<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>mehmet eymür &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/mehmet-eymur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Feb 2024 19:37:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>mehmet eymür &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Karanlık Mangalar ve Kara Kutu</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/02/18/karanlik-mangalar-ve-kara-kutu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2024 19:37:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[90!lar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[adülkadir aksu]]></category>
		<category><![CDATA[aguilar]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet taner kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[bahriye üçok]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[bomba]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ekvator]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[eşref bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[fetö]]></category>
		<category><![CDATA[hiram abas]]></category>
		<category><![CDATA[kontrgerilla]]></category>
		<category><![CDATA[kontrterör dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet eymür]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[necip hablemitoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[panama]]></category>
		<category><![CDATA[rubio]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=711</guid>

					<description><![CDATA[Küresel jandarmalığa soyunan ABD’nin, bu rolü elde etmesini sağlayacak ölüm mangalarına ihtiyacı vardı. Modern dünyanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Küresel jandarmalığa soyunan ABD’nin, bu rolü elde etmesini sağlayacak ölüm mangalarına ihtiyacı vardı. Modern dünyanın öncüsü olacağı için işkenceden adam öldürmeye kadar her şeyin modernini geliştirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşkence gitti, “teknik sorgulama” geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özel hayatın gizliliğine uygun (!) “dirty action” icat edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">80’den fazla ülkeye şunu veya bunu tehdit olarak gösterip öcüler yaratıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin düşmanı herkesin düşmanı olmalıydı. Küreselleşmenin göstergelerinden biri buydu. Hollywood üretimi filmler Evanjelizm’i çaktırmadan zihinlere yerleştirdi. Kıyamet senaryoları yazıldı, bu senaryolar üzerine filmler çekildi. İnsanların zihni “Kardeş kardeş yaşayan milletleri kurtaran Amerikan süper kahramanlar”ın yarattığı imajlarla doldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin düşmanı herkesin düşmanı olunca da ülkesinin iyiliğini düşünen kim varsa yok edildi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık mangaların karargâhı olan CIA’nın karıştığı tüm darbe ve suikastler ABD’nin imajını lekeleyince kimi insanlar çıkıp Kongre’ye bu kirli harekatları taşıdılar. Böylece strateji değiştirildi ve CIA başta olmak üzere tüm istihbarat servislerinin her türlü devlet teşkilatı ve devlet dışı teşkilatlara sızdırılması kararı alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece karanlık mangaların önemi arttı. Artık suikastlerin yerini yine modern dünyaya uygun olan “kaza”lar aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1981 yılında Ekvator’da yapılan seçimlerde oyların %69’unu alan Roldos Augilera, Guachanama yakınlarında gerçekleşen uçak kazasında hayatını kaybetti. Onun seçildiği dönemde çoğu Latin Amerika ülkesinde askeri diktatörlük hakimdi ve Aguilera demokratik temellere dayanan çalışmalarını bu ülkelere de önerdiğinden ABD’li Neoconlar tarafından tehdit olarak görülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aguilera’nın otopsisi yapılamadı çünkü buna izin verilmedi. Uçağın kara kutusu bulunamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">31 Temmuz 1981’de bir uçak kazası da Panama’da gerçekleşti. ABD’den Panama’nın gasp edilen haklarını geri almak için uğraşan Omar Torrijos hayatını kaybetti. Torrijos sayesinde ülkedeki ABD üsleri de kapatılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aguilera solcuydu, Torrijos milliyetçiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uçak kazaları yılı olan 1981’de Peru’da da bir uçak düştü. Düşen uçağın içinde Standart Oil’in can düşmanı General Rafael Rubio vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Petrol dünyasında ABD egemenliğini bitirmek üzere olan Enrico Mattei ise hepsinden önce öldü. O da uçak kazasında öldüğünde yıl 1962’ydi.<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim ülkemizin de kendine has bir karanlık mangası vardır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil “Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak” kitabını yazdığında yıl 1975’ti. Bundan 4 yıl sonra sabah saatlerinde bir otobüs durağında beklerken katledilecekti. Kemalistleri yargılamak için “komünist” yaftası vurmak zorunda olanlar öldürdüklerine de “komünist” yaftası vuruyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Öcü”, iş başındaydı ama “gerçek öcü” kimdi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">1990’lar Türkiye için gerçek anlamda karanlık yıllardır. Karanlığın yarattığı kafa karışıklığından yararlanan Mehmet Eymür gibiler de daima kafa karıştırdılar. Sürekli yalan söylediler çünkü gerçeği gizlemekten başka çareleri olmayacak kadar acizdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa gerçeği gizlemeye çalışmaktan daha büyük suç itirafı yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki karanlık manganın adı “kontrgerilla” idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ülkenin gayrinizami harp için hazırlıklı, donanımlı, eğitimli olması gerekir. Bu çok başka bir şeydir. Bir de bu tarz örgütleri karanlık emeller için kullanmak vardır ki ihanetin daniskasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar Kemalist subayların önünü kesmek için Amerikancı subaylar tarafından kullanılan örgüt, Talat Turhan gibi korkunç işkencelerden geçen insanların savaşıyla ifşa olunca 90’larda farklı bir işe giriştiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özal, Abas ve Eymür Amerikan Dans Üçlüsü’nün karanlık mangası kuruldu. Kontrgerilla kadrolarını yenilediler ve MİT çatısı altına aldılar. Çatıyı kuran Mehmet Eymür’dü. Adına da “Kontrterör Dairesi” dediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonraları Şenkal Atasagun döneminde burası kapatıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kavramlara bakalım: Türkiye’nin zaten “terörle mücadele” birimleri vardır. “Karşı terör” de nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kontrgerilla’nın adıyla oynanmasıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu karanlık yapıyı Amerikalı Vietnam gazileriyle birlikte eğiten Eymür gibiler 2000’li yıllarda bu millete bir dünya yalan söylediler. Katlettikleri Kemalistler idi ama katil olarak yine onları gösterdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küçücük dünyalarında Mustafa Kemal’i hedef yapmaya kalktılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1989’da gidelim. Bu tarihte Abdülkadir Aksu İçişleri Bakanı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1990’da Bahriye Üçok’u katlettiler. Üçok, ince bir kitabın arasına konulan bombayla katledilmişti. Profesyonelin de profesyonelinin işi olduğu bellidir. Bahriye Üçok, Türkiye’nin ilk kadın ilahiyatçısıydı. Bugünlerde ekranlara çıkıp kamusal alana giremedim, diye konuşan pek çok kişi için “Başörtüsüne karşı biri”ydi. 90’ların karanlığından söz edermiş gibi yapanlar ondan hiç bahsetmediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama Amerikan vatandaşı Merve Kavakçı bundan yıllar sonra başörtüsü nedeniyle mağdur olacaktı. Yersen.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı yıl Turan Dursun da öldürüldü. Dursun, eski müftüydü ve ateistti. Dini eleştirdiği için bol bol eleştiri alıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1991’de Aksu’nun görevi sona erdi. Tabii ki başarılarının karşılığında çok kutlu makamlara atandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uğur Mumcu karanlığın içinde yazan aydınlık bir kalemdi. Yolsuzlukları da yazdı devlet içinde çeteleşenleri de yazdı. 1993 yılında arabasına konulan bombanın patlamasıyla hayatını kaybetti. Karanlık mangaları, Türk polisinden önce yetişip, delilleri süpürüp gitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1999’da Ahmet Taner Kışlalı’nın katledildi. Ölümünden hemen önce o zamanın Akit gazetesinde fotoğrafı yayımlanmış ve fotoğrafının üzerine çarpı işareti konmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün ülkemizde sadece ne konuşuluyor? Müthiş demokrasi ortamının verdiği özgürlükle konuşulan tek şey şudur: İslamcılar daima mağdur olmuş, Kemalistler zalimlik yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söylemlerle iktidara gelen AKP, 18 Kasım 2002’de Abdülkadir Aksu’yu ikinci kez İçişleri Bakanı yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Aralık 2002’de Necip Hablemitoğlu’nu da kaybettik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Failimeçhullerin simge ismi, FETÖ kadrolarının önünü açan çalışmaların baş sorumlularından, Wikileaks’in gözdesi Aksu’yu İçişleri Bakanı yapıp ileri demokrasi için gerekli çalışmaları başlattılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davaları başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Memleketin tüm karanlıkları, Eymür’ün Princess Otel’den Beşiktaş Adliyesi’ne kadar FETÖ’yle beraber kurduğu taşeron hattının marifetleriyle Türk ordusuna yıkılmaya çalışıldı. Sahtekârların dünyasında camiler mi bombalanmadı? Darbeler mi yapılmadı? Bilmem kaç bin yıllık karanlık örgütler mi icat edilmedi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’li bir diplomatın cebinde getirdiği 400 milyon dolar, Alice’i Harikalar Diyarı’na sokunca tavşanın peşinden giden herkes Türk devletini yıkma hayalini kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bedelini de ödedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asla es geçtiğim zannedilmesin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu’nun arabası patladıktan sadece bir ay sonra tıpkı Aguilar, Torrijos, Rubios gibi Eşref Bitlis’in de uçağı düştü. Kutuplardan uçup gelen uçağın motorları Ankara semalarında buzlanınca kutuplardan uçurup gelen pilotlarla birlikte Eşref Paşa da şehit oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uçağın kara kutusu bulunamadı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düşünebiliyor musunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumun saygısını kazanmış ve Amerikan çıkarlarını sekteye uğratan iki isim bir ay arayla hayatını kaybediyor. Daha birçok insan hayatını kaybederken aynı sıralarda onların tam tersi cenahtan bir hareket yükseliyor. Bu hareketin hoyratlığı, sözüm ona gözü karalığı, hedefinin fotoğrafının üstüne çarpı atan şeytanca hareketleri toplumun sinmesi için yapılıyor. Diğer yandan her nasılsa bu hareket “mağdur” oluveriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2000’li yıllarda bu hareketi arkasına alıp iktidara gelen AKP, “dindar ve kindar nesil” istemiyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Israrla arkasında durduğu FETÖ iltisaklı Diyanet İşleri Başkanı laik düzene kılıç çekip Mustafa Kemal’e açıkça kin beslemiyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Besliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Canlı bomba misali harp okullarımıza giren sözde subay adayları, Kemalist gençlerin ordudan atılması için imha edilmiyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok rüşvet, yolsuzluk, liyakatsizlik her gün ortaya saçılmıyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saçılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat her olayda birileri “mağdur” olmaya devam ediyor. Çıkıp önüne gelene vatan haini, din düşmanı yaftası vuruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede bir zamanlar evinin balkonlarında tencereyle, tavayla protesto yapan ve ışıkları yakıp kapatarak karanlık mangalara kafa tutan toplum?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuşkusuz bugünkü “sinmişlik”, bir millete yapılan en büyük kötülük ve yaşatılan en büyük mağduriyettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık mangaların peşinde olduğu gerçek kara kutu, insanların yüreğindeki cesarettir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> <a href="https://bilgedunyali.com/esref-bitlisin-sehadeti-kaza-mi-suikast-mi/genel/emperyalizm/" target="_blank" rel="noopener">https://bilgedunyali.com/esref-bitlisin-sehadeti-kaza-mi-suikast-mi/genel/emperyalizm/</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">711</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gıcırtı</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/02/13/gicirti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 19:34:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 mart]]></category>
		<category><![CDATA[15 temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[bomba davası]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[fetö]]></category>
		<category><![CDATA[ihtilal]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[kontrgerilla]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[küresel çete]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet eymür]]></category>
		<category><![CDATA[memduh eren]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[vietnam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=707</guid>

					<description><![CDATA[İhtilal yapmak istediklerini kabul edenler “tanık” olarak yargılanıyorlardı. Bombalı eylemlere girişenler veya buna teşebbüs edenleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İhtilal yapmak istediklerini kabul edenler “tanık” olarak yargılanıyorlardı. Bombalı eylemlere girişenler veya buna teşebbüs edenleri de sanki karşılarında erdemli bir filozof konuşuyormuş gibi dinlediler. Kürşad’ın torunları (!) tanık olarak geldikleri yerden güle oynaya çıktılar. Bombacılar insanın ölüm hakkının gereği olarak serbest kaldılar. Sonuçta insan hakları en önemli düsturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bombalı eylemleri engelleyecek olanlar ise sanık yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yanlış anlaşılmasın, Osman Yıldırım filan geldi aklınıza ama Ergenekon’dan değil; Bomba Davası’ndan söz ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her yerde sanıklarımızın nasıl vatan haini oldukları anlatıldı. Çok tehlikeliydiler. ABD’li patronlar “milliyetçi” diyordu sanıklar için ama mahkemelerde yargılanmaları için “azılı Komünist” olmaları gerekiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanıklar azılı Komünist olduklarına göre ne olursa olsun memleket anarşiye, teröre teslim edilemezdi. Ordunun içinde yer almaları ise asla kabul edilemezdi. TSK bunlardan derhal temizlenmeliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan usulü demokrasi, sanıkların azılı komünist olmalarına bile müsamaha gösterecek kadar merhametliydi. Bunun için Zihni Paşa Köşkü hazırlandı. Daha ne olsundu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">TSK’de kurmay yarbay rütbesine kadar ulaşmış olan Talat Turhan en tehlikelilerdendi. En iyi o ağırlandı. Köşk’ün misafirlerinden Psikiyatrist Memduh Eren ise bir anayasa profesörü, bir hukuk profesörüyle köprüleri havaya uçuracaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm misafirlerin ayaklarına ve ellerine ultra demokratik zincirler takıldı ki Köşk’ü temizlemeye gelen hademelerle birlikte 87 ülkede ihtilal yapmasınlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna rağmen Memduh Eren’e entelektüel kişiliğine uygun olarak çok nazik davranıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ona birkaç şefkat tokadı atmışlardı ama adı üstünde, “şefkat tokadı”ydı bunlar. Köşk’te kaldığı ilk günler bol bol ıhlamur içirdiler. Bir gün, içtiği son ıhlamurun ardından demokrasinin bir gereği olarak önce eşi getirildi. Önce onun ırzına geçildi. Ertesi gün içtiği son ıhlamurdan sonra annesi geldi Köşk’e ve onun da ırzına geçildi ama bir sorun vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eren’in annesi yıllar önce ölmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Psikiyatrist olduğundan olsa gerek ıhlamurun içine LHD türünden meskalin katıldığını anladı. Gördüğü her şey halüsinasyondu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demokrasinin şövalyelerini yetiştiren CIA böyle şeylere “teknik sorgulama” diyordu. Modern bir zamanda yaşadığımız için işkencenin de adı, yöntemi, tekniği vs. değişmeliydi. Şövalyelerin Türkiye’deki çalışma arkadaşları her konuda olduğu gibi bu konuda da hayli çağdaş düşünceye sahipti. Teknik sorgulamayı Türkiye’ye getirip suçlu ilan ettikleri herkesin içinden geçtiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaptıkları işkencelerden dolayı aldıkları prime kendi aralarında “<strong>gıcırtı</strong>” dediler!</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Mart’ın en önemli olayı olan Bomba Davası, sözde davayı açanların büyük bir hata yaptıklarını anlamasıyla “af süreci”ne girdi. Turhan bu davada herkesi çantada keklik zannedenlerin korkulu rüyası oldu. En korkunç işkenceleri de o gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dava açanlara dedi ki: Beni ya idam edeceksiniz ya da beraat ettireceksiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle ya, Türk milletinin asırlardan beri maruz kaldığı “oldubitti”lerden biri yapılacak, masum insanlar affedilerek dolaylı yoldan suçlu ilan edileceklerdi. Hiçbir sahte belge, bombalama olaylarıyla kurulmak istenen kurgusal bağlar, iftiralar tutmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baktılar ki hukuku perişan etmelerine rağmen galip gelemiyorlar, af kanunu çıkarıp affı reddetmeyi de yasaklayarak dolaylı yoldan suçlu ilan ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Davanın apar topar bitirilmesinin sebebi ise yalnız o günün konjonktürü değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Talat Turhan, 80’den fazla ülkede karanlık işler çeviren emperyalist ABD’nin kirli sistemini mükemmel bir şekilde ifşa ediyor, adeta savunma yapmayarak mahkemeyi de cepheye dönüştürüp küresel çeteyle savaşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Turhan sayesinde “kontrgerilla” ifadesi literatüre girdi. Bu ifade yanlış anlaşılmasın, kelimenin mucidi o değildir. O sadece bunu icat edenlerin sistemini ifşa ediyordu. Yine onun sayesinde “teknik sorgulama” adı altında işkence yapanların yaptıkları işkencelerden dolayı aldıkları ikramiyeye “gıcırtı” dediklerine kadar biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçeğin belirtisi olduğu için her şeye olduğu gibi ABD’nin sistemine yalın bir şekilde bakmak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerika’yı kontrol eden, onu beyni ve vicdanı olmayan bir deve dönüştürerek ülkeleri sömürmek üzere tirana çeviren küresel çetenin sistemi aslında sanıldığı kadar karmaşık değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitim her şey olduğuna göre Amerikan tedrisatından geçen her meslekten pek çok kişi bu sisteme hizmet edecekti. Buradan Amerika’da eğitim alanları suçladığım anlamını çıkarmayın. Resmi veya resmi olmayan adlarla 80’den fazla ülkenin askerini, polisini, akademisyenini, yazarını, kabadayısını bir araya getirip karanlık okullarda yetiştiren sistemden söz ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir adamın nasıl bıçaklanacağını, başka bir adamın nasıl boğulacağını, kitlelerin nasıl birbirine kırdırılacağını öğrenen güvenlik mensuplarına bunu ülkeleri için yaptıklarını aşılayan ABD, onları kaos yaratmada etkin birer milis gibi kullanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık arttıkça hainler kahraman, kahramanlar hain olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon, Balyoz ve bu kumpasların ilk denemeleri olan Bomba Davası gibi davalarla David Galula’nın “temizlik harekâtı” dediği işi yapmak istediler. Bir ülkenin işgalini önlemeye çalışanları, işgal durumunda ülkeyi örgütleyecek olanları, ülkeyi aydınlığa taşıyacak olanları ya öldürdüler ya da Talat Turhan gibi korkunç işkencelerden geçirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemalist aydınları “komünist” diyerek öldürdüler. Kemalist subayları “komünist” diyerek attılar. Öldürülenlerin arkadaşları katil olarak gösterilirken ihraç edilenleri başkalarını ihraç eden dinsizler olarak yaftaladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mağdur olanla mağdur edenin yerini değiştiren küresel çete zihinlerde gıcırtılar yarattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">90’lara geldiğimizde yine aynı cinayetleri görüyoruz. Bu cinayetlerin ardında “teknik sorgulama” adı altında ABD’nin piyonluğunu yapanlar vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O piyonlar 2000’lerde FETÖ’nün taşeronluğunu yaptılar. FETÖ ise ABD’nin sarıklı Gladio’suydu. Ceplerdeki gıcırtılar artınca zihinlerdeki gıcırtıları artırmaya giriştiler. Türkiye için savaşan kim varsa Gladiocu ilan edildi. Mehmet Eymür gibilerin başını çektiği piyonlar Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının senaryolarını yazdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlham tabii ki ABD’den gelen gıcırtılardı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kez “temizlik harekâtı”nı başarıyla ulaştırdığını zannedenler yine korkunç işkenceler yapıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bomba Davası nasıl bombalama eylemleri veya girişimleriyle başladıysa Şemdinli Olayları ile Ergenekon kumpası başlıyor; sözde aydınlar cepleri gıcırdaya gıcırdaya, teröriste dokunana “katil”, TSK’ye “örgüt” diye yazma cüretini gösteriyorlardı. Hapishane koğuşlarından Atatürk fotoğraflarını, Türk bayraklarını indirip teröristleri erdemli birer filozof gibi dinliyorlardı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok cesurdular çünkü küresel çete sayesinde zafer kazandıklarını sanıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2013’ten sonra bir kez daha yanıldıklarını anladılar. Bu kez af da devreye giremezdi. Düne kadar Silivri’de yatanlara “darbeci” diyenler o tarihten sonra Silivri’ye selamları havada uçuşturdular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama yemezler!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hainler konuştuğunda büyük bir aşkla gözlerinin içine bakıp pür dikkat dinlemenin aşağılık duygusunu hayatlarının sonuna kadar yaşayacak olanlar, sözde darbelerin sahte belgelerini reddeden subayları mahkûm edip bombalı eylemlerini ballandıra ballandıra anlatan Osman Yıldırımları serbest bırakanlardı. Nasıl da geçmişteki kumpasçılara benziyorlardı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hafızası daima dipdiri olan Mustafa Kemal’in askerleri Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında öyle savunmalar yapıyorlardı ki her biri Oval Ofis’te Sam Amca’ya ve Princess Otel’deki ofisinde Eymür’ün başına düşüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pensilvanya ise panikteydi ve cinnet geçirmek üzereydi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dün psikiyatristlere işkence eden zihniyet bugün renk değiştirmiş olsa da sonunda dayanamadı ve 15 Temmuz’da intihar etti. Türkiye’nin geleceğini karanlığa boğmak için neredeyse asırlık emekle yaratılan bir ihanet hareketi, tek gecede ölümcül darbeyi yedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi düşen ağlamaz. İhanete düşense bol bol ağlar!</p>



<p class="wp-block-paragraph">15 Temmuz’daki kalkışmayı yürüten ekip kendine güya “Yurtta Sulh Cihanda Sulh Konseyi” diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakın, çok önemli bir noktadır burası.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zihinleri ve kalpleri kapkara olanların yaptıkları her iş de kendileri gibi olacaktır. Bomba Davası’ndan önce ve sonra kendi koltuğunun derdine düşen generallerin hiçbiri Kemalist değildi. Ancak kendilerini böyle gösteriyorlardı. Buna karşın yaptıkları veya müsaade ettikleri eylemler Kemalizm’e karşıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşı devrimciydiler yani.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi her alanda küresel çetenin sistemine eklemlemek üzere ABD tarafından yetiştirilmiş herkes; Mustafa Kemal’in yaptıklarını yok etmeye kalkacak kadar akılsız, Kemalist görünmeye çalışacak kadar ahlâksız, küresel karanlığın arkasına sığınacak kadar yüreksizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüze gelelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuzla Piyade Okulu’nda yakasına Atatürk rozeti takmayan sızıntılarla Mustafa Kemal’in yetişmekte olan teğmenleri arasında arbede yaşanmıştı. Olay mahkemelere, disiplin kurullarına taşınmıştı. Geldiğimiz son noktada bulunan çözüm her iki tarafın da ihraç edilmesinde bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa “çözüm” adı altında tasarlanan şey çoktan kurgulanmıştı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz Türk gençleri için subaylık bambaşka bir hayat, bambaşka bir meslektir. Bir aşk, bir tutkudur. Bu tutku üniformalı üniformasız her Türk gencinde en ateşli bir şekilde yaşanır. Oysa yakasına Atatürk rozeti takmayanlar birer canlı bombaydı. Sözde davaları adına Okul’a gönderilip infilak ettirildiler. Onlar kendileri için kutsal olan bir şeyi yaparlarken Mustafa Kemal’in teğmenlerine de zarar vermiş oldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bir mesajdır. Başka türlü bir bomba davasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu seferki canlı bombalarla şunu sağlamaya çalıştılar: Harp okullarından Atatürk’ü silmeye çalışırken hocaları, öğrencileri, velileri baskı altına almak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu olayı asla ve asla “bir sağdan, bir soldan” zihniyetiyle özdeşleştirmeyiniz. Türk gençlerinin birbirine kırdırılmasıyla canlı bombaların zihinsel anlamdaki intihar eylemleri aynı şey olamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkatinizi çekerim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan’da Atatürk’süz cumhuriyet kutlamaya kalkanlar bugün de Atatürk’süz harp okulları yaratmaya çalışıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve şimdiden Atatürk’süz yeminler tasarlıyorlar!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milletinin zihnindeki gıcırtı mutlaka ama mutlaka bitecektir. Bu, kaçınılmazdır. Yalnız şunu biliyorum ki ulusal uyanışın ilk zamanlarında; bu ülkede kanına girilen, geleceği çalınan, ekmeği elinden alınan ama her şeye rağmen umudunu, mücadele azmini yitirmeyen herkesin hatırası için bir pişmanlık ve utanma duygusu yaşanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve son olarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu topraklara çok hain gömülmüştür. İhanet yoktur ki cezasız kalsın. Ne var ki başarıya ulaşamayacağı hâlde kendi vatanına ihanet edenlerin çaldığı her saniyemiz için kahrolmamak elde değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ölüp bin dirilen Talat Turhanlara, Eşref Bitlislere, Cem Erseverlere selam olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT: </strong>Ön izlemedeki fotoğraf, Vietnam’daki Yeşil Bereliler ve onların yetiştirdiği Vietnam Özel Kuvvetleri mensupların aittir. “Yeşil Bereliler”in bir kısmı Vietnam Savaşı sırasında berelerini çıkarıp halkın arasına karıştılar. Yetiştirdikleri Vietnamlı Özel Kuvvetler mensuplarıyla birlikte birçok suikast, yaralama, bombalama faaliyeti gerçekleştirdiler. Tabii ki Amerikan işgaline direnenlere karşıydı tüm bunlar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">707</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hilmi Gelirse Rahat Ederiz &#8211; V</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/26/hilmi-gelirse-rahat-ederiz-v/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 May 2022 16:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mahir kaynaj]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet baransu]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet eymür]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel ajan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik harp]]></category>
		<category><![CDATA[tetikçi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yasemin çongar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=293</guid>

					<description><![CDATA[Yalan ve iftira üretmeye gelince dillerden düşürülmeyip gerçekler ortaya çıkınca göz önünden çektirilenler vardır. “Cesur [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yalan ve iftira üretmeye gelince dillerden düşürülmeyip gerçekler ortaya çıkınca göz önünden çektirilenler vardır. “Cesur gazeteci” Yasemin Çongar bunlardan biridir. “Taraf” adlı paçavranın en önemli ismi Çongar’dı. Birçok insanın hayatını kararttılar, insanların hayatlarından yıllarını çaldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Merd-i Kıptî şecaat arz ederken sirkatin söyler” misali bu hırsızlıkları “cesur gazeteci” palavrasıyla taltif ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanların hayatından çalmak bu kadar kolay mı? Komplo üretmek, devlet sırlarını çalmak, devlete suç örgütü muamelesi yapmak, şehitlere ve gazilere hakaret etmek bu kadar kolay mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette değil ama vatan sevgisinden nasiplenmemiş olanlar için bunlar “profesyonel” işlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisinin talihi Milliyet ve CNN Türk’te Washington muhabiri olunca değişmiştir. Tabi birçok muhabir oralarda görev yapmıştır ama onun talihi aşk hayatında gülmüştür. “Yabancı hizmet subayı”, CIA görevlisi Chris Mason ile evlenince tam bir profesyonel olmuştur. Chris Mason aynı zamanda RAND Co.’da dersler vermiştir. 2006’da yaptığı bu evlilikten sonra 2007’de Türkiye’ye dönerek Taraf’a katıldı. 2013 yılında Hasan Cemal ve Ahmet Altan’la birlikte Punto24 Bağımsız Gazetecilik Platformu’nu kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraf’ın bazı manşetlerini hatırlatmadan önce kendisinin Standart-MORI adlı stratejik araştırma ve planlama şirketinde çalıştığını belirtmek istiyorum. Bu şirketin varlığı ve faaliyetleri benim için şüphelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirket 1987’de Selim Oktar tarafından kurulmuştur. O zamanki adı Stratejik Araştırma ve Planlama Şirketi’dir. Şirket, 1994’te İngiliz araştırma şirketi MORI ile ortak olmuştur. Şirketin kurucusu Selim Oktar, 1997 yılında Gülçin Telci’nin Hürriyet’teki “Sudan Ucuz” yazısına konu olan bir olayın içinde yer almıştır. Yazı Hürriyet arşivlerinde aynen durmaktadır. Oktar, şaibeli bir şirket alımına karışmış bir kimsedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çongar’ın stratejik araştırma şirketinde görev alması, eşinin aynı alanda hizmet veren CIA şirketi RAND Co.’daki geçmişi ve Taraf gazetesinin operasyonel görevi tesadüf müdür? İşte bu nedenle Strateji-MORI şirketinden şüphe ettiğimi yazdım. Ayrıca bir şirket kurup çeşitli kuruluşlara danışmanlık hizmeti üstünden yön vermek ve bundan para kazanmak her açıdan çok iyi bir kazanç olsa gerektir. Diğer yandan ülkemiz açısından kazanç göremediğimi ifade etmeliyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraf’ın manşetlerine, Çongar’ın, eşinin CIA görevlisi olduğuna dair yazı yazan Oray Eğin’e verdiği sözde cevapla girmek isterim. Çongar, Eğin’in yazdıklarına karşı bir söyleşisinde aynen şu cevabı veriyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“CV’sinde CIA ajanı yazan bir ajan olabilir mi gerçekten? Ajan olduğu bilinen bir ajan olabilir mi? Merhaba ben Chris, CIA ajanıyım&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çongar ve avanesi darbe günlüklerinin olabileceğine inanıyorlar. Türkiye’nin en zeki askerlerinden rahmetli Özden Örnek’in darbe günlüğü tutuyor, diye yaygara koparabilirler&#8230; Bu normal&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Merhaba sevgili günlük, bugün darbe planlarımıza devam ettik. Aklıma çok güzel bir fikir geldi. Darbe başarılı olursa Yasemin’i eşinden boşayıp Somali’nin İshak kabilesinden biriyle evlendireceğiz. Böylece demokrasiye büyük bir darbe vurmuş olacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Eşim CIA ajanı olsa bunu ben de bilemezdim” diyen Çongar’ın, “Eşime sordum, CIA ajanı değilmiş, RAND’ın kapısından içeri girmemiş” dediğini de hatırlatıp geçmişe sünger çekmeye başlayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraf gazetesinden bazı manşetler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Görüntüler Çok Net: Bombalananlar Köylü</strong>” (Uludere haberi, 16 Şubat 2012)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Jandarma, Ogün’ü El Üstünde Tutardı</strong>” (Hrant Dink cinayetiyle ilgili haberi, 2 Mart 2012)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Orduları Sanık Paşaları Tanık</strong>” (Sözde Balyoz planıyla ilgili haberi, 3 Mart 2012)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Fatih Cami Bombalanacaktı</strong>” (Sözde 2003 yılında planlanan bir darbe planıyla ilgili haberi, 20 Ocak 2010)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Askerî Vesayete En Ağır Balyoz</strong>” (Balyoz kumpasıyla ilgili haberi, 23 Şubat 2010)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Üstü Cumhuriyet Altı Ergenekon</strong>” (Ergenekon kumpasıyla ilgili haberi, 10 Ocak 2009)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>AKP ve Gülen’i Bitirme Planı</strong>” (AKP ve Gülen’in şeriat planlarına karşı Genelkurmay’ın tavrıyla ilgili haberi, 12 Haziran 2009)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Kod Adı Kafes</strong>” (Sözde Kafes Eylem Planı ile ilgili haberi. Dolaylı yoldan TSK’nin gayrımüslimleri vurup Müslümanları suçlayacağı iddia ediliyor. 29 Kasım 2009)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>1923’te Kuruldu 2008’de Arınıyor</strong>” (Yorum yok. 26 Temmuz 2008)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Tehdidi Bırak Hesap Ver</strong>” (Aktütün baskınıyla ilgili haberi, 16 Ekim 2008)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Punto24’ün internet sitesinde bir ifade var: “Gazetecilik suç değildir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazetecilik ajanlık mıdır? Gazeteler psikolojik harp merkezleri midir? Mehmet Baransu gibilerin devlet sırlarını çantalara koyup örgütlü suç belgesi diye mahkeme salonlarına getirmesi kahramanlık mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon ve Balyoz’da saçma ve ahmakça şeyler yapılsa da uygulayıcıları kendilerine profesyonel dedikleri için bunları yazıyorum. Bu yazı dizisi boyunca unutmadıklarımızın küçük bir kısmını yazdım. Size son bir profesyonellik örneğinden daha bahsedeceğim. Bu sefer ki profesyonel, Merve Kavakçı’dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merve Safa Kavakçı, 90’lı yıllarda Abdullah Gül’ün danışmanıydı. Refah Partisi’nin kurucu genel başkanı olan Ahmet Tekdal’ın kızı Ayşenur Tekdal, 20 Nisan 1999’da yapılacak seçimlerde İstanbul 2. bölgeden milletvekili adayıydı. Yani seçilmesi neredeyse garantiydi. Ne var ki kendisinin adaylığı Ankara’ya kaydırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki türbanlı hanımdan Ayşenur Tekdal’ın yerinin Merve Safa Kavakçı’ya bırakılması gerekiyordu çünkü iki türbanlı hanımdan Kavakçı ABD vatandaşı olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca kara propaganda yapıldı: “Türkiye onu kabul edemedi ve o da özgür olduğu ABD’ye gidip vatandaş oldu” şeklinde&#8230; Bu bile ABD’nin din hürriyeti politikasının uygulanmasından ibaret bir propagandadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa Kavakçı 5 Mart 1999’da şövalye yemini ederek ABD vatandaşı olmuştu bile&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ailecek ABD’yi pek severler ki aile reisi Yusuf Ziya Kavakçı da ABD’deki birtakım FETÖ’cüler tarafından pek hürmet görmekteydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca “Türban düşmanı Türk devleti” ve “Türban düşmanı Türk ordusu” kara propagandası işte Kavakçı aracılığıyla TBMM’de gerçekleştirilen profesyonel bir operasyonla zihinlere kesin olarak yerleştirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özkök’ü getiren organizasyon, kumpasları kurup organize eden organizasyon, Kavakçıları da ailecek ödüllendirmekte epey cömert davrandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Liste her yazıda uzadıkça uzadı&#8230; Adnan Tanrıverdi, Nevzat Tarhan ve SADAT; Yasemin Çongar, Hasan Cemal, Ahmet Altan ve Taraf; Mahir Kaynak, Mehmet Eymür ve MİT’teki Çerkezler; Kavakçı ailesi ve daha niceleri&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu TSK olunca milyonların kalbi şanlı Türk ordusuyladır ve milyonlar Ebedî Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün izindedir. Çoğunluğa hükmetmeye kalkan Türk ve Atatürk düşmanları ise her zaman onun karşısındadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzyılların değiştirmediği ve değiştirmeyeceği nokta ise Türk ordusunun karşısına çıkanların yaşamaktan kaçamayacakları mutlak sondur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">293</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hilmi Gelirse Rahat Ederiz &#8211; I</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/22/hilmi-gelirse-rahat-ederiz-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 May 2022 16:01:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[genelkurmay başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[hilmi özkök]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet eymür]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[şamil tayyar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=280</guid>

					<description><![CDATA[Bir millet için olmazsa olmazlardan biri millî hafızadır. Hafızası güçlü olmayan bir milleti aldatmak çok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir millet için olmazsa olmazlardan biri millî hafızadır. Hafızası güçlü olmayan bir milleti aldatmak çok kolaydır. Hafızasız bir insanı her gün başka bir kimlikle aldatmak mümkündür. Bununla beraber kimileri hafızasız değildir, hafızasını yitirmiş gibi davranmaktadır çünkü işlerine böyle gelmektedir. Hataları, gafletleri olan kimseler mış gibi yapmayı severler. Kimi ortaya çıkan gerçekleri görmezden gelir, kimi bu gerçekleri savunmuş gibi yapar. Nihayetinde hafızası güçlü olanlara kimse yalan söyleyemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela siyasî iktidarın “Millî orduya kumpas kuruldu” beyanını unutmuş değiliz. Bu nedenle yazılarımda pek çok soru sormayı tercih ediyorum. Bu yazımda da bazı soruları soracağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millî orduya kumpas kurulduysa bu kumpasta etkin görev alanlar neden elini kolunu sallayarak rahatça geziyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan Tanrıverdi’nin Hilmi Özkök’e mektubu ifşa oldu. Tanrıverdi, cumhurbaşkanına başdanışmanlık yaptı, güvenlik politikalarıyla ilgili bilirkişilerden oldu. Özkök ise Urla’da emekliliğin tadını çıkarıyor. Diğer yandan Kozmik Oda’ya girilmesinde kilit rolü olan Bülent Arınç da devletin sözde bilirkişilerinden olmuştu.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koskoca orduya kumpas kurmak bu kadar kolay mı? Devletin mahremine saldırmak bu kadar kolay mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunları unutmak her şeyden zor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakın Tanrıverdi, daha 2006 yılında Özkök’e neler yazmış (Aytunç Erkin’in Sözcü’deki yazısından alıntıdır):</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ülkemizde garip şeyler oluyor. Sap samana karışmış durumda. Milletin refahı ve devletin bekâsı için güvenli ortamın sağlanması ile görevli silahlı kuvvetlerimizin mensupları ve emeklileri; huzura, güvene ve istikrara darbe indirmek üzere teşkil edildiği anlaşılan çeteler oluşturuyorlar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu paragraf bir suç itirafıdır. Tanrıverdi bu cümlelerle SADAT’ı tarif etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“&#8230;Sayın Genelkurmay Başkanım&#8230; Disiplinsizler (TSK’den) atıldığına göre, çeteleri kuranlar disiplinliler mi oluyor? Silahlı kuvvetlerin tepesindekiler siyaset yapar da genç kadrolar yapmaz mı? Genç kadrolarda çeteleşme olur da onların komutanlarında ve üst kadrolarında çeteleşme olmaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada ise iki nokta vardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1-Tanrıverdi, Hilmi Özkök’ün aklına fitne fesat tohumları ekiyor. Tabii o tohumların o toprakta tuttuğunu tekrar hatırlayacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2-Bugünlerde TSK’yi yeniden şekillendiriyoruz, diyebilecek kadar pervasız bir adamın kumpas davalarındaki rolü ifşa olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk yargısı bunların hesabını sormayacak mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">O tohumlar o toprakta tuttu, diye yazdım. Yıllar sonra okuduğumuz bir haber:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ergenekon davası kapsamında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür ve AK Parti Gaziantep Milletvekili gazeteci Şamil Tayyar’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi ile gizli tanığın dinlenilmesi kararlaştırıldı.” AA, “<strong>Tanık Sıfatıyla İfade Verecekler</strong>” başlıklı haber, 26.07.2012</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski bir orgeneral, üstelik Genelkurmay başkanı olarak görev yapmış. Emekli bir istihbaratçı, üstelik Kontrterör Dairesi’nde başkanlık yapmış. Bir milletvekili&#8230; Yazdığı bütün kitaplar kumpas davalarının tetikçiliği üzerine. Bir tek kişi gidip sormuyor, demiyor ki “Sen bir milletvekili olarak bu kumpaslarda nasıl bir rol üstlendin?” Sormak bir yana bilirkişi yaptılar onu da&#8230; Çok iyi biliyorum ki bugün birisi “Aslında Ergenekon var” dese sevinçle karşılayacak ilk kişilerdendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genelkurmay başkanlığı yapmış bir adam, nasıl olur da bölücü terör örgütü mensuplarının gizli tanık olduğu bir davada tanıklık yapar? Bir insan böyle bir şeyi nasıl kabul eder?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların soruşturulması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben bir hatırlatma yapıp yazımı noktalayayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nazlı Ilıcak’ın eski eşi, AKP’nin eski Milletvekili Emin Şirin, Nazlı Ilıcak’la beraber gittikleri ABD gezisinde FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le görüştürülmüşlerdi. Şirin, Hilmi Özkök’le ilgili şunu anlatmıştı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kahvaltı ederken Nazlı Hanım dedi ki ‘Hocam sizin istihbarat kaynaklarınız kuvvetli, biz bu askerin vesayetinden ne zaman kurtuluruz?’</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fetullah Hoca da ona cevaben ‘Eğer Hilmi Özkök Genelkurmay başkanı olursa rahat ederiz’ dedi. Durmadı Nazlı Hanım bir soru daha sordu ‘Bundan nasıl emin olabiliyorsunuz?’</p>



<p class="wp-block-paragraph">FETO (Haber kaynağında böyle yazıyor) ona cevaben ‘Onun albay olmasına bile şaşırmıştım’ dedi. Yani albay olmaması gerekirdi, atılması gerekirdi.’”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günlerde ABD ve AB yetkilileri birbiri ardınca TSK’den rahatsızlıklarını dile getiriyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eskinin tetikçileri de ABD’ye gidip hocaefendileriyle orduyu nasıl bitiririz, diye konuşuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hilmi Özkök ise “O zaman Fetullahçı olmak suç değildi, o yüzden atamadık” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılan o ki Özkök hızını alamamış, görev sonrası bile tanıklık yapmaya devam etmiş&#8230; Şimdi de Urla’da emekliliğin (?) tadını çıkarıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">280</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
