<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>ingiltere &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/ingiltere/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Mar 2026 19:25:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>ingiltere &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Yedi Kocalı Hürmüz!</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2026/03/12/yedi-kocali-hurmuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 16:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[hürmüz]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[putin]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sadık şendil]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[yedi kocalı hürmüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1396</guid>

					<description><![CDATA[Yedi Kocalı Hürmüz! Sahte Damatların Büyük Çöküşü! Bilirsiniz, Sadık Şendil’in 1967 yılında yazdığı “Yedi Kocalı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><strong>Yedi Kocalı Hürmüz!</strong></p>



<p><strong>Sahte Damatların Büyük Çöküşü!</strong></p>



<p>Bilirsiniz, Sadık Şendil’in 1967 yılında yazdığı “Yedi Kocalı Hürmüz” diye klasikleşmiş bir müzikal vardır ve Türkiye’de binlerce kez sahnelenmiştir. Hürmüz adında bir kadın, etrafındaki her erkeğe kendini beğendirmeye çalışır; herkes ona sahip çıktığını zanneder ama sonunda gerçek ortaya çıkar.</p>



<p><em><strong>Hürmüz’ün tek bir kocası vardır. Gerisinin elindeyse sadece boş bir nikah kağıdı&#8230;</strong></em></p>



<p>2026 Mart’ında Hürmüz Boğazı’nda tam olarak bu oyun sahnelendi.</p>



<p>Ve sahte damat rolünü üstelenen, Trump’tı.</p>



<p><strong>Sahne 1: Kutsanma Töreni ve İlahi Misyon</strong></p>



<p>Her büyük fiyaskonun başında bir “seçilmişlik” hikayesi vardır.</p>



<p>Trump kürsüye çıktı. Etrafında Amerikan bayrağı. Yanında sadakat yemini etmiş bakanlar. Arka planda, güçlü bir tesadüf eseri, dini ritüelleri andıran bir açılış töreni. Sanki Hürmüz Boğazı’nı fethetmek için yukarıdan bir işaret gelmişti.</p>



<p>“<em><strong>Tanrı bu görevi bana verdi</strong>.</em>” Edasında konuşmalar yapıldı.</p>



<p>Bakanlar “Tarihi bir an!” dedi.</p>



<p>Danışmanlar “Deha!” dedi.</p>



<p>Kalabalık “Amin!” dedi.</p>



<p>Mustafa Kemal ne dedi?</p>



<p>“<em><strong>Aklın ve bilimin dışında rehber aramak, gafletin ta kendisidir.</strong>”</em></p>



<p>Ama kimse sormadı çünkü sormak, Oval Ofis’te kariyerini ve konforunu imha etmekti.</p>



<p><strong>Sahne 2: Yedi Damat Boğaza Koşuyor</strong></p>



<p>Hürmüz Boğazı’na kim sahip değildi ki?</p>



<p>ABD geldi: “Bu Boğaz bizimdir, özgürlük gemilerimiz geçecek!”</p>



<p>İngiltere koştu: “Biz de varız, ittifak borcu!”</p>



<p>Körfez şeyhleri atladı: “Bizi de yazın, petrolümüz var!”</p>



<p>AB temkinli adım attı: “Biz de destekliyoruz ama efendim&#8230;”</p>



<p>BM bildiri yayımladı: “Kaygıyla takip ediyoruz.” (<em><strong>Her zamanki gibi sahte bir endişeyle</strong>.)</em></p>



<p>Kısacası herkes Hürmüz’e sahip çıkıyordu.</p>



<p>Tıpkı 7 Kocalı Hürmüz müzikalindeki gibi: <em><strong>Herkes damattı. Herkes yatak odasının kapısındaydı. Ve herkes akıl almaz sözler vermişti</strong>.</em></p>



<p>Ama Hürmüz’ün tek bir kocası vardı.</p>



<p>Ve o koca, Boğaz’ın kıyısında sessizce bekliyordu.</p>



<p><strong>Sahne 3: Gerçek Koca Sahneye Çıkıyor</strong></p>



<p>İran, büyük bir operasyona gerek duymadı.</p>



<p>Birkaç stratejik hamle. Birkaç mayın. Birkaç sinyal.</p>



<p>Ve Hürmüz’ün baş döndürücü hayaller kurduran kapısı kapandı.</p>



<p>Bütün o “tarihi operasyon”, bütün o “ilahi misyon”, bütün o “Tanrı bana bu görevi verdi.” nutuklarının sonunda şu tablo ortaya çıktı:</p>



<p>* Petrol 100 doların üzerinde.</p>



<p>* Yüzlerce Amerikan askeri bayrağa sarılı tabutlarda.</p>



<p>* Piyasalar panik içinde.</p>



<p>* Müttefikler sessiz.</p>



<p>* Ve Oval Ofis’te Trump&#8230; Telefon rehberini açmış, Putin’i arıyor.</p>



<p>Müzikaldeki o sahneyi hatırlayın: Sahte damatlar tek tek kıçlarına tekme yiyerek kapıdan çıkarılır. Geriye sadece gerçek olan kalır.</p>



<p><em><strong>Yedi kocalı denilen Hürmüz’ün gerçek ve tek kocası, kimsenin aklına getirmek istemediği o isimdi: Tahran.</strong></em></p>



<p><strong>Sahne 4: Moskova Hattı ya da “Putin Abi Yardım Et”</strong></p>



<p>İşte en dramatik perde bu.</p>



<p>Dünyanın en güçlü ordusu, kendi başlattığı kaosu durdurmak için rakibini arıyor.</p>



<p>Ve masaya ne koyuyor, biliyor musunuz? Ukrayna’yı. Yani Trump başka bir milletin kanını, kendi hatasının bedeli olarak ödüyor.</p>



<p>Buna dış politika mı deniyordu? Yoksa kahpelik mi?</p>



<p>Mustafa Kemal’in “tam bağımsızlık” ilkesi şunu söyler: <em><strong>Başkasının kapısında el pençe divan durmak, büyük devletin değil, stratejik iflasın işaretidir.</strong></em></p>



<p>Trump’ın Moskova’yı araması, bir süper gücün arabuluculuk araması değil, elindeki kozu hatta iktidarının namusunu bile çoktan kaybettiğini kabul etmesidir.</p>



<p>Sahte damat, Hürmüz’ün kapısından kıçına tekme yiyerek kovulmuştur.</p>



<p><strong>Sahne 5: Liyakatsizliğin Kadrosu</strong></p>



<p>Bir de şu var: Bu operasyonu kim planladı?</p>



<p>Uzmanlar mı? Hayır.</p>



<p>Bölgeyi bilen stratejistler mi? Hayır.</p>



<p>Yıllarca Orta Doğu’da saha görmüş analistler mi? Hayır.</p>



<p><em><strong>Trump’a sadakati belgelenmiş, itirazsız baş sallayan, “Efendim, harika fikir!” diyen kadro.</strong></em></p>



<p>Bakanlar mı atandı? Uzmanlığına bakılmadı, bağlılığına bakıldı.</p>



<p>Danışmanlar mı seçildi? Doğruyu söyleyen değil, isteneni söyleyen oturdu o makam koltuğuna.</p>



<p>Ve bu kadro “Epic Fury” adını koydukları operasyonu tweetlerle duyurdu. Zafer fotoğrafları çekti. Dini toplantılar düzenledi. İlahi okudu.</p>



<p>Ertesi gün 7 ABD askerinin tabutu kargoyla geldi.</p>



<p><strong>Final: Perde İniyor, Fatura Kalıyor</strong></p>



<p>“Yedi Kocalı Hürmüz” müzikalinin sonunda sahne karanlığa bürünür. Bütün sahte damatlar ellerinde birer boş kağıtla dışarı çıkar. Hürmüz ise gerçeğiyle baş başa kalır.</p>



<p>2026’nın bu “Epic” operasyonu da aynı finalle bitti:</p>



<p>İran rejimi yıkılmadı.</p>



<p>Petrol inmedi.</p>



<p>Tabutlar geldi.</p>



<p>Moskova’ya telefon açıldı.</p>



<p>Ve dünya şunu not etti:</p>



<p><em><strong>Stratejik deha, savaşı başlatmak değil, sonunu görebilmektir.</strong></em></p>



<p>Bunu göremeyenler ne yapar?</p>



<p>Tweet atar.</p>



<p>Kutsanma töreni düzenler.</p>



<p>Putin’i arar.</p>



<p>Ukrayna’yı pazarlık konusu yapar.</p>



<p>Ve tarih; Hürmüz’ün kapısında iştahla bekleyen o sateh damatları, kaybettikleri boğazın adıyla anar.</p>



<p>[<em><strong>Hürmüz’ün tek kocası vardır. Her zaman da öyle olmuştur. Gerisine “Epic Fury” (Destansı Öfke) derler. Ama gerçek adı: Yağmacı iktidar hırsı körlüğüdür.</strong>]</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1396</post-id>	</item>
		<item>
		<title>IMPERIUM IN IMPERIO-DEVLET İÇİNDE DEVLET!</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/02/08/imperium-in-imperio-devlet-icinde-devlet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 18:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[evanjelizm]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[reconquista]]></category>
		<category><![CDATA[sabetay sevi]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1204</guid>

					<description><![CDATA[IMPERIUM IN IMPERIO &#8211; DEVLET İÇİNDE DEVLET! “Bağnazlık insanın beynini sarmayagörsün, artık hastalık şifasız gibidir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>IMPERIUM IN IMPERIO &#8211; DEVLET İÇİNDE DEVLET!</strong></p>



<p><em>“Bağnazlık insanın beynini sarmayagörsün, artık hastalık şifasız gibidir. Ermiş Paris’in mucizlerinden söz ederken ellerinde olmadan gitgide ateşlenen cezbeliler gördüm. Gözleri alev saçmaya başlıyor, her yönleri titriyor, öfkeden suratları çarpılıyordu. Hani kendilerine bir itiraz eden olsa zavallıyı öldürebilirlerdi.”</em></p>



<p><em>Voltaire</em></p>



<p>İspanya’daki Yahudiler 711 yılından 1100’lü yıllara kadar “Altın Çağ” dedikleri bir dönem yaşadılar. İspanya’nın Müslüman hakimiyetine girmesiyle beraber Antik Roma ve Vizigotların baskı döneminden daha görkemli bir çağa geçiş yapan Yahudiler, bu dönemde mali işler başta olmak üzere pek çok konuda zamanın hükümdarlarına ve devlet adamlarına danışmanlık yaptılar.</p>



<p>Ancak Hristiyanların “Reconquista”sı ilerleyince Yahudilerin Altın Çağı bitti. Elhamra Fermanı ile birlikte Yahudiler İspanya’dan çıkarıldılar. Yıl 1492’ydi.</p>



<p>Yahudilere zamanın büyük devleti Osmanlılar kucak açtı.</p>



<p>Yahudiler kısa zamanda Osmanlı’da da benzer görevler üstlendiler. Yavuz Selim zamanında mali işlerin çoğunda danışmanlık görevlerinde bulundular. Başarılı oldular.</p>



<p>Bir de “kira” (Grekçe: Kadın) denilen Yahudiler vardı. Kanuni devrindeki Fatma Hatun bunlar arasında ilk bilinen kadındır. Kendisi Müslümanlığı seçtiğinden olacak, Yahudiler kendisi hakkında pek fazla kayıt tutmadılar.</p>



<p>Yahudi kiralar, özellikle saraydaki cariyelere mali konularda danışmanlık hizmetinde bulunuyorlardı. Aynı zamanda sarayda cariyelerin ürettiği el sanatı ürünlerin dışarıda satılmasını sağlarken Avrupa ülkelerindeki Yahudilerle bağlantılarını kullanarak dışarıdan pek çok mücevheratın Osmanlı ülkesine getirilmesini sağladılar.</p>



<p>Tabii ki kendileri de hayli zengin oldular. Yetmedi, nüfuz elde ettiler. Ester Kira, bunlara bir örnektir ama esas örnek Esperanza Malchi’dir.</p>



<p>Kira Esperanza Malchi, Safiye Sultan’ın, dolayısıyla Safiye’nin oğlu 3. Mehmet’in üstünde nüfuz sahibiydi. Güçlü bağlantıları vardı. Öyle ki İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’e mektupla ulaşıp Safiye Sultan için şifalı su ve cilt için kozmetik isteyebiliyordu.</p>



<p>Çok uzatmayalım, birçok Yahudi gibi Esperanza da rahat durmadı.</p>



<p>Çok büyük servet edinmekle birlikte birçok dalavere çevirdi. Paranın ayarını bozup saraya çürük akça soktu, o para da Yeniçerilere dağıtılınca kendi katline para ödemiş oldu.</p>



<p>Yeniçeriler kellesini isteyince Şeyh Sunullah Efendi’nin “Zimmi katli şeriata göre caiz değildür” dese de ayarı bozuk para cihat erlerinin ayarını bozmaya yetti. Şeriat fetvası dinlemeyen Yeniçeriler, Halil Paşa’nın konağı önünde daha atından inmeden zavallıyı parçalamaya başlamışlardı.</p>



<p>Ester ve Esperanza’dan sonra Yahudilerde kendini gizleme yeteneği devreye girdi. İspanya’dan tecrübeli oldukları için zorlanmadılar. Siyonist eğilimlerinin eskiye dayandığını -mesela Yasef Nassi ve David Alroy’u- bir gün yazarız.</p>



<p>Sabetay Sevi de aşağı yukarı bu devirlerde ortaya çıktı. Sevi’nin katline ferman verilmemesinin gerçek sebebi Müslümanlığı seçmesi mi yoksa Turhan Sultan’la dostluk kurmasını sağlayan “birileri” miydi? Bunu belki ileride inceleriz.</p>



<p>Çok ayrıntıya girmeyeceğim.</p>



<p>Siyonistlerin gücünden faydalanmak isteyen her devlet, bir müddet sonra aslında Siyonistlerin kendilerinden faydalandığını anlamak zorunda kaldı.</p>



<p>Napolyon imparator olmadan önce cumhuriyetçi zannediliyordu. İmparator olunca Hristiyanlığın ya da dini kullanmanın devlet için faydalı olacağına inandı. Mısır’a geldiğinde Müslüman olduğunu iddia ettiler. Acre önlerine geldiğinde dünyadaki Yahudilere kutsal bir çağrıda bulunuyordu. Hepsini Kudüs’e davet eden Napolyon, Siyonizm’e oynuyordu.</p>



<p>Ve talihini de kendi ifadesiyle Acre’de bıraktı. Dinciliğin her türlüsünü kullanmak isteyip büyük oynadı ve büyük kaybetti.</p>



<p>Lloyd George da aynı yola girdi.</p>



<p>Evanjelist bir anlayışa sahip olan Lloyd George, Siyonist gücü Almanlardan ve Osmanlı’dan almak için her şeyi yaptı.</p>



<p>Başarılı oldu ama İngiltere’nin kucağına bırakılacak bombanın malzemesini de Chaim Weizmann’dan temin ediyordu.</p>



<p>Siyonizm’in ve Osmanlı üstünden de İslam’ın savunucusu olarak Orta Doğu’ya girmek isteyen Almanya, başarılı olamayınca yenildi. Neden başarılı olamadı?</p>



<p>Çünkü 1492’den beri Osmanlı’da gayet imtiyazlı bir şekilde yaşayan Yahudiler, Jabotinsky’nin anti-Türk propagandasına kapıldılar. Osmanlı’nın hilafet konusunda beklenen etkiyi yaratamaması hep konuşulur ama Siyonizm konusunda da aynı durum yaşandı.</p>



<p>II. Dünya Savaşı’nda Almanya, Yahudilerden hesap sorarken Siyonizm’in yeni talibi olan ABD de İngiltere’yi zorlamaya başladı.</p>



<p>Çünkü İngilizler Filistin’i yönetiyorlardı ve ABD’de Yahudi kökenli Truman, bir İsrail devleti kurmaya karar vermişti.</p>



<p>Kurnaz İngilizler pek sorumluluk almadan sıvıştılar. Böylece Siyonistlerin İsrail bombası Orta Doğu’nun kucağına bırakıldı.</p>



<p>İsrail’in kuruluş süreci, kurulması ve ilerlemesi, Türkiye’de İslamcıların ülkeyi yönetmesiyle bağlantılı bir şekilde gerçekleşmiştir. İleride bu konulara da gireceğiz.</p>



<p>Nitekim bu yazı, girişin de girişidir. Yazılacak sayısız gerçek içinde bir paragraftır.</p>



<p>Ve İslamcılar da Siyonist gücü kullanmak istemişler ama bu güce dokunan herkes gibi güçlendiklerini zannederken içeriden zayıfladıklarını fark etmişlerdir. Ancak artık geç olmuştur.</p>



<p>Osmanlı, Fransa, Almanya, İngiltere&#8230; Şimdi ise ABD. Bütün bu ülkelerin tamamı dincileri kullanmak isterken gerilemiştir. İsrail’in saldırganlığı arttıkça Amerika’nın gücü zayıflayacaktır çünkü İsrail ve Siyonistler, başka memleketleri emerek şişen bir keneden başka bir şey değildir.</p>



<p>Geriye her zaman sadece acı bırakmıştır.</p>



<p>“İmperium in imperio”; devlet içinde devlet, kuvvet içinde kuvvet, imparatorluk içinde imparatorluk demektir.</p>



<p>Kısaca küreselleştirilen dünyada Siyonizm demektir!</p>



<p>Bitirirken bir şeye dikkat çekmek isterim.</p>



<p>Filistin’deki ilk kurtuluş örgütleri Sosyalist’tir. Ulusalcı ve laik bir yapıya sahiptir. İsrail ise bir şeriat ülkesidir. Kendi şeriatını yani İsrailiyat’ı İslamiyet’e de bulaştırmayı çok öteden beri başarmıştır Yahudiler.</p>



<p>Türkiye’nin anti-Komünist savaşı (!) sürerken Filistin’i sola ittiler.</p>



<p>Carter’ı iktidardan edenler Filistin-İsrail barış görüşmelerini, Filistin’i ve İran’ı radikalleştirerek bitirdiler.</p>



<p>Filistin bu defa cihatçı oldu.</p>



<p>İsrail’in Filistin’e en sert saldırılarını yaptığı süreçte ise Türkiye’de sürekli laik hassasiyeti kaşıyan dinci bir iktidar var.</p>



<p>Şimdi Filistin’de cihatçılar ve Türkiye’de laiklik hassasiyetini artıran dinciler var. Laikliği sevdikleri için mi? Asla. Orta Doğu&#8217;nun her yanında ve Türkiye&#8217;de sadece bölünmüşlük, parçalanmışlık var.</p>



<p>Siyonist, İslamist, Evanjelist&#8230; Hepsi beraber olduğu için.</p>



<p>Fakat büyük güçlere sığınan herkesin bilmesi gereken bir şey vardır.</p>



<p>Şan, şöhret, makam, mevki ve başkalarının insafına bırakılmış idealler birer zehirdir.</p>



<p><strong>NOT: </strong>Siyonistler Yahudilere duyulan nefreti o kadar arttırdılar ki modern zamanlardaki dinlerarası diyalog projeleri daima anti-Semitizm’i bitirmek amacını taşıdı. Dışarıda emperyalistler ve içeride maşa olanlar da daima bu amaca hizmet etti.</p>



<p>Papa Eftimleri, Tanrıöverleri, Noel Babacılar, FETÖ’nün paçozlarını yazdık ve yazmaya devam edeceğiz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1204</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tarih Yeniden Başlıyor-II</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/03/01/tarihyenidenbasliyor-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 18:38:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitika]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=729</guid>

					<description><![CDATA[Birkaç yüz yıllık bir mumyanın bulunduğu tabutun kapağını açarsanız oksijenle temas ettiği anda mumya kararmaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Birkaç yüz yıllık bir mumyanın bulunduğu tabutun kapağını açarsanız oksijenle temas ettiği anda mumya kararmaya başlar. Aklınızın kapısını açık bıraktığınız zaman da duygularınızla temas eden jeopolitika kararmaya, çürümeye başlar. Böylece çok kötü bir hâl alır. Onun ne olduğunu, nasıl ilerlemekte olduğunu tespit etmek zorlaşır.</p>



<p>Bir önceki yazımda ifade ettiğim “kan davalılar” işte bu hatayı sıklıkla yapıyorlar. Oysa Türk milleti bir aşiret değildir, Türk vatanı aşirete ev sahipliği yapan bir konak değildir. Kan davası güderseniz soyunuz kurur, konağınız harabeye döner.</p>



<p>Rusya-Ukrayna Savaşı’nda milleti ılık Rusçulukla suçlayan beton kafaların asla anlamadıkları nokta bu oldu.</p>



<p>Dibindeki Irak işgal edildi. İran’la savaş daima Batı Avrupa ve ABD’nin gündemindedir. Yine bir diğer komşun olan Suriye’de yıllardır iç savaş var ki hem Irak’ın işgali hem de Suriye’nin iç savaşı ırk, din ve mezhep bakımından Türkiye’deki dinamikleri de harekete geçirmek için kullanıldı. Gürcistan’ı Rusya’nın üstüne salıp Rusya karşısında küçük düşmesine sebep olanlar aynısını Ukrayna’ya da yaptılar.</p>



<p>Kıbrıs’ta durum ortadadır. Doğu Akdeniz ve Ege’de durum ortadadır. Batı emperyalizminin bu meselelerin hiçbirinde bizden yana tavır almadığı da ortadadır.</p>



<p>Ha, “lobi faaliyetleri”yle bu işleri çözeceğini düşünenler vardır. Lobicilik elbette önemli bir faaliyettir ama nihayetinde karşılaşacaklarını ben size söyleyeyim: 2013 öncesi Türkiye.</p>



<p>Karşınıza çıkacaklar ve ulus devleti yıkmak için ne gerekiyorsa isteyecekler. Afrika’da kaç milyon kişinin Fransızca konuştuğunu, kaç milyon kişiye Afro-Avrupa ırkı propagandası yapıldığını konuşmaksızın Türkiye’de resmi dil meselesine girecekler. Özerklikten girip Irak-İran-Suriye’de kurulmak istenen Kürt devletine göz yummanızı değil, direkt destek vermenizi isteyecekler.</p>



<p>Bütün bunları yaptığınız zaman bırak Kıbrıs’ı, Ege’yi Akdeniz’i; Güneydoğu’yu elde tutarsanız helal olsun!</p>



<p>Tutamazsınız.</p>



<p>Milleti ılık Rusçulukla suçlarken bir bakmışsınız sizi ılık milliyetçi yapmışlar!</p>



<p>“ABD’yle ilişkiler iyiye gidiyor.” ifadesi kadar tuzak bir ifade var mıdır?</p>



<p>90’lı yıllarda Apo’yu kovalarken ABD istihbaratı seni, beni, onu, hepimizi dinlediği muazzam dinleme sistemiyle tak diye Apo’nun yerini saptayıverdi. Teröristbaşı alındı, Türkiye’ye getirildi, mahkeme önüne çıkarıldı, hatta o da neredeyse ılık milliyetçi olduğunu açıklayıverecekti!</p>



<p>Nasıl açıklamasın?</p>



<p>ABD yancılarının devleti geri plana atıp dolaylı yoldan “ABD sayesinde yakaladık!” dediği Apo kısa sürede demokrasi kahramanı oldu!</p>



<p>E bu olayların olduğu bir ülkede her şey olur. Ergenekon kumpaslarında teröristten devlet sevgisi dinleyen FETÖ’cü savcılar vardı!</p>



<p>Artık yoklar!</p>



<p>Gerçekte ılık milliyetçilik diye bir şey elbette olamaz. Milliyetçilerin arasına sızan FETÖ ve diğer Amerikan beslemeleri ne kadar hainlikler yapmış olsa da tarih yeniden başladı. Fukuyama gelse bunu inkâr edemez.</p>



<p>2013 öncesinde ve sonrasında aslında pek bir şey değişmedi. Ilımlı Müslüman daha da ılımlı oldu. Oy kaybedeceği zaman arada sertleşir gibi olsa da her öfke krizinden sonra daha da ılımlı hâle geldi. Gelmek zorunda.</p>



<p>Lafı çok uzatmayacağım.</p>



<p>“Ordu bitti.”, “Ordunun sözü geçmez.”, “Biz emrederiz, siz yaparsınız.” diye ahkâm kesen ve kendini basının, medyanın baronu zanneden alıkların hayal kırıklıkları da hiçbir zaman bitmedi. Kurdukları hayaller böyle olduğu sürece de bitmeyecektir.</p>



<p>Eğer onların istediği gibi olsaydı 90’larda İran’ı bombalamak üzere kalkan F-16’lar geri dönmeyecekti.</p>



<p>Eğer onların istediği gibi olsaydı Suriye’de Esad’la savaşırdık. Sayısız provokasyona rağmen savaşılmadı.</p>



<p>Eğer onların istediği gibi olsaydı Mısır’la ebediyen düşman olurduk. Doğu Akdeniz meselesi en büyük darbeyi dışarıdan değil, içeriden almış olurdu.</p>



<p>Böyle de bir irade vardır.</p>



<p>Kimde mi?</p>



<p>Tarihi yeniden başlatanlarda.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">729</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Neoconlar İçin Küçük Ama İnsanlık İçin Büyük &#8220;Son Vuruş&#8221;</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/01/25/neoconlar-icin-kucuk-ama-insanlik-icin-buyuk-son-vurus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jan 2024 12:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[eşref bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[kagan family]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[milei]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[nazizm]]></category>
		<category><![CDATA[neocon]]></category>
		<category><![CDATA[pedofili]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[varşova paktı]]></category>
		<category><![CDATA[zelenski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=692</guid>

					<description><![CDATA[İsveç’in NATO üyeliğini onaylamayan iki ülke vardı. Bu ülkelerden biri Türkiye, diğeri Macaristan’dı. Türkiye, İsveç’in [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İsveç’in NATO üyeliğini onaylamayan iki ülke vardı. Bu ülkelerden biri Türkiye, diğeri Macaristan’dı. Türkiye, İsveç’in NATO üyeliğini TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı oylamayla kabul etti. Macaristan’da ise Orban, en kısa zamanda parlamentonun üyeliğe onay vereceğini açıkladı.</p>



<p>Yine zamanı geri saralım.</p>



<p>SSCB 1949’da kurulan NATO’ya 1954’te Varşova Paktı’yla karşılık verdi. 8 ülkenin katıldığı Varşova Paktı askeri ve siyasi bir birlikti. SSCB, imparatorluklar mezarlığı Afganistan’da toprağa verilirken Varşova Paktı da Baba Bush’un verdiği sözler karşılığında sona erdi.</p>



<p>Verilen söz ise şuydu: Gorbaçov, SSCB’yi hayata döndürmek için “açıklık ve yeniden inşa” (glasnost ve perestroyka) politikalarını uygulayacaktı. Buna karşılık ABD, NATO’yu Rusya’nın güvenliğini tehdit edecek bir mesafeye yaklaştırmayacaktı.</p>



<p>Hayata döndürmek denen şey de ABD öncülüğündeki kapitalist sisteme uyum sağlamaktan başka bir şey değildi.</p>



<p>İki büyük devletten biri diğerine söz veriyor, diğeri verilen sözü yazılı bir anlaşmaya çevirmiyor. Küçük gibi görünen ihmaller herkes için arıza çıkarır.</p>



<p>ABD neoconların güdümünde olduğu müddetçe asla sözünü tutmadı. SSCB dağıldı, başta Rusya olmak üzere eski Sovyet ülkeleri hayata dönme noktasında başarısız olunca kapitalist dünyaya adeta birer zombi gibi uyandılar. Uzun süre Sovyet ideolojisiyle yaşayan ve dünyanın Doğu Bloku’nda yer alan ülkeler kelimenin tam anlamıyla afalladılar.</p>



<p>Birkaç kez yazdığım gibi bir devletin yaşayacağı en onursuz, en acınacak günleri yaşadılar. Yahudi kökenli oligarklar eski SSCB’yi idarelerine alırlarken Aslan Usoyan (Ded Hasan) gibi bölücü terör örgütüyle ilişkili mafya liderleri de yeraltı dünyasını ele geçirdiler. Türk cumhuriyetlerinde eskisi kadar olmasa da bugün de devam eden akrabalık, oymak ve mafya etkisi aldı başını gitti.</p>



<p>ABD’li stratejist Mackinder’ın “Heartland” (Kalpgah veya Candamarı) olarak adlandırdığı Avrasya, dünyanın kalbiydi ve ona hâkim olan dünya adasına, dünya adasına hâkim olan da dünyaya hâkim olacaktı. Henry Kissinger, Zbigniew Brzezinski gibi ABD derin devletinin önde gelen diplomat ve stratejistleri bu anlayışa aynen bağlı kaldılar.</p>



<p>Ama Mackinder’ın teorisinden tavizler vererek bunu yaptılar.</p>



<p>Brzezinski’nin açıkça “Birbirleriyle iş birliği engellenmeli.” diye yazdığı Doğu Avrupa ülkeleri arasında sürekli olarak kaos çıkarıldı. Bu kışkırtılan ülkelere Türkiye de dahildir. Suriye; Türkiye ve Rusya’nın sahada kapıştırılmak istendiği yerlerin başında geldi. Küçük enişte Ahmet Davutoğlu döneminde Şam’da Emevi Camisinde namaz kılmak hayaliyle yanıp tutuşan takkeli neoliberaller, Halep’ten girip Kremlin’den çıkabileceklerini zannedecek kadar cahildiler.</p>



<p>Sırtı sıvazlı Davutoğlu gibi siyasetçiler yanağa da bir şefkat tokadı yiyince bu gerçeği öğrendiler.</p>



<p>SSCB’yle imzalanan ve özellikle nükleer silahları kontrol altına alan anlaşmalardan 2001’de çekilen Amerikalı neoconlar Avrupa’yı bir füze üssü hâline getirdiler. Rusya’ya verilen söze rağmen ateşle oynamaya devam ederek NATO’yu adım adım Doğu Avrupa’ya yani Kalpgah’a getirdiler.</p>



<p>Kalpgah’ı fethetmek isteyenlerin hayalindeki “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi”, bir “ABD İmparatorluğu” hayaline dayanır. Bugüne kadar ABD’nin resmi olmayan bir imparatorluk olup olmadığı tartışıladursun Brzezinski, Kagan ailesi, Robert Kagan’ın dişi Hitler diyebileceğimiz eşi Victoria Nuland ve daha niceleri gerçek bir imparatorluğu Neocon-Siyonist eliyle inşa etmeye çalışıyor.</p>



<p>Nuland, “Ukrayna’daki savaş ne pahasına olursa olsun devam etmeli.” demekten de “AB’nin canı cehenneme!” demekten de çekinmedi. Basın ve medya benim güdümümde olsa ben de böyle rahat konuşur, böyle şeytanca işler yapardım.</p>



<p>Nuland’ın Ukrayna’daki devrimde ve Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta emekleri çoktur. Bu emekleri yıkacak herhangi bir şeyin karşısında olacağı tartışmasızdır.</p>



<p>Bu arada birkaç gün önce Rusya’ya ait İl-76 tipi uçak Rusya’ya ait Belgorod bölgesine düştü. Uçakta bulunan 74 kişinin tamamı öldü. 74 kişinin 65’i ise takas için götürülen Ukraynalı askerlerdi!</p>



<p>Zelenski en az Nuland kadar rahat bir şekilde Rusya’yı suçlasa da Harkiv’den atılan füzelerden birinin uçağa isabet ettiği anlaşıldı.</p>



<p>Ne zaman ABD’nin menfaatine aykırı uçaklar uçsa hepsi de anlaşılmaz nedenlerle düşer. Eşref Bitlis’in ruhu şad olsun.</p>



<p>Birçok kez yazdığım için sıkılmış olabilirsiniz ama yazmak zorundayım: Brzezinski’nin “tebaa” olarak bahsettiği Batı Avrupalılar bu bakış açısından ne kadar rahatsız olsalar da askeri açıdan NATO olmadan Rusya’yla rekabet etmeleri mümkün değil. Tarihe bakacak olursak geçmişte de bugün de bir Rusya korkusunun Batı Avrupa’da yaşadığını görürüz.</p>



<p>ABD bunu kullanarak hem para kazanıyor hem kendisine karşı kımıldanan Batı Avrupa ülkelerini kucağına alıyor hem de Rusya’yı olası bir Çin savaşından önce indirebildiği kadar sahaya indiriyor.</p>



<p>Maalesef oynanan sayısız tehlikeli oyun var. Bunlardan birisi nükleer savaş konusudur. Daha önce yazdığım gibi 2024’te nükleer savaş, salgın vb. konularda bolca film izleyecek, bolca bilgisayar oyunu oynayacağız. Zihinlerimizde yaratılan sanal dünyanın rengi distopik bir havaya bürünecek. Nazizm, uyuşturucu bağımlılığı, toplumun psikolojisini bozan cinayetler, LGBT üzerinden pedofiliyi meşrulaştırma vb. girişimler artış gösterecektir.</p>



<p>Bu arada ABD’nin zenci savunma bakanı, İngilizlerin Hintli başbakanı, Arjantin’in Yahudi yancısı başkanı, Ukrayna’nın Yahudi Zelenski’si tesadüfen bu görevlere gelmiş değildir. Her biri, kendini dünyaya medeniyet getiren hayali ırk Aryanların (gerçekte dini bir cemaatti) soyundan gelen şövalyeler gibi gören küresel aktörlerin şaklabanıdır. Her biri, Nazi zihniyetini kamufle eden cambazdan başka bir şey değildir.</p>



<p>Bunlar ancak büyük savaşların hazırlıklarıdır.</p>



<p>Çin’in ekonomide ABD’yi solladığı gibi askeri açıdan da sollamak üzere olması, Mackinder’ın denizlere hâkim olma konusundaki düşüncelerini ABD’den daha fazla uygulaması, buna karşılık ABD’nin giderek hantallaşan ve yozlaşan yapısı, mevcut hegemon devletin dünyayı kendisiyle birlikte hareket etmeye ya da kendisiyle birlikte batmaya zorlamasına yol açıyor.</p>



<p>Mesela Türkiye komşu bir devlete yaptırım uygulamadığı için müttefik bir devletten F-16 alamıyor! &nbsp;&nbsp;</p>



<p>Tabii Sam Amca pek fırlamadır.</p>



<p>Hükümet yanlısı TV ve gazeteler “Kılıçdaroğlu İsveç’in NATO’ya girmesini sağlayacak!” diye haber yapmış olsalar da F-16 alacağız diye İsveç’in NATO’ya üyeliğinin kabulünü yine dünya liderliğine bağlayacaklardır.</p>



<p>Çünkü dün Gorbaçov’a söz veren, bugün Türkiye’ye söz veriyor. Üstelik sadece İsveç’in NATO üyeliğine onay almadılar. Hükümet yine hummalı bir özelleştirme faaliyetine girdi. Ukrayna’da bolca para kaybeden şirketleri başka ne kurtarabilirdi? Ekonomisi bitmiş bir ülkede bunun sorumlusu olarak da muhalefeti gösteren iktidar başka ne yapabilirdi?</p>



<p>Ah bu Kılıçdaroğlu!</p>



<p>İktidara gelemiyor ama memleketi yönetiyor!</p>



<p>Sam Amca ise girdiği her yerde oligarşi yaratmaya devam ediyor. Memlekette bu kadar kara para aklayan “hacı”nın olmasına şaşmamalı. Kıblesi Washington olanın beyninde tavaf ettiği tek yer de Sam Amca’nın sarayı oluyor çünkü.</p>



<p>Konuyu sonlandıralım.</p>



<p>İsveç ve Almanya’nın Rusya’yla savaşa hazırlanalım, şeklindeki beyanları ya da Baltık’ta gerçekleştirilecek tatbikatlar bazı şeylerin tersine döndüğünü gösteriyor. Soğuk Savaş boyunca nükleer silah ve füze alanında ilk vuruş için hazırlanan ABD, günümüzde bu ilk vuruş için Rusya’yı zorluyor.</p>



<p>Rusya bu ilk vuruşu yapabilir ama son aşamada buna mecbur kalırsa Neocon-Siyonist şeytan bizzat kendisi ilk vuruşu yapacaktır.</p>



<p>İlk vuruş kimden gelecek bilinmez ama küresel aktörler için küçük, insanlık için büyük bir vuruş olacağı kesindir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">692</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Solucan Deliği</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/06/solucan-deligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 08:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dış politika]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hamas]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[radikal dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[solucan deliği]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[tecrit]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=603</guid>

					<description><![CDATA[Dünyayı yönetmeye talip olanların basın ve medya aracılığıyla yarattıkları solucan delikleri vardır. Örneğin, Filistin’de atılan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünyayı yönetmeye talip olanların basın ve medya aracılığıyla yarattıkları solucan delikleri vardır. Örneğin, Filistin’de atılan bir kurşun solucan deliklerine rast geldi mi Türkiye’ye düşebilir. Dünyanın herhangi bir yerinde sıkılan kurşunun hangi ülkeye düşeceği, atılan bir bombanın nerede patlayacağı artık kolay kestirilemez.</p>



<p>Filistin-İsrail arasındaki son mücadelenin Orta Doğu’daki etkisi de böyle oldu.</p>



<p>Daha önceki yazılarımda, Irak işgal edildiği zaman Filistin’deki radikal İslam’ın güçlendiğini yazmıştım. Irak, İslam’dan önceki dönemlerde bile İran’a karşı kale görevi gören kabilelerden oluştuğu için bu ülkeyi işgal etmenin, İran’ın bölgedeki işlerini kolaylaştırdığını da yazmıştım.</p>



<p>Bu yazdıklarıma dair küçük bir örnek, Henry Kissinger’ın “Amerika’nın Dış Politikaya İhtiyacı Var mı?” başlıklı kitabında yer alıyor: “<em>Bir Kürt devleti, Türkiye’deki Kürt azınlığı ve bir Şii devleti, Suudi Arabistan’ın Dhahran bölgesini alevlendirebilir ve Körfez bölgesini kontrol etmek için İran’a yeni bir üs sağlayabilir.</em>”</p>



<p>Bugün Filistin’de apaçık bir şekilde soykırım yapılıyor. Bu soykırımın durdurulmasından ziyade yarattığı duygusal etkiden yararlanmaya çalışan iç ve dış unsurlar vardır. İçeride İslamcılığın etkisini artırmaya çalışanlar varken dışarıda da Türkiye’yi tecrit etmek isteyenler hazırda beklemektedir.</p>



<p>Mesela şu nokta ilginçtir: İran, OPEC’i ve Türkiye’yi İsrail’e ambargo uygulamaya çağırmıştır. Cevap olarak OPEC, “Biz siyasi kuruluş değiliz.” derken Türkiye de henüz bir ambargo uygulamış değildir. Buna karşın İsrail’deki süpermarket zincirleri Türkiye’nin HAMAS’ı terör örgütü olarak tanımadığını açıklamasıyla birlikte Türk mallarına boykot kararı aldılar.</p>



<p>İlginçtir, diyorum çünkü İsrail’deki bu hareket, İran’ın tutumuyla çelişmeyip aksine destekleyeceği bir harekettir. Daha da genişlerse ve devletin resmi politikası durumuna gelirse İsrail ambargo istiyor demektir.</p>



<p>Kendi devlet yapısına dair ABD’li dostlarını (!) dinlememekte ısrar eden ve dış politikada -özellikle Kürt devleti konusunda- dostlarının (!) aksine hareket eden Türkiye, tecrit edilmek ve başka bir dünyaya itilmek mi isteniyor?</p>



<p>Yine ilginçtir, Türkiye’den duygusal tepki ve radikal politikalar beklenirken İran sahadaki etkisini artırıyor. Sanki gizli bir el Türkiye’yi tecrit ederken İran ve İsrail üzerinden dinciliği, din ve mezhep üzerinden çatışmaları tetikliyor.</p>



<p>ABD’li dostları (!) Türkiye’ye bir rol biçmişti. O rolü Kissinger’ın aynı kitabında şu ifadelerle görmekteyiz:</p>



<p>“<em>Son otuz yıl içinde, İsrail’le Müslüman dünyası arasında yaşanandan daha fazla ve daha kanlı savaşlar, Müslüman ülkeleri arasında gerçekleşmiştir. Bu, İslam içi çatışmaların kendi iç sapmaları ve gerilimleri olmuştur. Zaman zaman muhafazakâr İran, Körfez devletlerine ve Suudi Arabistan’ın başına bela olmuştur (Körfez devletlerinin korkuları açıkça söyleyemeyecekleri kadar büyük olsa da). Öte yandan, İran’ın güvenliğine hem kuzeyden hem de giderek daha çok doğudan Pakistan yoluyla tecavüz eden Afganistan’daki Taliban muhafazakârlığının tehdidi altındadır. Batı için kritik ülke, bölgedeki en büyük askeri güce sahip, Batı’nın müttefiki, İsrail’e dost ve coğrafyasının kaçınılmazlığı nedeniyle çekişen bütün güçler için önemli olan Türkiye’dir.</em>”</p>



<p>Kissenger’ın bu kitabı ABD’de 2001, Türkiye’de 2002 yılında yayımlandı. Bu tarihler, Türkiye’de siyasal İslam iktidarının hazırlandığı tarihlerdir. Hemen sonrasında ABD’li stratejistlerin Türkiye’yi yangının ortasına atan fikirlerine karşı kendi stratejisini uygulayan Türk ordusuna kumpas kurulmuş, Kürt açılımı başlamış, Kemalizm’e ve Türklüğe karşı saldırılar en tepeden desteklenmiştir.</p>



<p>Burada şunu belirtmek gerekir: ABD’li diplomat, asker ve istihbaratçıların Türkiye ve Orta Doğu hakkındaki görüşleri aynı değildir. Bir kısım Amerikan devlet görevlisi Orta Doğu’da İngiltere’nin yaptığı gibi dengelerini kurarak çekilmek taraftarıdır. Bunlar, bir büyük devlet olarak Amerika’nın Orta Doğu’da çok fazla oyalandığı; çok fazla adam, para ve zaman kaybettiğini düşünür. Onlara göre Amerika devleti Çin ve Rusya gibi devletlerle kapışmalı, müttefik olarak da AB’yi yanına çekmelidir.</p>



<p>Bir kısım ABD’li de İsrail’le birlikte Moşiah / Mesih için çalışmakta, fanatik dinciliği ABD’de temsil etmektedir. 3 Orta Doğu dininden birinin fanatiği olan gruplar, bu coğrafyadaki sembollerden vazgeçer mi? Onlar da hâlâ Çin’i hafife almakta veya Amerika’nın gücünü Orta Doğu’dan alacağını düşünmektedir.</p>



<p>Asıl olan şudur: Her iki taraf da mevcut düşünceleri için Türkiye’nin yapısını değiştirmeye muhtaçtır.</p>



<p>Çünkü dincilerin çıkardığı yangına atılacak bir Türkiye de ancak dinci bir Türkiye olacaktır.</p>



<p>Yukarıda saydıklarımdan ilk grup, Türkiye’nin “Yeni Osmanlı” siyasetiyle Orta Doğu’da bekçilik yapmasını ister. İkinci grup ise Haçlı seferlerini unutmuş değildir. Karşılarına her yanda çıkan Türk ordusu -üstelik bu kesintisiz olarak sürmüştür- bir bataklığa sürüklenmeli, fetih hülyalarıyla komşu ülkelere saldırmalıdır. Bunun sonucunun ne olacağını yazmaya gerek yok herhalde.</p>



<p>Türkiye’yi dönüştürmek isteyenlerin olduğuna dair yine Kissinger’ın ifadelerine başvurmak gerekiyor. Jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir müttefik olduğuna inandığı Türkiye için Kissinger; Türkiye’nin ulusal onurunun ve menfaatlerinin geri plana atılmasına yönelik bir eğilim olduğunu ifade ederek “<em>Türkiye’nin iç yapısını ilgilendiren tercihlerinin bu şartlara karşı dengelenmesi gereklidir.</em>” demektedir.</p>



<p>Gerçi Türkiye’nin yapısının değiştirilmek istendiğine kanıt olarak yüzlerce, binlerce yazılı ve sözlü beyan olmasına rağmen bunları görmezden gelenler çoktur. Öte yandan ABD’deki sözde demokrasi derneklerinde Türkiye’nin aleyhine çalışan “maalesef Türk” dediğimiz kimseler de çoktur.</p>



<p>Mesela Marine Corps University’den Sinan Ciddi, Türkiye’nin ABD’den F-16 alımında bile durumun gözden geçirilmesini; Türkiye’nin, ABD’nin dayattığı politikaları kabul etmesi durumunda bu satışın gerçekleşmesi gerektiğini yazmıştı. Ciddi, son gerilimlerden sonra da daima Türkiye’yi hedefe koymuştur.</p>



<p>Bu Georgetown Üniversitesi’nde ayağı olanların Türkiye uzmanlıkları çok şahane oluyor.</p>



<p>Türkiye’de solucan deliğine girip soluğu ABD’de alan tipler yaşadıkları ani şoktan olsa gerek, kendi çevrelerine bakmadan Türkiye’de bir şeyleri değiştirmeyi severler. Türkiye’nin yeterince sivilleşmediğini iddia edenler hep ABD ordusu ve CIA çevresinden çıkıyor. Bağlı oldukları Amerika’nın başka ülkelere askeri müdahalesini sonuna kadar desteklerler. Türk ordusunun emekli generalleri “Doğu Akdeniz tehlikededir.” dese darbe, demokrasi, sivilleşme diye inlerler.</p>



<p>Sakın Türk ordusunun gıkı çıkmasın!</p>



<p>Yasemin Çongar gibiler Türkiye’ye sivilleşme dersi verip asker ve sivili yan yana görünce kudururlardı. Ardından Türk subayları tutuklanıverirdi. Ne var ki Çongar’ın eşi Chris Mason da bir Afganistan ve Irak uzmanı olarak ABD dergilerinde yazıyordu.</p>



<p>İçeriden ve dışarıdan kuşatılırken girdiğimiz son evrede dünyadan tecrit edilmek, müttefiksiz bırakılmak isteniyoruz.</p>



<p>NATO’nun dayatmalarını kabul edemeyiz. Diğer yandan Rusya, Çin gibi ülkelerle girilecek iş birlikleri -özellikle Çin’le- pamuk ipliğine bağlıdır.</p>



<p>Birkaç örnek senaryoya bakalım.</p>



<p>Devletler dış politikada büyük oynadıkları zaman tarihi dayanaklarına dönebilirler. Türkiye’nin dış politikadaki etkinliğini “Osmanlıcılık” çizgisinde yürütmek isteyenler vardır. Rusya için de aynı şey geçerlidir. Orada da Çarlık ve Sovyet mirası söylemleri vardır.</p>



<p>Kazakistan’daki olaylar sırasında -aslında felaket senaryolarının hiçbiri gerçekleşmemesine rağmen- Türkiye ve Rusya’da birçok kitle kışkırtılmaya çalışılmış hatta Rus devletine yakın olan Sputnik’ten bile birtakım gazeteciler milliyetçilil ve intikam kokan beyanlarda bulunmuşlardı.</p>



<p>Sonuç olarak baktığımız zaman Kazakistan’da Latin alfabesine geçiş süreci durdurulmadı. Bir zamanlar “Türkçe Konuşan Devletler Topluluğu” gibi tuhaf adlarla bir araya gelen siyasetçiler, artık “Türk Devletleri Teşkilatı” adıyla bir araya geliyorlar.</p>



<p>Çin’le ilgili senaryoya bakalım.</p>



<p>Doğu Türkistan hem bizim hem de Çin’in yumuşak karnıdır. Kimin karnına dokunurlarsa onun canı yanar.</p>



<p>Çin’in yapısı ise açıktır. Sovyetler döneminde Afganistan’da Rusları rahatlıkla sattılar çünkğ Amerika’nın gücüne ihtiyaçları vardı. Amerika’nın gözünün önünde büyüyüp “İpek Yolu” projesiyle Amerikan devletinin yarısını hayrete düşürdüler. Yarının ne getireceği belli olmaz.</p>



<p>Genel sonuca bakarsak her devletin kendi menfaatleri, kendi iç dinamikleri vardır. Devletin görevlerinden biri, solucan deliklerini kapatıp kendi kaderini çizmektir. Bunun yolu da içeride ve dışarıda akılcı siyaset izlemekten geçer. En büyük akılcılık da önce milli güvenliğini sonra milli menfaatlerini temele yerleştirmektir.</p>



<p>Sağlam duran bir devletin taşıyıcı kolonları da sağlam demektir. Pekiyi&#8230; Bizde adalet ve liyakat ne durumdadır?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">603</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tukidides Tuzağı&#8217;na Kim Düşecek?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/01/tukidides-tuzagina-kim-dusecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 08:07:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[biden]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[evanjelimz]]></category>
		<category><![CDATA[evanjelizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kural temelli dünya]]></category>
		<category><![CDATA[mao]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[neocon]]></category>
		<category><![CDATA[peloponez savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[tukidides tuzağı]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=600</guid>

					<description><![CDATA[Yunanlıların Antik Çağ’daki en önemli savaşlarından biri Peloponez Savaşı’dır. Atina’nın hızlı yükselişi zamanın egemen gücü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yunanlıların Antik Çağ’daki en önemli savaşlarından biri Peloponez Savaşı’dır. Atina’nın hızlı yükselişi zamanın egemen gücü olan Sparta’yı kaygılandırıyordu. Atina’nın yükseldikçe artan etkinliği ve saygı görme talebi, Sparta’nın egemen konumunu yitirmeme hedefi savaşı kaçınılmaz hâle getirmiştir. Böylece iki gücün savaşması kaçınılmaz olmuştur.</p>



<p>Savaş tam 30 yıl sürmüştür. Getirdiği yıkım bir tarafa, bir kısım tarihçiler Antik Çağ’daki Yunan gücünün büyük ölçüde zayıfladığını düşünmüşlerdir.</p>



<p>Peloponez Savaşı’na hem katılan hem de bir tarihçi olarak bu savaşları anlatan Tukidides, yıllar sonra araştırmacılar tarafından dile getirilen “Tukidides Tuzağı”na da ilham olmuştur.</p>



<p>Tukidides Tuzağı, özetle, emin adımlarla yükselen bir gücün zirvedeki gücü tedirgin etmesi; kendi düzenini kurmak, bağımsız hareket etmek, saygı görmek isteyen yeni güce karşı zirvedeki gücün egemen konumunu korumak için saldırmasıdır.</p>



<p>Ve Antik Çağ’da bile Atina ve Sparta arasındaki savaşa çevredeki güçler kayıtsız kalamamış, bu güç aktarım savaşında Anadolu ve İran güçleri de savaşa dahil olmuşlardır.</p>



<p>Sözde “kural temelli dünya” devrinin gerçek yüzünü görmeye başladığımız bu dönemde de Tukidides Tuzağı’na kimin düşeceği belirsizdir. Ancak bu dönemdeki tuzağın boyutu belki hiç olmadığı kadar büyük ve kapsamlıdır.</p>



<p>Öyle görünüyor ki demokrasi maskeli tiran ABD, kadim dostu sinsi Britanya ve bıçkın (!) delikanlı İsrail ile birlikte tuzaklar kurmakla meşgul.</p>



<p>Kimlere karşı?</p>



<p>Yükselen güçlere ve yükselen güçlerin yükselme potansiyeli olan müttefiklerine karşı&#8230; Bunlar arasında henüz karar vermediği düşünülen Türkiye de var. Türkiye gibi ülkelere sürekli sopa gösterilir.</p>



<p>Mesela Çin’in tuzağı Tayvan’daydı. Çin, Tayvan’la birleşmeye yemin etmiş bir devlettir. Elbette belki de uzak olmayan bir zamanda buraya saldıracak veya onu kendi rızasıyla yanına alacaktır.</p>



<p>ABD ise dünyayı ve özellikle Güneydoğu Asya ülkelerini bir tehlikeye ikna etmek için Tayvan’ı öne sürmüş, tuzağını da burada kurmuştur.</p>



<p>Tayvan’a giden ABD’li üst düzey yetkililerin karşılaşacakları ablukadan, yakın takipten haberleri yok muydu? Elbette vardı.</p>



<p>Maksat ise çok başka ve tehlikeliydi.</p>



<p>Çünkü yakın zamanda ABD ordusunun subayları tarafından oynanan bir harp oyunu göstermiştir ki hava kuvvetlerinin farkıyla son anda da olsa ABD, Çin’e karşı bir zafer kazanabilmektedir.</p>



<p>Bu zaferin şartı nedir?</p>



<p>Çin’in Tayvan’a saldırması!</p>



<p>ABD’nin Çin karşısında kazanma şansı buydu. Henüz kendi düzenini kurma aşamasında olan, teknolojik anlamda ABD’yi geride bırakmış ya da bırakmak üzere olan Çin zamansız bir müdahaleyle Tayvan’a girerse ABD onu karaya sıkıştırarak zafer kazanabilmektedir. Çin bu tuzağa düşer mi? Göreceğiz.</p>



<p>Rusya’nın tuzağı neydi? Ukrayna’ydı.</p>



<p>Rusya için tıpkı Netanyahu’da olduğu gibi “zugzwang” durumu söz konusuydu. Yani Putin’in bir hareket etme zorunluluğu vardı ve hamlesini nereye oynarsa oynasın mutlaka bir şeyler kaybedecekti. Ancak “zugzwang” tamamen kaybetme anlamına gelmez, satranç oyunun devamlılığını sağlar.</p>



<p>ABD’nin Ukrayna’da kurduğu “nükleer” tuzak karşısında Rusya devleti ya her şeyi göze alıp Ukrayna’ya girecek ya da NATO kuşatmasının son safhasına geçmesini bekleyecekti. Kısacası uslu çocuk gibi oturacak, ABD’nin Çin’le hesaplaşmasında hiçbir yana hareket etmeyecekti.</p>



<p>Sonuç olarak Rusya’nın “Milli güvenliğim için bu tehlikeyi bertaraf ederim” demesi, ABD’nin tek kutuplu dünya düzenine karşı çok kutuplu dünyanın önemli bir adımı oldu.</p>



<p>Başta ABD’li uzmanların “Heartland” (kalpgâh) dediği coğrafyanın kalbinde yer alan Ukrayna harap edildi. En önemlisi ise NATO için her halükârda bir karargah oldu.</p>



<p>Bugün Filistin’e giden silahların ve yine Filistinli savaşçıların ellerindeki roketlerin Ukrayna’dan geldiğinin anlaşılması da bunu doğrular. Amerikalılar tıpkı Kuzey Irak’ta olduğu gibi gökten silah yağdırıyorlar, sonra “Aa, haberimiz yoktu” diyorlar.</p>



<p>Zaten savaşın başından beri yasa dışı grupların Ukrayna’ya giden silahları sattıkları bilinen bir şeydi. Şimdi işleri o kadar ilerlemişler ki İsrail’e saldıran Filistinlilere roket teknolojileriyle ilgili eğitim veriyorlarmış!</p>



<p>Yasa dışı grup filan hikâyedir.</p>



<p>Daha önce şu uyarıyı yapmıştım: Suriye’de yeni bir ordu gibi gösterilmeye çalışılan bölücü terör örgütü mensuplarının bir kısmı savaşmak bahanesiyle gönderildikleri Ukrayna’da savaş tecrübesi kazanıyorlar. Üstelik bu savaş özel savaştır çünkü güç dengesinin olmadığı bir savaşta zayıf görünen taraf özel savaş uygular. Yarın bu teröristlerin bir kısmının Suriye, Irak, İran ve hatta kendi sınırlarımız içinde bize vereceği olası zararı hesap eden var mıdır?</p>



<p>Vekalet savaşlarının ne olduğunu iyi anlamak gerekir ama bizim kamuoyumuz daima duygularının esiri olduğundan hamasetle göz boyayan beslemelere aldanmıştır.</p>



<p>ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’nin durumu çok açıktır.</p>



<p>ABD’de Evanjelistler, İsrail’de Siyonistler köşeye sıkışmış köpek psikolojisiyle hareket ediyorlar. Tabiri caizse ellerine aldıkları benzin ve çakmakla dünyayı alevler içine atma tehdidinde bulunuyorlar. İngiltere ise her zamanki gibi sinsice hareket ediyor: Mustafa Sagir’in yeni versiyonlarından bir adamı ülkenin başına geçirip aynı şeytanca planlara hizmet ediyor.</p>



<p>Eğer özellikle İsrail’in bu tavırları bilinçli değilse şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki tek kutuplu dünyanın akılsız devleri ne yaptığını bilmiyor. Rusya’yı Ukrayna’yla zayıflatmaya çalışan ABD, Çin’e yönelemeden Körfez’de, Doğu Akdeniz’de, Orta Doğu’da askeri varlığını yeniden güçlendirmek zorunda kalıyor. Muhtemeldir ki yeni nesil Hitlerlerimizin bir dünya savaşı öngörüsü vardır.</p>



<p>Oysa attıkları her adımda Rusya ve Çin’i yeni sahalara indiriyorlar. Daha sonra yeni adımlar atarak bu devletlerin ellerini güçlendiriyorlar.</p>



<p>Yıkım üzerine çalışan birçok teorisyenin öne sürdüğü “Yıkım olmadan yeni düzen kurulamaz” düşüncesi birçok devlette egemen olmuş görünüyor.</p>



<p>Mao’nun vaktiyle ön gördüğü “insan odaklı anlayış”, yani mücadelelerin temeline insanların zihinlerini ve davranışarını kontrol etmeyi hedefleyen anlayış, “bilişsel savaş” gibi yeni savaş yöntemleri ortaya çıkarmıştır.</p>



<p>Vaktiyle Fransa’da o kadar çok yalan söylenmişti ki rejim değişmişti. Şimdi prodüksiyoncuların profesyonel yalanları “akış” şeklinde karşımıza çıkıyor, biz de bu akışa mütemadiyen maruz kalıyoruz.</p>



<p>Diğer yandan yıllardan beri Türk dünyasının meselelerinde gündeme getirdiğimizde kimsenin umursamadığı “uluslararası hukuk”, “vicdan”, “riyakârlık” vb. konularda ne kadar haklı olduğumuzu anladığımız günlerdeyiz.</p>



<p>Çünkü artık kural temelli dünyayı kuranlar, kural temelli dünyayı kendi elleriyle yıkıyorlar.</p>



<p>Ukrayna’da Rusya’yı şeytanlaştıran güç, Filistin’de İsrail’i alkışlıyorsa&#8230;</p>



<p>Bu kadar masum insan acımasızca katlediliyorsa&#8230;</p>



<p>Kutsal metinlerden alıntılar yaparak birbirine saldıran dinciler bu kadar can alıyorsa&#8230;</p>



<p>Medeniyetten geçinen dünya elinde çekirdekle olanları izliyorsa&#8230;</p>



<p>Bize de bu gafletten bu milleti uyandırmak ve Türk dünyasında meydana gelecek olaylara karşı bilinçlendirmek düşer.</p>



<p>Bu noktada en önemli görev ise Türk ordusuna düşüyor. Bu görev, “ölme” görevi değildir. Bu görev, “yaşama” ve “yaşatma” görevidir. Türk ordusu, yeri geldiğinde bir öğretmen olacaktır. Yeri geldiğinde hukukçu, yeri geldiğinde diplomat olacaktır. Türk ordusunda bu imkân ve kabiliyet vardır.</p>



<p>Türkiye’nin en modern kurumu olan Türk ordusu özellikle bilişsel savaş alanında süratle yapılanmalı ve -eğer kurulmadıysa- diğer ülkelerde olduğu gibi bu savaş üzerine eğitilmiş bir tugay kurulmalıdır.</p>



<p>Türkiye’nin tüm milli güvenlik kurumları çok hızlı bir şekilde partizanlardan arındırılmalı ve tek çatı altında bir araya gelmiş gibi hareket etmelidir. Herkesin kendi stratejisini uyguladığı bir ülke zaten kendi kendine parçalara ayrılır.</p>



<p>Sonuç olarak&#8230;</p>



<p>Tukidides Tuzağı’na kim düşerse düşsün, büyümüş ya da büyüyen bir devin düşeceği kesindir. Her dev yıkıldığında mutlaka yıkıcı depremler meydana gelir. Biz bu depremler öncesinde kendimizi sağlama almaya bakalım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">600</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Brutus Mevsimi &#8211; 2</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/15/brutus-mevsimi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Oct 2023 18:26:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kaşgay]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=573</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalizm hiçbir zaman Türk dünyasının yanında olmaz. “Emperyalizme Karşı Ötüken Yazıları” isimli kitabımda anlatmaya çalıştığım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Emperyalizm hiçbir zaman Türk dünyasının yanında olmaz. “Emperyalizme Karşı Ötüken Yazıları” isimli kitabımda anlatmaya çalıştığım konuların ana fikri buydu. Tarih bunu birçok kez kaydetmiştir.</p>



<p>Emperyalistler tarih boyunca birçok kez Türklerle iş birliği yapıyor göründüğü meselelerde Türkleri satmıştır çünkü oyunu en başından itibaren Türklerin aleyhine kurmuştur.</p>



<p>Afganistan’da emperyalistlere karşı savaşanlar Türklerdi. Devleti başkalarına verdiler.</p>



<p>İran’da meşrutiyeti getiren de emperyalistlerle asırlar boyu savaşan da Türklerdi. Ne yapıp edip Türk hanedanını devirdiler ve önce Farsları başa geçirdiler. Sonra onları da devirip İslam rejimini kurdular.</p>



<p>İran’ı sömürtmemek için milli adımları atan Türk kökenli Musaddık’tı. İdam edilmek istenen yine Musaddık’tı.</p>



<p>Ve yine İran’daki Kaşgaylar araya girdi de idam edilmedi. Türkler bunu hâl hatırla yapmadılar. Biraz kaba bir tabir olacak ama “racon kestiler”.</p>



<p>Rus tarihinin belki en önemli siması olan Büyük Petro, 1725 yılında ölmeden önce yazdırıp gizli kalmasını istediği vasiyetnamesinde şunları diyor:</p>



<p><em>“&#8230;Şüphesiz ki İstanbul’a sahip olan şah, dünyada ilahi şah olacaktır. Bu maksadın hedefine ulaşabilmesi için daima Türkiye ile İran arasına fitne fesat tohumları ekilmeli, kavga ve savaş çıkarılmalıdır. Bu iş için Sünni ve Şii mezhepleri arasındaki ihtilaflar, en keskin ve yenilmez ordudur. Rusya’nın nüfuzunu Asya’da yaymak için Sünni-Şii ihtilafları en iyi vasıtadır. Türkiye ile İran devletleri arasındaki muvazeneyi öyle bozmak lazımdır ki onlar birbirleri ile hiçbir zaman anlaşamasınlar. Hem İran hem de Türkiye’nin Avrupa halklarıyla temas etmesine imkân verilmemeli. Eğer bu ülkelerin Müslümanları gözlerini açıp hukuklarını anlayacak olurlarsa o bize büyük bela olacaktır. Hem Türkiye’nin hem de İran’ın din adamlarını elde etmek ve onlar vasıtasıyla Sünni-Şii ihtilaflarını kızıştırmak lazımdır.</em></p>



<p><em>(&#8230;) İran daima gerilemeye sevk edilmeli, bağlı durumda tutmalı ki Rusya devleti onu istediği zaman zahmetsiz bir şekilde öldürmeye kadir olsun. Ama Türkiye devleti mahvolmadan İran’ın canını almanız tavsiye edilmez.”</em></p>



<p>İlk olarak şunu unutmamalıyız ki Petro’nun döneminde İran’ın yönetimini elinde bulunduranlar da Türklerdir. Yani iki Türk devletinin, iki Türk coğrafyasının mezhep ihtilaflarıyla bölünmesi şiddetle tavsiye edilmiştir.</p>



<p>Petro ve Nadir Şah aynı dönemlerde yaşamıştır.</p>



<p>Büyük Türk fatihi Nadir Şah, Petro’nun vasiyetnamesinde gerçekleştirilmesini istediği her şeyin tam tersi bir hükümdardı. Onun iktidara gelişi sırasında Caferiliğin kabul edilmesini şart olarak sunması boşuna değildir. Nadir Şah’ın hükümdar olur olmaz ne yaptığını biliyor musunuz?</p>



<p>Ebubekir, Ömer ve Osman’a sövülmemesini, rahmetle anılmasını emretmiştir. Ezandaki “Ali veliyullah” ifadesini kaldırtmıştır ki bu da önemli bir ihtilaftı.</p>



<p>Petro’nun vasiyetnamesi önemlidir çünkü böylece Petro’nun Rusya siyasetindeki, Nadir Şah’ın da Türk dünyası siyasetindeki önemini daha iyi anlıyoruz.</p>



<p>Ne yazık ki Nadir Şah, mevsim gelip de şartlar oluşunca etrafındaki Brutusler tarafından vahşice katledilmiştir.</p>



<p>Vasiyetnamedeki bir diğer nokta ise Türklerin Avrupa ile iletişimlerinin kesilmesidir. Çok dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur ki Çarlık rejiminin son dönemlerinden itibaren Türk dünyasındaki aydınların tüm çabası Osmanlı Türkleri ile ilişkilerini geliştirerek Avrupa’ya uzanabilmek olmuştur.</p>



<p>Tekrar yazayım: İran’a hem de Türkiye’den 1 yıl önce meşrutiyeti getirenler Türklerdir. Oradaki Türklerin her türlü mücadelesinde Osmanlı subayları da az veya çok bir şekilde destek olmaya çalışmışlar hatta milisler göndermişlerdir.</p>



<p>Ne yazık ki Türk aydınları da mevsimi gelip de şartlar oluşunca Brutusler tarafından ihanete uğramış, katledilmiş, hapsedilmiş, sürgüne gitmiştir.</p>



<p>Ne İngilizler ne Ruslar ne de Amerikalılar İran’daki Türkleri rahat bırakmamışlardır. Birçok Türk eserleri Avrupa, Amerika ve Rusya’ya kaçırılırken Kaşgaylar başta olmak üzere İranlı Türklere karşı saldırgan bir tutum izlenmiş, zaman zaman İranlı Fars milliyetçilerinin desteğiyle katliamlar gerçekleştirilmiştir.</p>



<p>Bugün Amerika ve İsrail üzerinden bu durum devam etmekte ancak yine bir Brutus mevsimi oluşturulmaya çalışılmaktadır.</p>



<p>Tarih göstermektedir ki aklı olan bir emperyalist, kendi eliyle Türk devleti kurmaz!</p>



<p>Bu yüzden İsrail-Filistin olayları nedeniyle sahaya inmeye çalışacakları göreceksiniz. İran’da Azerbaycan Türklerine geçici bir devlet kurdurmak isteyeceklerdir.</p>



<p>Bu bir tuzaktır. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse bilin ki İsrail’in Filistin’deki harekâtının çok daha büyüğü Siyonistler tarafından İran’da gerçekleştirilmektedir! Yapay bir devlet kurmak milletlerin mahvoluş fermanıdır. Devlet kuracak nitelikteki tüm kadrolarınızı feda edersiniz.</p>



<p>Türk, kimsenin kapısına gidip “Bana devlet kur.” demez! Bu noktada da sahaya ineceklere dikkat kesilmek zorundasınız.</p>



<p>ABD başta olmak üzere Batılı emperyalistler çatışmalar çıkararak fatura kesmek üzere tabiri caizse yeni bir Haçlı seferi başlatmıştır.</p>



<p>Yeterince insan ölmeden masaya oturmayanlar, yeni projeleri masaya koyduklarında Brutusleri göreceğiz. “Filistin ve Azerbaycan’a karşılık Kuzey Irak’ta Kürt devleti (aslında Yahudi devleti) istiyorum” dediklerinde yürekli (!) Brutusleri göreceğiz.</p>



<p>Kaşgay Türklerinden bir türküyle bitirelim:</p>



<p>“Yüce dar ağacına sındın,</p>



<p>Ağaç ata bindin.</p>



<p>Arman koymadın sen,</p>



<p>Darda oynadın sen!”</p>



<p>(Neden Kaşgaylardan bahsettiğimi, onların emperyalist devletlerin uçaklarına, toplarına karşı direnen kuvvetli ruhlarını biliyorsanız anlayabilirsiniz. Türk’ün sağlam iradesi onların karakterinde saklıdır.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">573</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şimdi Biraz Gerçekler</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/06/06/simdi-biraz-gercekler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 12:38:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[2023]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[kaçaklar]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacılar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kabine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=464</guid>

					<description><![CDATA[Seçim süreci sona erdi. Yeni bakanlar belirlendi. Erdoğan, Anıtkabir’e gitti. Türkiye yeni beş yıllık süreçte [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Seçim süreci sona erdi. Yeni bakanlar belirlendi. Erdoğan, Anıtkabir’e gitti. Türkiye yeni beş yıllık süreçte neler olacağını merakla bekliyor.</p>



<p>Ama ben merak etmiyorum.</p>



<p>Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de muhafelet partileri terörle itham edildi. Seçim boyunca Hizbullah’ın terör örgütü olmadığını veya HÜDAPAR’ın Hizbullah’la ilgisi olmadığını iddia eden AKP propagandası sona erdi çünkü artık bu yalana ihtiyaç kalmadı. Bakanlık görevini devreden Nebati’den sonra geçmişinde FETÖ olan, Ergenekon kumpaslarına destek ve Fetullah sapığına gönül vermiş kimseler bakan yapıldı. FETÖ’ye ayrılan yer daha da açılmış oldu.</p>



<p>Kılıçdaroğlu’na İngilizleri de ilgilendiren politik vaadleri sebebiyle demediğini bırakmayan Erdoğan, Londra’ya göz kırptı.</p>



<p>Dolandırıcı ilan ederek gönderdikleri adamı kurtarıcı zannederek geri çağırdılar.</p>



<p>Londra da Erdoğan’a göz kırpmış oldu!</p>



<p>Göz kırpmalarıyla başlayan flörtleşme, Kızıl Elma’dan kızıl avyaya yönelmeyle biter mi? Biter.</p>



<p>Irak savaşında tezkere çıkartamayan iktidara ikinci ve son şans olası İran savaşına doğrudan destek karşılığı verilir mi? Verilir.</p>



<p>Çünkü mevcut iktidarın başka şansı yok.</p>



<p>Mesela AKP için mülteci politikası, Rusya’yla yakınlaşmanın getireceği Batı odaklı saldırıları yavaşlatıp durduruyor. Böylece seçim boyu yapılan Batılılar Erdoğan’ı istemiyor yalanı da aşikâr şekilde çürümüş oluyor. Zira gerçekte Batı medyası hem seçim öncesinde hem de seçim sonrasında Erdoğan’ın seçilmesini çok daha olumlu karşılayan haberler yaptı, köşe yazarları analizler yayımladı.</p>



<p>Seçim boyunca Yunan basınındaki genel kanı, Erdoğan’ın hiç değilse tanındığı ama Kılıçdaroğlu’nun yapacaklarının belirsiz olduğuydu.</p>



<p>Sonuç olarak bir “Anlat, sen seversin yalanı” sürecini daha geride bırakmış olduk. Şimdi gerçeğe yani sözde sığınmacılara ve ülkemizde sözüm ona ilan edilecek şeriat rejimi için çıkıp gelenlere bakalım.</p>



<p>Somali ve Cibuti’de Yeni Osmanlı propagandasını da 2023’te İslamî nükleer güç olacağımız propagandasını da Atatürk karşıtı propagandayı yerinde görmüş bir insanım. Aynı propaganda Türk cumhuriyetlerinde ve Afrika ülkelerinde aynen uygulanıyor.</p>



<p>Tahminimce birileri hem kendilerini hem de cemaatlerini “Erdoğan, mecburiyetten Anıtkabir’e gidiyor” diye kandırıyordur çünkü hem onlar hem de çıkıp gelen hayalperest hilafetçiler Türkiye’nin gerçeğini bilmiyorlar. Bilmeleri, anlamaları da mümkün değildir. Görünen ne olursa olsun devlet Mustafa Kemal’in devletidir. Bunun altını çizelim.</p>



<p>Ama maalesef birileri kendince tehlikeli oyun oynuyor&#8230;</p>



<p>Dün ne yaptılarsa Türk’ü Türk’e kırdıramadılar. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla tasfiye etmeye çalıştıkları asıl devlet, kumpasçıları kıçlarına vura vura hak ettikleri yere gönderdi. Yani aslında tezkerenin intikamını Türkiye içinde güçlü ve acımasız müttefik bulamadığı için tam olarak alamayan emperyalist güçler, eğer İran konusunda da iktidarın üstüne düşeni yapamayacağını, Rusya’yla ilişkisine zarar veremeyeceğini görünce sığınmacıları harekete geçirmeye çalışır mı? Çalışır.</p>



<p>Hoş, İran konusunda iktidar Batılıların istediğini yapsa bile milyon tane adam boşuna bu ülkeye sokulmuş değildir.</p>



<p>Her halükârda hedefte laik cumhuriyetimiz vardır. Ulus devlet vardır. Bunlar bize Mustafa Kemal’in emanetidir. Bunu unutmayalım.</p>



<p>Ve Avrupalı devletlerin Afrika’daki insan kaçakçılığı organizasyonlarından duyduğu rahatsızlığı hangi fetvalar ve hangi vaatlerle hafiflettiğini düşünelim.</p>



<p><strong>NOT: </strong>Şunu da ekleyeyim ki Erdoğan’ın o kadar ithamından sonra herkesi kucaklayacağını söylemesi beni ilgilendirmiyor. Ben, hakarete uğrayıp giden ve çağrılıp bakan yapılanlara benzemem. Bir Türk genci olarak gurur sahibiyim. Benim gibi milyonlarca Türk genci vardır. Milletimizin hiçbir parçası düşmanımız olmadığı gibi bölmeye çalışanlara da müsaade etmeyeceğiz. &nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">464</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Garip Göç Hikâyesi</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/05/28/bir-garip-goc-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 May 2023 12:59:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[alevi]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[kaçaklar]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[şii]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sünni]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[taliban]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=448</guid>

					<description><![CDATA[Hem fert hem de toplum açısından göç bütün canlıların bir gerçeğidir. Savaş, kıtlık vb. nedenlerle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hem fert hem de toplum açısından göç bütün canlıların bir gerçeğidir. Savaş, kıtlık vb. nedenlerle toplu göçler meydana gelmesi çağımıza has bir özellik değildir. İnsan bazen bir şehirden başka bir şehire, bazen köyden şehire, bazen şehirden köye ve bazen de bir başka ülkeye göç edebilir. Yine ihtiyaç olması hâlinde geldiği yere geri dönebilir.</p>



<p>Buraya kadar anlattıklarım doğal göçlerle ilgilidir. Bir de yapay göçler vardır. Bir topluluğun göç ettirileceği ülkede mültecilerle ilgili güya savaş, kıtlık, kaos, yaşam şartlarının bozuk olması gibi gerekçeler hazırlanır. Göç edecek topluluğa ise bambaşka bir dünya sunulur. Bu gerçeği Afgan ve Pakistanlıların Google aramalarındaki istatistiklerde görebiliyoruz.</p>



<p>Dincilerin güya hicret olarak adlandırdıkları göçlerle gelen milyonlarca kaçak, her ne hikmetse ülkemize gelmeden önce cami, tekke vs. araştırmıyor. Türk çocuklarını, Türk kadınlarını, eğlence hayatını araştırıyor. Birileri, gerçekleri söyleyenleri yalan, abartı, ırkçılıkla yaftalasa da ülkemize göç eden üçüncü dünya toplumlarının yapısı çok farklıdır. Yapıcı değil yıkıcı diyarlardan gelenler her zaman huzur bozarlar. Tüm bunlara karşı evini korumak isteyen kişileri kin, nefret, düşmanlık gibi suçlamalarla yaftalamaksa ancak düşmana hizmet eder veya sinsi düşmanlıklardan kaynaklanır.</p>



<p>Çok kısa bir şekilde Afganistan’ı ele alalım.</p>



<p>Afganistan uzun süredir ABD işgali altındaydı. Amerikan devleti kendi içinde Orta Doğu siyaseti bakımından bölünmüş durumdaydı. Kimi stratejistler ABD’nin kontrollü bir şekilde kendi kurduğu dengelerin sürekliliğini gözeterek çekilmesinden ve Avrupa güçlerini yanına alarak Çin ve Rusya’yla mücadeleye girmesinden yanaydı. Bu görüştekilerin temel dayanaklarından biri, Orta Doğu’nun sorunlu bir coğrafya olması, burada çok fazla insan, zaman ve para kaybedildiği, büyük devletin büyük devletlerle mücadele etmesi düşüncesiydi. Diğer bir görüş ise ABD’nin Orta Doğu’daki politikalarını İsrail’in güvenliği ekseninde sürdürmesiydi.</p>



<p>Ukrayna-Rusya savaşıyla Amerika dikkatini Avrasya’ya çevirdi. Bu savaşın getireceği artılardan biri Avrupa’nın ABD’nin kanatları altında devam etmesiydi çünkü Almanya, İngiltere, Fransa gibi ülkeler bir süredir kendi yollarını çizmeye çalışıyorlardı. Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi bu ülkelerin güvenlik kaygılarını tetikledi, dünyada kurdukları dengeleri tehlikeye düşürdü. Böylece dengeleri kurmak adına ABD’yle birlikte yol yürümeye devam ettiler.</p>



<p>Olası veya ciddi olarak planlanan Çin savaşına karşı ABD, Rusya’yı zayıflatmak ve oyalamak için Ukrayna ve Avrupa’yla karşı karşıya getirirken muhtemeldir ki Çin’i çevrelemek adına ve yine kontrollü çekilmek için Afganistan’ı Taliban’a teslim etti. Bir süredir kendini toparlayan, Afganistan’da duruma tamamen hâkim olmaya çalışan Taliban, İran’la savaşın eşiğine geldi. İran’la savaşı tetikleyecek ilk fizikî saldırıyı da yine Taliban gerçekleştirdi. Şunu da eklemeliyiz ki Afganistanlı Sünnî Fars için İran düşman, Sünnî herhangi bir ülke dosttur; tabii o ülke laikliğin karşısında konumlanmış bir parti tarafından yönetiliyorsa&#8230; Bunu sahada tecrübe etmiş bir insanım.</p>



<p>Şimdi bu Afganistan’dan gelenler laik bir ülkede yaşamak istedikleri için mi geliyorlar? Bu kadar Afgan mazlumsa Taliban nasıl iyi oluyor? Taliban iyi değilse birtakım AKP’liler niye Taliban övüyor? Bir yandan medrese düzeninden kaçan (?) milyonlarca insan ülkemize sızarken bir yandan aynı insanlar medrese açılışı yapan Erdoğan’ı niye destekliyor?</p>



<p>Afrika’da, örneğin Somali’de, Cibuti’de yoğun bir hilafet propagandası var. Bunu da tecrübe etmiş bir insanım. O insanlar mazlum olsalar da olmasalar laik Türkiye’nin teminatı olmak için Türkiye’ye gelmiyorlar. AKP de bunu çok iyi biliyor ve sınırların delik teşik edilmesine müsaade ediyor. Boşuna ülkemizde ensar edebiyatı yapılmıyor ama maalesef insanımız din ve insanlık edebiyatına prim veriyor, göz göre göre gerçekleri söyleyen insanlarla inatlaşıyor. Üzerinde yaşadığımız dünya oyun parkı, film veya bilgisayar oyunu değildir. Kaos, iç savaş, kafa kesmek vs. sanal dünyada yaşattıkları gibi bir şey değildir.</p>



<p>Mezhep taassubuyla kendi soyundan olanlara bile saldıranlar, ülkemizde kendi görüş ve mezheplerinden olmayanlara karşı sinsi planlar içindelerse -ki olmalarına gerek yok, kullanılabilirler- tarih önünde bunun hesabı nasıl verilecektir?</p>



<p>Bunları iyi düşünün.  </p>



<p>Ekonomiyi milyonlarca göçmenin ayakta tuttuğunu söyleyenlere ise sorum şudur: Ekonomiyi milyonlarca yabancıya muhtaç edecek kadar kötü yönettiyseniz çekileceksiniz. Böyle bir durumda &#8220;Ben çekilirsem diğeri yapamaz&#8221; deme hakkınızı baştan kaybetmiş oluyorsunuz. Unutulmamalıdır ki ucuz iş gücü denilerek üç kuruşa çalıştırılan, toplumun hedefi durumuna gelen bütün yabancılar kısa zamanda kin ve nefretle beslenerek bir yandan suç örgütleri kuracak, bir yandan ülkenin kilit noktalarında siyasî faaliyetler yürütecekleri topluluklar oluşturacaktır. İşte bu demografik bir sorundur ve &#8220;Türkiye Türklerindir&#8221; diyenler bu gerçeği fark etmek, bunun gereğini yapmak zorundadırlar. Bunu da özellikle MHP camiasına yazıyorum. Kendinizi terörle mücadele söylemleri üzerinden kandırmayın. Bu ülkenin başına kim geçerse geçsin güvenlik güçlerimizin vatanımızı bölmek ve devletimizi yıkmak için ülkemize saldıranlara karşı mücadelesi daimidir ve TERÖRLE MÜCADELE ASLA ŞAHSÎ DEĞİLDİR.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">448</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
