<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>kudüs &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/kudus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jun 2025 13:17:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>kudüs &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Siyonist Terör: IRGUN&#8217;dan Likud&#8217;a</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/06/20/siyonist-teror-irgundan-likuda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 13:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[haganah]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[IRGUN]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[Jabotinsky]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[nazizm]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1270</guid>

					<description><![CDATA[Siyonist Terör: IRGUN’dan Likud’a Daha önce yazdığımız bir etimolojiyi tekrar aktararak konumuza giriş yapalım. “Terör” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><strong>Siyonist Terör: IRGUN’dan Likud’a</strong></p>



<p>Daha önce yazdığımız bir etimolojiyi tekrar aktararak konumuza giriş yapalım.</p>



<p>“Terör” kelimesinin kökeni Latince “terrere”ye dayanır. “Terrere” sözcüğü “korkutmak, dehşete düşürmek, tedirgin etmek, dehşetle caydırmak” gibi anlamlara gelir.</p>



<p>Teröristin amacı sadece korku yoluyla sindirmek, moral bozmak değildir. Korku, insanın hayatta kalma mekanizması olduğu kadar duygudur da. Dolayısıyla korku duygusu, insanı yöneten duygulardan biridir.</p>



<p>Dehşete düşmüş bir toplumda aklıselim aranmayacağı için bölünmüşlük, telaş, dolayısıyla da kaos vardır.</p>



<p>Böyle bir toplum her türlü komploya müsaittir.</p>



<p>Demek ki bir terör örgütünün herhangi bir ülkeye gerçekleştirdiği saldırılardan bir müddet sonra insanların karşısına dikilmek, onlara “Yakın zamanda şehit verdik.”, “Terör var, eğlenmeyin.” gibi ifadelerle telkinde bulunmak doğru değildir.</p>



<p>Terör, huzursuzluk yaratmak ister. Asker, insanları mutlu yaşayabilsin diye hayatını feda eder. Askere vefa gösterildiği sürece yaşamı devam ettirmek de esasında terörle mücadelenin bir parçasını oluşturur.</p>



<p>İsrail’in kuruluşundaki terörü çok az biliriz. O terörün İsrail’in iktidar partisi Likud’un temellerini oluşturduğunu, Netanyahu ve benzerlerinin uyguladığı siyasetin hamasi olarak değil gerçekten terör siyaseti olduğunu ise çok daha az biliriz.</p>



<p>Oysa bu siyasetin ve İsrail’in temelinde IRGUN (Tsava-Leumi / Ulusal Askeri Örgüt) olarak bilinen terör örgütü vardır. Her ne kadar Haganah gibi örgütler de olsa IRGUN’un daha önemli olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p>Burada biraz eskiye gidelim.</p>



<p>Günümüzdeki en yararsız tartışmalardan birinin, sanki bugünün meselesiymiş gibi “Abdülhamid-İttihat ve Terakki” tartışmaları olduğunu yazmıştık. Elbette tarihin bir meselesi olarak ele alınması başkadır ancak tam bir hastalığa dönen bu tartışmalar kişilerin ve görüşlerin sembolleştirilmesini de geçti. Tam bir fesata dönüştü.</p>



<p>Kimisi Abdülhamid’i kimisi İttihatçıları Siyonistlerle hareket etmekle suçluyor. İnternet ortamında Mustafa Kemal de dahil olmak üzere pek çok tarihi şahsiyetle ilgili uydurulmuş bilgiler, sözde kitap görselleri, çarpıtılmış bilgiler yer alıyor. Bu paylaşımlar üzerinden toplum bölünüyor. Bu yalanlara inananlar fanatik derecede kendi devletlerine düşman oluyorlar ama devleti, milleti korumak davasında olduklarını zannediyorlar. Kandırılmışlık psikolojisi içerisine giriyorlar.</p>



<p>Siyonizm’in tarihi gelişimini göz önüne almadan konuşmak yanlıştır.</p>



<p>Yahudiler Osmanlı topraklarında Avrupa ve Rusya’ya göre daha iyi şartlarda yaşadılar. Bu nedenle ilk Siyonistlerin önemli bir bölümü Türk düşmanı olmadığı gibi İsrail devletinin kurulması konusunda tam anlamıyla hemfikir değillerdi.</p>



<p>Aslen Odessalı bir Yahudi olan Zeev Jabotinsky ise Türk düşmanıydı. İsrail devletinin kurulması gerektiğine inanıyordu. İngilizlerle yakınlaştı, onlara yaklaşabilmek için de Yahudi katliamı yapan Rusya’ya kinini erteledi. Osmanlı’yı düşman belledi.</p>



<p>Türkiye’de Dr. Nazım Bey gibi isimlerle görüştü. Beklediği desteği alamadı. Osmanlı ve Almanya ise Siyonist gücü elinde tutmaya çalışıyordu. Siyonistler Osmanlı yönetimiyle görüşmeler, pazarlıklar yapsa da İsrail devletinin kurulması konusunda İngilizler istekliydi. Evanjelist siyasetçileri olan İngilizler, Jabotinsky ve yoldaşlarıyla beraber Yahudi lobisini büyük ölçüde kendilerine çektiler.</p>



<p>Tam bir istihbarat servisi işi olarak öne sürülüp durulan Moiz Kohen, Yahudi İttihatçı, pazarlıkçı Abdülhamit söylemlerinin altında Siyonist komplosu yatar. Cahilce yapılan propagandalara karşı gerçekte Munis Tekinalp’in Yahudi olduğu bilinirdi, Osmanlı delegesi olarak Dünya Siyonist Kongresine katılmıştır.</p>



<p>İttihatçıların arasında Yahudiler olması normaldir çünkü bunlar Osmanlı tebaasıydı, Osmanlı bir imparatorluktu, üstelik Türk çocukları savaştan savaşa giderken zenginleşip aydın kimseler haline gelenler de bunlardı.</p>



<p>Abdülhamit zamanında Kudüs’e ciddi bir Yahudi göçü olduğu, Rothschildlerin bu işlerdeki rolü gerçektir. Ancak eğer Jabotinsky’nin ve İngilizlerin Türk karşıtı propagandası olmasaydı belki I. Dünya Savaşı’nın seyri daha başka olacaktı.</p>



<p>Sosyal medyanın en büyük propagandalarından biri, Türkler ve Yahudilerin savaşmadığı yalanıdır. Bu yalan hem tarihi okuyup analiz etmeyen hem de hiç okumayanların ortak iddialarından birisidir.</p>



<p>Yahudiler neredeyse 2000 yıl boyunca kendileri için savaşmadılar, bu bir.</p>



<p>2000 yıl sonra Yahudi’nin Yahudi’yle omuz omuza savaştığı savaş Çanakkale’dir, bu iki. Siyon Katır Bölüğü nakliyecilik hizmeti gördüğü bu cephede savaşmış, tecrübe elde etmiştir.</p>



<p>Kudüs’ün bizden alınmasında Rus ve İngiliz Yahudilerinden oluşan Tüfekçi Alayı büyük rol oynamıştır, bu da üç.</p>



<p>Devletler birbirleriyle bütün savaşlarını açıktan yapmazlar. Yahudi toplumu tüm dünyada fesatçı bir kavim olarak bilinir. Yaşadıkları çok dramatik olaylar olduğu doğrudur, anti-Semitizm’in Siyonizm’i fazlasıyla beslediği daha doğrudur. Siyonizm’in Yahudilerin başına çok iş açtığı, yaşanan felaketlerin Yahudileri kamuflaj ustası yaptığı bir başka doğrudur.</p>



<p>İngilizler Siyonistlere bir devlet vermiştir ama Siyonistler İngilizleri o devletin topraklarında istmemiştir. Tamamen bağımsız olabilmek için Haganah, IRGUN gibi terör örgütleri kurdular. İngilizlere karşı terör faaliyetleri uyguladılar.</p>



<p>Bu terör faaliyetlerinden ötürü asılanlardan biri Kürt Yahudisi Moshe Barazani (Barzani) idi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="205" height="310" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani.jpg" alt="" class="wp-image-1272" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani.jpg 205w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani-198x300.jpg 198w" sizes="(max-width: 205px) 100vw, 205px" /></figure>



<p>Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gündeme gelen konulardan birisi Nazilerdi. Pek çokları için Zelensky’nin Yahudi olması nedeniyle Ukrayna tarafında ırkçı faaliyetlerin bulunması mümkün değildi.</p>



<p>Oysa iki tarafta da Nazizm ideolojisine mensup gruplar ve bu grupların kullandığı semboller vardı.</p>



<p>Ancak esas mesele şudur: Zelensky’nin ya da bir başkasının Yahudi olması o kişinin Nazi ideolojisine sahip olmasının önünde engel değildir.</p>



<p>Nazi Almanya’sı kurulmadan hemen önce ve Nazi iktidarının kurulduğu yıllarda Aryanist teoriyi savunan, Yahudilikten nefret eden, Yahudilerin en büyük sorunu olarak Yahudiliği görenler vardı. Bunda Avrupa aydınlanmasının temelinde Helenlerin olduğu inancının payı büyüktür. Çeşitli Yahudi yazarlara göre Yahudi dini ve kültürü Helenlerden aşırmaydı.</p>



<p>Bu konuya değinmemizin sebebine gelince&#8230;</p>



<p>IRGUN başta olmak üzere pek çok Siyonist oluşum, İsrailli veya dünyanın başka yerlerinden Yahudiler tarafından ciddi tepki görüyorsa bunun tek sebebi Yahudilerin tehlikeye atıldığı terör siyaseti değildir.</p>



<p>Bu tip Siyonistler aynı zamanda Nazilikle de suçlanmıştır ki bu da sadece ırkçı olmaları yönünden bir benzetme değildir.</p>



<p>Buyrun, Jabotinsky ve Mussoli’nin birlikte çekilmiş bir fotoğrafı:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="678" height="455" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky.jpg" alt="" class="wp-image-1271" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky.jpg 678w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure>



<p>Mussoli’nin sonradan hangi yöne gittiği önemli değildir. Onları hangi şartların bir araya getirdiği önemlidir. IRGUN gibi bir örgütün kurulmasını bu fotoğraf çok güzel anlatıyor.</p>



<p>Şimdi daha önce yazdığımız bir konuyu hatırlatalım.</p>



<p>Jimmy Carter döneminde ABD’nin baskısıyla İsrail, Filistin’le barış masasına oturdu. 1977 yılında IRGUN’un siyasi kanadı ve Netanyahu’nun da partisi olan Likud iktidara geldi. Likud’un başında Yahudilerin bir kısmının da terörist dediği IRGUN mensubu Menachem Begin vardı.</p>



<p>Siyonistler mızıkçılık yapsa da Carter kararlıydı.</p>



<p>Ne var ki ABD’nin bu girişimine karşılık Amerika ve Orta Doğu’daki Siyonist lobi harekete geçti. Petrol fiyatları kontrolden çıktı, Amerika’da Carter’ın üstündeki baskılar arttı. İran’da bir İslam Devrimi gerçekleşti, Amerikan elçiliği Filistin’in de dile getirildiği sloganların atıldığı bir baskınla basıldı, Amerikalı diplomatlar rehin alındı.</p>



<p>Ta ki Ronald Reagan başkan seçilene kadar. Onun yemin ettiği gün, rehine krizi de sona erdi.</p>



<p>O yıllara kadar Sosyalizm’in daha güçlü olduğu Filistin direnişinde kontrol köktenci İslamcılara geçmeye başladı. Enver Sedat bir terör saldırısıyla öldürüldü. Cinayetin faili, köktenci bir Filistinli idi.</p>



<p>77’de aşırı sağcı Likud iktidarı, aynı tarihlerde Filistin’in radikalleşmesi, 79’da İran İslam Devrimi, Türkiye’de gerçekleşen ve bir geçiş süreci olan Türk-İslam sentezinin İslamcılığa dönüştürüldüğü 80’darbesi&#8230;</p>



<p>Bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını anlamamız gereken bir zamandayız.</p>



<p>İsrail’de bugün Likud iktidardır. Likud öteden beri terör siyasetinden yanadır. Netanyahu siyasi kariyeri boyunca &#8220;İran, nükleer üretmeye çok yakın.” diyen bir teröristtir. Maksadı ise kendi hastalıklı hayallerini gölgelemek, dikkati başka noktalara çevirmektir.</p>



<p>Her zaman olduğu gibi saldırıyor, sonra dönüp ABD’ye bakıyor.</p>



<p>1973’teki Yom Kippur Savaşı’nda ne oldu?</p>



<p>İsrail yenilmek üzereydi. Tıpkı bugün olduğu gibi o gün de ABD tarafından hava desteği sağlanmasaydı Siyonist lobi ağır darbe alacaktı. Ancak Nickel Grass Operasyonu ile İsrail kurtarıldı.</p>



<p>Şimdi birtakım İsrailli gazeteciler, “Yarı finalde İran vardı, yendik. Finalde Türkiye var.” diyorlar.</p>



<p>O meşhur sözü değiştirelim&#8230;</p>



<p>Özgürlüğümüze, insanlığımıza, namusumuz olan vatanımıza göz diken hiçbir Siyonist, filmin sonunu göremez.</p>



<p>Bir mucize olmazsa ya da büyük dünya liderlerimizden biri (!) sahte çıkışlarından birini yapıp Netanyahu’ya yine artı puan kazandırmazsa İsrail’deki iktidarın çöküşü yakındır.</p>



<p>Gerçi hoş&#8230;</p>



<p>İkisinin de elinde puanı kalmadı.</p>



<p>Türk milletine mensup olmakla gurur duyan tüm samimi vatanseverlerin birlik olma, birbirini gerçekten sevme, birbirine destek olma zamanıdır.</p>



<p>İyi şeylerin zamanı geçmez.</p>



<p>Unutmayalım.</p>



<p>Karanlığı daha da karartmak kolaydır. Mesele içindeki umut, sevgi ve cesaretle karanlığı aydınlatmaktır.</p>



<p>Bu da bizim Mustafa Kemal’e, onun emanetine canımızdan aziz borcumuzdur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1270</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Moşiyah&#8217;ın Tünelinde Gezinti</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/01/18/mosiyahin-tunelinde-gezinti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jan 2024 19:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[adnan oktar]]></category>
		<category><![CDATA[chabad]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[epstein]]></category>
		<category><![CDATA[fanatizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[luboviç]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[mesih]]></category>
		<category><![CDATA[milei]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[netanyahu]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni dünya düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[zelenski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=678</guid>

					<description><![CDATA[2 Nisan 1982’de Arjantin Cumhurbaşkanı Leopoldo Galtieri, ordunun, İngiltere’nin kontrolündeki Falkland Adaları’na çıkarma yaptığını duyurdu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2 Nisan 1982’de Arjantin Cumhurbaşkanı Leopoldo Galtieri, ordunun, İngiltere’nin kontrolündeki Falkland Adaları’na çıkarma yaptığını duyurdu. Radyonun veya televizyonun başında bu haberi duyan küçük çocuk, kulaklarına inanamadı.</p>



<p>Konu hakkındaki fikrini çekinmeden anne ve babasına anlattı. Ona göre, Arjantin’in burnunun dibindeki Falkland Adaları’nı almak tam anlamıyla çılgınlıktı.</p>



<p>11 yaşındaki çocuğun babası öfke krizine girdi. Mutfağın her yerinde çocuğu kovaladı. Yakaladığı her yerde tekme ve yumrukla saldırdı.</p>



<p>2 Nisan 1982’de başlayan dayak sürekli devam etti. Arjantin’in “El Loco” (Deli) lakaplı yeni başkanı Javier Milei böyle bir ortamda büyüdü.</p>



<p>Babasının onu sürekli dövmesi nedeniyle korkuyu yendiğini söylese de bu dayağın ona kazandırdığı ilk şey “devlet düşmanlığı” olmalıdır.</p>



<p>Milei seçim sırasında aynen şöyle diyordu: “Devleti bir düşman olarak görüyorum. Liberalizm insanları hükümdar baskısından kurtarmak için yaratılmıştır.”</p>



<p>Kendisini anarko kapitalist olarak tanımladı.</p>



<p>Şimdi gelelim esas konuya.</p>



<p>Javier Milei seçimi kazanır kazanmaz Buenos Aires’teki Balvanera semtinde bulunan sinagoga gitti. Haham David Pinto’dan kutsama duasını kaptı! Başında kipasıyla ayine katılan Milei’nin yanındaki kişi de her zaman en büyük destekçisi olan kız kardeşiydi.</p>



<p>Yıllar önce en büyük arzusunu, “Yahudiliğe geçmek ve Arjantin’in ilk Yahudi cumhurbaşkanı olmak.” şeklinde açıklamıştı.</p>



<p>Bu konuda bir ilk olur mu bilinmez ama Yahudi Zelenski kendisinden önce Ukrayna’da seçildiği için soytarılık maskeli ilk faşist olamadı!</p>



<p>Gel gelelim ortak özellikleri ilginçtir.</p>



<p>Yahudi Zelenski’nin ateşe attığı Ukrayna, Batı’nın dilencisi oldu. Yahudilerin soytarısı Milei ise 2023’ün Aralık ayında %54 devalüasyonla doları 800 pesoya çıkardı. Arjantin’in IMF’ye 40 milyar dolar civarı borcu olduğu biliniyor.</p>



<p>Şimdi yavaş yavaş kuyuya ipi sarkıtalım.</p>



<p>Milei’nin ilk ziyaret ettiği yerlerden biri de ABD oldu. Eski ABD başkanlarından Clinton’la oturup yemek yedi.</p>



<p>Epstein dosyasında ve birçok cinayette adı geçen Clinton&#8230;</p>



<p>Ama daha önemli bir nokta var!</p>



<p>Milei’nin New York’a iner inmez ziyaret ettiği ilk yer, Chabad-Lubaviç örgütünün son hahamı Menahem Mendel Schneerson’un mezarı oldu!</p>



<p>Chabad-Lubaviç, eski Sovyet coğrafyasından ABD’ye kadar geniş bir ağa sahip olan fanatik Yahudilerin örgütüdür. Hasidik bir harekettir, hayat tarzları Orta Çağ düzeninde kalmıştır. İlk olarak Rusya’da faaliyet gösteren örgüt, SSCB tarafından baskı altına alınınca ABD’ye yerleşmiştir.</p>



<p>Moşiyah (mesih) inancına sıkı sıkıya bağlıdırlar.</p>



<p>İşte Schneerson’u önemli yapan noktalardan biri budur. Bir önceki yüzyılın en güçlü isimlerinden olan Schneerson kimilerine göre beklenen moşiyahtır. Yahudilerin bir kısmı Schneerson’un öldüğünü reddeder veya geri döneceğine inanır. Kimilerine göre ise Schneerson sadece bir müjdecidir.</p>



<p>Netanyahu’nun ise akıl hocasıdır!</p>



<p>1984 yılında, mazlum (!) İsrail’in BM’deki temsilcisi Benjamin Netanyahu’ydu. Netanyahu New York’ta bulunduğu bir sırada moşiyah veya moşiyah müjdecisi olan Schneerson’un kendisini beklediğini öğrendi.</p>



<p>“Tamam” dedi, “gidelim.”</p>



<p>Netanyahu’nun kendi anlattığına göre Schneerson’un yanına gittikleri zaman bu tuhaf adam eline aldığı Yahudi kutsal metinleriyle ve kendisi gibi 80 yaşlarında olan kayınbiraderiyle odanın ortasında dualar ederek dans etmeye başladı.</p>



<p>Moşiyah hem Netanyahu’yu kutsuyor hem de İsrail için dua ediyordu.</p>



<p>Aradan dört yıl geçti ve 1988’de tekrar buluştular. Bu buluşma görüntülü olarak kayıt altına alındı. Youtube bağlantısını yazının sonunda bulabileceksiniz.</p>



<p>Schneerson açıkça Netanyahu’dan İsrail’in daha fazla din devleti olması gerektiğini söylüyor, moşiyahın ancak böyle geleceğini buyuruyordu. Netanyahu ise ellerinden geleni yaptıklarını bildiriyor.</p>



<p>Daha fazla din devleti olmak&#8230;</p>



<p>Chabad’ın dilinde bu, daha fazla kan dökülmesi demektir. Siyonist Yahudiler bu mirası tarihten alırlar. Babil Talmud’undan beri “Yahudi olmayan biri Yahudi’yi öldürürse cezalandırılmalıdır. Yahudi, Yahudi olmayanı (goyim) öldürürse cezadan muaftır.” der.</p>



<p>Ve Schneerson’un bir kehaneti doğru çıktı: Netanyahu tıpkı Chabad liderinin dediği gibi kan denizinde yıkanacaktı.</p>



<p>Tabii onlara göre Netanyahu bunu İsrail için, moşiyahın gelip büyük krallığının başına geçmesi için yapacaktı. O yüzden yeri Tanrı’nın hemen yanıydı. Açıkça şuna inanıyorlar: Netanyahu İsrail’in son lideri olacaktır. Ondan sonra moşiah gelecektir.</p>



<p>Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir.</p>



<p>12 Kasım 2015’te Chabad’ın Tel Aviv Temsilcisi Joseph Gerlitzky, Chabad’ın Brooklyn’deki merkezinde yaptığı konuşmada iki devletli çözüme karşı çıktı.</p>



<p>2023’te başlayan son savaştan sonra ise “Düşmanı tereddütsüz yok edin!” diye adeta İsrail devletine emir veriyordu.</p>



<p>Ve dikkatinizi tekrar o malûm sinagoga çekerim!</p>



<p>Gerlitzky’nin konuşma yaptığı Brooklyn’de bulunan Chabad’a ait sinagog basılmış ve altından iğrençliklerle dolu kaçak tüneller çıkmıştı!</p>



<p>İşte bu zihniyetinden altından da üstünden de önünden de arkasından da çıkacak olan budur!</p>



<p>Tekrar edeyim: Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur ve her zaman körlerle sağırlar birbirini ağırlar.</p>



<p>Epstein, Zelenski, Milei, Netanyahu ve daha niceleri hastalıklı inançlar uğruna bir araya gelip dünyayı kana bulayabiliyorsa bir düşünmek gerekir.</p>



<p>Kendini anarko kapitalist olarak tanımlayan Yahudi soytarısı Milei nasıl liberalse ve aynı zamanda sağ görüşlere sahipse Netanyahu’nun başını çektiği Likud da sağ partilerle liberal partilerin birleşmesinden doğmuştur.</p>



<p>Kabalist Yahudiler anlaşılan siyasetin simyacılığıyla da uğraşıyorlar!</p>



<p>Biri çıkıp “Hem sağ hem de liberal olunur mu” diyebilir.</p>



<p>Türkiye’den kimsenin bu soruyu sorması mantıklı değil. Bizde en âlâsı var, üstelik iktidarda.</p>



<p>Gerçi bunun adı tam anlamıyla yedi yüzlü yedi dilli neoliberalizmden başka bir şey değildir. Ama illüzyonlar dünyasında dostu, düşmanı ayırt etmek ne kadar zorsa fikirleri, hareketleri ayırt etmek de o kadar zordur.</p>



<p>Ayrışma ne kadar artsa da bunu sağlayan eller hep aynı kafaya çıkıyor.</p>



<p>Chabad örgütünün Rusya’yla da ilişkileri olduğu biliniyor. Trump döneminde Amerikan seçimlerine müdahale ettiği söylenen Rus devleti, Chabad’ın bağlantılarından faydalanıyor. Trump’ın damadı Kushner da bir Chabad üyesidir.</p>



<p>Rusya ve Ukrayna arasındaki savaştan sonra Rusya’nın derin parasını muhafaza edip kullanmasını sağlayanın da Chabad olduğu söyleniyor.</p>



<p>Bankaları elinde tutan, kayıt dışı parayı da her türlü idare eder.</p>



<p>Geçmişte Deutsche Bank’ı, uluslararası bankaların trilyon dolarlara ulaşan şüpheli işlemlerini, İran’ın bu sistemle ilişkisini anlatmıştım.</p>



<p>Chabad’ın Türkiye’de de etkin olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok.</p>



<p>6 Şubat’taki depremlerin ardından bir adam, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Mendy Chitrik isimli şahsın elinde birtakım parşömenlerle Antakya’daki sinagoglardan çıktığı görülüyordu.</p>



<p>New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazanlar, Türkiye’de yetkili makamlardan habersiz olarak İsrail’e parşömen kaçırdılar.</p>



<p>Evet, Chitrik de Chabad üyesidir.</p>



<p>Ve iptal olmasaydı, yakın zamanda Chabad üyeleri Türkiye’de bir camide seminer vereceklerdi.</p>



<p>Şaşılacak bir şey yok.</p>



<p>Çünkü Zelenski, Milei, Netanyahu’yu yan yana getiren örgütün Adnan Oktar’la ilişkide olmaması düşünülebilir mi?</p>



<p>New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazıp insan kaçakçılığı yapanlar, Türkiye’de Adnan Oktar müridi Oktar Babuna üzerinden ABD’ye kan örnekleri kaçırdılar.</p>



<p>Oktar Babuna, Netanyahu’ya Adnan Oktar’dan selam götürmüştü, değil mi?</p>



<p>Üçüncü kez tekrarlayayım: Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur.</p>



<p>Adnan Oktar, Türkiye’nin Epstein’idir. Belki de Adnan Oktar, Epstein’in ve temsilcisi olduğu karanlık ağın Türkiye şubesidir!</p>



<p>Moşiyah gelsin diye dünyaya ölümler ekiyorlar.</p>



<p>Palyaço makyajı yaptıkları Zelenski ve Milei gibiler üzerinden gizliden gizliye Nazi uygulamalarını hayata geçimeye hazırlanıyorlar. Irkçılığı, dinciliği boşuna desteklemiyorlar.</p>



<p>New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazıp bebekleri kurban edenler, Filistin’de bu kadar bebeği boşuna öldürmüyorlar.</p>



<p>Bebekler, çocuklar masumiyetin simgesidir. Onların öldürülmesi her canlının öldürülmesinden daha fazla güvensizlik ve bunalım yaratır.</p>



<p>Bunun örneklerini 2013-2014 yıllarında Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde gördük. Kumsallarda, bavullarda, bodrum katlarında bebek cesetleri çıkıyor ve toplumun psikolojisi bozuluyordu.</p>



<p>Dünyanın her yerinde geçerlidir bu.</p>



<p>Neoliberalizmle gelen devlet düşmanlığı tek dünya hükümdarlığı içindir.</p>



<p>Neoliberalizmin kontrol ettiği SJW’ler, LGBT gibi oluşumlar dünyanın çivisi çıktığına inandırmak içindir.</p>



<p>En başta bebeklerin öldüğü tepeden tırnağa kirli savaşlar kıyameti kopartmak içindir!</p>



<p>Ve bu yazdıklarımın hiçbiri komplo teorisi değildir. Dünya, pembe gözlükle bakılamayacak kadar gerçektir.</p>



<p>Her şeyin ama en başta dinciliğin “fanatiklik” seviyesinde ne kadar tehlikeli olduğunu iyi bilin.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="A Conversation Between Bibi Netanyahu and the Rebbe | 1988" width="500" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/pi8HzpBIDaY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>NOT: </strong>Siyonistlerin ABD’yi Orta Doğu’ya çekmeye çalıştığını, ardından savaşı kışkırtan Chabad’ın merkezinin basıldığını tekrar hatırlatıp son kez “Tesadüf diye bir şey yoktur.” diyerek yazımı noktalıyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">678</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Batı&#8217;nın Mitolojik Evreni Çökerken</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/19/batinin-mitolojik-evreni-cokerken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Nov 2023 19:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[trubetskoy]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=612</guid>

					<description><![CDATA[Nikolay Trubetskoy, “Roma-Germen” olarak adlandırdığı Avrupalıların egosantrik bir psikolojiyle kendi halkının kültürünü değerlendirdiğini ifade ederken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Nikolay Trubetskoy, “Roma-Germen” olarak adlandırdığı Avrupalıların egosantrik bir psikolojiyle kendi halkının kültürünü değerlendirdiğini ifade ederken bu psikolojiye sahip olan kişileri şöyle tanımlar “&#8230;gayriihtiyari olarak kendisini kâinatın merkezi, yaratılışın şahikası, tüm canlıların en iyisi, en mükemmeli addetmektedir.”</p>



<p>Yine Roma-Germenlerin kendilerinden çok emin bir biçimde sadece kendilerini “beşeriyet”; kendi kültürlerini “evrensel medeniyet” ve nihayet kendi şovenliklerini de “kozmopolitzm” olarak adlandırdıklarınıı ifade eder.<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p>Ne yazık ki bilimden felsefeye, spordan sanata, siyasetten rejimlere kadar hemen her şey dünyanın önemli bir bölümünde Avrupa veya Batı-merkezcidir. Bir Batı vardır bir de Batılıların tepeden baktıkları, lütfettikleri Batı çevresi. Dünya adeta Batı’nın etrafında dönmektedir. Batı bir yön değildir, geri kalmış (?) tüm medeniyetlerin ilahıdır (!).</p>



<p>Bu konuda yazılmış en iyi çalışmalardan biri, Frances Stonor Sounders’in “Parayı Verdi Düdüğü Çaldı” isimli kitabıdır. Pek dile getirilmese de Soğuk Savaş aslında kültür cephesindeki çatışmalarla ortaya çıkmış; Batılılar Sovyetlere karşı asla sorgulanmamış yazarları, bilim insanlarını vs. vitrine koymuştur. Sovyetler de giderek kendi içine kapanmasına neden olacak şekilde hâkim ideolojiye uygun hareket eden sanatçıları, düşünürleri öne sürmüşlerdir ki bu ideolojiye muhalif başta Türk aydınlar olmak üzere pek çok aydın da demir yumrukla yok edilmişlerdir. Sovyetlerin sonunu getiren belki en önemli nokta budur.</p>



<p>Batı aslında 18. yy. sonlarından başlayıp Soğuk Savaş’la birlikte son evresine giren bir mitolojik evren yaratmıştır. Bu evrende bilim tanrıları, sanat tanrıları, siyaset tanrıları, spor tanrıları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca çoğu kez bunların düşüncesine temel olan özellikle Doğulu unsurları yok sayıp bu sahte tanrıları yaratıcı pozisyonuna sokmuşlardır.</p>



<p>Mustafa Kemal hayattayken içten pazarlıklı hareket edenlerin 1938’den sonraki ağalıkları ibretliktir. Onun çizdiği yolun önüne ilk engel, bu içten pazarlıklı kimseler tarafından çıkarılmıştır. Bu kimselerin psikolojisini “misoneizm” yani “bilinmeyene, yeni olana karşı korku” şeklinde nitelemek yanlış olmayacaktır.</p>



<p>Misoneizm pençesindeki bu kimseler, Mustafa Kemal’in Türklük, laiklik, mazlum milletler konusundaki ideallerini hiçbir zaman benimseyemediler çünkü bu cesaret isterdi. Böylece Atatürk’ün izinde giden sadık kimseler gibi görünüp yeni Türk devletinin altını içten içte oydular. Söylemde Batı karşıtı, eylemde Batı uşağı sözde milliyetçi ve irticacı kimseler yetiştirdiler.</p>



<p>Böylece Türkiye de bu mitolojik evrene kısa zamanda sokuldu. Eğer az zamanda çok ve büyük işler başaran Mustafa Kemal’in Türk cumhuriyeti derinlerde kökleşmemiş olsaydı bugün çok daha başka bir ülkede yaşıyor olacaktık. Basın ve medyadan bolca umutsuzluk, karamsarlık, güçsüzlük propagandası yapılmasına ve yedi iklim dört bucaktan gelen saldırılara rağmen Türk cumhuriyeti yaşıyorsa güneşe kılıç sallamaya kalkanlar da bir düşünsünler, derim.</p>



<p>Newton’ın üçüncü yasasıdır: “Her kuvvete karşılık, her zaman eşit ve ters bir tepki vardır.”</p>



<p>Türkiye’yi Batı’nın mitolojik evrenine sokan misoneistlerin ufukları çok dar olduğu için geleceği göremediler. Oysa Batılı emperyalistlerin etki uyguladığı Doğu medeniyetlerinden mutlaka bir tepki gelecekti. Sovyet sonrası hedefine Çin, Rusya ve kendi beslediği terörizm üzerinden İslam dünyasını yerleştiren ABD ve ortaklarının Irak, Afganistan gibi ülkeleri işgal etmesiyle birlikte bu tepki daha farklı bir şekilde perçinlenmeye başlamıştır.</p>



<p>Tepki gösteren kuvvet, kendi medeniyetinin kökleriyle sınanıyor, zayıflamış duvarlarını sağlam temelleri sayesinde onarmaya ve güçlendirmeye muvaffak olmaya başlıyor. Buna karşın sürekli olarak etki uygulayan, baskı altında tutan, sürekli yalan söylemek zorunda kalan etki sahibi kuvvet ise mutlak tükenmeye doğru ilerliyor.</p>



<p>Daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi devletlerin zaman algısıyla insanların zaman algısı aynı değildir. Dünyanın dengeleri temelden değişirken birbiriyle savaşsa bile hiç değilse “benliğini tanıyan milletler” geleceğin dünyasını kuracaktır.</p>



<p>Mitolojik tanrıların “Ulus devletler çöküyor.” yalanları yalnızca satılmış kalemlerin, muhtaç siyasetçilerin, çakma aydınların dilinde kaldı. Ulus devletler güçleniyor ve emperyalizme karşı direniş de ancak ve ancak milli benliğini tanıyan milletlerin milliyetçiliğiyle mümkün olacaktır. “Yumuşak güç” temsilcisi çakma aydınların çok da uzak olmayan bir zamanda yeni para birimlerine yöneleceklerini göreceğiz.</p>



<p>Güncele gelirsek&#8230;</p>



<p>Batı, her zaman Doğu’nun duygusallığına oynamıştır. Kendi hâkimiyetini tesis etme ve korumadaki gaddarlığı sayesinde masum insanları rahatlıkla öldürerek herkesi ateşe atmaya çalışanlar, her zaman karıştırdıkları ülkelerin derslerine iyi çalıştıklarına şahit oluyorlar. Duygular üzerinden oynadıkları oyun tutmadığı gibi öylece kalakaldılar.</p>



<p>Ve üzerlerine yağan roket yağmuruna, füze fırtınalarına cevap vermekte aciz kalıyorlar.</p>



<p>Orta Doğu’da hayata geçirilen tuzak Kafkasya, Türkistan ve Güneydoğu Asya’da da tutmazsa rahmetli Barış Manço’nun tabiriyle “Hadi geçmiş olsun birilerine&#8230;”</p>



<p>Gerçeği ne kadar süre gizlerseniz o kadar büyük bir hakikat tokadı yersiniz.</p>



<p>Rusya, Ukrayna’ya girdiğinde tüm dünyayı insanlık adına seferberlik edenlerin İsrail’e koşulsuz destek vermeleri dünyanın geri kalanını küçümsemek ve alay etmeye kalkmak değil de nedir?</p>



<p>Ne olursa olsun Batı’nın mitolojik evreni çökerken Türk dünyasının adeta yeniden doğmaya başladığı günlerde ne yaparsanız yapın zihninizi hakikatten uzaklaştırmayın.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Nikolay Trubetskoy, “<strong>Rus Ben-İdraki</strong>”, Küre Yayınları, Birinci Basım, Kasım 2020, ss. 19-20.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">612</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mista&#8217;arvim</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/23/mistaavrim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 07:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aliyah beth]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[casus]]></category>
		<category><![CDATA[conflict]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israeli special forces]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mista'aribeen]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa sagir]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ramallah]]></category>
		<category><![CDATA[sabetay]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[spy]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[war]]></category>
		<category><![CDATA[zion]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=584</guid>

					<description><![CDATA[Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet okuyorlar. Henüz ortam gerilmiş değil. İsrailli güvenlik güçleri tetikte bekliyor. Bütün personel kendinden emin çünkü birazdan ne olacağını hepsi biliyor.</p>



<p>Gösteriler devam ederken fanatik bir grup çıkıyor, ellerinde taşlarla İsraillilere saldırmaya başlıyor. Ardından bütün eylemciler ateşleniyor ve ortalık karışıyor.</p>



<p>Göstericilere ilk müdahale, fanatik gruptan geliyor!</p>



<p>İsrail’in askeri istihbarat kanadı olan AMAN’ın (Agaf Ha-Modi’in) istihbarat birimlerinden “Mista’arvim”, yakalayıp etkisiz hâle getirdiği Filistinlileri İsrail askerlerine teslim ediyor.</p>



<p>Birçok kez gerçekleşen bu tarz operasyonların faili olan Mista’arvim bir defa da 2018’de gündeme geldi. Hamas tarafından “kaçakçı” zannedilerek takip edilen Mista’arvim’in ne olduğu, İsrail ordusunun duruma müdahale etmeye çalışmasıyla anlaşıldı. Çıkan zorlu çatışmada İsrail timinin komutanı ve birçok Hamas militanı öldürüldü.</p>



<p>Nedir Mista’arvim?</p>



<p>Arapların “Musta’ribeen”, Yahudilerin “Mista’avrim” olarak kullandığı sözcük, “Araplaşmış; Araplar içinde yaşayan Yahudi”leri ifade etmek için kullanılıyor. Ender Güner, “İstihbarat” isimli kitabında Mista’arvim’i “Mista’averim” olarak vermiş ve parantez içine “çapulcu” ifadesini yerleştirmiştir. Bu kimseleri Araplardan ayırt etmek zordur.</p>



<p>Bunlar köken olarak NILI adındaki istihbarat örgütüne dayandırılsa da Ömer’in halifeliği zamanında meydana gelen olaylar; Ebu Hureyre, Kab el-Ahbar gibi isimlerin Yahudi kökenleri ve İslam dünyası içindeki faaliyetleri, aslında köklerinin çok daha eskiye gittiğini gösteriyor, diye düşünüyorum.</p>



<p>NILI hakkında Prof. Dr. Necmettin Alkan’ın “NİLİ: Orta Doğu’da Casuslar Savaşı” isimli önemli bir kitabı vardır. Osmanlı aleyhine gönüllü casusluk yapan bu Yahudiler, İngilizlere çok değerli bilgileri aktarmada, İsrail devletinin temellerini atmada önemli işler görmüşlerdi.</p>



<p>Yani Türk devleti bir yandan Lawrence ve benzerleriyle uğraşırken diğer yandan Yahudilerin ihanetleriyle uğraşıyordu. Arapların Türklere ihanetleri “gerçekleşmiş olay”dır. Her şeyin derininde farklı sebepler yatar.</p>



<p>Sun Tzu, “Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.” der.</p>



<p>Arapların zaferleri ve devlet kurmaları ne işe yaradı? Tüm bu isyanların sonunda kurulan “gerçek” bir devlet sıfatını hak eden devlet hangisidir? İsrail olabilir mi? Sun Tzu hayatta olsa Yahudi casusları alnından öperdi!</p>



<p>Mista’arvim’le devam edelim.</p>



<p>Bu topluluk aslında sadece terörle mücadele birimi olarak görülmemelidir. Çeşitli Mista’arvim grupları vardır. Bunların bir kısmı “uyuyan hücre” durumundadır. Araplardan ayırt edilemeyen bu kimseler İsrail adına her türlü istihbaratı toplarlar.</p>



<p>“Aliyah Beth” isimli istihbarat servisi özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudileri İsrail’e göç ettirmek için çalışır. İsrail’e göç eden Yahudi ailelerin bir kısmı özel yetiştirilerek Arapların arasına yerleştirilirler.</p>



<p>Bir grup ise İsrail Özel Kuvvetleri mensubudur. Kılık değiştirme, makyaj, saç boyama, uygun lens ve giyim üzerine özel yetiştirilirler. Arapçanın çeşitli lehçeleri üzerine eğitim aldıkları gibi icabında Etiyopyalıların bile arasına sızacak kadar iyi yetiştirilmiş elemanları vardır. Yazımın başında yazdığım eylemlerde bulunur, Filistin topraklarında derinliklere inerek suikastler gerçekleştirirler.</p>



<p>Örneğin, biri asker olmak üzere iki İsrailli kişiyi vuran Ömer Ebu Leyla, evinin kuşatılmasına sebep olan istihbaratın sebze satıcısı kılığındaki bir Mista’arvim’den gittiğini bilemezdi. Çıkan çatışmada öldürüldü.</p>



<p>Birzeit Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Ömer el-Kisvani, Mista’avrimlerin gazeteci kılığına girip kampüse geldiğini bilemezdi. Öldürüldü.</p>



<p>Bu faaliyetleri gerçekleştiren gruplar, Araplara daha az benzeyen ve sürpriz operasyonlar gerçekleştiren gruplardır. Medyada yer bulan grup da bunlardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="998" height="562" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp" alt="" class="wp-image-586" style="aspect-ratio:1.7758007117437722;width:640px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp 998w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-300x169.webp 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 998px) 100vw, 998px" /></figure>



<p><em>Reuters&#8217;e silah çeken Mista&#8217;arvim.</em></p>



<p>Mista’arvimlerin bir kısmı da tahmin edeceğiniz üzere Filistinli liderlerin arasına sızarlar. Kimi lider olarak yükselir kimi de Arapları angaje eder. Gerektiğinde koynuna kadın sokulan Araplar olduğu gibi bir Mista’arvim de gerektiğinde Arap kadınlarıyla evlenebilir.</p>



<p>Biz Türkler bu gibi örgütlerden, bu gibi faaliyetlerden ders çıkarmak zorundayız.</p>



<p>Türkiye’de hedef genellikle Yahudi kimliği bilinen kimseler olur. Herhangi bir mesele veya olayda bunlar hedef hâline getirilirler. Türkiye’nin ulus ve laik kimliğini hedef alan Siyonist zihniyet böyle kamufle edilir.</p>



<p>Daha önceki yazılarımda Çad’ta görev yapan Yahudi imamın hikâyesini anlatmıştım. Şimdi Türkiye’deki camilerde veya gösterilerde yabancı istihbarat servisi elemanlarını aramamak mümkün müdür?</p>



<p>Üstelik Osmanlı devrinde Türkiye’ye getirilen, çeşitli Türk yurtlarında Türklerle iç içe yaşamış bu kadar yabancı -en başta da Yahudiler- varken&#8230;</p>



<p>Dikkatinizi çekmek istediğim ve birbirinden bağımsız gibi görünen ama benim bağlantılı olduğunu düşündüğüm üç nokta:</p>



<p>Emniyet mensuplarımızın yaralandığı protesto gösterileri sonrası İsrail, “Yahu bu kadar düşmana gerek yok, savaştayız ve kendimizi Türklere anlatalım” gibi bir düşünce içine girmeyip diplomatlarını geri çekti. Bu normal değil, anormal bir durumdur.</p>



<p>Bir diğer olaysa İsrail’e istihbarat verdiğini açıklayan, Filistin meselesinde kilit rol oynayan, ABD tarafından yakın markaja alınan Mısır’ın askeri unsurlarının İsrail tarafından “yanlışlıkla” vurulmasıdır.</p>



<p>Netanyahu ve onun gibi aşırılar, İsrail ve ABD’nin gücünü yönlendirerek bölgeyi ateşe atmaya çalışırken diğer ülkelere de adeta “Çok gerildik, kopacağız” der gibi meydan okuyor. İlişkilerini kesiyor ve net tavır alıyor.</p>



<p>Şimdi memleketimize sokulan bunca kaçak arasında Mista’arvimleri, onların kışkırtıp terörize edeceği kaçakları aramak zamanıdır.</p>



<p>Son nokta ise Türkiye’de de Türk hatta Türk milliyetçisi zannedeceğiniz Mista’arvimler kadar tehlikeli casusların bulunacağına dair bir işarettir. Mista’arvimlerin görevlerinden biri, zor durumdaki Filistinlilerden toprak satın almaktı. Önceki yazılarımda ise yıllar önce Türk istihbaratı tarafından tespit edilen birtakım Yahudilerin, zor durumdaki Güneydoğululardan toprak satın aldıklarını anlamıştım. Bunlar ya Türkiye’deki Yahudileri kullanıyor ya da komisyon karşılığında yoksul köylüleri araya sokarak toprak satın alıyorlardı.</p>



<p>Ve 1940’larda Arapların “Yahu bu adamların koyunu yok ama niye bu kadar köpeği var” diyerek deşifre ettiği Mista’arvim ailesi gibi Türkiye’de de birileri “Bu adamın bu kadar arazi alacak parası yok” diye sormayı akıl etmişti.</p>



<p>Akıl akıldan üstündür, derler. Başka birileri de Yahudiler zorlanmasın diye toprak satışını kolaylaştırmışlardı. &nbsp;</p>



<p>Unutmayalım&#8230;</p>



<p>Beyazıt’ta ezan okunurken durup huşu içinde ezanı dinleyen ve herkesi kendine hayran bıraktıran adam, İngilizlerin yetiştirdiği en tehlikeli casuslardan biri olan Mustafa Sagir’di.</p>



<p>Sun Tzu’nin sözlerini tekrar alıntılayarak bitireyim:</p>



<p>“Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.”</p>



<p>Her balık oltaya geldiğinde zafer kazandım sanır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">584</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ba&#8217;ale Milhame</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/09/baale-milhame/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 16:12:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[casus]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[deutsche bank]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[kara para]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[libya]]></category>
		<category><![CDATA[milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa sagir]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[saddam]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=555</guid>

					<description><![CDATA[Oded Yinon’un planına dair yazdığım iki yazının ardından Filistin ve İsrail arasında yeni olaylar meydana [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Oded Yinon’un planına dair yazdığım iki yazının ardından Filistin ve İsrail arasında yeni olaylar meydana geldi. Netanyahu’nun “görülmemiş saldırılar” olarak nitelediği saldırılarda birçok İsrailli ya öldü ya da kayboldu. Ayrıca kimi İsrailli generaller Filistinliler tarafından esir alındı. ABD, İsrail’e desteğini açıklayıp uçak gemisi filosu gönderme kararı alırken İran da Filistin’e desteğini açıkladı.</p>



<p>Oded Yinon’un milli strateji olarak önerdiği planını tekrar özetleyeyim.</p>



<p>1982 yılında öne sürülen bu plana göre, Suriye ve Irak’ta ulus yoktur. Bu iki ülkede çok sayıda ırka, dine, mezhebe mensup insanlar vardır. Dolayısıyla bu iki devlet İsrail için tam bir “fitne” sahasıdır.</p>



<p>İsrail’in genel stratejisi ise şudur: Mose Sharett’in daha önce yazdığım itiraflarından da anlaşılacağı üzere bazı “yumuşak” noktalar üzerinden aslında hedef ülkelerin birleşmesine neden olabilecek konuları birer ayrılık meselesi hâline getirmek. Bu noktalardan birisi Filistin’di.</p>



<p>Her zehrin bir panzehiri vardır.</p>



<p>İsrail’in stratejisine karşı Filistin tarafında da farklı bir cephe gelişti. Bu cephe ilk zamanlar İslamcılık düşüncesine değil; Arap birliği, Sosyalizm, laiklik düşüncelerine dayanıyordu. İsrail’in zaferiyle sonuçlanan Altı Gün Savaşları sonrasında bu düşünceler yani Nasırcılık da mağlup olmuştu.</p>



<p>Yine de bu düşünceler tamamen bitmedi.</p>



<p>Altı Gün Savaşları, Haziran 1967’de yaşanmıştı. Yukarıda saydığım düşüncelere dayanan Marksist-Leninist Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ise Aralık 1967’de George Habaş tarafından kurulmuştu.</p>



<p>Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi ise Habaş’ın yanından ayrılan Naif Havatme tarafından 1969’da kurulmuştur.</p>



<p>Habaş ve Havatme’nin ortak yanlarından biri, her ikisinin de Ortodoks Rum olmalarıdır (Mahmut Abbas’ın Rum ve Ermenilerle ilişkilerine çok da şaşırılmamalıdır). İki ismin kurduğu örgütlerin düşünce dünyasındaki fark ise şudur: Habaş’ın örgütünde ulusçuluk düşünceleri hâkimken Havatme’nin örgütü tamamen Marksist-Leninist’tir. Deniz Gezmiş de birkaç ay kadar bu örgütün kamplarında silahlı eğitim almıştı.</p>



<p>Havatme’nin dünyasında ulusçuluk yoktu. Başlarda aslında Arap kökenli olmayanların da katıldığı bir cephede oluşmuş ulus bilinci, tam da Oded Yinon’un istediği gibi, Havatme’nin dünyasında yoktu. Diğer yandan, Habaş’ın 1950’de kurduğu örgütün adı ise Milliyetçi Arap Hareketi idi.</p>



<p>Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır’ın asıl desteklediği örgüt ise başkanlığını uzun yıllar Yaser Arafat’ın yaptığı Filistin Kurtuluş Örgütü’ydü. Bu örgüt de içindeki farklı düşüncelere rağmen esasen Sosyalist eğilimlidir.</p>



<p>Arafat demişken bir not düşeyim: 1991’de Saddam’ın Kuveyt’i işgal etmesi tepeden tırnağa bir ABD planıdır. ABD, Saddam’ın sırtını sıvazlayarak Kuveyt’e sokmuş, sonra onu cezalandırmıştır. Saddam’ın sırtını “Hadi koçum!” diye sıvazlayanlardan biri de Arafat’tır. Onun bu hamlesinden sonra Kuveyt’teki Filistinliler kapı dışarı edilmişlerdir.</p>



<p>Meşhur “Hanzala” karikatürünün çizeri Naci el-Ali de Arafat’tan çok çekmiştir.</p>



<p>Raşide Mehran adında bir kadının Arafat’ın özel jetini kullanmasını, yurt dışına gidip gelmesini, lüks içinde yaşamasını eleştiren bir karikatür çizen Naci el-Ali, Arafat ve çevresindekilerin düşmanlığını üzerine çekmişti.</p>



<p>Üstelik bu olaydan önce Yaser Arafat, gittiği bir lisedeki öğrencilere aynen şu sözleri söylemişti: “Naci Ali de kim? Ona söyleyin, karikatür çizmeye devam ederse parmaklarını aside sokacağım.”</p>



<p>Ve 1989’da Naci Ali öldürüldüğü zaman herkesi şaşırtabilecek bir tuhaflık ortaya çıkmıştı. Naci Ali’yi öldüren Filistinli infaz timi aynı zamanda MOSSAD’a çalışıyordu!<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p>Naci Ali’nin öldürülmesi ya da laik görüşte olması, Orta Doğu’nun daha sonraki kaderi açısından asla tesadüf değildir; çok simgesel bir noktadır. Ayrıca tesadüf diye bir şey yoktur.</p>



<p>Filistin’deki sol hareketlerin “cihatçı” anlayışa evrilmesi devam ederken önce İran’da bir İslam devrimi gerçekleşti. Devrimin kahraman (!) lideri Humeyni, olaylar olup bittikten sonra Fransa’dan kalkıp İran’a geldi.</p>



<p>Humeyni İran’a döndüğünde tarih Şubat 1979’du. Aralık 1979’da ise SSCB, Afganistan’ı işgal etti.</p>



<p>SSCB’ye inen son darbe yine budur. Zaten sona doğru ilerleyen Komünist rejim, ABD’nin tuzağına düşmüş ve ABD bir taşla birkaç kuş vurmuştur. Afgan mücahitlerine milyarlarca dolarlık yatırım yapan Amerikalılar, Sovyetleri bir bataklığın içine sokmuş olmak için doğal olarak Afganistan’ı bir bataklığa çevirdiler.</p>



<p>Böylece eski düşmanlarını yeni düşmanlarına vurdurdular.</p>



<p>Irak’ın işgali, Filistin’deki radikal İslamcı düşünceyi güçlendirirken Orta Doğu da farklı bir sürece girmiştir.</p>



<p>Burada üç soruyu sorarak başka bir konuya geçmek istiyorum:</p>



<p>1- Neden ABD ve İsrail’in attığı her adım Müslüman, Hristiyan ve Yahudiler arasındaki radikalleri güçlendirir? Düşmana karşı radikalliğin gelişmesi doğal bir süreçse ABD ve İsrail bunu hesap edemiyor mu? (Tabii ki ediyor!)</p>



<p>2- Ilımlı İslam nedir?</p>



<p>3- Arap Baharı’nda kimler kimlerle beraberdi?</p>



<p>Şimdi gelelim kafa karıştıran bir başka noktaya&#8230;</p>



<p>İran, Filistin’e desteğini açıklıyor. Görünürde bu normal bir süreçtir: İsrail, Filistin’e saldırır. İsrail’in asıl hedefindeki ülke ise İran’dır. Bunu bilen İran da Filistin’e destek verir. İsrail’in son saldırılarında olduğu gibi, Hizbullah çıkıp İsrail’e saldırarak Müslümanları ümitlendirir.</p>



<p>Gazeteler yazdığı, TV’ler gösterdiği sürece bu hep böyledir.</p>



<p>Sonra birinin parasıyla, birinin diniyle, birinin de donuyla kamuoyunu meşgul edip süreci sonlandırırlar. Ölen çocukların acısı, hakaret edilen kutsalların öfkesi, cihatçıların sloganları kesiliverir. Geriye insanın içinde ve binaların dışındaki yangınlar kalır. Ahlâk da enkaza döner.</p>



<p>Suyu bile zor bulan ve halkının önemli bir bölümü rejime muhalif olan İran nasıl ayakta kalabilir? Petrolüyle.</p>



<p>Ambargo varken petrolü nasıl satacak?</p>



<p>Satması kolay&#8230; Parası ne olacak?</p>



<p>Ne olursa olsun ambargoyu delmesine yardımcı olacak güçlü bankalara ihtiyacı var.</p>



<p>Bugün Rusya’nın milyarlarca dolarını cebe indiren Batı’nın sistemi, İran’ın parasını el altından da olsa korumasına müsaade eder mi?</p>



<p>Deutsche Bank’a verilen cezalara bakılırsa ediyor!</p>



<p>ABD’nin en güçlü istihbarat ağlarından biri, Mali Suçları Araştırma Ağı yani FinCen’dir. Bu ağın kolaylıkla HSBC, JP Morgan Chase, Barclays ve nihayet Deutsche Bank’ın gerçekleştirdiği tüm işlemlere en ayrıntılı ve sınırsız şekilde erişimi vardır.</p>



<p>Deutsche Bank’ın ABD’deki iştiraki olan DB-TCA, Reza Sarrab’ın şirketlerine ait işlemleri gerçekleştirdiği için ceza yemiştir. Sarrab üzerinden Türkiye’yi topyekûn kurban etmek isteyenler, her zamanki gibi cambaza bak oyununu oymamışlardır. Maalesef cambaz da cambazın yürüdüğü ipi hazırlayanlar da içimizdedir.</p>



<p>Bankanın sözcüsü bu cezadan sonra “Zaaflarımızı ve kesilen cezayı kabul ettik” demişti ama banka hayli sabıkalıdır.</p>



<p>Mesela Jeffrey Epstein denen CIA bağlantılı sapıklık şebekesinin lideri, Deutsche Bank tarafından gayet iyi tanınıyordu. Buna rağmen Epstein de bu banka üzerinden işlemler yapabilmiştir ki DB, Epstein’in ağına düşen kadınlar adına açılan davada 75 milyon dolar tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir. Ayrıca yine aynı meseleden 150 milyon dolarlık mahkûmiyeti de mevcuttur.</p>



<p>Deutsche Bank, 1999’da da Hitler’in politikalarını finanse ettiğini kabul etmişti.</p>



<p>FinCen’e sunulan raporlara göre de şüpheli işlemler listesinde yer alan dünyanın en saygın bankaları, 2021’de 2 trilyon dolardan daha fazla şüpheli işlem gerçekleştirmiştir.</p>



<p>Niye yazıyorum bunları?</p>



<p>İran’ın ne kadar rahat olduğunu sorgulayalım diye!</p>



<p>Daima hedefte olduğu söylenen ve Filistin’e desteğini açıklayan İran; Mısır, Libya, Cezayir bir bir düşerken ve Suriye iç savaşla harap olurken dokunulmaksızın yoluna devam etmiştir.</p>



<p>Oysa çok nettir ki İran’daki rejimin muhalifleri -en başta da Güney Azerbaycan Türkleri- rahatlıkla rejimin ipini kesebilirler. Oysa İran onca karışıklığa rağmen ayaktadır.</p>



<p>İran bu bankayı satın almıştır!</p>



<p>Asıl kafa karıştırıcı nokta ise başkadır.</p>



<p>Hitler’in eylemlerini finanse eden kuruluşların başında gelen ve trilyonlarca dolar varlığı olan Deutsche Bank’ın birçok kurucu ve yöneticisi Alman Yahudisidir.</p>



<p>Mesela Lüdwig Bamberger, Aşkenaz Yahudilerden Bamberger ailesine mensuptur. Kurucu Herman Zwicker, Adolf Salomonshon, Arthur Salomonshon da Yahudi’dir. Bir diğer önemli isim Max von Schinckel ise Evanjeliktir.</p>



<p>Hitler, Yahudiler, İran rejimi&#8230;</p>



<p>Tesadüf diye bir şey yoktur.</p>



<p><strong>Tarihten Daha Başka Örnekler</strong></p>



<p>İran konusunda yazdıklarıma imkânsız gözüyle bakacaklar olabilir. Normaldir. Ne var ki dünyada “olmaz” diye bir şey olmaz.</p>



<p>Milli Mücadele sırasında Hindistan’daki Müslüman ve Hinduların yardımları gerçekten çoktur. Bunlar içinde çocuklarını satanlar vardır. Hindistan’ın İngiliz sömürgesi olması ise bir yandan bu yardımların hem samimi olmasına hem de at izinin it izine karışmasına neden oluyordu.</p>



<p>Yani casusluk faaliyetleri almış başını gidiyordu.</p>



<p>Abbas Han’ın, Azamettin Han’ın yazdığı İngiliz karşıtı yazıları okuyanların onlara kuşkuyla bakması imkânsızdı. Ortada bir İngiliz zulmü vardı ve onlar bunu tüm gerçekliğiyle yazıyorlardı. Hele Mustafa Sagir, yurt dışında bile Türkiye için faaliyet gösteriyordu.</p>



<p>Ama hepsi ajandı. Sagir, henüz 10 yaşlarında keşfedilmişti. İngiliz istihbaratı için çok özel olduğundan Türk devleti de ona özel muamele yapıp idam etti.</p>



<p>Cesaret ve samimiyet, mikrofon arkasından atıp tutmaya benzemez.</p>



<p>İran da devletler dünyasındaki Mustafa Sagir’dir ve onun suikast hedefleri de Türkiye ve Suriye’dir!</p>



<p>Tarihe dalıp gitmek eski bir adetim olduğu için bir örnek daha verip yazıyı noktalayayım.</p>



<p>Son yazılarımda ifade ettiğim gibi, Filistin meselesi üzerinden Türk kamuoyu bölündü. Bu bölünmeden üç belirgin grup ortaya çıktı. Bu grupların bir kısmı “Yiyin birbirinizi” diyor. Başka bir grup İsrail’e başarılar dilerken Ergenekon kumpaslarına alkış tutan ileri demokrat cihatçılarımız da Mehmetçik’i Kudüs’e göndermek istiyor.</p>



<p>Görüşümü çok net ifade edeyim: Üçü de yanlıştır.</p>



<p>Teşkilat-ı Mahsusa, Faslıların kara kaşına kara gözüne hayran olduğu için Fas’ta değildi. Orada görev yapan Türk subaylarının davası da Fas davası değildi. Birkaç subayla kök söktürdüğümüz Fransa, on binlerce askerini Çanakkale Cephesi yerine Fas’a göndermek zorunda kalmıştır.</p>



<p>Hâlbuki daha yakın zamanda kaybettiğimiz topraklardan biriydi Fas!</p>



<p>“Sen Filistin’e uzanırsan İsrail de teröre destek olur” diye bir şey de yoktur. Hele ki İsrail’in rahat durduğunu, Türkiye aleyhine çalışmadığını zannetmek neresinden bakarsanız bakın yanlıştır.</p>



<p>Bugün İsrail, bir yandan bölücü terör örgütünü desteklemeye devam ederken diğer yandan Barzaniler üstünden Kürt devleti kurma çalışmalarına devam ediyor.</p>



<p>“Biz tarihte İsrail’le hiç savaşmadık” diyenler vardı. Hâlâ varlar.</p>



<p>Doğru&#8230; 14 Mayıs 1948’e kadar İsrail yoktur.</p>



<p>O yüzden tarihte değil, bugün savaşıyoruz. MOSSAD ve yurt dışı İsrail timleri bugün askerlerimizi şehit ediyor. Siyonist örgütleri bugün vızır vızır aleyhimize çalışıyor. Bizi destekledikleri noktalar bile uzun vadede aleyhimize olduğu için destekliyorlar.</p>



<p>Arap ihanet etti de İsrail kimden alınan topraklarda kuruldu?</p>



<p>Arap’ı bile ihanete sürükleyen Siyonist sermaye güdümünde çalışan ordular ve istihbarat servisleridir!</p>



<p>Bütün milletlerin gizli düşmanı olan Siyonist, sen ona dokunmasan bile vadedilmiş topraklar için yanıp tutuşan sinsi bir yılandır.</p>



<p>Ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü için, yılan henüz büyüyüp sınırlarımıza gelmeden başı kesilmelidir.</p>



<p>NOT: &#8220;Ba&#8217;ale Milhame&#8221;, Osmanlı&#8217;da Sabetayların kendi verdikleri isimlerden biridir ve &#8220;mücahitler&#8221; demektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a id="_ftn1" href="#_ftnref1">[1]</a> “Hanzala gibi yaşayıp ölen adam”, <a href="http://www.mucerret.com/portre/hanzala-gibi-yasayip-olen-adam/" target="_blank" rel="noopener">http://www.mucerret.com/portre/hanzala-gibi-yasayip-olen-adam/</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">555</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
