<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>hamas &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/hamas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Nov 2023 08:57:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>hamas &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Solucan Deliği</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/06/solucan-deligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 08:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dış politika]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hamas]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[radikal dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[solucan deliği]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[tecrit]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=603</guid>

					<description><![CDATA[Dünyayı yönetmeye talip olanların basın ve medya aracılığıyla yarattıkları solucan delikleri vardır. Örneğin, Filistin’de atılan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Dünyayı yönetmeye talip olanların basın ve medya aracılığıyla yarattıkları solucan delikleri vardır. Örneğin, Filistin’de atılan bir kurşun solucan deliklerine rast geldi mi Türkiye’ye düşebilir. Dünyanın herhangi bir yerinde sıkılan kurşunun hangi ülkeye düşeceği, atılan bir bombanın nerede patlayacağı artık kolay kestirilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filistin-İsrail arasındaki son mücadelenin Orta Doğu’daki etkisi de böyle oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda, Irak işgal edildiği zaman Filistin’deki radikal İslam’ın güçlendiğini yazmıştım. Irak, İslam’dan önceki dönemlerde bile İran’a karşı kale görevi gören kabilelerden oluştuğu için bu ülkeyi işgal etmenin, İran’ın bölgedeki işlerini kolaylaştırdığını da yazmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazdıklarıma dair küçük bir örnek, Henry Kissinger’ın “Amerika’nın Dış Politikaya İhtiyacı Var mı?” başlıklı kitabında yer alıyor: “<em>Bir Kürt devleti, Türkiye’deki Kürt azınlığı ve bir Şii devleti, Suudi Arabistan’ın Dhahran bölgesini alevlendirebilir ve Körfez bölgesini kontrol etmek için İran’a yeni bir üs sağlayabilir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Filistin’de apaçık bir şekilde soykırım yapılıyor. Bu soykırımın durdurulmasından ziyade yarattığı duygusal etkiden yararlanmaya çalışan iç ve dış unsurlar vardır. İçeride İslamcılığın etkisini artırmaya çalışanlar varken dışarıda da Türkiye’yi tecrit etmek isteyenler hazırda beklemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela şu nokta ilginçtir: İran, OPEC’i ve Türkiye’yi İsrail’e ambargo uygulamaya çağırmıştır. Cevap olarak OPEC, “Biz siyasi kuruluş değiliz.” derken Türkiye de henüz bir ambargo uygulamış değildir. Buna karşın İsrail’deki süpermarket zincirleri Türkiye’nin HAMAS’ı terör örgütü olarak tanımadığını açıklamasıyla birlikte Türk mallarına boykot kararı aldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginçtir, diyorum çünkü İsrail’deki bu hareket, İran’ın tutumuyla çelişmeyip aksine destekleyeceği bir harekettir. Daha da genişlerse ve devletin resmi politikası durumuna gelirse İsrail ambargo istiyor demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi devlet yapısına dair ABD’li dostlarını (!) dinlememekte ısrar eden ve dış politikada -özellikle Kürt devleti konusunda- dostlarının (!) aksine hareket eden Türkiye, tecrit edilmek ve başka bir dünyaya itilmek mi isteniyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine ilginçtir, Türkiye’den duygusal tepki ve radikal politikalar beklenirken İran sahadaki etkisini artırıyor. Sanki gizli bir el Türkiye’yi tecrit ederken İran ve İsrail üzerinden dinciliği, din ve mezhep üzerinden çatışmaları tetikliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’li dostları (!) Türkiye’ye bir rol biçmişti. O rolü Kissinger’ın aynı kitabında şu ifadelerle görmekteyiz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Son otuz yıl içinde, İsrail’le Müslüman dünyası arasında yaşanandan daha fazla ve daha kanlı savaşlar, Müslüman ülkeleri arasında gerçekleşmiştir. Bu, İslam içi çatışmaların kendi iç sapmaları ve gerilimleri olmuştur. Zaman zaman muhafazakâr İran, Körfez devletlerine ve Suudi Arabistan’ın başına bela olmuştur (Körfez devletlerinin korkuları açıkça söyleyemeyecekleri kadar büyük olsa da). Öte yandan, İran’ın güvenliğine hem kuzeyden hem de giderek daha çok doğudan Pakistan yoluyla tecavüz eden Afganistan’daki Taliban muhafazakârlığının tehdidi altındadır. Batı için kritik ülke, bölgedeki en büyük askeri güce sahip, Batı’nın müttefiki, İsrail’e dost ve coğrafyasının kaçınılmazlığı nedeniyle çekişen bütün güçler için önemli olan Türkiye’dir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kissenger’ın bu kitabı ABD’de 2001, Türkiye’de 2002 yılında yayımlandı. Bu tarihler, Türkiye’de siyasal İslam iktidarının hazırlandığı tarihlerdir. Hemen sonrasında ABD’li stratejistlerin Türkiye’yi yangının ortasına atan fikirlerine karşı kendi stratejisini uygulayan Türk ordusuna kumpas kurulmuş, Kürt açılımı başlamış, Kemalizm’e ve Türklüğe karşı saldırılar en tepeden desteklenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada şunu belirtmek gerekir: ABD’li diplomat, asker ve istihbaratçıların Türkiye ve Orta Doğu hakkındaki görüşleri aynı değildir. Bir kısım Amerikan devlet görevlisi Orta Doğu’da İngiltere’nin yaptığı gibi dengelerini kurarak çekilmek taraftarıdır. Bunlar, bir büyük devlet olarak Amerika’nın Orta Doğu’da çok fazla oyalandığı; çok fazla adam, para ve zaman kaybettiğini düşünür. Onlara göre Amerika devleti Çin ve Rusya gibi devletlerle kapışmalı, müttefik olarak da AB’yi yanına çekmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kısım ABD’li de İsrail’le birlikte Moşiah / Mesih için çalışmakta, fanatik dinciliği ABD’de temsil etmektedir. 3 Orta Doğu dininden birinin fanatiği olan gruplar, bu coğrafyadaki sembollerden vazgeçer mi? Onlar da hâlâ Çin’i hafife almakta veya Amerika’nın gücünü Orta Doğu’dan alacağını düşünmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl olan şudur: Her iki taraf da mevcut düşünceleri için Türkiye’nin yapısını değiştirmeye muhtaçtır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü dincilerin çıkardığı yangına atılacak bir Türkiye de ancak dinci bir Türkiye olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda saydıklarımdan ilk grup, Türkiye’nin “Yeni Osmanlı” siyasetiyle Orta Doğu’da bekçilik yapmasını ister. İkinci grup ise Haçlı seferlerini unutmuş değildir. Karşılarına her yanda çıkan Türk ordusu -üstelik bu kesintisiz olarak sürmüştür- bir bataklığa sürüklenmeli, fetih hülyalarıyla komşu ülkelere saldırmalıdır. Bunun sonucunun ne olacağını yazmaya gerek yok herhalde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi dönüştürmek isteyenlerin olduğuna dair yine Kissinger’ın ifadelerine başvurmak gerekiyor. Jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir müttefik olduğuna inandığı Türkiye için Kissinger; Türkiye’nin ulusal onurunun ve menfaatlerinin geri plana atılmasına yönelik bir eğilim olduğunu ifade ederek “<em>Türkiye’nin iç yapısını ilgilendiren tercihlerinin bu şartlara karşı dengelenmesi gereklidir.</em>” demektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi Türkiye’nin yapısının değiştirilmek istendiğine kanıt olarak yüzlerce, binlerce yazılı ve sözlü beyan olmasına rağmen bunları görmezden gelenler çoktur. Öte yandan ABD’deki sözde demokrasi derneklerinde Türkiye’nin aleyhine çalışan “maalesef Türk” dediğimiz kimseler de çoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela Marine Corps University’den Sinan Ciddi, Türkiye’nin ABD’den F-16 alımında bile durumun gözden geçirilmesini; Türkiye’nin, ABD’nin dayattığı politikaları kabul etmesi durumunda bu satışın gerçekleşmesi gerektiğini yazmıştı. Ciddi, son gerilimlerden sonra da daima Türkiye’yi hedefe koymuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu Georgetown Üniversitesi’nde ayağı olanların Türkiye uzmanlıkları çok şahane oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de solucan deliğine girip soluğu ABD’de alan tipler yaşadıkları ani şoktan olsa gerek, kendi çevrelerine bakmadan Türkiye’de bir şeyleri değiştirmeyi severler. Türkiye’nin yeterince sivilleşmediğini iddia edenler hep ABD ordusu ve CIA çevresinden çıkıyor. Bağlı oldukları Amerika’nın başka ülkelere askeri müdahalesini sonuna kadar desteklerler. Türk ordusunun emekli generalleri “Doğu Akdeniz tehlikededir.” dese darbe, demokrasi, sivilleşme diye inlerler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sakın Türk ordusunun gıkı çıkmasın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasemin Çongar gibiler Türkiye’ye sivilleşme dersi verip asker ve sivili yan yana görünce kudururlardı. Ardından Türk subayları tutuklanıverirdi. Ne var ki Çongar’ın eşi Chris Mason da bir Afganistan ve Irak uzmanı olarak ABD dergilerinde yazıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İçeriden ve dışarıdan kuşatılırken girdiğimiz son evrede dünyadan tecrit edilmek, müttefiksiz bırakılmak isteniyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun dayatmalarını kabul edemeyiz. Diğer yandan Rusya, Çin gibi ülkelerle girilecek iş birlikleri -özellikle Çin’le- pamuk ipliğine bağlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç örnek senaryoya bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletler dış politikada büyük oynadıkları zaman tarihi dayanaklarına dönebilirler. Türkiye’nin dış politikadaki etkinliğini “Osmanlıcılık” çizgisinde yürütmek isteyenler vardır. Rusya için de aynı şey geçerlidir. Orada da Çarlık ve Sovyet mirası söylemleri vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kazakistan’daki olaylar sırasında -aslında felaket senaryolarının hiçbiri gerçekleşmemesine rağmen- Türkiye ve Rusya’da birçok kitle kışkırtılmaya çalışılmış hatta Rus devletine yakın olan Sputnik’ten bile birtakım gazeteciler milliyetçilil ve intikam kokan beyanlarda bulunmuşlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak baktığımız zaman Kazakistan’da Latin alfabesine geçiş süreci durdurulmadı. Bir zamanlar “Türkçe Konuşan Devletler Topluluğu” gibi tuhaf adlarla bir araya gelen siyasetçiler, artık “Türk Devletleri Teşkilatı” adıyla bir araya geliyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin’le ilgili senaryoya bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Türkistan hem bizim hem de Çin’in yumuşak karnıdır. Kimin karnına dokunurlarsa onun canı yanar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin’in yapısı ise açıktır. Sovyetler döneminde Afganistan’da Rusları rahatlıkla sattılar çünkğ Amerika’nın gücüne ihtiyaçları vardı. Amerika’nın gözünün önünde büyüyüp “İpek Yolu” projesiyle Amerikan devletinin yarısını hayrete düşürdüler. Yarının ne getireceği belli olmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel sonuca bakarsak her devletin kendi menfaatleri, kendi iç dinamikleri vardır. Devletin görevlerinden biri, solucan deliklerini kapatıp kendi kaderini çizmektir. Bunun yolu da içeride ve dışarıda akılcı siyaset izlemekten geçer. En büyük akılcılık da önce milli güvenliğini sonra milli menfaatlerini temele yerleştirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sağlam duran bir devletin taşıyıcı kolonları da sağlam demektir. Pekiyi&#8230; Bizde adalet ve liyakat ne durumdadır?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">603</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yalancıların False Flag&#8217;i</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/18/yalancilarin-false-flagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 08:08:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[domuzlar körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[eisenhower]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[false flag]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hamas]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kennedy]]></category>
		<category><![CDATA[küba]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=580</guid>

					<description><![CDATA[Mısır, Hamas’ın saldırı hazırlığında olduğu bilgisini Netanyahu’ya ilettiğini açıkladı. Netanyahu bunu reddettiyse de ABD’de Temsilciler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Mısır, Hamas’ın saldırı hazırlığında olduğu bilgisini Netanyahu’ya ilettiğini açıkladı. Netanyahu bunu reddettiyse de ABD’de Temsilciler Meclisi’nden yükselen ses, Mısır’ı doğruladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail, maruz kaldığı saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu fakat ABD, olaylarda İran’ın bir sorumluluğu olmadığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’de Neocon Yahudilerin bile tepkisini çekip endişesini artıran İsrail hükümeti, yargı konusunda yapmak istediği değişiklikler sonrası İsrail’de meydana gelen çatlağı kapatmak için ihtiyaç duyduğu şeye kavuştu: Netanyahu gibilerin birçok kez “Filistin’i yönetmesi işimize gelir” dediği Hamas, İsrail’e karşı bir saldırı gerçekleştirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayali düşmanlar yaratmak, gözü dönmüş emperyalistlerin en değerli yeteneğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1960’ların ABD’si Fidel Castro’yu yok etmek için neler yapmamıştı ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Castro’nun en sevdiği purolara ölümcül zehir enjekte ettiler. Olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı purolara, içene hayal gördürüp komik konuşmalarla halkın gözünden düşeceği zehir enjekte ettiler. Olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine aynı purolara, Castro’nun saç ve sakalının dökülmesini sağlayarak komik bir görüntü yaratmak için zehir enjekte ettiler. Olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Domuzlar Körfezi’nde müttefikleri olan sürgün Kübalılar ile birlikte rezil oldular. Üç günde Havana’ya gideceğine kesin gözüyle bakan CIA, üç günde tarumar oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa daha önce Eisenhower, başkan seçilen Kennedy’den Domuzlar Körfezi’nde gerçekleştirilecek operasyonu devam ettirmesini istediğinde müstakbel başkanın önüne şu talimat konulmuştu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“17 Mart 1960-Castro yönetiminin devrilerek yerine, Küba halkının çıkarlarına daha bağlı ve ABD tarafından daha kabul edilebilir bir yönetimin getirilmesi amacına yönelik olarak, Başkan tarafından Teşkilat’a, görünürde ABD müdahalesi yokmuş izlenimi yaratacak şekilde gizli bir eylem programı yürütmesi konusunda yetki verilmiştir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında bu talimat, tarihte görülmemiş bir şey değildir. Bu operasyonun daha beteri “Northwoods Operasyonu”ydu. Neyse ki Kennedy, fanatik Genelkurmay Başkanı Lyman Louis Lemnitzer’in deli gibi savunduğu bu plana müsaade etmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Plana göre Küba, ABD’lilerin gözünde şeytanlaştırılacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun için tasarlanan eylemler şunlardı: ABD’ye ait bir gemi batırılacak; Miami’de Komünist Kübalılar tarafından terör eylemleri gerçekleştirilecek; Küba’da Amerikan uçağı düşürülecek; ABD uçakları Kübalılar tarafından kaçırılacak; Kübalı mültecilerin bindiği botlar batırılacak; çok sayıda ABD’linin öldüğü terör eylemleri gerçekleştirilerek Amerikan halkı Küba’ya karşı kışkırtılacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözden düşüp Kennedy tarafından Amerika’dan uzaklaştırılan Lemnitzer, Gerald Ford zamanında ulusal güvenlik danışmanı olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aradan yıllar geçtiyse de ABD’nin huyu değişmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11 Eylül Olayı, Northwoods’un gerçekleşmiş şeklidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak’ın işgali de böyledir. Irak’ta kitle imha silahları olduğunu iddia ederek kanlı bir işgale girişen Amerikalılar, çil çil altınları hazinelerine aktarıp karşılığında bol bol demokrasi ve darmaduman olmuş, devletlikten çıkmış, geleceği kararmış bir ülke yarattılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunlar olurken STK’ler, gazeteler, medya kuruluşları ise özgürlükçü ABD’nin, dünyayı kana bulamak isteyen düşmanlarını nasıl yok etmek istediği yalanını yaymakla meşguldüler. Kaybedilen savaşlardan Rambolar yaratmak kolay iş değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bugün sahtekârların eline sahte bayraklar verip kendine saldırtan Siyonistler, savaşı bölgeye yaymanın ve ABD’yi İsrail düşmanları için savaşa sokmanın hesabını yapıyorlar. Özellikle Yom Kippur Savaşı’nda bunu başardılar. Önce ABD’nin USS Liberty’sini batırdılar. Sonra gerçekler ortaya çıktıysa da iş işten geçmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail çok tehlikeli bir kumar oynuyor. Dünyayı savaşa, Tanrı’yı kıyamete zorluyor. Ne var ki eninde sonunda kendi kıyametini yaratanlar arasındaki yerini alacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düzmece savaşların sahtekâr bayraktarlarıyla zafere ulaşılamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de dünyanın her yerindeki her dinden, her tarikattan dinci, dünyayı kana bulayacak kutsal savaşların hayallerini kurarken biraz bile değer vermedikleri toplumların da kendi duygularına esir düşmesi ne kadar ilginç ve hazindir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">580</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Orta Doğu&#8217;nun Muhtaçları</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/16/orta-dogunun-muhtaclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 15:55:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hamas]]></category>
		<category><![CDATA[ihvan]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=576</guid>

					<description><![CDATA[Bir gayrinizami harp kuvvetinin nizami orduya cepheden saldırması intihardır. Bunu normal şartlarda tecrübeli liderlere sahip [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir gayrinizami harp kuvvetinin nizami orduya cepheden saldırması intihardır. Bunu normal şartlarda tecrübeli liderlere sahip olan gayrinizami birlikler yapmazlar. O zaman durumu anormal şartlara taşımak gerekir. Burada devreye casusluk faaliyetleri girer. Casuslar, hedef silahlı grup içine sızıp liderlerin sağ kulağına yanaşırlar ve onların ihtiraslarına hitap etmeye başlarlar. Zayıf iradeliler böylece ihanete sürüklenirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abbas Han gibi profesyonel İngiliz casuslarının içine sızdığı Çerkes Ethem de bu hatayı yapmıştı. Kendi iradesindeki kuvvet, sağ kulağına gelen fısıltıların etkisiyle önce Ankara’ya karşı başına buyruk hareketler içine girmiş, sonra Yunan birliklerine cepheden saldırmıştı. Sonuç ise kendisi açısından felaket olurken Yunan birliklerinin moralinin artmasına neden olmuştu. Ethem, sonuçta, kulağına hangi iblis fısıldadıysa onun tarafına geçmek zorunda kalmıştı çünkü son pişmanlık fayda vermez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gayrinizami harp teorisi üzerine çalışanlar genellikle Mao’ya mâl ettikleri stratejinin Mustafa Kemal tarafından çok önce uygulandığını ya bilmezler ya da görmezden gelirler. Teori şudur: Bir yere kadar gayrinizami mücadele yürütebilirsin ama neticeye ulaşmak istiyorsan nizami mücadeleye geçmek zorundasın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun birçok nedeni vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağımsız bir devlet, yerleşmiş bir düzen demektir. Gayrinizami harp de doğası gereği belli bir düzenden uzaktır. Bu tarzda savaş yöneten birliklere komuta edenler subaylar olsa bile silahlı kuvvet çoğunlukla kanun ve asker kaçağından, cezaevlerinde hapis yatanlardan, idam hükmünü bekleyenlerden oluşur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir devlet böyle bir kadroyla kurulamaz. Bu bakımdan İsrail’in kuruluşu, Hitler’den kaçan nitelikli Yahudi nüfusuna çok şey borçludur. Hitler’den kaçanlar, bir devlet kurmak için gerekli olan kadroları oluşturacak özelliklere sahiplerdi. İçlerinde profesörler, doktorlar, farklı dallarda çalışan bilim insanları, iş adamları vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüze gelelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filistinlilerin İsrail’e mukavemeti, yıllardan beri gayrinizami harp şeklindedir. Üstelik önceki yazılarımda da anlattığım üzere bu harbi yürüten örgütlerin ideolojisi de zaman içinde evrime uğratılmıştır. Sentezciliğin doğal bir gereği olarak önce İslam’la karışık sosyalizm sonra tamamen İslamcılık egemen olmuş, diğer gruplar etkisizleşmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne kadar ilginçtir ki Siyonistlerin yaptığı zulmü anlatan karikatürlerin çizeri Naci Ali, güya bu zulme direnen örgütlerin hedefi olup öldürülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Arafat’ın “Ona söyleyin, parmaklarını kıracağım!” tehditlerine gerek kalmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine eski yazılarımda dikkat çektiğim bir nokta da Filistin vb. ülkeler için yapılan yürüyüşlerde ve yazılan şiirlerde “Ey Batı, neredesin” diye yükselen serzenişlerin psikolojik eziklik yaratmasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada kastettiğim ve bu yazımda da anlatmak istediğim şudur: Düşmanının kaderini elinde tutan Siyonistler, onların duygularını kullanarak daima savunma refleksi gibi görünen bir mazlumluk psikolojisi yaratıyorlar. Böylece bir taraf taş atıp kaçmaya çalışan diğer taraf da taş atana bombalar atıp kendini savunan (!) bir pozisyona geçmiş oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir devlet, kontrolü altında olmayan unsurların kendisine saldırmasına müsaade etmez. Kontrollü grupların saldırıları operasyonları, doğrudan kontrol edilmeyen güçlerin saldırıları ise savaşları başlatır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun bir örneği Pearl Harbor’dur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’yi atom bombası kullanacağı bir sürece sokacak, nihayet dünyanın liderliğine getirecek süreç, Pearl Harbor saldırısına müsaade edilmesiyle başlamıştır. Zira bir istihbarat zaafiyeti olsaydı, ABD değil hiçbir güç bir dünya savaşına bu kadar aklıselim giremezdi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ansızın girilen savaştan dünyaya jandarmalık yapma iddiasıyla çıkmak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyden önce güya kural temelli dünyayı kurmak için konulacak kuralları daha baştan çiğneyerek atom bombası kullanmak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendini savunma hakkına bir tek ABD ve saz arkadaşları mı sahiptir? En kirli savaşların arifesinde uluslararası hukuk her defasında yerle bir edilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi hava kuvvetlerine ne diyor İsrail Savunma Bakanlığı: “Mahkemeler kurulmayacaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer örnek olan 11 Eylül’de gerçekleşen saldırılarla ilgili olarak zaten Amerika’da yapılmış araştırmalar, belgeseller var. Bu konuda yazılmış makalelerde, kitaplarda tüm gerçekler de açık şekilde anlatılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O saldırılardan da haberi olan ABD, yeni savaşlar ve harekâtlar için müdahale etmemiştir. “Haberi olan ABD” ifadesi ise biraz çelişkilidir çünkü zaten kendisine saldıran örgüt yukarıda bahsettiğim kontrol altında olan örgüttür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tıpkı bölücü terör örgütünün Türkiye başta olmak üzere tüm kollarının durumu gibi. Eğer dikkat edilirse özellikle Suriye’deki kolu, Türkiye’yi sürekli olarak güçlü devletlerle karşı karşıya getirdiği gibi Esad’la savaşın en büyük provokasyonlarını gerçekleştirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka örnek de bugünkü İsrail-Filistin olaylarıdır. Daima İngilizlerin ve ABD’lilerin güdümünde olan İhvancılar da Filistin’deki radikal örgütler de büyük çaplı olduğu vurgulanan bir saldırıyla İsrail’e vurmuştur. Kısa sürede anlaşıldığı üzere ABD istihbaratı saldırıların gerçekleşmesine dair raporlar yazmışsa da İsrail hazırlıksız (!) yakalanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve yine Orta Doğu gibi bir coğrafyayı değiştirmekten söz eden Netanyahu, hazırlıksız olduğu saldırıların ardından bu sözleri edebilmiştir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Doğu’daki “muhtaçlık” ilişkisi ise çok ilginçtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail, Hamas’ın Filistin’i yönetmesine ve saldırılarına muhtaçtır ki İsrail yetkililerinden biri 2007 yılında bunu açıkça ifade etmiş, bunlar da Wikileaks belgelerine yansımıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hamas, İsrail ordusunun Filistinli sivilleri öldürüp “intikam” isteyen ve dolayısıyla duygularını aklının önüne geçirmiş nesiller yaratmasına muhtaçtır. Garip bir sorudur: Filistinliler kendilerini patlatacaklarsa İsrail niye Hamas’a saldırıyor? İsrail ordusu Hamas’ı vuruyorsa Filistin’deki bu canlı bombaları kim, neden yetiştiriyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devam edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’da zayıflayan molla rejimi, İsrail düşmanlığına muhtaçtır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıyı yok etmek isteyen Netanyahu, bunu başarmak ve muhalefeti kırmak için Filistin bahanesiyle İran’a saldırmaya ve vadedilmiş topraklar hayali satmaya muhtaçtır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Molla rejimi, Hizbullah’ı kuzeyden saldırtarak cihat hayali satmaya muhtaçtır. İsrail, asıl İsrail’e yani Kuzey Krallığına ulaşabilmek ve Yehuda’yla İsrail’i birleştirmek için Hizbullah gibi kuzeydeki tehlikelere muhtaçtır. Sonraki hedef ise Suriye’dir ve ondan sonraki hedef Türkiye’nin güneydoğusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada hatırlamakta fayda var: Tarihte Kudüs’ü başkent yapan Yahudiler, Yehuda Krallığını kuranlardır. Bu bölge coğrafi açıdan kuzeye göre oldukça korunaklıdır. Bugün de Siyonistler burayı daha korunaklı hâle getirmişler ve Filistinlileri BBG evi gibi izleyecek bir sistem kurmuşlardır. Asıl tehdit algısı ise kuzeye yöneliktir. Esas hedefler buradadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail istihbaratı BBG gibi izlediği Filistinlilerin kendisine saldıracağını hesap edememiştir. Öyle mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">E Türkiye’deki dinciler de bu saydıklarımın hepsine muhtaçtır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin “Savaşı büyütmek isteyenleri caydırmak” yalanıyla gönderdiği askeri unsurlara ise ayrı bir parantez açmak gerekir. ABD, hangi Arap devletini İsrail güvenliği için tehlikeli görüyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu Arap liderlere ve kamuoyuna sorarsanız birbirlerini Siyonistlere hizmet etmekle suçlayacaklardır. Türk kamuoyuna sorarsanız tüm Arap devletlerini suçlayacaklardır. İşte Oded Yinon’un topyekün psikolojik harbi budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık Brutus mevsimi de başladığına göre, bugüne kadar Siyonistlerin tehdit algısına takke giydirip Müslüman yapan dinciler de her şeyin aşikâr olduğu fırtınaların öncesinde birbirinin sırtına göre dövdükleri hançerleri hazırlıyorlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">***</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olaylar doğrultusunda Türk dünyası açısından bazı uyarılarda bulunmak gerektiğini düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birincisi, İran’daki Türkleri kullanmak isteyeceklerdir. Türkler, yabancı tarihçilerin “Türkler bilemediğimiz zamanlardan beri İran’dadır.” dedikleri ve en eski tarihlerini saklayan İran’da mazlum durumuna düşemezler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkincisi, Çin’in Batılı ülkelere ulaştığı stratejik yollardan biri İran’dan geçiyordu. Batılı ülkelerin tarihte Hindistan’daki sömürgelerine ulaştığı yol da burasıydı. Bu yol Çin’in sahaya inmesiyle birlikte Uzak Doğu’dan Orta Doğu’ya da bir koridor olmaya başlamıştı. İsrail’in Filistin’e saldırısı bu koridoru sekteye uğrattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’da karışıklık çıkarmak isteyeceklerdir. İran’daki Türkler başta olmak üzere emperyalizme karşı direnen unsurların başlarını ezmek için gerekli tezgâh çoktan hazırlanmış olabilir. Bu aralar tarihte İran ve emperyalizm konularını incelemek şarttır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçüncüsü, Çin’in Batılı ülkelere ulaşan bir diğer yolu Türk cumhuriyetleridir ki bu konuda da Çin’le önemli anlaşmalar yapmışlardır. Kuzeyden güneye koridor açmak isteyen Rusya için de önemi artan Türk cumhuriyetleri, şimdilik bir toparlanma ve istikrar evresindedir. Bunu da bozmak isteyeceklerdir. Kazakistan’da meydana gelen olaylar bu açıdan değerlendirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Türk cumhuriyetlerinde karışıklıklar baş gösterirse duruma ilk müdahale edecek olan da Rusya ve Çin’dir ki görüşüme göre bu karışıklıkları çıkarma potansiyeline sahip unsurlar da Rusya ve Çin’e karşı hareket ettiğini zannedenler olacaktır. Oysa onların bu hareketi, Türk cumhuriyetlerinde istikrarı bozacağı gibi Rusya ve Çin’in hâkimiyetini pekiştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yazık ki sahadaki gerçekler, TV’lerdeki hamasi hikâyelere uzaktan yakından benzemez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">576</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
