<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>filistin &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/filistin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jun 2025 13:17:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>filistin &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Siyonist Terör: IRGUN&#8217;dan Likud&#8217;a</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/06/20/siyonist-teror-irgundan-likuda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 13:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[haganah]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[IRGUN]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[Jabotinsky]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[nazizm]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1270</guid>

					<description><![CDATA[Siyonist Terör: IRGUN’dan Likud’a Daha önce yazdığımız bir etimolojiyi tekrar aktararak konumuza giriş yapalım. “Terör” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Siyonist Terör: IRGUN’dan Likud’a</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce yazdığımız bir etimolojiyi tekrar aktararak konumuza giriş yapalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Terör” kelimesinin kökeni Latince “terrere”ye dayanır. “Terrere” sözcüğü “korkutmak, dehşete düşürmek, tedirgin etmek, dehşetle caydırmak” gibi anlamlara gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teröristin amacı sadece korku yoluyla sindirmek, moral bozmak değildir. Korku, insanın hayatta kalma mekanizması olduğu kadar duygudur da. Dolayısıyla korku duygusu, insanı yöneten duygulardan biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dehşete düşmüş bir toplumda aklıselim aranmayacağı için bölünmüşlük, telaş, dolayısıyla da kaos vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir toplum her türlü komploya müsaittir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki bir terör örgütünün herhangi bir ülkeye gerçekleştirdiği saldırılardan bir müddet sonra insanların karşısına dikilmek, onlara “Yakın zamanda şehit verdik.”, “Terör var, eğlenmeyin.” gibi ifadelerle telkinde bulunmak doğru değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terör, huzursuzluk yaratmak ister. Asker, insanları mutlu yaşayabilsin diye hayatını feda eder. Askere vefa gösterildiği sürece yaşamı devam ettirmek de esasında terörle mücadelenin bir parçasını oluşturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in kuruluşundaki terörü çok az biliriz. O terörün İsrail’in iktidar partisi Likud’un temellerini oluşturduğunu, Netanyahu ve benzerlerinin uyguladığı siyasetin hamasi olarak değil gerçekten terör siyaseti olduğunu ise çok daha az biliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa bu siyasetin ve İsrail’in temelinde IRGUN (Tsava-Leumi / Ulusal Askeri Örgüt) olarak bilinen terör örgütü vardır. Her ne kadar Haganah gibi örgütler de olsa IRGUN’un daha önemli olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada biraz eskiye gidelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzdeki en yararsız tartışmalardan birinin, sanki bugünün meselesiymiş gibi “Abdülhamid-İttihat ve Terakki” tartışmaları olduğunu yazmıştık. Elbette tarihin bir meselesi olarak ele alınması başkadır ancak tam bir hastalığa dönen bu tartışmalar kişilerin ve görüşlerin sembolleştirilmesini de geçti. Tam bir fesata dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimisi Abdülhamid’i kimisi İttihatçıları Siyonistlerle hareket etmekle suçluyor. İnternet ortamında Mustafa Kemal de dahil olmak üzere pek çok tarihi şahsiyetle ilgili uydurulmuş bilgiler, sözde kitap görselleri, çarpıtılmış bilgiler yer alıyor. Bu paylaşımlar üzerinden toplum bölünüyor. Bu yalanlara inananlar fanatik derecede kendi devletlerine düşman oluyorlar ama devleti, milleti korumak davasında olduklarını zannediyorlar. Kandırılmışlık psikolojisi içerisine giriyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyonizm’in tarihi gelişimini göz önüne almadan konuşmak yanlıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yahudiler Osmanlı topraklarında Avrupa ve Rusya’ya göre daha iyi şartlarda yaşadılar. Bu nedenle ilk Siyonistlerin önemli bir bölümü Türk düşmanı olmadığı gibi İsrail devletinin kurulması konusunda tam anlamıyla hemfikir değillerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslen Odessalı bir Yahudi olan Zeev Jabotinsky ise Türk düşmanıydı. İsrail devletinin kurulması gerektiğine inanıyordu. İngilizlerle yakınlaştı, onlara yaklaşabilmek için de Yahudi katliamı yapan Rusya’ya kinini erteledi. Osmanlı’yı düşman belledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de Dr. Nazım Bey gibi isimlerle görüştü. Beklediği desteği alamadı. Osmanlı ve Almanya ise Siyonist gücü elinde tutmaya çalışıyordu. Siyonistler Osmanlı yönetimiyle görüşmeler, pazarlıklar yapsa da İsrail devletinin kurulması konusunda İngilizler istekliydi. Evanjelist siyasetçileri olan İngilizler, Jabotinsky ve yoldaşlarıyla beraber Yahudi lobisini büyük ölçüde kendilerine çektiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bir istihbarat servisi işi olarak öne sürülüp durulan Moiz Kohen, Yahudi İttihatçı, pazarlıkçı Abdülhamit söylemlerinin altında Siyonist komplosu yatar. Cahilce yapılan propagandalara karşı gerçekte Munis Tekinalp’in Yahudi olduğu bilinirdi, Osmanlı delegesi olarak Dünya Siyonist Kongresine katılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İttihatçıların arasında Yahudiler olması normaldir çünkü bunlar Osmanlı tebaasıydı, Osmanlı bir imparatorluktu, üstelik Türk çocukları savaştan savaşa giderken zenginleşip aydın kimseler haline gelenler de bunlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abdülhamit zamanında Kudüs’e ciddi bir Yahudi göçü olduğu, Rothschildlerin bu işlerdeki rolü gerçektir. Ancak eğer Jabotinsky’nin ve İngilizlerin Türk karşıtı propagandası olmasaydı belki I. Dünya Savaşı’nın seyri daha başka olacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyanın en büyük propagandalarından biri, Türkler ve Yahudilerin savaşmadığı yalanıdır. Bu yalan hem tarihi okuyup analiz etmeyen hem de hiç okumayanların ortak iddialarından birisidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yahudiler neredeyse 2000 yıl boyunca kendileri için savaşmadılar, bu bir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2000 yıl sonra Yahudi’nin Yahudi’yle omuz omuza savaştığı savaş Çanakkale’dir, bu iki. Siyon Katır Bölüğü nakliyecilik hizmeti gördüğü bu cephede savaşmış, tecrübe elde etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kudüs’ün bizden alınmasında Rus ve İngiliz Yahudilerinden oluşan Tüfekçi Alayı büyük rol oynamıştır, bu da üç.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletler birbirleriyle bütün savaşlarını açıktan yapmazlar. Yahudi toplumu tüm dünyada fesatçı bir kavim olarak bilinir. Yaşadıkları çok dramatik olaylar olduğu doğrudur, anti-Semitizm’in Siyonizm’i fazlasıyla beslediği daha doğrudur. Siyonizm’in Yahudilerin başına çok iş açtığı, yaşanan felaketlerin Yahudileri kamuflaj ustası yaptığı bir başka doğrudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngilizler Siyonistlere bir devlet vermiştir ama Siyonistler İngilizleri o devletin topraklarında istmemiştir. Tamamen bağımsız olabilmek için Haganah, IRGUN gibi terör örgütleri kurdular. İngilizlere karşı terör faaliyetleri uyguladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu terör faaliyetlerinden ötürü asılanlardan biri Kürt Yahudisi Moshe Barazani (Barzani) idi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="205" height="310" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani.jpg" alt="" class="wp-image-1272" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani.jpg 205w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/MosheBarazani-198x300.jpg 198w" sizes="(max-width: 205px) 100vw, 205px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gündeme gelen konulardan birisi Nazilerdi. Pek çokları için Zelensky’nin Yahudi olması nedeniyle Ukrayna tarafında ırkçı faaliyetlerin bulunması mümkün değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa iki tarafta da Nazizm ideolojisine mensup gruplar ve bu grupların kullandığı semboller vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak esas mesele şudur: Zelensky’nin ya da bir başkasının Yahudi olması o kişinin Nazi ideolojisine sahip olmasının önünde engel değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nazi Almanya’sı kurulmadan hemen önce ve Nazi iktidarının kurulduğu yıllarda Aryanist teoriyi savunan, Yahudilikten nefret eden, Yahudilerin en büyük sorunu olarak Yahudiliği görenler vardı. Bunda Avrupa aydınlanmasının temelinde Helenlerin olduğu inancının payı büyüktür. Çeşitli Yahudi yazarlara göre Yahudi dini ve kültürü Helenlerden aşırmaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuya değinmemizin sebebine gelince&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">IRGUN başta olmak üzere pek çok Siyonist oluşum, İsrailli veya dünyanın başka yerlerinden Yahudiler tarafından ciddi tepki görüyorsa bunun tek sebebi Yahudilerin tehlikeye atıldığı terör siyaseti değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tip Siyonistler aynı zamanda Nazilikle de suçlanmıştır ki bu da sadece ırkçı olmaları yönünden bir benzetme değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buyrun, Jabotinsky ve Mussoli’nin birlikte çekilmiş bir fotoğrafı:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="678" height="455" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky.jpg" alt="" class="wp-image-1271" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky.jpg 678w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/06/Jabotinsky-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Mussoli’nin sonradan hangi yöne gittiği önemli değildir. Onları hangi şartların bir araya getirdiği önemlidir. IRGUN gibi bir örgütün kurulmasını bu fotoğraf çok güzel anlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi daha önce yazdığımız bir konuyu hatırlatalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jimmy Carter döneminde ABD’nin baskısıyla İsrail, Filistin’le barış masasına oturdu. 1977 yılında IRGUN’un siyasi kanadı ve Netanyahu’nun da partisi olan Likud iktidara geldi. Likud’un başında Yahudilerin bir kısmının da terörist dediği IRGUN mensubu Menachem Begin vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyonistler mızıkçılık yapsa da Carter kararlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki ABD’nin bu girişimine karşılık Amerika ve Orta Doğu’daki Siyonist lobi harekete geçti. Petrol fiyatları kontrolden çıktı, Amerika’da Carter’ın üstündeki baskılar arttı. İran’da bir İslam Devrimi gerçekleşti, Amerikan elçiliği Filistin’in de dile getirildiği sloganların atıldığı bir baskınla basıldı, Amerikalı diplomatlar rehin alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ta ki Ronald Reagan başkan seçilene kadar. Onun yemin ettiği gün, rehine krizi de sona erdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yıllara kadar Sosyalizm’in daha güçlü olduğu Filistin direnişinde kontrol köktenci İslamcılara geçmeye başladı. Enver Sedat bir terör saldırısıyla öldürüldü. Cinayetin faili, köktenci bir Filistinli idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">77’de aşırı sağcı Likud iktidarı, aynı tarihlerde Filistin’in radikalleşmesi, 79’da İran İslam Devrimi, Türkiye’de gerçekleşen ve bir geçiş süreci olan Türk-İslam sentezinin İslamcılığa dönüştürüldüğü 80’darbesi&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını anlamamız gereken bir zamandayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’de bugün Likud iktidardır. Likud öteden beri terör siyasetinden yanadır. Netanyahu siyasi kariyeri boyunca &#8220;İran, nükleer üretmeye çok yakın.” diyen bir teröristtir. Maksadı ise kendi hastalıklı hayallerini gölgelemek, dikkati başka noktalara çevirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her zaman olduğu gibi saldırıyor, sonra dönüp ABD’ye bakıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1973’teki Yom Kippur Savaşı’nda ne oldu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail yenilmek üzereydi. Tıpkı bugün olduğu gibi o gün de ABD tarafından hava desteği sağlanmasaydı Siyonist lobi ağır darbe alacaktı. Ancak Nickel Grass Operasyonu ile İsrail kurtarıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi birtakım İsrailli gazeteciler, “Yarı finalde İran vardı, yendik. Finalde Türkiye var.” diyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O meşhur sözü değiştirelim&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgürlüğümüze, insanlığımıza, namusumuz olan vatanımıza göz diken hiçbir Siyonist, filmin sonunu göremez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir mucize olmazsa ya da büyük dünya liderlerimizden biri (!) sahte çıkışlarından birini yapıp Netanyahu’ya yine artı puan kazandırmazsa İsrail’deki iktidarın çöküşü yakındır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi hoş&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkisinin de elinde puanı kalmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milletine mensup olmakla gurur duyan tüm samimi vatanseverlerin birlik olma, birbirini gerçekten sevme, birbirine destek olma zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İyi şeylerin zamanı geçmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlığı daha da karartmak kolaydır. Mesele içindeki umut, sevgi ve cesaretle karanlığı aydınlatmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu da bizim Mustafa Kemal’e, onun emanetine canımızdan aziz borcumuzdur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1270</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Moşiyah&#8217;ın Tünelinde Gezinti</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/01/18/mosiyahin-tunelinde-gezinti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jan 2024 19:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[adnan oktar]]></category>
		<category><![CDATA[chabad]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[epstein]]></category>
		<category><![CDATA[fanatizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[luboviç]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[mesih]]></category>
		<category><![CDATA[milei]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[netanyahu]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni dünya düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[zelenski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=678</guid>

					<description><![CDATA[2 Nisan 1982’de Arjantin Cumhurbaşkanı Leopoldo Galtieri, ordunun, İngiltere’nin kontrolündeki Falkland Adaları’na çıkarma yaptığını duyurdu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">2 Nisan 1982’de Arjantin Cumhurbaşkanı Leopoldo Galtieri, ordunun, İngiltere’nin kontrolündeki Falkland Adaları’na çıkarma yaptığını duyurdu. Radyonun veya televizyonun başında bu haberi duyan küçük çocuk, kulaklarına inanamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konu hakkındaki fikrini çekinmeden anne ve babasına anlattı. Ona göre, Arjantin’in burnunun dibindeki Falkland Adaları’nı almak tam anlamıyla çılgınlıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11 yaşındaki çocuğun babası öfke krizine girdi. Mutfağın her yerinde çocuğu kovaladı. Yakaladığı her yerde tekme ve yumrukla saldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2 Nisan 1982’de başlayan dayak sürekli devam etti. Arjantin’in “El Loco” (Deli) lakaplı yeni başkanı Javier Milei böyle bir ortamda büyüdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babasının onu sürekli dövmesi nedeniyle korkuyu yendiğini söylese de bu dayağın ona kazandırdığı ilk şey “devlet düşmanlığı” olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milei seçim sırasında aynen şöyle diyordu: “Devleti bir düşman olarak görüyorum. Liberalizm insanları hükümdar baskısından kurtarmak için yaratılmıştır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisini anarko kapitalist olarak tanımladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi gelelim esas konuya.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Javier Milei seçimi kazanır kazanmaz Buenos Aires’teki Balvanera semtinde bulunan sinagoga gitti. Haham David Pinto’dan kutsama duasını kaptı! Başında kipasıyla ayine katılan Milei’nin yanındaki kişi de her zaman en büyük destekçisi olan kız kardeşiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar önce en büyük arzusunu, “Yahudiliğe geçmek ve Arjantin’in ilk Yahudi cumhurbaşkanı olmak.” şeklinde açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda bir ilk olur mu bilinmez ama Yahudi Zelenski kendisinden önce Ukrayna’da seçildiği için soytarılık maskeli ilk faşist olamadı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gel gelelim ortak özellikleri ilginçtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yahudi Zelenski’nin ateşe attığı Ukrayna, Batı’nın dilencisi oldu. Yahudilerin soytarısı Milei ise 2023’ün Aralık ayında %54 devalüasyonla doları 800 pesoya çıkardı. Arjantin’in IMF’ye 40 milyar dolar civarı borcu olduğu biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi yavaş yavaş kuyuya ipi sarkıtalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milei’nin ilk ziyaret ettiği yerlerden biri de ABD oldu. Eski ABD başkanlarından Clinton’la oturup yemek yedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein dosyasında ve birçok cinayette adı geçen Clinton&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama daha önemli bir nokta var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milei’nin New York’a iner inmez ziyaret ettiği ilk yer, Chabad-Lubaviç örgütünün son hahamı Menahem Mendel Schneerson’un mezarı oldu!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad-Lubaviç, eski Sovyet coğrafyasından ABD’ye kadar geniş bir ağa sahip olan fanatik Yahudilerin örgütüdür. Hasidik bir harekettir, hayat tarzları Orta Çağ düzeninde kalmıştır. İlk olarak Rusya’da faaliyet gösteren örgüt, SSCB tarafından baskı altına alınınca ABD’ye yerleşmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moşiyah (mesih) inancına sıkı sıkıya bağlıdırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte Schneerson’u önemli yapan noktalardan biri budur. Bir önceki yüzyılın en güçlü isimlerinden olan Schneerson kimilerine göre beklenen moşiyahtır. Yahudilerin bir kısmı Schneerson’un öldüğünü reddeder veya geri döneceğine inanır. Kimilerine göre ise Schneerson sadece bir müjdecidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Netanyahu’nun ise akıl hocasıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">1984 yılında, mazlum (!) İsrail’in BM’deki temsilcisi Benjamin Netanyahu’ydu. Netanyahu New York’ta bulunduğu bir sırada moşiyah veya moşiyah müjdecisi olan Schneerson’un kendisini beklediğini öğrendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Tamam” dedi, “gidelim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Netanyahu’nun kendi anlattığına göre Schneerson’un yanına gittikleri zaman bu tuhaf adam eline aldığı Yahudi kutsal metinleriyle ve kendisi gibi 80 yaşlarında olan kayınbiraderiyle odanın ortasında dualar ederek dans etmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moşiyah hem Netanyahu’yu kutsuyor hem de İsrail için dua ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aradan dört yıl geçti ve 1988’de tekrar buluştular. Bu buluşma görüntülü olarak kayıt altına alındı. Youtube bağlantısını yazının sonunda bulabileceksiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Schneerson açıkça Netanyahu’dan İsrail’in daha fazla din devleti olması gerektiğini söylüyor, moşiyahın ancak böyle geleceğini buyuruyordu. Netanyahu ise ellerinden geleni yaptıklarını bildiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha fazla din devleti olmak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad’ın dilinde bu, daha fazla kan dökülmesi demektir. Siyonist Yahudiler bu mirası tarihten alırlar. Babil Talmud’undan beri “Yahudi olmayan biri Yahudi’yi öldürürse cezalandırılmalıdır. Yahudi, Yahudi olmayanı (goyim) öldürürse cezadan muaftır.” der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Schneerson’un bir kehaneti doğru çıktı: Netanyahu tıpkı Chabad liderinin dediği gibi kan denizinde yıkanacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii onlara göre Netanyahu bunu İsrail için, moşiyahın gelip büyük krallığının başına geçmesi için yapacaktı. O yüzden yeri Tanrı’nın hemen yanıydı. Açıkça şuna inanıyorlar: Netanyahu İsrail’in son lideri olacaktır. Ondan sonra moşiah gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Kasım 2015’te Chabad’ın Tel Aviv Temsilcisi Joseph Gerlitzky, Chabad’ın Brooklyn’deki merkezinde yaptığı konuşmada iki devletli çözüme karşı çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023’te başlayan son savaştan sonra ise “Düşmanı tereddütsüz yok edin!” diye adeta İsrail devletine emir veriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve dikkatinizi tekrar o malûm sinagoga çekerim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerlitzky’nin konuşma yaptığı Brooklyn’de bulunan Chabad’a ait sinagog basılmış ve altından iğrençliklerle dolu kaçak tüneller çıkmıştı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu zihniyetinden altından da üstünden de önünden de arkasından da çıkacak olan budur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tekrar edeyim: Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur ve her zaman körlerle sağırlar birbirini ağırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein, Zelenski, Milei, Netanyahu ve daha niceleri hastalıklı inançlar uğruna bir araya gelip dünyayı kana bulayabiliyorsa bir düşünmek gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendini anarko kapitalist olarak tanımlayan Yahudi soytarısı Milei nasıl liberalse ve aynı zamanda sağ görüşlere sahipse Netanyahu’nun başını çektiği Likud da sağ partilerle liberal partilerin birleşmesinden doğmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kabalist Yahudiler anlaşılan siyasetin simyacılığıyla da uğraşıyorlar!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biri çıkıp “Hem sağ hem de liberal olunur mu” diyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’den kimsenin bu soruyu sorması mantıklı değil. Bizde en âlâsı var, üstelik iktidarda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi bunun adı tam anlamıyla yedi yüzlü yedi dilli neoliberalizmden başka bir şey değildir. Ama illüzyonlar dünyasında dostu, düşmanı ayırt etmek ne kadar zorsa fikirleri, hareketleri ayırt etmek de o kadar zordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrışma ne kadar artsa da bunu sağlayan eller hep aynı kafaya çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad örgütünün Rusya’yla da ilişkileri olduğu biliniyor. Trump döneminde Amerikan seçimlerine müdahale ettiği söylenen Rus devleti, Chabad’ın bağlantılarından faydalanıyor. Trump’ın damadı Kushner da bir Chabad üyesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya ve Ukrayna arasındaki savaştan sonra Rusya’nın derin parasını muhafaza edip kullanmasını sağlayanın da Chabad olduğu söyleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bankaları elinde tutan, kayıt dışı parayı da her türlü idare eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişte Deutsche Bank’ı, uluslararası bankaların trilyon dolarlara ulaşan şüpheli işlemlerini, İran’ın bu sistemle ilişkisini anlatmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad’ın Türkiye’de de etkin olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6 Şubat’taki depremlerin ardından bir adam, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Mendy Chitrik isimli şahsın elinde birtakım parşömenlerle Antakya’daki sinagoglardan çıktığı görülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazanlar, Türkiye’de yetkili makamlardan habersiz olarak İsrail’e parşömen kaçırdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, Chitrik de Chabad üyesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve iptal olmasaydı, yakın zamanda Chabad üyeleri Türkiye’de bir camide seminer vereceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şaşılacak bir şey yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Zelenski, Milei, Netanyahu’yu yan yana getiren örgütün Adnan Oktar’la ilişkide olmaması düşünülebilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazıp insan kaçakçılığı yapanlar, Türkiye’de Adnan Oktar müridi Oktar Babuna üzerinden ABD’ye kan örnekleri kaçırdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oktar Babuna, Netanyahu’ya Adnan Oktar’dan selam götürmüştü, değil mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçüncü kez tekrarlayayım: Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan Oktar, Türkiye’nin Epstein’idir. Belki de Adnan Oktar, Epstein’in ve temsilcisi olduğu karanlık ağın Türkiye şubesidir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moşiyah gelsin diye dünyaya ölümler ekiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Palyaço makyajı yaptıkları Zelenski ve Milei gibiler üzerinden gizliden gizliye Nazi uygulamalarını hayata geçimeye hazırlanıyorlar. Irkçılığı, dinciliği boşuna desteklemiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazıp bebekleri kurban edenler, Filistin’de bu kadar bebeği boşuna öldürmüyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bebekler, çocuklar masumiyetin simgesidir. Onların öldürülmesi her canlının öldürülmesinden daha fazla güvensizlik ve bunalım yaratır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun örneklerini 2013-2014 yıllarında Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde gördük. Kumsallarda, bavullarda, bodrum katlarında bebek cesetleri çıkıyor ve toplumun psikolojisi bozuluyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın her yerinde geçerlidir bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberalizmle gelen devlet düşmanlığı tek dünya hükümdarlığı içindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberalizmin kontrol ettiği SJW’ler, LGBT gibi oluşumlar dünyanın çivisi çıktığına inandırmak içindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En başta bebeklerin öldüğü tepeden tırnağa kirli savaşlar kıyameti kopartmak içindir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu yazdıklarımın hiçbiri komplo teorisi değildir. Dünya, pembe gözlükle bakılamayacak kadar gerçektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyin ama en başta dinciliğin “fanatiklik” seviyesinde ne kadar tehlikeli olduğunu iyi bilin.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="A Conversation Between Bibi Netanyahu and the Rebbe | 1988" width="500" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/pi8HzpBIDaY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT: </strong>Siyonistlerin ABD’yi Orta Doğu’ya çekmeye çalıştığını, ardından savaşı kışkırtan Chabad’ın merkezinin basıldığını tekrar hatırlatıp son kez “Tesadüf diye bir şey yoktur.” diyerek yazımı noktalıyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">678</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zaman Çemberinde Yolculuk</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/01/15/zaman-cemberinde-yolculuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 13:39:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ab]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet hamdi tanpınar]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[babülmendep]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[brzezinski]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[husi]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[jimmy carter]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=674</guid>

					<description><![CDATA[2024 yılı, dünyadaki değişimlerin giderek hızlandığı bir yıl olacak. Siyonist Tünelini keşfeden dünya, Babülmendep (Hüzün [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">2024 yılı, dünyadaki değişimlerin giderek hızlandığı bir yıl olacak. Siyonist Tünelini keşfeden dünya, Babülmendep (Hüzün Kapısı) Boğazı’nda tıkandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne demiş Ahmet Hamdi Tanpınar,</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ne içindeyim zamanın</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de büsbütün dışında.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yekpare, geniş bir anın,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parçalanamaz akışında.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kökü bende bir sarmaşık</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olmuş dünya sezmekteyim</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi, masmavi bir ışık</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortasında yüzmekteyim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yekpare zaman çemberinde belli bir noktaya giderek Babülmendep Boğazı’na dönmek üzere yolculuğa çıkalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin eski başkanlarından Jimmy Carter, “Amerika’nın şu anda işler durumda olan bir demokrasisi yoktur.” dediğini, “Tehdit Altındaki Değerlerimiz: Amerika’nın Ahlaki Krizi” isimli kitabı da yoğun olarak neoconları tehlikeli radikaller olarak ele aldığını hatırlayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Carter haklıydı. Bugün medeniyette sözde ileri gitmiş olan dünya, utanç verici kaygılar yaşıyor. Uzmanlar, 2024’te çıkacak filmlerin ve bilgisayar oyunlarının uyuşturucu, nükleer savaş, korku, kıyamet senaryolarına sahip olacağını söylüyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna, İsrail-Filistin arasındaki kirli savaşlar ortadadır. Oysa Carter, kendi başkanlığı döneminde İsrail-Filistin meselesinde büyük yok kat etti. Ardından imparatorluk sevdalısı neoconlar devreye girdi. Orta Doğu’da petrol krizi çıktı, İran’da İslam Devrimi oldu, rehine krizi patlak verdi. Carter üstündeki baskı arttı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece eski bir aktör olan Reagan başa geldi. Onun göreve başladığı gün de rehine krizi sona erdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerika aslında ahlaki kriz içerisinde değildi, ahlaksızların idaresindeydi. Nitekim ahlaksızların kurduğu kural temelli dünyada yükselen tek şey neoliberalizmin ahlaksız siyasetçileri, ahlaksız kitleleri, cahil toplulukları oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın her yerinde fuhşun ve cehaletin felsefesi yapıldı. Cehaleti kutsayan, meşrulaştırmaya çalışanlar dinciler arasından çıkarken fuhşun felsefesini yapma görevi de kafasının içinde saman taşıyan baldırı çıplak ünlülere düştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soğuk Savaş boyunca SSCB’yle rekabet eden ABD, Brzezinski’nin kurduğu tuzak sayesinde en büyük rakibine son darbeyi Afganistan’da vurdu. Brzezinski’nin “God is on your side!” nidalarıyla kendinden geçen cihatçılar, aslında yeniden dirilmek için ölmeye susayan bir devletin şah damarını kestiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra da daima kendi dinlerinden olanın kafalarını kesmekle meşgul oldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">90’lı yıllara rakipsiz başlayan ABD için artık “dünya jandarmalığı” başlıyordu. Demokrasinin havarisi neoconlar, ellerindeki savaş makinesiyle nerede diktatör varsa hepsine kutsal savaş ilan ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem canavar yarattılar hem de canavarı öldürdüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Artık orduya, istihbarata gerek kalmadı. Bunların bütçesini kısalım hatta tamamen tasfiye edelim.” diyen kongre üyelerinin ikna edilmesi için müstakbel jandarmanın düşmanlara ihtiyacı vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müthiş bir hava saldırı ve savunma gücüne sahip olan ABD, kendi beslemeleri tarafından vurulmaktan kurtulamadı. 11 Eylül 2001’de İkiz Kulelere çarpan uçaklar engellenemedi (!).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, nasıl olabilirdi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki kutsal savaşa karşı çıkan, ABD’de orduyu istemeyen, imparatorluk karşıtı kimseler yüzünden olabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gariban CIA, bütçesi kısıldığından olacak, 11 Eylül’ü engelleyecek istihbaratı elde edememişti. Pentagon da aynı dramı yaşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece kendi de dahil olmak üzere tamamı petrol şirketlerinde danışman, yönetici veya ortak olarak çalışan kutsal savaşçılardan oluşan kabinesinin başına geçen George Bush, açıkça Haçlı Seferini ilan etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Afganistan ve Irak güme gitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Körfez Savaşı öncesinde başını okşadığı Saddam’ı demokrasinin en büyük düşmanı ilan eden Amerika, diğer havalarini de yanına alarak Irak’a muazzam bir demokrasi getirdi. Bu, öyle bir demokrasiydi ki önce kaç asırlık Türk yurdu Kerkük’ün ilk meclisindeki sandalyeleri adaletsiz bir biçimde dağıttılar sonra 18 yıl boyunca bu yurtta herhangi bir seçim yapılamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam 18 yıl!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerika’nın kullandığı güç ne kadar sertse aldığı yanıt da o kadar sert oldu. “Etki-tepki” böyledir. Bir cisme ne kadar kuvvetli şekilde etki edersen alacağın tepki de o nispette olur. Zaman içerisinde yalnız Orta Doğu’da, Uzak Doğu’da, Doğu Avrupa’da değil; Avrupa ve onun dolaylı ya da doğrudan sömürgesi olan Afrika’da da tepki sert oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya, Primakov döneminden başlayarak toparlandı. Putin döneminde oligarkları kontrol altına aldı, askeri bir dev olarak Batı’nın karşısına dikildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henry Kissenger gibi ABD’li diplomatların hafife aldığı Çin atağa geçerek pek çok alanda ABD’yi solladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan derin devletinin bir bölümü, Çin’le nihai şekilde hesaplaşmaya karar verdi. Önce ince ince yaratılan savaş iklimi ilk meyvesini verdi ve Ukrayna, Batı’nın vekili olarak Rusya’yla savaşa girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette savaşı ilan eden taraf resmiyette Ukrayna olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2014 yılına kadar Avrupa’yla flört eden Ukraynalı Batı yanlıları, o dönemde başkan olan Viktor Yanukoviç’i devirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginç olansa şuydu: Sülalesi neocon olan Victoria Nuland, bu savaşın yaratıcılarından biri olarak “AB’nin canı cehenneme!” diyor, neoconların zihniyetini ifşa ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD her zamanki gibi bir taşla sayısız kuş vurmak istedi. Kuşları vurma konusunda başarılı da oldu. Sonuçları tam olarak istediği gibi olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin’le ilişkilerini güçlendiren Rusya, Ukrayna üstünden birçok cephede sahaya indi. İlk olarak Suriye’de sahaya inen Ruslar, Ukrayna’da Yulia Timoşenko gibi “Rusları öldürmenin zamanı geldi.” diyen Batı yanlılarının ahmakça hareketleri sonrasında Doğu Ukrayna’da sahaya indi. Öncesinde Kırım ilhak edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın sahaya indiği yerlerden ikisine bakalım: Biri, en eski Türk yurtlarından olan Kırım’dır. Diğeri ise Türkiye’nin en uzun sınır komşularından olan Suriye’dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak’ı zayıflatarak İran’ın Irak’ın kuzeyi başta olmak üzere birçok ülkede gücünü artırmasını sağlayan Demokrasi Havarileri, Türkiye’nin sahadaki hareketlerini kısıtlamaktan başka bir şey yapmadılar. Üstelik bunu, Türkiye’yi Batı’ya daha fazla bağımlı hâle getirmek için bilerek yaptılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’de, Suriye’de, Irak’ta hareketleri kısıtlanan bir devletin Batı’nın kucağına atılacağını düşündüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi yekpare zaman çemberimizın akışında Türkiye’ye geldik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1938’den sonra Türkiye’nin yaşadıkları hazindir. Mustafa Kemal, Türklüğe en büyük hediye olarak yalnız ömrünü değil, geleceğin dünyasında sımsıkı sarılacağı çok değerli bir “fikriyat” miras bıraktı. Bu, yalnız Türkler için geçerli bir miras değildi. Zaman zaman dünyanın çeşitli yerlerinde göreceğimiz gibi birçok sivil ve askeri lider onun fikirlerinden beslenerek ülkesini bağımsızlığa götürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun fikirlerinden beslenen her insan, “insan” olmanın ne demek olduğunu idrak edip insanı köleleştirmeye çalışan hasta ruhlu küresel güçlerle mücadele etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki Milli Mücadele öncesi ve sonrasını kendi ülkesinde bile yüzeysel olarak anlatan Türk eğitim sistemi, 1938’den sonra bütün millete bu fikriyatı aşılamakta aciz kaldı. Daha doğrusu aciz bırakıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Her şeyi ben bilirimciler”, onun ölümünün ardından dünyaya ürkek şekilde bakmaya başladılar. Bütün ülkenin 1923’te başlayan ilerleme hızı yavaşlatıldı. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında bütün ilerleme, Batılı emperyalistlerin insafına bırakıldı. Kimi dangalak politikacıların “Batı üretsin, biz kullanalım.” gibi müthiş bir dahiyane fikirlerle (!) yokluk derecesine getirdikleri milli üretim, bu politikacıların bir kısmının “komisyonculuk” yapmasıyla birlikte bitirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık memleketin her yanında hürriyetin kahramanı Amerika’yla ilgili şarkılar söyleniyordu. ABD’nin minyatürüne döndürüldük. Onlar da bu minyatürün üstünde istedikleri gibi oynayabilecekkerini düşündüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in fırçası, onların fırçasından her zaman daha üstün geldi ama minyatür hâline getirilen memleketin üstünde çarpık manzaralar da oluştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kumpas zamanlarında devleti katil ilan edip Apo puştunun rahatını tasa edinenler, antik zamanlardan kalma mezarları ortaya çıkarıp bunları bile Kemalist Türklerin üstüne yıkarlarken memleketi bugünkü karanlığa getiren esas suikastleri hiçbir zaman konuşmadılar. Bilinçli bir şekilde hem de Ergenekon’dan bile önce dalgalar hâlinde ne kadar Atatürkçü varsa hepsini ya öldürdüler ya da etkisizleştirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani o ihanet dalgaları, Ergenekon’la başlamamıştır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerika’nın en eski dinci müttefikleri Afganistan’da mıydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in yaptıklarını yıkmak için yetiştirdikleri, devletin her tarafına sızdırdıkları en eski dinci müttefikleri Türkiye’dedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">80 öncesinde bir kenara çekilen yetişmiş dinci kadrolar, 80 sonrasında yani darbeyle gelen ama demokrasi havarilerinin biricik öğrencisi olan Turgut Özal’la birlikte hızlıca devletin derinliklerine kadar sızdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sızıntıların başında FETÖ geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın jandarması ABD, Türkiye’ye istediği gibi şekil verebileceğini düşünüyordu. Özal üstünden ısrarla kendi projelerini dayattılar: Ulus devletten vazgeç, Kemalizm’i terk et, Türklüğü anayasandan çıkar, federasyon ol, Kürtlerle birleş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Birleşemezsen”, diyorlardı Çandar gibi sözde aydınlar aracılığıyla, “Küçülürsün.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sözleri daha sonra Ergenekon kumpasının soytarılarından Tuncay Güney’in ağzından duyacaktık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuncay Güney gibilerin hedefinde ise ABD’nin dayatmalarına direnen Türkler vardı. Bunların başında ise ABD’nin “Türk derin devletinin merkezi” dediği TSK geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca içeriden baltalanmasına rağmen omurgası değişmeyen TSK, Türkiye’nin tek başına özeti gibiydi. Bu yüzden Türk’ün en önemli gurur kaynağı olan Türk ordusuna saldırdılar. Türlü yalanlarla yıpratmaya çalıştıkları ordu ise onlara güzel dersler verdi. Bunlara geleceğim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2000’li yıllara tüm dünyada hızlı bir şekilde giren Amerika, Türkiye’de AKP’yi iktidara getirdi. İlk AKP’de bulunan isimlerin birçoğu bugün partide olmasa da partinin özü asla değişmeyecekti. Adnan Menderes gibi Athenagoras’ın elini öpenleri, Turgut Özal gibi Amerikan aşıklarını demokrasinin yıldızcığı yaparak hortlatan AKP, Türk siyasetini en üst perdede temsil eden bir konumda olmasına rağmen kumpaslar karşısında pragmatist davrandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">FETÖ, TSK’ye saldırıyor; AKP, saldırılara karşı bir yandan seçim meydanlarında “Çetelerle mücadele bizimle başladı.” diyerek kumpasları sahipleniyor bir yandan da YAŞ öncesi kulislerde hem orduya hem de FETÖ’ye ılımlı yaklaşım sergiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer sadece tarihteki başarılarla övünen bir hamasetçi olsaydım, 2002-2013 arası dönemi Türk tarihinden çıkarsalar ses etmezdim. Ne yazık ki devletin katil ilan edildiği, teröristlerin ululandığı, öldürülenlerin kendi kendinin katili ilan edildiği, neoliberalizmin nirvanaya ulaştığı bu dönemden çıkarılacak çok dersler vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2013 yılına dair birçok “orta yolcu” söylem vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların en başında, “AKP, FETÖ’den rahatsızdı. Devlete sızdıklarını anlamıştı. O yüzden FETÖ tarafından operasyona maruz kaldı.” iddiası gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâlbuki bütün mesele bittiği zannedilen bir ordunun ardından Türkiye’yi bölüşmek meselesiydi. Atalarımızın dediği gibi iki kılıç bir kında olmazdı. ABD taşeronluğu yaparak memleketi içeriden kemiren FETÖ ve bunu bildiği hâlde ses çıkarmayan iktidar hesaplaşmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkatinizi çekerim: Öldü zannedip üstünde tepindikleri devletin ta kendisine çarpan iki taraf da ilk olarak Silivri’ye ılımlı mesajler vermişler hatta elebaşı Gülen selam bile göndermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama asker selamı başka olur. Asker öyle selam almaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Derken 2014’le birlikte Türkiye’nin çehresi değişmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kumpas davaları resmen olmasa da bitti. FETÖ’nün paralel yapı olduğu kabul edildi. Çözüm sürecinin sonuna gelindi. Bölücü terör örgütü şehir eylemlerini başlattı. Devletin başındaki menfaat zaafı, Hendek’te devletin sonunu getirecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne acıdır ki devleti zaafa düşürüp beka sorunu yaratanlar, beka sorunu söylemleriyle iktidarlarını sağlamlaştırdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna rağmen AKP’nin tek başına iktidarı kaybettiği ilk seçim de o dönemlerde yaşandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP’nin eski ortağı HDP yeni bir siyasete geçti. Türkiye’deki tüm sol liberalleri hedef kitlesi olarak belirledi. Oylarını artırıp iktidarı tek başına oturduğu koltuktan etti. Çözüm sürecinin aldığı en ölümcül darbe bu oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“AKP aslında çözüm süreciyle zaman yaratarak savunma sanayisine zaman yarattı.” söylemleri doğru değildir. Eğer iktidar koltuğu sallanmasaydı, AKP pek âlâ bu süreci sonuna kadar sürdürecekti. Bugün de AKP içinde 2013 öncesi Türkiye’nin özlemiyle yanıp tutuşanlar vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaldı ki AKP içinden kimileri “Elimizi taşın altına koyduk.” diyerek bu yalanı gözler önüne seriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devam edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şehirlere sıçrayan ve birçok şehit verdiğimiz terör olaylarının sürüyor olması, iktidar partisinin koalisyon sürecini ağırdan almasını sağladı. MHP’yle yakınlaşma, ilk defa başvurulan “Türk milleti” ifadeleri, “yerli ve milli” söyleminin temellerinin atılması AKP’yi tekrar iktidar yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçte en ilginç olansa MHP’nin konumudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi içinde ciddi bir kopuş süreci yaşayacak olan MHP, partinin siyaseti bakımından gerçekten ince hareket ederek bu sürece rağmen kilit noktaya geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından 15 Temmuz Kalkışması yaşandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardır Batı’yla “sessiz savaş” içinde olan Türk devleti, bu kalkışma sonrasında olabilecek en sert şekilde FETÖ’yü devletin içinden temizlemeye başladı. 2017’de referanduma giden Türkiye, başkanlık sistemine geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MHP’nin kilit rolü daha da arttı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada şunu not düşeyim: Amerika’nın bir numaralı fail olarak kabul edildiği kalkışmadan sonra MHP içindeki kopuş tamamlandı. Parti programında NATO’ya bağlılık sözü veren İYİ Parti kuruldu. Tabii Türkiye’nin geleceği için NATO’da kalması gerektiğini düşünmek insanların kendi özgürlüğüdür, bu ayrıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devam ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP, “FETÖ referandum için ‘hayır’ oyunu destekliyor.” propagandasıyla 50+1’e geçti. Bu şekilde iyice MHP’ye bağımlı hâle gelen AKP, son birkaç yıldır iyice güç kaybedince tekrar 2013 öncesi döneme dönüşü yoklamaya başladı. MHP’yle ittifaka karşı olanlar ve bu partiye bağımlı hâle gelindiğini savunanlarsa 50+1’i gündeme getirdiler. Bu kez Erdoğan’ın bizzat kendisinden 50+1’i eleştirdiği söylemleri duyduk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii Devlet Bahçeli bu konuda net bir şekilde tavır koyunca konu şimdilik gündemden düştü gibi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düştü gibi oldu, diyorum çünkü AKP mutlaka bundan kurtulmak isteyecektir. Zira tahminim o ki 15 Temmuz’un getirdiği baskı ortamının azaldığını gözlemleyen AKP, iktidar da tehlikeye düştüğü için ortaksız iktidar olduğu günleri geri getirmeye kalkacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak FETÖ sonrası devlet içindeki gücünü pekiştirmek için Tansu Çiller, Mehmet Ağar gibi isimleri yeniden ortaya çıkaran AKP’nin eski gücüne kavuşmasına imkân kalmadı. ABD’nin sadık tetikçilerini mitinglere getirmek, devletin kendisine şantaj yapmaya kalkmak değil de nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">15 Temmuz sonrasında Türkiye’nin jeopolitik istikametinin tam tersine gitmek, bence tüm partiler için bir hatadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bahçeli’nin Rusya-Ukrayna Savaşı ile ilgili beyanlarına bakarsak Türkiye’nin şu ana kadar bu konuda uyguladığı siyaseti görürüz. AKP ise yine işin ticaret tarafında yer almış, “Rusya’ya yaptırımlara katılmıyorum, Ukrayna’ya SİHA satmaktan da vazgeçmiyorum.” diyerek ciddiyetsiz ve güvenilmez bir tavır ortaya koymuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik çok açık bir biçimde hâlâ cemaat ve tarikatlara sırtını dayamaktan vazgeçmemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi sorayım: 50+1 konusunda kimin sözü geçmiştir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kudretli iktidarın mı? Küçük ortak denilen ortağın mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yekpare zaman çemberinin akıştaki son noktasına geldik. Bu noktadan itibaren zaman hızlanıyor. Dünya gözünü kapatırken yaşananlar, gözünü açtığında yaşanacaklardan çok farklı şeylerdir. Bununla birlikte bugün, yarının sebebi olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, Rusya’nın gücünü beklediği ölçüde zayıflatamadı. Bir yandan Türkiye diğer yandan Rusya ve Çin’in Afrika’da sahaya inmesi, Fransa gibi Avrupa güçlerinin tedirginliğini artırdı. Olaf Scholz gibi Almanya’nın kendini cezalı hissetmesine neden olan eziklerin ABD’nin peşinden gitmesi, Avrupa’nın gücünü zayıflatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Canı cehenneme!” denilen AB’nin en güçlü ülkesi Almanya’da devlet, tarım alanındaki devlet yardımlarını kaldırıp çiftçilerin muaf olduğu vergileri yeniden getiriyor. Çiftçilerin ayaklanmasına neden olan bu olaylar, elbette her şeyin büyük bir inatla Ukrayna’daki kirli savaşa harcanmasından kaynaklıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa’nın cephanesi azalıyor, silah tüccarları ellerini kavuşturmuş salyalı ağızlarıyla bekliyor. Kendini kötü hissettiğini söyleyip istifa mesajları veren Papa bile aşka gelmiş, “Bu kirli savaşlarda bir tek silah tüccarları kazanıyor.” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ise Hindistan’ı yanına çekmek için uğraşıyor ama Hintlilerin dili Batı’dan yana yandığından olacak bunu başaramıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde dünyadan tecrit edilen Rusya’nın lideri Putin, 2024’te Hindistan’ı yanında tutacak gibi duruyor. Yetmiyor, Amerika’nın sadık çocuğu olarak görülen Riyad’ta at koşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginç işler, değil mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail, Filistin’e saldırıyor. Rusya ve Çin’in arkaladığı İran, -gizli ortaklarını da yazmıştım- savaşı fırsat bilerek Orta Doğu’daki etkinliğini artırıyor ve Direniş Ekseni üstünden yapılan çevik saldırılarla hantal ABD güçleri -en azından şimdilik- üslerinden çıkmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada 1979’daki İslam Devrimi’nden sonra İran’daki en büyük saldırı, Ayetullah Humeyni’nin türbesine karşı gerçekleştiriliyor. Saldırıyı ise IŞİD’in üstlendiği biliniyor. İsrail’e hiç saldırmayan, İsrail’in savaşında İran’a saldırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne Müslümanlık ama!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Babülmendep Boğazı&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada ticaret yükünün çok büyük bölümü deniz yoluyla taşınır. Deniz yollarının en kestirmelerinden biri Babülmendep’in boğazından geçer. Husiler burayı sabote ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’un fethinden sonra yeni yollar keşfederek dünyayı sömüren ve ahlaksızca ticaret yaparak olağanüstü zenginliğe kavuşan Batı, Yemen’deki Husilere karşı bu defa tüm havarileri toplayamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, sinsi İngiliz dostlarıyla beraber Husileri etkisizleştirmeye çalışıyor. İspanya, Kanada, Arabistan, Mısır&#8230; Ne doğudan ne de batıdan bir havari kendisine katılmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Galiba onlar da “ABD’nin canı cehenneme!” demeye başladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Batı, Babülmendep’ten geçemediği için ticari yükünü çok daha uzak yollardan geçirmeye başladı. Böylece hem daha fazla zaman hem de daha fazla para kaybetmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babülmendep şimdilik kapandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 ise “Hüzün Kapısı açıldı.” ifadesiyle tarihe geçecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">674</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Umut Tüneli</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/01/12/umut-tuneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 19:11:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[bosna hersek]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[epstein]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[italyan]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sarajevo]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[siyonist tünel]]></category>
		<category><![CDATA[srebrenitsa]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[umut tüneli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=671</guid>

					<description><![CDATA[5 Nisan 1992 yılında modern savaş tarihinin en uzun kuşatması olan Saraybosna kuşatması başladı. Kuşatma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">5 Nisan 1992 yılında modern savaş tarihinin en uzun kuşatması olan Saraybosna kuşatması başladı. Kuşatma 1425 gün devam etti. Gözünü kan bürümüş Sırp ordusu, Bosnalı sivilleri açlıktan ölüme terk etti. Şehir ya teslim olacak ya da insanlar açlıktan ölecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günlerde kimi anneler çimenleri pişirip yemek yapıyorlardı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bosna’ya gönüllü olarak giden ve bölgeye sızmayı başaran bir grup Türk ile Bosnalı savaşçılar buluştu. İşin içinde Mustafa Kemal’in ışığında yetişmiş Türkler olunca ortaya delice bir fikir çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tünel inşa edilecekti!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kazı çalışmasına hemen başlandı. Kazı çalışmasına katılan askerlere günlük olarak ya bir paket sigara ya da nadir bulunan eşyalar verildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tünel, 4 ay 4 gün süren fedakârca çalışmaların ardından 1993 yılının Temmuz ayında tamamlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">800 m uzunluğunda, 1,5 m yüksekliğinde, 1 m kadar genişlikte bir tünel&#8230; Sadece 20 m’lik kısmı yürüyerek kat edilebilir. Boy uzunluğu ortalama 1,79’un üzerinde olan bir halk, Dobrinja semtindeki bir apartmanın garajından tünele giriyor, katiller ordusuna boyun eğmediği için bu tünelden eğilerek geçiyor ve Kolar ailesinin Butmir semtindeki evine çıkıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece yaklaşık 300.000 insanın hayatı kurtuldu!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonunda ışık olan her tünelin adı umuttur. Bu tünelin adı da “Tunel Spasa” yani “Umut Tüneli” oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her yıldönümünde yazarım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Srebrenitsa, medeni (!) Batı’nın vesikalık fotoğrafıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vietnam’da demokrasi düşmanı bir kuş uçsa, Irak’ta insan haklarına küfreden bir kedi miyavlasa koalisyon kurup işgale giden Batı, Bosna’daki sivilleri ölüme terk etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Naser Oriç gibi isimler kahramanca direnseler de BM’de görevli Hollandalı askerler, kendilerine emanet edilen canları katillere verdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak o günleri yaşayan Hollandalı askerlerin anlattıklarına bakılırsa onlar da katillere teslim edilmişti!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırplar sivilleri korumakla görevli Hollandalı askerleri taciz ediyor, kapılarına dayanıyor, erzak ulaşımını engelleyip aç bırakıyor ama kimse çıkıp da Sırpları engellemiyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik tarihe dikkatinizi çekerim: 90’lı yılların başı. Yani SSCB dağılmış, kendi üst düzey belgelerini bile koruyamaz duruma düşmüş! Bir sürü belge ticari müzelerde geziyor, savaş gazilerinin madalyaları aynı müze dükkanlarda satılıyor, Doğu Avrupalı kadınlar Epstein’in organizasyonu başta olmak üzere çeşitli ülkelere kaçırılıp fuhşa zorlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama sorsak Batı’nın eli kolu bağlı, Sırplara hiçbir şey yapamıyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Kızılhaç verilerine göre sadece 1992-1995 arasında 312.000 insan hayatını kaybediyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O kirli savaştan bugüne dünyada ne değişti? Hiçbir şey.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna-Rusya Savaşı kirli bir savaştır. Dünyayı kana boğarak yönetmeyi adet edinmiş güçler, Doğu Avrupa’da öyle iğrenç bir oyun oynadılar ki olan yine masumlara oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki ordu savaşsa ve savaş hukukuna bağlı kalsa savaşın sonunda herkes birbirine saygı duyup meseleyi bir daha açılacağı zamana kadar kapatır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama milyonlarca masum insanı nükleer savaş tehdidine maruz bırakmak, onları bu şekilde korkutarak yönetmeye kalkmak, hatta doğrudan bir nükleer savaş çıkarmaya girişmek iğrençliğin daniskasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde insanlığın hamisi Batı, Ukrayna’da daima ırkçılığı kaşıdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olayları biraz geriye sardıralım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2012 yılında Ukrayna’da Yanukoviç Hükümeti görevdeydi. Hükümet eski hükümetler gibi AB ile yakınlaşma çabalarını sürdürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna rağmen iktidar muhalifleri Yanukoviç’i AB’yle ilişkileri durdurmakla itham ederek ayaklanma çıkardı. 2014 yılında Ukrayna’da “Onur Devrimi” adı verilen bir devrim gerçekleşti. Yanukoviç kaçıp Rusya’ya sığındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olaylar giderek hızlanmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurulan yeni hükümet AB’yle yeniden yakınlaşıp ortaklık anlaşması imzaladı. Bu yakınlaşma Poroşenko’nun göreve gelişiyle de devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkat edilirse Batı’nın attığı her adım Rusya’yı sahaya indirdi çünkü esas hedef yalnız Rusya’yı birçok cephede sahaya indirip zayıflatmak değil, aynı zamanda büyük bir hesaplaşma öncesi Çin’i de yalnızlaştırmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı, Ukrayna’da darbe yaptırdığı zaman Rusya’nın sahaya ineceğini, Doğu Ukrayna ve Kırım’ı işgal edeceğini bilmiyor muydu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bal gibi biliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem Ukrayna’da hem de Rusya’da Nazi gruplarını kaşıdılar. Donbass’ta uzunca bir süre Rus siviller katledildi. Yerel dillerin konuşulmasını sağlayan yasalar kaldırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’daki devrim sırasında hapishaneden çıkarılan tepeden tırnağa oligark Yulia Timoşenko, sızdırılan telefon konuşmasında aynen şunu diyordu: “&#8230;silahlarımızı kuşanıp liderleriyle birlikte bu lanet Rusları</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaderin cilvesine bakınız: Türkiye’de takkeli neoliberalleri ulus devletin üstüne salanlar, Ukrayna’da ulus devleti güçlendirme bahanesiyle karşılıklı sivil katliamlarını tetiklediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdiden söyleyeyim. “Önce Ukrayna katliam yaptı.” diye bir şey olamaz. Masumları katletmenin öncesi, sonrası olmaz. Şerefsizlik, şerefsizliktir. Burası ayrıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama işin en kirli tarafı kime aittir, biliyor musunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Sırpları silahlandıran, sonra Ukrayna’yı silahlandıran, Ukrayna’daki Batı menşeli silahların fanatik grupların eline geçmesini sağlayan, şimdi de Gazze’de sivilleri katleden Siyonistlere alkış tutan insanlığın yüz karası Batı’dır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’daki savaştan sonra İtalyan savunma şirketlerinden olan Leonardo, uluslararası sanayi şirketlerinin pek çoğunu sollayarak zirveye çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zelenski para dilenedursun, aldığından fazlasını, insanlık için Rusya’yı dünyadan tecrit eden (!) Batı’ya ödemek zorunda kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’daki kirli savaşın en kirli planlayıcılarından olan Victoria Nuland’ın “AB’nin canı cehenneme!” dediğini göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki Zelenski gibiler Ukrayna’nın nasıl bir cehenneme atıldığını çok geç anladılar. Anladılar, diyorum çünkü onlarda da biraz akıl olduğunu farz ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık hasta adamlar Asya’da değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı, doğrudan bir savaşa girecek durumda olmadığı için vekalet savaşlarına sığındı. Ne var ki vekalet savaşlarında da Asya’daki yükselen güçlerin tokadını yemeye başladı. Keza dünya tam olarak anlayamadı ki Afrika ve Orta Doğu’daki duruma bakılırsa Türkiye, Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler bu savaşa çoktan hazırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski bir Latin atasözü ne diyordu: “İnsan insanın kurdudur.” (Homo homini lupus.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı da kendi kendini yiyen bir kurt oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein örneği ortadadır. Siyonistler, bağrında beslendikleri Avrupa ve ABD’yi yıllarca ısırıp durdular. Gerçi bütün dünyayı ısırdılar ama zihninin kontrolüne ihtiyaç duydukları taraf Batı’ydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahlaksız, namussuz, şöhret ve makam düşkünü, para sevdalısı, yeteneksiz, kıskanç, şehvet delisi ne kadar yaratık varsa hepsini devşirdiler. Sonuçta ortaya bir İblis Tüneli çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinagogun altında sandığınız tünelin en büyük bölümü Batı’dadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Umut Tüneli” ise aklın ve ahlakın ritminin birleştiği yerdedir. Siyonistlerin tüneli karanlığa çıkar. Mustafa Kemal’in ışığında yaşayan Türk’ün “Umut Tüneli” özgürlüğe çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in askerlerine selam olsun!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir Soru: </strong>AKP’nin müstakbel İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, 2021 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanı iken termik santrallerin saldığı zararlı gazlar için sürekli emisyon ölçüm verilerini “ticari sır” diyerek açıklamamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi daha ilginç bir noktaya değinmek istiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu “ticari sır” güzel bir bahane olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Gazeteci Kemal Öztürk’e Türkiye’den İsrail’e günlük 8 gemi gittiğini ve giden gemilerde %30’luk bir düşüş yaşandığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7 Ekim’den 31 Aralık’a kadar 701 geminin İsrail’e sefer yaptığını da ekleyen Sayın Bakan, gemi trafiğinin gizlisi saklısı olmadığını ekledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yavaş yavaş soruya geliyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Sayın Uraloğlu’nun “maalesef” diye açıkladığı noktalardan biri, 1967 Anlaşmasına göre tüm sahil şeridini ve limanlarını İsrail’in kontrol ettiği gerçeği oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saadet Partisi, kasım ayında TBMM’de bir araştırma önergesi sunarak İsrail’e giden malların içerik ve miktarının araştırılmasını istedi. Sonuç ise klasik oldu: Önerge, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in kontrol ettiği limanlara gönderilen gemilerin araştırılmasına neden müsaade edilmez?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kirli havanın ticari sırları bitmez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">671</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Stalin&#8217;in Tavuğu Fıkrası</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/12/16/stalinin-tavugu-fikrasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Dec 2023 18:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[biden]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[fıkra]]></category>
		<category><![CDATA[küresel elit]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[stalin]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=633</guid>

					<description><![CDATA[Josef Stalin bir gün yoldaşlarına dönerek şu soruyu sorar: “Yıllardır ihtilale büyük emekler veren kimselersiniz. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Josef Stalin bir gün yoldaşlarına dönerek şu soruyu sorar: “Yıllardır ihtilale büyük emekler veren kimselersiniz. Söyleyin bakalım, bir halk, yöneticilere nasıl kayıtsız şartsız itaat eder?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Stalin’in etrafındakiler birçok yöntem öne sürerler. Kimi adaletli olmanın halka baş eğdirmek için en gerekli yol olduğunu söylerken kimi de sert bir yönetimin bunu sağlayacak yegâne yol olduğunu dile getirir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Stalin cevapların hiçbirini beğenmez. Hemen emir verir ve emri üzerine Stalin’e bir tavuk getirilir. Stalin, beraberindekilerin şaşkın bakışları arasında tavuğu yolar. Zavallı hayvanı dımdızlak bırakır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tavuk bir süre panik ve korkuyla odanın içinde oradan oraya gider. Tüyleri yolunduğu için her yanı acımaktadır. En son şömineye yanaşır ama kızarmış tavuğa dönmeye başlayınca oradan da ayrılır. Üşüse ısınamaz, ısınsa soğuğa dayanamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve en son çare Stalin’in ayakları arasına girer. Bunun üzerine Stalin, tavuğa yem vermeye başlar. Etrafındakilere dönerek,</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Halk işte bu tüyleri yolunmuş tavuk gibidir. Tüylerini yolun, kendi hâline bırakın. O zaman size kayıtsız şartsız itaat edecektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">***</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zavallı tavuğun hâline acıyanlar mutlaka olmuştur. Ne var ki bu bir fıkradır. Stalin daha zalimce işler yapmışsa da gerçekte yaşanmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekte yaşanan ise gerçekten de dünyanın her yanında toplumların yolunmuş tavuğa döndürülmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu da korkuyla yapılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası salgın süreci mi başladı? Küresel örgütler en çok insanları korkutmaya zaman ayırır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki ülke arasında savaş mı çıktı? Bütün küresel örgütler barışa hizmet etmekten ziyade savaşı kışkırtırken bol bol nükleer savaş, siber saldırı haberleri yayar. Yani korku yaratır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in de en sık başvurduğu yöntemdir bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmler çekilir, haberler yayılır, küçük çaplı kargaşa çıkarılarak endişe yaratılır, kara propaganda yapılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepsinin neticesi ise korku olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Korku elbette toplumları yönetmenin tek yolu değildir ama şurası bir gerçektir ki kayıtsız şartsız itaat ettirmenin en önemli düşmanı olan “cesaret” kırıldığında karşınıza yolunmuş tavuk gibi şaşkın, korku dolu ve korktuğuna sığınan bir toplum meydana gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada hiç tehlike yok da korku yaratan her şey yalan mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette değildir. Somut olaylar olmazsa insanlar her zaman aynı yalana inanmazlar ve gerçekten de dünyada küresel çapta gücü olan birçok güç son derece tehlikeli işler peşindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte medeni (!) dünyanın Ukrayna-Rusya ve İsrail-Filistin savaşındaki başarısız sınavı ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Esad’la anlaşıp Suriye’deki iç savaşı bitirmek isteyenler için ambargolar kapıdadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin politikalarına ters işler yapıyorsanız darbeler hazırdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bağımsız olmak için doğru adımlar atıyorsanız işgal yoldadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna arasındaki savaşı bitirmek istiyorsanız “ötekileştirme” hazırlıkları tamamdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in Filistin’e saldırılarının ilk ayında, Rusya-Ukrayna Savaşındaki sivil kayıplarından daha fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Birçok yolla körleştirilen, güçlüden korkup korktuğu güçlüye sığınması sağlanan uluslararası (?) toplum ise körleşmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’ın yeniden kazanma ihtimali arttıkça ABD’de iç savaş konulu filmlerin de sayısı artmaya başlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani yine korku yaratılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi milletime ise İstiklal Marşımızı hatırlatıp yazımı sonlandırmak isterim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">633</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kan Dökücülerin Kardeşliği</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/29/kan-dokuculerin-kardesligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 08:05:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[arafat]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[barış görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[brejnev]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[jimmy carter]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[reagan]]></category>
		<category><![CDATA[rehine krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sscb]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yitzhak rabin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=622</guid>

					<description><![CDATA[Kan dökücülerin bir huyu vardır. Hiçbir kan dökücü kendi döktüğü kanla beslenmez. Kan dökücünün beslenme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kan dökücülerin bir huyu vardır. Hiçbir kan dökücü kendi döktüğü kanla beslenmez. Kan dökücünün beslenme şekli, uzaklardan gelen kan kokusuyla güçlenme şeklindedir. Kutsal sandıkları amaçlar uğruna kan dökenler, yarattıkları bozgunla birbirlerini beslerler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu açıdan insanlığın da tıpkı Ay gibi karanlık bir tarafı vardır. Ay’ın karanlık tarafında düşman yaratıkların olduğuna inanan insan, insanlığın karanlık tarafını görmemeye veya görmezden gelmeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar Çin devleti için en hayati güvenlik refleksi, Türk topluluklarını birbirine kırdırmaktı. Türk boylarını veya onların birliğini yönetenlerin ise gücün getirdiği kibir, kadın, eğlence, kıskançlık, hasetlik gibi noktalarda zaafa düşmesi durumunda Çin’in milli güvenlik siyaseti başarıya ulaşmış olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk boyları birbirine düştüğünde öyle kırımlar olurdu ki Çin’e sadece bağlılık bildiren Türkleri kabul etmek kalırdı. Ne yazık ki Türk dünyası olarak biz bunu da buna benzer durumları da yaşadık, yaşıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki kan dökücülükten başka bir de kan döktürme vardır. Yani insanın karanlık tarafı, “Çılgın Marslılar”dan daha tehlikelidir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün “vekalet savaşları” revaçtadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herhangi bir örgüt ya da zayıf bir devlet vekil hâline getiriliyor, bir başka devletin kendisine veya vekiline karşı “ucuz kan” siyasetiyle sömürülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sömürenlerin sömürdüğü düzendir bu. Fakirlikten, ezilmişlikten, kincilikten beslenen vekiller de bu düzenin muhafızlarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düzenin taşıyıcı kolonları ise dinciliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün dincilerin dilinden barış ve esenlik sözcükleri düşmez. Hepsi iyiyi, güzeli, doğruyu, huzur içinde yaşamayı emreden dinlerden söz eder. Bu sözlerin karanlık tarafında ise müthiş bir sinsilik vardır. Bu sinsiliklerden bazıları bir devleti ele geçirmeye, bir halkı ölüme götürmeye, bir kitleyi isyana teşvik etmeye, en kötüsü de tuzağa düşürülen kişilerin düşman belledikleri devletlerin vekili yapılmalarına yöneliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kan dökücülerin nasıl beslendiğine dair bir hatırlatma yapmak isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Barıştan söz edenlerin bir şekilde ortadan kaldırılması bu kanlı düzenin sahiplerince taviz verilmeyen bir zorunluluktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jimmy Carter döneminde ABD, Orta Doğu’da bir kanser hâline getirilen İsrail-Filistin meselesini çözmek istiyordu. Bu dönemde hedefteki düşünce, İsrail’in kurulmasının önünü açan “Vatansız ulusa ulussuz vatan verin.” şeklindeki Siyonist anlayıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginçtir, 1924 doğumlu Jimmy Carter’ın 2015’te de Filistin’deki direniş örgütleri arasındaki uzlaşıyı sağlamak istediği iddia ediliyordu. Filistin meselesi hakkında yazdığı kitapta Siyonistleri suçlaması ise ağır hakaretlere maruz kalmasına sebep olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Carter, 1977’de de aynı hakaretlere maruz kalıyordu çünkü barışa yönelik bazı adımlar atılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine ilginçtir, bu barış politikasına katılanların akıbeti hiçbir zaman iyi olmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Carter döneminde öyle olaylar meydana geldi ki Demokrat Parti yıllarca toparlanamadı. O dönemde petrol krizi patlak verdi. 1979’da İran’da bir İslam devrimi meydana geldi. İranlı öğrenciler Tahran’da ABD elçiliğini basıp 52 ABD’liyi esir aldılar. Bu rehine olayı ne zaman çözüldü, biliyor musunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Carter gidip yerine Ronald Reagan başkan seçildiği zaman. Reagan’ın dönemi 20 Ocak 1981’de başladı. Rehine krizi 20 Ocak 1981’de çözülüverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda Filistin’deki ilk kurtuluş örgütlerinin sosyalist olduklarını yazmıştım. Zaten Carter’ın Filistin politikası, SSCB-ABD arasında bir yakınlaşma doğurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SSCB ve Rus istihbarat etkisi Filistin’de epey derindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">FHKC’nin ilk başkan yardımcılarından Vadi Haddad bir KGB ajanıydı. KGB’nin FKÖ içinde de Hani el-Hasan adında bir ajanı vardı ki Arafat’ın öldüğü tarihe kadar kendisinin ulusal güvenlik danışmanlığını yürütmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine önceki yazılarımda yazdığım gibi, İran ve İsrail’in birbirine muhtaç olduğunu Carter döneminin olaylarından da anlıyoruz. Filistin yanlısı ağırlıklı bir barış politikası izleyen Carter iktidarına en büyük darbe İran üstünden vurulmuştur. İran’da gerçekleşen İslam devrimi daha 1979 yılında Filistin’i baş gündem konularından biri yapmış, Humeyni’yi ilk ziyaret eden de Arafat olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok uzatmadan noktalayayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reagan’ın başkanlık döneminin başladığı 20 Ocak 1981’den sonra meydana gelen olaylardan biri, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın 17 Ekim 1981’de öldürülmesidir. Sedat, Carter döneminde İsrail’i ziyaret ederek önemli bir adım atmıştı. Nasırcılar Filistin’de nasıl darbe aldılarsa Mısır’da da o şekilde darbe almışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sedat, radikal İslamcı Halid Ahmed Şevki el-İslambuli tarafından öldürülmüştü. Sedat’a bu suikast sırasında tam 72 kurşun isabet etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Barış görüşmelerine katkıda bulunanlardan Yitzhak Rabin de 1995 yılında radikal Yahudiler tarafından katledilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Katledilenlerden biri de SSCB’dir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu da Afganistan’da tuzağa düşürüp son darbeyi vurdular. Afganistan’da ABD’nin en büyük müttefiği ise cihatçılardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer katledilen İran devleti olmuştur. İran’daki İslam rejimi İslam dünyasını hem terörize ediyor hem de Körfez ülkeleri üstünde bir korku yaratarak onları Batı’nın özellikle de İsrail’in kucağına itiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’da İslam devrimi oluyor, Filistin’de radikal İslam güç kazanıyor. Irak işgal ediliyor, Filistin’de radikal İslam güç kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran ne zaman güya Batı’ya doğru şaha kalksa bütün Müslümanların kanı kabarmaya başlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Doğu’nun her yerinde İslami direnişin öncüsü İran devleti oluyor ve zannediliyor ki Orta Doğu’daki tüm radikal İslami hareketler İran İslam Rejimi’nin vekilidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pekiyi, öyle olsun&#8230; Öyleyse Mollalar kimin vekilidir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak&#8217;ın işgali nasıl İran&#8217;a yol verdiyse bugünkü meseleler de İran&#8217;ın beslenmesini sağlıyor. İran, ateşkes görüşmelerinin sonuca ulaşmasını kendisine bağlarken Filistin yönetimi İran&#8217;ın değil Türkiye&#8217;nin rol oynadığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu da gözümden kaçmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tarihe Bir Not Daha</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon, Balyoz, Açılım zamanlarında Türk ordusuna atılan en büyük iftiralardan biri, “Artık gerçeklerle yüzleşelim. Güneydoğu’da çok çocuk öldürüldü.” diye başlayan kara propagandalardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi ikiyüzlülüğün en net örneği karşımızdadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem Filistin’de hem de İsrail’de siviller öldü. Birçok çocuk hayatını kaybetti ve bir zamanların ileri demokratları bunu kısas olarak görüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü dincilik böyle bir şeydir ve dinciler için her şeyin merkezinde Araplık vardır. Türk’ün canı ise can değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düştüğümüz bu notu da unutmuyoruz, unutmayacağız. &nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">622</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Batı&#8217;nın Mitolojik Evreni Çökerken</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/19/batinin-mitolojik-evreni-cokerken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Nov 2023 19:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[trubetskoy]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=612</guid>

					<description><![CDATA[Nikolay Trubetskoy, “Roma-Germen” olarak adlandırdığı Avrupalıların egosantrik bir psikolojiyle kendi halkının kültürünü değerlendirdiğini ifade ederken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Nikolay Trubetskoy, “Roma-Germen” olarak adlandırdığı Avrupalıların egosantrik bir psikolojiyle kendi halkının kültürünü değerlendirdiğini ifade ederken bu psikolojiye sahip olan kişileri şöyle tanımlar “&#8230;gayriihtiyari olarak kendisini kâinatın merkezi, yaratılışın şahikası, tüm canlıların en iyisi, en mükemmeli addetmektedir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Roma-Germenlerin kendilerinden çok emin bir biçimde sadece kendilerini “beşeriyet”; kendi kültürlerini “evrensel medeniyet” ve nihayet kendi şovenliklerini de “kozmopolitzm” olarak adlandırdıklarınıı ifade eder.<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yazık ki bilimden felsefeye, spordan sanata, siyasetten rejimlere kadar hemen her şey dünyanın önemli bir bölümünde Avrupa veya Batı-merkezcidir. Bir Batı vardır bir de Batılıların tepeden baktıkları, lütfettikleri Batı çevresi. Dünya adeta Batı’nın etrafında dönmektedir. Batı bir yön değildir, geri kalmış (?) tüm medeniyetlerin ilahıdır (!).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda yazılmış en iyi çalışmalardan biri, Frances Stonor Sounders’in “Parayı Verdi Düdüğü Çaldı” isimli kitabıdır. Pek dile getirilmese de Soğuk Savaş aslında kültür cephesindeki çatışmalarla ortaya çıkmış; Batılılar Sovyetlere karşı asla sorgulanmamış yazarları, bilim insanlarını vs. vitrine koymuştur. Sovyetler de giderek kendi içine kapanmasına neden olacak şekilde hâkim ideolojiye uygun hareket eden sanatçıları, düşünürleri öne sürmüşlerdir ki bu ideolojiye muhalif başta Türk aydınlar olmak üzere pek çok aydın da demir yumrukla yok edilmişlerdir. Sovyetlerin sonunu getiren belki en önemli nokta budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı aslında 18. yy. sonlarından başlayıp Soğuk Savaş’la birlikte son evresine giren bir mitolojik evren yaratmıştır. Bu evrende bilim tanrıları, sanat tanrıları, siyaset tanrıları, spor tanrıları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca çoğu kez bunların düşüncesine temel olan özellikle Doğulu unsurları yok sayıp bu sahte tanrıları yaratıcı pozisyonuna sokmuşlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal hayattayken içten pazarlıklı hareket edenlerin 1938’den sonraki ağalıkları ibretliktir. Onun çizdiği yolun önüne ilk engel, bu içten pazarlıklı kimseler tarafından çıkarılmıştır. Bu kimselerin psikolojisini “misoneizm” yani “bilinmeyene, yeni olana karşı korku” şeklinde nitelemek yanlış olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Misoneizm pençesindeki bu kimseler, Mustafa Kemal’in Türklük, laiklik, mazlum milletler konusundaki ideallerini hiçbir zaman benimseyemediler çünkü bu cesaret isterdi. Böylece Atatürk’ün izinde giden sadık kimseler gibi görünüp yeni Türk devletinin altını içten içte oydular. Söylemde Batı karşıtı, eylemde Batı uşağı sözde milliyetçi ve irticacı kimseler yetiştirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Türkiye de bu mitolojik evrene kısa zamanda sokuldu. Eğer az zamanda çok ve büyük işler başaran Mustafa Kemal’in Türk cumhuriyeti derinlerde kökleşmemiş olsaydı bugün çok daha başka bir ülkede yaşıyor olacaktık. Basın ve medyadan bolca umutsuzluk, karamsarlık, güçsüzlük propagandası yapılmasına ve yedi iklim dört bucaktan gelen saldırılara rağmen Türk cumhuriyeti yaşıyorsa güneşe kılıç sallamaya kalkanlar da bir düşünsünler, derim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Newton’ın üçüncü yasasıdır: “Her kuvvete karşılık, her zaman eşit ve ters bir tepki vardır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi Batı’nın mitolojik evrenine sokan misoneistlerin ufukları çok dar olduğu için geleceği göremediler. Oysa Batılı emperyalistlerin etki uyguladığı Doğu medeniyetlerinden mutlaka bir tepki gelecekti. Sovyet sonrası hedefine Çin, Rusya ve kendi beslediği terörizm üzerinden İslam dünyasını yerleştiren ABD ve ortaklarının Irak, Afganistan gibi ülkeleri işgal etmesiyle birlikte bu tepki daha farklı bir şekilde perçinlenmeye başlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tepki gösteren kuvvet, kendi medeniyetinin kökleriyle sınanıyor, zayıflamış duvarlarını sağlam temelleri sayesinde onarmaya ve güçlendirmeye muvaffak olmaya başlıyor. Buna karşın sürekli olarak etki uygulayan, baskı altında tutan, sürekli yalan söylemek zorunda kalan etki sahibi kuvvet ise mutlak tükenmeye doğru ilerliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi devletlerin zaman algısıyla insanların zaman algısı aynı değildir. Dünyanın dengeleri temelden değişirken birbiriyle savaşsa bile hiç değilse “benliğini tanıyan milletler” geleceğin dünyasını kuracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mitolojik tanrıların “Ulus devletler çöküyor.” yalanları yalnızca satılmış kalemlerin, muhtaç siyasetçilerin, çakma aydınların dilinde kaldı. Ulus devletler güçleniyor ve emperyalizme karşı direniş de ancak ve ancak milli benliğini tanıyan milletlerin milliyetçiliğiyle mümkün olacaktır. “Yumuşak güç” temsilcisi çakma aydınların çok da uzak olmayan bir zamanda yeni para birimlerine yöneleceklerini göreceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güncele gelirsek&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı, her zaman Doğu’nun duygusallığına oynamıştır. Kendi hâkimiyetini tesis etme ve korumadaki gaddarlığı sayesinde masum insanları rahatlıkla öldürerek herkesi ateşe atmaya çalışanlar, her zaman karıştırdıkları ülkelerin derslerine iyi çalıştıklarına şahit oluyorlar. Duygular üzerinden oynadıkları oyun tutmadığı gibi öylece kalakaldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve üzerlerine yağan roket yağmuruna, füze fırtınalarına cevap vermekte aciz kalıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Doğu’da hayata geçirilen tuzak Kafkasya, Türkistan ve Güneydoğu Asya’da da tutmazsa rahmetli Barış Manço’nun tabiriyle “Hadi geçmiş olsun birilerine&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçeği ne kadar süre gizlerseniz o kadar büyük bir hakikat tokadı yersiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya, Ukrayna’ya girdiğinde tüm dünyayı insanlık adına seferberlik edenlerin İsrail’e koşulsuz destek vermeleri dünyanın geri kalanını küçümsemek ve alay etmeye kalkmak değil de nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne olursa olsun Batı’nın mitolojik evreni çökerken Türk dünyasının adeta yeniden doğmaya başladığı günlerde ne yaparsanız yapın zihninizi hakikatten uzaklaştırmayın.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Nikolay Trubetskoy, “<strong>Rus Ben-İdraki</strong>”, Küre Yayınları, Birinci Basım, Kasım 2020, ss. 19-20.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">612</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Solucan Deliği</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/06/solucan-deligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 08:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dış politika]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hamas]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[radikal dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[solucan deliği]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[tecrit]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=603</guid>

					<description><![CDATA[Dünyayı yönetmeye talip olanların basın ve medya aracılığıyla yarattıkları solucan delikleri vardır. Örneğin, Filistin’de atılan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Dünyayı yönetmeye talip olanların basın ve medya aracılığıyla yarattıkları solucan delikleri vardır. Örneğin, Filistin’de atılan bir kurşun solucan deliklerine rast geldi mi Türkiye’ye düşebilir. Dünyanın herhangi bir yerinde sıkılan kurşunun hangi ülkeye düşeceği, atılan bir bombanın nerede patlayacağı artık kolay kestirilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filistin-İsrail arasındaki son mücadelenin Orta Doğu’daki etkisi de böyle oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda, Irak işgal edildiği zaman Filistin’deki radikal İslam’ın güçlendiğini yazmıştım. Irak, İslam’dan önceki dönemlerde bile İran’a karşı kale görevi gören kabilelerden oluştuğu için bu ülkeyi işgal etmenin, İran’ın bölgedeki işlerini kolaylaştırdığını da yazmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazdıklarıma dair küçük bir örnek, Henry Kissinger’ın “Amerika’nın Dış Politikaya İhtiyacı Var mı?” başlıklı kitabında yer alıyor: “<em>Bir Kürt devleti, Türkiye’deki Kürt azınlığı ve bir Şii devleti, Suudi Arabistan’ın Dhahran bölgesini alevlendirebilir ve Körfez bölgesini kontrol etmek için İran’a yeni bir üs sağlayabilir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Filistin’de apaçık bir şekilde soykırım yapılıyor. Bu soykırımın durdurulmasından ziyade yarattığı duygusal etkiden yararlanmaya çalışan iç ve dış unsurlar vardır. İçeride İslamcılığın etkisini artırmaya çalışanlar varken dışarıda da Türkiye’yi tecrit etmek isteyenler hazırda beklemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela şu nokta ilginçtir: İran, OPEC’i ve Türkiye’yi İsrail’e ambargo uygulamaya çağırmıştır. Cevap olarak OPEC, “Biz siyasi kuruluş değiliz.” derken Türkiye de henüz bir ambargo uygulamış değildir. Buna karşın İsrail’deki süpermarket zincirleri Türkiye’nin HAMAS’ı terör örgütü olarak tanımadığını açıklamasıyla birlikte Türk mallarına boykot kararı aldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginçtir, diyorum çünkü İsrail’deki bu hareket, İran’ın tutumuyla çelişmeyip aksine destekleyeceği bir harekettir. Daha da genişlerse ve devletin resmi politikası durumuna gelirse İsrail ambargo istiyor demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi devlet yapısına dair ABD’li dostlarını (!) dinlememekte ısrar eden ve dış politikada -özellikle Kürt devleti konusunda- dostlarının (!) aksine hareket eden Türkiye, tecrit edilmek ve başka bir dünyaya itilmek mi isteniyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine ilginçtir, Türkiye’den duygusal tepki ve radikal politikalar beklenirken İran sahadaki etkisini artırıyor. Sanki gizli bir el Türkiye’yi tecrit ederken İran ve İsrail üzerinden dinciliği, din ve mezhep üzerinden çatışmaları tetikliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’li dostları (!) Türkiye’ye bir rol biçmişti. O rolü Kissinger’ın aynı kitabında şu ifadelerle görmekteyiz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Son otuz yıl içinde, İsrail’le Müslüman dünyası arasında yaşanandan daha fazla ve daha kanlı savaşlar, Müslüman ülkeleri arasında gerçekleşmiştir. Bu, İslam içi çatışmaların kendi iç sapmaları ve gerilimleri olmuştur. Zaman zaman muhafazakâr İran, Körfez devletlerine ve Suudi Arabistan’ın başına bela olmuştur (Körfez devletlerinin korkuları açıkça söyleyemeyecekleri kadar büyük olsa da). Öte yandan, İran’ın güvenliğine hem kuzeyden hem de giderek daha çok doğudan Pakistan yoluyla tecavüz eden Afganistan’daki Taliban muhafazakârlığının tehdidi altındadır. Batı için kritik ülke, bölgedeki en büyük askeri güce sahip, Batı’nın müttefiki, İsrail’e dost ve coğrafyasının kaçınılmazlığı nedeniyle çekişen bütün güçler için önemli olan Türkiye’dir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kissenger’ın bu kitabı ABD’de 2001, Türkiye’de 2002 yılında yayımlandı. Bu tarihler, Türkiye’de siyasal İslam iktidarının hazırlandığı tarihlerdir. Hemen sonrasında ABD’li stratejistlerin Türkiye’yi yangının ortasına atan fikirlerine karşı kendi stratejisini uygulayan Türk ordusuna kumpas kurulmuş, Kürt açılımı başlamış, Kemalizm’e ve Türklüğe karşı saldırılar en tepeden desteklenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada şunu belirtmek gerekir: ABD’li diplomat, asker ve istihbaratçıların Türkiye ve Orta Doğu hakkındaki görüşleri aynı değildir. Bir kısım Amerikan devlet görevlisi Orta Doğu’da İngiltere’nin yaptığı gibi dengelerini kurarak çekilmek taraftarıdır. Bunlar, bir büyük devlet olarak Amerika’nın Orta Doğu’da çok fazla oyalandığı; çok fazla adam, para ve zaman kaybettiğini düşünür. Onlara göre Amerika devleti Çin ve Rusya gibi devletlerle kapışmalı, müttefik olarak da AB’yi yanına çekmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kısım ABD’li de İsrail’le birlikte Moşiah / Mesih için çalışmakta, fanatik dinciliği ABD’de temsil etmektedir. 3 Orta Doğu dininden birinin fanatiği olan gruplar, bu coğrafyadaki sembollerden vazgeçer mi? Onlar da hâlâ Çin’i hafife almakta veya Amerika’nın gücünü Orta Doğu’dan alacağını düşünmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl olan şudur: Her iki taraf da mevcut düşünceleri için Türkiye’nin yapısını değiştirmeye muhtaçtır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü dincilerin çıkardığı yangına atılacak bir Türkiye de ancak dinci bir Türkiye olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda saydıklarımdan ilk grup, Türkiye’nin “Yeni Osmanlı” siyasetiyle Orta Doğu’da bekçilik yapmasını ister. İkinci grup ise Haçlı seferlerini unutmuş değildir. Karşılarına her yanda çıkan Türk ordusu -üstelik bu kesintisiz olarak sürmüştür- bir bataklığa sürüklenmeli, fetih hülyalarıyla komşu ülkelere saldırmalıdır. Bunun sonucunun ne olacağını yazmaya gerek yok herhalde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi dönüştürmek isteyenlerin olduğuna dair yine Kissinger’ın ifadelerine başvurmak gerekiyor. Jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir müttefik olduğuna inandığı Türkiye için Kissinger; Türkiye’nin ulusal onurunun ve menfaatlerinin geri plana atılmasına yönelik bir eğilim olduğunu ifade ederek “<em>Türkiye’nin iç yapısını ilgilendiren tercihlerinin bu şartlara karşı dengelenmesi gereklidir.</em>” demektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi Türkiye’nin yapısının değiştirilmek istendiğine kanıt olarak yüzlerce, binlerce yazılı ve sözlü beyan olmasına rağmen bunları görmezden gelenler çoktur. Öte yandan ABD’deki sözde demokrasi derneklerinde Türkiye’nin aleyhine çalışan “maalesef Türk” dediğimiz kimseler de çoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela Marine Corps University’den Sinan Ciddi, Türkiye’nin ABD’den F-16 alımında bile durumun gözden geçirilmesini; Türkiye’nin, ABD’nin dayattığı politikaları kabul etmesi durumunda bu satışın gerçekleşmesi gerektiğini yazmıştı. Ciddi, son gerilimlerden sonra da daima Türkiye’yi hedefe koymuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu Georgetown Üniversitesi’nde ayağı olanların Türkiye uzmanlıkları çok şahane oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de solucan deliğine girip soluğu ABD’de alan tipler yaşadıkları ani şoktan olsa gerek, kendi çevrelerine bakmadan Türkiye’de bir şeyleri değiştirmeyi severler. Türkiye’nin yeterince sivilleşmediğini iddia edenler hep ABD ordusu ve CIA çevresinden çıkıyor. Bağlı oldukları Amerika’nın başka ülkelere askeri müdahalesini sonuna kadar desteklerler. Türk ordusunun emekli generalleri “Doğu Akdeniz tehlikededir.” dese darbe, demokrasi, sivilleşme diye inlerler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sakın Türk ordusunun gıkı çıkmasın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasemin Çongar gibiler Türkiye’ye sivilleşme dersi verip asker ve sivili yan yana görünce kudururlardı. Ardından Türk subayları tutuklanıverirdi. Ne var ki Çongar’ın eşi Chris Mason da bir Afganistan ve Irak uzmanı olarak ABD dergilerinde yazıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İçeriden ve dışarıdan kuşatılırken girdiğimiz son evrede dünyadan tecrit edilmek, müttefiksiz bırakılmak isteniyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun dayatmalarını kabul edemeyiz. Diğer yandan Rusya, Çin gibi ülkelerle girilecek iş birlikleri -özellikle Çin’le- pamuk ipliğine bağlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç örnek senaryoya bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletler dış politikada büyük oynadıkları zaman tarihi dayanaklarına dönebilirler. Türkiye’nin dış politikadaki etkinliğini “Osmanlıcılık” çizgisinde yürütmek isteyenler vardır. Rusya için de aynı şey geçerlidir. Orada da Çarlık ve Sovyet mirası söylemleri vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kazakistan’daki olaylar sırasında -aslında felaket senaryolarının hiçbiri gerçekleşmemesine rağmen- Türkiye ve Rusya’da birçok kitle kışkırtılmaya çalışılmış hatta Rus devletine yakın olan Sputnik’ten bile birtakım gazeteciler milliyetçilil ve intikam kokan beyanlarda bulunmuşlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak baktığımız zaman Kazakistan’da Latin alfabesine geçiş süreci durdurulmadı. Bir zamanlar “Türkçe Konuşan Devletler Topluluğu” gibi tuhaf adlarla bir araya gelen siyasetçiler, artık “Türk Devletleri Teşkilatı” adıyla bir araya geliyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin’le ilgili senaryoya bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Türkistan hem bizim hem de Çin’in yumuşak karnıdır. Kimin karnına dokunurlarsa onun canı yanar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin’in yapısı ise açıktır. Sovyetler döneminde Afganistan’da Rusları rahatlıkla sattılar çünkğ Amerika’nın gücüne ihtiyaçları vardı. Amerika’nın gözünün önünde büyüyüp “İpek Yolu” projesiyle Amerikan devletinin yarısını hayrete düşürdüler. Yarının ne getireceği belli olmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel sonuca bakarsak her devletin kendi menfaatleri, kendi iç dinamikleri vardır. Devletin görevlerinden biri, solucan deliklerini kapatıp kendi kaderini çizmektir. Bunun yolu da içeride ve dışarıda akılcı siyaset izlemekten geçer. En büyük akılcılık da önce milli güvenliğini sonra milli menfaatlerini temele yerleştirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sağlam duran bir devletin taşıyıcı kolonları da sağlam demektir. Pekiyi&#8230; Bizde adalet ve liyakat ne durumdadır?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">603</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tukidides Tuzağı&#8217;na Kim Düşecek?</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/11/01/tukidides-tuzagina-kim-dusecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 08:07:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[biden]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[evanjelimz]]></category>
		<category><![CDATA[evanjelizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kural temelli dünya]]></category>
		<category><![CDATA[mao]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[neocon]]></category>
		<category><![CDATA[peloponez savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[tukidides tuzağı]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=600</guid>

					<description><![CDATA[Yunanlıların Antik Çağ’daki en önemli savaşlarından biri Peloponez Savaşı’dır. Atina’nın hızlı yükselişi zamanın egemen gücü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yunanlıların Antik Çağ’daki en önemli savaşlarından biri Peloponez Savaşı’dır. Atina’nın hızlı yükselişi zamanın egemen gücü olan Sparta’yı kaygılandırıyordu. Atina’nın yükseldikçe artan etkinliği ve saygı görme talebi, Sparta’nın egemen konumunu yitirmeme hedefi savaşı kaçınılmaz hâle getirmiştir. Böylece iki gücün savaşması kaçınılmaz olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaş tam 30 yıl sürmüştür. Getirdiği yıkım bir tarafa, bir kısım tarihçiler Antik Çağ’daki Yunan gücünün büyük ölçüde zayıfladığını düşünmüşlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peloponez Savaşı’na hem katılan hem de bir tarihçi olarak bu savaşları anlatan Tukidides, yıllar sonra araştırmacılar tarafından dile getirilen “Tukidides Tuzağı”na da ilham olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tukidides Tuzağı, özetle, emin adımlarla yükselen bir gücün zirvedeki gücü tedirgin etmesi; kendi düzenini kurmak, bağımsız hareket etmek, saygı görmek isteyen yeni güce karşı zirvedeki gücün egemen konumunu korumak için saldırmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Antik Çağ’da bile Atina ve Sparta arasındaki savaşa çevredeki güçler kayıtsız kalamamış, bu güç aktarım savaşında Anadolu ve İran güçleri de savaşa dahil olmuşlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde “kural temelli dünya” devrinin gerçek yüzünü görmeye başladığımız bu dönemde de Tukidides Tuzağı’na kimin düşeceği belirsizdir. Ancak bu dönemdeki tuzağın boyutu belki hiç olmadığı kadar büyük ve kapsamlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle görünüyor ki demokrasi maskeli tiran ABD, kadim dostu sinsi Britanya ve bıçkın (!) delikanlı İsrail ile birlikte tuzaklar kurmakla meşgul.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimlere karşı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yükselen güçlere ve yükselen güçlerin yükselme potansiyeli olan müttefiklerine karşı&#8230; Bunlar arasında henüz karar vermediği düşünülen Türkiye de var. Türkiye gibi ülkelere sürekli sopa gösterilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela Çin’in tuzağı Tayvan’daydı. Çin, Tayvan’la birleşmeye yemin etmiş bir devlettir. Elbette belki de uzak olmayan bir zamanda buraya saldıracak veya onu kendi rızasıyla yanına alacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ise dünyayı ve özellikle Güneydoğu Asya ülkelerini bir tehlikeye ikna etmek için Tayvan’ı öne sürmüş, tuzağını da burada kurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tayvan’a giden ABD’li üst düzey yetkililerin karşılaşacakları ablukadan, yakın takipten haberleri yok muydu? Elbette vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Maksat ise çok başka ve tehlikeliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü yakın zamanda ABD ordusunun subayları tarafından oynanan bir harp oyunu göstermiştir ki hava kuvvetlerinin farkıyla son anda da olsa ABD, Çin’e karşı bir zafer kazanabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu zaferin şartı nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin’in Tayvan’a saldırması!</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin Çin karşısında kazanma şansı buydu. Henüz kendi düzenini kurma aşamasında olan, teknolojik anlamda ABD’yi geride bırakmış ya da bırakmak üzere olan Çin zamansız bir müdahaleyle Tayvan’a girerse ABD onu karaya sıkıştırarak zafer kazanabilmektedir. Çin bu tuzağa düşer mi? Göreceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın tuzağı neydi? Ukrayna’ydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya için tıpkı Netanyahu’da olduğu gibi “zugzwang” durumu söz konusuydu. Yani Putin’in bir hareket etme zorunluluğu vardı ve hamlesini nereye oynarsa oynasın mutlaka bir şeyler kaybedecekti. Ancak “zugzwang” tamamen kaybetme anlamına gelmez, satranç oyunun devamlılığını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin Ukrayna’da kurduğu “nükleer” tuzak karşısında Rusya devleti ya her şeyi göze alıp Ukrayna’ya girecek ya da NATO kuşatmasının son safhasına geçmesini bekleyecekti. Kısacası uslu çocuk gibi oturacak, ABD’nin Çin’le hesaplaşmasında hiçbir yana hareket etmeyecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak Rusya’nın “Milli güvenliğim için bu tehlikeyi bertaraf ederim” demesi, ABD’nin tek kutuplu dünya düzenine karşı çok kutuplu dünyanın önemli bir adımı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başta ABD’li uzmanların “Heartland” (kalpgâh) dediği coğrafyanın kalbinde yer alan Ukrayna harap edildi. En önemlisi ise NATO için her halükârda bir karargah oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Filistin’e giden silahların ve yine Filistinli savaşçıların ellerindeki roketlerin Ukrayna’dan geldiğinin anlaşılması da bunu doğrular. Amerikalılar tıpkı Kuzey Irak’ta olduğu gibi gökten silah yağdırıyorlar, sonra “Aa, haberimiz yoktu” diyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten savaşın başından beri yasa dışı grupların Ukrayna’ya giden silahları sattıkları bilinen bir şeydi. Şimdi işleri o kadar ilerlemişler ki İsrail’e saldıran Filistinlilere roket teknolojileriyle ilgili eğitim veriyorlarmış!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasa dışı grup filan hikâyedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce şu uyarıyı yapmıştım: Suriye’de yeni bir ordu gibi gösterilmeye çalışılan bölücü terör örgütü mensuplarının bir kısmı savaşmak bahanesiyle gönderildikleri Ukrayna’da savaş tecrübesi kazanıyorlar. Üstelik bu savaş özel savaştır çünkü güç dengesinin olmadığı bir savaşta zayıf görünen taraf özel savaş uygular. Yarın bu teröristlerin bir kısmının Suriye, Irak, İran ve hatta kendi sınırlarımız içinde bize vereceği olası zararı hesap eden var mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vekalet savaşlarının ne olduğunu iyi anlamak gerekir ama bizim kamuoyumuz daima duygularının esiri olduğundan hamasetle göz boyayan beslemelere aldanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’nin durumu çok açıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’de Evanjelistler, İsrail’de Siyonistler köşeye sıkışmış köpek psikolojisiyle hareket ediyorlar. Tabiri caizse ellerine aldıkları benzin ve çakmakla dünyayı alevler içine atma tehdidinde bulunuyorlar. İngiltere ise her zamanki gibi sinsice hareket ediyor: Mustafa Sagir’in yeni versiyonlarından bir adamı ülkenin başına geçirip aynı şeytanca planlara hizmet ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer özellikle İsrail’in bu tavırları bilinçli değilse şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki tek kutuplu dünyanın akılsız devleri ne yaptığını bilmiyor. Rusya’yı Ukrayna’yla zayıflatmaya çalışan ABD, Çin’e yönelemeden Körfez’de, Doğu Akdeniz’de, Orta Doğu’da askeri varlığını yeniden güçlendirmek zorunda kalıyor. Muhtemeldir ki yeni nesil Hitlerlerimizin bir dünya savaşı öngörüsü vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa attıkları her adımda Rusya ve Çin’i yeni sahalara indiriyorlar. Daha sonra yeni adımlar atarak bu devletlerin ellerini güçlendiriyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıkım üzerine çalışan birçok teorisyenin öne sürdüğü “Yıkım olmadan yeni düzen kurulamaz” düşüncesi birçok devlette egemen olmuş görünüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mao’nun vaktiyle ön gördüğü “insan odaklı anlayış”, yani mücadelelerin temeline insanların zihinlerini ve davranışarını kontrol etmeyi hedefleyen anlayış, “bilişsel savaş” gibi yeni savaş yöntemleri ortaya çıkarmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vaktiyle Fransa’da o kadar çok yalan söylenmişti ki rejim değişmişti. Şimdi prodüksiyoncuların profesyonel yalanları “akış” şeklinde karşımıza çıkıyor, biz de bu akışa mütemadiyen maruz kalıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan yıllardan beri Türk dünyasının meselelerinde gündeme getirdiğimizde kimsenin umursamadığı “uluslararası hukuk”, “vicdan”, “riyakârlık” vb. konularda ne kadar haklı olduğumuzu anladığımız günlerdeyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü artık kural temelli dünyayı kuranlar, kural temelli dünyayı kendi elleriyle yıkıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’da Rusya’yı şeytanlaştıran güç, Filistin’de İsrail’i alkışlıyorsa&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kadar masum insan acımasızca katlediliyorsa&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kutsal metinlerden alıntılar yaparak birbirine saldıran dinciler bu kadar can alıyorsa&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Medeniyetten geçinen dünya elinde çekirdekle olanları izliyorsa&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bize de bu gafletten bu milleti uyandırmak ve Türk dünyasında meydana gelecek olaylara karşı bilinçlendirmek düşer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada en önemli görev ise Türk ordusuna düşüyor. Bu görev, “ölme” görevi değildir. Bu görev, “yaşama” ve “yaşatma” görevidir. Türk ordusu, yeri geldiğinde bir öğretmen olacaktır. Yeri geldiğinde hukukçu, yeri geldiğinde diplomat olacaktır. Türk ordusunda bu imkân ve kabiliyet vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin en modern kurumu olan Türk ordusu özellikle bilişsel savaş alanında süratle yapılanmalı ve -eğer kurulmadıysa- diğer ülkelerde olduğu gibi bu savaş üzerine eğitilmiş bir tugay kurulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin tüm milli güvenlik kurumları çok hızlı bir şekilde partizanlardan arındırılmalı ve tek çatı altında bir araya gelmiş gibi hareket etmelidir. Herkesin kendi stratejisini uyguladığı bir ülke zaten kendi kendine parçalara ayrılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tukidides Tuzağı’na kim düşerse düşsün, büyümüş ya da büyüyen bir devin düşeceği kesindir. Her dev yıkıldığında mutlaka yıkıcı depremler meydana gelir. Biz bu depremler öncesinde kendimizi sağlama almaya bakalım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">600</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mista&#8217;arvim</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/23/mistaavrim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 07:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aliyah beth]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[casus]]></category>
		<category><![CDATA[conflict]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israeli special forces]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mista'aribeen]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa sagir]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ramallah]]></category>
		<category><![CDATA[sabetay]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[spy]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[war]]></category>
		<category><![CDATA[zion]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=584</guid>

					<description><![CDATA[Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ramallah ve Kudüs’te Filistinli eylemciler tarafından yapılan bir gösteri&#8230; Filistinliler sloganlar atıyor ve İsrail’e lanet okuyorlar. Henüz ortam gerilmiş değil. İsrailli güvenlik güçleri tetikte bekliyor. Bütün personel kendinden emin çünkü birazdan ne olacağını hepsi biliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gösteriler devam ederken fanatik bir grup çıkıyor, ellerinde taşlarla İsraillilere saldırmaya başlıyor. Ardından bütün eylemciler ateşleniyor ve ortalık karışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Göstericilere ilk müdahale, fanatik gruptan geliyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in askeri istihbarat kanadı olan AMAN’ın (Agaf Ha-Modi’in) istihbarat birimlerinden “Mista’arvim”, yakalayıp etkisiz hâle getirdiği Filistinlileri İsrail askerlerine teslim ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok kez gerçekleşen bu tarz operasyonların faili olan Mista’arvim bir defa da 2018’de gündeme geldi. Hamas tarafından “kaçakçı” zannedilerek takip edilen Mista’arvim’in ne olduğu, İsrail ordusunun duruma müdahale etmeye çalışmasıyla anlaşıldı. Çıkan zorlu çatışmada İsrail timinin komutanı ve birçok Hamas militanı öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nedir Mista’arvim?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların “Musta’ribeen”, Yahudilerin “Mista’avrim” olarak kullandığı sözcük, “Araplaşmış; Araplar içinde yaşayan Yahudi”leri ifade etmek için kullanılıyor. Ender Güner, “İstihbarat” isimli kitabında Mista’arvim’i “Mista’averim” olarak vermiş ve parantez içine “çapulcu” ifadesini yerleştirmiştir. Bu kimseleri Araplardan ayırt etmek zordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar köken olarak NILI adındaki istihbarat örgütüne dayandırılsa da Ömer’in halifeliği zamanında meydana gelen olaylar; Ebu Hureyre, Kab el-Ahbar gibi isimlerin Yahudi kökenleri ve İslam dünyası içindeki faaliyetleri, aslında köklerinin çok daha eskiye gittiğini gösteriyor, diye düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NILI hakkında Prof. Dr. Necmettin Alkan’ın “NİLİ: Orta Doğu’da Casuslar Savaşı” isimli önemli bir kitabı vardır. Osmanlı aleyhine gönüllü casusluk yapan bu Yahudiler, İngilizlere çok değerli bilgileri aktarmada, İsrail devletinin temellerini atmada önemli işler görmüşlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani Türk devleti bir yandan Lawrence ve benzerleriyle uğraşırken diğer yandan Yahudilerin ihanetleriyle uğraşıyordu. Arapların Türklere ihanetleri “gerçekleşmiş olay”dır. Her şeyin derininde farklı sebepler yatar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sun Tzu, “Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.” der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların zaferleri ve devlet kurmaları ne işe yaradı? Tüm bu isyanların sonunda kurulan “gerçek” bir devlet sıfatını hak eden devlet hangisidir? İsrail olabilir mi? Sun Tzu hayatta olsa Yahudi casusları alnından öperdi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mista’arvim’le devam edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu topluluk aslında sadece terörle mücadele birimi olarak görülmemelidir. Çeşitli Mista’arvim grupları vardır. Bunların bir kısmı “uyuyan hücre” durumundadır. Araplardan ayırt edilemeyen bu kimseler İsrail adına her türlü istihbaratı toplarlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Aliyah Beth” isimli istihbarat servisi özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudileri İsrail’e göç ettirmek için çalışır. İsrail’e göç eden Yahudi ailelerin bir kısmı özel yetiştirilerek Arapların arasına yerleştirilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir grup ise İsrail Özel Kuvvetleri mensubudur. Kılık değiştirme, makyaj, saç boyama, uygun lens ve giyim üzerine özel yetiştirilirler. Arapçanın çeşitli lehçeleri üzerine eğitim aldıkları gibi icabında Etiyopyalıların bile arasına sızacak kadar iyi yetiştirilmiş elemanları vardır. Yazımın başında yazdığım eylemlerde bulunur, Filistin topraklarında derinliklere inerek suikastler gerçekleştirirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, biri asker olmak üzere iki İsrailli kişiyi vuran Ömer Ebu Leyla, evinin kuşatılmasına sebep olan istihbaratın sebze satıcısı kılığındaki bir Mista’arvim’den gittiğini bilemezdi. Çıkan çatışmada öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birzeit Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Ömer el-Kisvani, Mista’avrimlerin gazeteci kılığına girip kampüse geldiğini bilemezdi. Öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu faaliyetleri gerçekleştiren gruplar, Araplara daha az benzeyen ve sürpriz operasyonlar gerçekleştiren gruplardır. Medyada yer bulan grup da bunlardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="998" height="562" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp" alt="" class="wp-image-586" style="aspect-ratio:1.7758007117437722;width:640px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters.webp 998w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-300x169.webp 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2023/10/Mistaarvim-pistol-Reuters-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 998px) 100vw, 998px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reuters&#8217;e silah çeken Mista&#8217;arvim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mista’arvimlerin bir kısmı da tahmin edeceğiniz üzere Filistinli liderlerin arasına sızarlar. Kimi lider olarak yükselir kimi de Arapları angaje eder. Gerektiğinde koynuna kadın sokulan Araplar olduğu gibi bir Mista’arvim de gerektiğinde Arap kadınlarıyla evlenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz Türkler bu gibi örgütlerden, bu gibi faaliyetlerden ders çıkarmak zorundayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de hedef genellikle Yahudi kimliği bilinen kimseler olur. Herhangi bir mesele veya olayda bunlar hedef hâline getirilirler. Türkiye’nin ulus ve laik kimliğini hedef alan Siyonist zihniyet böyle kamufle edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda Çad’ta görev yapan Yahudi imamın hikâyesini anlatmıştım. Şimdi Türkiye’deki camilerde veya gösterilerde yabancı istihbarat servisi elemanlarını aramamak mümkün müdür?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik Osmanlı devrinde Türkiye’ye getirilen, çeşitli Türk yurtlarında Türklerle iç içe yaşamış bu kadar yabancı -en başta da Yahudiler- varken&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkatinizi çekmek istediğim ve birbirinden bağımsız gibi görünen ama benim bağlantılı olduğunu düşündüğüm üç nokta:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emniyet mensuplarımızın yaralandığı protesto gösterileri sonrası İsrail, “Yahu bu kadar düşmana gerek yok, savaştayız ve kendimizi Türklere anlatalım” gibi bir düşünce içine girmeyip diplomatlarını geri çekti. Bu normal değil, anormal bir durumdur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer olaysa İsrail’e istihbarat verdiğini açıklayan, Filistin meselesinde kilit rol oynayan, ABD tarafından yakın markaja alınan Mısır’ın askeri unsurlarının İsrail tarafından “yanlışlıkla” vurulmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Netanyahu ve onun gibi aşırılar, İsrail ve ABD’nin gücünü yönlendirerek bölgeyi ateşe atmaya çalışırken diğer ülkelere de adeta “Çok gerildik, kopacağız” der gibi meydan okuyor. İlişkilerini kesiyor ve net tavır alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi memleketimize sokulan bunca kaçak arasında Mista’arvimleri, onların kışkırtıp terörize edeceği kaçakları aramak zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son nokta ise Türkiye’de de Türk hatta Türk milliyetçisi zannedeceğiniz Mista’arvimler kadar tehlikeli casusların bulunacağına dair bir işarettir. Mista’arvimlerin görevlerinden biri, zor durumdaki Filistinlilerden toprak satın almaktı. Önceki yazılarımda ise yıllar önce Türk istihbaratı tarafından tespit edilen birtakım Yahudilerin, zor durumdaki Güneydoğululardan toprak satın aldıklarını anlamıştım. Bunlar ya Türkiye’deki Yahudileri kullanıyor ya da komisyon karşılığında yoksul köylüleri araya sokarak toprak satın alıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve 1940’larda Arapların “Yahu bu adamların koyunu yok ama niye bu kadar köpeği var” diyerek deşifre ettiği Mista’arvim ailesi gibi Türkiye’de de birileri “Bu adamın bu kadar arazi alacak parası yok” diye sormayı akıl etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akıl akıldan üstündür, derler. Başka birileri de Yahudiler zorlanmasın diye toprak satışını kolaylaştırmışlardı. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmayalım&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beyazıt’ta ezan okunurken durup huşu içinde ezanı dinleyen ve herkesi kendine hayran bıraktıran adam, İngilizlerin yetiştirdiği en tehlikeli casuslardan biri olan Mustafa Sagir’di.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sun Tzu’nin sözlerini tekrar alıntılayarak bitireyim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Savaşla kazanılan zaferden daha makbulü, gizli olanı görüp belli olmayanı fark ederek yenmektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her balık oltaya geldiğinde zafer kazandım sanır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">584</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
