<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>fener kilisesi &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/fener-kilisesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Dec 2025 09:17:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>fener kilisesi &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Papa Eftim Efsanesinin Otopsisi</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/12/26/papa-eftim-efsanesinin-otopsisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 09:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[fener kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1353</guid>

					<description><![CDATA[Papa Eftim Efsanesinin Otopsisi Sahte Tarihin Rum Mezarlığındaki Sonu ve Devlet Adına Pazarlanan bir Hafıza [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Papa Eftim Efsanesinin Otopsisi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sahte Tarihin Rum Mezarlığındaki Sonu ve Devlet Adına Pazarlanan bir Hafıza Tahrifatı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı bir mezar yazısı değildir.<br>Bu yazı bir aileye saldırı da değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı; <strong>anayasal laikliğe aykırı biçimde</strong> kamusal alanda üretilmiş ve yıllarca korunmuş<br><strong>bir tarih suistimalinin</strong> kayda geçirilmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve evet, bu kayıt bazılarını rahatsız edecektir.<br>Çünkü bu metin bir iddiayı değil, <strong>artık savunulamaz hale gelmiş bir anlatının sonunu ilan eder</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Devletin Gölgesinde Oynanan Tiyatro: Kullanışlı Düşmanlık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim ve ailesi yıllardır kendini şu pozisyona yerleştirdi:<br>“Türk’ten daha Türk”,<br>“Fener’e karşı milli set”,<br>“Devletin yanında duran kilise”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söylem uzun süre iş gördü.<br>Çünkü Fener Rum Patrikhanesinin tarihsel ve siyasal bagajı ağır kirlidir.<br>Ve bu ağırlık, <strong>sahte bir karşıt figür</strong> üzerinden perdelemeye çok uygundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bugün artık şu netleşmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim anlatısı, Fener’le gerçek bir hesaplaşma üretmedi. Sadece meseleyi kişiselleştirerek <strong>bulanıklaştırdı</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek sorunlar konuşulmadı.<br>Yapısal imtiyazlar tartışılmadı.<br>Mülkiyet, temsil ve laiklik başlıkları <strong>bilinçli biçimde ertelendi</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yerine ne yapıldı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi, bir aile ve bir mezar üzerinden “milli refleks” üretildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türk oğlu Türk’üz Diyen Diller, Bedeni Rum’a Teslim Eden Eller</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’in mezarının Rum Ortodoks Mezarlığı’nda bulunması, tek başına ele alındığında “kişisel tercih” denilerek geçiştirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama mesele burada bitmiyor.<br>Çünkü bu bir istisna değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’le birlikte, ailesinden vefat eden çocuklar da <strong>aynı Rum Ortodoks Mezarlığı’na defnedilmiştir</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik bu definler;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• kendiliğinden olmamış,<br>• idari süreçler işletilmiş,<br>• devlet makamlarından açıkça izin ve destek talep edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktadan sonra artık şunu söylemek zorundayız:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, bireysel bir tercih değil <strong>süreklilik arz eden ailesel bir kimlik inşasıdır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu tercih, kamuoyuna anlatılan “kopuş”, “ayrılık” ve “alternatif cemaat” söylemiyle asla <strong>örtüşmüyor</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak yalan söylemez.<br>İnsan söyler.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="200" height="356" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-145204.png" alt="" class="wp-image-1355" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-145204.png 200w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-145204-169x300.png 169w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="268" height="566" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-04-24-115119.png" alt="" class="wp-image-1354" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-04-24-115119.png 268w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-04-24-115119-142x300.png 142w" sizes="(max-width: 268px) 100vw, 268px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="374" height="454" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092519-2.png" alt="" class="wp-image-1362" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092519-2.png 374w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092519-2-247x300.png 247w" sizes="(max-width: 374px) 100vw, 374px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="179" height="569" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092657-4.png" alt="" class="wp-image-1363" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092657-4.png 179w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-092657-4-94x300.png 94w" sizes="auto, (max-width: 179px) 100vw, 179px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cemaatsiz Patrik, Topraksız Kilise</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ezber cevap bellidir: “Mezarlık dini gelenektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet.<br><strong>Ama hangi geleneğin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Papa Eftim ve ailesi gerçekten;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Fener’le bağını koparmış,<br>• Rum Ortodoksluğunu reddetmiş,<br>• “Türk Ortodoksluğu” adıyla ayrı ve yaşayan bir cemaat kurmuş olsaydı, en azından şu olurdu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">• o anlatının bir mezarlığı,<br>• bir defin alanı,<br>• sembolik de olsa bir toprağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bunlar varmı? Yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü ortada yaşayan bir inanç sistemi yok, <strong>siyasi ihtiyaçlara göre dolaşıma sokulmuş bir söylem var</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve toprak, duruma göre politik anlatılara biat etmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ata’nın İmzasıyla Sahte Çek Yazmak: Nutuk’ta Olmayan Cümle</strong>!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’in mezar taşında yer alan ve Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen “<em>Bu memlekete bir ordu kadar hizmet etmiştir</em>” cümlesi;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Nutuk’ta yok,<br>• TBMM zabıtlarında yok,<br>• Resmi arşivlerde yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söz, yalnızca <strong>aile anlatılarında</strong> var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu sözün bir mezar taşına kazınması, masum bir övgü değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, Atatürk’ün adını ve Türk devletini belgesiz bir hikâyeye açık çek gibi <strong>kefil yapmaktır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamusal alanda sergilenen bir mezar taşı, özel bir hatıra değildir.<br>Okunur. Tekrar edilir.<br>Sessizce “doğru” kabul edilir.<br>İşte milli hafıza tam da böyle tahrif edilir ve sahte bir tarih yaratılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras Yedi Torunların Denetimsiz Saltanatı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlatı geçmişte kalmış değil.<br>Bugün torunlar üzerinden <strong>güncellenmektedir</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim’in torunları;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• kilise temsilcisi sıfatıyla,<br>• dini kimlik adına,<br>• siyasal içerikli açıklamalar yapıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yandan “Türk Ortodoks” mirasıyla milli dile yaslanılırken diğer yandan Rum Ortodoks geleneğinin uluslararası söylemi kullanılıyor (Papa Eftim’in Athenagoras’a, “cihan (ekümenik) patriği” övgüleri dizdiğini unutmayın.).</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="425" height="638" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-153137.png" alt="" class="wp-image-1364" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-153137.png 425w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-02-153137-200x300.png 200w" sizes="auto, (max-width: 425px) 100vw, 425px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="184" height="702" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-085926.png" alt="" class="wp-image-1365" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-085926.png 184w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2025/12/Ekran-goruntusu-2025-05-12-085926-79x300.png 79w" sizes="auto, (max-width: 184px) 100vw, 184px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bir kültürel çoğulluk değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu; <strong>denetlenmeyen, muğlak ve çift yönlü bir temsil iddiasıdır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve tam da bu yüzden anayasal bir meseledir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cübbeli Siyasetin Dokunulmazlığı: Laiklik Anıtkabirde mi Kaldı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in laiklik anlayışı bir yorum değildir.<br>1924’ten 1937’ye uzanan açık ve yazılı bir kurucu devrimlerin tercihtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tercih şunu söyler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Dini cemaatler siyasal temsil makamı değildir.<br>• Hiçbir inanç grubu “milli irade” adına konuşamaz.<br>• Devlet, dini figürler üzerinden meşruiyet üretmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün kilise temsilcisi sıfatıyla siyasal konuşmalar yapılabiliyorsa burada sorun “kim konuştu” değil,<br>konuşanların <strong>neden durdurulmadığıdır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sadakat Değil, Araçsallaştırma: En Büyük İhanet</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ün hiç söylemediği bir söz mezar taşına kazınırken, aynı anda onun en temel devrimlerinden biri fiilen askıya alınmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ün adı kullanılıyor ama laiklik yok sayılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fotoğrafı binalarını boydan boya kaplıyor ama ilkeleri görmezden geliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, bir bağlılık değildir.<br>Bu, Mustafa Kemal’i <strong>araçsallaştırmaktır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SON SÖZ: Milli Onur İçin O Yazı Silinmelidir</strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı mezarlara saldırmak için yazılmadı.<br>Bu yazı ölülerle kavga etmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama şunu açıkça söylüyoruz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Atatürk’ün söylemediği bir söz kamusal alanda tutulamaz.<br>• Çifte kimlikli temsil laikliğe aykırıdır.<br>• Sahte karşıtlıklar, gerçek hesaplaşmaların yerini tutamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak doğruyu söyler.<br>Taş bazen yalanı taşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet, taşı değil belgeyi, efsaneleri değil ilkeleri esas almak zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve evet,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’e ait olmayan o cümle, Rum Ortodoks mezarlığında bulunan o mezar taşında yani kamusal alanda tutulamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tutulmamalıdır ve silinmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bir intikam çağrısı değil.<br>Bu milli hafızaya ve milli onura bir kayıt düşmedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu kayıt artık isteseniz de silinemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dip Not ve Önemli Hatırlatma:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1924-1937 kurucu laiklik anlayışı şunu söyler</strong>:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Devlet, <strong>dini kimlikleri siyasi temsil makamı olarak tanımaz</strong>.</li>



<li>Dini unvanlar, <strong>siyasal veya kamusal temsil yetkisi üretemez.</strong></li>



<li>Hiçbir kişi ya da yapı, “inancım adına” gerekçesiyle konuşarak <strong>devlet alanında meşruiyet devşiremez</strong>.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çifte kimlikli temsil tam olarak bunu delmeye çalışır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bir yandan “ben sıradan bir vakıf yöneticisiyim” der,</li>



<li>Öte yandan “ben bir kiliseyi, bir geleneği, hatta tarihsel bir misyonu temsil ediyorum” algısı yaratır ve laiklik ilkesini delik deşik eder.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaynaklar</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>TBMM Zabıt Ceridesi, 1920–1938</li>



<li>Mustafa Kemal Atatürk, <em>Nutuk</em>, TTK Yayınları</li>



<li>Teoman Ergene (Papa Eftim), ilgili eser</li>



<li>Vakıflar Genel Müdürlüğü azınlık vakıfları kayıtları</li>



<li>Rum Ortodoks cemaat mezarlıkları resmi defin kayıtları</li>



<li>Erik Zürcher, <em>Turkey: A Modern History</em></li>



<li><em>Baskın Oran, Türkiye’de Azınlıklar</em></li>



<li>Bernard Lewis, <em>The Emergence of Modern Turkey</em></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1353</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Papa Eftim Gerçeği Kapınızı Çalıyor&#8230;</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/11/05/papa-eftim-gercegi-kapimizi-caliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 18:07:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[fener kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[selçukerenerol]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ortodoks Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1341</guid>

					<description><![CDATA[Papa Eftim Gerçeği Kapınızı Çalıyor&#8230; (Ruhunuzu Yakacak Bir Yalanın Enkazı Altında Kalmaya Hazır mısınız?) Bazı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Papa Eftim Gerçeği Kapınızı Çalıyor&#8230;</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>(Ruhunuzu Yakacak Bir Yalanın Enkazı Altında Kalmaya Hazır mısınız?)</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı hikâyeler vardır, damarlarımızda dolaşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bize kim olduğumuzu fısıldar, zor zamanlarda tutunacak bir dal olur. Kahramanlarımız vardır, isimleri anıldığında göğsümüz kabarır, varlıklarıyla onur duyarız. Papa Eftim de o kahramanlardan biriydi, değil mi? Milli Mücadele&#8217;nin ortasında parlayan bir Hristiyan Türk, Atatürk&#8217;ün bile takdirini kazanmış sarsılmaz bir vatansever&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki ya o heykelin ayakları kilden yapılmışsa? Ya o parlak zırhın altında, hepimizin inandığı o kutsal davanın yerine, bambaşka, çok daha insani, çok daha karanlık bir hırs gizliyse?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutun şimdiye kadar duyduklarınızı ve okuduklarınızı çünkü size anlatacağımız hikâyenin kaynağı ne bir tarihçi ne de bir düşman. Kaynak, Eftim efsanesinin ta kendisi. O “kahramanın” (!) sesi, yıllar sonra gazete sayfalarından bize ulaştığında, duyduğumuz bir vatanseverin gururu değil, bir stratejistin kan donduran itiraflarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O ses bize, “İhtilafımız dini değil, siyasiydi.” diye fısıldıyor. Kutsal bir dava için değil, “siyasi maksatlarla” kiliseleri “işgal ettiğini” itiraf ediyor. Arşivler, o “boyun eğmez” din adamının, projesi başarısız olunca ve cemaat toplayamayınca düşman ilan ettiği Fener&#8217;e gidip nasıl “aman dilediğini” gözler önüne seriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve en sonunda, siyasi rüzgârlar değiştiğinde, dün lanetlediği Fener&#8217;in yeni patriği olarak ABD tarafından ülkemize yollanan ve ABD vatandaşıyken bir gecede Türk vatandaşı yapılan Athenagoras’a nasıl “biat ettiğini” belgeler kanıtlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, artık bir tarih tartışması değil. Bu, iddia edilen Atatürkçü ilkelere yönelik bir sadakatsizliğin başlangıç noktasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bu sadakatsizlik, tek bir anın günahı değil; gücün rüzgârına göre yelken açan, ilkesiz bir duruşun aile geleneğidir. O sözde sarsılmaz Atatürkçü Papa Eftim, Demokrat Parti iktidara gelip Batı&#8217;ya yanaşınca ne yaptı dersiniz? Menderes hükümeti, Yunanistan ile ilişkileri düzeltmek için Eftim&#8217;in “kilise”sini bir yük olarak görüp kapatma baskısı kurduğunda, Kemalist bir direniş mi gösterdi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki hayır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sessizliğe büründü ve yeni güce uyum sağlayarak ayakta kaldı çünkü onlar için pusula, her zaman gücü ve iktidarı gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu pusula, nesiller sonra torun Selçuk Erenerol&#8217;un elinde de şaşmadan çalışıyor. Bir yandan “Atatürkçülük”, “laiklik” nutukları atarken diğer yanda Türk-İslam sentezinin mimarı Namık Kemal Zeybek ile aynı siyasi yolda yürüyebiliyorlar. Atatürk&#8217;ün laik milliyetçiliğini savunduğunu iddia eden birinin, bu ilkeyle taban tabana zıt bir ideolojinin yaratıcısıyla siyaset yapmasının nasıl tanımlanacağına siz karar verin!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, bir çelişki değil, ailenin genetik kodudur: Güç kimdeyse “Biz oradayız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzün belirli milliyetçi siyasi akımlarının söylemlerinde kendilerine bir yer bulmaları da bu mirasın bir tesadüf olmadığının kanıtıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama asıl can yakan, bu mirasın ölmemiş olmasıdır. Eftim&#8217;in başlattığı o siyasi manevra sanatı, o Galata&#8217;daki paha biçilmez mülklerle birlikte, nesilden nesile aktarıldı. Bugün o mirasın varisleri olan torunları, dedelerinin başlattığı oyunu çok daha cüretkâr bir perdeden oynamaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların sosyal medya hesaplarına, demeçlerine bir bakın. Dillerinden düşürmedikleri tek bir kelime var: Atatürk. Onlar için Atatürkçülük, bir ideoloji değil, kurşun geçirmez bir zırh. Her türlü eleştiriden, her türlü sorgulamadan muaf kalmak için kullandıkları kutsal bir kalkan. Dedelerinin uydurduğu o “Atatürk’ün takdiri&#8230;”, “Bir ordu kadar hizmet etti.” vb. sözleri, bugün kendileri için bir dokunulmazlık fermanı gibi sallıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bunlar bu zırhı kuşanıp ne yapıyorlar? Yüz yıldır aynı şeyi: Toplumsal kaygıları kendi çıkarları için kullanmak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sakın yanlış anlaşılmasın. Bu satırların yazarı, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nin avukatlığına soyunmuyor. Tarih, bu kurumun Milli Mücadele yıllarında bizzat Atatürk tarafından “bir fesat ve hıyanet ocağı” olarak görüldüğünü de yazar. Lozan&#8217;da Türkiye&#8217;den gönderilmesi için en sert mücadelelerin verildiği bir kurumun, bugün ABD&#8217;nin dış politika hamlelerinde (tıpkı Ukrayna&#8217;da olduğu gibi) nasıl bir aparata dönüştüğünü, “ekümeniklik” iddiasıyla Türkiye&#8217;nin egemenlik haklarını nasıl zorladığını görmemek için kör olmak gerekir. Fener&#8217;in siyasi ajandası ve tarihsel bagajı, bu ülkenin her vatanseveri için meşru bir endişe kaynağıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Erenerol ailesinin yaptığı, bu meşru endişeyi bir kalkan gibi kullanarak kendi kişisel savaşlarını bir vatan müdafaası gibi pazarlamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlar, Fener&#8217;in yarattığı bu tehdidi bertaraf etmek için değil, o tehdit sayesinde var olmak için bağırıyorlar. Yargıtay&#8217;ın Türk Ortodoks Patrikhanesi&#8217;ni (TOP), dini bir kurumdan ziyade bir vakıf olarak değerlendirdiğini hatırlatalım ve Türk toplumunu, yasalarca meşru sayılan ve denetlenen Fener&#8217;e karşı ve dolayısıyla Rum vatandaşlarımıza karşı kışkırtırken kullandıkları söylemlere bakın: Ekümeniklik, “şeriat çağrısıdır”. Fener&#8217;i savunanlar, “vatana ihanet etmektedir”. Fener, “Cumhuriyetimize düşman bir kurumdur”. Bu ifadeler, bir endişenin değil, bilinçli bir stratejinin ürünüdür. Toplumun en hassas sinir uçlarına dokunarak, laiklik ve ulusal güvenlik kaygılarını kaşıyarak kendilerine sürekli bir meşruiyet alanı yaratıyorlar. Tıpkı dedelerinin, Fener&#8217;e karşı muhalifmiş gibi davranarak devlete “faydalı” olduğunu ispatlamaya çalışması gibi, onlar da bugün aynı düşmanlığı körükleyerek varlık sebeplerini sürdürüyorlar. Bu ifadeler, bir endişenin değil, o endişeyi kendi çıkarları için sömüren bilinçli bir stratejinin ürünüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama en trajikomik olanı ne biliyor musunuz? Ailenin tüm varlığını, statüsünü ve servetini borçlu olduğu 1923 nüfus mübadelesini, bugün torunlarından birinin “bir oldubitti”, “Mübadele yanlıştı.” diyerek eleştirmesi. Kendi cemaati ve birinci dereceden akrabaları bile topyekûn Yunanistan’a gönderilirken Eftim tek başına mübadil olmaktan kurtularak gidenlerin mülkleri üzerine bir hanedanlık kuran bir ailenin varisinin, bugün mübadeleyi eleştirmesi bir tutarsızlık değil, ideolojinin onlar için ne kadar kullanışlı bir araç olduğunun en acı itirafıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, artık Papa Eftim&#8217;in hikâyesi değil. Bu, dedesinin “aman dilediği” kurumla savaşır gibi görünüp aslında o savaş sayesinde ayakta kalan bir ailenin hikâyesidir. Bu, Atatürk&#8217;ün adını bir kalkan gibi kullanıp onun birleştirici ruhuyla çelişenlerin ibretlik öyküsüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç gün sonra yayınlayacağımız belgelerle dolu yeni yazımızda gerçeğin can yakıcı yüzüyle tanışmaya hazır olun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bazen en büyük hayal kırıklığı, en güvendiğimiz hikâyelerde ve o hikâyeleri en gür sesle savunanların dilinde saklıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1341</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Papaz Efendi ve Dincilerin Diyalogu</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/05/papaz-efendi-ve-dincilerin-diyalogu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 May 2022 14:36:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[agos]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dinciler]]></category>
		<category><![CDATA[dinlerarası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[diyalogçular]]></category>
		<category><![CDATA[ekümeniklik]]></category>
		<category><![CDATA[fener kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[fetö]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[papa eftim]]></category>
		<category><![CDATA[papaz bartolomeos]]></category>
		<category><![CDATA[ruhban okulu]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[vatikan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=249</guid>

					<description><![CDATA[Devlet için en büyük tehlikelerden biri, hakimiyetini iç veya dış kökenli devlet dışı unsurlarla paylaşmak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Devlet için en büyük tehlikelerden biri, hakimiyetini iç veya dış kökenli devlet dışı unsurlarla paylaşmak ya da bu unsurları kendinden yukarıda tutmaktır. Bir ülkede devlet varsa vardır, yoksa herkes devlettir. Devletin olduğu yerde ona aidiyet hissetmeyen, açık veya gizli faaliyet gösteren, kendini ondan yukarıda sayan, devletin altını oymak için her türlü zararlı faaliyete giren kişi, grup veya oluşumlara “devlet içinde devlet” deriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet içinde devlet olan yerde toplum kendisini güvende hissedemez. Bunun en iyi örneği FETÖ yapılanmasıdır. Bu yapılanma Türkiye içindeki hain emellerini gerçekleştirmek için yabancı istihbarat servisleriyle çalışmış, terör örgütlerini taşeron olarak kullanmış; kendi hakimini, savcısını, polisini, askerini, vatandaşlarını yetiştirmiş ve devlet içinde devlet olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güçlü bir devlette, devlet dışı yapılanmalar kurumlara ne kadar sızarsa sızsınlar “paralel yapı” olmaya mahkûmdurlar. Bu durum yalnız FETÖ için geçerli değildir. Devlet içinde devlet olmak isteyen her yapılanmanın düşeceği durum budur çünkü güçlü bir devlette, devletin özü yabancı unsurları kabul etmez. Doğal olarak onu ele geçirmeye çalışanlar “paralelci” durumuna düşerler. Hangi oluşumdan geliyorlarsa da o oluşum “paralel yapı” durumuna düşer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi düğümü tek tek çözelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti, Lozan’a karşı çıkanlarla ilk defa son 20 yıldır karşılaşmıyor. Lozan’ın imzalandığı 24 Temmuz 1923’ten beri bu anlaşmaya karşı çıkan iç ve dış odaklar vardır. Hepsinin karın ağrısı başkadır. Karşı çıkanların fikriyatına bakmak karın ağrısını anlamak için yeterlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lozan Barış Anlaşması’na taraf 27 ülke vardır. ABD’nin Lozan’ı karara bağlaması ise yaklaşık 4 yıl sürmüştür. ABD, 50’ye karşı 34 oyla Lozan’ı sonsuza dek reddetti (18 Ocak 1927).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lozan’ın tanınması sırasında ABD’yi etkilemek için iki taraf çekişiyordu: Bir tarafta Standart Oil ve Vatikan vardı. Standart Oil ticarî menfaatleri için, Vatikan ise hem ezel ebed çekiştiği Fener Kilisesi’ne karşı hem de 20-21. yy.’ı Asya’yı Hristiyanlaştırma asrı olarak belirlediği için Lozan’ı destekledi. Diğer grupta ise Vahan Kardeşyan’ın öncülüğündeki Ermenistan Bağımsızlığı İçin Amerikan Komitesi ve Protestan Episcopal Kilisesi’ydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak ABD, Vatikan’ı ve Standart Oil’i değil Ermenileri ve Episcopal Kilisesi’ni dinledi. Burada ilk düğüm Ermenilerdir çünkü Ermeniler Nikoğos Balyan, Krikor Odyan gibi etkin isimleri sayesinde Osmanlı’nın son döneminde “Nizamname-i Millet-i Ermeniyan” ile büyük imtiyazlar elde etmişler ve devlet içinde devlet olmuşlardı. Ermeniler artık kendi sorunlarını kendileri çözmek istiyor ama bir yandan da İstanbul’dan ayrılmıyorlardı. Anlayış şuydu: Bağımsız ol ama devlete sülük gibi yapış. İstanbul’dan kopacağına İstanbul’u yönet. Büyük şehirlerle ilgili bu anlayış bölücü terör örgütü tarafından bugün sürdürülen anlayıştır. Yiyip bitirene kadar devleti kemirmek, büyük kentleri yönetmek. İşte bölücü, azınlıkçı yapıların Türk egemenliğine karşı arsız ve egemenliği kabullenmeyen tavırları budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, devlet içinde devlet olma tecrübesine sahip Ermenilerin sözünü dinlerken Episkopal Kilisesi aracılığıyla Fener Kilisesi’ne selam çakıyor muydu? Bunu bilemiyorum. Bildiğim bir şey var ki Fener Kilisesi Vatikan’a özeniyor. Bu da düğümün kilit noktasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi birtakım hümanizm maskeli arkadaşlarımız bu yazdıklarımızı ispatsız, faşizan bir yorum olarak göreceklerdir. Onlara kalsa İmralı’daki cani de bir sevgi pıtırcığıydı, on binlerce insan kendi kendine ölmüştü (!). Gel gelelim işin “gerçekçi” yönü vardır. Fener’in tavrını anlamak için ispata gerek yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neden?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Fener Kilisesi, Vatikan’la eşit hatta ondan yukarıda olduğuna dair bir kavga içerisindedir. Vatikan bağımsız bir devlet değildir, devlet içinde devlet statüsüne sahiptir. Kendi bakanları vardır, kendi diplomatları vardır. Bu noktada Fener’in ondan geri kalacağını savunun. Mümkün değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vatikan 26 Ekim 1926 tarihinde İtalya’nın ulusal birliğine dahil olmuştur. Bu tarihte bildiğiniz üzere İtalya, faşist Mussolini yönetimi altındaydı. Böylece Vatikan, devlet içinde devlet statüsüne kavuşmuş olsa da aslında İtalyan devletinden şahsî görüşüme göre birçok bakımdan daha güçlüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün İtalyan ekonomisi dibe batarsa buna kimse şaşırmaz nitekim bu her devletin başına gelebilir ama Vatikan’ın sahip olduğu servetin haddi hesabı yoktur. İtalyan başbakanının yönettiği İtalya nüfusu bugün yaklaşık 60 milyondur. Katolik kiliselerinin vaftiz edilmiş üye sayısı 1,3 milyar civarındadır. Bu, devlet içinde devlet olmanın çok ötesindedir. Vatikan karşısında Fener papazının birtakım hırslara kapılmaması, eziklik duygusu hissetmemesi mümkün müdür?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fener Kilisesi, devlet içinde devletmiş gibi hareket ediyor. Mustafa Kemal, hakimiyeti kayıtsız şartsız millete bırakmıştır. Türk milleti ise Türk devletidir. Fener Rum Kilisesi’nin bağlı olduğu yer ise Fatih Kaymakamlığı’dır. Papaz Bartholomeos, Türkiye’nin kanunlarının ona çizdiği sınırların dışına çıkamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama Papaz Efendi yeri geliyor, laik anayasayı konuşan Yunan hükümetine “Neden bana danışmadınız?” diye fırça atabiliyor. Hepsinden önemlisi ise “ekümeniklik” iddiasından vazgeçmiyor. Bu iddia, Roma’yı bile karıştıran iddiadır. Bunu unutmayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi yönetenler ve onlara muhalefet edenlerin dikkatini emekli Yunan General Nikolaos Tamouridis’in yakın zamanda yazdığı yazıya çekmek istiyorum. Türkiye’nin istediği kadar tanklar alıp istediği kadar insansız uçak yapsa da Yunanistan’ın korkusuz olduğunu iddia eden Tamouridis küstahça istekler sıralamıştı. Onlardan biri şuydu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Patrikhane’nin ekümenikliğini bir an önce tanımak, Heybeliada’daki ruhban okulunu yeniden açmak, Rum diasporasından hukuka aykırı olarak elde ettiği her şeyi geri vermek, Ayasofya’yı Ekümenik Patrikhane’ye vermek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’daki siyasîler FETÖ’nün Fener konusundaki stratejisini iyi tahlil etmelidirler. Bu Fener’in zararlı faaliyetlerini TBMM’ye taşımak, bu zararlı faaliyetler aleyhinde kamuoyu oluşturmak çok önemlidir. Bunca milletvekili neden bu konuya dikkat çekmiyor? İstanbul’a Konstantinopol denirse, Türkiye’nin kanunları çiğnenirse, Türkiye karşıtı her türlü odağın adeta karargâhı hâline gelirse bu millî güvenlik sorunu değil de nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarafta Tamouridis, ruhban okulunun yeniden açılması isteğini dile getirince bizler ve medya buna “küstahlık” diyoruz ama Türkiye’deki siyasetçilerin, sözde aydınların bunu zaman zaman dile getirdiğini, okulun açılmasına destek olmak istediğini unutmayalım. Mesela 2017 yılında Agos’ta din adamı Prof. Dr. Elpidoforos Lambriniadis’le yapılan söyleşi yayımlandı. Lambriniadis’in bu konuda umutlu olmasının nedenine bakın:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Devlet, bir şeyi yapmak için hukukî gerekçeler bulur, olmasa da yaratır. Bence bu oldu çünkü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlığı döneminde birçok kez dile getirdi ki Ruhban Okulu’nun açılması için hiçbir hukukî engel yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ruhban Okulu’nun açılması için hiçbir hukukî engel yok, demek ne demektir? Bu, laikliği yok saymaktır. Her topluluk dinî görevlerini yerine getirmek noktasında özgürlüğe sahiptir. En doğal haktır bu ama kimse bunların arkasına saklanarak ülkenin aleyhine çalışamaz. Fener Kilisesi’nin işgal öncesi ve sonrası faaliyetleriyle ilgili en ufak bir pişmanlığı var mıdır? Mesela sözde soykırım için Türkiye’nin özür dilemesini isteyenler, bu kilisenin faaliyetleri sonucu katledilen Türkleri dile getirecekler midir? Size söyleyeyim, bu gerçeği dile getirip onları cevap vermek zorunda bırakabilirsiniz fakat size şöyle diyeceklerdir: “Birtakım üzücü olaylar oldu, kimsenin üzülmesini istemeyiz. Hepimiz kardeşiz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bu Papaz Efendi’nin avanesi “Kin Kapısı yalandır, doğru değildir” diye kara propaganda yapıyorlar. Düşman hafızasına bir örnek: Kin Kapısı’nın bulunduğu sokağın adı Benderli Ali Paşa’ydı. Sadrazam Benderli Ali Paşa, Yunan isyancılara hizmet ettiği gerekçesiyle asılmıştı. Bu kapıda o zamanın papazı Gregorius’un asıldığını unutmayanlar işte o kapıyı o gün bugündür açmıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kin Kapısı, Fener’in orta kapısıdır. Burada 21 Nisan 1821’de asılan Gregorius’un üstünde şu yazılıydı: “Devlet-i Aliye’nin nimetlerinden faydalandığı, her türlü imtiyaza sahip olduğu hâlde nankörlük edip Rumları devlet aleyhine isyan ettirmeye çaba gösterdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ifadeler çok ama çok önemlidir ve unutulmamalıdır. Neden? Çünkü demokrasi, hoşgörü hatta dinlerarası diyalog garabeti altında bunlara verilmek istenen tavizleri zararsız göstermeye çalışıyorlardı. Osmanlı’da daha büyük imtiyazlara sahip olanlara bugün de aynı hakları vermek istiyorlar.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda bahsi geçen söyleşi 2017’de yayımlandı. 2019’da ise FETÖ, Ayasofya ve Heybeliada konusu ABD’nin din özgürlükleriyle ilgili hazırladığı raporda birlikte ele alındı. Psikolojik harp kapsamında sürekli şunları duyar veya okuruz: “Ya şu Kemalistlerin derdi bitmedi. Sevr bir komplekstir ve tehlike yoktur. Laiklik tehlikede değildir.” Mutlaka böyle saçmalıklara denk gelmişsinizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cephenizi gevşetmek isteyenlere demir yumruk indirmeniz gerekir. Başlarına gelecek akılları yoksa en azından dağılırlar. Bu demir yumruk ise hafızadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon kumpasında Türk Ortodoks Patrikhanesi hakkında Samanyolu başta olmak üzere yapılan kara propagandayı hatırlamak gerekiyor. Türk Ortodoksluğuna kahpece saldıran FETÖ, Bartholomeos’un elini tutuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neden?</p>



<p class="wp-block-paragraph">FETÖ, hayal ettiği Türkiye’yi kurabilmek için geçmişteki bütün projeleri Türkiye’de temsil eden bir ihanet oluşumuydu. Kendini Mehdi sanan bir sapığa aşılanacak en tatlı hayal, onu bütün dünyanın başrahibi yapmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MS. 325’teki meşhur toplantının başkanı da kendini bütün dinlerin başrahibi kabul eden İmparator Büyük Konstantin değil miydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tekrar vurgulayayım: Papaz Bartholomeos ve Fener Kilisesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ona çizdiği yasal sınırların dışına çıkamaz. Dinlerarası diyalog üstünden biri Mehdilik, diğeri ekümeniklik hayalleri kuran iki hayalperestin de Türkiye’de herhangi bir kitleye önderlik etmesine, herhangi bir kitleyi Türk düşmanlığına sürüklemesine, Türkiye’nin aleyhine olan her projeye sakız gibi yapışmasına müsaade edilemez. Türk milletinin oyunu alan her siyasetçinin, her partinin aslî görevlerinden biri, işte bu millî güvenlik tehlikesi olan, paralel yapılarla birlikte hareket ederek devlete ihanet eden odakları engellemek, Türk milletini bu odaklara karşı örgütlemek ve kamuoyu yaratmaktır. Bugün Papaz’ın kapılarında yatan siyasetçiler ise unutmasınlar ki bir gün gelir Kin Kapısı’nın kilidini açacak anahtar oluverirler. Bunun ne anlama geldiğini öğrensinler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi kurumlarını, mesela kendi bankasını, kendi okulunu, kendi diplomasisini kurmak isteyen Papaz Efendi’nin geçmişten bugüne taşıdığı ekümeniklik sevdasıyla ilgili olarak Türkiye’nin tavrı öteden beri açıktır. Oraya buraya din adamı atayan Papaz Efendi, kendi kendine ekümeniklik oynamayı bırakmalıdır. Tanrı’ya ibadet etmek bu kadar çetrefilli olmamalıdır. Zira Tanrı’ya ulaşmak isteyenler, siyaseti bir merdiven olarak kullanan herkesin yaptığı gibi yollarınıı şaşırabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Not: Bir ara Papaz Bartholomeos’a “ekümenik” diye hitap ettiği twiti yazıp silen bir siyasetçi vardı. Kimdi o?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="167" height="303" data-id="251" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/05/fettos-1.webp" alt="" class="wp-image-251" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/05/fettos-1.webp 167w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/05/fettos-1-165x300.webp 165w" sizes="auto, (max-width: 167px) 100vw, 167px" /></figure>
</figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">249</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
