenti bir sirke ya da bir geneleve dönüşmüştü; adına cumhuriyet dense de bir cumhuriyet değildi; silahlı çetelerin saldırısına, şiddet ve yağmaya uğruyordu. Din adamları, laik yargının dışında kaldıklarından, gözü dönmüş haydut çetelerine başkanlık ediyor, elde kılıç soyuyor, günah işliyor, haksız kazanca dayalı ticaret örgütlüyorlardı. (…)” </em>Umberto Eco, Gülün Adı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Platon’un Gorgias’ta sunduğu sert eleştirilere göre Atina demokrasisi, rejime özgü iki ana özelliği sergiler: Beceriksiz kitleler tarafından seçilmiş beceriksizlerden oluşan bir yönetim ve kaçınılmaz olarak demogojik bir tıkanma. Bedenin hastalanması durumunda kim meslekten bir hekim yerine tedavi için oylamaya başvurur? Bu durunda çok daha zor olan şehrin (devletin) tedavisi neden siyaset sanatı konusunda hiçbir şey bilmeyen halk meclisinin çoğunluğuna bırakılır? Bu durum, yönetenler ile yönetilenler arasında demogojik bir ilişkinin oluşmasına neden olur.”</em> (Felsefe Tarihi I. Cilt, Mario Vegetti-Platon)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaptığım üç alıntı da doğrudan doğruya günümüzü ilgilendiriyor. Seçimlerin ilk turu tamamlandı. Her ne kadar ikinci tura gidilecek olsa da ilk tur öncesi, adayların kazanan ve kaybeden psikolojisini aralarında değiş tokuş yaptıklarını görüyoruz. Bunda hakikatlerin değil sanal dünyanın rolü büyüktür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca basın ve medya tarafından beyni uyuşturulan kitleler, sanal ortamda sahte bir özgürlük içinde Atina demokrasisi kuruyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuşkusuz fikir ve gözlem bağlamında söylenecek çok şey var. Upuzun değerlendirmeler yapmak çok kolaydır. Ne var ki sözü uzatmak huyumuz değildir ve her zaman hatırlattığımız gibi “yalınlık gerçeğin belirtisidir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demogojik siyaset ise yalınlığın yani gerçeğin çok uzağındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasetin kerameti kendinden menkul parlak danışman çocuklarına yapılan yatırımlar siyasetçilere koca bir sanallık olarak geri dönüyor. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere sosyal medyada konuşulan neyse ona göre hareket etmek, sosyal medyada en çok tutan şakaları diline dolamak veya bir sağa bir sola dans etmek, iktidar kurmaya değil yalnız eğlendirmeye yarar. Tüm bu gösteriler demogojinin bir parçasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve gördüğüyle, duyduğuyla aldanıp illüzyonun içinde yaşayanlar için tüm bunlar pembe tabloların sebebidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa insanların söyledikleri ve gösterdikleri çoğu kez yanıltıcıdır. Hele hele sanal dünyadaki sanal kişilikleri, sahte filozofları, sözde kanaat önderlerini gereğinden fazla abartırsan başkanlığına, iktidarına, sorumluluklarına “büyük ortak” almış olursun. Ancak bu da gerçeklerden uzaklaşmaya yarar, başka bir şey getirmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim milletimiz tarihçi değildir, tarihi okumaz. İddia ettiği gibi, hamasetini yaptığı gibi tarihine sahip çıkmaz. Orkun Yazıtlarını bir defa bile okumaya milyonlarca insanın ayıbı olan ülkemizde daha büyük bir ayıp olarak Bilge Kağan’a söylemediği sözleri mâl ederiz, örneğin. Diğer yandan son derece gelenekçiyizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca bir partiye oy vermiş insanlar -anketörler bunun farkındalar mı bilmiyorum- anketlerin en büyük aldatıcılarındandır. Kişi ne kadar coşarsa coşsun ne kadar aşka gelirse gelsin en sonunda kabinde kendi siyasî geleneğiyle baş başa kalır. Yıllarca MHP’ye oy vermiş bir adam üç hilali görünce kritik saniyeler yaşamaya başlar. Yarı yarıya bir ihtimalle bu kişi MHP’ye oy vermeye devam edebilir. İşte bu kişiler azımsanmayacak bir kitle oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasetin parlak (!) danışmanları bunu hesap ediyorlar mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teknoloji çağında gece yarılarına hatta sabaha kadar seçim verisi beklerken ve bunu sorgulamak, topluma bunun ne anlama geldiğinia anlatmak yerine “Kazanıyoruz” diye gülücükler saçmak demogojik siyasetin karakteristik bir özelliğidir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Depremde yaşadığımız felaketin siyasal İslam’a zarar vereceğini düşünen biri ne geçmişi ne de bugünü iyi okuyordur. Öyleyse böyle bir kişi geleceği de kuramaz. Muhalif siyasette ise toplumu iyi okuyamayan siyasetçiler ve seçmenler mevcut. Galiba biraz daha geriye gidersek Atina demokrasisinin de gerisine gideceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zira çok açık bir gerçektir ki büyük felaketler yaşayan kaderci toplumlar dinden uzaklaşmaz, dine yönelirler ve dinciler bundan kazançlı çıkarlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesindeki konvoylar bir şey anlatmıyor mu? Öyleyse siz ne Millî Mücadele’yi ne de dünyanın diğer yerlerindeki örnekleri okuyamamışsınız demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Okuyucu olmak başkadır, okumak başkadır. Bunlar arasındaki fark, bakmakla görmek arasındaki fark gibidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saraylar kadar fildişi kuleler de cumhuriyetin doğasına aykırıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önemli bir noktaya değinmek isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millet İttifakı yani muhalefet iyi bir seçim süreci idare etti ama sosyal medya yanlış değerlendirildiğinden tabana hâkim olunamadı. Şunu unutmayın ki “aşko kuşko” diye tabir edilen tayfayla fanatik siyasal İslamcılar arasında üslup, bilgi ve zekâ bakımından fark yoktur. İşte o “aşko kuşko” tabir edilen tayfa, Kılıçdaroğlu’nun yürüttüğü kampanyaya ters bir şekilde karşıt görüşlü kitleleri uzaklaştırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem “İnsanlar artık sevgi dili istiyor” diyeceksin hem de sana oy vermeyen kitleleri, senin adayını eleştirenleri linç edeceksin. Her türlü hakareti, her türlü küfrü reva göreceksin. Sonra utanmadan Aziz Nesin edebiyatı yapacaksın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç ne oldu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cehaletin iticiliği, aklını kullanan insanı da karşıt görüşlüleri de kendinden itti. İşte gerçek budur. Okunamayan gerçeklerden biri ve belki de en önemlisi, muhalif seçmenlerin AKP seçmenine tepeden bakması, sürekli onu aşağılamasıdır. Bunu birçok AKP’li seçmen bir numaralı eleştiri olarak dile getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hayır, Millet İttifakı yanlış aday belirledi” diyebilirsiniz ama seçim öncesi oluşan o olumlu havayı unutmamanız gerekir. Seçimden önce genel kanaat Kılıçdaroğlu’nun ilk defa iyi bir seçim yönettiği üzerineydi. Buna karşın seçimden sonra herkes “ben biliyordumcu” oldu. Rüzgâra göre yön tayin etmeyen insanları tenzih ederek yazıyorum. Rüzgâr sözde savunduğunuz seçimin aleyhine döndüğüne göre aslınıza rücû edebilirsiniz. Buna en başta CHP’nin içindeki Y-CHP’yi dahil ederek söylüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zafer her zaman özüne dönenlerindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunların yanında iyi şeyler de oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP için asla başarılı bir seçim söz konusu değildir. İktidar partisi zayıflamaya devam ediyor ve kan kaybını durdurmak mümkün değildir. Ayasofya’nın oyuncak edilmesine, cemaatlerle kucaklaşmaya, muhalefete terörist yaftası yapıştırmaya, devletin gücünü ve kanunları istismar etmesine rağmen zayıflık engellenemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik TBMM’de bu kadar farklı gruptan siyasal İslamcı olması onların aleyhine bir durumdur. Gücü farklı grupların karşısına koyarsanız rekabet başlar. Aynı grupların ortasına koyarsanız düşmanlık başlar. İçerideki düşmanlık her zaman yıkıcı ve yıpratırıcıdır. Mevcut meclis profili, siyasal İslam’ın sonunu hızlandıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan Y-CHP, “Y-CHP olmazsak oy alamayız” söylemini yitirmiştir. Milliyetçileri karşısına alan hiçbir parti HDP vb. bir oluşumla olan iletişimin siyasal ittifakla sınırlı olduğuna kimseyi inandıramaz. Üstelik milliyetçilerin oyunu almak için siyasal bir hedef oluşturmak, sanıldığı gibi oy kaybına neden olmayacaktır. HÜDAPAR ile yan yana gelen MHP, bir ara HDP’ye de ılımlı mesajlar veriyordu. Bu seçimin en şaşırtıcı sonucu MHP’nin aldığı oy olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda da yazdığım gibi değerlendirilecek daha çok konu var. Bunları da zamanı geldiğince yazacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdilik bir önceki yazımda yaptığım Galeli alıntısını tekrarlayayım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hakikati keşfettikten sonra anlamak kolaydır. Mesele hakikati keşfetmektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyanın, bilişsel savaşın en önemli silahı olduğunu unutmayınız.   </p>



<p class="wp-block-paragraph">(Öne çıkan görsel Takvim internet sitesinden alıntılanmıştır.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">421</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
