Başlıktan da anlaşılacağı üzere yazıda yalnız Türk alplarının geçmişte nasıl yaşadığının değil, bugün de nasıl yaşadığı veya yaşaması gerektiği üzerine düşüncelerimi yazacağım. Türk milletine canı pahasına hizmet etmek isteyen herkesin aklında tutması gerektiğine inandığım noktalara değineceğim.

Her milletin fedakar kahramanları vardır. Bu kahramanlar genellikle birbirine benzer özelliklere sahiptir. Gerçekte yaşamış olan kahramanlar da tamamen kurgu ya da sembolik olan kahramanlar da ideal kahraman tipini yansıtır. Türk mitolojisindeki “alp” tipiyle İskandinav mitolojisindeki “elfr” tipi de böyledir. Birbirine hem fonetik hem de karakteristik anlamda benzer.

Türk alpı toplumu iyi tanır. Millet için her türlü fedakarlığa hazırdır. Kendi hayatını millete adayan alp, hem akıllı hem de ahlaklı olmalıdır. Göz önünde olmaktan hoşlanmaz; genellikle dağda yaşar, yani toplumdan uzaktadır. Vatanı olan tabiata son derece saygılıdır. Erdemsiz davranışlarda bulunanlardan, yalakalardan, art niyetli menfaatçilerden tiksinir.

Bir alpın düşmanı her zaman çok güçlü olmalıdır. Böylece aklı ve iradesi daima keskin kalacaktır. Ona kimse “Bu vatanı sevdiniz, karşılığında da zengin bir hayatınız olacak.” sözü vermemiştir. Her şeyini vatanı ve milleti vermiştir. Dolayısıyla çektiği zorluklar karşısında yılmaz, düşmana teslim olmaz, kendini satmaz.

Akıllı ve ahlaklı her insan gibi alp da yaptığı hizmeti unutur. Biz bu ülke için şunu yaptık, bunu yaptık diye sağda solda ahkam kesmez. Yaptığı işlerin karşılığında devletten ayrıcalık beklemediği gibi millete efendilik taslamaz. Tabiri caizse Ali kıran baş kesenlik yapmaz.

Günümüzde en büyük sorunlardan biri, kendi kendine kahramanlık payesi verenlerin ahlaksızlığıdır. Akıl ve ahlak bağlantılı olduğu için bu tiplerin düşmanlar tarafından tuzağa düşürülmesi kadar kolay bir iş yoktur. Kendi kuyularını kendilerinin kazması ise trajiktir.

Bir devlet görevlisi yapacağı hizmeti yapmalı ve sonra da unutmalıdır. Aksi takdirde yaptığı hizmet onun en büyük düşmanı olur. İnsanlıktan çıkar, kendinde her türlü hakkı bulur. Sevdiğini iddia ettiği devletin kanunu çiğner. Sevdiğini iddia ettiği milletin hayatına kabus gibi çöker, milletin evlatlarına kıyar.

Artık o iflah olmaz birisidir. Bir zamanlar hizmet etmek için yetiştirildiği devletin paraziti oluverir. Her iktidara taşeronluk yapar. Yabancı istihbarat servislerinin güdümündeki basın ve medya kuruluşları tarafından göklere çıkartılır. Yalancının mumu yatsıya kadar yanacağı için kısa zamanda foyası ortaya çıkar. Millet tarafından kınanır. Gençliğin hayal kırıklığı olur.

Kendisi de nasıl bir canavara dönüştüğünü o sırada anlar. Dehşete düşer. Ne var ki iş işten geçmiştir. Devlet tarafından üstü çizilir. Hak ettiği muameleyi görür.

Unutmayalım:

“Bir terör örgütü veya herhangi bir suç örgütünün devlete ve toplum yaşamına verdiği zarar, bir devlet görevlisinin vazifesine ihanet etmesi kadar yıkıcı olamaz!” (Ali Özoğlu)