<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>bilişsel savaş &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/bilissel-savas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Feb 2026 10:52:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>bilişsel savaş &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Altıncı Harp Sahası: İnsan Zihni</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2026/02/02/altinci-harp-sahasi-insan-zihni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:52:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[altıncı harp sahası]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel savaş]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ifşa]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1372</guid>

					<description><![CDATA[Altıncı Harp Sahası: İnsan Zihni Dr. Fabio İbrahim, Dr. Monika Daseking ve Steffen Rhode tarafından [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Altıncı Harp Sahası: İnsan Zihni</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dr. Fabio İbrahim, Dr. Monika Daseking ve Steffen Rhode tarafından yayımlanan bir çalışmada bilişsel harp “dijital ve analog ortamlar kullanılarak kimliği belirsiz aktörler tarafından, çatışma ve barış dönemlerinde, tanımlanmamış hedef kitlelerin bilişsel süreçlerini ve davranışlarını istikrarsızlaştırmak ve etkilemek amacıyla bilginin kasıtlı olarak yayılması” şeklinde tanımlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Wikipedia’da yer alan bir başka tanım daha nettir: “Bireylerin ve toplumların algı, dikkat, hafıza, muhakeme ve karar alma süreçlerini hedef alan, düşman unsurların psikolojik, teknolojik ve enformasyon temelli yöntemlerle zihinsel işleyişe müdahale ettiği saldırı türüdür.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı kaynağa göre bilişsel savaş, altıncı harp sahası olarak tanımlanır ki bu tanımlara göre harp sahası denilen yer de insan zihnidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="683" height="1024" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2026/02/ChatGPT-Image-2-Sub-2026-13_40_09-683x1024.png" alt="" class="wp-image-1374" style="aspect-ratio:0.6670044148512702;width:347px;height:auto" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2026/02/ChatGPT-Image-2-Sub-2026-13_40_09-683x1024.png 683w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2026/02/ChatGPT-Image-2-Sub-2026-13_40_09-200x300.png 200w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2026/02/ChatGPT-Image-2-Sub-2026-13_40_09-768x1152.png 768w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2026/02/ChatGPT-Image-2-Sub-2026-13_40_09.png 1024w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaşa dair birçok çalışmada sosyal medyanın üstünde durulur. Sosyal medyanın yararları ve zararları konusunda genel tavır, iyi amaçlar için kullanılırsa zararsız olduğu yönündedir. Oysaki bilişsel savaşın saldırgan unsurları için bizim sosyal medyayı ne amaçla kullandığımızın pek bir önemi yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaşın tanımına baktığımızda sosyal medyanın iyi amaçlar için kullanılmasıyla değil, bilinçli bir şekilde kullanılmasıyla zararsız hâle geldiği söylenebilir. İyi niyet de kişinin aldanmasına, zarar görmesine veya istemeden zarar vermesine neden olabilir. Özellikle istemeden zarar verme noktasında sosyal medya iyi bir alandır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaş insan zihnini hedef aldığına göre nasıl ki hedefteki bir şehri koruyan güçlü surlara ihtiyaç duyulmuşsa, nasıl ki modern zamanlarda hava savunma sistemlerine ihtiyaç duyulmuşsa bilişsel savaşta da insan zihnini çevreleyen koruyucu unsur olarak güçlü bilince ihtiyaç vardır. İlk aşamada bunun yolu da eğitimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysaki şu anda eğitim alanındaki durum şudur: Bir öğrenci deneme çözer, çözdüğü denemede sosyal medyayla ilgili alıntı bir paragraf çözer, mesajın zihinlere yerleştirildiği düşünülür. Ne var ki öğrencilerin geneli tabiri caizse “ekran süremize laf sokuluyor” düşüncesindedir. Yani bu ve buna benzer yaklaşımlar etkisizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine konuyla ilgili olarak belirtmek istediğimiz bir başka tanıklığımız da vardır. Son günlerde paragraf sorularıyla ilgili olarak biri çalışkan diğeri ders çalışma anlamında ortalama seviyede diyeceğimiz iki öğrenci, paragraf sorularıyla ilgili olarak “Algımız, düşünce yapımız değiştirilmek isteniyor.” şeklinde rahatsızlık dile getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek ki iki öğrenciyi de rahatsız eden ortak bir durum ve buna dair ikisinin de dikkatini çeken ortak bir veya birkaç kaynak var. Her iki öğrencinin de haklı olduğu söylenebilir. İnsan zihnine gizlice yerleştirilmek istenen şeyler fark edildiği zaman büyük rahatsızlık ve endişe yaratması kaçınılmazdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaş ve milli eğitimimiz bir başka yazımızın konusu olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gündem üstünden devam edelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan devletinin resmi kurumları Epstein vakasını yeniden gündeme taşıdı. Bu vaka herhalde diğer gündeme gelişlerinden daha fazla ses getirdi. Böylece bilişsel savaşın en önemli örneklerinden birini teşkil etmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede anti-Amerikancılığın arttığı düşünülür ki duygusal anlamda öyledir ancak pratik anlamda öyle olduğu şüphelidir. Yazımızın başında da ifade ettiğimiz üzere sizin duygu ve amaçlarınızdan ziyade bilinç durumunuz önemlidir. Son gündemi takip ettiğiniz zaman ABD’nin ifşa ettiği kaynaklara olan inanç -doğru veya yanlış olduğundan bağımsız şekilde- üst düzeydedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Resmi Amerikan kaynakları bu ifşaları tasniflediği yani çok kötü olanları ayırdığı anlamında açıklamalar yapsa da şeytani seviyede kötü bir örgütün ifşasında çok daha sorumlu davranmak gerekirdi. Sosyal medyanın nasıl bir yer ve bilişsel savaşta nasıl bir silah olduğunu NATO çalışmalarından da anlaşıldığı üzere Amerikan devleti iyi tespit etmiştir. Aynı durum Çin ve Rusya için de geçerlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu örgütün ifşasında neden daha sorumlu davranılmalıydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Epstein’in maillerinden hareketle birçok kişinin bu örgütle bağlantısı ifşa oldu. Artık bu kişilerin içinde birilerinin iyi bir imaja sahip olacaklarını düşünemeyiz. Bu, istismar edilebilir. Birçok kişi, samimi olmayan nedenlerle rakip ya da düşman olarak gördüğü kişileri bu konu üzerinden karalamaya çalışabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Artık sosyal medyada doğal karşılayabileceğimiz bir şekilde bilgi kirliliği, sahte videolar, sahte görseller devreye girdi. At izi çok daha hızlı bir şekilde it izine karıştı. Baphometh yeniden popüler bir sosyal medya ünlüsü oldu. Ezoterizm, semboller<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> haddiden fazla dikkat çekti. Eğer ABD tamamen iyi niyetli olsaydı, gizem fetişizmini ve özellikle video ve görsel kirliliği konusunda yapay zekâyı hesaba katardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- Bu gibi ifşalar bir sistemin ifşasından çok psikolojik anlamda olumsuz durumlar yaratabilir. Sistemin gerçekten ifşası için duygulardan, ideolojik sınırlardan uzak olmak gerekir. Bu tavrı ortaya koyanlar için Epstein meselesinin esas yönü bu olmalıdır. Oysa kitle daha çok magazinin, romantizmin, dramın, karşıt görüşü şeytanlaştırmanın peşindedir. Zira bu unsurlar daha çok etkileşim getirmektedir. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi biraz geçmişe gidelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Niall Ferguson’un “Rothschild Hanedanı” adını taşıyan iki ciltlik çalışmasında, birkaç asır önce Frankfurt sokaklarında yer alan “Judensau” (Yahudi domuzu) adlı bir resim hakkında bilgi verilir. Bu resmin altında, Simeon adında bir çocuğun 15. asırda Yahudiler tarafından öldürüldüğü yazılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Hitlerden çok önce bile Avrupalıların Yahudilere yaklaşımının son derece olumsuz olduğunu biliyoruz. Özellikle bebek yiyen canavar Yahudi çok popüler olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son cümleden sonra ister istemez günümüze ışınlanıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein’le birlikte Batı dünyasının bebek yiyen Yahudi canavarı uyanmaya başladı. Dinlerarası diyalog adı altında anti-semitizmi düşürmeye çalışan bir numaralı ülke bugüne kadar ABD’ydi. Oysa ABD’nin bizzat yaydığı ifşalar, anti-semitizmi tırmandıracak türdendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada ise şu iddia dolanıyor: “MOSSAD, Trump’a saldırması için şantaj yapıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soru şu: Anti-semitizmi ciddi şekilde yükseltme pahasına mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer öyleyse MOSSAD’ın aklı yok demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysaki şu durumda olay, MOSSAD’ın aklının olmaması değil, bilişsel savaş yoluyla kitlenin “muhakeme”sinin yok edilmesidir. Sosyal medya bunun gibi birçok örnekle doludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, sosyal medyanın da dahil olduğu ve bilişsel savaşın gerçekleştiği ortamı “bilgi ortamı” şeklinde tanımlar. Bilgi, muhakeme gücü için ham maddedir. Bilgi olmadan ya da yanlış bilgiyle yapılan analizin doğru sonuç vermesi mümkün değildir. İşte burada iyi niyetin önemi biraz azalıyor. Kendini felsefi ve ahlâki açıdan iyi yetiştirmemiş bireyler bilgisizlik veya yanlış bilgiyle sınandığında tanrıya dönüşüyor. İnsanı yanlıştan döndürecek olan şeylerden biri iyi niyettir; tanrı, iyi niyeti kendince haklı sebeplerle öldürüyor ve yanlışında ısrar etmeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda temas ettiğimiz ezoterizm ve şeytani semboller, bilişsel savaşın “dikkat” tarafıyla ilgiliydi. Epstein ifşasına dair siyasal söylemler, “muhakeme” kısmıyla ilgiliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki en tehlikeli boyut, “hafıza” kısmıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kökeni 19. yy. sonlarına dayanan “hızlı ve yavaş düşünme” fikri, sosyal medyanın ne kadar tehlikeli bir silaha dönüşebileceğinin göstergesidir. Hızlı düşünme “Sistem 1” ve yavaş düşünme “Sistem 2” olarak adlandırılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hızlı düşünme, ani ve sorgulamaksızın karar almayla ilişkilendirilir. İki sistemin de artıları ve eksileri vardır ancak Sistem 1, sosyal medyanın anlık akışına ve kısa mesajlara hatta başlıklara indirgenmiş paylaşımlara çok uygun bir düşünce yapısıdır. Anlık bir görsel, anlık bir video, anlık bir başlık kişinin ya da kitlenin psikolojik durumunu etkileyebilir. Bir kişi linç edilebilir hatta intihara sürüklenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilgi ortamının sosyal medya ayağında dikkat edilmesi gereken esas noktalardan birisi anonim hesaplardır. Anonim hesaplarca seçilen isimler, profil fotoğrafları, biyografik bilgiler ciddi psikolojik etki yaratmaktadır. İnsan psikolojisi, sahte olduğunu veya bir başkasının fotoğrafı olduğunu bilse bile anonim kişilik sayesinde fotoğraf üstünden manipüle edilebilir. Çünkü burada bir “özdeşleştirme” söz konusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyleyse biz sosyal medyada anonim hesaplarla öncülük etmeye çalışan, bir fikre mensupmuş gibi görünen, sürekli bilgi aktaran, kitleleri yönlendiren hesapların gerçek kişiliklerini biliyor muyuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük bir bölümünün kim olduğunu bilmiyoruz. Önemli mi? Evet, önemli. Sosyal medyada en sık sorulan sorudur: “Kaynak?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzeysel olarak ele alacağımız dört örnek:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birinci örneğimizde, 2021 yılında bir valinin açıklamasına dair haber yayımlanıyor. Haberde zamanın valisinin “Kadınlara bile iş veriyoruz.” cümlesi başlık olarak kullanılıyor. Birçok site ve sosyal medya hesabı tepki yaratacak cümlelerle haberi paylaşıyor. Birçok vatandaşımız da kadınların önemine dair ahkâm kesiyor. Oysa valinin açıklamasına dair insanların doğru anlayıp eleştirdiği tek kısım, vatandaşların iş beğenmediğiyle ilgiliydi. Haberin içeriğine bakıldığında, yani hızlı düşünüp etkileşim yarışına girilmediğinde görülüyor ki “Kadınlara bile iş veriyoruz.” söylemi hem valiye ait değil, işveren tarafından dile getirilmiş hem de ağır işler kastedilmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci örneğimizde ise daha önce hakkında yazı da yazdığımız “geyik” örneği var. Zaten işler kötü giderken ve her masumun ölümü insanlığın kıyametiyken bir geyiğin şehre inmesi “bulaşıcı telkin” yoluyla sosyal medyada hızlı şekilde yayıldı. Yine herkes kopyala-yapıştır yoluyla bilgili ve tespit yapan kişi rolü üstlendi. Aynı şeyler sürekli paylaşılarak bilinçli ya da bilinçsiz ama ideoloji fark etmeksizin “kıyamet alameti” söylemi yaygınlaştırıldı. Tarihte kıyametin kopacağına kitlelerin inandırıldığı birkaç örnek vardır ve hiçbirinin sonu iyi olmamıştır. Birçok eğitimli, bilgili, kültürlü (!) insanımız da dinselleşmiş, dinselleştirmiş, dinselleşip dinselleştirdiğinin farkına varmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epstein’in adasında şeytani hazlarla doyanlar nasıl bugünü hesap edemedilerse etkileşim hazzıyla bilincini körleştirenler de aynı sistemin hizmetkârı oldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçüncü örneğimiz daha yakın zamanlıdır. Bir içerik üreticisi Hakkari’ye gidip Türk bayraklarının asıldığına şahit olduğu bir video çeker. Bir başka kullanıcı “Komutanım demişti ki bunlar sinsidir.” mealinde bir paylaşım yapar. Bir başka kullanıcı ise ilgili videonun altına sanki kendi komutanı bunu söylemiş gibi bir başkasının anısını -yalan da olabilir- kendine mâl eder. Böylece ortaya çıkan sonuç psikolojik anlamda şu olur: Doğuda Türk bayrağı asılamaz, Türk bayrağı asılırsa sinsilik vardır; doğu, Türkiye’den kopmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç Türk bayrağı olmasaydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı bulaşıcı telkin döngüsü devam ederdi. Bayrak olunca sinsilik, olmayınca hainlik. Her şartta umutsuzluk, karamsarlık, güçsüzlük satmak revaçtadır. Pollyanna mutluluğu satanlarla İvan İlyiç’in bunalımını satanlar kıyasıya kapışıyor. Bu sanal kapışma, toplumu gerçek hayattaki trajik ve utanç verici olaylardan daha çok etkiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekstra bir örnek daha:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Papa Eftim hakkında yazılıp çizilenler birbirinin kopyasıdır ve yeni bir bilgi içermez. Herkes aynı şeyleri tekrar eder durur. Eftim, tıpkı bir sosyal medya kullanıcısı gibi kimlik değiştirip “Teoman Ergene” olur ve akademiden başlayarak tüm kitleler aynı şeyleri birbirine anlatır. Birçok yazımızda belgeleriyle gösterdik bunları ve göstermeye devam edeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı durum Kuşçubaşı Eşref, İngiliz Kemal, Cicero gibi isimler için de geçerlidir. 1950’lerden itibaren yeni sanal kişilikler kullanılarak gerçek ve yalan birbirine sokulmuştur. Bilişsel savaşta Eftim ve torunları gibi Türkçü, Kemalist görünenler sinsi bir yolla Kemalizm’in altını oymaya çalışmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaşta en önemli nokta da burasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemalizm bu ülkenin kuruluş felsefesidir, devletin ideolojik çekirdeğidir. Onu yok etmek için geniş kapsamlı bir saldırı yürütüldüğü açıktır. Biz ise her zaman şunu söyledik, söylemeye de devam edeceğiz: Büyük Taarruz durmuş değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve istihbarat açısından da kendi asrının en büyük harekâtıdır hatta bugün de aşılmış değildir. Öyle olsaydı, bilişsel savaşın unsurlarına karşı aynı kararlılık ve azimle mücadele edilirdi. Ne yazık ki toplumun önüne düşenler, kendini binbir imajla ve etiketle pazarlayanlar, ekranda olmaktan haz duyanlar, küfür yemek pahasına konuşulmayı sevenler, yanlış bilgiyle yanlış kişilere referans olanlar, sloganla fikri birbirine karıştıranlar, hayatı boyunca hiç kitap okumayıp sosyal medya sayesinde okumuş adam rolüne bürünenler, kendi kendine sanal bir kimlik yaratarak o sanallığın etrafında topladıkları kitleyler mutlu olanların ufkunu Mustafa Kemal’in ufkuyla kıyaslamak mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal; aklı, bilimi, felsefesi, ahlâkı sayesinde dehadır. Bunlara sahipmiş gibi yapanlar, adammış gibi muamele görebilirler ama hep “mış”ta, “miş”te kalırlar.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Şüphe yok ki meselenin böyle bir boyutu da var ancak bizce bu organizasyon daha farklı bir noktayı gözler önüne seriyor. Onu da “Leviathan” başlıklı yazımızda anlatmıştık.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1372</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sahtekarlık Sendromu: Sanal Tapınağın Tanrıları -1</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2025/06/04/sahtekarlik-sendromu-sanal-tapinagin-tanrilari-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 09:39:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel savaş]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet tutkusu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[dezenformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[kibir]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[network]]></category>
		<category><![CDATA[renata salecl]]></category>
		<category><![CDATA[sahtekarlık sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=1255</guid>

					<description><![CDATA[Sahtekarlık Sendromu: Sanal Tapınağın Tanrıları &#8211; 1 Renata Salecl, “Cehalet Tutkusu: Neyi Neden Bilmek İstemeyiz?” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Sahtekarlık Sendromu: Sanal Tapınağın Tanrıları &#8211; 1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Renata Salecl, “Cehalet Tutkusu: Neyi Neden Bilmek İstemeyiz?” adlı kitabında şöyle yazmış:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Pek çok kişinin yeterince fark edilememekten şikayet ettiği bir çağda, sahtekar sendromu bu kişiler için acı verici olsa da neoliberalizmin dayanağı olan başarı ve fark edilme ideolojisine meydan okuma ihtimalina kapı aralandığından toplumun geneli için pekala özgürleştirici olabilir.”<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahtekarlık sendromu günümüzde bir maskeler çağı başlattı. Ahlaksızlar ahlaksızlığa ahlak maskesi giydirirken cahiller de cehalete ve inanmaya bilme maskesi giydirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaşın en önemli unsuru diyebileceğimiz sosyal medya hepsinin imdadına yetişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyi bilen, çok zeki, karizmatik, mümkünse akademik ünvanı olan, şık giyinen, her şeyi ve herkesi yargılama hakkı olan fenomenler türedi. Fenomenler kitle hipnozu yarattı ve bir kişinin yüceltilmesi fenomenlerin duygularına, linç edilmesi de yine fenomenlerin hasetlik duygusuna, eksik ve yanlış bilgiye dayanan saldırılarına dayandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahlak ve bilgi yönünden zayıf olup yöneten ya da yönlendiren durumunda olanlar, yönetilen oldukları gerçeğini hiçbir zaman görememekle lanetlendiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyadaki video editleri; her hareketini, her mimiğini, her sözünü kameralara göre ayarlayan insanlar yarattı. Birçoğunun fark etmediği gerçek ise şudur: Bir zaman sonra tüm bu yüceltme videolarından antipati doğdu. Ne yapsa batan insanlara dönenler bunalıma girdiler, yaşlanma süreçleri hızlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahtekarlık sendromunun bir başka göstergesi daha vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada bir kullanıcı herhangi bir olayı anlatan bir haber üzerine paylaşım yapar. Paylaşımda yazdığı bilgi pek bilinmiyordur. Ancak bu bilginin doğruluğu veya yanlışlığı değil, ne kadar yayılacağı önemliyse on binlerce kişi bunu paylaşabilir. Paylaşımlar hep ilk paylaşımın tekrarı ya da biraz değiştirilmiş şekli olacaktır. İlk defa bu bilgiyi öğrenenler hiç sorgulamaksızın bunu zaten biliyormuş gibi paylaşan ve beğeni peşinde koşan kimseler olacaktır. Sosyal medyada ikide bir döndürülen, ümitsizlik ve korkudan başka bir şey doğurmayan “geyik ve kıyamet” konulu paylaşımları incelerseniz göreceksiniz. Bu konuyu daha önce de yazdık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, insanın billişsel kıyametidir. Kıyamette ölen bilinç, her türlü yanlış bilgiye açık hale gelir. Yeter ki fark edilme kaygısı giderilsin. Yeter ki kişi, herkesten farklı ve yüce bir konumda olsun. Yeter ki şan ve şöhret elde edilebilsin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer nokta imaj meselesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epiktetos, “Meselelerin özüne bakmak yerine görünüşlerin peşine takılmış giden insanlar çıldırmış olmalı!” demiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epiktetos dünya var oldukça devam edecek bir gerçeği dile getirdiği için “der” de diyebiliriz. Doğru şeyler yapan, doğru şeyler yazan, doğru şeyler konuşan insanların şanı da yürüyor felsefesi de.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşın, hayatın geçici olan şeylerini alanlardan geriye bir şey kalmıyor. Belirsiz zamanlara ait masalların kötülük ve ahlaksızlık timsali kralları oluveriyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İmaj, her şeydir.” denilir. Başkalarının insafına bırakılmış imaj ise hiçbir şeydir. Hiçbir şey olup her şey olduğunu düşünenin imajı değil, kaderi başkalarının elindedir. Fark edilmeyeceği korkusuyla yaşayanlar, insanların ölümlü ve kusurlu oldukları gerçeğini göz ardı ederek mutluluklarını onların duygularına bırakırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahtekarlık sendromu yaşayan kişilerde menfaat ön plandadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">II. Meşrutiyet ilan edilmeden önce “Ben kendime kemik bulmuşum, bırakın yalamaya devam edeyim.” diyen Rıza Tevfik, rejimin değiştiği gün büyükçe bir süvari atına binmiş, istibdat zamanında reddettiği hatipliğini padişaha övgüler dizerek her yerde kullanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar sonra bugün, aslında iyi bir hatipten başka hiçbir şey olmayan Şair Rıza Tevfik’in “Abdülhamit’e biz komplo kurduk, 31 Mart bizim işimizdi.” şeklindeki sözde itirafı akademiden sosyal medyaya kadar birçok kişinin dilindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Esasında devir değiştikçe eskiye lanet, yeniye pişmanlık, şimdiye itirafçılık söz konusudur. Temelinde halkla ilişkiler vardır. Rıza Tevfik iyi bir hatipti, halka ve siyasetçilerle beraberdi. Papa Eftim iyi bir imajcıydı, milliyetçilerle ve siyasetçilerle beraberdi. Müstear isimle bir kitap yazdı ve kendine tarih içinde bir imaj yarattı. Bu konuda çok yazdık, yazmaya devam edeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünlük bu kadar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Network” sayesinde parlayanlarla devam edeceğiz. &nbsp;&nbsp;</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Ertürk Akşun, Şimdi Canavarlar Zamanı, Destek Yayınları, 2024.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1255</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilişsel Savaş ve 77. Tugay</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2023/10/27/bilissel-savas-ve-77-tugay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 17:44:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[77. Tugay]]></category>
		<category><![CDATA[77th brigade]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel savaş]]></category>
		<category><![CDATA[britanya ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolcu]]></category>
		<category><![CDATA[demir yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit savaş]]></category>
		<category><![CDATA[intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[istihbarat]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik harp]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik savaş]]></category>
		<category><![CDATA[rus ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[valeriy gerasimov]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=593</guid>

					<description><![CDATA[Rus Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov’un “geleceğin savaş tarzı” olarak tanımladığı bilişsel savaş, “Herhangi bir baskı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Rus Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov’un “geleceğin savaş tarzı” olarak tanımladığı bilişsel savaş, “Herhangi bir baskı veya kuvvet kullanmadan birey ve kitlenin düşünce ve davranışlarını, saldırganın taktik, operatif ve stratejik hedeflerine avantaj sağlayacak şekilde değiştirmektir.”<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">2015 yılında Britanya ordusu, “77. Tugay”ı kurdu. Ambleminde Burma aslanı (Chinthe) yer alan 7. Tugay’ın kuruluş amacı “bilişsel savaş”tır. O zamanın İngiliz Genelkurmay Başkanı da tıpkı Gerasimov gibi geleceğin savaşlarının bilişsel savaş olduğunu ifade etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">77. Tugay’ın kuruluşundan sadece 4 yıl sonra TRT Haber’e düşen bir habere bakalım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Twitter’ın Orta Doğu Sorumlusu İngiliz ordusunda subay</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medya sitesi Twitter’ın Orta Doğu ve Kuzey Afrika editoryal politikasından sorumlu kıdemli bir yöneticisinin, İngiliz ordusunun psikolojik savaş biriminde çalıştığı ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiltere merkezli Middle East Eye (MEE) sitesinin hazırladığı rapora göre, 6 yıl önce sosyal medya sitesi Twitter’ın İngiltere’deki merkezinde çalışmaya başlayan Gordon MacMillian, birkaç yıl boyunca “ölümcül olmayan” savaş yöntemlerini geliştirmek amacıyla kurulmuş bir ünite olan 77’inci Tugay’da görev yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rapore göre, İngiliz ordusunda 2015 yılında kurulan 77’inci Tugay, İngiltere Genelkurmay Başkanı Nick Carter’ın ‘bilgi savaşı’ olarak nitelendirdiği savaşı yürütmek için sosyal medyaları Instagram, Facebook ve Twitter’ı kullanıyor.”<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Federico Prizzi “Kültürel İstihbarat ve Savaşın Etnografisi” isimli kitabında 77. Tugay hakkında şunları yazıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“(77. Tugay gibi ama daha az bilinen Ortak Tehdit Araştırma İstihbarat Grubu’nu kastediyor) Bu birimin odak noktası, özel olarak oluşturulmuş ve cep telefonlarında e-posta veya SMS yoluyla veya web ve sosyal ağlarda fotoğral olarak gönderilen bilgilerdir. Ayrıca 2011’de Zimbabve’de veya 2009’da Malvinas / Falkland Adalarındaki kriz sırasındaki gibi dezenformasyon operasyonlarını bile gerçekleştirecek nitelikte bir birimdir. Dinamik bir yapıda ve kendini sürekli yenilemektedir. Psikolojik savaş ve kitlelerin manipülasyonu gibi faaliyetlerini desteklemek için filozof, psikolog ve ilahiyatçı gibi personel alımlarına, İngiliz ulusal medyasında öne çıkan haberlere göre 2019 baharında başlamıştır.”<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">77. Tugay’ın, Britanya ordusunun resmi internet sitesindeki yer alan bilgilere göre videografi, post-prodüksiyon, fotoğrafçılık, medya ilişkileri, gazetecilik ve yazarlık, sosyal medya, dijital içerik, çevrim içi etki, akademi ve araştırma (özellikle bilgi / yanlış bilgi), medya izleme ve analizi ve daha çeşitli alanlarda uzmanlaşmış kimselerin işe alınacağı ilan edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu alanlarda uzmanlaşıp ahlâkını satanlara da duyurmuş olayım. İşlerine yarar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaşta hedef, insan zihnidir. İnsan zihni hedef alındığında onun davranışlarının da kontrol altına alınması hedeflenir. Bilişsel savaşın en büyük tuzakları ise sosyal medyadır ve hemen herkesin ne kadar dikkat etse de tuzağa düştüğü esas yer burasıdır. Yukarıda verdiğim alanlarda uzmanlaşıp 77. Tugay vb. birimlerde görev yapanların neler yapabileceğini siz hesap edebilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk skandalın (!) Twitter’da patlak vermesi ise şaşırtıcı değildir. Gordon MacMillian gider, Connor Macbilmemne gelir, bir şey değişmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada “akış” denilen şey, hepimizin davranışlarını hedefler. Akış bir anlamda teknolojik bir büyüdür. İllüzyon yaratır ve davranışlarımızı etkiler. Bu sayede anlık ve duygusal tepkiler öne çıkarılırken gerçekçi, soğukkanlı, temkinli düşünme bastırılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Profesörler, ünlüler, siyasetçiler, sporcular, vatandaşlar ve bunları yazan ben de dahil olmak üzere hepimiz duygusal tepkilerin getirdiği yanlışlara düşmüşüzdür ama bilişsel savaş diye bir şey varsa zihnimizi korumamızın bilincinde olmak da savaşa dahil olmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatın her alanında bolca yalan dinliyoruz. Bir şekilde üzerinde oynanmış fotoğraflara bakıyor; ustalıkla hazırlanmış videoları, dizileri, filmleri izliyoruz. Birtakım menfaat gruplarının güdümünde çalışanların makalelerini okuyor, televizyonlardaki yalan dolu nutuklarını dinliyoruz. Yeteneksizlerin şöhretli olduklarını görüyor, ülkemizin gençlerinin ve çocuklarının ne pahasına olursa olsun şöhret meraklısı hâline getirildiklerini anlamakta zorlanıyoruz. Sözde kişisel gelişim uzmanlarının verdiği gazla kendimize ve çocuklarımıza toz kondurmuyor; aslında o sözde uzmanların cahil egomuza değdiğini fark etmeden nasıl bir toplum teröristi hâline getirildiğimizi anlayamıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bilişsel savaştayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelenekselleşmiş çatışmalar bile sanallığa gömülmüş durumdadır. Dünya üçüncü bir dünya savaşı beklentisine sokulurken ABD’nin gönderdiği savaş gemilerini, İngiliz ordusunun her zamanki gibi ABD’ye kuyruk olmasını doğru okuyamıyoruz. Hollanda’nın Kıbrıs’a asker yerleştireceğini ve bunun için de İsrail-Filistin meselesini bahane ettiğini ancak yabancı basından öğrenebiliyoruz. Kahramanları hain, hainleri kahraman zannediyoruz. Siyasi hesapların ardındaki gerçekleri göremiyoruz. TV dizileriyle intikam alıyor, sinema filmleriyle milli gururumuzun okşanmasını sağlıyoruz. Milletin menfaatine olanı yanlış, aleyhine olanı doğru zannediyoruz. Bindiğimiz dalı kesenlere Hollywood taklidi repliklerle hoşgörü masalları anlatarak gülümsüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bilişsel savaştayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in Demir Kubbe’si varmış&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zihnine sahip çıkarsan kendi kubbeni yaratır, her kubbeyi de delersin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bilişsel savaştayız. &nbsp;&nbsp;</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Ercan Caner, Sun Savunma web sitesi, “<strong>Rus Hibrit Savaşı ve Bilişsel Saldırılar</strong>”, <a href="https://www.sunsavunma.net/rus-hibrit-savasi-bilissel-saldirilar/" target="_blank" rel="noopener">https://www.sunsavunma.net/rus-hibrit-savasi-bilissel-saldirilar/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> <a href="https://www.trthaber.com/haber/dunya/twitterin-orta-dogu-sorumlusu-ingiliz-ordusunda-subay-433520.html" target="_blank" rel="noopener">https://www.trthaber.com/haber/dunya/twitterin-orta-dogu-sorumlusu-ingiliz-ordusunda-subay-433520.html</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Federica Prizzi, “<strong>Kültürel İstihbarat ve Savaşın Etnografisi</strong>”, Pankuş Yayınları.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">593</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sivillerin Dünya Savaşı: Bilişsel Savaş</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/04/08/sivillerin-dunya-savasi-bilissel-savas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2022 10:29:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel savaş]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=135</guid>

					<description><![CDATA[Savaş meydanları olarak beyinlerin seçildiği bir savaşta, silah ve üniforma olmaz. Böyle bir savaşta görüntüler, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Savaş meydanları olarak beyinlerin seçildiği bir savaşta, silah ve üniforma olmaz. Böyle bir savaşta görüntüler, bilgiler, mesajlar olur; gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda, sosyal medyadaki klasik propogandaların yerini illüzyonlar alır. Bu savaşın adı akademik çevrelerde ve NATO’da tanımlanmış şekliyle bilişsel savaştır. Bilişsel savaş, hepimizin bilerek veya bilmeyerek içinde olduğu savaştır. Bu savaşta hepimiz hedefiz ve ne yazık ki birçoğumuz düşmanın askeriyiz çünkü henüz içinde bulunduğumuz çağın getirdiklerini tam olarak anlamış değiliz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun internet sitesinde, “Bilişsel savaşla mücadele: farkındalık ve dirençlilik” başlıklı bir yazı yer alıyor. Yazı, Johns Hopkins Üniversitesi ve Imperial College London’dan birçok araştırmacı tarafından yayımlanmıştır ve önemli bir yazıdır. NATO’nun bu bilişsel savaş olayının neresinde olduğuna dair yazacaklarımı en son yazacağım. Şimdi bu önemli yazıdan bazı önemli bölümleri aktarayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Bilişsel savaşta savaş alanı insan beynidir. Burada amaç sadece insanların ne düşündüğünü değil, aynı zamanda nasıl düşündüklerini ve davrandıklarını da değiştirmektir. Başarıyla uygulandığı zaman, bilişsel savaş, bireylerin ve grupların inançlarını ve davranışlarını saldırganın taktik ve stratejilerine yarayacak şekilde etkiler ve şekillendirir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle nasıl düşündüğümüz konusu ciddi öneme sahiptir. Bir makinenin içine hammaddeyi koyduğunuzu düşünün. Makine doğru çalışırsa hammaddeden verim alırsınız. Makine bozuksa veya komutun tam tersini komut olarak algılıyorsa hammaddeden verim alamazsınız. Zamanınız, emeğiniz ziyan olur; beklentileriniz boşa çıkar. İnsan beyni bozulduğu zaman doğru bilgiyle yanlış düşünce ortaya çıkar. Niyetiniz iyi olabilir ama neye hizmet ettiğiniz her zaman şüphelidir. Bilgiyi olduğu gibi kullanmak hamuru pişirmeden insanların önüne koymaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En büyük yanlışlarımızdan biri bilgiyi olduğu gibi kullanmaktır. Tabiri caizse “ortamlarda” bilgi satmak ve bundan kişisel menfaat temin etmek kolaydır. “Bu böyle yapmış”, “Şu tarihte şöyle olmuş” demek başkadır, eldeki bilgileri değerlendirip özellikle orijinal sonuçlara varmak başkadır. Ne var ki bilgi satarak “ortamların entel çocuğu” olmak insan nefsine çok daha uygundur. Hakikate götürmeyen bilgi bilişsel uçuruma götürür. Hayatımız boyunca okumaya, öğrenmeye vakit ayırıp anlamanın önemini kavrayamadan ölürsek büyük ziyanda olmaz mıyız?</p>



<p class="wp-block-paragraph">En önemlisi de bir balığın ağzını açıp her şeyi yuttuğu gibi bize sunulan her bilgiyi yutmak bilişsel olarak zehirlenmektir. Bilinci zehirlenen bir kimse intihar komandosu bile olabilir. Günümüz intihar komandoları, sosyal medyanın şuursuz ve sözde entel çakma fenomenleri olmasın?</p>



<p class="wp-block-paragraph">“&#8230;<em>Tek bir kampanya, planlanmış bir askerî manevranın gerçekleşmesini önlemek veya belirli bir kamu politikasının değiştirilmesini zorlamak gibi sınırlı bir amaç üzerinde odaklanabilir. Toplumların veya ittifakların yapısını bozmak gibi uzun vadeli hedefler için birbiri ardına kampanya başlatılabilir. Bunlar yönetişimle ilgili şüphe tohumları yerleştirmeye, demokratik süreçleri çökertmeye, halk arasında huzursuzluk yaratmaya veya ayrılıkçı gruplar oluşmasını sağlamaya yönelik kampanyalardır.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Planlanmış bir askerî manevranın gerçekleşmesini önleme çalışmalarına Türkiye’den bolca örnek verebiliriz. Mesela Hendek Operasyonu üzerinden çok zaman geçmedi. Diyarbakır başta olmak üzere pek çok ilimizde şehir gerillası savaşı uygulamaya kalkan bölücü terör örgütü bilişsel savaş noktasında yalnız değildi. Bu konuda çok sayıda acındırma içeren yalan paylaşımlar sosyal medyada dönüyordu. Mesela AA’nın tespit ettiği bir manipülasyon:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="555" height="769" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/2017_10_New-folder-2_MANIPLASYONNNNNNNNN.jpg" alt="" class="wp-image-136" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/2017_10_New-folder-2_MANIPLASYONNNNNNNNN.jpg 555w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/2017_10_New-folder-2_MANIPLASYONNNNNNNNN-217x300.jpg 217w" sizes="(max-width: 555px) 100vw, 555px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar HDP’li vekillerin meclise getirmeye cüret ettikleri Zergele yalanı da boşa çıkmıştı. Sözde, TSK uçakları sivilleri vurmuş, hamile bir kadın hayatını kaybetmişti. Bu yöndeki haberlerde enkazın altında kalmış bir hamile kadın fotoğrafı vardı. Küçük bir arşiv araştırmasıyla fotoğrafın çok önceden çekilip medyada yer bulduğu ispatlanmıştı. Bir tarafta FETÖ’cü Zaman, bir tarafta sol liboş Evrensel bu yalan haberi yayımlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir askerî harekatı durdurmaya yönelik diğer örnek Barış Pınarı Harekatı olabilir. TSK’nin Suriye operasyonlarının amacı Suriye’yi fethetmek, toprak almak değildi. Suriye’de hem IŞİD hem de YPG tehdidi vardır. Bu tehditler Türkiye’nin rejimini ve bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşürmektedir. Buna karşın, ordumuzun Suriye operasyonlarına başlarken buna karşı olan başta ABD olmak üzere çeşitli güçlerin işini kolaylaştıracak bir şey yapıldı: Camilerde Fetih suresi okutuldu. Masum görünen bu hareket, Esad güçlerini ordumuzun karşısında konumlandıracak ve YPG’nin işini kolaylaştıracak bir hareket oldu. Bu, sosyal medyada ciddi şekilde yayıldı ve operasyon uzun sürmedi. Bana göre bu, bilişsel savaşın, psikolojik harekatın önemli bir örneğiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Bilişsel savaşlarda hedefe ulaşmak için sahte bilgiye ve haberlere ihtiyaç olmadığını hatırlatmakta yarar var. Bir kamu görevlisinin elektronik postasından utanç verici bir resmî belgenin çalınması ve isim verilmeden bir sosyal medya platformuna konması veya bir sosyal ağdaki seçilmiş muhalif gruplara sızdırılması anlaşmazlık yaratılmak için yeterli olur.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Çevrim içindeki ‘influencer’ların iştahını kabartan bir sosyal mesaj kampanyası, tartışmaların internete düşmesine neden olabilir (&#8230;).</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnfluencer denen kişilerin her alanda görüldüğünü biliyoruz. Kimi her alanda boy gösteriyor kimi bir tek alanda karşımıza çıkıyor. Kiminin kültürel yozluğu, kiminin sözde hümanistliği, kiminin bilgiyle donatılmış cahilliği toplumları yönlendiriyor. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Bu nedenledir ki “bilgi çağı” denen safsatalarla uyutuluyor insanlar ama her saniye yeni bir kirli bilgi, yeni bir sosyal medya efsanesi zihinlere işleniyor. Bir tane heyecanlı influencer adamı, 17 yaşında bir çocuğun sevgilisini hamile bıraktığı yönündeki haberi anında kapıp paylaşım yapıyor; herkes çocuğa lanet okuyor. Kızın babası, 17 yaşındaki çocuğu öldürdüğü için namus kahramanı ilan ediliyor. Bir sene sonra çocuk masum çıkıyor ve çocukla beraber herkes masum oluyor: Herkes, “Ben demiştim, bu işte bir iş vardı” diyor. Bir önceki yıl o yorumları yapanlar cinler oluyor. İşte influencer etkisi böyle bir şeydir. Hangi olay olduğunu ise bilerek yazmadım çünkü birçoğunuz biliyorsunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazının devamında saygın gazetelerin bile başlıklarla toplumu yönlendirdiğinden söz ediliyor. Bunun en bilinen örneklerine de vakıfsınız. Burada hemen birkaç başlığı ben atayım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ünlü Şarkıcıdan Bomba İtiraf: Pidecide Seviştim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“O Oyuncudan Kara Haber&#8230;” (Haberin içeriği: Grip oldu.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Gökyüzüne Baktı ve Öyle Bir Şey Gördü ki&#8230;” (Haberin içeriği: Bir sürü bulut vardı.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu başlıklar görünürde masumdur ama gerçekte etik değildir. Tık almak için atılan başlıkların birçoğu atılan başlık veya içerik dolayısıyla insanları karalayan, küçük düşüren içeriklerle doludur. En meşhuru, “Çaycı Hüseyin Öldü”dür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir de siyasî maksatlarla atılan başlıklar vardır ki doğrudan bahsettiğim yazıda anlatılanlara iyi bir örnektir. Yazıda şöyle bir ifade vardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Mesajlaşma ve haber bültenlerinin hızlı akışı ve de bunlara hızla reaksiyon gösterme gerektiği algısı ‘hızlı düşünme’yi (anlık ve duygusal) ‘sakince düşünme’nin (rasyonel ve öngörülü) önüne çeker. Tanınmış ve saygın haber kaynakları dahi artık haberin internete yayılmasını teşvik etmek için duygusal başlıklar kullanıyorlar.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir özeleştiri: Mesajlaşma ve haber bültenlerinin hızlı akışı, bunlara hızla reaksiyon gösterme hatasını çok sık yapmışımdır. Bir süredir bunun önüne geçebiliyorum ama bu sefer görüyorum ki büyük kitlenin dışında kalıyorum. Soğukkanlı yaklaşımlar, hiçbir düşünce öne sürmediğim zamanlarda bile benim veya benim gibi düşünenlerin yaftalanmasına neden oluyor. Aslında artık sosyal medyada duygusal tepki vermekten ziyade yapılacak en duygusal ya da en aforizma sayılacak yorumu herkesten önce yapma yarışı vardır. Bu, birçok insanın psikolojik yönden haksız yere linç edilmesine yol açıyor. Bir örnek:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Amasya Valisi: İş beğenilmediğinden işsizlik var, bayanlara bile iş verebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(&#8230;) Mermer sektöründe çalışacak eleman arandığını ve dört bin TL maaş verdiklerini iddia eden Masatlı, ‘Bayanlara bile iş verebiliriz.’ dedi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sendika.org</strong> isimli site, 13 Ekim 2021 tarihli haber. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka sitelerde de haber bu başlıklarla veriliyor. Oysa bütün haberlerin içeriğinde, sosyal medyadaki influencer dostlarımızın tepki verdiği ifadelerin Vali Masatlı’ya değil mermer sektöründeki fabrika yöneticilerine ait olduğu, “Kadınlara bile ağır iş verebiliriz, iş beğenilmiyor” ifadelerinin kullanıldığı anlaşılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">On binlerce insanın takip ettiği etki ve bilgi sahibi insanlar, haber başlıklarına göre yorum yapıp kişileri linç ediyorlar. Şunu da eklemeliyim ki bu tarz haberlerin sonu her zaman “Bu ülkede artık yaşanmaz” yorumlarına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazının tamamına burada yer vermeyeceğim. Yazıyı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Yazının, NATO’nun bilişsel bir savaşla dağılması tehlikesine karşı yazılmış olduğunu düşünebilirsiniz. Bu da yazıyı yazanların bilinçli çabasındandır. Şimdi NATO’nun nerede durduğuna bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hüseyin Vodinalı’nın Veryansın TV’de yayımlanan “Yalanlar İmparatorluğu” isimli yazısında, NATO’nun bilişsel savaşla ilgili çalışmalarına dair bilgiler yer alıyor. Yazıda, NATO’nun bilişsel savaşla ilgili 2020 yılında hazırladığı rapordan şu ifadelere yer veriliyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Teknolojinin nüfuz ettiği ve bilgiyle aşırı yüklü bir ortamda, yetenekleri geliştirirken askerî organizasyonlardaki bilişsel yetenekler anahtar olacaktır. Rakiplerin bilişsel yeteneklerine zarar vermek bir zorunluluk olacaktır. Başka bir deyişle, NATO, kendi karar verme sürecini korumak ve rakibininkini bozmak zorundadır. Bu nedenle bilişsel savaş en geniş hâliyle askeriye veya kurumlarla sınırlı değildir. 1990’ların başından beri bilişsel savaş, siyasî, ekonomik, kültürel ve toplumsal alanlarda sürmektedir. Modern bilgi teknolojilerinin herhangi bir kullanıcısı potansiyel hedeftir. Nihayetinde bilişsel savaş, bir ulusun bütününü, insan sermayesini hedefler.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun fonladığı araştırmalarda bilişsel savaşın NATO’ya yönelmiş bir tehlike gibi anlatıldığını ve sözde çözüm önerileri öne sürüldüğünü görüyoruz. Çözüm önerileri, “dirençlilik” kısımlarının çok zayıf kaldığı bu yazıyı tekrar okumanız gerektiğini vurguluyorum. Özellikle, Cem Yılmaz’ın meşhur “Muhittin Topalak” esprisinin ne kadar boşa çıktığını, sosyal medyanın nasıl bir örtülü savaş alanı olduğunu göreceksiniz. “Büyük veri” denilen bir büyük parçanın damla boyutunda parçasıyız ama parçanın bütünü için çok önemliyiz. Akıllı telefonlarımızın, akıllı herhangi bir cihazımızın hayatımıza nasıl etki ettiğini, nasıl bizi yönlendirecek şekilde geliştiğini ve gelişmeye devam ettiğini belki en yetkili kaynaktan okuyacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel savaşta güç, güçlü bilinçtir. Bilincinizi koruyun.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="519" data-id="138" src="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/c705b1_2_jh_machine-learning-in-soc-media_root-info-solutions-1024x519.jpg" alt="" class="wp-image-138" srcset="https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/c705b1_2_jh_machine-learning-in-soc-media_root-info-solutions-1024x519.jpg 1024w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/c705b1_2_jh_machine-learning-in-soc-media_root-info-solutions-300x152.jpg 300w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/c705b1_2_jh_machine-learning-in-soc-media_root-info-solutions-768x389.jpg 768w, https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2022/04/c705b1_2_jh_machine-learning-in-soc-media_root-info-solutions.jpg 1442w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Görselin kaynağı</em></strong>: https://www.nato.int/docu/review/tr/articles/2021/05/20/bilissel-savasla-muecadele-farkindalik-ve-direnclilik/index.html</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">135</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
