İngiltere Kraliyet Coğrafî Enstitüsü üyesi Halford John Mackinder, “Kara Hakimiyeti Teorisi”nin babasıdır. Mackinder, “Heartland” (kalpgah) olarak adlandırdığı teoriye göre şu görüşleri dile getirir: “Kim Doğu Avrupa’ya hükmederse dünyanın kalbine hakim olur. Kim dünyanın kalbine hakim hükmederse dünya adasına hükmeder. Kim dünya adasına hükmederse dünyaya hakim olur”.

Şimdiden belirtmeliyim ki Mackinder bir “soft Rusçu”, “utangaç Rusçu”, “Perinçekçi” filan değildir. Yaftacılığı meslek edinenlerin emin olması için kendisinin 1947’den beri dünyada olmadığını yazayım.

Mackinder’ın görüşlerinde eksikler vardır. Bu doğaldır. Mesela SSCB, iki kutuplu dünyanın bir parçasıydı. Bütün Avrasya onun elindeydi ama SSCB dünyanın tek başına lideri olmak bir yana dursun, ABD’yle yarışında sonuna kadar gidemedi. 1991’de tarihe karıştı. Bu durum Avrasya’yı önemli olmaktan çıkarmıyor. Coğrafyada köklü değişiklikler olmadıkça da “kalpgah” önemini yitirmeyecektir. Burası adeta bir köprüdür. Türk kavimleri başta olmak üzere pek çok kavmin yolu buradan geçmiştir, geçecektir.

Bir şeyi eklemeden geçmek istemiyorum. Mackinder 1943 yılında İngiltere, Fransa, ABD ve Kanada’dan kurulu bir ittifak kurulmasını istiyordu.

Zbigniew Brzezinski “Büyük Satranç Tahtası” isimli kitabının daha giriş bölümünde Avrasya’ya önem atfettiğini göstermektedir. Brzezinski, “Avrasya yaklaşık olarak beş yüz yıl önce, kıtaların siyasî olarak etkileşimde bulunmaya başlamasıyla birlikte, dünya iktidarının merkezi olmuştur.” derken tarihî gerçeklerin dışında buraya hükmedenlerin çoğunlukla Batı Avrupa’dan olduklarını yazma hatasına düşmüştür. Bu, kasıtlı yapılmış bir hatadır çünkü Doğu Avrupa Türklüğü buranın tarihteki asıl hakimi olduğundan Brzezinski, “Avrasya’ya hükmedenler dünyanın iktidarı olma keyfini sürmüşlerdir” demeden önce bu yanlışı yapmıştır.

Brzezinski, ABD’nin ilk kez Avrasya dışından bir güç olarak dünya gücü olduğunu ifade eder. Kitapta daha sonra dünya hakimiyeti için Avrasya hakimiyetinin önemi vurgulanacaktır.

SSCB’yi Afganistan bataklığına saplayan stratejinin mimarlarından, Afgan cihatçıların tekbirlerle karşıladığı ve onlara “God is on your side” diyen Brzezinski de Perinçekçi değildir.

Perinçekçi, soft Rusçu, utangaç Rusçu George Friedman’ın “Gelecek 10 Yıl” kitabından bugüne dair ipuçları verecek birkaç alıntı yapmak istiyorum:

“Amerikan politikası kaçınılmaz olarak, önümüzdeki on yıl boyunca Eski Roma ve yüz yıl öncesinin Britanya’sından öğrendiği dengeli, evrensel stratejiye dönmek zorunda. Bu eski kafalı emperyalistler sadece kaba güçle hüküm sürmediler. Bunun yerine hakimiyetlerini korumak için bölge güçlerini birbirine düşürdüler ve onları da karşı koyabilecek başka güçlere karşı kışkırtıp birbirlerine düşman olmalarını sağladılar. Karşıt güçlerin birbirlerini zayıflatmalarından yararlanarak güç dengesini korudular ve aynı zamanda imparatorluğun emperyal çıkarlarını güvenceye aldılar.”

“Rusya’nın tekrar yükselişi ve doğuya bakış açısı, ABD’nin bölgede ikinci ilgi alanını oluşturan diğer oyuncuyu, Avrupa Birliği’ni incelerken daha belirgin olacak.”

“Tüm bunlar önümüzdeki on yılda ABD’nin neden Almanya ile Rusya arasındaki iş birliğini baltalamak için büyük çaba harcaması gerektiğini anlatmaya yardımcı oluyor. Göreceğimiz gibi ABD’nin yaklaşımı, Almanya – Rusya anlaşmasının tekerine sokulabilecek coğrafî bir çomak sayılan Polonya’yla yeni bir ilişki kurmak yönünde gelişecek.”

Friedman, kitabının sonuna kadar kendince samimi önerilerde bulunuyor. ABD’yi dün ve bugün bakımından anlamaya yardımcı olacak kitaptır. Soft Rusçu (!) demeyin, okuyun. Başkalarının gözünden bakmaktan, başkalarının zihnine girmekten daha açık istihbarat var mıdır?

***

Oramiral Özden Örnek, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı idi. Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Hizmet Madalyası, Türk Silahlı Kuvvetleri Şeref Madalyası, ABD Liyakat Madalyası, Brezilya Deniz Kuvvetleri Liyakat Nişanı, Pakistan Nişanı İmtiyaz Madalyası vardı.

Doğu Akdeniz kaynamaya başlayıp emperyalizmin kan bürünmüş gözü buraya dönünce Özden Örnek ve birçok Türk subayı da dikkatini buraya vermiştir. Örnek, Balyoz kumpasında hapse girmiş ve 41 ay hapis yatmıştı. O zaman “Darbe günlükleri yazıyor” demişlerdi. Bu onun sözde suçuydu. Özde suçu ise şerefli bir Türk subayı olarak Türk milletinin geleceği adına Doğu Akdeniz’i yani Türklerin Mavi Vatan’ını savunmak, savunacak kadroların yetişmesine katkı sunmaktı.

Özden Örnek’i 2018 yılında kaybettik. Onlara dün ve bugün çelişkili yaftalar vuranların görmedikleri gerçeklerden biri, MİLGEM projesidir. Soner Polat, Özden Örnek, Cem Gürdeniz’in başında bulunduğu MİLGEM projesi hayata geçtikçe Türkiye denizlerdeki gücünü artırıyor. TF – 2000 Hava Savunma Harbi Muhribi projesine değinmedim bile. Bugün TCG Anadolu gibi uçak gemisi inşa ediyorsak ve bizi bugünlere getirenleri düşmanlıkla anıyorsak bize yazıklar olsun.

Dün Gladiocu Amerikancı yaftası vurularak içeri atılan insanlara bugün soft Rusçu deniyor. Doğru düzgün hiçbir televizyona çıkartılmayanlara, çıkabildikleri kanallardan ötürü hakaretler ediliyor. Oysa bu millet Mavi Vatan’ı bilmelidir. Ege’deki duruma direniş göstermelidir. Ufku geniş, donanımlı insanları korumalı ve farklı bir noktaya koymalıdır.

Şu unutulmamalıdır: Millî davalar siyasetin üstünde oldukları gibi bu davaları temsil etme donanım, yetki ve kabiliyetine sahip insanlar da siyasetin üstündedirler. Onlar her kutuplaşmanın da dışında kalmaları gereken kimselerdir.

“Ama amiraller gece gündüz Putin övüyor” diyenlerin Obama’nın başkanlığı sırasında halay çeken vatandaşları, Belçika’da kadeh kaldıran Avrupalıları çabucak unuttukları görülüyor. Van’da ABD başkanlığını kutlayan insanları “okumuşlar” küçümseyebilirler ama Friedman’ın bunu da gözden kaçırmayıp Amerikan imparatorluğunun büyüklüğüne ve etkisine bir örnek olduğunu yazdığını söylemiş olayım.

***

Sonuç olarak…

Amerika, Avrupa, Rusya, Çin hatta bir ölçüde İran… Hepsinin gözü de eli de Avrasya’dadır. Buraya dikkat çekmek insanları soft Rusçu, hard Putinci, coşkulu Perinçekçi yapmaz.

Amerika için Avrasya, özellikle Avrupa’ya hakim olmanın anahtarıdır.

Rusya için Avrasya, eski imparatorluklarından mirastır, kendisinin hinterlandıdır.

Avrasya, İran’ın eski büyük imparatorluk hayalinde Kuzey Kafkasya’ya ulaşmak büyük önem taşır. Doğu Avrupa, onların düşüncesinde Aryan birliğinin bir parçasıdır.

Avrasya, Çin ve İsrail içinse en çok ticarî açıdan önem taşır… Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesinde Kazakistan, Kafkasya, Türkiye kadar önemlidir.

Saydığım devletlerin hiçbirisi soft Rusçu değildir çünkü Avrasya, Rusya’nın değildir. Avrasya dünyanın kalbidir.

Biz o toprakların en kadim milletiyiz. Doğu Avrupa veya Avrasya, Türk dünyasının en önemli kapısıdır. Avrasya kapısını açmadan Türkistan’a girebilir misin? Girersin ama tavanın başına çökmeyeceğini bilemezsin.

Dünyanın kalbini biri söküp alacaksa o biz olmalıyız. Bunun adını kim ne koyarsa koysun ama önce aklını başına elini vicdanına koysun. Sonrasında aklın da vicdanın da yolunun bir olduğu görülecektir. Akılcı düşüncenin en büyük iki düşmanı “yarım okumak” ve “ön yargı”dır.