<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>adnan tanrıverdi &#8211; Demir Yolcu</title>
	<atom:link href="https://demiryolculuk.com/tag/adnan-tanriverdi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<description> Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. (Kutadgu Bilig)</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jun 2022 10:05:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://demiryolculuk.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-LOGOSp-1-32x32.png</url>
	<title>adnan tanrıverdi &#8211; Demir Yolcu</title>
	<link>https://demiryolculuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">203450429</site>	<item>
		<title>Cumhuriyete Karşı Gayrinizami Harp</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/06/01/cumhuriyete-karsi-gayrinizami-harp/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2022 10:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[gayrinizami harp]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[özel harp]]></category>
		<category><![CDATA[SADAT]]></category>
		<category><![CDATA[tengri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=308</guid>

					<description><![CDATA[Bir özel harp yöntemi olan gayrinizami harbi, Ali Güneş “Gayrinizami Harp: Balkan Harbi’nde Komita-Çete-Jandarma ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir özel harp yöntemi olan gayrinizami harbi, Ali Güneş “Gayrinizami Harp: Balkan Harbi’nde Komita-Çete-Jandarma ve Milisler 1912-193” isimli eserinde şu şekilde tanımlamaktadır: “Gayrinizami harp, iki hasım güç arasında (devletler veya devlet dışı aktörler), herhangi bir dış kaynak tarafından teşkilat, eğitim ve lojistik kapsamında desteklenen yerli halkın hakim olduğu, nizami kuvvetler dışındaki kuvvetler ya da onların desteklenmesiyle, münferit ya da bölgedeki dost nizami kuvvetlere yardımcı unsur olarak hedef ülkede veya düşman işgali altındaki bölgelerde egemen olan sivil / askerî otoriteyi zayıflatmak / yıkmak ve bölgeye sahip olmak amacıyla askerî ve yarı askerî yöntemlerle yürütülen uzun soluklu bir savaş şeklidir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Zeynel Levent, “Gayrnizami Harp Teorisi” isimli eserinde Özel Harp Dairesi’nin eski başkanlarından emekli Tümgeneral Mehmet Cihat Akyol’dan şu bilgileri aktarmaktadır: “Silahlı kuvvetlerle müştereken ve onun kontrolünde icra edilen, savunma konseptine göre memleketin işgalini önlemek, işgal edilirse kurtarılmasını sağlamak; taarruz konseptine göre düşman gerisinde taarruz kuvvetlerine yardım etmek üzere gayrinizami harp kuvvetlerince yapılan harekât.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği üzere gayrinizami harp millî mücadelemiz açısından çok önemli bir safhayı oluşturmaktadır. Türkiye’de emperyalist işgal güçlerine karşı ilk direniş böyle başlamıştır. Düzenli ordu kurulmadan önce yurdun her köşesinde direnişler başlamış, düşmanın sayı ve nitelik bakımından güçlü orduları başarılı operasyonlarla yıpratılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SADAT’ın verdiği eğitimlerden biri de işte bu gayriniami harp üzerinedir. Daha önceki yazılarımda resmî internet sitesinde gayrinizami harp eğitimi verildiğine dair bilgiler olduğunu yazmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şeyi hatırlatıp konumuza geçeceğim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan Tanrıverdi, “Mehdi’nin gelişine ortam hazırlıyoruz” dedikten sonra ağzıyla kuş tutsa Türkiye’de faaliyet göstermediklerine inandıramaz. Bu, mantıksızdır. Böylesine fanatik bir adam gidip birçok yerde faaliyet gösterecek ama Türkiye’yi ihmal edecek, öyle mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mehdi’yi bekleyen biri için laik düzen kâfirliktir. Bunun aksini iddia etmek başkalarını aptal yerine koymaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP’lilerin, siyasal İslamcıların en sevdiği şey din üzerinden yafta vurmaktır. Mesela bir konuda eleştirilirlerse hemen ortaya gerçekliği olmayan ama hamaset içerdiği için fanatikleri kendine çeken bir söylem atarlar: “Siz Batı’yı seversiniz, Batı yapınca iyi ama biz yapınca kötü!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâlbuki böyle bir söylemin gerçekliği yoktur. Türk milleti hiçbir emperyalist arasından seçim yapmayacaktır. Hiçbir Türk’ün böyle bir seçim yapması söz konusu değildir. Bu emperyalistlere mutlak surette Arap emperyalizmi de dahildir. Siyasal İslamcıların Arap sevdası bitmez. Bunu dile getirdiğinizde yine gerçek dışı söyleme başvururlar: “Siz Batı’yı sevin, Haçlıları sevin. Biz Fatih’in torunlarıyız, Çanakkale’de birlikte savaştığımız Araplarla kardeşiz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söylem tepeden tırnağa bir şizofrenik sızlanıştır. Hiçbir gerçekliği yoktur. Karşı tarafı zan altında bırakmak için de söylenmiş olsa iftira, iftradır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Afganistanlı, Pakistanlı, Suriyeli&#8230; Her gün sınırlarımızdan deli gibi orta çağlı ithal ediyoruz. Bu heriflerin kaçtığı herhangi bir şey de yoktur. Bol bol Taliban güzellemesi yapan İslamcılar, “Afganlar zulümden kaçıyor” diyerek duygu sömürüsü yapmayı ihmal etmiyorlar. Tatlı su solcular her zamanki gibi Almanların fonlarıyla mutlu mesut geçiniyorlar. Türk milleti bu hareketler karşısında tepkilidir. Buna karşın yine Batı fonlarıyla yoğun bir “faşizm” yaftası vuruluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi şu soruları sormak zorundayım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1-Yukarıda saydığım ülkelerden gelenlere internet ortamında ve İslamcı vakıflar aracılığıyla “2023” ve “hilafet” propagandası yapılıyor mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">2-Yıllardır devam eden bu göçlere karşı asla samimi bir uyum politikası uygulanmıyor. Şeriat ilan edileceği söylense bu kaçakların yüzde kaçı silahlı mücadeleye katılmayı kabul edecektir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">3-SADAT’ın şeriatçı olduğu yeterince açık değil midir? Türk devletinin alternatifi projeler üretmiş midir? Üretmemiş midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">4-SADAT için bu istilacılar doğal insan kaynağı değil midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">5-Gayrinizami harp eğitimi veren siyasal İslamcıların olduğu bir ülkede bu cahil ve kan dökmeye meyilli kitleler kullanılır mı? Kullanılmaz mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">6-SADAT’ı Blackwater’la karşılaştırıyorlar. Blackwater’ın Amerika’nın iç düzenine karşı olduğu söylenemez ama SADAT da Blackwater gibi devletle uyumlu mudur yoksa onun rejimiyle sorunlu mudur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şeyi iyi anlamak gerekir&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk toplumunun sinirleriyle oynuyorlar. İnsanları sokaklara döküp kanlı devrimlere kapı aralamak istiyorlar. Her yerin mahşere döndüğü bir ortamı hazırlayan Mehdiseverlerin kendileri de kullanılıyor. İşgal edilmek üzere karıştırılmış bir memlekette Mehdi diye Haçlı botları gezer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca harap ettikleri Suriye’yi kurtardı mı, muhayyel Mehdi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milletine duygu sömürüsü yapıp Kudüs’ü gündemden düşürmeyenler, Filistin konusunda Türk milletini vicdansız ilan ediyorlar. Haydi biz vicdansızız&#8230; Hani Mehdi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar önce yazdığım bir yazıda Kadıyanîleri anlatmıştım. Bu cemaatin kuruluşunda ve yükselişinde Mehdi ve Mesih inancı büyük rol oynamıştır. İnsanlar İngiliz işgali karşısında Mirza Gulam Ahmed’e koşmuşlardır. Mirza Gulam Ahmed’in soyu ise yıllardan beri aynı beklentilerle “halife” sıfatıyla insanları sömürmektedir. Bu herifin torunu Mirza Mesrur Ahmed uzak olmayan bir zamanda “halife” sıfatıyla AB Konseyi’nde konuşturulmuştur ki bu da “Hilafet istemeyen Haçlıdır” kafasındaki siyasal İslamcıların çürüyen yalanlarından birini daha çürütmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özel harpte profesyonelleşmiş bir siyasal İslamcı neler yapabilir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yerde Kur’an yaktırıp milleti galeyana getirebilir. Bir cemevine saldırı düzenleyip kapısına üç hilal çizebilir. Bir mülteciye saldırıp alnına gamalı haç çizebilir. Bir Türk’e tekbirlerle saldırıp hilafet sloganları atabilir. Etek giyen bir kadına tekme atabilir, başörtüsü giyen bir kadına küfür edebilir. Bir camiye saygısızlık yapabilir ve bir kilisenin kapısına bomba koyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok daha geniş kapsamlı operasyonlar da söz konusu olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlete sızdırılmış tarikat mensuplarına görevlerini kötüye kullandıracak şekilde yön verebilir. Bunlar aracılığıyla devletin mahreminden bilgi sızdırabilir. Ülkede psikolojik şeriat ilan ettirip insanları zamanı gelip de resmen ilan edilinceye kadar şeriata alıştırabilir. Bunda başarıyla ulaşırsa insanlar şeriatın ilanını yadırgamayacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumun sinir uçlarıyla oynamak için şunun yapılması bile yeterlidir ki yapılıyor da: Türklerin merakla ve ilgiyle beklediği konserler sözde ahlâk namına iptal ettiriliyor. Diğer yandan konserleri iptal edilen toplumun parasıyla Suriyelilere sözde ahlâklı festivaller düzenleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinirlenip sokağa çıkarsanız onlar için ne âlâ. Eğer sokağa çıkmazsanız psikolojik olarak bundan iyi nispet yoktur. Değil mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada bir ikiyüzlülük örneği vereyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kumpas davalarında birçok yazarlar özel harp uzmanı kesilmişti. Her patlamanın, her saldırının arkasında TSK izleri buluyorlardı. Öyle güzel bekçi köpekliği yapılıyordu. O köpeklerin burnu mu koptu, şu son günlerde?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Cumhuriyetine karşı alenen yürütülen gayrinizami harbi göremiyorlar mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yok yok&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zannederim o bekçi köpeklerinin kulübesi, bütün milletten saklanan SADAT’ın kampüsüne taşınmış!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olanlardan anlaşılanlar bunlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her gün tuhaf tuhaf haberlerle karşılaşıyoruz&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emin olun, o Boğaz’a karşı sevişen soytarıları da çırılçıplak güneşlenenleri de hesap ederek onları bu ülkeye alıyorlar. Bunlar sosyal medyada yayılırken bir tuhaf adamın kendini yaktığını haber alıyoruz. Aynı gün içinde bu ülkenin cumhurbaşkanı çıkıp milletin aç ve sefil gezdiğini kabul eden bir açıklama yapıyor ve insanların içki içmelerine, sigara içmelerine açıkça müdahale ediyor. Bunların hiçbiri tesadüf değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahi&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aç ve sefil insanlarla dolu bir ülke kimlerin umuduydu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye’nin talan edilmesinin arkasında&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki açlığın ve cehaletin arkasında&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyadaki yıkımların, gözyaşlarının arkasında&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lütfen Mehdi ve Mesih bekleyenleri arayınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve lütfen&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu topraklarda özgür yaşamanın kıymetini “hatırlayınız”.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">308</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Din Uğruna İhanet</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/29/din-ugruna-ihanet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 May 2022 12:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[gayrinizami harp]]></category>
		<category><![CDATA[iç savaş]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[karşı devrim]]></category>
		<category><![CDATA[kontrgerilla]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[SADAT]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal islamcı]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=304</guid>

					<description><![CDATA[Temelde her dinin iddiası iyilik ve güzelliği hâkim kılmak üzerinedir. Bunun aksini iddia eden, inananlarına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Temelde her dinin iddiası iyilik ve güzelliği hâkim kılmak üzerinedir. Bunun aksini iddia eden, inananlarına caniliği, şeytanlığı öneren din yoktur. Gerçek amaç başka olsa bile hiçbir din bunun aksine tebliğ edilmez. Gerçek amaç iyilik ve güzellikse de kısa zaman içinde fanatikler ve menfaatperestler tarafından istikamet değiştirilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her konuda olduğu gibi akıl sağlığını yitirmemiş kimseler gerçek amaç doğrultusunda mücadele edeceklerinden azınlıkta kalacaklardır. Her konuda olduğu gibi fanatikler ve menfaatperestler yalan yanlış söylemlerle aklı mantığı küçümseyecekler, aklını yitirmiş olan kitleleri itaat altına alacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki nitelik, niceliği yenmek zorundadır. Nicelik acılar yaşatabilir ama geleceği her zaman nitelik inşa eder. Bu yüzden akıl ve bilim yolunda olmak gerekir. Mustafa Kemal Atatürk’ün, yıkılmış bir ülkede enkaz altında bırakılmış eğitim ve bilim yolunda yaptığı inkılaplar bize her miras hem de ülküdür. Bunları korumaksa en önemli vazifelerimizdendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Din uğruna çocuk satanlar, din uğruna kadınların yüzüne kezzap atanlar, din uğruna kafa kesenler, din uğruna kol kesenler, din uğruna ağız dikenler, din uğruna köle pazarı kuranlar, din uğruna dünyayı cehenneme çevirenler&#8230; İşte bunlar “şeytan” kavramına ilham olanlardır. Gerçekte bir şeytan varsa şeytan onlara ilham veren değil onlardan ilham alandır. Şeytanı yaşatan bir şey varsa o da din uğruna yapılan talan ve soygundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Din uğruna vatana ve devlete ihanet edenler vardır. Din uğruna devleti soyanlar vardır. Onlar için kendilerine her şey mübahtır. Kendilerine mübah olan, itaat etmeye mecbur toplum için günahtır. Haram saltanatı böyle kurulur. Devletin malı talan edilir; vatan toprağı peşkeş çekilir; özgürlüğe darbe vurulur; orduya kumpas kurulur&#8230; Haram saltanatı var edenler işte bunlar ve daha fazlasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan olan vatanına ihanet etmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan olan yetimin hakkını çalmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan olan çocukları köle yapmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan olan sadistçe adam öldürüp Tanrı’nın arkasına saklanmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan olan kendi milletine silah çekmez. Hele bunu milletin silahını millete doğrultarak yapmaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunları yapanlar insan bile olamayacaklarına göre Türk olmaları imkânsızdır. Bu millete, bu vatana, bu devlete aidiyet duymayanların her şeyi yapmaları mümkündür. Tanrı inancının arkasına saklanan, kendi milletine tepeden bakan ve onları dinsiz ilan eden anlayış dünyanın her yerinde vardır ama hiçbirine güvenilmez, hiçbirine de itibar edilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlayış millî güvenlik sorunudur. Bunu tekrar vurguluyorum ve sormak istiyorum: Kurucularının İslamî devlet projeleri geliştirdikleri ve anayasal suç işledikleri ortadayken SADAT’ın bir millî güvenlik sorunu olarak ülkenin göbeğinde varlık göstermesine kim müsaade ediyor?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">304</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hilmi Gelirse Rahat Ederiz &#8211; V</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/26/hilmi-gelirse-rahat-ederiz-v/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 May 2022 16:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mahir kaynaj]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet baransu]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet eymür]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel ajan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik harp]]></category>
		<category><![CDATA[tetikçi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[yasemin çongar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=293</guid>

					<description><![CDATA[Yalan ve iftira üretmeye gelince dillerden düşürülmeyip gerçekler ortaya çıkınca göz önünden çektirilenler vardır. “Cesur [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yalan ve iftira üretmeye gelince dillerden düşürülmeyip gerçekler ortaya çıkınca göz önünden çektirilenler vardır. “Cesur gazeteci” Yasemin Çongar bunlardan biridir. “Taraf” adlı paçavranın en önemli ismi Çongar’dı. Birçok insanın hayatını kararttılar, insanların hayatlarından yıllarını çaldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Merd-i Kıptî şecaat arz ederken sirkatin söyler” misali bu hırsızlıkları “cesur gazeteci” palavrasıyla taltif ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanların hayatından çalmak bu kadar kolay mı? Komplo üretmek, devlet sırlarını çalmak, devlete suç örgütü muamelesi yapmak, şehitlere ve gazilere hakaret etmek bu kadar kolay mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette değil ama vatan sevgisinden nasiplenmemiş olanlar için bunlar “profesyonel” işlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisinin talihi Milliyet ve CNN Türk’te Washington muhabiri olunca değişmiştir. Tabi birçok muhabir oralarda görev yapmıştır ama onun talihi aşk hayatında gülmüştür. “Yabancı hizmet subayı”, CIA görevlisi Chris Mason ile evlenince tam bir profesyonel olmuştur. Chris Mason aynı zamanda RAND Co.’da dersler vermiştir. 2006’da yaptığı bu evlilikten sonra 2007’de Türkiye’ye dönerek Taraf’a katıldı. 2013 yılında Hasan Cemal ve Ahmet Altan’la birlikte Punto24 Bağımsız Gazetecilik Platformu’nu kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraf’ın bazı manşetlerini hatırlatmadan önce kendisinin Standart-MORI adlı stratejik araştırma ve planlama şirketinde çalıştığını belirtmek istiyorum. Bu şirketin varlığı ve faaliyetleri benim için şüphelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirket 1987’de Selim Oktar tarafından kurulmuştur. O zamanki adı Stratejik Araştırma ve Planlama Şirketi’dir. Şirket, 1994’te İngiliz araştırma şirketi MORI ile ortak olmuştur. Şirketin kurucusu Selim Oktar, 1997 yılında Gülçin Telci’nin Hürriyet’teki “Sudan Ucuz” yazısına konu olan bir olayın içinde yer almıştır. Yazı Hürriyet arşivlerinde aynen durmaktadır. Oktar, şaibeli bir şirket alımına karışmış bir kimsedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çongar’ın stratejik araştırma şirketinde görev alması, eşinin aynı alanda hizmet veren CIA şirketi RAND Co.’daki geçmişi ve Taraf gazetesinin operasyonel görevi tesadüf müdür? İşte bu nedenle Strateji-MORI şirketinden şüphe ettiğimi yazdım. Ayrıca bir şirket kurup çeşitli kuruluşlara danışmanlık hizmeti üstünden yön vermek ve bundan para kazanmak her açıdan çok iyi bir kazanç olsa gerektir. Diğer yandan ülkemiz açısından kazanç göremediğimi ifade etmeliyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraf’ın manşetlerine, Çongar’ın, eşinin CIA görevlisi olduğuna dair yazı yazan Oray Eğin’e verdiği sözde cevapla girmek isterim. Çongar, Eğin’in yazdıklarına karşı bir söyleşisinde aynen şu cevabı veriyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“CV’sinde CIA ajanı yazan bir ajan olabilir mi gerçekten? Ajan olduğu bilinen bir ajan olabilir mi? Merhaba ben Chris, CIA ajanıyım&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çongar ve avanesi darbe günlüklerinin olabileceğine inanıyorlar. Türkiye’nin en zeki askerlerinden rahmetli Özden Örnek’in darbe günlüğü tutuyor, diye yaygara koparabilirler&#8230; Bu normal&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Merhaba sevgili günlük, bugün darbe planlarımıza devam ettik. Aklıma çok güzel bir fikir geldi. Darbe başarılı olursa Yasemin’i eşinden boşayıp Somali’nin İshak kabilesinden biriyle evlendireceğiz. Böylece demokrasiye büyük bir darbe vurmuş olacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Eşim CIA ajanı olsa bunu ben de bilemezdim” diyen Çongar’ın, “Eşime sordum, CIA ajanı değilmiş, RAND’ın kapısından içeri girmemiş” dediğini de hatırlatıp geçmişe sünger çekmeye başlayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraf gazetesinden bazı manşetler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Görüntüler Çok Net: Bombalananlar Köylü</strong>” (Uludere haberi, 16 Şubat 2012)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Jandarma, Ogün’ü El Üstünde Tutardı</strong>” (Hrant Dink cinayetiyle ilgili haberi, 2 Mart 2012)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Orduları Sanık Paşaları Tanık</strong>” (Sözde Balyoz planıyla ilgili haberi, 3 Mart 2012)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Fatih Cami Bombalanacaktı</strong>” (Sözde 2003 yılında planlanan bir darbe planıyla ilgili haberi, 20 Ocak 2010)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Askerî Vesayete En Ağır Balyoz</strong>” (Balyoz kumpasıyla ilgili haberi, 23 Şubat 2010)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Üstü Cumhuriyet Altı Ergenekon</strong>” (Ergenekon kumpasıyla ilgili haberi, 10 Ocak 2009)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>AKP ve Gülen’i Bitirme Planı</strong>” (AKP ve Gülen’in şeriat planlarına karşı Genelkurmay’ın tavrıyla ilgili haberi, 12 Haziran 2009)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Kod Adı Kafes</strong>” (Sözde Kafes Eylem Planı ile ilgili haberi. Dolaylı yoldan TSK’nin gayrımüslimleri vurup Müslümanları suçlayacağı iddia ediliyor. 29 Kasım 2009)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>1923’te Kuruldu 2008’de Arınıyor</strong>” (Yorum yok. 26 Temmuz 2008)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Tehdidi Bırak Hesap Ver</strong>” (Aktütün baskınıyla ilgili haberi, 16 Ekim 2008)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Punto24’ün internet sitesinde bir ifade var: “Gazetecilik suç değildir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazetecilik ajanlık mıdır? Gazeteler psikolojik harp merkezleri midir? Mehmet Baransu gibilerin devlet sırlarını çantalara koyup örgütlü suç belgesi diye mahkeme salonlarına getirmesi kahramanlık mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon ve Balyoz’da saçma ve ahmakça şeyler yapılsa da uygulayıcıları kendilerine profesyonel dedikleri için bunları yazıyorum. Bu yazı dizisi boyunca unutmadıklarımızın küçük bir kısmını yazdım. Size son bir profesyonellik örneğinden daha bahsedeceğim. Bu sefer ki profesyonel, Merve Kavakçı’dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merve Safa Kavakçı, 90’lı yıllarda Abdullah Gül’ün danışmanıydı. Refah Partisi’nin kurucu genel başkanı olan Ahmet Tekdal’ın kızı Ayşenur Tekdal, 20 Nisan 1999’da yapılacak seçimlerde İstanbul 2. bölgeden milletvekili adayıydı. Yani seçilmesi neredeyse garantiydi. Ne var ki kendisinin adaylığı Ankara’ya kaydırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki türbanlı hanımdan Ayşenur Tekdal’ın yerinin Merve Safa Kavakçı’ya bırakılması gerekiyordu çünkü iki türbanlı hanımdan Kavakçı ABD vatandaşı olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca kara propaganda yapıldı: “Türkiye onu kabul edemedi ve o da özgür olduğu ABD’ye gidip vatandaş oldu” şeklinde&#8230; Bu bile ABD’nin din hürriyeti politikasının uygulanmasından ibaret bir propagandadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa Kavakçı 5 Mart 1999’da şövalye yemini ederek ABD vatandaşı olmuştu bile&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ailecek ABD’yi pek severler ki aile reisi Yusuf Ziya Kavakçı da ABD’deki birtakım FETÖ’cüler tarafından pek hürmet görmekteydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllarca “Türban düşmanı Türk devleti” ve “Türban düşmanı Türk ordusu” kara propagandası işte Kavakçı aracılığıyla TBMM’de gerçekleştirilen profesyonel bir operasyonla zihinlere kesin olarak yerleştirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özkök’ü getiren organizasyon, kumpasları kurup organize eden organizasyon, Kavakçıları da ailecek ödüllendirmekte epey cömert davrandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Liste her yazıda uzadıkça uzadı&#8230; Adnan Tanrıverdi, Nevzat Tarhan ve SADAT; Yasemin Çongar, Hasan Cemal, Ahmet Altan ve Taraf; Mahir Kaynak, Mehmet Eymür ve MİT’teki Çerkezler; Kavakçı ailesi ve daha niceleri&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu TSK olunca milyonların kalbi şanlı Türk ordusuyladır ve milyonlar Ebedî Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün izindedir. Çoğunluğa hükmetmeye kalkan Türk ve Atatürk düşmanları ise her zaman onun karşısındadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzyılların değiştirmediği ve değiştirmeyeceği nokta ise Türk ordusunun karşısına çıkanların yaşamaktan kaçamayacakları mutlak sondur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">293</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hilmi Gelirse Rahat Ederiz &#8211; IV</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/25/hilmi-gelirse-rahat-ederiz-iv/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 May 2022 15:06:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[deniz ülke arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hilmi özkök]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mahir kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[TSK]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=290</guid>

					<description><![CDATA[Kumpas davalarının mutlaka değinilmesi gereken bir yönü de bu kumpaslarda rolü olanların FETÖ’cü olma zorunluluğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kumpas davalarının mutlaka değinilmesi gereken bir yönü de bu kumpaslarda rolü olanların FETÖ’cü olma zorunluluğu olup olmadığıdır. Daha önceki yazımda değindiğim üzere Tanrıverdi, Tarhan, Atasagun, Taner hep başka insanlar gibi görünürler ama hepsi kumpas davalarında rol üstlenmişlerdir. Mahir Kaynak’ın yazılarından da alıntılar yapmıştım çünkü o da böyle bir hayalî örgütün varlığını savunuyor, o da Özkök’ün önünü açacak ifadeler kullanıyordu. TSK’nin yoğun psikolojik harbe maruz kaldığı bir dönemde kendisi “Tayyip Bey”in siyasî kariyerini düşünüyordu ki bu kabul edilemezdir. Nihayetinde Türk subaylarının türlü iftiralarla içeri alındığı bir dönemde itibar suikastına uğrayan Erdoğan değildi. Erdoğan’la ilgili konuşulması gereken şey başbakan sıfatıyla TSK’ye mi kumpaslara mı sahip çıktığıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahir Kaynak’ın kızı Deniz Ülke Arıboğan’ın yazı ve söyleşilerinden yola çıkarsak kendisinin de babasının yolundan gittiğini söyleyebiliriz. Kumpas davalarına “ılımlı” bir yaklaşım sergileyen Arıboğan’ın Ergenekon’a çok ikna olmamış gibi davranması ama yeri geldiğinde birtakım olayların arkasında Ergenekon kokusu alabilmesi takdire şayandır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada ilginç iki noktaya dikkat çekmek isterim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birinci nokta Mahir Kaynak, Şenkal Atasagun, Deniz Ülke Arıboğan’ın başta kumpaslara ikna olmamış veya ılımlı yaklaşmış olmalarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci nokta bu isimlerin Ergenekon nedeniyle ifadeye veya tanıklığa gitmeleri ya da bir süre sonra ikna edilmeleridir. Bununla birlikte üçüncü bir nokta eklersek bu isimlerin devreye girdikleri son dönem kumpasların da son dönemidir. Yani 2012-2013 yıllarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon gibi hayalî örgütlerin kokusu yoktur ama benim burnuma “profesyonel” kokular geliyor&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arıboğan’ın bahsettiğim ifadelerine birkaç küçük örnek verelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Arıboğan’dan Ergenekon Çağrısı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Dr. Ülke Arıboğan’dan Ergenekon operasyonu yorumu: ‘Temizlik bir kez yıkanmayla sağlanacak bir şey değildir. Düzenli yıkanmayı gerektirir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon soruşturması bir dönüm noktası. İddianame sonunda bir buzdağı ile karşılaşabiliriz ama bunların siyasî manivela olduğu ortaya çıkarsa da Türkiye’deki temizleme faaliyetleri ciddi sekteye uğrar! Türk yargı sisteminde önemli bir gedik açılır. O yüzden gerçek katili aramak zorundayız.” (13.07.2008 tarihli bir haberden.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok ılımlı görünse de aslında ifadeler sert ve nettir. Ergenekon iddianamesi başından itibaren bir saçmalıktı. Böyle bir iddianamenin sonunda nasıl bir buzdağı ortaya çıkabilir? Biz o buzdağına “Saçmalıklar Dağı” diyebiliriz. Buzdağının altında da ihaneti ararız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">16 gün sonra bir başka haberde şöyle diyor, Deniz Hanım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Eylemin PKK’nın genel stratejisiyle uyumlu olmadığını, bu tür bir eylemin PKK için ‘tehlikeli’ olduğunu, El Kaide’nin de ‘soyut’ bir örgüt hâline geldiğini anlatan Arıboğan, ‘Ergenekon olayıyla bağlantılı da olabilir’ yorumunu yaptı.” (27.07.2008 tarihli bir haberden.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir örgütün varlığı ile ilgili şüpheleriniz var ama sadece 16 günde bir olayın bölücü terör örgütü tarafından değil de varlığına şüphe duyduğunuz örgüt tarafından gerçekleştirildiğine emin olabiliyorsunuz. 15 Temmuz’da at izinin it izine karıştığı aşikâr iken üç günde bu işin cinler tarafından yapıldığına dair kitaplar yazıp 15 günde yayımlayanlar vardı. Bu cenah hep böyle&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hakkını vermek gerekir ki Deniz Hanım 2011 yılına gelindiğinde şu yorumu yapıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ergenekon soruşturması giderek daha da dallı budaklı anlaşılmaz bir noktaya doğru ilerliyor. Kasetler, şantajlar, yazılmamış kitaplar, virüsle bilgisayara eklendiği iddia edilen notlar, telefon dinlemeleri, cemaat müdahalesi ithamları havalarda uçuşuyor. Hollywood’un en güçlü senaristlerinin bile dudaklarını uçuklatacak senaryolar fırında, taze pişmiş masalara servis edilmeyi bekliyor.” (“Ergenekon’un ruh hâlleri, 9.03.2011)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dik durmak gerekir. Bunu her zaman vurguluyorum. 2011 yılını beklemeye gerek var mıydı? Yoktu. Davanın başından beri ne olduğu veya olmadığı ortadaydı. Ne yazık ki ikna olmamışların ikna edilmeleri zor olmadı. Linç edilme korkusuyla, makam mevkiden olma korkusuyla, bir daha ekranlara çıkamama korkusuyla ve nihayet korkunun her türlüsüyle insanlar bastırıldı. Bir şeyler bilen, söz söyleme hakkını kendinde bulan, insanlara bir şeyler anlatma isteği duyanların birçoğu ne yazık ki sorumlu davranmamışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahir Kaynak’ta da benzer bir ikna olmuşluğu gördüğümü yazmıştım. O kadar ikna oluyor ki Ömer Lütfi Mete’yle birlikte güya Ergenekon’u anlatan kitaplar yazıyor. Kaynak, Balyoz Planı ile ilgili de şunları kaleme almıştı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türkiye’nin dünyadaki yeni rolü ve yeri ile ordunun ideolojisi uyuşmuyordu. O hâlde bu ideoloji değişecek ama ordunun etkinliği azalmayacak hatta artacaktı. Bu rol içe yönelik değil dışa yönelik olacaktı. Bu ordudaki darbeci eğilimleri yok etmek ama gücünü ve prestijini korumakla mümkün olabilirdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne kadar hayırlı bir şey (!) şu Balyoz kumpası&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl meseleye gelelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahir Kaynak bu yazısında şunları da yazıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Şimdi komplo teorisi sayılabilecek bir proje sunuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Silahlı kuvvetlerdeki bazı dokümanlar ele geçirildi ve bunlar bir darbe hazırlığına uygun biçimde yeniden düzenlenerek kamuoyuna sunuldu ve darbe karşıtlığının yerleşmesi ve bu tavrın genelleşmesi sağlandı. Herkes demokrasiden yana olduğunu göstermek için kalemine sarıldı. Ancak bu meselenin birinci safhasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;Ana planın bir de ikinci safhası vardı. Ordunun prestiji korunmalıydı ve bölgede oynayacağı rol için güvenilir bir kurum hâline gelmeliydi. Kamuoyuna sunulan belgeler orijinal değildi ve elde edilen bazı bilgiler değiştirilmiş ve bir darbe planına uygun hâle sokulmuştu. Eğer bu belgelerin bir kısmının bile değiştirilmiş olduğu tespit edilirse ordu aleyhine yapılan yayınların maksatlı ve gerçek dışı olduğu kanıtlanmış olacaktı. Şimdi çok akıllı bir şekilde yürütülen projenin ikinci safhasındayız. Belgelerin değiştirilmiş olduğu ortaya çıkacak ve ne darbe kalacak ne ordu düşmanlığı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rahmetli bu yazıyı sözde planın Taraf’ta yayımlanmasından sadece üç gün sonra yazmıştır. Demek ki kendisinin hayattaki tecrübesi, darbeleri on beş günde çözenlerden çok daha ileriydi ki neredeyse sektirmeden isabetli bir değerlendirme yapmıştır. Üç günde yaptığı değerlendirme dört yıl sonra gerçek olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahir Kaynak’ın yazdıkları akıllıca bir proje değil adice bir şantajın izleridir. Orduyu içeri alıp emperyalist ve siyonist bir proje olan Suriye’nin işgaline razı etme çabasından ibaret olan bir kumpas anlatılmıştır. Belki Kaynak bunu devletin tasarladığını zannediyordu ama üç günde iki safhalı muazzam bir planı çözen (!) bir insan, Suriye’deki bariz planları çözmek için uğraşmazdı bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nihayetinde Türk ordusu bu adî şantaja teslim olmayıp Suriye’deki terör yapılanmalarına yönelik operasyonlarını gerçekleştirmiştir. Aklı sıra orduyu hizaya çekmek isteyenler hizaya gelmişlerdir. Bu çok açıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak’ın bahsettiği “rol” meselesine gelince&#8230; TSK, ABD’nin Kuzey Irak’ta, Türkiye’de, İran’da ve Suriye’de kurmak istediği sözde Kürt devletiyle ilgili olarak Amerikalıların yanında yer almamıştır. Bahsedilen rol budur ve gerisi laf kalabalığıdır. Siyasetçiler, çakma aydınlar, çakma kanaat önderleri ise Kürt açılımı üstünden adeta sıraya girerek emperyalizme hizmet etmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">El ele tutsak etmek istedikleri Türk ordusu tarafından hak ettikleri cevabı almışlardır. Bir zamanlar TSK’ye saldırmak için sıraya girenler, Türk devletine katil ve suç örgütü yakıştırması yapanlar ise nerede olurlarsa olsunlar korkarak yaşamaktadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fotoğraflar çok şey anlatır zira&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir noktaya daha dikkat çekeyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MİT’te eskiden beri Çerkez kökenlilerden oluşan bir grup vardır ki onlardan hayır geldiği görülmemiştir. ABD adına çalıştıklarına dair önemli itiraflarda bulunan Fuat Doğu, Çerkez’dir. Mehmet Eymür’ün eşi Janset Eymür safkan Çerkez’dir. Mahir Kaynak’ın vaka subayı Süleyman Seba -ki MİT içinde sanıldığından etkin görevdeydi- Çerkez’dir. Bu grup önce komünizm nedeniyle sonra TSK’ye yapılan saldırılar nedeniyle FETÖ ile uyum içinde çalışmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece Mehmet Eymür’ün üstüne gidilse, 90’lı yılların hesabı sorulsa bu ülkedeki pek çok karanlık nokta aydınlığa kavuşacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">90’lı yıllar da bölücü terör örgütü mensupları başta olmak üzere kimlere bombalı eğitim verildi? Terörizm eğitimi alanlar hangi eylemleri gerçekleştirdiler? Eymür’ün eylemlerdeki rolü neydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruları Eymür kendisi cevaplamadığı gibi yakın zamanda bütün toplumu manipüle etmeye kalkmış, kendisini kurtarmaya çalışmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mehmet Eymür’ün, kumpas davaları sırasında Beşiktaş Adliyesi’ndeki birtakım hakim ve savcılarla olan ilişkisi soruşturuldu mu? Yine bu kişilerin ABD’li diplomatlarla ilişkileri araştırıldı mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir gün mutlaka ama mutlaka adalet yerini bulacak ve Türk milletini aldatmaya kalkanlar Türk yargısı önünde hesap vereceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve son olarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hakkında “Açılımcı diye öldürüldü” yalanı çıkarılan Eşref Bitlis, yaşasaydı “Balyoz” adında bir harekât icra edecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk ordusunun dirayetiyle Kuzey Irak’tan ve Türkiye’den çekilmek zorunda kalan Amerikan ordusu buna müsaade etmemek için her şeyi yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve onların iş birlikçi katil taşeronları da&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">290</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hilmi Gelirse Rahat Ederiz &#8211; II</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/23/hilmi-gelirse-rahat-ederiz-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 May 2022 16:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hilmi özkök]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[tanık]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=283</guid>

					<description><![CDATA[Türk ordusu, Türk milletinin en önemli değeridir. Ordu-millet vurgusu ne bir hamaset ne de bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türk ordusu, Türk milletinin en önemli değeridir. Ordu-millet vurgusu ne bir hamaset ne de bir iddiadır. Çok köklü ve çok sağlam bir yapıya sahip olan, ebedî başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk olan bu ordu Türk milletinin yüz akıdır. Türk devletini yıkmak için içeride ve dışarıda çaba gösterenlerin ana hedefi de Türk ordusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir orduya karşı harekât yürütmek kolay değildir. Yabancı istihbarat servislerinin kumpaslarında FETÖ’nün taşeron olduğunu biliriz. Ne var ki “profesyonel rehber” diyebileceğimiz kimselerin varlığını fark edenimiz azdır. Bunların her birinin kendi maharetine göre görevleri vardır. Asıl görevleri ise toplumu saçma sapan şeylere ikna etmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimilerinin görevi de Türk toplumunu Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında mahkûm edebilmek için toplumu ikna etmekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeteneksizlikleri ve vatanı sevmekteki basiretsizlikleri yüzünden kapıya konanların başarıya ulaşması beklenemezdi. Böylece Amerikan elçilerinin ceplerinde getirdiği ve özellikle basına, medyaya, tetikçi yazarlara dağıtılan 400 milyon dolar heba oldu gitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşı devrim yapmak isteyenlerin hevesleri bir kez daha kursaklarında kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumu ikna etmek için kâğıt üzerinde farklı kesimlerden gelen ama “kuyruk acısı” itibariyle aynı tarafta yer alan kimseleri kullandılar. Hesapta Hilmi Özkök, Mahir Kaynak, Mehmet Eymür farklı kulvardadır, Adnan Tanrıverdi ve Nevzat Tarhan farklı kulvardadır. Gel gelelim Türk ordusu hedefe konduğunda bunların bir araya gelmesi mümkün olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düşmanın ittifakını anlamak için el ele tutuşmalarını beklemeyin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçen yazımda Adnan Tanrıverdi’nin Hilmi Özkök’e 2006 yılında yazdığı mektuba yer vermiştim. İlk olarak onu tekrar buraya alayım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ülkemizde garip şeyler oluyor. Sap samana karışmış durumda. Milletin refahı ve devletin bekâsı için güvenli ortamın sağlanması ile görevli silahlı kuvvetlerimizin mensupları ve emeklileri; huzura, güvene ve istikrara darbe indirmek üzere teşkil edildiği anlaşılan çeteler oluşturuyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“&#8230;Sayın Genelkurmay Başkanım&#8230; Disiplinsizler (TSK’den) atıldığına göre, çeteleri kuranlar disiplinliler mi oluyor? <em>Silahlı kuvvetlerin tepesindekiler siyaset yapar da genç kadrolar yapmaz mı? Genç kadrolarda çeteleşme olur da onların komutanlarında ve üst kadrolarında çeteleşme olmaz mı?</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahir Kaynak’ın 2009 yılında “Darbeleri kim yapar?” başlıklı yazısından bir bölümü aktarayım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ergenekon iddialarının genel görünümünü şöyle özetleyebiliriz: Bazı üst rütbeli askerler darbe hazırlamışlar ama dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök’ün karşı koyması nedeniyle proje gerçekleştirilememiş. <em>Yani darbenin en üst halkasında bu kişiler bulunuyor.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lütfen altını çizdiğim cümlelere dikkat edin. Birinin mektup adresi Özkök, diğeri “Darbe var ama Özkök karşı çıkıyor” diyor. Özkök’ü korurken birleşiyorlar ama Türk ordusunun üst düzey komuta kademesini ele alırken aynı cümleleri kuruyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu bir operasyondur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2009’un Mart’ında yazdığı yazısında Ergenekon’a ikna olmamış görünen Kaynak, aynı yılın ocak ayında aynen şu cümleleri kuruyor: “Ergenekon’da son dalgayı gördük, 11’inci dalga olmayacak. AKP ve ordu uzlaştı, Ergenekon tasfiye edilecek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve ikna olmadığı (!) örgütle ilgili belli ki çok şey biliyor (!): “Bu savaş masa başında bitmeli, bitecek de&#8230; diyor Mahir Kaynak, Ergenekon davası ile ilgili olarak. Anlamı, davanın örtülmesi mi? Ona göre örgütün tasfiyesi&#8230; Çünkü bugün silahlar bulundu, yarın da cesetler bulunacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunu unutmayın: Kumpas davalarında örgütten kasıt devlet ve ordudur. Örgütlü suçtan kasıt ise terör örgütü başta olmak üzere her türlü devlet düşmanına karşı verilen mücadeledir. “Ergenekon tasfiye edildi / edilecek” cümleleri ise “TSK’de Kemalizm dönemi bitti / bitecek” anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kumpasların dili budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ömer Lütfi Mete ile birlikte “Erdoğan Operasyonu” ve “Ergenekon Darbecilerin Son Çırpınışları” kitaplarını yazan Kaynak, yine 2009 yılında bakın daha başka neler demiş:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ergenekon’da bu son dalga artık Tayyip Bey’i yıpratmaya yönelik. Savcılar yapsa da sonuçta Tayyip Bey’e yükleniyor. Fetullah Hoca acaba Tayyip Bey’den vazgeçti mi diye düşünüyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski bir MİT görevlisinin şu kurduğu cümlelere bakar mısınız?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletinin ordusuna saldırılıyor, kendi de bu saldırıların içerisinde yer alıyor. Erdoğan’ın siyasî geleceğini düşünürken asla kabul edilemeyecek bir cümle kurarak, “Fetullah Hoca Tayyip Bey’den vazgeçti mi diye düşünüyorum” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir insan hele ki eski bir MİT görevlisi nasıl böyle bir cümle kurabilir? Sol kökenli diye bilinen bu adamı kim korudu peki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon’da hayatını kaybedenlere “mermiye kafa attı” diye yazacak kadar küçülmenin de ötesine geçmiş bir şahsiyetsiz: Engin Ardıç.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Engin Ardıç, “Mahir Kaynak’a Küfür Etmeyin” diye bir yazı yazıp onu korurken Kemalizm’i de hedef aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hafıza önemlidir, diyoruz. Ne arşiv unutur ne de bizim hafızamız silinir. Bu hafızayı silecek bir gücün olmadığını unutmayalım. Kozmik Oda’ya girenleri maymun gibi alkışlayanları unutmadık. Ergenekon’da hayatını kaybedenlerle alay eden mahlûkatı unutmadık. Yalan yazanı, haince konuşanı, Nutuk’u suç delili sayanı, insanların geleceğini çalanları unutmadık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şeyi daha aklımızda tutalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hainlik ve gaflet hâlinde bulunanlar her zaman aynı dili konuşurlar, her zaman aynı yere saldırırlar. Kumpaslar bitmişse de saldırılar bitmemiştir. Orada hedeflenen neyse aynen bugün de devam ettiğini Atatürk düşmanlarının en ılımlısından en fanatiğine kadar dilinden ve iddiasından anlayabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">283</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hilmi Gelirse Rahat Ederiz &#8211; I</title>
		<link>https://demiryolculuk.com/2022/05/22/hilmi-gelirse-rahat-ederiz-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusufhan GÜZELSOY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 May 2022 16:01:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[demiryolcu]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[genelkurmay başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[hilmi özkök]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet eymür]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalatatürk]]></category>
		<category><![CDATA[şamil tayyar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://demiryolculuk.com/?p=280</guid>

					<description><![CDATA[Bir millet için olmazsa olmazlardan biri millî hafızadır. Hafızası güçlü olmayan bir milleti aldatmak çok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir millet için olmazsa olmazlardan biri millî hafızadır. Hafızası güçlü olmayan bir milleti aldatmak çok kolaydır. Hafızasız bir insanı her gün başka bir kimlikle aldatmak mümkündür. Bununla beraber kimileri hafızasız değildir, hafızasını yitirmiş gibi davranmaktadır çünkü işlerine böyle gelmektedir. Hataları, gafletleri olan kimseler mış gibi yapmayı severler. Kimi ortaya çıkan gerçekleri görmezden gelir, kimi bu gerçekleri savunmuş gibi yapar. Nihayetinde hafızası güçlü olanlara kimse yalan söyleyemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela siyasî iktidarın “Millî orduya kumpas kuruldu” beyanını unutmuş değiliz. Bu nedenle yazılarımda pek çok soru sormayı tercih ediyorum. Bu yazımda da bazı soruları soracağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millî orduya kumpas kurulduysa bu kumpasta etkin görev alanlar neden elini kolunu sallayarak rahatça geziyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan Tanrıverdi’nin Hilmi Özkök’e mektubu ifşa oldu. Tanrıverdi, cumhurbaşkanına başdanışmanlık yaptı, güvenlik politikalarıyla ilgili bilirkişilerden oldu. Özkök ise Urla’da emekliliğin tadını çıkarıyor. Diğer yandan Kozmik Oda’ya girilmesinde kilit rolü olan Bülent Arınç da devletin sözde bilirkişilerinden olmuştu.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koskoca orduya kumpas kurmak bu kadar kolay mı? Devletin mahremine saldırmak bu kadar kolay mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunları unutmak her şeyden zor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakın Tanrıverdi, daha 2006 yılında Özkök’e neler yazmış (Aytunç Erkin’in Sözcü’deki yazısından alıntıdır):</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ülkemizde garip şeyler oluyor. Sap samana karışmış durumda. Milletin refahı ve devletin bekâsı için güvenli ortamın sağlanması ile görevli silahlı kuvvetlerimizin mensupları ve emeklileri; huzura, güvene ve istikrara darbe indirmek üzere teşkil edildiği anlaşılan çeteler oluşturuyorlar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu paragraf bir suç itirafıdır. Tanrıverdi bu cümlelerle SADAT’ı tarif etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“&#8230;Sayın Genelkurmay Başkanım&#8230; Disiplinsizler (TSK’den) atıldığına göre, çeteleri kuranlar disiplinliler mi oluyor? Silahlı kuvvetlerin tepesindekiler siyaset yapar da genç kadrolar yapmaz mı? Genç kadrolarda çeteleşme olur da onların komutanlarında ve üst kadrolarında çeteleşme olmaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada ise iki nokta vardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1-Tanrıverdi, Hilmi Özkök’ün aklına fitne fesat tohumları ekiyor. Tabii o tohumların o toprakta tuttuğunu tekrar hatırlayacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2-Bugünlerde TSK’yi yeniden şekillendiriyoruz, diyebilecek kadar pervasız bir adamın kumpas davalarındaki rolü ifşa olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk yargısı bunların hesabını sormayacak mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">O tohumlar o toprakta tuttu, diye yazdım. Yıllar sonra okuduğumuz bir haber:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ergenekon davası kapsamında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür ve AK Parti Gaziantep Milletvekili gazeteci Şamil Tayyar’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi ile gizli tanığın dinlenilmesi kararlaştırıldı.” AA, “<strong>Tanık Sıfatıyla İfade Verecekler</strong>” başlıklı haber, 26.07.2012</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski bir orgeneral, üstelik Genelkurmay başkanı olarak görev yapmış. Emekli bir istihbaratçı, üstelik Kontrterör Dairesi’nde başkanlık yapmış. Bir milletvekili&#8230; Yazdığı bütün kitaplar kumpas davalarının tetikçiliği üzerine. Bir tek kişi gidip sormuyor, demiyor ki “Sen bir milletvekili olarak bu kumpaslarda nasıl bir rol üstlendin?” Sormak bir yana bilirkişi yaptılar onu da&#8230; Çok iyi biliyorum ki bugün birisi “Aslında Ergenekon var” dese sevinçle karşılayacak ilk kişilerdendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genelkurmay başkanlığı yapmış bir adam, nasıl olur da bölücü terör örgütü mensuplarının gizli tanık olduğu bir davada tanıklık yapar? Bir insan böyle bir şeyi nasıl kabul eder?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların soruşturulması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben bir hatırlatma yapıp yazımı noktalayayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nazlı Ilıcak’ın eski eşi, AKP’nin eski Milletvekili Emin Şirin, Nazlı Ilıcak’la beraber gittikleri ABD gezisinde FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le görüştürülmüşlerdi. Şirin, Hilmi Özkök’le ilgili şunu anlatmıştı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kahvaltı ederken Nazlı Hanım dedi ki ‘Hocam sizin istihbarat kaynaklarınız kuvvetli, biz bu askerin vesayetinden ne zaman kurtuluruz?’</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fetullah Hoca da ona cevaben ‘Eğer Hilmi Özkök Genelkurmay başkanı olursa rahat ederiz’ dedi. Durmadı Nazlı Hanım bir soru daha sordu ‘Bundan nasıl emin olabiliyorsunuz?’</p>



<p class="wp-block-paragraph">FETO (Haber kaynağında böyle yazıyor) ona cevaben ‘Onun albay olmasına bile şaşırmıştım’ dedi. Yani albay olmaması gerekirdi, atılması gerekirdi.’”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günlerde ABD ve AB yetkilileri birbiri ardınca TSK’den rahatsızlıklarını dile getiriyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eskinin tetikçileri de ABD’ye gidip hocaefendileriyle orduyu nasıl bitiririz, diye konuşuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hilmi Özkök ise “O zaman Fetullahçı olmak suç değildi, o yüzden atamadık” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılan o ki Özkök hızını alamamış, görev sonrası bile tanıklık yapmaya devam etmiş&#8230; Şimdi de Urla’da emekliliğin (?) tadını çıkarıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">280</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
