<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>epstein &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/epstein/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Jun 2026 17:55:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>epstein &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Sisin İçindeki Namlu: Gizli Savaşların Şifresi</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2026/06/14/sisin-icindeki-namlu-gizli-savaslarin-sifresi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:55:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[black cube intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[epstein]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kemal kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak butlan]]></category>
		<category><![CDATA[özgür özel]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[slovenya]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1509</guid>

					<description><![CDATA[SİSİN İÇİNDEKİ NAMLU: GİZLİ SAVAŞLARIN ŞİFRESİ Havayı yırtan bir bombanın çıkardığı o sağır edici uğultuyu, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>SİSİN İÇİNDEKİ NAMLU:</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>GİZLİ SAVAŞLARIN ŞİFRESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Havayı yırtan bir bombanın çıkardığı o sağır edici uğultuyu, beton binaları saniyeler içinde toza bulayan barutun genzi yakan kokusunu, enkaz yığınlarının altından yükselen o son çaresiz çığlıkları çok iyi bilirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaşın vahşi ama görünen bir geometrisi vardır; yıkılan bir duvarı, duran bir kalbi fotoğraflayabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat bugün insanlığı, özgürlükleri ve demokrasileri kuşatan en büyük tehdit, siperlerde ya da namlunun ucunda karşımıza çıkmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yeni nesil cephenin kurşunu yok, tankı yok, geride bıraktığı dumanı tüten bir harabesi yok&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece karanlık bir odada klavye başına geçmiş bir gölge, sahte bir gülüşün ardına gizlenmiş bir kimlik, sessizce çalışan bir kamera ve milyonlarca dolarlık kirli el sıkışmaları var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlık ve hedef ülkenin toplumları, hiç ses çıkarmayan bir silahla vuruluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Karanlığın Kolu: Black Cube</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şey, sahnede maskelerin büyük bir gürültüyle düşmesi ve gazetecilik dünyasının en korunaklı kalelerinde yankılanan o sarsıcı araştırmaların yayımlanmasıyla başladı. Dünyanın en muktedir isimlerinin, kendi kirli geçmişlerini örtbas etmek ya da karşılarındaki büyük engelleri tasfiye etmek için fısıldayarak telaffuz ettiği ortak bir adres vardı: 2010 yılında Tel Aviv’de kurulan özel istihbarat örgütü Black Cube.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dış dünyaya kendisini “hukuki ihtilaflar için veri toplayan, kanunlara saygılı sıradan bir araştırma kuruluşu” maskesiyle pazarlayan bu yapının arkasında, aslında devletlerin bile erişmekte zorlandığı devasa bir kurumsal hafıza yatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tel Aviv, Londra ve Madrid gibi finans merkezlerinde üslenmiş olan şirketin 340’tan fazla uzmanının çok büyük bir kısmı, İsrail gizli servisleri MOSSAD, Shin Bet ve askeri istihbarat birimlerinin koridorlarında demlenmiş, operasyon yönetmiş emekli ajanlardan oluşuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiliz The Guardian gazetesinin “MOSSAD’ın özelleştirilmiş kolu” olarak nitelendirdiği bu şebeke, her ne kadar bu tanımı reddetmek için kurumsal açıklamalar yayınlasa da ortaya dökülen her yeni skandal, bu tanımın ne kadar yalın bir gerçek olduğunu yüzümüze vuruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski New York Times muhabiri Barry Meier’ın “Spooked” adlı başyapıtında altını çizdiği o tüyler ürpertici tespit gibi: “Bu yapılar politika, iş dünyası ve hiçbir şeyden haberi olmayan sıradan insanların yaşamları üzerinde orantısız, sinsi karanlık bir tehdit uygulamaya başladı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeler ve Hainler: İlmek İlmek Dokunan 6 Küresel Kumpas</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>1. New York&#8217;ta Bir Sahte Dost: Çemberin İçine Sızan Gölgeler</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2016 yılının sonlarıydı. New York basını, modern zamanların en büyük skandallarından birini patlatmak üzereydi ama henüz kimse fırtınanın ne kadar büyük bir enkaz bırakacağının farkında değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hollywood’un en kudretli ismi, Gangs of New York (New York Çeteleri-2002) ve Inglourious Basterds (Soysuzlar Çetesi-2009) gibi sinema tarihine damga vuran dev yapımların arkasındaki isim olan Harvey Weinstein, onlarca yıl boyunca sistematik olarak sürdürdüğü tacizlerin ve cinsel saldırıların üstünü örtmek, arkasındaki kirli izleri temizlemek için Black Cube ile el sıkıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte o an, siber dünyanın en sinsi sızma operasyonlarından biri başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirketin kadın ajanları New York sokaklarında aniden belirdi. Kendilerini “feminist aktivist” ya da “kadın hakları savunucusu” olarak tanıtıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ajanlardan biri, Weinstein’a karşı sesini en çok yükselten “Conan the Barbarian” (Barbar Conan) ve “Grindhouse: Planet Terror” (Dehşet Gezegeni) gibi unutulmaz filmlerin oyuncusu Rose McGowan’ın çevresine girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haftalar hatta aylar boyunca McGowan’ın en yakınında durdu; onun dert ortağı oldu, güvenini kazandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer ajan ise haberi ilk kez dünya gündemine taşımaya hazırlanan New York Times muhabiri Jodi Kantor’u hedef aldı; onunla da aynı maskeyle temas kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Seth Freedman” adını kullanan bir başka ajan ise muhabir kılığına bürünerek taciz mağduru kadınlarla röportajlar yaptı, bilgi topladı ve her şeyi doğrudan Weinstein’a servis etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu olaylar sıradan birer iddia değil, Black Cube’ün tüm faaliyetleri tamamen doğrulandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Skandal patlak verip Ronan Farrow’un o Pulitzer ödüllü araştırması The New Yorker&#8217;da yayımlandığında, şirketin koruyucu duvarları yıkıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bu noktada, skandalın arkasındaki küresel elit ağının en karanlık halkası da deşifre oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirketin danışma kurulu üyesi olan Prof. Asher Tishler, İsrail televizyonuna çıkıp tüm dünyanın gözü önünde “Kadınlara zarar verdiysek üzgünüz, bugün olsa bu işi almazdık.” diyerek bu karanlık ortaklığı açıkça itiraf etmek zorunda kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu itirafı yapan Asher Tishler, sıradan bir profesör değil; yüzyılın en büyük küresel şantaj ve fuhuş ağının mimarı olan, hapishanede şüpheli bir şekilde ölen Jeffrey Epstein’ın en yakın dostlarından ve uzun yıllar birlikte çalışmış iş ortaklarından biriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump için de çalıştığı ortaya çıkan Black Cube’ün tepe yönetimindeki bu isim ile Epstein arasındaki yakın ilişki ve ortaklık bağları, şirketin sadece ticari bir istihbarat firması olmadığını, küresel güç elitlerinin kirli sırlarını koruyan sinsi bir şantaj ve koruma kalkanı olduğunu da tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Weinstein&#8217;dan alınan kanlı paralar daha sonra mağdur kuruluşlarına bağışlandı ama geride kalan güvensizlik tortusu asla silinmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>2. Başkent Koridorlarında İtibar Suikastı</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2017 ve 2018 yıllarında operasyonun rotası bu kez Washington D.C.’ye, yani doğrudan siyasetin kalbine döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’a yakın siyasi çevreler, Obama döneminde imzalanan tarihi İran nükleer anlaşmasını tamamen baltalamak istiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmayı yırtıp atmak kolaydı ama bunu kamuoyuna meşrulaştırmak gerekiyordu. Bunun için yine aynı adresle iş birliği yaptılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hedefte, anlaşmanın mimarları olan üst düzey diplomatlar Ben Rhodes ve Colin Kahl vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirket bu isimleri yıpratmak için “Shell Productions” adında uydurma bir film yapım şirketi kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paravan şirket kimliğiyle diplomatların ailelerine hatta Colin Kahl’ın eşine kadar ulaştılar. Sinsi e-postalarla ve sahte tekliflerle aile mahremiyetinin sınırlarını zorladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç, anlaşmayı imzalayan bu bürokratların hayatlarında bir açık bulup itibar suikastı düzenlemekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim Trump anlaşmadan çekildi. ABD Kongresi resmi soruşturma açıp belge talep ettiğinde ise karşılarında yine İsrail’in cevaplamadığı aşılmaz bir gizlilik duvarı buldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>3. Sandık Başındaki Gizli El ve Rehin Alınan İradeler</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir savaş fotoğrafçısı olarak seçim meydanlarındaki dezenformasyon kampanyalarını çok gördüm ama Macaristan’da tüm dünyanın tanık olduğu süreç, siber dünyanın bir demokrasiyi nasıl rehin alabileceğinin en net kanıtıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başbakan Viktor Orbán’ın iktidarını korumak istediği 2018 ve 2022 seçimlerinde, sahne arkasındaki ipleri yine Black Cube örgütü göğüsledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2018’de sivil toplum liderleri, lüks restoranlarda sahte kimlikli ajanlar tarafından ağırlandı. Karşılarındakinin kim olduğunu bilmeyen bu muhalif isimlerin konuşmaları gizlice kaydedildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orbán, seçim meydanlarında bu ses kayıtlarını sallayarak “Soros’un adamları ülkemizi ele geçiriyor” propagandası yaptı ve seçimi kazandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2022’de ise oyun daha da büyüdü; Reuters ve LinkedIn&#8217;in iç soruşturmalarıyla kanıtlandığı üzere, şirket LinkedIn üzerinden sahte iş ilanları açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 muhalif gazeteci ve aktivist gizli kameralarla mülakat tuzaklarına çekilip sinsice kaydedildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu montajlı ve cımbızlanmış kayıtlar, seçimden önceki iki hafta boyunca hükümet medyasında sürekli yayımlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlar sandığa ne izlediklerini bilmeden gitti ve buna seçim dediler!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>4. Başbakanın Cebindeki Casus: Pegasus Kuşatması</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İspanya&#8217;da yaşananlar, bu tehdidin sadece aktivistlerle sınırlı kalmadığını, bir ülkenin ulusal güvenliğini nasıl felç edebileceğini gösterdi. 2020 ve 2021 yılları arasında İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Savunma Bakanı Margarita Robles&#8217;ın telefonları, hiçbir iz bırakmayan “Pegasus” casus yazılımıyla hedef alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İspanya Ulusal Mahkemesi belgelerine göre, Başbakanın telefonu tam 5 kez hacklendi ve içerisinden 2,5 gigabayt veri çalındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, devletin en gizli yazışmalarının, fotoğraflarının ve stratejilerinin yabancı bir gücün eline geçmesi demekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">EU Alive dergisinin Nisan 2026 tarihli raporu, bu siber takibin Yunanistan ve Kıbrıs ayaklarıyla paralel bir stratejiyle yürütüldüğünü ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak İspanya’da açılan dava, İsrail devletinin uluslararası hukuki talepleri ve mahkeme mektuplarını ısrarla yanıtsız bırakması nedeniyle Ocak 2026&#8217;da ikinci kez askıya alındı. Hukuk, bir devletin koruma kalkanına çarparak durdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>5. Avrupa’nın Göbeğinde Egemenlik Suikastı</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nin tam kalbinde, Yunanistan, Kıbrıs ve Slovenya ayaklarında yürütülen siber operasyonlar, uluslararası sistemin bu yeni tehdit karşısında ne kadar aciz olduğunu gözler önüne serdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan’da ana muhalefet lideri Nikos Androulakis dahil 87 siyasetçi ve gazeteci “Predator” yazılımıyla adım adım izlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Slovenya’da ise durum çok daha sıcaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Seçimlerden hemen önce Başbakan Robert Golob, bu yapıların ülkeye sızdığını bizzat kamuoyuna duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durumu Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e yazarak, “Egemenliğimize ve demokrasimize doğrudan bir saldırı var” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Parlamentosu raporlar hazırladı, öneriler sundu ama günün sonunda ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir şey.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği, kendi üye ülkelerindeki bu açık egemenlik ihlallerine karşı bugüne kadar tek bir resmi yaptırım kararı bile uygulayamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>6. Yargıyı Teslim Alma Girişimi ve Suçüstü Sahnesi</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu operasyonlar içinde sistemin suçüstü yakalandığı ve maskesinin tamamen düştüğü tek bir yer oldu: Romanya. 2016 yılında, ülkenin en güçlü ve tavizsiz yolsuzlukla mücadele savcısı hedef tahtasına oturtuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç, savcı üzerinde psikolojik baskı kurmak, onu tehdit etmek ve yürüttüğü büyük yolsuzluk dosyalarından el çektirmekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu kez evdeki hesap çarşıya uymadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Romanya emniyeti ve yargısı operasyonu deşifre etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savcıyı yıldırmaya çalışan bir Black Cube çalışanı Romanya’da yakalandı, mahkeme önüne çıkarıldı ve kesinleşmiş hapis cezasına çarptırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dava, parayı veren herkesin adaleti bir oyuncak gibi yönlendiremeyeceğinin, bu karanlık yapının da hukuka toslayabileceğinin tek somut ve cezai belgesi olarak tarihe geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye’deki Metodik Benzerlikler ve Aynı Kalıp</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Analiz Kaynakları: Reuters, Bloomberg, Foreign Policy, Soufan Center</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada büyük ve net bir şerh düşmek, gazetecilik ahlakının gereğidir: Bu istihbarat şirketinin Türkiye’de doğrudan bir operasyon yürüttüğüne dair elimde belgelenmiş bir kanıt veya dosya bulunmamaktadır. Ancak bir savaş fotoğrafçısının tecrübesi bana şunu söylüyor: Dünyanın farklı ülkelerinde sahnelenen o kirli tiyatronun yol haritası ile bugün Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmeler arasında sarsıcı bir metodolojik benzerlik var.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Siyasi Sahnenin Yeniden Tasarlanması (2023 &#8211; 2026)</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhalefetin Sandık Başarısı: 2023 sonunda CHP genel başkanlığına seçilen Özgür Özel liderliğindeki muhalefet, 2024 yerel seçimlerinde tarihi bir başarı elde ederek onlarca yıl sonra sandıktan birinci parti olarak çıktı. Muhalefet, yeniden seçim kazanma formülünü bulmuş gibi görünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En Güçlü Rakibin Elenmesi: 2028 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçiminin en güçlü potansiyel adayı olarak gösterilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2025 yılında yargı kararıyla hapis cezası alarak oyun planının dışına itildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme Eliyle Gelen Değişim (21 Mayıs 2026): Bir Ankara mahkemesi, Özgür Özel’in seçildiği tarihi kurultayı iptal etti. Anayasa hukukçularının “hukuki dayanaktan tamamen yoksun” olarak nitelendirdiği bir kararla, partinin başına 13 yılda 13 seçim kaybetmiş olan eski lider Kemal Kılıçdaroğlu iade edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel Merkezde Biber Gazı (24-30 Mayıs 2026): Mahkeme kararının ardından çevik kuvvet polisleri biber gazı kullanarak CHP Genel Merkezi’ne girdi ve seçilmiş yönetimi binadan çıkardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen ardından Kılıçdaroğlu, parti içi rakiplerinin araçlarını “Satılık Haram Araç” afişleriyle sergiledi; ancak o araçların kendi döneminde alındığı ortaya çıkınca büyük bir iç kaos ve itibar kaybı yaşandı. Muhalefet tamamen donduruldu ve kendi içine gömüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dünyadaki Kalıplar Türkiye’ye Ne Anlatıyor?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan Foreign Policy dergisi (28 Mayıs 2026) bu durumu şu çarpıcı cümleyle özetledi: “Erdoğan muhalefeti kapatmak yerine çok daha zekice bir şey yaptı; onu kendi amaçları için kullanılabilir hale getirdi. Muhalefet artık parlamentoda var olacak, demokrasinin işlediğini gösterecek ama asla gerçek bir tehdit oluşturamayacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu analiz, yukarıda anlattığımız küresel operasyonlarla birebir örtüşüyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Macaristan’da seçim kazanma potansiyeli olan aktörler sahte kimlikler ve sızdırılan gizli kayıtlarla itibarsızlaştırılmıştı; Türkiye’de ise bu durum doğrudan yargı kararları kgerekçesiyle ve polis müdahalesiyle yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araçlar farklı ancak muhalefeti içten felç etme yöntemi aynı&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Romanya’da yolsuzlukla mücadele eden savcılar hedef alınarak hukuk bir silah olarak kullanılmıştı, Türkiye’de ise anayasa ilkelerini hiçe sayan mahkeme kararlarıyla siyaset sahnesi yeniden dizayn edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Masadaki Büyük Hesap</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu siyasi mühendisliğin arkasındaki asıl amaç, sadece parti içi bir koltuk değişimi değil. Uluslararası ekonomi ve siyaset basınının (Bloomberg ve Soufan Center, Haziran 2026) dikkat çektiği üzere: Önümüzdeki günlerde Meclis&#8217;e getirilmesi planlanan anayasa değişikliği için iktidar bloğuna gereken 35 ek oy, tam da bu mahkeme kararıyla koltuğuna dönen Kılıçdaroğlu’nun yanındaki 27 milletvekili ve çevresinden rahatlıkla sağlanabilir. Hedef muhalefeti tamamen yok etmek değil; onu iktidarın ömrünü uzatacak bir aparata dönüştürmektir&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Gözleri Açık Tutma Zamanı</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişte maruz kaldığımız hain FETÖ kumpaslarının o karanlık hücrelerinde geçen yılların, verilen o 12 idamlık hukuk mücadelemin ve çatışma bölgelerinde geçirdiğim otuz yılı yan yana koyduğumda bana ömrümün öğrettiği tek bir şey var: En büyük tehlikeler, kitlelerin “bize kadar uzanmaz” dediği o koyu ve sessiz anlarda gelir&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Black Cube ve türevleri kurşun sıkmıyor, bomba patlatmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat doğru bütçe ve doğru hedefle, kitlelerin iradesini çalabiliyor, başbakanları dinleyebiliyor, gazetecileri susturabiliyor ve yargıyı diz çöktürebiliyor. Küresel güç dengeleri ve devlet korumaları, bu yapıların hesap vermesini neredeyse imkânsız kılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir savaş fotoğrafçısının ve gazetecinin tek bir misyonu vardır: Perde arkasında dönen oyunu, henüz kimse fark etmemişken olduğu gibi kadraja almak ve tarihe not düşmek. Görünmez silahlar, ancak sizi vurana kadar görünmez kalır. Bu yazı, o kurşun bizi vurmadan önce, gözlerinizi açık tutmanız için yazıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Uluslararası Basın:</em></strong> Reuters · Bloomberg (2 Haziran 2026) · Foreign Policy (28 Mayıs 2026) · Soufan Center (3 Haziran 2026) · The New Yorker (Ronan Farrow) · The Guardian / The Observer · Politico · NPR · Times of Israel · Euronews.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Resmi Belgeler ve Raporlar:</em></strong> İspanya Ulusal Mahkemesi Gerekçeli Kararları · ABD Kongresi Resmi İstihbarat Soruşturması Tutanakları · AB Parlamentosu Pegasus ve Predator Araştırma Raporu · Institude Turkey Haftalık Bülteni (25 Mayıs 2026).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Literatür:</em></strong> Barry Meier, Spooked: The Secret Rise of Private Spies (2021) · LinkedIn / Cyberwarcon Siber Güvenlik Konferansı Verileri.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Önemli Yasal Not:</em></strong> Black Cube şirketi tüm bu operasyonel iddiaları reddetmiş veya yanıtsız bırakmıştır. İsrail devleti uluslararası mahkemelerin hukuki yardım taleplerine yanıt vermemiştir. Bu makaledeki tüm veriler açık kaynaklardan ve resmi mahkeme kayıtlarından derlenmiş olup Türkiye&#8217;ye yönelik doğrudan bir Black Cube operasyonuna dair belgelenmiş bir kanıt bulunmadığı metin içinde açıkça belirtilmiştir. Sadece metodolojik bir karşılaştırma yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ali Özoğlu</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaş Fotoğrafçısı</p>



<p class="wp-block-paragraph">14 Haziran 2026</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1509</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Moşiyah&#8217;ın Tünelinde Gezinti</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/01/18/mosiyahin-tunelinde-gezinti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jan 2024 19:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[adnan oktar]]></category>
		<category><![CDATA[chabad]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[epstein]]></category>
		<category><![CDATA[fanatizm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[luboviç]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[mesih]]></category>
		<category><![CDATA[milei]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[netanyahu]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni dünya düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[zelenski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=678</guid>

					<description><![CDATA[2 Nisan 1982’de Arjantin Cumhurbaşkanı Leopoldo Galtieri, ordunun, İngiltere’nin kontrolündeki Falkland Adaları’na çıkarma yaptığını duyurdu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">2 Nisan 1982’de Arjantin Cumhurbaşkanı Leopoldo Galtieri, ordunun, İngiltere’nin kontrolündeki Falkland Adaları’na çıkarma yaptığını duyurdu. Radyonun veya televizyonun başında bu haberi duyan küçük çocuk, kulaklarına inanamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konu hakkındaki fikrini çekinmeden anne ve babasına anlattı. Ona göre, Arjantin’in burnunun dibindeki Falkland Adaları’nı almak tam anlamıyla çılgınlıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11 yaşındaki çocuğun babası öfke krizine girdi. Mutfağın her yerinde çocuğu kovaladı. Yakaladığı her yerde tekme ve yumrukla saldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2 Nisan 1982’de başlayan dayak sürekli devam etti. Arjantin’in “El Loco” (Deli) lakaplı yeni başkanı Javier Milei böyle bir ortamda büyüdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babasının onu sürekli dövmesi nedeniyle korkuyu yendiğini söylese de bu dayağın ona kazandırdığı ilk şey “devlet düşmanlığı” olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milei seçim sırasında aynen şöyle diyordu: “Devleti bir düşman olarak görüyorum. Liberalizm insanları hükümdar baskısından kurtarmak için yaratılmıştır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisini anarko kapitalist olarak tanımladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi gelelim esas konuya.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Javier Milei seçimi kazanır kazanmaz Buenos Aires’teki Balvanera semtinde bulunan sinagoga gitti. Haham David Pinto’dan kutsama duasını kaptı! Başında kipasıyla ayine katılan Milei’nin yanındaki kişi de her zaman en büyük destekçisi olan kız kardeşiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar önce en büyük arzusunu, “Yahudiliğe geçmek ve Arjantin’in ilk Yahudi cumhurbaşkanı olmak.” şeklinde açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda bir ilk olur mu bilinmez ama Yahudi Zelenski kendisinden önce Ukrayna’da seçildiği için soytarılık maskeli ilk faşist olamadı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gel gelelim ortak özellikleri ilginçtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yahudi Zelenski’nin ateşe attığı Ukrayna, Batı’nın dilencisi oldu. Yahudilerin soytarısı Milei ise 2023’ün Aralık ayında %54 devalüasyonla doları 800 pesoya çıkardı. Arjantin’in IMF’ye 40 milyar dolar civarı borcu olduğu biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi yavaş yavaş kuyuya ipi sarkıtalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milei’nin ilk ziyaret ettiği yerlerden biri de ABD oldu. Eski ABD başkanlarından Clinton’la oturup yemek yedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein dosyasında ve birçok cinayette adı geçen Clinton&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama daha önemli bir nokta var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milei’nin New York’a iner inmez ziyaret ettiği ilk yer, Chabad-Lubaviç örgütünün son hahamı Menahem Mendel Schneerson’un mezarı oldu!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad-Lubaviç, eski Sovyet coğrafyasından ABD’ye kadar geniş bir ağa sahip olan fanatik Yahudilerin örgütüdür. Hasidik bir harekettir, hayat tarzları Orta Çağ düzeninde kalmıştır. İlk olarak Rusya’da faaliyet gösteren örgüt, SSCB tarafından baskı altına alınınca ABD’ye yerleşmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moşiyah (mesih) inancına sıkı sıkıya bağlıdırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte Schneerson’u önemli yapan noktalardan biri budur. Bir önceki yüzyılın en güçlü isimlerinden olan Schneerson kimilerine göre beklenen moşiyahtır. Yahudilerin bir kısmı Schneerson’un öldüğünü reddeder veya geri döneceğine inanır. Kimilerine göre ise Schneerson sadece bir müjdecidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Netanyahu’nun ise akıl hocasıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">1984 yılında, mazlum (!) İsrail’in BM’deki temsilcisi Benjamin Netanyahu’ydu. Netanyahu New York’ta bulunduğu bir sırada moşiyah veya moşiyah müjdecisi olan Schneerson’un kendisini beklediğini öğrendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Tamam” dedi, “gidelim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Netanyahu’nun kendi anlattığına göre Schneerson’un yanına gittikleri zaman bu tuhaf adam eline aldığı Yahudi kutsal metinleriyle ve kendisi gibi 80 yaşlarında olan kayınbiraderiyle odanın ortasında dualar ederek dans etmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moşiyah hem Netanyahu’yu kutsuyor hem de İsrail için dua ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aradan dört yıl geçti ve 1988’de tekrar buluştular. Bu buluşma görüntülü olarak kayıt altına alındı. Youtube bağlantısını yazının sonunda bulabileceksiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Schneerson açıkça Netanyahu’dan İsrail’in daha fazla din devleti olması gerektiğini söylüyor, moşiyahın ancak böyle geleceğini buyuruyordu. Netanyahu ise ellerinden geleni yaptıklarını bildiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha fazla din devleti olmak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad’ın dilinde bu, daha fazla kan dökülmesi demektir. Siyonist Yahudiler bu mirası tarihten alırlar. Babil Talmud’undan beri “Yahudi olmayan biri Yahudi’yi öldürürse cezalandırılmalıdır. Yahudi, Yahudi olmayanı (goyim) öldürürse cezadan muaftır.” der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Schneerson’un bir kehaneti doğru çıktı: Netanyahu tıpkı Chabad liderinin dediği gibi kan denizinde yıkanacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii onlara göre Netanyahu bunu İsrail için, moşiyahın gelip büyük krallığının başına geçmesi için yapacaktı. O yüzden yeri Tanrı’nın hemen yanıydı. Açıkça şuna inanıyorlar: Netanyahu İsrail’in son lideri olacaktır. Ondan sonra moşiah gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Kasım 2015’te Chabad’ın Tel Aviv Temsilcisi Joseph Gerlitzky, Chabad’ın Brooklyn’deki merkezinde yaptığı konuşmada iki devletli çözüme karşı çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023’te başlayan son savaştan sonra ise “Düşmanı tereddütsüz yok edin!” diye adeta İsrail devletine emir veriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve dikkatinizi tekrar o malûm sinagoga çekerim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerlitzky’nin konuşma yaptığı Brooklyn’de bulunan Chabad’a ait sinagog basılmış ve altından iğrençliklerle dolu kaçak tüneller çıkmıştı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu zihniyetinden altından da üstünden de önünden de arkasından da çıkacak olan budur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tekrar edeyim: Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur ve her zaman körlerle sağırlar birbirini ağırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein, Zelenski, Milei, Netanyahu ve daha niceleri hastalıklı inançlar uğruna bir araya gelip dünyayı kana bulayabiliyorsa bir düşünmek gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendini anarko kapitalist olarak tanımlayan Yahudi soytarısı Milei nasıl liberalse ve aynı zamanda sağ görüşlere sahipse Netanyahu’nun başını çektiği Likud da sağ partilerle liberal partilerin birleşmesinden doğmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kabalist Yahudiler anlaşılan siyasetin simyacılığıyla da uğraşıyorlar!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biri çıkıp “Hem sağ hem de liberal olunur mu” diyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’den kimsenin bu soruyu sorması mantıklı değil. Bizde en âlâsı var, üstelik iktidarda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi bunun adı tam anlamıyla yedi yüzlü yedi dilli neoliberalizmden başka bir şey değildir. Ama illüzyonlar dünyasında dostu, düşmanı ayırt etmek ne kadar zorsa fikirleri, hareketleri ayırt etmek de o kadar zordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrışma ne kadar artsa da bunu sağlayan eller hep aynı kafaya çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad örgütünün Rusya’yla da ilişkileri olduğu biliniyor. Trump döneminde Amerikan seçimlerine müdahale ettiği söylenen Rus devleti, Chabad’ın bağlantılarından faydalanıyor. Trump’ın damadı Kushner da bir Chabad üyesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya ve Ukrayna arasındaki savaştan sonra Rusya’nın derin parasını muhafaza edip kullanmasını sağlayanın da Chabad olduğu söyleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bankaları elinde tutan, kayıt dışı parayı da her türlü idare eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişte Deutsche Bank’ı, uluslararası bankaların trilyon dolarlara ulaşan şüpheli işlemlerini, İran’ın bu sistemle ilişkisini anlatmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chabad’ın Türkiye’de de etkin olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6 Şubat’taki depremlerin ardından bir adam, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Mendy Chitrik isimli şahsın elinde birtakım parşömenlerle Antakya’daki sinagoglardan çıktığı görülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazanlar, Türkiye’de yetkili makamlardan habersiz olarak İsrail’e parşömen kaçırdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, Chitrik de Chabad üyesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve iptal olmasaydı, yakın zamanda Chabad üyeleri Türkiye’de bir camide seminer vereceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şaşılacak bir şey yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Zelenski, Milei, Netanyahu’yu yan yana getiren örgütün Adnan Oktar’la ilişkide olmaması düşünülebilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazıp insan kaçakçılığı yapanlar, Türkiye’de Adnan Oktar müridi Oktar Babuna üzerinden ABD’ye kan örnekleri kaçırdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oktar Babuna, Netanyahu’ya Adnan Oktar’dan selam götürmüştü, değil mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçüncü kez tekrarlayayım: Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan Oktar, Türkiye’nin Epstein’idir. Belki de Adnan Oktar, Epstein’in ve temsilcisi olduğu karanlık ağın Türkiye şubesidir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moşiyah gelsin diye dünyaya ölümler ekiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Palyaço makyajı yaptıkları Zelenski ve Milei gibiler üzerinden gizliden gizliye Nazi uygulamalarını hayata geçimeye hazırlanıyorlar. Irkçılığı, dinciliği boşuna desteklemiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">New York’ta yetkililerden izinsiz tünel kazıp bebekleri kurban edenler, Filistin’de bu kadar bebeği boşuna öldürmüyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bebekler, çocuklar masumiyetin simgesidir. Onların öldürülmesi her canlının öldürülmesinden daha fazla güvensizlik ve bunalım yaratır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun örneklerini 2013-2014 yıllarında Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde gördük. Kumsallarda, bavullarda, bodrum katlarında bebek cesetleri çıkıyor ve toplumun psikolojisi bozuluyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın her yerinde geçerlidir bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberalizmle gelen devlet düşmanlığı tek dünya hükümdarlığı içindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neoliberalizmin kontrol ettiği SJW’ler, LGBT gibi oluşumlar dünyanın çivisi çıktığına inandırmak içindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En başta bebeklerin öldüğü tepeden tırnağa kirli savaşlar kıyameti kopartmak içindir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu yazdıklarımın hiçbiri komplo teorisi değildir. Dünya, pembe gözlükle bakılamayacak kadar gerçektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyin ama en başta dinciliğin “fanatiklik” seviyesinde ne kadar tehlikeli olduğunu iyi bilin.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="A Conversation Between Bibi Netanyahu and the Rebbe | 1988" width="500" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/pi8HzpBIDaY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT: </strong>Siyonistlerin ABD’yi Orta Doğu’ya çekmeye çalıştığını, ardından savaşı kışkırtan Chabad’ın merkezinin basıldığını tekrar hatırlatıp son kez “Tesadüf diye bir şey yoktur.” diyerek yazımı noktalıyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">678</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Umut Tüneli</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2024/01/12/umut-tuneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 19:11:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[bosna hersek]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[epstein]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[italyan]]></category>
		<category><![CDATA[leonardo şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sarajevo]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[siyonist tünel]]></category>
		<category><![CDATA[srebrenitsa]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[umut tüneli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=671</guid>

					<description><![CDATA[5 Nisan 1992 yılında modern savaş tarihinin en uzun kuşatması olan Saraybosna kuşatması başladı. Kuşatma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">5 Nisan 1992 yılında modern savaş tarihinin en uzun kuşatması olan Saraybosna kuşatması başladı. Kuşatma 1425 gün devam etti. Gözünü kan bürümüş Sırp ordusu, Bosnalı sivilleri açlıktan ölüme terk etti. Şehir ya teslim olacak ya da insanlar açlıktan ölecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günlerde kimi anneler çimenleri pişirip yemek yapıyorlardı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bosna’ya gönüllü olarak giden ve bölgeye sızmayı başaran bir grup Türk ile Bosnalı savaşçılar buluştu. İşin içinde Mustafa Kemal’in ışığında yetişmiş Türkler olunca ortaya delice bir fikir çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tünel inşa edilecekti!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kazı çalışmasına hemen başlandı. Kazı çalışmasına katılan askerlere günlük olarak ya bir paket sigara ya da nadir bulunan eşyalar verildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tünel, 4 ay 4 gün süren fedakârca çalışmaların ardından 1993 yılının Temmuz ayında tamamlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">800 m uzunluğunda, 1,5 m yüksekliğinde, 1 m kadar genişlikte bir tünel&#8230; Sadece 20 m’lik kısmı yürüyerek kat edilebilir. Boy uzunluğu ortalama 1,79’un üzerinde olan bir halk, Dobrinja semtindeki bir apartmanın garajından tünele giriyor, katiller ordusuna boyun eğmediği için bu tünelden eğilerek geçiyor ve Kolar ailesinin Butmir semtindeki evine çıkıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece yaklaşık 300.000 insanın hayatı kurtuldu!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonunda ışık olan her tünelin adı umuttur. Bu tünelin adı da “Tunel Spasa” yani “Umut Tüneli” oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her yıldönümünde yazarım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Srebrenitsa, medeni (!) Batı’nın vesikalık fotoğrafıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vietnam’da demokrasi düşmanı bir kuş uçsa, Irak’ta insan haklarına küfreden bir kedi miyavlasa koalisyon kurup işgale giden Batı, Bosna’daki sivilleri ölüme terk etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Naser Oriç gibi isimler kahramanca direnseler de BM’de görevli Hollandalı askerler, kendilerine emanet edilen canları katillere verdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak o günleri yaşayan Hollandalı askerlerin anlattıklarına bakılırsa onlar da katillere teslim edilmişti!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırplar sivilleri korumakla görevli Hollandalı askerleri taciz ediyor, kapılarına dayanıyor, erzak ulaşımını engelleyip aç bırakıyor ama kimse çıkıp da Sırpları engellemiyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik tarihe dikkatinizi çekerim: 90’lı yılların başı. Yani SSCB dağılmış, kendi üst düzey belgelerini bile koruyamaz duruma düşmüş! Bir sürü belge ticari müzelerde geziyor, savaş gazilerinin madalyaları aynı müze dükkanlarda satılıyor, Doğu Avrupalı kadınlar Epstein’in organizasyonu başta olmak üzere çeşitli ülkelere kaçırılıp fuhşa zorlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama sorsak Batı’nın eli kolu bağlı, Sırplara hiçbir şey yapamıyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Kızılhaç verilerine göre sadece 1992-1995 arasında 312.000 insan hayatını kaybediyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O kirli savaştan bugüne dünyada ne değişti? Hiçbir şey.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna-Rusya Savaşı kirli bir savaştır. Dünyayı kana boğarak yönetmeyi adet edinmiş güçler, Doğu Avrupa’da öyle iğrenç bir oyun oynadılar ki olan yine masumlara oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki ordu savaşsa ve savaş hukukuna bağlı kalsa savaşın sonunda herkes birbirine saygı duyup meseleyi bir daha açılacağı zamana kadar kapatır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama milyonlarca masum insanı nükleer savaş tehdidine maruz bırakmak, onları bu şekilde korkutarak yönetmeye kalkmak, hatta doğrudan bir nükleer savaş çıkarmaya girişmek iğrençliğin daniskasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde insanlığın hamisi Batı, Ukrayna’da daima ırkçılığı kaşıdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olayları biraz geriye sardıralım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2012 yılında Ukrayna’da Yanukoviç Hükümeti görevdeydi. Hükümet eski hükümetler gibi AB ile yakınlaşma çabalarını sürdürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna rağmen iktidar muhalifleri Yanukoviç’i AB’yle ilişkileri durdurmakla itham ederek ayaklanma çıkardı. 2014 yılında Ukrayna’da “Onur Devrimi” adı verilen bir devrim gerçekleşti. Yanukoviç kaçıp Rusya’ya sığındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olaylar giderek hızlanmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurulan yeni hükümet AB’yle yeniden yakınlaşıp ortaklık anlaşması imzaladı. Bu yakınlaşma Poroşenko’nun göreve gelişiyle de devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkat edilirse Batı’nın attığı her adım Rusya’yı sahaya indirdi çünkü esas hedef yalnız Rusya’yı birçok cephede sahaya indirip zayıflatmak değil, aynı zamanda büyük bir hesaplaşma öncesi Çin’i de yalnızlaştırmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı, Ukrayna’da darbe yaptırdığı zaman Rusya’nın sahaya ineceğini, Doğu Ukrayna ve Kırım’ı işgal edeceğini bilmiyor muydu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bal gibi biliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem Ukrayna’da hem de Rusya’da Nazi gruplarını kaşıdılar. Donbass’ta uzunca bir süre Rus siviller katledildi. Yerel dillerin konuşulmasını sağlayan yasalar kaldırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’daki devrim sırasında hapishaneden çıkarılan tepeden tırnağa oligark Yulia Timoşenko, sızdırılan telefon konuşmasında aynen şunu diyordu: “&#8230;silahlarımızı kuşanıp liderleriyle birlikte bu lanet Rusları</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaderin cilvesine bakınız: Türkiye’de takkeli neoliberalleri ulus devletin üstüne salanlar, Ukrayna’da ulus devleti güçlendirme bahanesiyle karşılıklı sivil katliamlarını tetiklediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdiden söyleyeyim. “Önce Ukrayna katliam yaptı.” diye bir şey olamaz. Masumları katletmenin öncesi, sonrası olmaz. Şerefsizlik, şerefsizliktir. Burası ayrıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama işin en kirli tarafı kime aittir, biliyor musunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Sırpları silahlandıran, sonra Ukrayna’yı silahlandıran, Ukrayna’daki Batı menşeli silahların fanatik grupların eline geçmesini sağlayan, şimdi de Gazze’de sivilleri katleden Siyonistlere alkış tutan insanlığın yüz karası Batı’dır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’daki savaştan sonra İtalyan savunma şirketlerinden olan Leonardo, uluslararası sanayi şirketlerinin pek çoğunu sollayarak zirveye çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zelenski para dilenedursun, aldığından fazlasını, insanlık için Rusya’yı dünyadan tecrit eden (!) Batı’ya ödemek zorunda kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’daki kirli savaşın en kirli planlayıcılarından olan Victoria Nuland’ın “AB’nin canı cehenneme!” dediğini göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki Zelenski gibiler Ukrayna’nın nasıl bir cehenneme atıldığını çok geç anladılar. Anladılar, diyorum çünkü onlarda da biraz akıl olduğunu farz ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık hasta adamlar Asya’da değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı, doğrudan bir savaşa girecek durumda olmadığı için vekalet savaşlarına sığındı. Ne var ki vekalet savaşlarında da Asya’daki yükselen güçlerin tokadını yemeye başladı. Keza dünya tam olarak anlayamadı ki Afrika ve Orta Doğu’daki duruma bakılırsa Türkiye, Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler bu savaşa çoktan hazırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski bir Latin atasözü ne diyordu: “İnsan insanın kurdudur.” (Homo homini lupus.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı da kendi kendini yiyen bir kurt oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein örneği ortadadır. Siyonistler, bağrında beslendikleri Avrupa ve ABD’yi yıllarca ısırıp durdular. Gerçi bütün dünyayı ısırdılar ama zihninin kontrolüne ihtiyaç duydukları taraf Batı’ydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahlaksız, namussuz, şöhret ve makam düşkünü, para sevdalısı, yeteneksiz, kıskanç, şehvet delisi ne kadar yaratık varsa hepsini devşirdiler. Sonuçta ortaya bir İblis Tüneli çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinagogun altında sandığınız tünelin en büyük bölümü Batı’dadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Umut Tüneli” ise aklın ve ahlakın ritminin birleştiği yerdedir. Siyonistlerin tüneli karanlığa çıkar. Mustafa Kemal’in ışığında yaşayan Türk’ün “Umut Tüneli” özgürlüğe çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal’in askerlerine selam olsun!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir Soru: </strong>AKP’nin müstakbel İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, 2021 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanı iken termik santrallerin saldığı zararlı gazlar için sürekli emisyon ölçüm verilerini “ticari sır” diyerek açıklamamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi daha ilginç bir noktaya değinmek istiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu “ticari sır” güzel bir bahane olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Gazeteci Kemal Öztürk’e Türkiye’den İsrail’e günlük 8 gemi gittiğini ve giden gemilerde %30’luk bir düşüş yaşandığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7 Ekim’den 31 Aralık’a kadar 701 geminin İsrail’e sefer yaptığını da ekleyen Sayın Bakan, gemi trafiğinin gizlisi saklısı olmadığını ekledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yavaş yavaş soruya geliyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Sayın Uraloğlu’nun “maalesef” diye açıkladığı noktalardan biri, 1967 Anlaşmasına göre tüm sahil şeridini ve limanlarını İsrail’in kontrol ettiği gerçeği oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saadet Partisi, kasım ayında TBMM’de bir araştırma önergesi sunarak İsrail’e giden malların içerik ve miktarının araştırılmasını istedi. Sonuç ise klasik oldu: Önerge, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in kontrol ettiği limanlara gönderilen gemilerin araştırılmasına neden müsaade edilmez?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kirli havanın ticari sırları bitmez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">671</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
